﻿1|1|Rahman Rahim olan Allah'&#305;n ad&#305;yla
1|2|Hamd* Alemlerin Rabbinedir.
1|3|Rahman ve Rahimdir.
1|4|Din gününün malikidir.
1|5|Biz yaln&#305;zca Sana ibadet eder ve yaln&#305;zca Senden yard&#305;m dileriz.
1|6|Bizi do&#287;ru yola ilet;
1|7|Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna* Gazaba u&#287;rayanlar&#305;n ve sapm&#305;&#351;lar&#305;nkine de&#287;il.
2|1|Elif, Lam, Mim,
2|2|Bu, kendisinde &#351;üphe olmayan, muttakiler için yol g&ouml;sterici olan bir Kitap't&#305;r.
2|3|Onlar, gaybe inan&#305;rlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak ederler.
2|4|Ve onlar, sana indirilene, senden &ouml;nce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inan&#305;rlar.
2|5|&#304;&#351;te bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtulu&#351;a erenler bunlard&#305;r.
2|6|&#350;üphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar.
2|7|Allah, onlar&#305;n kalplerini ve kulaklar&#305;n&#305; mühürlemi&#351;tir; g&ouml;zlerinin üzerinde perdeler vard&#305;r. Ve büyük azap onlarad&#305;r.
2|8|&#304;nsanlardan &ouml;yleleri vard&#305;r ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanm&#305;&#351; de&#287;illerdir.
2|9|(S&ouml;zde) Allah'&#305; ve iman edenleri aldat&#305;rlar. Oysa onlar, yaln&#305;zca kendilerini aldat&#305;yorlar ve &#351;uurunda de&#287;iller.
2|10|Kalplerinde hastal&#305;k vard&#305;r. Allah da hastal&#305;klar&#305;n&#305; artt&#305;rm&#305;&#351;t&#305;r. Yalan s&ouml;ylemekte olduklar&#305;ndan dolay&#305;, onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
2|11|Kendilerine: "Yeryüzünde fesat ç&#305;karmay&#305;n" denildi&#287;inde: "Biz sadece &#305;slah edicileriz" derler.
2|12|Bilin ki; gerçekten, as&#305;l fesatç&#305;lar bunlard&#305;r, ama &#351;uurunda de&#287;ildirler.
2|13|Ve (yine) kendilerine: "&#304;nsanlar&#305;n iman etti&#287;i gibi siz de iman edin" denildi&#287;inde: "Dü&#351;ük ak&#305;ll&#305;lar&#305;n iman etti&#287;i gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten as&#305;l dü&#351;ük-ak&#305;ll&#305;lar kendileridir; ama bilmezler.
2|14|&#304;man edenlerle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;klar&#305; zaman: "&#304;man ettik" derler. &#350;eytanlar&#305;yla ba&#351;ba&#351;a kald&#305;klar&#305;nda ise, derler ki: “&#350;üphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yaln&#305;zca alay ediyoruz."
2|15|(As&#305;l) Allah onlarla alay eder ve ta&#351;k&#305;nl&#305;klar&#305; içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;malar&#305;na (belli bir) süre tan&#305;r.
2|16|&#304;&#351;te bunlar, hidayete kar&#351;&#305;l&#305;k sap&#305;kl&#305;&#287;&#305; sat&#305;n alm&#305;&#351;lard&#305;r; fakat bu al&#305;&#351;-veri&#351;leri bir yarar sa&#287;lamam&#305;&#351;; hidayeti de bulmam&#305;&#351;lard&#305;r.
2|17|Bunlar&#305;n &ouml;rne&#287;i, ate&#351; yakan adam&#305;n &ouml;rne&#287;ine benzer; (ki onun ate&#351;i) çevresini ayd&#305;nlatt&#305;&#287;&#305; zaman, Allah onlar&#305;n ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;n&#305; giderir ve g&ouml;remez bir &#351;ekilde karanl&#305;klar içinde b&#305;rak&#305;verir.
2|18|Sa&#287;&#305;rd&#305;rlar, dilsizdirler, k&ouml;rdürler. Bundan dolay&#305; d&ouml;nmezler.
2|19|Ya da (bunlar) karanl&#305;klar, g&ouml;k gürültüsü ve &#351;im&#351;ek(ler)le yüklü, 'g&ouml;kten &#351;iddetli bir ya&#287;mur f&#305;rt&#305;nas&#305;na tutulmu&#351; gibidirler ki, y&#305;ld&#305;r&#305;mlar&#305;n sald&#305;&#287;&#305; deh&#351;etle'; &ouml;lüm korkusundan parmaklar&#305;yla kulaklar&#305;n&#305; t&#305;karlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre ku&#351;at&#305;c&#305;d&#305;r.
2|20|اakan &#351;im&#351;ek neredeyse g&ouml;zlerini kap&#305;verecek; &ouml;nlerini her ayd&#305;nlatt&#305;&#287;&#305;nda (biraz) yürürler, üzerlerine karanl&#305;k bas&#305;verince de kalakal&#305;rlar. Allah dileseydi, i&#351;itmelerini de g&ouml;rmelerini de gideriverirdi. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
2|21|Ey insanlar, sizi ve sizden &ouml;ncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sak&#305;nas&#305;n&#305;z.
2|22|O, sizin için yeryüzünü bir d&ouml;&#351;ek, g&ouml;kyüzünü bir bina k&#305;ld&#305;. Ve g&ouml;kten ya&#287;mur indirerek bununla sizin için (çe&#351;itli) ürünlerden r&#305;z&#305;k ç&#305;kard&#305;. ضyleyse (bütün bunlar&#305;) bile bile Allah'a e&#351;ler ko&#351;may&#305;n.
2|23|E&#287;er kulumuza indirdi&#287;imiz (Kur'an)’dan &#351;üphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, Allah'tan ba&#351;ka &#351;ahitlerinizi (kendilerine güvendi&#287;iniz yard&#305;mc&#305;lar&#305;n&#305;z&#305;) ça&#287;&#305;r&#305;n.
2|24|Ama yapamazsan&#305;z -ki kesin olarak yapamayacaks&#305;n&#305;z- bu durumda kafirler için haz&#305;rlanm&#305;&#351; ve yak&#305;t&#305; insanlar ile ta&#351;lar olan ate&#351;ten sak&#305;n&#305;n.
2|25|(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanlar&#305; müjdele. Gerçekten onlar için altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler vard&#305;r. Kendilerine r&#305;z&#305;k olarak bu ürünlerden her yedirildi&#287;inde: "Bu daha &ouml;nce de r&#305;z&#305;kland&#305;&#287;&#305;m&#305;zd&#305;r" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmu&#351;tur. Orada, onlar için tertemiz e&#351;ler vard&#305;r ve onlar orada süresiz kalacaklard&#305;r.
2|26|&#350;üphesiz Allah, bir sivrisine&#287;i de, ondan üstün olan&#305; da, (herhangi bir &#351;eyi) &ouml;rnek vermekten çekinmez. B&ouml;ylece iman edenler, ku&#351;kusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek oldu&#287;unu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu &ouml;rnekle neyi amaçlam&#305;&#351;?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birço&#287;unu sapt&#305;r&#305;r, birço&#287;unu da hidayete erdirir. Ancak O, fas&#305;klardan ba&#351;kas&#305;n&#305; sapt&#305;rmaz.
2|27|Ki (bunlar) Allah'&#305;n ahdini, onu kesin olarak onaylad&#305;ktan sonra bozarlar, Allah'&#305;n kendisiyle birle&#351;tirilmesini emretti&#287;i &#351;eyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;kar&#305;rlar. Kayba u&#287;rayanlar, i&#351;te bunlard&#305;r.
2|28|Nas&#305;l oluyor da Allah'&#305; inkar ediyorsunuz? Oysa &ouml;lü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine &ouml;ldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
2|29|Sizin için yerde olanlar&#305;n tümünü yaratan O'dur. Sonra g&ouml;&#287;e y&ouml;nelip (istiva edip) de onlar&#305; yedi g&ouml;k olarak düzenleyen O'dur. Ve O, her&#351;eyi bilendir.
2|30|Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edece&#287;im" demi&#351;ti. Onlar da: "Biz Seni &#351;ükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk ç&#305;karacak ve kanlar ak&#305;tacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "&#350;üphesiz sizin bilmedi&#287;inizi Ben bilirim" dedi.
2|31|Ve Adem'e isimlerin hepsini &ouml;&#287;retti. Sonra onlar&#305; meleklere y&ouml;neltip: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, bunlar&#305; Bana isimleriyle haber verin" dedi.
2|32|Dediler ki: "Sen Yücesin, bize &ouml;&#287;retti&#287;inden ba&#351;ka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her&#351;eyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olans&#305;n."
2|33|(Allah:) "Ey Adem, bunlar&#305; onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunlar&#305; onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, g&ouml;klerin ve yerin gayb&#305;n&#305; gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklar&#305;n&#305;z&#305; ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; da Ben bilirim."
2|34|Ve meleklere: "Adem’e secde edin" dedik. &#304;blis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (b&ouml;ylece) kafirlerden oldu.
2|35|Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve e&#351;in cennette yerle&#351;. &#304;kiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama &#351;u a&#287;aca yakla&#351;may&#305;n, yoksa zalimlerden olursunuz."
2|36|Fakat &#351;eytan, oradan ikisinin aya&#287;&#305;n&#305; kayd&#305;rd&#305; ve b&ouml;ylece onlar&#305; içinde bulunduklar&#305; (durum)dan ç&#305;kard&#305;. Biz de: "Kiminiz kiminize dü&#351;man olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerle&#351;im ve meta vard&#305;r" dedik.
2|37|Derken Adem, Rabbinden (birtak&#305;m) kelimeler ald&#305;. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. &#350;üphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
2|38|Dedik ki: "Oradan tümünüz inin. Bundan sonra size Benden bir hidayet geldi&#287;inde, kim Benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r."
2|39|"&#304;nkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar ve orada süresiz kalacaklard&#305;r."
2|40|Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, size ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;&#287;&#305;m nimetimi hat&#305;rlay&#305;n ve ahdime ba&#287;l&#305; kal&#305;n, ki Ben de ahdinize ba&#287;l&#305; kalay&#305;m. Ve yaln&#305;zca Benden korkun.
2|41|Yan&#305;n&#305;zda olan (Tevrat)&#305;, do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak indirdi&#287;ime (Kur'an'a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmay&#305;n ve ayetlerimizi az bir de&#287;er kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda de&#287;i&#351;meyin. Ve yaln&#305;zca Benden korkun.
2|42|Hakk&#305; bat&#305;l ile &ouml;rtmeyin ve hakk&#305; gizlemeyin. (Kald&#305; ki) siz (gerçe&#287;i) biliyorsunuz.
2|43|Namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
2|44|Siz, insanlara iyili&#287;i emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitab&#305; okuyorsunuz. Yine de ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
2|45|Sab&#305;r ve namazla yard&#305;m dileyin. Bu, &#351;üphesiz, hu&#351;û duyanlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;ndakiler için a&#287;&#305;r (bir yük)d&#305;r.
2|46|Onlar, (mü'minler ise), &#351;üphesiz, Rableriyle kar&#351;&#305;la&#351;acaklar&#305;n&#305; ve (yine) &#351;üphesiz, O'na d&ouml;neceklerini bilirler.
2|47|Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, size ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;&#287;&#305;m nimetimi ve sizi (bir d&ouml;nem) alemlere üstün k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305; hat&#305;rlay&#305;n.
2|48|Ve hiç kimsenin, hiç kimse ad&#305;na bir &#351;ey &ouml;demeyece&#287;i, hiç kimsenin &#351;efaatinin kabul edilmeyece&#287;i, hiç kimseden bir fidye al&#305;nmayaca&#287;&#305; ve yard&#305;m g&ouml;rülmeyece&#287;i bir günden sak&#305;n&#305;n.
2|49|Sizi, dayan&#305;lmaz i&#351;kencelere u&#287;ratt&#305;klar&#305;nda, Firavun ailesinin elinden kurtard&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; hat&#305;rlay&#305;n. Onlar, kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305; diri b&#305;rak&#305;p, erkek çocuklar&#305;n&#305;z&#305; bo&#287;azl&#305;yorlard&#305;. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vard&#305;.
2|50|Ve sizin için denizi ikiye yar&#305;p sizi kurtard&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; ve Firavun'un adamlar&#305;n&#305; -g&ouml;zlerinizin &ouml;nünde- bo&#287;du&#287;umuzu hat&#305;rlay&#305;n.
2|51|Hani Musa ile k&#305;rk gece için s&ouml;zle&#351;mi&#351;tik. Ama sonra siz, onun arkas&#305;ndan buza&#287;&#305;y&#305; (tanr&#305;) edinmi&#351; ve (b&ouml;ylece) zalimler olmu&#351;tunuz.
2|52|Bundan sonra, (art&#305;k) &#351;ükredesiniz diye sizi ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;k.
2|53|Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya kitab&#305; ve Furkan’&#305; verdik.
2|54|Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buza&#287;&#305;y&#305; (tanr&#305;) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca Yaratan(gerçek &#304;lah)&#305;n&#305;za tevbe edip nefislerinizi &ouml;ldürün: bu, Yarat&#305;c&#305;n&#305;z Kat&#305;nda sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r" demi&#351;ti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. &#350;üphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
2|55|Ve demi&#351;tiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'&#305; apaç&#305;k g&ouml;rünceye kadar sana inanmay&#305;z." Bunun üzerine y&#305;ld&#305;r&#305;m sizi (kendinizden) alm&#305;&#351;t&#305;. Ve siz bak&#305;p duruyordunuz.
2|56|Sonra &#351;ükredesiniz diye, sizi &ouml;lümünüzden sonra dirilttik.
2|57|Bulutlar&#305; üzerinize g&ouml;lge k&#305;ld&#305;k ve size kudret helvas&#305; ve b&#305;ld&#305;rc&#305;n indirdik. Size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar Bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
2|58|Ve hat&#305;rlay&#305;n, demi&#351;tik ki: "&#350;u &#351;ehre girin ve orada istedi&#287;iniz yerde bol bol yiyin, yaln&#305;zca secde ederek kap&#305;s&#305;ndan girerken 'dile&#287;imiz ba&#287;&#305;&#351;lanmad&#305;r' deyin; (Biz de) hatalar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;layal&#305;m; iyilik yapanlar&#305;n (ecirlerini) artt&#305;raca&#287;&#305;z."
2|59|Ama zulmedenler, kendilerine s&ouml;ylenen s&ouml;zü bir ba&#351;kas&#305;yla de&#287;i&#351;tirdiler. Biz de o zalimlerin yapt&#305;klar&#305; bozgunculu&#287;a kar&#351;&#305;l&#305;k, üzerlerine g&ouml;kten i&#287;renç bir azap indirdik.
2|60|(Yine) Hat&#305;rlay&#305;n; Musa kavmi için su aram&#305;&#351;t&#305;, o zaman Biz ona: "Asan&#305; ta&#351;a vur" demi&#351;tik de ondan on iki p&#305;nar f&#305;&#351;k&#305;rm&#305;&#351;t&#305;, b&ouml;ylece herkes içece&#287;i yeri bilmi&#351;ti. Allah'&#305;n verdi&#287;i r&#305;z&#305;ktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmay&#305;n.
2|61|Siz (ise &#351;&ouml;yle) demi&#351;tiniz: "Ey Musa, biz bir çe&#351;it yeme&#287;e katlanmayaca&#287;&#305;z, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarm&#305;sak, mercimek ve so&#287;an ç&#305;kars&#305;n." (O zaman Musa:) "Hay&#305;rl&#305; olan&#305;, &#351;u de&#287;ersiz &#351;eyle mi de&#287;i&#351;tirmek istiyorsunuz? (ضyleyse) M&#305;s&#305;r'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istedi&#287;iniz vard&#305;r" demi&#351;ti. Onlar&#305;n üzerine horluk ve yoksulluk (damgas&#305;) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba u&#287;rad&#305;lar. Bu, ku&#351;kusuz, Allah'&#305;n ayetlerini tan&#305;mazl&#305;klar&#305; ve peygamberleri haks&#305;z yere &ouml;ldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve s&#305;n&#305;r&#305; çi&#287;nemelerindendi.
2|62|&#350;üphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, H&#305;ristiyanlar ve Sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, art&#305;k onlar&#305;n Allah Kat&#305;nda ecirleri vard&#305;r. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
2|63|Sizden misak alm&#305;&#351; ve Tur’u üstünüze yükseltmi&#351;tik (ve demi&#351;tik ki:) "Size verdi&#287;imize s&#305;ms&#305;k&#305; yap&#305;&#351;&#305;n ve onda olan&#305; (hükümleri sürekli) hat&#305;rlay&#305;n, ki sak&#305;nas&#305;n&#305;z."
2|64|Siz ise, bundan sonra da yüz çevirdiniz. E&#287;er Allah'&#305;n üzerinizdeki fazl&#305; (lütuf ve ihsan&#305;) ve rahmeti olmasayd&#305;, siz gerçekten hüsrana u&#287;rayanlardan olurdunuz.
2|65|Andolsun, sizden cumartesi (günü) yasa&#287;&#305; çi&#287;neyenleri elbette biliyorsunuz. &#304;&#351;te Biz, onlara: "A&#351;a&#287;&#305;l&#305;k maymunlar olun" dedik.
2|66|Bunu, hem ça&#287;da&#351;lar&#305;na, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir &ouml;&#287;üt k&#305;ld&#305;k.
2|67|Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir s&#305;&#287;&#305;r kesmenizi emrediyor" demi&#351;ti. "Bizi alaya m&#305; al&#305;yorsun?" dediler. (Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m" dedi.
2|68|"Rabbine ad&#305;m&#305;za yalvar da, bize niteliklerini aç&#305;klas&#305;n" dediler. (Musa, Rabbine yalvard&#305;ktan sonra) "&#350;üphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi aras&#305; dinç(likte bir s&#305;&#287;&#305;r olmal&#305;)d&#305;r. Art&#305;k emrolundu&#287;unuz &#351;eyi yerine getirin" dedi.
2|69|(Bu sefer) dediler ki: "Rabbine ad&#305;m&#305;za yalvar da, bize rengini bildirsin." O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanlar&#305;n içini ferahlatan sar&#305; bir inektir" dedi.
2|70|(Onlar yine:) "Rabbine ad&#305;m&#305;za yalvar da, bize onun niteliklerini aç&#305;klas&#305;n. اünkü bize g&ouml;re s&#305;&#287;&#305;rlar birbirine benzer. &#304;n&#351;aAllah (Allah dilerse) biz do&#287;ruyu buluruz" dediler.
2|71|(Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduru&#287;a al&#305;nmayan, salma ve alacas&#305; olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "&#350;imdi gerçe&#287;i getirdin” dediler. B&ouml;ylece ine&#287;i kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklard&#305;.
2|72|Hani siz bir ki&#351;iyi &ouml;ldürmü&#351;tünüz ve bu konuda birbirinize dü&#351;mü&#351;tünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi aç&#305;&#287;a ç&#305;karacakt&#305;.
2|73|Bunun için de: "Ona (cesede, kesti&#287;iniz ine&#287;in) bir parças&#305;yla vurun" demi&#351;tik. B&ouml;ylece, Allah &ouml;lüleri diriltir ve size ayetlerini g&ouml;sterir; ki ak&#305;llanas&#305;n&#305;z.
2|74|Bundan sonra kalpleriniz yine kat&#305;la&#351;t&#305;; ta&#351; gibi, hatta daha kat&#305;. اünkü ta&#351;lardan &ouml;yleleri vard&#305;r ki, onlardan &#305;rmaklar f&#305;&#351;k&#305;r&#305;r, &ouml;yleleri vard&#305;r ki yar&#305;l&#305;r, ondan sular ç&#305;kar, &ouml;yleleri vard&#305;r ki Allah korkusuyla yuvarlan&#305;r. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil (habersiz) de&#287;ildir.
2|75|Siz (Müslümanlar,) onlar&#305;n size inanacaklar&#305;n&#305; umuyor musunuz? Oysa onlardan bir b&ouml;lümü, Allah'&#305;n s&ouml;zünü i&#351;itiyor, (iyice alg&#305;lay&#305;p) ak&#305;l erdirdikten sonra, bile bile de&#287;i&#351;tiriyorlard&#305;.
2|76|&#304;man edenlerle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;klar&#305;nda "&#304;man ettik" derler; kendi ba&#351;lar&#305;na kald&#305;klar&#305; zaman ise, derler ki: "Allah'&#305;n size açt&#305;k (aç&#305;klad&#305;k)lar&#305;n&#305;, Rabbiniz Kat&#305;nda size kar&#351;&#305; bir belge olsun diye mi onlarla konu&#351;uyorsunuz? Hala ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
2|77|(Peki) Onlar, Allah'&#305;n gizli tuttuklar&#305;n&#305; da, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; da bildi&#287;ini bilmiyorlar m&#305;?
2|78|Onlardan bir k&#305;sm&#305; ümmidir. Kitab&#305; bilmezler; (bildikleri) bir sürü as&#305;ls&#305;z &#351;eylerden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir ve yaln&#305;zca zannederler.
2|79|Art&#305;k vay hallerine; Kitab&#305; kendi elleriyle yaz&#305;p, sonra az bir de&#287;er kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda satmak için "Bu Allah Kat&#305;ndand&#305;r" diyenlere. Art&#305;k vay, elleriyle yazd&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; onlara; vay kazanmakta olduklar&#305;na.
2|80|Dediler ki: "Say&#305;l&#305; günlerin d&#305;&#351;&#305;nda, ate&#351; asla bize de&#287;meyecektir." De ki: "Allah Kat&#305;ndan bir ahid mi ald&#305;n&#305;z? -ki Allah asla ahdinden d&ouml;nmez- Yoksa Allah'a kar&#351;&#305; bilmedi&#287;iniz bir &#351;eyi mi s&ouml;ylüyorsunuz?"
2|81|Hay&#305;r; kim bir k&ouml;tülük i&#351;ler de günah&#305; kendisini ku&#351;at&#305;rsa, (art&#305;k) onlar, ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar, orada süresiz kalacaklard&#305;r.
2|82|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halk&#305;d&#305;rlar, orada süresiz kalacaklard&#305;r.
2|83|Hani &#304;srailo&#287;ullar&#305;’ndan, "Allah'tan ba&#351;kas&#305;na kulluk etmeyin, anneye-babaya, yak&#305;nlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davran&#305;n, insanlara güzel s&ouml;z s&ouml;yleyin, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n ve zekat&#305; verin" diye misak alm&#305;&#351;t&#305;k. Sonra siz, pek az&#305;n&#305;z hariç, d&ouml;ndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.
2|84|Hani sizden "Birbirinizin kan&#305;n&#305; d&ouml;kmeyin, birbirinizi yurtlar&#305;n&#305;zdan ç&#305;karmay&#305;n" diye misak alm&#305;&#351;t&#305;k. Sonra sizler bunu onaylam&#305;&#351;t&#305;n&#305;z, hala (buna) &#351;ahitlik ediyorsunuz.
2|85|Sonra (yine) siz, birbirinizi &ouml;ldürüyor, bir b&ouml;lümünüzü yurtlar&#305;ndan sürüp-ç&#305;kar&#305;yor ve günah ve dü&#351;manl&#305;kla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyele&#351;iyordunuz. Oysa onlar&#305; ç&#305;karman&#305;z, size haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;. Yoksa siz, kitab&#305;n bir b&ouml;lümüne inan&#305;p da bir b&ouml;lümünü inkar m&#305; ediyorsunuz? Art&#305;k sizden b&ouml;yle yapanlar&#305;n dünya hayat&#305;ndaki cezas&#305; a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k olmaktan ba&#351;ka de&#287;ildir; k&#305;yamet gününde de azab&#305;n en &#351;iddetli olan&#305;na u&#287;rat&#305;lacaklard&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir.
2|86|&#304;&#351;te bunlar, ahireti verip dünya hayat&#305;n&#305; sat&#305;n alanlard&#305;r; bundan dolay&#305; azaplar&#305; hafifletilmez ve kendilerine yard&#305;m edilmez.
2|87|Andolsun, Biz Musa'ya kitab&#305; verdik ve ard&#305;ndan pe&#351; pe&#351;e elçiler g&ouml;nderdik. Meryem o&#287;lu &#304;sa'ya da apaç&#305;k belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin ho&#351;lanmayaca&#287;&#305; bir &#351;eyle gelse, büyüklük taslayarak bir k&#305;sm&#305;n&#305;z onu yalanlayacak, bir k&#305;sm&#305;n&#305;z da onu &ouml;ldürecek misiniz?
2|88|Dediler ki: "Bizim kalplerimiz &ouml;rtülüdür." Hay&#305;r; Allah, inkarlar&#305;ndan dolay&#305; onlar&#305; lanetlemi&#351;tir. Bundan dolay&#305; pek az&#305; iman eder.
2|89|Allah Kat&#305;ndan yanlar&#305;nda olan (Tevrat)&#305; do&#287;rulayan bir kitap geldi&#287;i zaman, -ki bundan &ouml;nce inkar edenlere kar&#351;&#305; fetih istiyorlard&#305;- i&#351;te bilip-tan&#305;d&#305;klar&#305; gelince, onu inkar ettiler. Art&#305;k Allah'&#305;n laneti kafirlerin üzerinedir.
2|90|Allah'&#305;n kullar&#305;ndan, diledi&#287;ine Kendi fazl&#305;ndan (peygamberli&#287;i) indirmesini 'k&#305;skanarak ve hakka ba&#351; kald&#305;rarak' Allah'&#305;n indirdiklerini tan&#305;mamakla, nefislerini ne k&ouml;tü &#351;eye kar&#351;&#305;l&#305;k satt&#305;lar. B&ouml;ylelikle gazab üstüne gazaba u&#287;rad&#305;lar. Kafirler için alçalt&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
2|91|Onlara: "Allah'&#305;n indirdiklerine iman edin" denildi&#287;inde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)&#305; inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlar&#305;ndakini (kitab&#305;) do&#287;rulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "E&#287;er inan&#305;yor idiyseniz, daha &ouml;nce ne diye Allah'&#305;n peygamberlerini &ouml;ldürüyordunuz?"
2|92|Andolsun, Musa size apaç&#305;k belgelerle geldi. Sonra siz onun arkas&#305;ndan buza&#287;&#305;y&#305; (tanr&#305;) edindiniz. &#304;&#351;te siz (b&ouml;yle) zalimlersiniz.
2|93|Hani sizden misak alm&#305;&#351; ve Tur'u üstünüze yükseltmi&#351;tik (ve): "Size verdi&#287;imize (kitaba) s&#305;ms&#305;k&#305; sar&#305;l&#305;n ve dinleyin" (demi&#351;tik). Demi&#351;lerdi ki: "Dinledik ve ba&#351; kald&#305;rd&#305;k." &#304;nkarlar&#305; yüzünden buza&#287;&#305; (tutkusu) kalplerine sindirilmi&#351;ti. De ki: "&#304;nan&#305;yorsan&#305;z, inanc&#305;n&#305;z size ne k&ouml;tü &#351;ey emrediyor?"
2|94|De ki: "E&#287;er Allah Kat&#305;nda ahiret yurdu, ba&#351;ka insanlar&#305;n de&#287;il de, yaln&#305;zca sizin ise, (ve) do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, &ouml;yleyse hemen &ouml;lümü dileyin."
2|95|Oysa onlar, &ouml;nceden ellerinin takdim ettiklerinden dolay&#305; onu (&ouml;lümü) hiçbir zaman kesin olarak dilemeyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.
2|96|Andolsun, onlar&#305; hayata kar&#351;&#305; (di&#287;er) insanlardan ve &#351;irk ko&#351;anlardan (bile) daha ihtirasl&#305; bulursun. (Onlardan) Her biri, bin y&#305;l ya&#351;at&#305;ls&#305;n ister; oysa bunca ya&#351;amas&#305; onu azaptan kurtarmaz. Allah, onlar&#305;n yapmakta olduklar&#305;n&#305; g&ouml;rendir.
2|97|De ki: "Cibril'e kim dü&#351;man ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitab&#305;), Allah'&#305;n izniyle kendinden &ouml;ncekileri do&#287;rulay&#305;c&#305; ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O’dur.
2|98|Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e dü&#351;man ise, art&#305;k &#351;üphesiz Allah da kafirlerin dü&#351;man&#305;d&#305;r."
2|99|Andolsun Biz sana apaç&#305;k ayetler indirdik. Bunlar&#305; fas&#305;klardan ba&#351;kas&#305; inkar etmez.
2|100|Ne zaman bir ahidde bulundularsa, içlerinden bir b&ouml;lümü onu bozmad&#305; m&#305;? Hay&#305;r, onlar&#305;n ço&#287;u iman etmezler.
2|101|Ne zaman onlara Allah Kat&#305;ndan yanlar&#305;ndakini do&#287;rulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden birtak&#305;m&#305;, sanki bilmiyorlarm&#305;&#351; gibi Allah'&#305;n Kitab&#305;’n&#305; arkalar&#305;na att&#305;lar.
2|102|Ve onlar, Süleyman'&#305;n mülkü (nübüvveti) hakk&#305;nda &#351;eytanlar&#305;n anlatt&#305;klar&#305;na uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak &#351;eytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki mele&#287;e Harut'a ve Marut'a indirileni &ouml;&#287;retiyorlard&#305;. Oysa o ikisi: "Biz, yaln&#305;zca bir fitneyiz, sak&#305;n inkar etme" demedikçe hiç kimseye (bir &#351;ey) &ouml;&#287;retmezlerdi. Fakat onlardan erkekle kar&#305;s&#305;n&#305;n aras&#305;n&#305; açan &#351;eyi &ouml;&#287;reniyorlard&#305;. Oysa onunla Allah'&#305;n izni olmad&#305;kça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna ra&#287;men kendilerine zarar verecek ve yarar sa&#287;lamayacak &#351;eyi &ouml;&#287;reniyorlard&#305;. Andolsun onlar, bunu sat&#305;n alan&#305;n, ahiretten hiçbir pay&#305; olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; bildiler; kendi nefislerini kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda satt&#305;klar&#305; &#351;ey ne k&ouml;tü; bir bilselerdi.
2|103|E&#287;er gerçekten iman edip sak&#305;nsalard&#305;, Allah Kat&#305;ndaki sevab(lar&#305;) gerçekten daha hay&#305;rl&#305; olurdu; bir bilselerdi.
2|104|Ey iman edenler, "Raina-Bizi güt, bize bak" demeyin. "Unzurna-Bizi g&ouml;zet" deyin ve dinleyin. Kafirler için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
2|105|Kitap Ehlinden olan kafirler ve mü&#351;rikler, Rabbinizden üzerinize bir hayr&#305;n indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, diledi&#287;ine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.
2|106|Biz, daha hay&#305;rl&#305;s&#305;n&#305; veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiçbir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kald&#305;rmaz) veya unutturmay&#305;z. Bilmez misin ki Allah, gerçekten her&#351;eye güç yetirendir.
2|107|(Yine) Bilmez misin ki, gerçekten g&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. Sizin Allah'tan ba&#351;ka veliniz ve yard&#305;mc&#305;n&#305;z yoktur.
2|108|Yoksa daha &ouml;nce Musa'n&#305;n sorguya çekildi&#287;i gibi, siz de Resulünüzü sorguya m&#305; çekmek istiyorsunuz? Kim iman&#305; inkar ile de&#287;i&#351;irse, art&#305;k o, dümdüz yoldan sapm&#305;&#351; olur.
2|109|Kitap Ehlinden ço&#287;u, kendilerine gerçek (hak) apaç&#305;k belli olduktan sonra, nefislerini (ku&#351;atan) k&#305;skançl&#305;ktan dolay&#305;, iman&#305;n&#305;zdan sonra sizi inkara d&ouml;ndürmek arzusunu duydular. Fakat, Allah'&#305;n emri gelinceye kadar onlar&#305; b&#305;rak&#305;n ve (onlara ne s&ouml;zle, ne de eylemle) ili&#351;meyin. Hiç &#351;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
2|110|Namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin; &ouml;nceden kendiniz için hay&#305;r olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah Kat&#305;nda bulacaks&#305;n&#305;z. &#350;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
2|111|Dediler ki: "Yahudi veya H&#305;ristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onlar&#305;n kendi kuruntular&#305;d&#305;r. De ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, kesin-kan&#305;t&#305;n&#305;z&#305; (burhan) getirin."
2|112|Hay&#305;r, kim (güzel davran&#305;&#351; ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, art&#305;k onun Rabbi Kat&#305;nda ecri vard&#305;r. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
2|113|Yahudiler dediler ki: "H&#305;ristiyanlar bir &#351;ey (herhangi bir temel) üzere de&#287;illerdir"; H&#305;ristiyanlar da: "Yahudiler bir &#351;ey üzere de&#287;illerdir" dediler. Oysa onlar, Kitab&#305; okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de, onlar&#305;n s&ouml;ylediklerinin benzerini s&ouml;ylemi&#351;lerdi. Art&#305;k Allah, k&#305;yamet günü anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;eyde aralar&#305;nda hüküm verecektir.
2|114|Allah'&#305;n mescidlerinde O'nun isminin an&#305;lmas&#305;n&#305; engelleyen ve bunlar&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305;na çaba harcayandan daha zalim kim olabilir? Onlar&#305;n (durumu) içlerine korkarak girmekten ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Onlar için dünyada bir a&#351;a&#287;&#305;lanma, ahirette büyük bir azap vard&#305;r.
2|115|Do&#287;u da Allah'&#305;nd&#305;r, bat&#305; da. Her nereye d&ouml;nerseniz Allah'&#305;n yüzü (k&#305;blesi) oras&#305;d&#305;r. &#350;üphesiz ki Allah, ku&#351;atand&#305;r, bilendir.
2|116|Dediler ki: "Allah o&#287;ul edindi." O, (bu yak&#305;&#351;t&#305;rmadan) Yücedir. Hay&#305;r, g&ouml;klerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü O'na g&ouml;nülden boyun e&#287;mi&#351;lerdir.
2|117|G&ouml;kleri ve yeri (bir &ouml;rnek edinmeksizin) yaratand&#305;r. O, bir i&#351;in olmas&#305;na karar verirse, ona yaln&#305;zca "OL" der, o da hemen oluverir.
2|118|Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konu&#351;mal&#305; veya bize de bir ayet gelmeli de&#287;il miydi?" Onlardan &ouml;ncekiler de onlar&#305;n bu s&ouml;ylediklerinin benzerini s&ouml;ylemi&#351;lerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Biz, kesin bilgiyle inanan bir toplulu&#287;a ayetleri apaç&#305;k g&ouml;sterdik.
2|119|&#350;üphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyar&#305;c&#305; olarak, hak (Kur'an) ile g&ouml;nderdik. Sen cehennemin halk&#305;ndan sorumlu tutulmayacaks&#305;n.
2|120|Sen onlar&#305;n dinlerine uymad&#305;kça, Yahudi ve H&#305;ristiyanlar senden kesinlikle ho&#351;nut olacak de&#287;illerdir. De ki: "&#350;üphesiz do&#287;ru yol, Allah'&#305;n (g&ouml;sterdi&#287;i) yoludur." E&#287;er sana gelen bunca ilimden sonra onlar&#305;n heva (arzu ve tutku)lar&#305;na uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vard&#305;r, ne de bir yard&#305;mc&#305;.
2|121|Kendilerine verdi&#287;imiz Kitab&#305; gere&#287;i gibi okuyanlar, i&#351;te ona iman edenler bunlard&#305;r. Kim de onu inkar ederse, art&#305;k onlar hüsrana u&#287;rayanlar&#305;n ta kendileridir.
2|122|Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, size ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;&#287;&#305;m nimetimi ve sizi (bir d&ouml;nem) alemlere muhakkak üstün k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305; hat&#305;rlay&#305;n.
2|123|Ve hiç kimsenin hiç kimse ad&#305;na bir &#351;ey &ouml;deyemeyece&#287;i, hiç kimseden fidye al&#305;nmayaca&#287;&#305; ve hiç kimsenin &#351;efaatinin kabul edilmeyece&#287;i ve yard&#305;m g&ouml;rülmeyece&#287;i bir günden sak&#305;n&#305;n.
2|124|Hani Rabbi, &#304;brahim'i birtak&#305;m kelimelerle denemi&#351;ti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmi&#351;ti. (O zaman Allah &#304;brahim'e): "Seni &#351;üphesiz insanlara imam k&#305;laca&#287;&#305;m" dedi. (&#304;brahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler Benim ahdime eri&#351;emez" dedi.
2|125|Hani Evi (Ka'be’yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;k. "&#304;brahim'in makam&#305;n&#305; namaz yeri edinin", &#304;brahim ve &#304;smail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
2|126|Hani &#304;brahim: "Rabbim, bu &#351;ehri bir güvenlik yeri k&#305;l ve halk&#305;ndan Allah'a ve ahiret gününe inananlar&#305; ürünlerle r&#305;z&#305;kland&#305;r" demi&#351;ti de (Allah: “Sadece inananlar&#305; de&#287;il) inkar edeni de az bir süre yararland&#305;r&#305;r, sonra onu ate&#351;in azab&#305;na u&#287;rat&#305;r&#305;m; ne k&ouml;tü bir d&ouml;nü&#351;tür o" demi&#351;ti.
2|127|&#304;brahim, &#304;smail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlar&#305;n&#305; yükseltti&#287;inde (ikisi &#351;&ouml;yle dua etmi&#351;ti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. &#350;üphesiz, Sen i&#351;iten ve bilensin";
2|128|"Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmu&#351; (Müslümanlar) k&#305;l ve soyumuzdan Sana teslim olmu&#351; (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet y&ouml;ntemlerini (yer veya ilkelerini) g&ouml;ster ve tevbemizi kabul et. &#350;üphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."
2|129|"Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi g&ouml;nder, onlara ayetlerini okusun, Kitab&#305; ve hikmeti &ouml;&#287;retsin ve onlar&#305; ar&#305;nd&#305;rs&#305;n. &#350;üphesiz, Sen güçlü ve üstün olans&#305;n, hüküm ve hikmet sahibisin."
2|130|Kendi nefsini a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;landan ba&#351;ka, &#304;brahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de o salihlerdendir.
2|131|Rabbi ona: "Teslim ol" dedi&#287;inde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demi&#351;ti.
2|132|Bunu &#304;brahim, o&#287;ullar&#305;na vasiyet etti, Yakup da: "O&#287;ullar&#305;m, &#351;üphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak Müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.)
2|133|Yoksa siz, Yakub'un &ouml;lüm an&#305;nda, orada &#351;ahidler miydiniz? O, o&#287;ullar&#305;na: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dedi&#287;inde, onlar: "Senin &#304;lah&#305;na ve atalar&#305;n &#304;brahim, &#304;smail ve &#304;shak'&#305;n &#304;lah&#305; olan tek bir &#304;laha ibadet edece&#287;iz; bizler O'na teslim olduk" demi&#351;lerdi.
2|134|Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onlar&#305;n kazand&#305;klar&#305; kendilerinin, sizin kazand&#305;klar&#305;n&#305;z sizindir. Siz, onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;ndan sorumlu de&#287;ilsiniz.
2|135|Dediler ki: "Yahudi veya H&#305;ristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hay&#305;r, (do&#287;ru yol) Hanif (muvahhid) olan &#304;brahim'in dini(dir); O mü&#351;riklerden de&#287;ildi."
2|136|Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, &#304;brahim, &#304;smail, &#304;shak, Yakub ve torunlar&#305;na indirilene, Musa ve &#304;sa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini di&#287;erinden ay&#305;rt etmeyiz ve biz O'na teslim olmu&#351;lar&#305;z."
2|137|&#350;ayet onlar da, sizin inand&#305;&#287;&#305;n&#305;z gibi inan&#305;rlarsa, ku&#351;kusuz do&#287;ru yolu bulmu&#351; olurlar; yok e&#287;er yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çeli&#351;ki ve) ayk&#305;r&#305;l&#305;k içindedirler. Sana onlara kar&#351;&#305; Allah yeter. O, i&#351;itendir, bilendir.
2|138|Allah'&#305;n boyas&#305;... Allah(&#305;n boyas&#305;n)dan daha güzel boyas&#305; olan kimdir? Biz (yaln&#305;zca) O'na kulluk edenleriz.
2|139|De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakk&#305;nda (s&ouml;zde kan&#305;tlarla) tart&#305;&#351;malara m&#305; giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O'na g&ouml;nülden ba&#287;lanm&#305;&#351; (muhlis) olanlar&#305;z."
2|140|Yoksa siz, gerçekten &#304;brahim'in, &#304;smail'in, &#304;shak'&#305;n, Yakub'un ve torunlar&#305;n&#305;n Yahudi veya H&#305;ristiyan olduklar&#305;n&#305; m&#305; s&ouml;ylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah m&#305;? Allah'tan kendisinde olan bir &#351;ehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir."
2|141|Onlar, bir ümmetti, gelip geçti; onlar&#305;n kazand&#305;klar&#305; kendilerinin, sizin kazand&#305;klar&#305;n&#305;z sizindir. Siz, onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;ndan sorumlu de&#287;ilsiniz.
2|142|Birtak&#305;m beyinsiz insanlar: "Onlar&#305; daha &ouml;nceki k&#305;blelerinden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Do&#287;u da Allah'&#305;nd&#305;r, bat&#305; da. O diledi&#287;ini do&#287;ru yola y&ouml;neltir."
2|143|B&ouml;ylece Biz sizi, insanlara &#351;ahid (ve &ouml;rnek) olman&#305;z için orta bir ümmet k&#305;ld&#305;k; Peygamber de üzerinizde bir &#351;ahid olsun. Senin üzerinde bulundu&#287;un (y&ouml;nü, Ka'be'yi) k&#305;ble yapmam&#305;z, elçiye uyanlar&#305;, topuklar&#305; üzerinde gerisin geri d&ouml;nenlerden ay&#305;rt etmek içindir. Do&#287;rusu (bu,) Allah'&#305;n hidayete ilettiklerinin d&#305;&#351;&#305;nda kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, iman&#305;n&#305;z&#305; bo&#351;a ç&#305;karacak de&#287;ildir. &#350;üphesiz, Allah, insanlara &#351;efkat edendir, esirgeyendir.
2|144|Biz, senin yüzünü çok defa g&ouml;&#287;e do&#287;ru çevirip-durdu&#287;unu g&ouml;rüyoruz. &#350;imdi elbette seni ho&#351;nut olaca&#287;&#305;n k&#305;bleye çevirece&#287;iz. Art&#305;k yüzünü Mescid-i Haram y&ouml;nüne çevir. Her nerede bulunursan&#305;z, yüzünüzü onun y&ouml;nüne çevirin. &#350;üphesiz, kendilerine kitap verilenler, tart&#305;&#351;mas&#305;z bunun Rablerinden bir gerçek (hak) oldu&#287;unu elbette bilirler. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir.
2|145|Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin k&#305;blene uymaz; sen de onlar&#305;n k&#305;blelerine uyacak de&#287;ilsin. Onlardan bir k&#305;sm&#305;, bir k&#305;sm&#305;n&#305;n k&#305;blesine (bile) uymaz. Andolsun, e&#287;er sana gelen bunca ilimden sonra onlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.
2|146|Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklar&#305;n&#305; tan&#305;r gibi tan&#305;rlar. Buna ra&#287;men içlerinden bir b&ouml;lümü, bildikleri halde gerçe&#287;i gizlerler.
2|147|Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. &#350;u halde sak&#305;n ku&#351;kuya kap&#305;lanlardan olma.
2|148|Herkesin (her toplumun) yüzünü çevirdi&#287;i bir y&ouml;n vard&#305;r. ضyleyse hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;&#305;n&#305;z. Her nerede olursan&#305;z, Allah sizleri biraraya getirecektir. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
2|149|Her nereden ç&#305;karsan, yüzünü Mescid-i Haram y&ouml;nüne çevir. &#350;üphesiz bu, Rabbinden olan bir hakt&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir.
2|150|Her nereden ç&#305;karsan, yüzünü Mescid-i Haram y&ouml;nüne çevir. (Siz de) Her nerede olursan&#305;z yüzünüzü onun y&ouml;nüne çevirin. ضyle ki, onlardan zulmedenlerin d&#305;&#351;&#305;nda insanlar&#305;n, size kar&#351;&#305; bir delilleri olmas&#305;n. Onlardan korkmay&#305;n, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayay&#305;m. Umulur ki hidayete erersiniz.
2|151|ضyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi ar&#305;nd&#305;racak, size kitap ve hikmeti &ouml;&#287;retecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi g&ouml;nderdik.
2|152|ضyleyse (yaln&#305;zca) Beni an&#305;n, Ben de sizi anay&#305;m; ve (yaln&#305;zca) Bana &#351;ükredin ve (sak&#305;n) nank&ouml;rlük etmeyin.
2|153|Ey iman edenler, sab&#305;rla ve namazla yard&#305;m dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.
2|154|Ve sak&#305;n Allah yolunda &ouml;ldürülenlere "&ouml;lüler" demeyin; hay&#305;r onlar diridirler. Fakat siz bunun &#351;uurunda de&#287;ilsiniz.
2|155|Andolsun, Biz sizi biraz korku, açl&#305;k ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edece&#287;iz. Sab&#305;r g&ouml;sterenleri müjdele.
2|156|Onlara bir musibet isabet etti&#287;inde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)&#305;z ve &#351;üphesiz O'na d&ouml;nücüleriz."
2|157|Rablerinden ba&#287;&#305;&#351;lanma (salat) ve rahmet bunlar&#305;n üzerinedir ve hidayete erenler de bunlard&#305;r.
2|158|&#350;üphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'&#305;n i&#351;aretlerindendir. B&ouml;ylece kim Evi (Ka'be'yi) hacceder veya umre yaparsa, art&#305;k bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sak&#305;nca yoktur. Kim de g&ouml;nülden bir hay&#305;r yaparsa (kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; al&#305;r). &#350;üphesiz Allah, &#351;ükrün kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; verendir, bilendir.
2|159|Gerçekten, apaç&#305;k belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için kitapta aç&#305;klad&#305;&#287;&#305;m&#305;z hidayeti gizlemekte olanlar; i&#351;te onlara, hem Allah lanet eder, hem de (bütün) lanet ediciler.
2|160|Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve ba&#351;kalar&#305;n&#305;) düzeltenler ve (indirileni) aç&#305;klayanlar(a gelince); art&#305;k onlar&#305;n tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.
2|161|&#350;üphesiz, inkar edip kafir olarak &ouml;lenler, Allah'&#305;n, meleklerin ve bütün insanlar&#305;n laneti bunlar&#305;n üzerinedir.
2|162|Onda (lanette) süresiz kalacaklard&#305;r, onlardan azap hafifletilmez ve onlar g&ouml;zetilmezler.
2|163|Sizin &#304;lah&#305;n&#305;z tek bir &#304;lah't&#305;r; O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur; O, Rahman’d&#305;r, Rahim’dir (ba&#287;&#305;&#351;layan ve esirgeyendir).
2|164|&#350;üphesiz, g&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;lmas&#305;nda, gece ile gündüzün art arda geli&#351;inde, insanlara yararl&#305; &#351;eyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'&#305;n ya&#287;d&#305;rd&#305;&#287;&#305; ve kendisiyle yeryüzünü &ouml;lümünden sonra diriltti&#287;i suda, her canl&#305;y&#305; orada üretip-yaymas&#305;nda, rüzgarlar&#305; estirmesinde, g&ouml;kle yer aras&#305;nda boyun e&#287;dirilmi&#351; bulutlar&#305; evirip çevirmesinde dü&#351;ünen bir topluluk için gerçekten ayetler vard&#305;r.
2|165|&#304;nsanlar içinde, Allah'tan ba&#351;kas&#305;n&#305; 'e&#351; ve ortak' tutanlar vard&#305;r ki, onlar (bunlar&#305;), Allah'&#305; sever gibi severler. &#304;man edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba u&#287;rayacaklar&#305; zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'&#305;n oldu&#287;unu ve Allah'&#305;n verece&#287;i azab&#305;n gerçekten &#351;iddetli oldu&#287;unu bir bilselerdi.
2|166|ضyle ki (o gün) kendilerine tabi olunanlar, kendilerine tabi olanlardan uzakla&#351;&#305;p-kaçm&#305;&#351;lard&#305;r. (Art&#305;k) Onlar azab&#305; g&ouml;rmü&#351;lerdir ve aralar&#305;ndaki bütün ba&#287;lar (ve ili&#351;kiler) de parçalan&#305;p-kopmu&#351;tur.
2|167|(O zaman, y&ouml;netilip) Uyanlar derler ki: "E&#287;er bize bir kere (daha dünyaya d&ouml;nme) f&#305;rsat&#305; verilse(ydi) muhakkak (&#351;imdi) onlar&#305;n bizden uzakla&#351;t&#305;klar&#305; gibi, biz de onlardan uzakla&#351;&#305;r (onlar&#305; yüzüstü b&#305;rak&#305;r)d&#305;k." B&ouml;ylece Allah, onlara bütün yapt&#305;klar&#305;n&#305; onulmaz hasretlerle g&ouml;sterecektir. Ve onlar ate&#351;ten ç&#305;kacak de&#287;ildirler.
2|168|Ey insanlar, yeryüzünde olan &#351;eyleri helal ve temiz olarak yiyin ve &#351;eytan&#305;n ad&#305;mlar&#305;n&#305; izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r.
2|169|O, size yaln&#305;zca, k&ouml;tülü&#287;ü, çirkin-hayas&#305;zl&#305;&#287;&#305; ve Allah'a kar&#351;&#305; bilmedi&#287;iniz &#351;eyleri s&ouml;ylemenizi emreder.
2|170|Ne zaman onlara: "Allah'&#305;n indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hay&#305;r, biz, atalar&#305;m&#305;z&#305; üzerinde buldu&#287;umuz &#351;eye (gelene&#287;e) uyar&#305;z" derler. (Peki) Ya atalar&#305;n&#305;n akl&#305; bir &#351;eye ermez ve do&#287;ru yolu da bulamam&#305;&#351; idiyseler?
2|171|&#304;nkar edenlerin &ouml;rne&#287;i ba&#287;&#305;r&#305;p ça&#287;&#305;rmadan ba&#351;ka bir &#351;ey i&#351;itmeyip (duydu&#287;u veya ba&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305; &#351;eyin anlam&#305;n&#305; bilmeyen ve sürekli) hayk&#305;ran (bir hayvan)&#305;n &ouml;rne&#287;i gibidir. Onlar, sa&#287;&#305;rd&#305;rlar, dilsizdirler, k&ouml;rdürler; bundan dolay&#305; ak&#305;l erdiremezler.
2|172|Ey iman edenler size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizin temiz olanlar&#305;ndan yiyin ve yaln&#305;zca O'na kulluk ediyorsan&#305;z, (yine yaln&#305;zca) Allah'a &#351;ükredin.
2|173|O, size &ouml;lüyü (le&#351;i)- kan&#305;, domuz etini ve Allah'tan ba&#351;kas&#305; ad&#305;na kesilmi&#351; olan (hayvan)&#305; kesin olarak haram k&#305;ld&#305;. Fakat kim kaç&#305;n&#305;lmaz olarak muhtaç kal&#305;rsa, ta&#351;k&#305;nl&#305;k yapmamak ve haddi a&#351;mamak &#351;art&#305;yla (&ouml;lmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
2|174|Allah'&#305;n indirdi&#287;i Kitap'tan bir &#351;eyi g&ouml;z ard&#305; edip saklayanlar ve onunla de&#287;eri az (bir &#351;eyi) sat&#305;n alanlar; onlar&#305;n yedikleri, kar&#305;nlar&#305;nda ate&#351;ten ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Allah k&#305;yamet günü onlarla konu&#351;maz ve onlar&#305; ar&#305;nd&#305;rmaz. Ve onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
2|175|Onlar, hidayete kar&#351;&#305;l&#305;k sap&#305;kl&#305;&#287;&#305;, ba&#287;&#305;&#351;lanmaya kar&#351;&#305;l&#305;k azab&#305; sat&#305;n alm&#305;&#351;lard&#305;r. Ate&#351;e kar&#351;&#305; ne kadar dayan&#305;kl&#305;d&#305;rlar!
2|176|Bu, Allah'&#305;n Kitab&#305; &#351;üphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;enler ise uzak bir ayr&#305;l&#305;k içindedirler.
2|177|Yüzlerinizi do&#287;uya ve bat&#305;ya çevirmeniz iyilik de&#287;ildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine ra&#287;men, onu yak&#305;nlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalm&#305;&#351;a, isteyip-dilenene ve k&ouml;lelere (&ouml;zgürlükleri için) veren; namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lan, zekat&#305; veren ve ahidle&#351;tiklerinde ahidlerine vefa g&ouml;sterenler ile zorda, hastal&#305;kta ve sava&#351;&#305;n k&#305;z&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; zamanlarda sabredenler(in tutum ve davran&#305;&#351;lar&#305;d&#305;r). &#304;&#351;te bunlar, do&#287;ru olanlard&#305;r ve müttaki olanlar da bunlard&#305;r.
2|178|Ey iman edenler, &ouml;ldürülenler hakk&#305;nda size k&#305;sas yaz&#305;ld&#305; (farz k&#305;l&#305;nd&#305;). ضzgüre kar&#351;&#305; &ouml;zgür, k&ouml;leye kar&#351;&#305; k&ouml;le ve di&#351;iye kar&#351;&#305; di&#351;i. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) karde&#351;i (varisi veya velisi) taraf&#305;ndan ba&#287;&#305;&#351;lan&#305;rsa, art&#305;k (yap&#305;lmas&#305; gereken) &ouml;rfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) &ouml;demektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Art&#305;k kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vard&#305;r.
2|179|Ey temiz ak&#305;l sahipleri, k&#305;sasta sizin için hayat vard&#305;r. Umulur ki sak&#305;n&#305;rs&#305;n&#305;z.
2|180|Sizden birinize &ouml;lüm gelip çatt&#305;&#287;&#305; zaman, e&#287;er geride bir hay&#305;r b&#305;rakm&#305;&#351;sa, anaya, babaya ve yak&#305;n akrabaya bilinen (uygun, me&#351;ru) bir tarzda vasiyette bulunmas&#305; -Allah'a kar&#351;&#305; gelmekten sak&#305;nanlara bir hak olarak- size yaz&#305;ld&#305; (farz k&#305;l&#305;nd&#305;).
2|181|Bundan b&ouml;yle kim onu (vasiyeti) i&#351;ittikten sonra de&#287;i&#351;tirirse, günah&#305; elbette onu de&#287;i&#351;tirenlerin üzerinedir. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, bilendir.
2|182|Bunun yan&#305;nda, kim, vasiyet edenin haks&#305;zl&#305;&#287;a e&#287;ilim g&ouml;sterece&#287;inden ya da günaha girece&#287;inden korkup da ikisinin (taraflar&#305;n) aras&#305;n&#305; bulup-düzeltirse, art&#305;k ona günah yoktur. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
2|183|Ey iman edenler, sizden &ouml;ncekilere yaz&#305;ld&#305;&#287;&#305; gibi, oruç, size de yaz&#305;ld&#305; (farz k&#305;l&#305;nd&#305;). Umulur ki sak&#305;n&#305;rs&#305;n&#305;z.
2|184|(Oruç) Say&#305;l&#305; günlerdir. Art&#305;k sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamad&#305;&#287;&#305; günler say&#305;s&#305;nca ba&#351;ka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vard&#305;r). Kim g&ouml;nülden bir hay&#305;r yaparsa bu da kendisi için hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Oruç tutman&#305;z, -e&#287;er bilirseniz- sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
2|185|Ramazan ay&#305;... &#304;nsanlar için hidayet olan ve do&#287;ru yolu ve (hak ile bat&#305;l&#305; birbirinden) ay&#305;ran apaç&#305;k belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmi&#351;tir. ضyleyse sizden kim bu aya &#351;ahid olursa art&#305;k onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmad&#305;&#287;&#305; günler say&#305;s&#305;nca di&#287;er günlerde (tutsun). Allah, size kolayl&#305;k diler, zorluk dilemez. (Bu kolayl&#305;k) say&#305;y&#305; tamamlaman&#305;z ve sizi do&#287;ru yola (hidayete) ula&#351;t&#305;rmas&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k Allah'&#305; büyük tan&#305;man&#305;z içindir. Umulur ki &#351;ükredersiniz.
2|186|Kullar&#305;m Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yak&#305;n&#305;m. Bana dua etti&#287;i zaman dua edenin duas&#305;na cevap veririm. ضyleyse, onlar da Benim ça&#287;r&#305;ma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki ir&#351;ad (do&#287;ru yolu bulmu&#351;) olurlar.
2|187|Oruç gecesinde kad&#305;nlar&#305;n&#305;za yakla&#351;mak size helal k&#305;l&#305;nd&#305;. Onlar, sizin &ouml;rtüleriniz, siz de onlara &ouml;rtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte oldu&#287;unuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;. Art&#305;k onlara yakla&#351;&#305;n ve Allah'&#305;n sizin için yazd&#305;klar&#305;n&#305; dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ay&#305;rt edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlay&#305;n. Mescidlerde itikafta oldu&#287;unuz zamanlarda onlara (kad&#305;nlar&#305;n&#305;za) yakla&#351;may&#305;n. Bunlar, Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r, (sak&#305;n) onlara yana&#351;may&#305;n. &#304;&#351;te Allah, insanlara ayetlerini b&ouml;ylece aç&#305;klar; umulur ki sak&#305;n&#305;rlar.
2|188|Birbirinizin mallar&#305;n&#305; haks&#305;zl&#305;kla yemeyin ve bile bile günahla insanlar&#305;n mallar&#305;ndan bir b&ouml;lümünü yemeniz için onlar&#305; hakimlere aktarmay&#305;n.
2|189|Sana, hilalleri (do&#287;u&#351; halindeki aylar&#305;) sorarlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için belirlenmi&#351; vakitlerdir. &#304;yilik (birr), evlere arkalar&#305;ndan gelmeniz de&#287;ildir, ama iyilik sak&#305;nan(&#305;n tutumudur). Evlere kap&#305;lar&#305;ndan girin. Allah'tan sak&#305;n&#305;n, umulur ki kurtulu&#351;a erersiniz.
2|190|Sizinle sava&#351;anlara kar&#351;&#305; Allah yolunda sava&#351;&#305;n, (ancak) a&#351;&#305;r&#305; gitmeyin. Elbette Allah a&#351;&#305;r&#305; gidenleri sevmez.
2|191|Onlar&#305;, buldu&#287;unuz yerde &ouml;ldürün ve sizi ç&#305;kard&#305;klar&#305; yerden siz de onlar&#305; ç&#305;kar&#305;n. Fitne, &ouml;ldürmekten beterdir. Onlar, size kar&#351;&#305; sava&#351;&#305;ncaya kadar siz, Mescid-i Haram yan&#305;nda onlarla sava&#351;may&#305;n. Sizinle sava&#351;&#305;rlarsa siz de onlarla sava&#351;&#305;n. Kafirlerin cezas&#305; i&#351;te b&ouml;yledir.
2|192|Onlar, (sava&#351;a) son verirlerse (siz de son verin); &#351;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r esirgeyendir.
2|193|(Yeryüzünde) Fitne kalmay&#305;ncaya kadar onlarla sava&#351;&#305;n. E&#287;er vazgeçerlerse, art&#305;k zulüm yapanlardan ba&#351;kas&#305;na kar&#351;&#305; dü&#351;manl&#305;k yoktur.
2|194|Haram ay, haram aya kar&#351;&#305;l&#305;kt&#305;r; hürmetler (de) kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305;d&#305;r. ضyleyse kim size sald&#305;r&#305;rsa, onun sald&#305;rd&#305;&#287;&#305; gibi siz de ona sald&#305;r&#305;n. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sak&#305;nanlarla beraberdir.
2|195|Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmay&#305;n. &#304;yilik edin. &#350;üphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
2|196|Hacc&#305; ve umreyi Allah için tamamlay&#305;n. E&#287;er (dü&#351;man, hastal&#305;k ve buna benzer nedenlerle) ku&#351;at&#305;l&#305;rsan&#305;z, art&#305;k size kolay gelen kurban(&#305; g&ouml;nderin). Kurban yerine var&#305;ncaya kadar ba&#351;lar&#305;n&#305;z&#305; tra&#351; etmeyin. Kim sizden hasta ise veya ba&#351;&#305;ndan &#351;ikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenli&#287;e kavu&#351;ursan&#305;z, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolay&#305;na gelen bir kurban(&#305; kesmek gerekir). Bulamayana da, haccda üç gün, d&ouml;ndü&#287;ünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tam&#305; tam&#305;na on (gün) oruç vard&#305;r. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezas&#305; pek çetin oland&#305;r.
2|197|Hacc, bilinen aylard&#305;r. B&ouml;ylelikle kim onlarda hacc&#305; farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kad&#305;na yakla&#351;mak, f&#305;sk yapmak ve kavgaya giri&#351;mek yoktur. Siz, hay&#305;r ad&#305;na ne yaparsan&#305;z, Allah, onu bilir. Az&#305;k edinin, &#351;üphesiz az&#305;&#287;&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305; takvad&#305;r. Ey temiz ak&#305;l sahipleri, Benden korkup-sak&#305;n&#305;n.
2|198|Rabbinizden bir fazl istemenizde sizce sak&#305;nca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indi&#287;inizde Allah'&#305; Me&#351;'ar-&#305; Haram'da an&#305;n. O, sizi nas&#305;l do&#287;ru yola y&ouml;neltip-ilettiyse, siz de O'nu an&#305;n. Gerçek &#351;u ki, siz bundan evvel sapm&#305;&#351;lardand&#305;n&#305;z.
2|199|Sonra insanlar&#305;n (topluca) ak&#305;n etti&#287;i yerden siz de ak&#305;n edin ve Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyin. &#350;üphesiz Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
2|200|(Hacc) ibadetlerinizi bitirdi&#287;inizde, art&#305;k (cahiliye d&ouml;neminde) atalar&#305;n&#305;z&#305; and&#305;&#287;&#305;n&#305;z gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'&#305; an&#305;n. &#304;nsanlardan &ouml;ylesi vard&#305;r ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur.
2|201|Onlardan &ouml;ylesi de vard&#305;r ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ate&#351;in azab&#305;ndan koru" der.
2|202|&#304;&#351;te bunlar&#305;n kazand&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k nasibleri vard&#305;r. Allah, hesab&#305; pek seri g&ouml;rendir.
2|203|Say&#305;l&#305; günlerde Allah'&#305; an&#305;n. &#304;ki günde (Mina'dan d&ouml;nmek için) elini çabuk tutana günah yoktur, geri kalana da günah yoktur. (Bu) sak&#305;nan için(dir). Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve gerçekten bilin ki, siz O'na d&ouml;ndürülüp-toplanacaks&#305;n&#305;z.
2|204|&#304;nsanlardan &ouml;ylesi vard&#305;r ki, dünya hayat&#305;na ili&#351;kin s&ouml;zleri senin ho&#351;una gider ve kalbindekine ra&#287;men Allah'&#305; &#351;ahid getirir; oysa o az&#305;l&#305; bir dü&#351;mand&#305;r.
2|205|O, i&#351; ba&#351;&#305;na geçti mi (ya da s&#305;rt&#305;n&#305; çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;karmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculu&#287;u sevmez.
2|206|Ona: "Allah'tan kork" denildi&#287;inde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, ku&#351;at&#305;r. B&ouml;ylesine cehennem yeter; ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o.
2|207|&#304;nsanlardan &ouml;ylesi vard&#305;r ki, Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;n&#305; ara(y&#305;p kazan)mak amac&#305;yla nefsini sat&#305;n al&#305;r. Allah, kullar&#305;na kar&#351;&#305; &#351;efkatli oland&#305;r.
2|208|Ey iman edenler, hepiniz topluca "bar&#305;&#351; ve güvenli&#287;e (Silm'e, &#304;slam'a) girin ve &#351;eytan&#305;n ad&#305;mlar&#305;n&#305; izlemeyin. اünkü o, size apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r.
2|209|Size, apaç&#305;k belgeler (ayetler) geldikten sonra yine aya&#287;&#305;n&#305;z kayarsa, bilin ki Allah, gerçekten üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
2|210|Onlar, bulut g&ouml;lgeleri içinde Allah'&#305;n (azab&#305;n&#305;n) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) emrinin gerçekle&#351;mesini mi g&ouml;zlüyorlar? Oysa bütün i&#351;ler Allah'a d&ouml;ner.
2|211|&#304;srailo&#287;ullar&#305;’na sor, onlara nice aç&#305;k ayet(ler) verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah'&#305;n nimetini de&#287;i&#351;tirirse, (bilsin ki) &#351;üphesiz Allah, cezas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
2|212|&#304;nkar edenlere dünya hayat&#305; çekici k&#305;l&#305;nd&#305; (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sak&#305;nanlar, k&#305;yamet günü onlar&#305;n üstündedir. Allah, diledi&#287;ine hesaps&#305;z r&#305;z&#305;k verir.
2|213|&#304;nsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyar&#305;c&#305;lar olarak peygamberler g&ouml;nderdi ve beraberlerinde, insanlar&#305;n anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;eyler konusunda, aralar&#305;nda hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaç&#305;k ayetler geldikten sonra, birbirlerine kar&#351;&#305; olan 'azg&#305;nl&#305;k ve k&#305;skançl&#305;klar&#305;’ yüzünden anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;enler, o, (kitap) verilenlerden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. B&ouml;ylece Allah, iman edenleri, hakk&#305;nda ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;tükleri gerçe&#287;e Kendi izniyle eri&#351;tirdi. Allah, kimi dilerse onu do&#287;ruya y&ouml;neltir.
2|214|Yoksa sizden &ouml;nce gelip-geçenlerin hali ba&#351;&#305;n&#305;za gelmeden cennete girece&#287;inizi mi sand&#305;n&#305;z? Onlara &ouml;yle bir yoksulluk, &ouml;yle dayan&#305;lmaz bir zorluk çatt&#305; ve &ouml;ylesine sars&#305;ld&#305;lar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'&#305;n yard&#305;m&#305; ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. &#350;üphesiz Allah'&#305;n yard&#305;m&#305; pek yak&#305;nd&#305;r.
2|215|Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hay&#305;r olarak infak edece&#287;iniz &#351;ey, anne-babaya, yak&#305;nlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalm&#305;&#351;ad&#305;r. Hay&#305;r olarak her ne yaparsan&#305;z, Allah onu &#351;üphesiz bilir."
2|216|Sava&#351;, ho&#351;unuza gitmedi&#287;i halde üzerinize yaz&#305;ld&#305; (farz k&#305;l&#305;nd&#305;). Olur ki ho&#351;unuza gitmeyen bir &#351;ey, sizin için hay&#305;rl&#305;d&#305;r ve olur ki, sevdi&#287;iniz &#351;ey de sizin için bir &#351;erdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
2|217|Sana haram olan ay&#305;, onda sava&#351;may&#305; sorarlar. De ki: "Onda sava&#351;mak büyük (bir günaht&#305;r). Ancak Allah Kat&#305;nda, Allah'&#305;n yolundan al&#305;koymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halk&#305;n&#305; oradan ç&#305;karmak daha büyük (bir günaht&#305;r). Fitne, katilden beterdir. E&#287;er güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle sava&#351;may&#305; sürdürürler; sizden kim dininden geri d&ouml;ner ve kafir olarak &ouml;lürse, art&#305;k onlar&#305;n bütün i&#351;ledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r ve onlar ate&#351;in halk&#305;d&#305;r, onda süresiz kalacaklard&#305;r.
2|218|&#350;üphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; i&#351;te onlar, Allah'&#305;n rahmetini umabilirler. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
2|219|Sana içkiyi ve kumar&#305; sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (baz&#305;) yararlar vard&#305;r. Ama günahlar&#305; yararlar&#305;ndan daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "&#304;htiyaçtan artakalan&#305;." B&ouml;ylece Allah, size ayetlerini aç&#305;klar; umulur ki dü&#351;ünürsünüz;
2|220|Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onlar&#305; &#305;slah etmek (yararl&#305; k&#305;lmak) hay&#305;rl&#305;d&#305;r. E&#287;er onlar&#305; aran&#305;za katarsan&#305;z, art&#305;k onlar sizin karde&#351;lerinizdir. Allah bozgun (fesad) ç&#305;karan&#305; &#305;slah ediciden bilir (ay&#305;rt eder). E&#287;er Allah dileseydi size güçlük ç&#305;kar&#305;rd&#305;. &#350;üphesiz Allah güçlü ve üstün oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir."
2|221|Mü&#351;rik kad&#305;nlar&#305;, iman edinceye kadar nikahlamay&#305;n; iman eden bir cariye, -ho&#351;unuza gitse de- mü&#351;rik bir kad&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Mü&#351;rik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamay&#305;n; iman eden bir k&ouml;le, -ho&#351;unuza gitse de- mü&#351;rik bir erkekten daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Onlar, ate&#351;e ça&#287;&#305;r&#305;rlar, Allah ise Kendi izniyle cennete ve ma&#287;firete ça&#287;&#305;r&#305;r. O, insanlara ayetlerini aç&#305;klar. Umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler.
2|222|Sana 'kad&#305;nlar&#305;n ayba&#351;&#305; halini' sorarlar. De ki: "O, bir rahats&#305;zl&#305;k (eza)d&#305;r. Ayba&#351;&#305; halinde kad&#305;nlardan ayr&#305;l&#305;n ve temizlenmelerine kadar onlara (cinsel anlamda) yakla&#351;may&#305;n. Temizlendiklerinde, Allah'&#305;n size emretti&#287;i yerden onlara gidin. &#350;üphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever."
2|223|Kad&#305;nlar&#305;n&#305;z sizin tarlan&#305;zd&#305;r; tarlan&#305;za diledi&#287;iniz gibi var&#305;n. Kendiniz için (gelece&#287;e haz&#305;rl&#305;k olarak güzel davran&#305;&#351;lar) takdim edin. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bilin ki elbette O'na kavu&#351;ucusunuz. &#304;man edenlere müjde ver.
2|224|Bir de yeminlerinizi bahane ederek; iyilik yapman&#305;z, sak&#305;nman&#305;z ve insanlar&#305;n aras&#305;n&#305; düzeltmenize Allah'&#305; engel k&#305;lmay&#305;n. Allah i&#351;itendir, bilendir.
2|225|Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele s&ouml;ylemelerinizden, bo&#351;, amaçs&#305;z s&ouml;zler'den dolay&#305; sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazand&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; sorumlu tutar. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, yumu&#351;ak davranand&#305;r.
2|226|Kad&#305;nlar&#305;ndan uzakla&#351;maya yemin edenler için d&ouml;rt ay bekleme süresi vard&#305;r. E&#287;er (bu süre içinde e&#351;lerine) d&ouml;nerlerse, &#351;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
2|227|(Yok) E&#287;er bo&#351;amada kararl&#305; davran&#305;rsa (bo&#351;an&#305;rlar). &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, bilendir.
2|228|Bo&#351;anm&#305;&#351; kad&#305;nlar kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler. E&#287;er Allah'a ve ahiret gününe inan&#305;yorlarsa Allah'&#305;n rahimlerinde yaratt&#305;&#287;&#305;n&#305; saklamalar&#305; onlara helal olmaz. Kocalar&#305;, bu süre içinde bar&#305;&#351;mak isterlerse, onlar&#305; geri almada (ba&#351;kalar&#305;ndan) daha çok hak sahibidirler. Onlar&#305;n lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vard&#305;r. Yaln&#305;z erkekler için onlar üzerinde bir derece var. Allah Azizdir. Hakimdir.
2|229|Bo&#351;anma iki defad&#305;r. (Sonra) Ya iyilikle tutmak veya güzellikle b&#305;rakmak (gerekir). Onlara (kad&#305;nlara) verdi&#287;iniz bir &#351;eyi geri alman&#305;z size helal de&#287;ildir; ancak ikisinin Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; ayakta tutamayacaklar&#305;ndan korkmu&#351; olmalar&#305; (durumu ba&#351;ka). E&#287;er ikisinin Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; ayakta tutamayacaklar&#305;ndan korkarsan&#305;z, bu durumda (kad&#305;n&#305;n) fidye vermesinde ikisi için de günah yoktur. &#304;&#351;te bunlar, Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;na tecavüz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir.
2|230|Yine onu (kad&#305;n&#305; üçüncü defa) bo&#351;arsa, (kad&#305;n) onun d&#305;&#351;&#305;nda bir ba&#351;ka kocayla nikahlanmad&#305;kça ona helal olmaz. E&#287;er (bu koca da) onu bo&#351;arsa, onlar (ilk koca ile kar&#305;s&#305;) Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; ayakta tutacaklar&#305;n&#305; san&#305;yorlarsa, tekrar birbirlerine d&ouml;nmelerinde ikisi için günah yoktur. &#304;&#351;te bunlar, Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r; bilen bir topluluk için bunlar&#305; (b&ouml;yle) aç&#305;klar.
2|231|Kad&#305;nlar&#305; bo&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305;zda, bekleme sürelerini tamamlam&#305;&#351;larsa, onlar&#305; ya güzellikle tutun ya da güzellikle b&#305;rak&#305;n. Fakat haklar&#305;n&#305; ihlal edip zarar vermek için onlar&#305; (yan&#305;n&#305;zda) tutmay&#305;n. Kim b&ouml;yle yaparsa art&#305;k o, kendi nefsine zulmetmi&#351; olur. Allah'&#305;n ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah'&#305;n size verdi&#287;i nimeti ve size &ouml;&#287;üt olarak indirdi&#287;i Kitab&#305; ve hikmeti an&#305;n. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bilin ki, Allah her&#351;eyi bilendir.
2|232|Kad&#305;nlar&#305; bo&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305;zda, bekleme sürelerini de tamamlam&#305;&#351;larsa -birbirleriyle maruf (bilinen me&#351;ru biçimde) anla&#351;t&#305;klar&#305; takdirde- onlara, kendilerini kocalar&#305;na nikahlamalar&#305;na engel ç&#305;karmay&#305;n. &#304;&#351;te, içinizde Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere bununla (b&ouml;yle) &ouml;&#287;üt verilir. Bu, sizin için daha hay&#305;rl&#305; ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz.
2|233|Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklar&#305;n&#305; iki tam y&#305;l emzirirler. Onlar&#305;n (annelerin) yiyece&#287;i, giyece&#287;i bilinen (&ouml;rf)e uygun olarak, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir. Kimseye güç yetirece&#287;inin d&#305;&#351;&#305;nda (yük ve sorumluluk) teklif edilmez. Anne, çocu&#287;u, çocuk kendisinin olan baba da çocu&#287;u dolay&#305;s&#305;yla zarara u&#287;rat&#305;lmas&#305;n; mirasç&#305; üzerinde(ki sorumluluk ve g&ouml;rev) de bunun gibidir. E&#287;er (anne ve baba) aralar&#305;nda r&#305;za ile ve dan&#305;&#351;arak (çocu&#287;u iki y&#305;l tamamlanmadan) sütten ay&#305;rmay&#305; isterlerse, ikisi için de bir güçlük yoktur. Ve e&#287;er çocuklar&#305;n&#305;z&#305; (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz, verece&#287;inizi &ouml;rfe uygun olarak &ouml;dedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bilin ki, Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
2|234|&#304;çinizden &ouml;lenlerin (geride) b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; e&#351;ler, kendi kendilerine d&ouml;rt ay on (gün) beklerler. Bu bekleme süresi doldu&#287;unda, art&#305;k onlar&#305;n kendi haklar&#305;nda maruf (me&#351;ru) bir &#351;ekilde yapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; size sorumluluk yoktur. Allah, i&#351;lediklerinizden haberi oland&#305;r.
2|235|(&#304;ddeti bekleyen) Kad&#305;nlar&#305; nikahlamak istedi&#287;inizi (onlara) sezdirmenizde ya da b&ouml;yle bir iste&#287;i g&ouml;nlünüzde saklaman&#305;zda sizin için bir sak&#305;nca yoktur. Gerçekte Allah, sizin onlar&#305; (kalbinizden geçirip) anaca&#287;&#305;n&#305;z&#305; bilir. Sak&#305;n bilinen (me&#351;ru) s&ouml;zler d&#305;&#351;&#305;nda onlarla gizlice vaadle&#351;meyin; bekleme süresi tamamlan&#305;ncaya kadar nikah ba&#287;&#305;n&#305; ba&#287;lamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni bilmektedir. Art&#305;k ondan kaç&#305;n&#305;n. Ve bilin ki, &#351;üphesiz Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, (kullara) yumu&#351;ak davranand&#305;r.
2|236|Kendilerine el sürmedi&#287;iniz, mehirlerini tespit etmedi&#287;iniz kad&#305;nlar&#305; bo&#351;aman&#305;zda sizin için bir sak&#305;nca yoktur. Onlar&#305; yararland&#305;r&#305;n, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oran&#305;nda, maruf (me&#351;ru ve &ouml;rfe uygun) bir &#351;ekilde yararland&#305;rs&#305;n. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir hakt&#305;r.
2|237|E&#287;er onlara mehir tespit eder de, el sürmeden bo&#351;arsan&#305;z, bu durumda -kendileri veya nikah ba&#287;&#305; elinde olan&#305;n ba&#287;&#305;&#351;lamas&#305; hariç- tespit etti&#287;iniz (mehr)in yar&#305;s&#305; onlar&#305;nd&#305;r. Sizin (tümünü veya fazlas&#305;n&#305;) ba&#287;&#305;&#351;laman&#305;z takvaya daha yak&#305;nd&#305;r. Aran&#305;zdaki üstünlü&#287;ü (derece fark&#305;n&#305;) unutmay&#305;n. &#350;üphesiz Allah, yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
2|238|Namazlar&#305; ve orta namaz&#305;n&#305; (üstlerine dü&#351;erek, titizlik g&ouml;stererek) koruyun ve Allah'a g&ouml;nülden boyun e&#287;iciler olarak (namaza) durun.
2|239|E&#287;er korkarsan&#305;z, yaya veya binekte iken k&#305;l&#305;n. Güvenli&#287;e girdi&#287;inizde ise, yine Allah'&#305;, bilmedi&#287;iniz &#351;eyleri size &ouml;&#287;retti&#287;i gibi zikredin.
2|240|&#304;çinizde &ouml;lüp de (geride) e&#351;ler b&#305;rakanlar, (evlerinden) ç&#305;kar&#305;lmaks&#305;z&#305;n, bir y&#305;la kadar yararlanmalar&#305; için e&#351;lerine vasiyet (b&#305;raks&#305;nlar). Ama onlar, (kendiliklerinden) ç&#305;karlarsa, art&#305;k onlar&#305;n maruf (me&#351;ru) olarak kendileri için yapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; size sorumluluk yoktur. Allah güçlü ve üstün oland&#305;r. Hüküm ve hikmet sahibidir.
2|241|(Kocas&#305; taraf&#305;ndan) Bo&#351;anan (kad&#305;n)lar&#305;n maruf (me&#351;ru) bir tarzda yararlanma (ve geçim pay)lar&#305; vard&#305;r. Bu, sak&#305;nanlar üzerinde bir hak (borç) t&#305;r.
2|242|&#304;&#351;te Allah, size ayetlerini b&ouml;yle aç&#305;klar; ki ak&#305;l erdiresiniz.
2|243|Binlerce ki&#351;inin &ouml;lüm korkusuyla yurtlar&#305;ndan ç&#305;kt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rmedin mi? Allah onlara: "ضlün" dedi, sonra da onlar&#305; diriltti. &#350;üphesiz Allah, insanlara kar&#351;&#305; fazl sahibidir. Ancak, insanlar&#305;n ço&#287;unlu&#287;u &#351;ükretmez.
2|244|Allah yolunda sava&#351;&#305;n ve bilin ki, &#351;üphesiz Allah i&#351;itendir, bilendir.
2|245|Allah'a kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; çok art&#305;rma ile kat kat art&#305;raca&#287;&#305; güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daralt&#305;r ve geni&#351;letir ve siz O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
2|246|Musa'dan sonra &#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305;n &ouml;nde gelenlerini g&ouml;rmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik g&ouml;nder de Allah yolunda sava&#351;al&#305;m" demi&#351;lerdi, O: "Ya üzerinize sava&#351; yaz&#305;ld&#305;&#287;&#305; halde sava&#351;mayacak olursan&#305;z?" demi&#351;ti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda sava&#351;mayal&#305;m? Ki biz yurdumuzdan ç&#305;kar&#305;ld&#305;k ve çocuklar&#305;m&#305;zdan (uzakla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;k.)" demi&#351;lerdi. Ama onlara sava&#351; yaz&#305;ld&#305;&#287;&#305; (&ouml;ng&ouml;rüldü&#287;ü) zaman, az bir k&#305;sm&#305; hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
2|247|Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) g&ouml;nderdi." Onlar: "Biz hükümdarl&#305;&#287;a, ona g&ouml;re daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bollu&#287;u verilmemi&#351;ken, nas&#305;l bizi (y&ouml;netmek üzere) hükümdarl&#305;k (mülk) onun olabilir?" dediler. O (&#351;&ouml;yle) demi&#351;ti: "Do&#287;rusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü artt&#305;rd&#305;. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geni&#351; oland&#305;r, bilendir."
2|248|Peygamberleri, onlara (&#351;&ouml;yle) dedi: "Onun hükümdarl&#305;&#287;&#305;n&#305;n belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacakt&#305;r ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler ta&#351;&#305;r. E&#287;er inanm&#305;&#351;larsan&#305;z, bunda &#351;üphesiz sizin için bir delil vard&#305;r."
2|249|Talut, orduyla birlikte ayr&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda dedi ki: "Do&#287;rusu Allah sizi bir &#305;rmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, art&#305;k o benden de&#287;ildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir k&#305;sm&#305; hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (&#305;rma&#287;&#305;) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna kar&#351;&#305; (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavu&#351;acaklar&#305;n&#305; umanlar (&#351;&ouml;yle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir toplulu&#287;a Allah'&#305;n izniyle galib gelmi&#351;tir; Allah sabredenlerle beraberdir."
2|250|Onlar, Calut ve ordusuna kar&#351;&#305; meydana (sava&#351;a) ç&#305;kt&#305;klar&#305;nda, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sab&#305;r ya&#287;d&#305;r, ad&#305;mlar&#305;m&#305;z&#305; sabit k&#305;l (kayd&#305;rma) ve kafirler toplulu&#287;una kar&#351;&#305; bize yard&#305;m et."
2|251|B&ouml;ylece onlar&#305;, Allah'&#305;n izniyle yenilgiye u&#287;ratt&#305;lar. Davud Calut'u &ouml;ldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona diledi&#287;inden &ouml;&#287;retti. E&#287;er Allah'&#305;n, insanlar&#305;n bir k&#305;sm&#305; ile bir k&#305;sm&#305;n&#305; def'i (engellemesi) olmasayd&#305;, yeryüzü mutlaka fesada u&#287;rard&#305;. Ancak Allah, alemlere kar&#351;&#305; büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
2|252|&#304;&#351;te bunlar, Allah'&#305;n ayetleridir; onlar&#305; sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de g&ouml;nderilen elçilerdensin.
2|253|&#304;&#351;te bu elçiler; bir k&#305;sm&#305;n&#305; bir k&#305;sm&#305;na üstün k&#305;ld&#305;k. Onlardan, Allah'&#305;n kendileriyle konu&#351;tu&#287;u ve derecelerle yükseltti&#287;i vard&#305;r. Meryem o&#287;lu &#304;sa'ya apaç&#305;k belgeler verdik ve O’nu Ruhu'l-Kudüs'le destekledik. &#350;ayet Allah dileseydi, kendilerine apaç&#305;k belgeler geldikten sonra, onlar&#305;n pe&#351;inden gelen (ümmet)ler, birbirlerini &ouml;ldürmezdi. Ancak ihtilafa dü&#351;tüler; onlardan kimi inand&#305;, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini &ouml;ldürmezlerdi. Ama Allah diledi&#287;ini yapand&#305;r.
2|254|Ey iman edenler, hiçbir al&#305;&#351;-veri&#351;in, hiçbir dostlu&#287;un ve hiçbir &#351;efaatin olmad&#305;&#287;&#305; gün gelmezden evvel, size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.
2|255|Allah... O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. G&ouml;klerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. &#304;zni olmaks&#305;z&#305;n O'nun Kat&#305;nda &#351;efaatte bulunacak kimdir? O, &ouml;nlerindekini ve arkalar&#305;ndakini bilir. (Onlar ise) Diledi&#287;i kadar&#305;n&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda, O'nun ilminden hiçbir &#351;eyi kavray&#305;p-ku&#351;atamazlar. O'nun kürsüsü, bütün g&ouml;kleri ve yeri kaplay&#305;p-ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r. Onlar&#305;n korunmas&#305; O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.
2|256|Dinde zorlama (ve bask&#305;) yoktur. &#350;üphesiz, do&#287;ruluk (rü&#351;d) sap&#305;kl&#305;ktan apaç&#305;k ayr&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Art&#305;k kim ta&#287;utu tan&#305;may&#305;p Allah'a inan&#305;rsa, o, sapasa&#287;lam bir kulba yap&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;r; bunun kopmas&#305; yoktur. Allah, i&#351;itendir, bilendir.
2|257|Allah, iman edenlerin Velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onlar&#305; karanl&#305;klardan nura ç&#305;kar&#305;r; inkar edenlerin velileri ise ta&#287;ut'tur. Onlar&#305; nurdan karanl&#305;klara ç&#305;kar&#305;rlar. &#304;&#351;te onlar, ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar, onda süresiz kalacaklard&#305;r.
2|258|Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda &#304;brahim'le tart&#305;&#351;maya gireni g&ouml;rmedin mi? Hani &#304;brahim: "Benim Rabbim diriltir ve &ouml;ldürür" demi&#351;ti; o da: "Ben de &ouml;ldürür ve diriltirim" demi&#351;ti. (O zaman) &#304;brahim: "&#350;üphe yok, Allah Güne&#351;'i do&#287;udan getirir, (hadi) sen de onu bat&#305;dan getir" deyince, o inkarc&#305; b&ouml;ylece afallay&#305;p kalm&#305;&#351;t&#305;. Allah, zalimler toplulu&#287;unu hidayete erdirmez.
2|259|Ya da alt&#305; üstüne gelmi&#351;, &#305;ss&#305;z duran bir &#351;ehre u&#287;rayan gibisini (g&ouml;rmedin mi?) Demi&#351;ti ki: "Allah, buras&#305;n&#305; &ouml;lümünden sonra nas&#305;l diriltecekmi&#351;?" Bunun üzerine Allah, onu yüz y&#305;l &ouml;lü b&#305;rakt&#305;, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kald&#305;n?" O: "Bir gün veya bir günden az kald&#305;m" dedi. (Allah ona:) "Hay&#305;r, yüz y&#305;l kald&#305;n, b&ouml;yleyken yiyece&#287;ine ve içece&#287;ine bak, henüz bozulmam&#305;&#351;; e&#351;e&#287;ine de bir bak; (bunu yapmam&#305;z) seni insanlara ibret-belgesi k&#305;lmam&#305;z içindir. Kemiklere de bir bak nas&#305;l biraraya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaç&#305;k belli olduktan sonra dedi ki: "(Art&#305;k &#351;imdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, her&#351;eye güç yetirendir."
2|260|Hani &#304;brahim: "Rabbim, bana &ouml;lüleri nas&#305;l diriltti&#287;ini g&ouml;ster" demi&#351;ti. (Allah ona:) "&#304;nanm&#305;yor musun?" deyince, "Hay&#305;r (inand&#305;m), ancak kalbimin tatmin olmas&#305; için" dedi. "ضyleyse, d&ouml;rt ku&#351; tut. Onlar&#305; kendine al&#305;&#351;t&#305;r, sonra onlar&#305; (parçalay&#305;p) her bir parças&#305;n&#305; bir da&#287;&#305;n üzerine b&#305;rak, sonra da onlar&#305; ça&#287;&#305;r. Sana ko&#351;arak gelirler. Bil ki, &#351;üphesiz Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir."
2|261|Mallar&#305;n&#305; Allah yolunda infak edenlerin &ouml;rne&#287;i yedi ba&#351;ak bitiren, her bir ba&#351;akta yüz tane bulunan bir tek tanenin &ouml;rne&#287;i gibidir. Allah, diledi&#287;ine kat kat artt&#305;r&#305;r. Allah (ihsan&#305;) bol oland&#305;r, bilendir.
2|262|Mallar&#305;n&#305; Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri &#351;eyin pe&#351;inden ba&#351;a kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri Kat&#305;ndad&#305;r, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
2|263|Güzel bir s&ouml;z ve ba&#287;&#305;&#351;lama, pe&#351;inden eziyet gelen bir sadakadan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Allah hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayand&#305;r, yumu&#351;ak davranand&#305;r.
2|264|Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmay&#305;p, insanlara kar&#351;&#305; g&ouml;steri&#351; olsun diye mal&#305;n&#305; infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalar&#305;n&#305;z&#305; geçersiz k&#305;lmay&#305;n. B&ouml;ylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayan&#305;n durumuna benzer; üzerine sa&#287;nak bir ya&#287;mur dü&#351;tü mü, onu ç&#305;r&#305;lç&#305;plak b&#305;rak&#305;verir. Onlar kazand&#305;klar&#305;ndan hiçbir &#351;eye güç yetiremez(elde edemez)ler. Allah, kafirler toplulu&#287;una hidayet vermez.
2|265|Yaln&#305;zca Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;n&#305; istemek ve kendilerinde olan&#305; k&ouml;kle&#351;tirip-güçlendirmek için mallar&#305;n&#305; infak edenlerin &ouml;rne&#287;i, yüksekçe bir tepede bulunan, sa&#287;nak ya&#287;mur ald&#305;&#287;&#305;nda ürünlerini iki kat veren bir bahçenin &ouml;rne&#287;ine benzer ki, ona sa&#287;nak ya&#287;mur isabet etmese de bir çisintisi (vard&#305;r). Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
2|266|Hangi biriniz ister ki, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarl&#305;k gelip çats&#305;n, (üstelik) zay&#305;f ve küçük çocuklar&#305; olsun (b&ouml;yle bir durumda iken) ona (bahçesine) ate&#351;li bir kas&#305;rga isabet etsin de yan&#305;versin. &#304;&#351;te Allah size ayetleri b&ouml;yle aç&#305;klar, ki dü&#351;ünesiniz.
2|267|Ey iman edenler, kazand&#305;klar&#305;n&#305;z&#305;n iyi olan&#305;ndan ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin g&ouml;z yummadan alamayaca&#287;&#305;n&#305;z baya&#287;&#305; &#351;eyleri vermeye kalk&#305;&#351;may&#305;n ve bilin ki, &#351;üphesiz Allah, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayand&#305;r, &ouml;vülmeye lay&#305;k oland&#305;r.
2|268|&#350;eytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayas&#305;zl&#305;&#287;&#305; emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden ba&#287;&#305;&#351;lama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geni&#351; oland&#305;r, bilendir.
2|269|Kime dilerse hikmeti ona verir; &#351;üphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hay&#305;r da verilmi&#351;tir. Temiz ak&#305;l sahiplerinden ba&#351;kas&#305; &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmez.
2|270|Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsan&#305;z, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur.
2|271|Sadakalar&#305; aç&#305;kta verirseniz ne iyi; fakat gizleyip fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. O, günahlar&#305;n&#305;zdan bir k&#305;sm&#305;n&#305; ba&#287;&#305;&#351;lar. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
2|272|Onlar&#305;n hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) de&#287;ildir. Ancak Allah, diledi&#287;ini hidayete erdirir. Hay&#305;r olarak her ne infak ederseniz, kendiniz içindir. Zaten siz, ancak Allah'&#305;n ho&#351;nutlu&#287;unu istemekten ba&#351;ka (bir amaçla) infak etmezsiniz. Hay&#305;rdan her ne infak ederseniz -haks&#305;zl&#305;&#287;a (zulme) u&#287;rat&#305;lmaks&#305;z&#305;n- size eksiksizce &ouml;denecektir.
2|273|(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dola&#351;maya güç yetiremezler. &#304;ffetlerinden dolay&#305; bilmeyen onlar&#305; zengin san&#305;r. (Ama) Sen onlar&#305; yüzlerinden tan&#305;rs&#305;n. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hay&#305;rdan her ne infak ederseniz, &#351;üphesiz Allah onu bilir.
2|274|Onlar ki, mallar&#305;n&#305; gece, gündüz; gizli ve aç&#305;k infak ederler. Art&#305;k bunlar&#305;n ecirleri Rableri Kat&#305;ndad&#305;r, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
2|275|Faiz (riba) yiyenler, ancak &#351;eytan çarpm&#305;&#351; olan&#305;n kalk&#305;&#351;&#305; gibi, çarp&#305;lm&#305;&#351; olmaktan ba&#351;ka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onlar&#305;n: "Al&#305;m-sat&#305;m da ancak faiz gibidir" demelerinden dolay&#305;d&#305;r. Oysa Allah, al&#305;&#351;-veri&#351;i helal, faizi haram k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Kime Rabbinden bir &ouml;&#287;üt gelir de (faize) bir son verirse, art&#305;k geçmi&#351;i kendisine, i&#351;i de Allah'a aittir. Kim (faize) geri d&ouml;nerse, art&#305;k onlar ate&#351;in halk&#305;d&#305;r, orada sürekli kalacaklard&#305;r.
2|276|Allah, faizi yok eder de, sadakalar&#305; art&#305;r&#305;r. Allah, günahkar kafirlerin hiçbirini sevmez.
2|277|&#304;man edip güzel amellerde bulunanlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar ve zekat&#305; verenler; &#351;üphesiz onlar&#305;n ecirleri Rablerinin Kat&#305;ndad&#305;r. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
2|278|Ey iman edenler, Allah'tan sak&#305;n&#305;n ve e&#287;er inanm&#305;&#351;san&#305;z, faizden artakalan&#305; b&#305;rak&#305;n.
2|279|&#350;ayet b&ouml;yle yapmazsan&#305;z, Allah'a ve Resulüne kar&#351;&#305; sava&#351; açt&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; bilin. E&#287;er tevbe ederseniz, art&#305;k sermayeleriniz sizindir. (B&ouml;ylece) Ne zulmetmi&#351; olursunuz, ne zulme u&#287;rat&#305;lm&#305;&#351; olursunuz.
2|280|E&#287;er (borçlu) zorluk içindeyse, ona elveri&#351;li bir zamana kadar süre (verin). (Borcu) Sadaka olarak ba&#287;&#305;&#351;laman&#305;z ise, sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; e&#287;er bilirseniz.
2|281|Allah'a d&ouml;nece&#287;iniz günden sak&#305;n&#305;n. Sonra herkese kazand&#305;&#287;&#305; eksiksizce &ouml;denecek ve onlara haks&#305;zl&#305;k yap&#305;lmayacakt&#305;r.
2|282|Ey iman edenler, belirli bir süre için borçland&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman onu yaz&#305;n&#305;z. Aran&#305;zdan bir katip do&#287;ru olarak yazs&#305;n, katip Allah'&#305;n kendisine &ouml;&#287;retti&#287;i gibi yazmaktan kaç&#305;nmas&#305;n, yazs&#305;n. ـzerinde hak olan (borçlu) da yazd&#305;rs&#305;n ve Rabbi olan Allah'tan sak&#305;ns&#305;n, ondan hiçbir &#351;eyi eksiltmesin. E&#287;er üzerinde hak olan (borçlu), dü&#351;ük ak&#305;ll&#305; ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdo&#287;ru yazd&#305;rs&#305;n. Erkeklerinizden de iki &#351;ahid tutun; e&#287;er iki erkek yoksa, &#351;ahidlerden r&#305;za g&ouml;sterece&#287;iniz bir erkek ve biri &#351;a&#351;&#305;rd&#305;&#287;&#305;nda &ouml;bürü ona hat&#305;rlatacak iki kad&#305;n (da olur). &#350;ahidler ça&#287;&#305;r&#305;ld&#305;klar&#305; zaman kaç&#305;nmas&#305;nlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya ü&#351;enmeyin. Bu, Allah Kat&#305;nda en adil, &#351;ahitlik için en sa&#287;lam, &#351;üphelenmemeniz için de en yak&#305;n oland&#305;r. Ancak aran&#305;zda devredip durdu&#287;unuz ve pe&#351;in olarak yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z ticaret ba&#351;ka, bunu yazmaman&#305;zda sizin için bir sak&#305;nca yoktur. Al&#305;&#351;-veri&#351; etti&#287;inizde de &#351;ahid tutun. Yazana da, &#351;ahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsan&#305;z, o, kendiniz için f&#305;sk (zulüm ve günah)t&#305;r. Allah'tan sak&#305;n&#305;n. Allah size &ouml;&#287;retiyor. Allah her&#351;eyi bilendir.
2|283|E&#287;er yolculukta iseniz ve katip bulamazsan&#305;z, bu durumda al&#305;nan rehin (yeter). &#350;u durumda e&#287;er birbirinize güveniyorsan&#305;z, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allah'tan sak&#305;ns&#305;n da emanetini &ouml;desin. &#350;ahidli&#287;i gizlemeyin. Kim onu gizlerse, art&#305;k &#351;üphesiz, onun kalbi günahkard&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; bilendir.
2|284|G&ouml;klerde ve yerde ne varsa Allah'&#305;nd&#305;r. &#304;çinizdekini aç&#305;&#287;a vursan&#305;z da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra diledi&#287;ini ba&#287;&#305;&#351;lar, diledi&#287;ini azapland&#305;r&#305;r. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
2|285|Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplar&#305;na ve elçilerine inand&#305;. "O'nun elçileri aras&#305;nda hiçbirini (di&#287;erinden) ay&#305;rt etmeyiz. &#304;&#351;ittik ve itaat ettik. Rabbimiz ba&#287;&#305;&#351;laman&#305; (dileriz). Var&#305;&#351; ancak Sanad&#305;r" dediler.
2|286|Allah, hiç kimseye güç yetirece&#287;inden ba&#351;kas&#305;n&#305; yüklemez. (Ki&#351;inin nefsinin) Kazand&#305;&#287;&#305; lehine, kazand&#305;rd&#305;klar&#305; aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklar&#305;m&#305;zdan veya yan&#305;ld&#305;klar&#305;m&#305;zdan dolay&#305; bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden &ouml;ncekilere yükledi&#287;in gibi a&#287;&#305;r yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyece&#287;imiz &#351;eyi bize ta&#351;&#305;tma. Bizi affet. Bizi ba&#287;&#305;&#351;la. Bizi esirge, Sen bizim Mevlam&#305;zs&#305;n. Kafirler toplulu&#287;una kar&#351;&#305; bize yard&#305;m et."
3|1|Elif, Lam, Mim.
3|2|Allah... O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Diridir, Kaimdir.
3|3|O, sana Kitab’&#305; hak ve kendinden &ouml;ncekileri do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak indirdi. O, Tevrat'&#305; ve &#304;ncil'i de indirmi&#351;ti.
3|4|Bundan (Kur’an’dan) &ouml;nce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Do&#287;ruyu yanl&#305;&#351;tan ay&#305;ran (Furkan)&#305; da indirdi. Gerçek &#351;u ki, Allah'&#305;n ayetlerini inkar edenler için &#351;iddetli bir azap vard&#305;r. Allah güçlüdür, intikam al&#305;c&#305;d&#305;r.
3|5|&#350;üphesiz, yerde ve g&ouml;kte Allah'a hiçbir &#351;ey gizli kalmaz.
3|6|D&ouml;l yataklar&#305;nda size diledi&#287;i gibi suret veren O'dur. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur; üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
3|7|Sana Kitab’&#305; indiren O'dur. Ondan, Kitab’&#305;n anas&#305; (temeli) olan bir k&#305;s&#305;m ayetler muhkem'dir; di&#287;erleri ise müte&#351;abihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne ç&#305;karmak ve olmad&#305;k yorumlar&#305;n&#305; yapmak için ondan müte&#351;abih olan&#305;na uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan ba&#351;kas&#305; bilmez. &#304;limde derinle&#351;enler ise: "Biz ona inand&#305;k, tümü Rabbimiz'in Kat&#305;ndand&#305;r" derler. Temiz ak&#305;l sahiplerinden ba&#351;kas&#305; &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmez.
3|8|"Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kayd&#305;rma ve Kat&#305;ndan bize bir rahmet ba&#287;&#305;&#351;la. &#350;üphesiz, ba&#287;&#305;&#351;&#305; en çok olan Sensin Sen."
3|9|"Rabbimiz, kendisinde &#351;üphe olmayan bir günde insanlar&#305; gerçekten Sen toplayacaks&#305;n. Do&#287;rusu Allah, va'dinden cay&#305;p-d&ouml;nmez."
3|10|&#350;üphesiz inkar edenler, onlar&#305;n mallar&#305; da, çocuklar&#305; da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba kar&#351;&#305;) hiçbir &#351;ey kazand&#305;rmaz. Ve onlar ate&#351;in yak&#305;t&#305;d&#305;rlar.
3|11|T&#305;pk&#305; Firavun ailesi ve onlardan &ouml;ncekilerin gidi&#351; tarz&#305; gibi. Ayetlerimizi yalanlad&#305;lar, b&ouml;ylece Allah günahlar&#305; nedeniyle onlar&#305; yakalay&#305;verdi. Allah, (cezayla) sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
3|12|&#304;nkar edenlere de ki: "Yak&#305;nda yenilgiye u&#287;rat&#305;lacaks&#305;n&#305;z ve toplan&#305;p cehenneme sürüleceksiniz." Ne k&ouml;tü yatakt&#305;r o.
3|13|Kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vard&#305;r. Bir topluluk, Allah yolunda çarp&#305;&#351;&#305;yordu, di&#287;eri ise kafirdi ki g&ouml;z g&ouml;rmesiyle kar&#351;&#305;lar&#305;ndakini kendilerinin iki kat&#305; g&ouml;rüyorlard&#305;. &#304;&#351;te Allah, diledi&#287;ini yard&#305;m&#305;yla destekler. &#350;üphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vard&#305;r.
3|14|Kad&#305;nlara, o&#287;ullara, kantar kantar y&#305;&#287;&#305;lm&#305;&#351; alt&#305;n ve gümü&#351;e, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu &#351;ehvet insanlara 'süslü ve çekici' k&#305;l&#305;nd&#305;. Bunlar, dünya hayat&#305;n&#305;n meta&#305;d&#305;r. As&#305;l var&#305;lacak güzel yer Allah Kat&#305;nda oland&#305;r.
3|15|De ki: "Size bundan daha hay&#305;rl&#305;s&#305;n&#305; bildireyim mi? Korkup sak&#305;nanlar için Rablerinin Kat&#305;nda, içinde temelli kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler, tertemiz e&#351;ler ve Allah'&#305;n r&#305;zas&#305; vard&#305;r. Allah, kullar&#305; hakk&#305;yla g&ouml;rendir."
3|16|Onlar: "Rabbimiz &#351;üphesiz biz iman ettik, art&#305;k bizim günahlar&#305;m&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;la ve bizi ate&#351;in azab&#305;ndan koru" diyenler;
3|17|Sabredenler, do&#287;ru olanlar, g&ouml;nülden boyun e&#287;enler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyenlerdir.
3|18|Allah, gerçekten Kendisi'nden ba&#351;ka &#304;lah olmad&#305;&#287;&#305;na &#351;ahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan ba&#351;ka &#304;lah olmad&#305;&#287;&#305;na adaletle &#351;ahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur.
3|19|Hiç &#351;üphesiz din, Allah Kat&#305;nda &#304;slam'd&#305;r. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralar&#305;ndaki "k&#305;skançl&#305;k ve hakka ba&#351;kald&#305;rma" (ba&#287;y) yüzünden ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;tüler. Kim Allah'&#305;n ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesab&#305; pek çabuk g&ouml;rendir.
3|20|E&#287;er seninle çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;&#305;rlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" E&#287;er teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermi&#351;lerdir. Fakat yüz çevirdilerse, art&#305;k sana dü&#351;en yaln&#305;zca tebli&#287;(etmek)dir. Allah, kullar&#305; hakk&#305;yla g&ouml;rendir.
3|21|Allah'&#305;n ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haks&#305;z yere &ouml;ldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri &ouml;ldürenler; i&#351;te onlara ac&#305;kl&#305; bir azab&#305; müjdele.
3|22|Onlar, yapt&#305;klar&#305; dünyada ve ahirette bo&#351;a gitmi&#351; olanlard&#305;r. Ve onlar&#305;n yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur.
3|23|Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri g&ouml;rmedin mi? Aralar&#305;nda Allah'&#305;n kitab&#305; hükmetsin diye ça&#287;r&#305;l&#305;yorlar da, onlardan bir b&ouml;lümü yüz çeviriyor. Onlar, i&#351;te b&ouml;yle arka d&ouml;nenlerdir.
3|24|Bu, onlar&#305;n: "Ate&#351; bize say&#305;l&#305; günler d&#305;&#351;&#305;nda kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onlar&#305;n bu iftiralar&#305;, dinleri konusunda kendilerini yan&#305;lg&#305;ya dü&#351;ürmü&#351;tür.
3|25|Art&#305;k onlar&#305;, kendisinde &#351;üphe olmayan bir gün toplad&#305;&#287;&#305;m&#305;zda ve her bir nefse -haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmaks&#305;z&#305;n- kazand&#305;&#287;&#305; tam olarak &ouml;dendi&#287;inde nas&#305;l olacak?
3|26|De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'&#305;m, diledi&#287;ine mülkü verirsin ve diledi&#287;inden mülkü çekip-al&#305;rs&#305;n, diledi&#287;ini aziz k&#305;lar, diledi&#287;ini alçalt&#305;rs&#305;n; hay&#305;r Senin elindedir. Gerçekten Sen, her&#351;eye güç yetirensin."
3|27|"Geceyi gündüze ba&#287;lay&#305;p-katars&#305;n, gündüzü de geceye ba&#287;lay&#305;p-katars&#305;n; diriyi &ouml;lüden ç&#305;kar&#305;rs&#305;n, &ouml;lüyü de diriden ç&#305;kar&#305;rs&#305;n. Sen, diledi&#287;ine hesaps&#305;z r&#305;z&#305;k verirsin."
3|28|Mü'minler, mü'minleri b&#305;rak&#305;p da kafirleri veliler edinmesinler. Kim b&ouml;yle yaparsa, Allah'tan hiçbir &#351;ey (yard&#305;m) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sak&#305;nma(n&#305;z) ba&#351;ka. Allah, sizi Kendisi'nden sak&#305;nd&#305;r&#305;r. Var&#305;&#351; Allah'ad&#305;r.
3|29|De ki: "Sinelerinizde olan&#305; -gizleseniz de, aç&#305;&#287;a vursan&#305;z da- Allah bilir. Ve g&ouml;klerde olan&#305; da, yerde olan&#305; da bilir. Allah, her&#351;eye güç yetirendir."
3|30|Her bir nefsin hay&#305;rdan yapt&#305;klar&#305;n&#305; haz&#305;r buldu&#287;u ve her ne k&ouml;tülük i&#351;lediyse onunla kendisi aras&#305;nda uzak bir mesafe olmas&#305;n&#305; istedi&#287;i o günü (dü&#351;ünün). Allah, sizi Kendisi'nden sak&#305;nd&#305;r&#305;r. Allah, kullar&#305;na kar&#351;&#305; &#351;efkatli oland&#305;r.
3|31|De ki: "E&#287;er siz Allah'&#305; seviyorsan&#305;z bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
3|32|De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin." E&#287;er yüz çevirirlerse &#351;üphesiz Allah, kafirleri sevmez.
3|33|Gerçek &#351;u ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, &#304;brahim ailesini ve &#304;mran ailesini alemler üzerine seçti;
3|34|Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah i&#351;itendir, bilendir.
3|35|Hani &#304;mran'&#305;n kar&#305;s&#305;: "Rabbim, karn&#305;mda olan&#305;, 'her türlü ba&#287;&#305;ml&#305;l&#305;ktan &ouml;zgürlü&#287;e kavu&#351;turulmu&#351; olarak' Sana adad&#305;m, benden kabul et. &#350;üphesiz i&#351;iten bilen Sensin Sen" demi&#351;ti.
3|36|Fakat onu do&#287;urdu&#287;unda -Allah onun ne do&#287;urdu&#287;unu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim, do&#287;rusu bir k&#305;z (çocu&#287;u) do&#287;urdum. Erkek ise, k&#305;z gibi de&#287;ildir. Ona Meryem ad&#305;n&#305; koydum. Ben onu ve soyunu o ta&#351;a tutulmu&#351; (kovulmu&#351;) &#351;eytandan Sana s&#305;&#287;&#305;nd&#305;r&#305;r&#305;m."
3|37|Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yeti&#351;tirdi. Zekeriya'y&#305; ondan sorumlu k&#305;ld&#305;. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yan&#305;nda bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah Kat&#305;ndand&#305;r. &#350;üphesiz Allah, diledi&#287;ine hesaps&#305;z r&#305;z&#305;k verendir" dedi.
3|38|Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim, bana Kat&#305;ndan tertemiz bir soy arma&#287;an et. Do&#287;rusu Sen, dualar&#305; i&#351;itensin" dedi.
3|39|O mihrapta namaz k&#305;larken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'y&#305; müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (&#304;sa'y&#305;) do&#287;rulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
3|40|Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarl&#305;k ula&#351;m&#305;&#351;ken ve kar&#305;m da k&#305;s&#305;rken nas&#305;l bir o&#287;lum olabilir?" "B&ouml;yledir" dedi, "Allah diledi&#287;ini yapar."
3|41|(Zekeriya) "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, i&#351;aretle&#351;me d&#305;&#351;&#305;nda, insanlarla üç gün konu&#351;mamand&#305;r. Rabbini çokça zikret ve ak&#351;am sabah O’nu tesbih et." dedi.
3|42|Hani melekler: "Meryem, &#351;üphesiz Allah seni seçti, seni ar&#305;nd&#305;rd&#305; ve alemlerin kad&#305;nlar&#305;na üstün k&#305;ld&#305;," demi&#351;ti.
3|43|"Meryem, Rabbine g&ouml;nülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et."
3|44|Bunlar, gayb haberlerindendir; bunlar&#305; sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumlulu&#287;una alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlar&#305;nda de&#287;ildin; çeki&#351;irlerken de yanlar&#305;nda de&#287;ildin.
3|45|Hani melekler, dediler ki: "Meryem, do&#287;rusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun ad&#305; Meryem o&#287;lu &#304;sa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, sayg&#305;nd&#305;r' ve (Allah'a) yak&#305;n k&#305;l&#305;nanlardand&#305;r."
3|46|"Be&#351;ikte de, yeti&#351;kinli&#287;inde de insanlarla konu&#351;acakt&#305;r. Ve O salihlerdendir."
3|47|"Rabbim, bana bir be&#351;er dokunmam&#305;&#351;ken, nas&#305;l bir çocu&#287;um olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yarat&#305;r. Bir i&#351;in olmas&#305;na karar verirse, yaln&#305;zca ona "ol" der, o da hemen oluverir."
3|48|"Ona Kitab’&#305;, hikmeti, Tevrat’&#305; ve &#304;ncil’i &ouml;&#287;retecek."
3|49|&#304;srailo&#287;ullar&#305;’na elçi k&#305;lacak. (O, &#304;srailo&#287;ullar&#305;’na &#351;&ouml;yle diyecek:) "Gerçek &#351;u, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan ku&#351; biçiminde bir &#351;ey olu&#351;turur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'&#305;n izniyle ku&#351; oluverir. Ve Allah'&#305;n izniyle do&#287;u&#351;tan k&ouml;r olan&#305;, alaca hastal&#305;&#287;&#305;na tutulan&#305; iyile&#351;tirir ve &ouml;lüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. &#350;üphesiz, e&#287;er inanm&#305;&#351;san&#305;z bunda sizin için kesin bir ayet vard&#305;r."
3|50|"Benden &ouml;nceki Tevrat'&#305; do&#287;rulamak ve size haram k&#305;l&#305;nan baz&#305; &#351;eyleri helal k&#305;lmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Art&#305;k Allah'tan korkup bana itaat edin."
3|51|"Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. ضyleyse O'na ibadet edin. Dosdo&#287;ru olan yol i&#351;te budur."
3|52|Nitekim &#304;sa, onlarda inkar&#305; sezince, dedi ki: "Allah için bana yard&#305;m edecekler kimdir?" Havariler: "Allah'&#305;n yard&#305;mc&#305;lar&#305; biziz; biz Allah'a inand&#305;k, bizim gerçekten Müslümanlar oldu&#287;umuza &#351;ahid ol" dediler.
3|53|"Rabbimiz, biz indirdi&#287;ine inand&#305;k ve elçiye uyduk. B&ouml;ylece bizi &#351;ahidlerle beraber yaz."
3|54|Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah da (buna kar&#351;&#305;l&#305;k) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucular&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
3|55|Hani Allah, &#304;sa'ya demi&#351;ti ki: "Ey &#304;sa, do&#287;rusu senin hayat&#305;na Ben son verece&#287;im, seni Kendime yükseltece&#287;im, seni inkar edenlerden temizleyece&#287;im ve sana uyanlar&#305; k&#305;yamete kadar inkara sapanlar&#305;n üstüne geçirece&#287;im. Sonra d&ouml;nü&#351;ünüz yaln&#305;zca Banad&#305;r, hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tü&#287;ünüz &#351;eyde aran&#305;zda Ben hükmedece&#287;im."
3|56|"&#304;nkar edenleri ise, dünyada ve ahirette &#351;iddetli bir azapla azapland&#305;raca&#287;&#305;m. Onlar&#305;n hiç yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur."
3|57|"&#304;man edip salih amellerde bulunanlar&#305;n ecirleri eksiksiz &ouml;denecektir. Allah, zalim olanlar&#305; sevmez."
3|58|Bunlar&#305; Biz sana ayetlerden ve hikmetli zikirden (Kur'an'dan) okuyoruz.
3|59|&#350;üphesiz, Allah Kat&#305;nda &#304;sa'n&#305;n durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yaratt&#305;, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi.
3|60|Gerçek, Rabbinden (gelen)dir. ضyleyse ku&#351;kuya kap&#305;lanlardan olma.
3|61|Art&#305;k sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakk&#305;nda seninle 'çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;malara giri&#351;irlerse' de ki: "Gelin, o&#287;ullar&#305;m&#305;z&#305; ve o&#287;ullar&#305;n&#305;z&#305;, kad&#305;nlar&#305;m&#305;z&#305; ve kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305;, kendimizi ve kendinizi ça&#287;&#305;ral&#305;m; sonra kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; lanetle&#351;elim de Allah'&#305;n lanetini yalan s&ouml;yleyenlerin üstüne k&#305;lal&#305;m."
3|62|&#350;üphesiz bu, gerçek bir olay&#305;n haberidir. Allah'tan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Ve &#351;üphesiz Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
3|63|E&#287;er yüz çevirirlerse elbette Allah, fesat ç&#305;karanlar&#305; bilir.
3|64|De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aran&#305;zda mü&#351;terek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan ba&#351;kas&#305;na kulluk etmeyelim, O'na hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;mayal&#305;m ve Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p bir k&#305;sm&#305;m&#305;z (di&#287;er) bir k&#305;sm&#305;m&#305;z&#305; Rabler edinmeyelim." E&#287;er yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "&#350;ahid olun, biz gerçekten Müslümanlar&#305;z."
3|65|"Ey Kitap Ehli, &#304;brahim konusunda ne diye çeki&#351;ip tart&#305;&#351;&#305;yorsunuz? Tevrat da, &#304;ncil de ancak ondan sonra indirilmi&#351;tir. Yine de ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?"
3|66|&#304;&#351;te sizler b&ouml;ylesiniz; (diyelim ki) hakk&#305;nda bilginiz olan &#351;eyde tart&#305;&#351;t&#305;n&#305;z, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tart&#305;&#351;&#305;p-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
3|67|&#304;brahim, ne Yahudi idi, ne de H&#305;ristiyand&#305;: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümand&#305;, mü&#351;riklerden de de&#287;ildi.
3|68|Do&#287;rusu, insanlar&#305;n &#304;brahim'e en yak&#305;n olan&#305;, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir.
3|69|Kitap Ehlinden bir grup, sizi &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p sapt&#305;rmay&#305; arzulad&#305;; fakat onlar ancak kendi nefislerini &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;rlar da &#351;uuruna varmazlar.
3|70|Ey Kitap Ehli, siz &#351;ahid olup dururken, ne diye Allah'&#305;n ayetlerini inkar ediyorsunuz?
3|71|Ey Kitap Ehli, neden hakk&#305; bat&#305;l ile &ouml;rtüyor ve bildi&#287;iniz halde hakk&#305; gizliyorsunuz?
3|72|Kitap Ehlinden bir b&ouml;lümü, dedi ki: "&#304;man edenlere inene gündüzün ba&#351;lang&#305;c&#305;nda inan&#305;n, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da d&ouml;nerler."
3|73|"Ve sizin dininize uyanlardan ba&#351;kas&#305;na inan&#305;p güvenmeyin." De ki: "&#350;üphesiz do&#287;ru yol Allah'&#305;n dosdo&#287;ru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (&#304;slam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin Kat&#305;nda onlar (Müslümanlar) size kar&#351;&#305; deliller getiriyorlar, diye mi (bu tela&#351;&#305;n&#305;z?) De ki: "&#350;üphesiz 'lütuf ve ihsan (fazl)' Allah'&#305;n elindedir, onu diledi&#287;ine verir. Allah (rahmeti) geni&#351; oland&#305;r, bilendir."
3|74|O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük 'lütuf ve ihsan (fazl)' sahibidir.
3|75|Kitap Ehlinden &ouml;ylesi vard&#305;r ki, bir kantar emanet b&#305;raksan onu sana geri verir; &ouml;ylesi de vard&#305;r ki, ona bir dinar emanet b&#305;raksan, sen, onun tepesine dikilip durmad&#305;kça onu sana &ouml;demez. Bu onlar&#305;n "ümmiler (zay&#305;f ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demi&#351; olmalar&#305;ndand&#305;r. Oysa kendileri (gerçe&#287;i) bildikleri halde Allah'a kar&#351;&#305; yalan s&ouml;ylemektedirler.
3|76|Hay&#305;r; kim ahdine vefa eder ve sak&#305;n&#305;rsa &#351;üphesiz Allah da sak&#305;nanlar&#305; sever.
3|77|Allah'&#305;n ahdini ve yeminlerini az bir de&#287;ere kar&#351;&#305;l&#305;k satanlar... &#304;&#351;te onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, k&#305;yamet gününde Allah onlarla konu&#351;maz, onlar&#305; g&ouml;zetmez ve onlar&#305; ar&#305;nd&#305;rmaz. Ve onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
3|78|Onlardan &ouml;yleleri vard&#305;r ki, dillerini kitaba do&#287;ru e&#287;ip bükerler, siz onu (bu okur g&ouml;ründüklerini) kitaptan sanas&#305;n&#305;z diye. Oysa o kitaptan de&#287;ildir. "Bu Allah Kat&#305;ndand&#305;r" derler. Oysa o, Allah Kat&#305;ndan de&#287;ildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a kar&#351;&#305; (b&ouml;yle) yalan s&ouml;ylerler.
3|79|Be&#351;erden hiç kimsenin, Allah kendisine kitab&#305;, hükmü ve peygamberli&#287;i verdikten, sonra insanlara: "Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p bana kulluk edin" deme (hakk&#305; ve yetki)si yoktur. Fakat o, "ض&#287;retti&#287;iniz ve ders verdi&#287;iniz kitaba g&ouml;re Rabbaniler olunuz” (deme g&ouml;revindedir.)
3|80|O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, Müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?
3|81|Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir s&ouml;z (misak)' alm&#305;&#351;t&#305;: "Andolsun size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini do&#287;rulayan bir elçi geldi&#287;inde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yard&#305;mda bulunacaks&#305;n&#305;z." Demi&#351;ti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu a&#287;&#305;r yükümü ald&#305;n&#305;z m&#305;?" Onlar: "&#304;krar ettik" demi&#351;lerdi de "ضyleyse &#351;ahid olun, Ben de sizinle birlikte &#351;ahid olanlardan&#305;m" demi&#351;ti.
3|82|Art&#305;k kim bundan sonra yüz çevirirse, onlar fas&#305;k olanlard&#305;r.
3|83|Peki onlar, Allah'&#305;n dininden ba&#351;ka bir din mi ar&#305;yorlar? Oysa g&ouml;klerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmu&#351;tur ve O'na d&ouml;ndürülmektedirler.
3|84|De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, &#304;brahim, &#304;smail, &#304;shak, Yakup ve torunlar&#305;na indirilene, Musa'ya, &#304;sa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri aras&#305;nda ayr&#305;l&#305;k g&ouml;zetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmu&#351;lar&#305;z."
3|85|Kim &#304;slam'dan ba&#351;ka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba u&#287;rayanlardand&#305;r.
3|86|Kendilerine apaç&#305;k belgeler geldi&#287;i ve elçinin hak oldu&#287;una &#351;ahid olduklar&#305; halde, imanlar&#305;ndan sonra küfre sapan bir kavmi Allah nas&#305;l hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez.
3|87|&#304;&#351;te bunlar&#305;n cezas&#305;, Allah'&#305;n meleklerin ve bütün insanlar&#305;n lanetlerinin üzerine olmas&#305;d&#305;r.
3|88|&#304;çinde temelli kal&#305;c&#305;d&#305;rlar. Onlar&#305;n azab&#305; hafifletilmez ve onlar g&ouml;zetilmezler.
3|89|Ancak bundan sonra tevbe edenler, 'salih olarak davrananlar' ba&#351;ka. اünkü Allah, gerçekten ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
3|90|Do&#287;rusu, imanlar&#305;ndan sonra inkar edenler, sonra inkarlar&#305;n&#305; artt&#305;ranlar; bunlar&#305;n tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. &#304;&#351;te bunlar, sap&#305;klar&#305;n ta kendileridir.
3|91|&#350;üphesiz küfredip kafir olarak &ouml;lenler, bunlar&#305;n hiçbirisinden, yeryüzü dolusu alt&#305;n&#305; olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r ve onlar&#305;n yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur.
3|92|Sevdi&#287;iniz &#351;eylerden infak edinceye kadar asla iyili&#287;e eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, &#351;üphesiz Allah onu bilir.
3|93|Tevrat indirilmeden evvel, &#304;srail'in kendine haram k&#305;ld&#305;klar&#305;ndan ba&#351;ka, &#304;srailo&#287;ullar&#305;’na bütün yiyecekler helal idi. De ki: "&#350;u halde e&#287;er do&#287;ruysan&#305;z, Tevrat'&#305; getirin de onu okuyun".
3|94|Art&#305;k bundan sonra kim Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzerse, i&#351;te onlar, zalim olanlard&#305;r.
3|95|De ki: "Allah do&#287;ru s&ouml;yledi. ضyleyse Allah'&#305; bir tan&#305;yan (Hanif)ler olarak &#304;brahim'in dinine uyun. O, mü&#351;riklerden de&#287;ildi."
3|96|Gerçek &#351;u ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Ka'be)dir.
3|97|Orada apaç&#305;k ayetler (ve) &#304;brahim'in makam&#305; vard&#305;r. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'&#305;n insanlar üzerindeki hakk&#305;d&#305;r. Kim de inkar ederse, &#351;üphesiz, Allah alemlere kar&#351;&#305; muhtaç olmayand&#305;r.
3|98|De ki: "Ey Kitap Ehli, Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;za &#351;ahid iken, ne diye Allah'&#305;n ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
3|99|De ki: "Ey Kitap Ehli, sizler &#351;ahidler oldu&#287;unuz halde, ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir çarp&#305;kl&#305;k bulmaya yeltenerek- çevirmeye çal&#305;&#351;&#305;yorsunuz? Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir."
3|100|Ey iman edenler, e&#287;er kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun e&#287;ecek olursan&#305;z, sizi iman&#305;n&#305;zdan sonra tekrar küfre d&ouml;ndürürler.
3|101|Allah'&#305;n ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nas&#305;l oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a s&#305;ms&#305;k&#305; tutunursa, art&#305;k elbette o, dosdo&#287;ru olan bir yola iletilmi&#351;tir.
3|102|Ey iman edenler, Allah'tan nas&#305;l korkup-sak&#305;nmak gerekiyorsa &ouml;ylece korkup-sak&#305;n&#305;n ve siz, ancak Müslüman olmaktan ba&#351;ka (bir din ve tutum üzerinde) &ouml;lmeyin.
3|103|Allah'&#305;n ipine hepiniz s&#305;ms&#305;k&#305; sar&#305;l&#305;n. Da&#287;&#305;l&#305;p ayr&#305;lmay&#305;n. Ve Allah'&#305;n sizin üzerinizdeki nimetini hat&#305;rlay&#305;n. Hani siz dü&#351;manlar idiniz. O, kalplerinizin aras&#305;n&#305; uzla&#351;t&#305;r&#305;p-&#305;s&#305;nd&#305;rd&#305; ve siz O'nun nimetiyle karde&#351;ler olarak sabahlad&#305;n&#305;z. Yine siz, tam ate&#351; çukurunun k&#305;y&#305;s&#305;ndayken, oradan sizi kurtard&#305;. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini b&ouml;yle aç&#305;klar.
3|104|Sizden; hayra ça&#287;&#305;ran, iyili&#287;i (marufu) emreden ve k&ouml;tülükten (münkerden) sak&#305;nd&#305;ran bir topluluk bulunsun. Kurtulu&#351;a erenler i&#351;te bunlard&#305;r.
3|105|Kendilerine apaç&#305;k belgeler geldikten sonra, parçalan&#305;p ayr&#305;lan ve anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;enler gibi olmay&#305;n. &#304;&#351;te onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
3|106|Baz&#305; yüzlerin a&#287;araca&#287;&#305;, baz&#305; yüzlerin de kararaca&#287;&#305; gün... Yüzleri kapkara-kesilecek olanlara: "&#304;man&#305;n&#305;zdan sonra inkar ettiniz, &ouml;yle mi? ضyleyse inkar etmenize kar&#351;&#305;l&#305;k olarak azab&#305; tad&#305;n” (denilir).
3|107|Yüzleri a&#287;aranlar ise, art&#305;k onlar Allah'&#305;n rahmeti içindedirler, içinde de temelli kalacaklard&#305;r.
3|108|Bunlar sana hak olarak okumakta oldu&#287;umuz Allah'&#305;n ayetleridir. Allah, alemlere zulüm isteyen de&#287;ildir.
3|109|G&ouml;klerde ve yerde olanlar Allah'&#305;nd&#305;r ve (bütün) i&#351;ler Allah'a d&ouml;ndürülür.
3|110|Siz, insanlar için ç&#305;kar&#305;lm&#305;&#351; hay&#305;rl&#305; bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve &#304;slam'a uygun) olan&#305; emreder, münker olandan sak&#305;nd&#305;r&#305;r ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanm&#305;&#351; olsayd&#305;, elbette kendileri için hay&#305;rl&#305; olurdu. &#304;çlerinden iman edenler vard&#305;r, fakat ço&#287;unlu&#287;u f&#305;ska sapanlard&#305;r.
3|111|Onlar size ezadan ba&#351;ka kesinlikle bir zarar veremezler. E&#287;er sizinle sava&#351;&#305;rlarsa size arkalar&#305;n&#305; d&ouml;nüp kaçarlar. Sonra kendilerine yard&#305;m da edilmez.
3|112|Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'&#305;n ipine ve insanlar&#305;n ipine (ahdine) s&#305;&#287;&#305;nanlar ba&#351;ka- onlara zillet (zorluk damgas&#305;) vurulmu&#351;tur. Onlar, Allah'tan bir gazaba u&#287;rad&#305;lar da üzerlerine a&#351;a&#287;&#305;lanma (damgas&#305;) vuruldu. Bu, Allah'&#305;n ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haks&#305;z yere &ouml;ldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi a&#351;malar&#305; dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r.
3|113|Onlar&#305;n hepsi bir de&#287;ildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vard&#305;r ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'&#305;n ayetlerini okuyarak secdeye kapan&#305;rlar.
3|114|Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olan&#305; emreder, münker olandan sak&#305;nd&#305;r&#305;r ve hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;&#305;rlar. &#304;&#351;te bunlar salih olanlardand&#305;r.
3|115|Onlar hay&#305;rdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun b&#305;rak&#305;lmazlar. Allah, muttakileri bilendir.
3|116|Gerçekten inkar edenlerin ise, ne mallar&#305;, ne çocuklar&#305;, onlara Allah'tan yana bir &#351;ey sa&#287;layamaz. &#304;&#351;te onlar, ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar, onda temelli olarak kalacaklard&#305;r.
3|117|Onlar&#305;n bu dünya hayat&#305;ndaki harcamalar&#305; kendi nefislerine zulmetmi&#351; olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu so&#287;ukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmi&#351;tir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
3|118|Ey iman edenler, sizden olmayanlar&#305; s&#305;rda&#351; edinmeyin. Onlar size k&ouml;tülük ve zarar vermeye çal&#305;&#351;&#305;yor, size zorlu bir s&#305;k&#305;nt&#305; verecek &#351;eyden ho&#351;lan&#305;rlar. Bu&#287;z (ve dü&#351;manl&#305;klar&#305;) a&#287;&#305;zlar&#305;ndan d&#305;&#351;a vurmu&#351;tur, sinelerinin gizli tuttuklar&#305; ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi aç&#305;klad&#305;k; belki ak&#305;l erdirirsiniz.
3|119|Sizler, i&#351;te b&ouml;ylesiniz; onlar&#305; seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz kitab&#305;n tümüne inan&#305;rs&#305;n&#305;z, onlar sizinle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;klar&#305;nda "inand&#305;k" derler, kendi ba&#351;lar&#305;na kald&#305;klar&#305;nda ise, size olan kin ve &ouml;fkelerinden dolay&#305; parmak uçlar&#305;n&#305; &#305;s&#305;r&#305;rlar. De ki: "Kin ve &ouml;fkenizle &ouml;lün." &#350;üphesiz Allah, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
3|120|Size bir iyilik dokununca tasalan&#305;rlar, size bir k&ouml;tülük isabet etti&#287;indeyse buna sevinirler. E&#287;er siz sabreder ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, onlar&#305;n 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. &#350;üphesiz, Allah, yapmakta olduklar&#305;n&#305; ku&#351;atand&#305;r.
3|121|Hani sen, mü'minleri sava&#351;mak için elveri&#351;li yerlere yerle&#351;tirmek için evinden erkenden ayr&#305;lm&#305;&#351;t&#305;n. Allah i&#351;itendir, bilendir.
3|122|O zaman sizden iki grup, neredeyse 'ç&ouml;zülüp geri çekilmek' istemi&#351;ti. Oysa Allah onlar&#305;n (Velisi) yard&#305;mc&#305;s&#305;yd&#305;. Art&#305;k mü'minler, yaln&#305;zca Allah'a tevekkül etmelidir.
3|123|Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yard&#305;m&#305;yla zafer verdi. &#350;u halde Allah'tan sak&#305;n&#305;n, O'na &#351;ükredebilesiniz.
3|124|Sen mü'minlere: "Rabbinizin size meleklerden indirilmi&#351; üç bin ki&#351;iyle yard&#305;m-iletmesi size yetmez mi?" diyordun.
3|125|Evet, e&#287;er sabrederseniz, sak&#305;n&#305;rsan&#305;z ve onlar da aniden üstünüze çullan&#305;verirlerse, Rabbiniz size meleklerden ni&#351;anl&#305; be&#351; bin ki&#351;iyle yard&#305;m ula&#351;t&#305;racakt&#305;r.
3|126|Allah bunu (yard&#305;m&#305;) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yapt&#305;. 'Yard&#305;m ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'&#305;n Kat&#305;ndand&#305;r.
3|127|(Ki bununla) &#304;nkar edenlerin &ouml;nde gelenlerinden bir k&#305;sm&#305;n&#305; kessin (helak etsin) ya da 'umutlar&#305; suya dü&#351;mü&#351;ler olarak onlar&#305;' tepesi a&#351;a&#287;&#305; getirsin de geri d&ouml;nüp gitsinler.'
3|128|(Allah'&#305;n) Onlar&#305;n tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklar&#305;ndan dolay&#305; azapland&#305;rmas&#305; i&#351;inden sana bir &#351;ey (sorumluluk ve g&ouml;rev) yoktur.
3|129|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305;nd&#305;r. Kimi dilerse ba&#287;&#305;&#351;lar, kimi dilerse azapland&#305;r&#305;r. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
3|130|Ey iman edenler, faizi kat kat art&#305;r&#305;lm&#305;&#351; olarak yemeyin. Ve Allah'tan sak&#305;n&#305;n, umulur ki kurtulursunuz.
3|131|Ve kafirler için haz&#305;rlanm&#305;&#351; olan ate&#351;ten sak&#305;n&#305;n.
3|132|Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunas&#305;n&#305;z.
3|133|Rabbinizden olan ma&#287;firet ve eni g&ouml;klerle yer kadar olan cennete (kavu&#351;mak için) yar&#305;&#351;&#305;n; o, muttakiler için haz&#305;rlanm&#305;&#351;t&#305;r.
3|134|Onlar, bollukta da, darl&#305;kta da infak edenler, &ouml;fkelerini yenenler ve insanlar(daki haklar&#305;n)dan ba&#287;&#305;&#351;lama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanlar&#305; sever.
3|135|Ve 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' i&#351;ledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'&#305; hat&#305;rlay&#305;p hemen günahlar&#305;ndan dolay&#305; ba&#287;&#305;&#351;lanma isteyenlerdir. Allah'tan ba&#351;ka günahlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;layan kimdir? Bir de onlar yapt&#305;klar&#305; (k&ouml;tü &#351;eylerde) bile bile &#305;srar etmeyenlerdir.
3|136|&#304;&#351;te bunlar&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;, Rablerinden ba&#287;&#305;&#351;lanma ve içinde ebedi kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlerdir. (B&ouml;yle) Yap&#305;p-edenlere ne güzel bir kar&#351;&#305;l&#305;k (ecir var).
3|137|Gerçek &#351;u ki, sizden &ouml;nce nice sünnetler gelip-geçmi&#351;tir. Bundan dolay&#305; yeryüzünde gezip-dola&#351;&#305;n da yalanlayanlar&#305;n u&#287;rad&#305;klar&#305; sonuç nas&#305;l oldu bir g&ouml;rün.
3|138|Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sak&#305;nanlar için de bir hidayet ve &ouml;&#287;üttür.
3|139|Gev&#351;emeyin, üzülmeyin; e&#287;er (gerçekten) iman etmi&#351;seniz en üstün olan sizlersiniz.
3|140|E&#287;er bir yara ald&#305;ysan&#305;z, o kavme de benzeri bir yara de&#287;mi&#351;tir. &#304;&#351;te o günleri Biz onlar&#305; insanlar aras&#305;nda devrettirip dururuz. Bu, Allah'&#305;n iman edenleri belirtip-ay&#305;rmas&#305; ve sizden &#351;ahidler (veya &#351;ehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez;
3|141|(Yine bu) Allah'&#305;n, iman edenleri ar&#305;nd&#305;rmas&#305; ve inkar edenleri yok etmesi içindir.
3|142|Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ay&#305;rt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ay&#305;rt etmeden cennete girece&#287;inizi mi sand&#305;n&#305;z?
3|143|Andolsun, siz onunla kar&#351;&#305;la&#351;madan &ouml;nce &ouml;lümü temenni ediyordunuz. &#304;&#351;te onu g&ouml;rdünüz, ama bak&#305;p duruyorsunuz.
3|144|Muhammed, yaln&#305;zca bir elçidir. Ondan &ouml;nce nice elçiler gelip-geçmi&#351;tir. &#350;imdi O &ouml;lürse ya da &ouml;ldürülürse, siz topuklar&#305;n&#305;z üzerinde gerisin geriye mi d&ouml;neceksiniz? &#304;ki topu&#287;u üzerinde gerisin geri d&ouml;nen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, &#351;ükredenleri pek yak&#305;nda &ouml;düllendirecektir.
3|145|Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n hiçbir nefis için &ouml;lmek yoktur. O, süresi belirtilmi&#351; bir yaz&#305;d&#305;r. Kim dünyan&#305;n yarar&#305;n&#305; (sevab&#305;n&#305;) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevab&#305;n&#305; isterse ona da ondan veririz. Biz &#351;ükredenleri pek yak&#305;nda &ouml;düllendirece&#287;iz.
3|146|Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler sava&#351;a girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolay&#305; ne gev&#351;eklik g&ouml;sterdiler, ne boyun e&#287;diler. Allah, sabredenleri sever.
3|147|Onlar&#305;n s&ouml;yledikleri: "Rabbimiz, günahlar&#305;m&#305;z&#305; ve i&#351;imizdeki a&#351;&#305;r&#305;l&#305;klar&#305;m&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;la, ayaklar&#305;m&#305;z&#305; (bast&#305;klar&#305; yerde) sa&#287;lamla&#351;t&#305;r ve bize kafirler toplulu&#287;una kar&#351;&#305; yard&#305;m et" demelerinden ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildi.
3|148|B&ouml;ylece Allah, dünya ve ahiret sevab&#305;n&#305;n güzelli&#287;ini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanlar&#305; sever.
3|149|Ey iman edenler, e&#287;er inkar edenlere itaat ederseniz, sizi topuklar&#305;n&#305;z üzerinde gerisin-geri çevirirler, b&ouml;ylece büyük hüsrana u&#287;rayanlara d&ouml;nersiniz.
3|150|Hay&#305;r, sizin Mevlan&#305;z Allah't&#305;r. O, yard&#305;m edenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
3|151|Kendisi hakk&#305;nda hiçbir delil indirmedi&#287;i &#351;eyi Allah'a ortak ko&#351;tuklar&#305;ndan dolay&#305; küfredenlerin kalplerine korku salaca&#287;&#305;z. Onlar&#305;n bar&#305;nma yerleri ate&#351;tir. Zalimlerin konaklama yeri ne k&ouml;tüdür.
3|152|Andolsun, Allah size verdi&#287;i s&ouml;zünde sad&#305;k kald&#305;; siz O'nun izniyle onlar&#305; k&#305;r&#305;p-geçiriyordunuz. ضyle ki sevdi&#287;iniz (zafer)i size g&ouml;sterdikten sonra, siz y&#305;lg&#305;nl&#305;k g&ouml;sterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakk&#305;nda çeki&#351;tiniz. Sizden kiminiz dünyay&#305;, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;. Allah mü'minlere kar&#351;&#305; fazl (ve ihsan) sahibi oland&#305;r.
3|153|Siz o zaman durmaks&#305;z&#305;n uzakla&#351;&#305;yor, kimseye d&ouml;nüp bakm&#305;yordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan ça&#287;&#305;r&#305;yordu. (Allah) Elinizden kaç&#305;rd&#305;klar&#305;n&#305;za ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere u&#287;ratt&#305;. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
3|154|Sonra kederin ard&#305;ndan üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sar&#305;veriyordu. Bir grup da, canlar&#305; derdine dü&#351;mü&#351;tü; Allah'a kar&#351;&#305; haks&#305;z yere cahiliye zann&#305;yla zanlara kap&#305;larak: "Bu i&#351;ten bize ne var ki?" diyorlard&#305;. De ki: "&#350;üphesiz i&#351;in tümü Allah'&#305;nd&#305;r." Onlar, sana aç&#305;klamad&#305;klar&#305; &#351;eyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu i&#351;ten bize bir &#351;ey olsayd&#305;, biz burada &ouml;ldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsayd&#305;n&#305;z da üzerlerine &ouml;ldürülmesi yaz&#305;lm&#305;&#351; olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olan&#305; ar&#305;nd&#305;rmak için (yapt&#305;). Allah, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
3|155|&#304;ki toplulu&#287;un kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldikleri gün, sizden geri d&ouml;nenleri, kazand&#305;klar&#305; baz&#305; &#351;eyler dolay&#305;s&#305;yla &#351;eytan onlar&#305;n aya&#287;&#305;n&#305; kayd&#305;rmak istemi&#351;ti. Ama andolsun ki, Allah onlar&#305; affetti. &#350;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, yumu&#351;ak oland&#305;r.
3|156|Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dola&#351;&#305;rken veya sava&#351;ta bulunduklar&#305; s&#305;rada (&ouml;len) karde&#351;leri için: "Yan&#305;m&#305;zda olsalard&#305;, &ouml;lmezlerdi, &ouml;ldürülmezlerdi" diyenler gibi olmay&#305;n. Allah, bunu onlar&#305;n kalplerinde onulmaz bir hasret olarak k&#305;ld&#305;. Dirilten ve &ouml;ldüren Allah't&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
3|157|Andolsun, e&#287;er Allah yolunda &ouml;ldürülür ya da &ouml;lürseniz, Allah'tan olan bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve rahmet, onlar&#305;n bütün toplamakta olduklar&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
3|158|Andolsun, &ouml;lseniz de, &ouml;ldürülseniz de &#351;üphesiz Allah'a (var&#305;p) toplanacaks&#305;n&#305;z.
3|159|Allah'tan bir rahmet dolay&#305;s&#305;yla, onlara yumu&#351;ak davrand&#305;n. E&#287;er kaba, kat&#305; yürekli olsayd&#305;n onlar çevrenden da&#287;&#305;l&#305;r giderlerdi. ضyleyse onlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;la, onlar için ba&#287;&#305;&#351;lanma dile ve i&#351; konusunda onlarla mü&#351;avere et. E&#287;er azmedersen art&#305;k Allah'a tevekkül et. &#350;üphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
3|160|E&#287;er Allah size yard&#305;m ederse, art&#305;k sizi yenilgiye u&#287;ratacak yoktur ve e&#287;er sizi 'yapayaln&#305;z ve yard&#305;ms&#305;z' b&#305;rakacak olursa, O’ndan sonra size yard&#305;m edecek kimdir? ضyleyse mü'minler, yaln&#305;zca Allah'a tevekkül etsinler.
3|161|Hiçbir peygambere, emanete ihanet yara&#351;maz. Kim ihanet ederse, k&#305;yamet günü ihanet etti&#287;iyle gelir. Sonra her nefis ne kazand&#305;ysa, (ona) eksiksiz olarak &ouml;denir. Onlar haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
3|162|Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;na uyan ki&#351;i, Allah'tan bir gazaba u&#287;rayan ve bar&#305;nma yeri cehennem olan ki&#351;i gibi midir? Ne k&ouml;tü bar&#305;nakt&#305;r o.
3|163|Allah Kat&#305;nda onlar derece derecedir. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rendir.
3|164|Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber g&ouml;ndermekle lütufta bulunmu&#351;tur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onlar&#305; ar&#305;nd&#305;r&#305;yor ve onlara kitab&#305; ve hikmeti &ouml;&#287;retiyor. Ondan &ouml;nce ise onlar apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindeydiler.
3|165|&#304;ki misline u&#287;ratt&#305;&#287;&#305;n&#305;z bir musibet size isabet edince mi: "Bu nereden" dediniz? De ki: "O, sizin kendinizdendir." &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
3|166|&#304;ki toplulu&#287;un kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;i gün, size isabet eden ancak Allah'&#305;n izniyle idi. (Bu, Allah'&#305;n) mü'minleri ay&#305;rt etmesi;
3|167|Münaf&#305;kl&#305;k yapanlar&#305; da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'&#305;n yolunda sava&#351;&#305;n ya da savunma yap&#305;n" denildi&#287;inde, "Biz sava&#351;may&#305; bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yak&#305;nd&#305;lar. Kalplerinde olmayan&#305; a&#287;&#305;zlar&#305;yla s&ouml;ylüyorlard&#305;. Allah, onlar&#305;n gizli tuttuklar&#305;n&#305; daha iyi bilir.
3|168|Onlar, kendileri oturup karde&#351;leri için: "E&#287;er bize itaat etselerdi, &ouml;ldürülmezlerdi" diyenlerdir. De ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz, &ouml;lümü kendinizden sav&#305;n &ouml;yleyse."
3|169|Allah yolunda &ouml;ldürülenleri sak&#305;n '&ouml;lüler' saymay&#305;n. Hay&#305;r, onlar, Rableri Kat&#305;nda diridirler, r&#305;z&#305;klanmaktad&#305;rlar.
3|170|Allah'&#305;n Kendi fazl&#305;ndan onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalar&#305;ndan henüz ula&#351;mayanlara müjdelemeyi isterler ki, onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak de&#287;illerdir.
3|171|Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazl&#305; (bollu&#287;u) ve gerçekten Allah'&#305;n mü'minlerin ecrini bo&#351;a ç&#305;karmad&#305;&#287;&#305;n&#305; müjdelemektedirler.
3|172|Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin ça&#287;r&#305;s&#305;na icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sak&#305;nanlar için büyük bir ecir vard&#305;r.
3|173|Onlar, kendilerine insanlar: "Size kar&#351;&#305; insanlar topla(n)d&#305;lar, art&#305;k onlardan korkun" dedikleri halde imanlar&#305; artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.
3|174|Bundan dolay&#305;, kendilerine hiçbir k&ouml;tülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri d&ouml;ndüler. Onlar, Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;na uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
3|175|&#304;&#351;te bu &#351;eytan, ancak kendi dostlar&#305;n&#305; korkutur. Siz onlardan korkmay&#305;n, e&#287;er mü'minlerseniz, Benden korkun.
3|176|Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. اünkü onlar, Allah'a hiçbir &#351;eyle zarar veremezler. Allah, onlar&#305; ahirette pay sahibi k&#305;lmamay&#305; ister. Onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
3|177|Onlar, imana kar&#351;&#305;l&#305;k küfrü sat&#305;n alanlard&#305;r. Onlar, Allah'a hiçbir &#351;eyle zarar veremezler. Onlar için ac&#305;kl&#305; bir azap vard&#305;r.
3|178|O küfre sapanlar, kendilerine tan&#305;d&#305;&#287;&#305;m&#305;z süreyi sak&#305;n kendileri için hay&#305;rl&#305; sanmas&#305;nlar, Biz onlara, ancak günahlar&#305; daha da arts&#305;n, diye süre vermekteyiz. Onlar için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
3|179|Allah, murdar olan&#305;, temiz olandan ay&#305;rt edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulundu&#287;unuz durumda b&#305;rakacak de&#287;ildir. Allah sizi gayb üzerine muttali k&#305;lacak de&#287;ildir. Ama Allah, elçilerinden diledi&#287;ini seçer. ضyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. E&#287;er iman eder ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, sizin için büyük bir ecir vard&#305;r.
3|180|Allah'&#305;n, bol ihsan&#305;ndan kendilerine verdi&#287;i &#351;eylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hay&#305;rl&#305; oldu&#287;unu sanmas&#305;nlar. Hay&#305;r; bu, onlar için &#351;erdir; k&#305;yamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmaland&#305;r&#305;lacaklard&#305;r. G&ouml;klerin ve yerin miras&#305; Allah'&#305;nd&#305;r. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
3|181|Andolsun; "Gerçek, Allah fakirdir, biz ise zenginiz" diyenlerin s&ouml;zlerini Allah i&#351;itmi&#351;tir. Onlar&#305;n bu s&ouml;zlerini ve peygamberleri haks&#305;z yere &ouml;ldürmelerini yazaca&#287;&#305;z ve: "Yak&#305;c&#305; olan azab&#305; tad&#305;n" diyece&#287;iz.
3|182|Bu, ellerinizin &ouml;nden sunduklar&#305;d&#305;r. Allah, gerçekten kullara zulmedici de&#287;ildir.
3|183|"Allah bize ate&#351;in yiyece&#287;i bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamam&#305;z konusunda and verdi," diyenlere de ki: "&#350;üphesiz, benden &ouml;nce nice elçiler, apaç&#305;k belgeler ve s&ouml;ylediklerinizle geldi; e&#287;er, siz do&#287;ru idiyseniz, o halde onlar&#305; ne diye &ouml;ldürdünüz?"
3|184|E&#287;er seni yalanlarlarsa, senden &ouml;nce apaç&#305;k belgeler, Zeburlar ve ayd&#305;nl&#305;k kitapla gelen elçileri de yalanlam&#305;&#351;lard&#305;r.
3|185|Her nefis &ouml;lümü tad&#305;c&#305;d&#305;r. K&#305;yamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce &ouml;denecektir. Kim ate&#351;ten uzakla&#351;t&#305;r&#305;l&#305;r ve cennete sokulursa, art&#305;k o gerçekten kurtulu&#351;a ermi&#351;tir. Dünya hayat&#305;, aldat&#305;c&#305; metadan ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir.
3|186|Andolsun, mallar&#305;n&#305;zla ve canlar&#305;n&#305;zla imtihan edileceksiniz ve sizden &ouml;nce kendilerine kitap verilenlerden ve &#351;irk ko&#351;makta olanlardan elbette çok eziyet verici (s&ouml;zler) i&#351;iteceksiniz. E&#287;er sabreder ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z (bu) emirlere olan azimdendir.
3|187|Hani kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara aç&#305;klayacaks&#305;n&#305;z, onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin s&ouml;z alm&#305;&#351;t&#305;. Fakat onlar, bunu arkalar&#305;na att&#305;lar ve ona kar&#351;&#305;l&#305;k az bir de&#287;eri sat&#305;n ald&#305;lar. O ald&#305;klar&#305; &#351;ey ne k&ouml;tüdür.
3|188|Getirdikleriyle sevinen ve yapmad&#305;klar&#305; &#351;eyler nedeniyle &ouml;vülmekten ho&#351;lananlar&#305; (kazançl&#305;) sayma; onlar&#305; azaptan kurtulmu&#351; olarak sayma. Onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
3|189|G&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
3|190|&#350;üphesiz g&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;nda, gece ile gündüzün art arda geli&#351;inde temiz ak&#305;l sahipleri için gerçekten ayetler vard&#305;r.
3|191|Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'&#305; zikrederler ve g&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;l&#305;&#351;&#305; konusunda dü&#351;ünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu bo&#351;una yaratmad&#305;n. Sen pek Yücesin, bizi ate&#351;in azab&#305;ndan koru."
3|192|"Rabbimiz, &#351;üphesiz Sen kimi ate&#351;e sokarsan, art&#305;k onu 'hor ve a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k' k&#305;lm&#305;&#351;s&#305;nd&#305;r; zulmedenlerin yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur."
3|193|"Rabbimiz, biz: "Rabbinize iman edin" diye imana ça&#287;r&#305;da bulunan bir ça&#287;&#305;r&#305;c&#305;y&#305; i&#351;ittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlar&#305;m&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;la, k&ouml;tülüklerimizi &ouml;rt ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte &ouml;ldür."
3|194|"Rabbimiz, elçilerine va'dettiklerini bize ver, k&#305;yamet gününde de bizi 'hor ve a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k' k&#305;lma. &#350;üphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin."
3|195|Nitekim Rableri onlara (dualar&#305;n&#305; kabul ederek) cevab verdi: "&#350;üphesiz Ben, erkek olsun, kad&#305;n olsun, sizden bir i&#351;te bulunan&#305;n i&#351;ini bo&#351;a ç&#305;karmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. &#304;&#351;te, hicret edenlerin, yurtlar&#305;ndan sürülüp-ç&#305;kar&#305;lanlar&#305;n ve yolumda i&#351;kence g&ouml;renlerin, çarp&#305;&#351;&#305;p &ouml;ldürülenlerin, mutlaka k&ouml;tülüklerini &ouml;rtece&#287;im ve onlar&#305;, altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokaca&#287;&#305;m. (Bu,) Allah Kat&#305;ndan bir kar&#351;&#305;l&#305;k (sevap)t&#305;r. (O) Allah, kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n (sevab&#305;n) en güzeli O'nun Kat&#305;ndad&#305;r."
3|196|&#304;nkar edenlerin ülke ülke d&ouml;nüp-dola&#351;malar&#305; seni aldatmas&#305;n.
3|197|(Bu) Az bir yarar(lanma)d&#305;r. Sonra bunlar&#305;n bar&#305;nma yerleri cehennemdir. Ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o!
3|198|Ama Rablerinden korkup-sak&#305;nanlar; onlar için Allah Kat&#305;nda -bir &#351;&ouml;len olarak- altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akan -içinde ebedi kalacaklar&#305;- cennetler vard&#305;r. &#304;yilik yapanlar için, Allah'&#305;n Kat&#305;nda olanlar daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
3|199|&#350;üphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin sayg&#305; g&ouml;sterenler olarak- inananlar vard&#305;r. Onlar Allah'&#305;n ayetlerine kar&#351;&#305;l&#305;k olarak az bir de&#287;eri sat&#305;n almazlar. &#304;&#351;te bunlar&#305;n Rableri Kat&#305;nda ecirleri vard&#305;r. &#350;üphesiz Allah, hesab&#305; çok çabuk g&ouml;rendir.
3|200|Ey iman edenler, sabredin ve sab&#305;rda yar&#305;&#351;&#305;n, (s&#305;n&#305;rlarda) n&ouml;betle&#351;in. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
4|1|Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan e&#351;ini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kad&#305;n türetip-yayan Rabbinizden korkup-sak&#305;n&#305;n. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekle&#351;ti&#287;iniz Allah'tan ve akrabal&#305;k (ba&#287;lar&#305;n&#305; koparmak)tan sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, sizin üzerinizde g&ouml;zeticidir.
4|2|Yetimlere mallar&#305;n&#305; verin ve murdar olanla temiz olan&#305; de&#287;i&#351;tirmeyin. Onlar&#305;n mallar&#305;n&#305; mallar&#305;n&#305;za katarak yemeyin. اünkü bu, büyük bir suçtur.
4|3|E&#287;er yetim (k&#305;z)lar konusunda adaleti yerine getiremeyece&#287;inizden korkarsan&#305;z, bu durumda, (onlarla de&#287;il) size helal olan (ba&#351;ka) kad&#305;nlardan iki&#351;er, üçer, d&ouml;rder olmak üzere nikahlay&#305;n. &#350;ayet adaleti sa&#287;layamayaca&#287;&#305;n&#305;zdan korkarsan&#305;z, o zaman bir (e&#351;) ya da sa&#287; ellerinizin malik oldu&#287;u (cariye) ile (yetinin). Bu, sapmaman&#305;za daha yak&#305;nd&#305;r.
4|4|Kad&#305;nlara mehirlerini g&ouml;nülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, g&ouml;nül ho&#351;lu&#287;uyla size ondan bir &#351;eyi ba&#287;&#305;&#351;larlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.
4|5|Allah'&#305;n sizin için (kendileriyle hayat&#305;n&#305;z&#305;) kaim (geçiminizi sa&#287;lamaya destekleyici bir araç) k&#305;ld&#305;&#287;&#305; mallar&#305;n&#305;z&#305; dü&#351;ük ak&#305;ll&#305;lara vermeyin; bunlarla onlar&#305; r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;p giydirin ve onlara güzel (maruf) s&ouml;z s&ouml;yleyin.
4|6|Yetimleri, nikaha eri&#351;ecekleri ça&#287;a kadar deneyin; &#351;ayet kendilerinde bir (rü&#351;d) olgunla&#351;ma g&ouml;rdünüz mü, hemen onlara mallar&#305;n&#305; verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya çal&#305;&#351;s&#305;n, yoksul olan da art&#305;k maruf (ihtiyaca ve &ouml;rfe uygun) bir &#351;ekilde yesin. Mallar&#305;n&#305; kendilerine verdi&#287;iniz zaman, onlara kar&#351;&#305; &#351;ahid bulundurun. Hesap g&ouml;rücü olarak Allah yeter.
4|7|Anne ve baba ile akrabalar&#305;n b&#305;rakt&#305;klar&#305;ndan erkekler için bir pay vard&#305;r; anne ve baba ile akraban&#305;n b&#305;rakt&#305;klar&#305;ndan kad&#305;nlar için de bir pay vard&#305;r. Bunun az&#305;ndan ve ço&#287;undan farz k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; bir pay vard&#305;r.
4|8|(Miras&#305;) B&ouml;lü&#351;me s&#305;ras&#305;nda yak&#305;nlar, yetimler ve yoksullar da haz&#305;r olursa, onlar&#305; ondan r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;n ve onlara güzel (maruf) s&ouml;z s&ouml;yleyin.
4|9|Arkalar&#305;nda b&#305;rakt&#305;klar&#305; zay&#305;f çocuklardan dolay&#305; korku duyanlar&#305;n, (vasiyetleri alt&#305;nda olanlar için de) içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan korksunlar ve onlara do&#287;ru s&ouml;z s&ouml;ylesinler.
4|10|Gerçekten, yetimlerin mallar&#305;n&#305; zulmederek yiyenler, kar&#305;nlar&#305;na ancak ate&#351; doldurmu&#351; olurlar. Onlar, ç&#305;lg&#305;n bir ate&#351;e gireceklerdir.
4|11|اocuklar&#305;n&#305;z konusunda Allah, erke&#287;e iki di&#351;inin hissesi kadar tavsiye eder. E&#287;er onlar ikiden çok kad&#305;n ise (&ouml;lünün) geride b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;n&#305;n üçte ikisi onlar&#305;nd&#305;r. Kad&#305;n (veya k&#305;z) bir tek ise, bu durumda yar&#305;s&#305; onundur. (ضlenin) Bir çocu&#287;u varsa, geriye b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;ndan anne ve babadan her biri için alt&#305;da bir, çocu&#287;u olmay&#305;p da anne ve baba ona mirasç&#305; ise, bu durumda annesi için üçte bir vard&#305;r. Onun karde&#351;leri varsa o zaman annesi için alt&#305;da bir'dir. (Ancak bu hükümler, &ouml;lenin) Etti&#287;i vasiyet veya (varsa) borcun dü&#351;ülmesinden sonrad&#305;r. Babalar&#305;n&#305;z, o&#287;ullar&#305;n&#305;z, siz onlar&#305;n hangilerinin yarar bak&#305;m&#305;ndan size daha yak&#305;n oldu&#287;unu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzd&#305;r. &#350;üphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r.
4|12|E&#351;lerinizin, e&#287;er çocuklar&#305; yoksa, geride b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;n yar&#305;s&#305; sizindir. &#350;ayet çocuklar&#305; varsa, -onunla yapacaklar&#305; vasiyetten ya da (ay&#305;racaklar&#305;) borçtan sonra- bu durumda b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;n d&ouml;rtte biri sizindir. Sizin çocu&#287;unuz yoksa, geriye b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;zdan d&ouml;rtte biri onlar&#305;n (kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305;n)d&#305;r. E&#287;er sizin çocu&#287;unuz varsa geriye b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;zdan sekizde biri onlar&#305;n (kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305;n)d&#305;r. (Yine bu hükümler,) Edece&#287;iniz vasiyet veya (varsa) borcun dü&#351;ülmesinden sonrad&#305;r. Miras&#305; aranan erkek ya da kad&#305;n, çocu&#287;u ve babas&#305; olmayan bir kimse olup erkek veya k&#305;z karde&#351;i bulunursa onlardan her biri için alt&#305;da bir vard&#305;r. E&#287;er bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yap&#305;lan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara u&#287;rat&#305;lmaks&#305;z&#305;n onlara ortakt&#305;rlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumu&#351;ak oland&#305;r.
4|13|Bunlar, Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan, içinde ebedi kalacaklar&#305; cennetlere sokar. &#304;&#351;te büyük kurtulu&#351; ve mutluluk budur.
4|14|Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve onun s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; a&#351;arsa, onu da içinde ebedi kalaca&#287;&#305; ate&#351;e sokar. Onun için alçalt&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
4|15|Kad&#305;nlar&#305;n&#305;zdan fuhu&#351; yapanlar&#305;n aleyhinde olmak üzere içinizden d&ouml;rt &#351;ahid tutun. E&#287;er &#351;ehadet ederlerse, onlar&#305;, &ouml;lüm al&#305;p g&ouml;türünceye veya Allah onlara bir yol k&#305;l&#305;ncaya kadar evlerde al&#305;koyun.
4|16|Sizlerden fuhu&#351; yapanlar&#305;n, her ikisine eziyet edin. E&#287;er tevbe ederler de &#305;slah olurlarsa art&#305;k onlardan vazgeçin. &#350;üphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
4|17|Allah'&#305;n (kabulünü) üzerine ald&#305;&#287;&#305; tevbe, ancak cehalet nedeniyle k&ouml;tülük yapanlar&#305;n, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). &#304;&#351;te Allah, b&ouml;ylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r.
4|18|Tevbe; ne, k&ouml;tülükleri yap&#305;p-edip de onlardan birine &ouml;lüm çat&#305;nca: "Ben &#351;imdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak &ouml;lenler için de&#287;il. B&ouml;yleleri için ac&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
4|19|Ey iman edenler, kad&#305;nlara zorla mirasç&#305; olmaya kalk&#305;&#351;man&#305;z helal de&#287;ildir. Apaç&#305;k olan 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' yapmad&#305;klar&#305; sürece, onlara verdiklerinizin bir k&#305;sm&#305;n&#305; gidermeniz (kendinize alman&#305;z) için onlara bask&#305; yapman&#305;z da (helal de&#287;ildir.) Onlarla güzellikle geçinin. &#350;ayet onlardan ho&#351;lanmad&#305;n&#305;zsa, belki, bir &#351;ey ho&#351;unuza gitmez, ama Allah onda çok hay&#305;r k&#305;lar.
4|20|Bir e&#351;i b&#305;rak&#305;p yerine bir ba&#351;ka e&#351;i almak isterseniz, onlardan birine (&ouml;ncekine) yüklerle (mal ve para) vermi&#351;seniz bile ondan hiçbir &#351;ey almay&#305;n. Ona iftira ederek ve apaç&#305;k bir günaha girerek verdi&#287;inizi alacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
4|21|Onu nas&#305;l al&#305;rs&#305;n&#305;z ki, birbirinize kat&#305;lm&#305;&#351; (birle&#351;erek içli-d&#305;&#351;l&#305; olmu&#351;)t&#305;n&#305;z. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de alm&#305;&#351;lard&#305;.
4|22|Kad&#305;nlardan babalar&#305;n&#305;z&#305;n nikahlad&#305;klar&#305;n&#305; nikahlamay&#305;n. Ancak (cahiliyede) geçen geçmi&#351;tir. اünkü bu, 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' ve '&ouml;fke duyulan bir i&#287;rençliktir.' Ne k&ouml;tü bir yoldu o!..
4|23|Sizlere anneleriniz, k&#305;zlar&#305;n&#305;z, k&#305;z karde&#351;leriniz, halalar&#305;n&#305;z, teyzeleriniz, erkek karde&#351;lerin k&#305;zlar&#305;, k&#305;z karde&#351;lerin k&#305;zlar&#305;, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt k&#305;z karde&#351;leriniz, kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305;n anneleri ve kendileriyle (gerde&#287;e) girdi&#287;iniz kad&#305;nlar&#305;n&#305;zdan olup koruyuculu&#287;unuz alt&#305;nda bulunan üvey k&#305;zlar&#305;n&#305;z -onlarla gerde&#287;e girmemi&#351;seniz, size bir sak&#305;nca yoktur-, sizin sülbünüzden olan o&#287;ullar&#305;n&#305;z&#305;n e&#351;leri ve iki k&#305;z karde&#351;i biraraya getirdi&#287;iniz (evlilik) haram k&#305;l&#305;nd&#305;. Ancak (cahiliyede) geçen geçmi&#351;tir. &#350;üphesiz, Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|24|Sa&#287; ellerinizin malik oldu&#287;u (cariyeler) d&#305;&#351;&#305;ndaki kad&#305;nlardan 'evli ve &ouml;zgür' olanlarla da (evlenmeniz haramd&#305;r.) Bunlar, Allah'&#305;n üzerinize yazd&#305;&#287;&#305;d&#305;r. Bunlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda kalan&#305; iffetlerini koruyup fuhu&#351;ta bulunmamak üzere mallar&#305;n&#305;zla (mehir vererek) evlenecek kad&#305;n araman&#305;z size helal k&#305;l&#305;nd&#305;. ضyleyse onlardan hangi &#351;eyle (veya ne kadar) yararland&#305;ysan&#305;z, onlara ücret (mehir)lerini tespit edildi&#287;i miktar&#305;yla &ouml;deyin. Miktar&#305;n tespitinden sonra, kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; ho&#351;nut oldu&#287;unuz bir &#351;ey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. &#350;üphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r.
4|25|&#304;çinizden &ouml;zgür mü'min kad&#305;nlar&#305; nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sa&#287; ellerinizin malik oldu&#287;u inanm&#305;&#351; cariyelerinizden (als&#305;n.) Allah sizin iman&#305;n&#305;z&#305; en iyi bilendir. ضyleyse onlar&#305;, fuhu&#351;ta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemi&#351;ler olarak velilerinin izniyle nikahlay&#305;n. Onlara ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve &ouml;rfe uygun) bir &#351;ekilde verin. Evlendikten sonra, fuhu&#351; yapacak olurlarsa, &ouml;zgür kad&#305;nlar üzerindeki cezan&#305;n yar&#305;s&#305;(n&#305; uygulay&#305;n.) Bu, sizden günaha sapmaktan endi&#351;e edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|26|Allah, size aç&#305;klayarak anlatmak, sizi sizden &ouml;ncekilerin sünnetine iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|27|Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; &#351;ehvetleri ard&#305;nca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapman&#305;z&#305; isterler.
4|28|Allah (a&#287;&#305;r yükleri) sizden hafifletmek ister: (اünkü) insan zay&#305;f olarak yarat&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
4|29|Ey iman edenler, mallar&#305;n&#305;z&#305;, sizden kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; anla&#351;madan (do&#287;an) bir ticaretten ba&#351;ka haks&#305;z 'nedenler ve yollarla’ (bat&#305;lca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi &ouml;ldürmeyin. &#350;üphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir.
4|30|Kim haddi a&#351;arak ve zulmederek b&ouml;yle yaparsa, Biz onu ate&#351;e g&ouml;ndeririz. Bu Allah için pek kolayd&#305;r.
4|31|Size yasaklanan büyük günahlardan kaç&#305;n&#305;rsan&#305;z, sizin kusurlar&#305;n&#305;z&#305; &ouml;rteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokar&#305;z.
4|32|Allah'&#305;n kendisiyle kiminizi kiminize g&ouml;re üstün k&#305;ld&#305;&#287;&#305; &#351;eyi (mal&#305;) temenni etmeyin. Erkeklere kazand&#305;klar&#305;ndan pay (oldu&#287;u gibi), kad&#305;nlara da kazand&#305;klar&#305;ndan pay vard&#305;r. Allah'tan onun fazl&#305;n&#305; (ihsan&#305;n&#305;) isteyin. Gerçekten, Allah her&#351;eyi bilendir.
4|33|Anne-baban&#305;n ve yak&#305;nlar&#305;n geride b&#305;rakt&#305;klar&#305;ndan ve her birine mirasç&#305;lar k&#305;ld&#305;k. Yeminlerinizin (akid ile) ba&#287;lad&#305;&#287;&#305; kimselere de kendi paylar&#305;n&#305; verin. &#350;üphesiz, Allah, her&#351;eye &#351;ahid oland&#305;r.
4|34|Allah'&#305;n, baz&#305;s&#305;n&#305; baz&#305;s&#305;na üstün k&#305;lmas&#305; ve onlar&#305;n kendi mallar&#305;ndan harcamas&#305; nedeniyle erkekler, kad&#305;nlar üzerinde 'sorumlu g&ouml;zeticidir.' Saliha kad&#305;nlar, g&ouml;nülden (Allah’a), itaat edenler, Allah nas&#305;l koruduysa g&ouml;rünmeyeni koruyanlard&#305;r. Nü&#351;uzundan korktu&#287;unuz kad&#305;nlara (&ouml;nce) &ouml;&#287;üt verin, (sonra onlar&#305;) yataklarda yaln&#305;z b&#305;rak&#305;n, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramay&#305;n. Do&#287;rusu Allah Yücedir, büyüktür.
4|35|(Kad&#305;n ile kocan&#305;n) Aralar&#305;n&#305;n aç&#305;lmas&#305;ndan korkarsan&#305;z, bu durumda erke&#287;in ailesinden bir hakem, kad&#305;n&#305;n da ailesinden bir hakem g&ouml;nderin. Bunlar, (aray&#305;) düzeltmek isterlerse, Allah da aralar&#305;nda ba&#351;ar&#305; sa&#287;lar. &#350;üphesiz, Allah, bilendir, haberdar oland&#305;r.
4|36|Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;may&#305;n. Anne-babaya, yak&#305;n akrabaya, yetimlere, yoksullara, yak&#305;n kom&#351;uya, uzak kom&#351;uya, yan&#305;n&#305;zdaki arkada&#351;a, yolda kalm&#305;&#351;a ve sa&#287; ellerinizin malik olduklar&#305;na güzellikle davran&#305;n. اünkü, Allah, her büyüklük taslay&#305;p b&ouml;bürleneni sevmez.
4|37|Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimrili&#287;i emreder (&ouml;nerir)ler. Allah'&#305;n fazl&#305;ndan kendilerine verdi&#287;ini gizli tutarlar. Biz o kafirlere a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
4|38|Ve onlar, mallar&#305;n&#305; insanlara g&ouml;steri&#351; olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. &#350;eytan, kime arkada&#351; olursa, art&#305;k ne k&ouml;tü bir arkada&#351;t&#305;r o.
4|39|Allah'a ve ahiret gününe inanarak Allah'&#305;n kendilerine verdi&#287;i r&#305;z&#305;ktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onlar&#305; iyi bilendir.
4|40|Gerçek &#351;u ki, Allah zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305; kadar haks&#305;zl&#305;k yapmaz. (Bu a&#287;&#305;rl&#305;kta) Bir iyilik olursa, onu kat kat k&#305;lar ve Kendi yan&#305;ndan pek büyük bir ecir verir.
4|41|Her ümmetten bir &#351;ahid getirdi&#287;imiz ve onlar&#305;n üzerine seni &#351;ahit olarak getirdi&#287;imiz zaman nas&#305;l olacak?
4|42|O gün, küfre sap&#305;p da elçiye isyan edenler, yerle bir olmay&#305; 'severek-isteyecekler.' Oysa Allah'tan hiçbir s&ouml;zü gizleyemezler.
4|43|Ey iman edenler, sarho&#351; iken, ne dedi&#287;inizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olman&#305;z hariç- gusül edinceye kadar namaza yakla&#351;may&#305;n. E&#287;er hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmi&#351;seniz yahut kad&#305;nlara dokunmu&#351; da su bulamam&#305;&#351;san&#305;z, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. &#350;üphesiz, Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|44|Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin sap&#305;kl&#305;&#287;&#305; sat&#305;n ald&#305;klar&#305;n&#305; ve sizin de yolu sap&#305;tman&#305;z&#305; istediklerini g&ouml;rmedin mi?
4|45|Allah, sizin dü&#351;manlar&#305;n&#305;z&#305; daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yard&#305;mc&#305; olarak da Allah yeter.
4|46|Kimi Yahudiler, kelimeleri 'konulduklar&#305; yerlerden' sapt&#305;r&#305;rlar ve dillerini e&#287;ip bükerek ve dine bir kin ve h&#305;nç besleyerek: "Dinledik ve kar&#351;&#305; geldik. &#304;&#351;it, -i&#351;itmez olas&#305;- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. E&#287;er onlar: "&#304;&#351;ittik ve itaat ettik, sen de i&#351;it ve 'Bizi g&ouml;zet' deselerdi, elbette kendileri için daha hay&#305;rl&#305; ve daha do&#287;ru olurdu. Fakat Allah, onlar&#305; küfürleri dolay&#305;s&#305;yla lanetlemi&#351;tir. B&ouml;ylece onlar, az bir b&ouml;lümü d&#305;&#351;&#305;nda, inanmazlar.
4|47|Ey kendilerine kitap verilenler birtak&#305;m yüzleri silip de arkalar&#305;na çevirmeden ya da cumartesi adamlar&#305;n&#305; (o gün yasa&#287;&#305; çi&#287;neyenleri) lanetledi&#287;imiz gibi onlar&#305; da lanetlemeden evvel, yan&#305;n&#305;zdakini (Tevrat ve &#304;ncil'i) do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak indirdi&#287;imize (Kur'an'a) iman edin. Allah'&#305;n emri yap&#305;lagelmi&#351;tir.
4|48|Gerçekten, Allah, Kendisi'ne &#351;irk ko&#351;ulmas&#305;n&#305; ba&#287;&#305;&#351;lamaz. Bunun d&#305;&#351;&#305;nda kalan&#305; ise, diledi&#287;ini ba&#287;&#305;&#351;lar. Kim Allah'a &#351;irk ko&#351;arsa, do&#287;rusu büyük bir günahla iftira etmi&#351; olur.
4|49|Kendilerini (&ouml;vgüyle) temize ç&#305;karanlar&#305; g&ouml;rmedin mi? Hay&#305;r; Allah, diledi&#287;ini temizleyip yüceltir. Onlar, 'bir hurma çekirde&#287;indeki iplikçik kadar' bile haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
4|50|Allah'a kar&#351;&#305; nas&#305;l yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaç&#305;k bir günah olarak yeter.
4|51|Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri g&ouml;rmedin mi? Onlar, ta&#287;uta ve cibt'e inan&#305;yorlar ve di&#287;er inkar edenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha do&#287;ru bir yoldad&#305;r" diyorlar.
4|52|&#304;&#351;te bunlar Allah'&#305;n kendilerini lanetledi&#287;idir. Allah'&#305;n kendisini lanetledi&#287;ine hiçbir yard&#305;mc&#305; bulamazs&#305;n.
4|53|Yoksa onlar&#305;n mülk'ten bir paylar&#305; m&#305; var? E&#287;er &ouml;yle olsayd&#305;, insanlara 'çekirde&#287;in s&#305;rt&#305;ndaki küçücük bir tomurcu&#287;u' bile vermezlerdi.
4|54|Yoksa onlar, Allah'&#305;n Kendi fazl&#305;ndan insanlara verdiklerini mi k&#305;skan&#305;yorlar? Do&#287;rusu Biz, &#304;brahim ailesine kitab&#305; ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.
4|55|B&ouml;ylece, onlardan kimi ona inand&#305;, kimi ona s&#305;rt çevirdi. ا&#305;lg&#305;n ate&#351; olarak cehennem yeter.
4|56|Ayetlerimize kar&#351;&#305; inkara sapanlar&#305; &#351;üphesiz ate&#351;e sokaca&#287;&#305;z. Derileri yan&#305;p d&ouml;küldükçe, azab&#305; tatmalar&#305; için onlar&#305; ba&#351;ka derilerle de&#287;i&#351;tirece&#287;iz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|57|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan, içinde ebedi kalacaklar&#305; cennetlere sokaca&#287;&#305;z. Onda onlar için tertemiz k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; e&#351;ler vard&#305;r. Ve onlar&#305;, 'ne s&#305;cak-ne so&#287;uk, tam karar&#305;nda g&ouml;lgeli&#287;e' sokaca&#287;&#305;z.
4|58|&#350;üphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar aras&#305;nda hükmetti&#287;inizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel &ouml;&#287;üt veriyor!.. Do&#287;rusu Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
4|59|Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. E&#287;er bir &#351;eyde anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;erseniz, art&#305;k onu Allah'a ve elçisine d&ouml;ndürün. &#350;ayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsan&#305;z. Bu, hay&#305;rl&#305; ve sonuç bak&#305;m&#305;ndan daha güzeldir.
4|60|Sana indirilene ve senden &ouml;nce indirilene gerçekten inand&#305;klar&#305;n&#305; &ouml;ne sürenleri g&ouml;rmedin mi? Bunlar, ta&#287;utun &ouml;nünde muhakeme olmay&#305; istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmu&#351;lard&#305;r. &#350;eytan da onlar&#305; uzak bir sap&#305;kl&#305;kla sap&#305;tmak ister.
4|61|Onlara: "Allah'&#305;n indirdi&#287;ine ve elçiye gelin" denildi&#287;inde, o münaf&#305;klar&#305;n senden kaçabildiklerince kaçt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün.
4|62|ضyleyse, nas&#305;l olur da, kendi ellerinin sunduklar&#305; sonucu, onlara bir musibet isabet eder, sonra sana gelerek: "Ku&#351;kusuz, biz iyilikten ve uzla&#351;t&#305;rmaktan ba&#351;ka bir &#351;ey istemedik" diye Allah'a yemin ederler?
4|63|&#304;&#351;te bunlar&#305;n, Allah kalplerinde olan&#305; bilmektedir. O halde sen, onlardan yüz çevir, onlara &ouml;&#287;üt ver ve onlara nefislerine ili&#351;kin aç&#305;k ve etkileyici s&ouml;z s&ouml;yle.
4|64|Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'&#305;n izniyle kendisine itaat edilmesinden ba&#351;ka bir &#351;eyle g&ouml;ndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde &#351;ayet sana gelip Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lama dileselerdi ve elçi de onlar için ba&#287;&#305;&#351;lama dileseydi, elbette Allah'&#305; tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlard&#305;.
4|65|Hay&#305;r &ouml;yle de&#287;il; Rabbine andolsun, aralar&#305;nda çeki&#351;tikleri &#351;eylerde seni hakem k&#305;l&#305;p sonra senin verdi&#287;in hükme, içlerinde hiçbir s&#305;k&#305;nt&#305; duymaks&#305;z&#305;n, tam bir teslimiyetle teslim olmad&#305;kça, iman etmi&#351; olmazlar.
4|66|E&#287;er gerçekten Biz, onlara: "Kendinizi &ouml;ldürün ya da yurtlar&#305;n&#305;zdan ç&#305;k&#305;n" diye yazm&#305;&#351; olsayd&#305;k, onlardan az bir b&ouml;lümü d&#305;&#351;&#305;nda, bunu yapmazlard&#305;. Onlar, kendilerine verilen &ouml;&#287;üdü yerine getirselerdi, bu &#351;üphesiz onlar için hay&#305;rl&#305; ve daha sa&#287;lam olurdu.
4|67|Biz de onlara, o zaman yan&#305;m&#305;zdan büyük bir ecir verirdik.
4|68|Ve onlar&#305; mutlaka dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-iletirdik.
4|69|Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, i&#351;te onlar Allah'&#305;n kendilerine nimet verdi&#287;i peygamberler, do&#287;rular (ve do&#287;rulayanlar), &#351;ehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkada&#351;t&#305;r onlar?
4|70|Bu fazl (bol ihsan), Allah'tand&#305;r. Bilen olarak Allah yeter.
4|71|Ey iman edenler, (dü&#351;manlar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;) tedbirinizi al&#305;n da sava&#351;a b&ouml;lük b&ouml;lük ç&#305;k&#305;n ya da topluca ç&#305;k&#305;n.
4|72|&#350;üphesiz içinizden a&#287;&#305;r davrananlar vard&#305;r. &#350;ayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Do&#287;rusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmad&#305;m" der.
4|73|E&#287;er size Allah'tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aran&#305;zda hiçbir yak&#305;nl&#305;k yokmu&#351; gibi ku&#351;kusuz &#351;&ouml;yle der; "Ke&#351;ke onlarla birlikte olsayd&#305;m, b&ouml;ylece ben de büyük 'kurtulu&#351; ve mutlulu&#287;a' erseydim."
4|74|ضyleyse, dünya hayat&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k ahireti sat&#305;n alanlar, Allah yolunda sava&#351;s&#305;nlar; kim Allah yolunda sava&#351;&#305;rken, &ouml;ldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir verece&#287;iz.
4|75|Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halk&#305; zalim olan bu ülkeden ç&#305;kar, bize Kat&#305;ndan bir veli (koruyucu sahib) g&ouml;nder, bize Kat&#305;ndan bir yard&#305;m eden yolla" diyen erkekler, kad&#305;nlar ve çocuklardan zay&#305;f b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351;lar ad&#305;na sava&#351;m&#305;yorsunuz?
4|76|&#304;man edenler Allah yolunda sava&#351;&#305;rlar; inkar edenler ise ta&#287;ut yolunda sava&#351;&#305;rlar &ouml;yleyse &#351;eytan&#305;n dostlar&#305;yla sava&#351;&#305;n. Hiç &#351;üphesiz, &#351;eytan&#305;n hileli-düzeni pek zay&#305;ft&#305;r.
4|77|Kendilerine; "Elinizi (sava&#351;tan) çekin, namaz&#305; k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin" denenleri g&ouml;rmedin mi? Oysa sava&#351; üzerlerine yaz&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da &#351;iddetli bir korkuyla- korkuya kap&#305;l&#305;yorlar ve: "Rabbimiz, ne diye sava&#351;&#305; üzerimize yazd&#305;n, bizi yak&#305;n bir zamana ertelemeli de&#287;il miydin?" dediler. De ki: "Dünyan&#305;n meta&#305; azd&#305;r, ahiret, ise muttakiler için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r ve siz 'bir hurma çekirde&#287;indeki ip-ince bir iplik kadar' bile haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmayacaks&#305;n&#305;z."
4|78|Her nerede olursan&#305;z, &ouml;lüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmi&#351; &#351;atolarda olsan&#305;z bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah'tand&#305;r" derler; onlara bir k&ouml;tülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah'tand&#305;r." Fakat, ne oluyor ki bu toplulu&#287;a, hiçbir s&ouml;zü anlamaya çal&#305;&#351;m&#305;yorlar?
4|79|Sana iyilikten her ne gelirse Allah'tand&#305;r, k&ouml;tülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak g&ouml;nderdik; &#351;ahid olarak Allah yeter.
4|80|Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmi&#351; olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onlar&#305;n üzerine koruyucu g&ouml;ndermedik.
4|81|"Tamam-kabul" derler. Ama yan&#305;ndan ç&#305;kt&#305;klar&#305; zaman, onlardan bir grup, karanl&#305;klarda senin s&ouml;yledi&#287;inin tersini kurarlar. Allah, karanl&#305;klarda kurduklar&#305;n&#305; yaz&#305;yor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
4|82|Onlar hala Kur'an'&#305; iyice dü&#351;ünmüyorlar m&#305;? E&#287;er o, Allah'tan ba&#351;kas&#305;n&#305;n Kat&#305;ndan olsayd&#305;, ku&#351;kusuz içinde birçok ayk&#305;r&#305;l&#305;klar (çeli&#351;kiler, ihtilaflar) bulacaklard&#305;.
4|83|Kendilerine güven veya korku haberi geldi&#287;inde, onu yayg&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;verirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine g&ouml;türmü&#351; olsalard&#305;, onlardan 'sonuç-ç&#305;karabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'&#305;n üzerinizdeki fazl&#305; ve rahmeti olmasayd&#305;, az&#305;n&#305;z hariç herhalde &#351;eytana uymu&#351;tunuz.
4|84|Art&#305;k sen Allah yolunda sava&#351;, kendinden ba&#351;kas&#305;yla yükümlü tutulmayacaks&#305;n. Mü'minleri haz&#305;rlay&#305;p-te&#351;vik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin a&#287;&#305;r-bask&#305;lar&#305;n&#305; geri püskürtür. Allah, 'kahredici bask&#305;s&#305;yla' daha zorlu, ac&#305; sonuçland&#305;rmas&#305;yla da daha zorludur.
4|85|Kim, güzel bir arac&#305;l&#305;kla arac&#305;l&#305;kta (&#351;efaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vard&#305;r; kim k&ouml;tü bir arac&#305;l&#305;kla arac&#305;l&#305;kta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vard&#305;r. Allah her&#351;eyin üzerinde koruyucudur.
4|86|Bir selamla selamland&#305;&#287;&#305;n&#305;zda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da ayn&#305;yla kar&#351;&#305;l&#305;k verin. &#350;üphesiz, Allah her&#351;eyin hesab&#305;n&#305; tam olarak yapand&#305;r.
4|87|Allah; O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Kendisinde hiçbir &#351;üphe olmayan k&#305;yamet gününde sizleri muhakkak toplayacakt&#305;r. Allah'tan daha do&#287;ru s&ouml;zlü kimdir?
4|88|&#350;u halde münaf&#305;klar konusunda ikiye b&ouml;lünmeniz ne diye? Oysa Allah, onlar&#305; kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla tepe taklak etmi&#351;tir. Allah'&#305;n sapt&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k sen ona kesin olarak bir yol bulamazs&#305;n.
4|89|Onlar, kendilerinin inkara sapmalar&#305; gibi sizin de inkara sapman&#305;z&#305; istediler. B&ouml;ylelikle bir olacakt&#305;n&#305;z. ضyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. &#350;ayet yine yüz çevirirlerse, art&#305;k onlar&#305; tutun ve her nerede ele geçirirseniz &ouml;ldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yard&#305;mc&#305;.
4|90|Ancak sizinle aralar&#305;nda andla&#351;ma bulunan bir kavme s&#305;&#287;&#305;nanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle sava&#351;mak (istemeyip bun)dan g&ouml;&#287;üslerini s&#305;k&#305;nt&#305; bas&#305;p size gelenler (dokunulmazd&#305;r.) Allah dileseydi, onlar&#305; üstünüze sald&#305;rt&#305;r, b&ouml;ylece sizinle çarp&#305;&#351;&#305;rlard&#305;. E&#287;er sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle sava&#351;maz ve bar&#305;&#351; (&#351;artlar&#305;n)&#305; size b&#305;rak&#305;rlarsa, art&#305;k Allah, sizin için onlar&#305;n aleyhinde bir yol k&#305;lmam&#305;&#351;t&#305;r.
4|91|Di&#287;erlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmay&#305; istiyor bulacaks&#305;n&#305;z. (Ama) Fitneye her geri ça&#287;r&#305;l&#305;&#351;lar&#305;nda içine ba&#351;a&#351;a&#287;&#305; (bal&#305;klama) dalarlar. &#350;ayet sizden uzak durmaz, bar&#305;&#351; (&#351;artlar&#305;n)&#305; size b&#305;rakmaz ve ellerini çekmezlerse, art&#305;k onlar&#305; her nerede bulursan&#305;z tutun ve onlar&#305; &ouml;ldürün. &#304;&#351;te size, onlar&#305;n aleyhinde apaç&#305;k olan 'destekleyici bir delil' k&#305;ld&#305;k.
4|92|Bir mü'mine, -hata sonucu olmas&#305; d&#305;&#351;&#305;nda- bir ba&#351;ka mü'mini &ouml;ldürmesi yak&#305;&#351;maz. Kim bir mü’mini 'hata sonucu' &ouml;ldürürse, mü'min bir k&ouml;leyi &ouml;zgürlü&#287;üne kavu&#351;turmas&#305; ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onlar&#305;n (bunu) sadaka olarak ba&#287;&#305;&#351;lamalar&#305; ba&#351;ka. E&#287;er o, mü'min oldu&#287;u halde size dü&#351;man olan bir topluluktan ise, bu durumda mü'min bir k&ouml;leyi &ouml;zgürlü&#287;e kavu&#351;turmas&#305; gerekir. &#350;ayet kendileriyle aran&#305;zda andla&#351;ma olan bir topluluktan ise, bu durumda ailesine bir diyet &ouml;demek ve bir mü'min k&ouml;leyi &ouml;zgürlü&#287;e kavu&#351;turmak gerekir. (Diyet ve k&ouml;le &ouml;zgürlü&#287;ü için gereken imkan&#305;) Bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmal&#305;d&#305;r. Bu, Allah'tan bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|93|Kim bir mü'mini kas&#305;tl&#305; olarak (taammüden) &ouml;ldürürse cezas&#305;, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanm&#305;&#351;, onu lanetlemi&#351; ve ona büyük bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
4|94|Ey iman edenler, Allah yolunda ad&#305;m att&#305;&#287;&#305;n&#305;z (sava&#351;a ç&#305;kt&#305;&#287;&#305;n&#305;z) zaman gerekli ara&#351;t&#305;rmay&#305; yap&#305;n ve size (&#304;slam gelene&#287;ine g&ouml;re) selam verene, dünya hayat&#305;n&#305;n geçicili&#287;ine istekli ç&#305;karak: "Sen mü'min de&#287;ilsin" demeyin. As&#305;l çok ganimet, Allah Kat&#305;ndad&#305;r, bundan &ouml;nce siz de b&ouml;yle idiniz; Allah size lütufta bulundu. ضyleyse iyice aç&#305;kl&#305;k kazand&#305;r&#305;n. &#350;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
4|95|Mü'minlerden, &ouml;zür olmaks&#305;z&#305;n oturanlar ile, Allah yolunda mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad edenler e&#351;it de&#287;ildir. Allah, mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad edenleri oturanlara g&ouml;re derece olarak üstün k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Tümüne güzelli&#287;i (cenneti) va'detmi&#351;tir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara g&ouml;re büyük bir ecirle üstün k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
4|96|(Onlara) Kendinden dereceler, ba&#287;&#305;&#351;lanma ve rahmet (vermi&#351;tir.) Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|97|Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayat&#305;na son verecekleri zaman derler ki: "Nerede idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zay&#305;f b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351;lar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'&#305;n arz&#305; geni&#351; de&#287;il miydi?" derler. &#304;&#351;te onlar&#305;n bar&#305;nma yeri cehennemdir. Ne k&ouml;tü yatakt&#305;r o?
4|98|Ancak erkeklerden, kad&#305;nlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiçbir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (ç&#305;k&#305;&#351;) bulamayanlar ba&#351;ka.
4|99|Umulur ki Allah bunlar&#305; affeder. Allah affedicidir, ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;d&#305;r.
4|100|Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde bar&#305;nacak çok yer de bulur, geni&#351;lik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resûlü’ne hicret etmek üzere evinden ç&#305;kan, sonra kendisine &ouml;lüm gelen ki&#351;inin ecri &#351;üphesiz Allah'a dü&#351;mü&#351;tür. Allah, ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;d&#305;r, esirgeyicidir.
4|101|Yeryüzünde ad&#305;m att&#305;&#287;&#305;n&#305;zda (yolculu&#287;a ya da sava&#351;a ç&#305;kt&#305;&#287;&#305;n&#305;zda), kafirlerin size bir k&ouml;tülük yapmalar&#305;ndan korkarsan&#305;z, namaz&#305; k&#305;saltman&#305;zda sizin için bir sak&#305;nca yoktur. &#350;üphesiz kafirler, sizin apaç&#305;k dü&#351;manlar&#305;n&#305;zd&#305;r.
4|102|&#304;çlerinde olup onlara namaz&#305; k&#305;ld&#305;rd&#305;&#287;&#305;nda, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlar&#305;n&#305; (yanlar&#305;na) als&#305;n; b&ouml;ylece onlar secde ettiklerinde, arkalar&#305;n&#305;zda olsunlar. Namazlar&#305;n&#305; k&#305;lmayan di&#287;er grup gelip seninle namaz k&#305;ls&#305;nlar, onlar da 'korunma araçlar&#305;n&#305;' ve silahlar&#305;n&#305; als&#305;nlar. Küfredenler, size apans&#305;z bir bask&#305;n yapabilmek için, sizin silahlar&#305;n&#305;zdan ve emtian&#305;z (erzak ve mühimmat&#305;n&#305;z)dan ayr&#305;lm&#305;&#351; olman&#305;z&#305; isterler. Ya&#287;mur dolay&#305;s&#305;yla bir güçlü&#287;ünüz varsa veya hastaysan&#305;z, silahlar&#305;n&#305;z&#305; b&#305;rakman&#305;zda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi al&#305;n. &#350;üphesiz, Allah kafirler için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
4|103|Namaz&#305; bitirdi&#287;inizde, Allah'&#305; ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Art&#305;k 'güvenli&#287;e kavu&#351;ursan&#305;z' namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n. اünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmi&#351; bir farzd&#305;r.
4|104|(Dü&#351;man&#305;n&#305;z olan) Toplulu&#287;u aramakta gev&#351;eklik g&ouml;stermeyin. Siz ac&#305; çekiyorsan&#305;z, &#351;üphesiz onlar da, sizin ac&#305; çekti&#287;iniz gibi ac&#305; çekiyorlar. Oysa siz, onlar&#305;n umud etmediklerini Allah'tan umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|105|&#350;üphesiz, Allah'&#305;n sana g&ouml;sterdi&#287;i gibi insanlar aras&#305;nda hükmetmen için Biz sana kitab&#305; hak olarak indirdik. (Sak&#305;n) Hainlerin savunucusu olma.
4|106|Ve Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lanma dile. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|107|Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mücadeleye giri&#351;me. Hiç &#351;üphesiz Allah, ihanette ilerlemi&#351; günahkar&#305; sevmez.
4|108|Onlar, insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, s&ouml;zden (plan olarak) ho&#351;nut olmayaca&#287;&#305; &#351;eyi 'geceleri düzenleyip kurarlarken,' onlarla beraberdir. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305; ku&#351;atand&#305;r.
4|109|&#304;&#351;te siz b&ouml;ylesiniz; dünya hayat&#305;nda onlardan yana mücadele ettiniz. Peki k&#305;yamet günü onlardan yana Allah'a mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?
4|110|Kim k&ouml;tülük i&#351;ler veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lanma dilerse Allah'&#305; ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305; ve merhamet edici olarak bulur.
4|111|Kim bir günah kazan&#305;rsa, o ancak kendi nefsi aleyhinde onu kazanm&#305;&#351;t&#305;r. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|112|Kim bir hata veya günah kazan&#305;r da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, b&ouml;yle bir yalan (bühtan)&#305; ve apaç&#305;k bir günah&#305; yüklenmi&#351;tir.
4|113|E&#287;er Allah'&#305;n fazl&#305; ve rahmeti senin üzerinde olmasayd&#305;, onlardan bir grup, seni de sapt&#305;rmak için tasar&#305; kurmu&#351;tu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini sapt&#305;r&#305;rlar ve sana hiçbir &#351;eyle zarar veremezler. Allah, sana kitab&#305; ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini &ouml;&#287;retti. Allah'&#305;n üzerinizdeki fazl&#305; çok büyüktür.
4|114|Onlar&#305;n 'gizlice s&ouml;yle&#351;melerinin' ço&#287;unda hay&#305;r yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmay&#305; ya da insanlar&#305;n aras&#305;n&#305; düzeltmeyi emredenlerinki ba&#351;ka. Kim Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;n&#305; isteyerek b&ouml;yle yaparsa, art&#305;k ona büyük bir ecir verece&#287;iz.
4|115|Kim kendisine 'dosdo&#287;ru yol' apaç&#305;k belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan ba&#351;ka bir yola uyarsa, onu d&ouml;ndü&#287;ü &#351;eyde b&#305;rak&#305;r&#305;z ve cehenneme sokar&#305;z. Ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o!..
4|116|Hiç &#351;üphesiz, Allah, Kendisi'ne &#351;irk ko&#351;anlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;lamaz. Bunun d&#305;&#351;&#305;nda kalanlar ise, (onlardan) diledi&#287;ini ba&#287;&#305;&#351;lar. Kim Allah'a &#351;irk ko&#351;arsa elbette o uzak bir sap&#305;kl&#305;kla sapm&#305;&#351;t&#305;r.
4|117|Onlar, O'nu b&#305;rak&#305;p da (birtak&#305;m) di&#351;ilere taparlar. Onlar o her türlü hay&#305;rla ili&#351;kisi kesilmi&#351; &#351;eytandan ba&#351;kas&#305;na tapmazlar.
4|118|Allah, onu lanetlemi&#351;tir. O da (&#351;&ouml;yle) dedi: "Andolsun, kullar&#305;ndan 'miktarlar&#305; tespit edilmi&#351; bir grubu' (kendime u&#351;ak) edinece&#287;im.
4|119|Onlar&#305; -ne olursa olsun- &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;raca&#287;&#305;m, en olmad&#305;k kuruntulara dü&#351;ürece&#287;im ve onlara kesin olarak davarlar&#305;n kulaklar&#305;n&#305; kesmelerini emredece&#287;im ve Allah'&#305;n yaratt&#305;klar&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirmelerini emredece&#287;im." Kim Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p da &#351;eytan&#305; dost (veli) edinirse, ku&#351;kusuz o, apaç&#305;k bir hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;t&#305;r.
4|120|(&#350;eytan) Onlara vaadler ediyor, onlar&#305; en olmad&#305;k kuruntulara dü&#351;ürüyor. Oysa &#351;eytan, onlara bir aldan&#305;&#351;tan ba&#351;ka bir &#351;ey va'detmez.
4|121|Onlar&#305;n bar&#305;nma yerleri cehennemdir, ondan kaçacak bir yer bulamayacaklard&#305;r.
4|122|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar, Biz onlar&#305; alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan, içinde ebedi kalacaklar&#305; cennetlere sokaca&#287;&#305;z. Bu, Allah'&#305;n gerçek olan va'didir. Allah'tan daha do&#287;ru s&ouml;zlü kim vard&#305;r?
4|123|Ne sizin kuruntular&#305;n&#305;zla, ne de Kitap Ehlinin kuruntular&#305;yla de&#287;il. Kim k&ouml;tülük yaparsa, onunla ceza g&ouml;rür; o, Allah'tan ba&#351;ka bir veli (dost) ve bir yard&#305;mc&#305; bulamaz.
4|124|Erkek olsun, kad&#305;n olsun inanm&#305;&#351; olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirde&#287;in s&#305;rt&#305;ndaki tomurcuk kadar' bile haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;ramayacaklard&#305;r.
4|125|&#304;yilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan &#304;brahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, &#304;brahim'i dost edinmi&#351;tir.
4|126|G&ouml;klerde ve yerde ne varsa tümü Allah'&#305;nd&#305;r. Allah, her&#351;eyi ku&#351;atand&#305;r.
4|127|Kad&#305;nlar konusunda senden fetva isterler. De ki: "Onlara ili&#351;kin fetvay&#305; size Allah veriyor. (Bu fetva,) Kendilerine yaz&#305;lan (haklar&#305; veya miras)&#305; vermedi&#287;iniz ve kendilerini nikahlamay&#305; istedi&#287;iniz yetim kad&#305;nlar ve zay&#305;f çocuklar (hakk&#305;nda) ile yetimlere kar&#351;&#305; adaleti ayakta tutman&#305;z konusunda size kitapta okunmakta olanlard&#305;r. Hay&#305;r ad&#305;na her ne yaparsan&#305;z, &#351;üphesiz Allah onu bilir.
4|128|E&#287;er bir kad&#305;n, kocas&#305;n&#305;n nü&#351;uzundan veya ondan yüz çevirip uzakla&#351;mas&#305;ndan korkarsa, bar&#305;&#351; ile aralar&#305;n&#305; bulup düzeltmekte ikisi için sak&#305;nca yoktur. Bar&#305;&#351; daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Nefisler ise 'k&#305;skançl&#305;&#287;a ve bencil tutkulara' haz&#305;r (elveri&#351;li) k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. E&#287;er iyilik yapar ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, &#351;üphesiz, Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
4|129|Kad&#305;nlar aras&#305;nda adaleti sa&#287;lamaya -ne kadar &ouml;zen g&ouml;sterseniz de- güç yetiremezsiniz. ضyleyse, büsbütün (birine) e&#287;ilim (sevgi ve ilgi) g&ouml;sterip de &ouml;bürünü ask&#305;daym&#305;&#351; gibi b&#305;rakmay&#305;n. E&#287;er aray&#305; düzeltir ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, &#351;üphesiz, Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|130|E&#287;er ikisi ayr&#305;lacak olurlarsa, Allah her birine 'geni&#351;lik (r&#305;z&#305;k ve ihsan) kaynaklar&#305;ndan' kazand&#305;r&#305;r (ihtiyaçlardan korur.) Allah, (rahmetiyle) geni&#351; oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|131|G&ouml;klerde ve yerde ne varsa Allah'&#305;nd&#305;r. Andolsun, Biz sizden &ouml;nce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n" diye tavsiye ettik. E&#287;er inkara saparsan&#305;z, &#351;üphesiz, g&ouml;klerde ve yerde ne varsa Allah'&#305;nd&#305;r. Allah, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan, hamde lay&#305;k oland&#305;r.
4|132|G&ouml;klerde ve yerde ne varsa Allah'&#305;nd&#305;r. Vekil olarak Allah yeter.
4|133|E&#287;er dilerse, ey insanlar, sizi giderir (yok eder) ve ba&#351;kalar&#305;n&#305; getirir. Allah, buna güç yetirendir.
4|134|Kim dünya sevab(yarar)&#305;n&#305; isterse, dünyan&#305;n da, ahiretin de sevab&#305; Allah Kat&#305;ndad&#305;r. Allah i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
4|135|Ey iman edenler, kendiniz, anne-baban&#305;z ve yak&#305;nlar&#305;n&#305;z aleyhine bile olsa, Allah için &#351;ahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yak&#305;nd&#305;r. ضyleyse adaletten d&ouml;nüp heva (tutkular&#305;)n&#305;za uymay&#305;n. E&#287;er dilinizi e&#287;ip büker (s&ouml;zü geveler) ya da yüz çevirirseniz, &#351;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
4|136|Ey iman edenler, Allah'a, elçisine, elçisine indirdi&#287;i kitaba ve bundan &ouml;nce indirdi&#287;i kitaba iman edin. Kim Allah'&#305;, meleklerini, kitaplar&#305;n&#305;, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, &#351;üphesiz uzak bir sap&#305;kl&#305;kla sap&#305;tm&#305;&#351;t&#305;r.
4|137|Gerçek &#351;u, iman edip sonra inkara sapanlar, sonra yine iman edip sonra inkara sapanlar sonra da inkarlar&#305; artanlar… Allah onlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;layacak de&#287;ildir, onlar&#305; do&#287;ru yola da iletecek de&#287;ildir.
4|138|Münaf&#305;klara müjde ver: Onlar için gerçekten ac&#305;kl&#305; bir azap vard&#305;r.
4|139|Onlar, mü'minleri b&#305;rak&#305;p kafirleri dostlar (veliler) edinirler. 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onlar&#305;n yan&#305;nda m&#305; ar&#305;yorlar? &#350;üphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'&#305;nd&#305;r.
4|140|O, size Kitap’ta: "Allah'&#305;n ayetlerinin inkar edildi&#287;ini ve onlarla alay edildi&#287;ini i&#351;itti&#287;inizde, onlar bir ba&#351;ka s&ouml;ze dal&#305;p geçinceye kadar, onlarla oturmay&#305;n, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Do&#287;rusu Allah, münaf&#305;klar&#305;n ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak oland&#305;r.
4|141|Onlar sizi g&ouml;zetleyip-duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte de&#287;il miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay dü&#351;erse: "Size üstünlük sa&#287;lamad&#305;k m&#305;, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) &ouml;nlemedik mi?" derler. Allah, k&#305;yamet günü aran&#305;zda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.
4|142|Gerçek &#351;u ki, münaf&#305;klar (s&ouml;zde), Allah'&#305; aldatmaktad&#305;rlar. Oysa O, onlar&#305; aldatand&#305;r. Namaza kalkt&#305;klar&#305; zaman, isteksizce kalkarlar. &#304;nsanlara g&ouml;steri&#351; yaparlar ve Allah'&#305; ancak çok az anarlar.
4|143|Arada bocalay&#305;p dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k sen ona yol bulamazs&#305;n.
4|144|Ey iman edenler, mü'minleri b&#305;rak&#305;p kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaç&#305;k olan kesin bir delil vermek ister misiniz?
4|145|Gerçekten münaf&#305;klar, ate&#351;in en alçak tabakas&#305;ndad&#305;rlar. Onlara bir yard&#305;mc&#305; bulamazs&#305;n.
4|146|Ancak tevbe edenler, &#305;slah edenler, Allah'a s&#305;ms&#305;k&#305; sar&#305;lanlar ve dinlerini kat&#305;ks&#305;z olarak Allah için (halis) k&#305;lanlar ba&#351;ka; i&#351;te onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir.
4|147|E&#287;er &#351;ükreder ve iman ederseniz, Allah azab&#305;n&#305;zla ne yaps&#305;n? Allah &#351;ükrün kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; verendir, bilendir.
4|148|Allah, zulme u&#287;rayanlar d&#305;&#351;&#305;nda, k&ouml;tü s&ouml;zün aç&#305;kça s&ouml;ylenmesini sevmez. Allah i&#351;itendir, bilendir.
4|149|Bir hayr&#305; aç&#305;klar ya da gizli tutarsan&#305;z veya bir k&ouml;tülü&#287;ü ba&#287;&#305;&#351;larsan&#305;z, &#351;üphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir.
4|150|Allah'&#305; ve elçilerini (tan&#305;may&#305;p) inkar eden, Allah ile elçilerinin aras&#305;n&#305; ay&#305;rmak isteyen, "Baz&#305;s&#305;na inan&#305;r&#305;z, baz&#305;s&#305;n&#305; tan&#305;may&#305;z" diyen ve bu ikisi aras&#305;nda bir yol tutturmak isteyenler.
4|151|&#304;&#351;te bunlar, gerçekten kafir olanlard&#305;r. Kafirlere a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
4|152|Allah'a ve Resûlü’ne inananlar ve onlardan hiçbiri aras&#305;nda ayr&#305;m yapmayanlar, i&#351;te onlara ecirleri verilecektir. Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
4|153|Kitap Ehli, senden kendilerine g&ouml;kten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyü&#287;ünü istemi&#351;lerdi. Demi&#351;lerdi ki: "Bize Allah'&#305; aç&#305;kça g&ouml;ster." B&ouml;ylece zulümlerinden dolay&#305; onlara y&#305;ld&#305;r&#305;m çarpm&#305;&#351;t&#305;. Ard&#305;ndan kendilerine apaç&#305;k belgeler geldikten sonra, buza&#287;&#305;y&#305; (ilah) edinmi&#351;lerdi. Yine bundan dolay&#305; onlar&#305; affettik ve Musa'ya apaç&#305;k olan ispatlay&#305;c&#305; bir delil verdik.
4|154|Kesin s&ouml;z vermeleri dolay&#305;s&#305;yla Tur'u üstlerine yükselttik ve onlara: "Bu kap&#305;dan secde ederek girin" dedik ve onlara: "Cumartesinde haddi a&#351;may&#305;n" da dedik. Ve onlardan kesin bir s&ouml;z ald&#305;k.
4|155|Onlar&#305;n kendi s&ouml;zlerini bozmalar&#305;, Allah'&#305;n ayetlerine kar&#351;&#305; inkara sapmalar&#305;, peygamberleri haks&#305;z yere &ouml;ldürmeleri ve: "Kalplerimiz &ouml;rtülüdür" demeleri nedeniyle (onlar&#305; lanetledik.) Hay&#305;r; Allah, inkarlar&#305; dolay&#305;s&#305;yla ona (kalplerine) damga vurmu&#351;tur. Onlar&#305;n az&#305; d&#305;&#351;&#305;nda, inanmazlar.
4|156|(Bir de) &#304;nkara sapmalar&#305; ve Meryem'in aleyhinde büyük bühtanlar s&ouml;ylemeleri,
4|157|Ve: "Biz, Allah'&#305;n Resulü Meryem o&#287;lu Mesih &#304;sa'y&#305; gerçekten &ouml;ldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara b&ouml;yle bir ceza verdik.) Oysa onu &ouml;ldürmediler ve onu asmad&#305;lar. Ama onlara (onun) benzeri g&ouml;sterildi. Gerçekten onun hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;enler, kesin bir &#351;üphe içindedirler. Onlar&#305;n bir zanna uymaktan ba&#351;ka buna ili&#351;kin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak &ouml;ldürmediler.
4|158|Hay&#305;r; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|159|Andolsun, Kitap Ehlinden, &ouml;lmeden &ouml;nce ona inanmayacak kimse yoktur. K&#305;yamet günü, o da onlar&#305;n aleyhine &#351;ahid olacakt&#305;r.
4|160|Yahudilerin yapt&#305;klar&#305; zulüm ve birçok ki&#351;iyi Allah'&#305;n yolundan al&#305;koymalar&#305; nedeniyle (&ouml;nceleri) kendilerine helal k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; güzel &#351;eyleri onlara haram k&#305;ld&#305;k.
4|161|Ondan nehyedildikleri halde faiz almalar&#305; ve insanlar&#305;n mallar&#305;n&#305; haks&#305;z yere yemeleri nedeniyle (&ouml;yle yapt&#305;k.) Onlardan kafir olanlara pek ac&#305;kl&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
4|162|Ancak onlardan ilimde derinle&#351;enler ile mü'minler, sana indirilene ve senden &ouml;nce indirilene inan&#305;rlar. Namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar, zekat&#305; verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; i&#351;te bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir verece&#287;iz.
4|163|Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyetti&#287;imiz gibi, sana da vahyettik. &#304;brahim'e, &#304;smail'e, &#304;shak'a, Yakub'a, torunlar&#305;na, &#304;sa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.
4|164|Ve gerçekten sana daha &ouml;nceden hikayelerini anlatt&#305;&#287;&#305;m&#305;z elçilere, anlatmad&#305;&#287;&#305;m&#305;z elçilere (vahyettik). Allah, Musa ile de konu&#351;tu.
4|165|Elçiler; müjdeciler ve uyar&#305;c&#305;lar olarak (g&ouml;nderildi). ضyle ki elçilerden sonra insanlar&#305;n Allah'a kar&#351;&#305; (savunacak) delilleri olmas&#305;n. Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hikmet ve hüküm sahibidir.
4|166|Fakat Allah, sana indirdi&#287;iyle &#351;ahidlik eder ki, O, bunu kendi ilmiyle indirmi&#351;tir. Melekler de &#351;ahittirler. &#350;ahid olarak Allah yeter.
4|167|&#350;üphesiz, inkar edenler ve Allah yolundan al&#305;koyanlar gerçekten uzak bir sap&#305;kl&#305;kla sapm&#305;&#351;lard&#305;r.
4|168|Gerçek &#351;u ki, inkar edenler ve zulmedenler, Allah onlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;layacak de&#287;ildir, onlar&#305; bir yola da iletecek de&#287;ildir.
4|169|Ancak, onda ebedi kalmalar&#305; için cehennem yoluna (iletecektir.) Bu da Allah'a pek kolayd&#305;r.
4|170|Ey insanlar, &#351;üphesiz elçi size Rabbinizden hakla geldi. ضyleyse iman edin, sizin için hay&#305;rl&#305;d&#305;r. E&#287;er inkara saparsan&#305;z, &#351;üphesiz g&ouml;klerde olanlar&#305;n ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305;nd&#305;r. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4|171|Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda ta&#351;k&#305;nl&#305;k etmeyin, Allah'a kar&#351;&#305; gerçek olandan ba&#351;kas&#305;n&#305; s&ouml;ylemeyin. Meryem o&#287;lu Mesih &#304;sa, ancak Allah'&#305;n elçisi ve kelimesidir. Onu (‘OL’ kelimesini) Meryem'e y&ouml;neltmi&#351;tir ve O'ndan bir ruhtur. ضyleyse Allah'a ve elçisine inan&#305;n&#305;z; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaç&#305;n&#305;n, sizin için hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Allah, ancak bir tek &#304;lah't&#305;r. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. G&ouml;klerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
4|172|Mesih ve yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'kar&#351;&#305; çekimser' davran&#305;rsa ve büyüklenme g&ouml;sterirse (bilmeli ki,) onlar&#305;n tümünü huzurunda toplayacakt&#305;r.
4|173|Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz &ouml;deyecek ve onlara Kendi fazl&#305;ndan ekleyecektir de. اekimser davrananlar ve büyüklenenler, onlar&#305; ac&#305;kl&#305; bir azapla azapland&#305;racakt&#305;r ve kendileri için Allah'tan ba&#351;ka bir (vekil) koruyucu dost ve yard&#305;mc&#305; bulamayacaklard&#305;r.
4|174|Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kan&#305;t (burhan)' geldi ve size apaç&#305;k bir nur (Kur'an) indirdik.
4|175|&#304;&#351;te Allah'a iman edenler ve O'na sar&#305;lanlar, onlar&#305; Kendisi'nden olan bir rahmetin ve bir fazl&#305;n içine yerle&#351;tirecektir ve onlar&#305; Kendisi'ne varan dosdo&#287;ru bir yola y&ouml;neltip-iletecektir.
4|176|Senden fetva isterler. De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babas&#305;z olan&#305;n (kelale’nin)' miras&#305;na ili&#351;kin hükmü aç&#305;klar. ضlen ki&#351;inin çocu&#287;u yok da k&#305;z karde&#351;i varsa, geride b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;n yar&#305;s&#305; k&#305;z karde&#351;inindir. Ama (&ouml;len) k&#305;z karde&#351;inin çocu&#287;u yoksa, kendisi (erkek karde&#351;i) ona mirasç&#305; olur. E&#287;er k&#305;z karde&#351;i iki ise, geride b&#305;rakt&#305;klar&#305;n&#305;n üçte ikisi onlar&#305;nd&#305;r. Ama (mirasç&#305;lar) erkekler ve k&#305;z karde&#351;ler ise, bu durumda erkek için di&#351;inin iki pay&#305; vard&#305;r. Allah, -&#351;a&#351;&#305;r&#305;p sapmayas&#305;n&#305;z diye- aç&#305;klar. Allah, her&#351;eyi bilendir.
5|1|Ey iman edenler, akitleri yerine getirin. &#304;hraml&#305; iken avlanmay&#305; helal saymaks&#305;z&#305;n ve size okunacaklar d&#305;&#351;ta tutulmak üzere, hayvanlar size helal k&#305;l&#305;nd&#305;. &#350;üphesiz Allah, diledi&#287;i hükmü verir.
5|2|Ey iman edenler, Allah'&#305;n &#351;iarlar&#305;na, haram olan ay'a, kurbanl&#305;k hayvanlara, (onlardaki) gerdanl&#305;klara ve Rablerinden bir fazl ve ho&#351;nutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sak&#305;n sayg&#305;s&#305;zl&#305;k etmeyin. &#304;hramdan ç&#305;kt&#305;n&#305;z m&#305; art&#305;k avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan al&#305;koyduklar&#305;ndan dolay&#305; bir toplulu&#287;a olan kininiz, sak&#305;n sizi haddi a&#351;maya sürüklemesin. &#304;yilik ve takva konusunda yard&#305;mla&#351;&#305;n, günah ve haddi a&#351;mada yard&#305;mla&#351;may&#305;n ve Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
5|3|ضlü eti, kan, domuz eti, Allah'tan ba&#351;kas&#305; ad&#305;na kesilen, bo&#287;ulmu&#351;, vurulmu&#351;, yüksek bir yerden dü&#351;mü&#351;, boynuzlanm&#305;&#351; y&#305;rt&#305;c&#305; hayvan taraf&#305;ndan yenmi&#351;, -(henüz canl&#305;yken yeti&#351;ip) kestikleriniz hariç,- dikili ta&#351;lar üzerine bo&#287;azlanan (hayvanlar) ve fal oklar&#305;yla k&#305;smet araman&#305;z size haram k&#305;l&#305;nd&#305;. Bunlar f&#305;skt&#305;r (günahla yoldan sapmad&#305;r.) Bugün inkara sapanlar, sizin dininizden (dininizi y&#305;kmaktan) umut kesmi&#351;lerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamlad&#305;m ve size din olarak &#304;slam'&#305; seçip-be&#287;endim. Kim '&#351;iddetli bir açl&#305;kta kaç&#305;n&#305;lmaz bir ihtiyaçla kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya kal&#305;rsa' -günaha e&#287;ilim g&ouml;stermeksizin- (bu haram sayd&#305;klar&#305;m&#305;zdan yetecek kadar yiyebilir.) اünkü Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
5|4|Sana, kendilerine neyin helal k&#305;l&#305;nd&#305;&#287;&#305;n&#305; sorarlar. De ki: "Bütün temiz &#351;eyler size helal k&#305;l&#305;nd&#305;." Allah'&#305;n size &ouml;&#287;retti&#287;i gibi &ouml;&#287;retip yeti&#351;tirdi&#287;iniz avc&#305; hayvanlar&#305;n yakalay&#305;verdiklerinden de -üzerine Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; anarak- yiyin. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, hesab&#305; çabuk g&ouml;rendir.
5|5|Bugün size temiz olan &#351;eyler helal k&#305;l&#305;nd&#305;. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yeme&#287;i size helal, sizin de yeme&#287;iniz onlara helaldir. Mü'minlerden &ouml;zgür ve iffetli kad&#305;nlar ile sizden &ouml;nce (kendilerine) kitap verilenlerden &ouml;zgür ve iffetli kad&#305;nlar da, namuslu, fuhu&#351;ta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemi&#351;ler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) &ouml;dedi&#287;iniz takdirde- size (helal k&#305;l&#305;nd&#305;.) Kim iman&#305; tan&#305;may&#305;p küfre saparsa, elbette onun yapt&#305;&#287;&#305; bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r. O ahirette hüsrana u&#287;rayanlardand&#305;r.
5|6|Ey iman edenler, namaza kalkt&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi y&#305;kay&#305;n, ba&#351;lar&#305;n&#305;z&#305; meshedin ve her iki topu&#287;a kadar ayaklar&#305;n&#305;z&#305; da (y&#305;kay&#305;n.) E&#287;er cünüpseniz temizlenin (gusül edin); e&#287;er hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmi&#351;se yahut kad&#305;nlara dokunmu&#351;san&#305;z da su bulamam&#305;&#351;san&#305;z, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük ç&#305;karmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki &#351;ükredersiniz.
5|7|Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini ve: "&#304;&#351;ittik ve itaat ettik" dedi&#287;inizde sizi, kendisiyle ba&#287;lad&#305;&#287;&#305; s&ouml;zünü (misak&#305;n&#305;) an&#305;n. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, sinelerin &ouml;zünde olan&#305; bilendir.
5|8|Ey iman edenler, adil &#351;ahidler olarak, Allah için, hakk&#305; ayakta tutun. Bir toplulu&#287;a olan kininiz, sizi adaletten al&#305;koymas&#305;n. Adalet yap&#305;n. O, takvaya daha yak&#305;nd&#305;r. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, yapmakta olduklar&#305;n&#305;zdan haberi oland&#305;r.
5|9|Allah, iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmi&#351;tir, onlar için bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve büyük bir ecir vard&#305;r.
5|10|&#304;nkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, onlar da, alevli ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar.
5|11|Ey iman edenler, Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini hat&#305;rlay&#305;n; hani bir topluluk, size ellerini uzatmaya yeltenmi&#351;ti de, (Allah,) onlar&#305;n ellerini sizlerden geri püskürtmü&#351;tü. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. Mü'minler yaln&#305;zca Allah'a tevekkül etmelidirler.
5|12|Andolsun, Allah &#304;srailo&#287;ullar&#305;'ndan kesin s&ouml;z (misak) alm&#305;&#351;t&#305;. Onlardan on iki güvenilir- g&ouml;zetleyici g&ouml;ndermi&#351;tik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. E&#287;er namaz&#305; k&#305;lar, zekat&#305; verir, elçilerime inan&#305;r, onlar&#305; savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, &#351;üphesiz sizin k&ouml;tülüklerinizi &ouml;rter ve sizi gerçekten, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar&#305;m. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapm&#305;&#351;t&#305;r."
5|13|S&ouml;zle&#351;melerini bozmalar&#305; nedeniyle, onlar&#305; lanetledik ve kalplerini kaskat&#305; k&#305;ld&#305;k. Onlar, kelimeleri konulduklar&#305; yerlerden sapt&#305;r&#305;rlar. (S&#305;k s&#305;k) Kendilerine hat&#305;rlat&#305;lan &#351;eyden (yararlan&#305;p) pay almay&#305; unuttular. &#304;çlerinden biraz&#305; d&#305;&#351;&#305;nda, onlardan sürekli ihanet g&ouml;rür durursun. Yine de onlar&#305; affet, ald&#305;r&#305;&#351; etme. &#350;üphesiz Allah, iyilik yapanlar&#305; sever.
5|14|Ve: "Biz H&#305;ristiyanlar&#305;z" diyenlerden kesin s&ouml;z (misak) alm&#305;&#351;t&#305;k. Sonunda onlar kendilerine hat&#305;rlat&#305;lan &#351;eyden (yararlan&#305;p) pay almay&#305; unuttular. B&ouml;ylece Biz de, k&#305;yamete kadar aralar&#305;nda kin ve dü&#351;manl&#305;k sald&#305;k. Allah, yapageldikleri &#351;eyi onlara haber verecektir.
5|15|Ey Kitap Ehli, kitaptan gizlemekte olduklar&#305;n&#305;z&#305;n ço&#287;unu size aç&#305;klayan ve birço&#287;undan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaç&#305;k bir kitap geldi.
5|16|Allah, r&#305;zas&#305;na uyanlar&#305; bununla kurtulu&#351; yollar&#305;na ula&#351;t&#305;r&#305;r ve onlar&#305; Kendi izniyle karanl&#305;klardan nura ç&#305;kar&#305;r. Onlar&#305; dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-iletir.
5|17|Andolsun, "&#350;üphesiz, Allah Meryem o&#287;lu Mesih'tir." diyenler küfre dü&#351;mü&#351;tür. De ki: "O, e&#287;er Meryem o&#287;lu Mesih'i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse, Allah'tan (bunu &ouml;nlemeye) kim bir &#351;eye malik olabilir? G&ouml;klerin, yerin ve bunlar aras&#305;ndakilerin tümünün mülkü Allah'&#305;nd&#305;r; diledi&#287;ini yarat&#305;r. Allah her&#351;eye güç yetirendir.
5|18|Yahudi ve H&#305;ristiyanlar: "Biz Allah'&#305;n çocuklar&#305;y&#305;z ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlar&#305;n&#305;zdan dolay&#305; azapland&#305;r&#305;yor? Hay&#305;r, siz O'nun yaratt&#305;&#287;&#305;ndan birer be&#351;ersiniz. O, diledi&#287;ini ba&#287;&#305;&#351;lar, diledi&#287;ini azapland&#305;r&#305;r. G&ouml;klerin, yerin ve bunlar&#305;n aras&#305;ndakilerin tümünün mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. Son var&#305;&#351; O'nad&#305;r."
5|19|Ey Kitap Ehli, elçilerin aras&#305; kesildi&#287;i d&ouml;nemde: "Bize müjdeci de, bir uyar&#305;c&#305; da gelmedi" demenize (f&#305;rsat kalmas&#305;n) diye size apaç&#305;k anlatan elçimiz geldi. B&ouml;ylece müjdeci de, uyar&#305;c&#305; da gelmi&#351;tir art&#305;k. Allah her&#351;eye güç yetirendir.
5|20|Hani, Musa kavmine (&#351;&ouml;yle) demi&#351;ti: "Ey kavmim, Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini an&#305;n; içinizden peygamberler ç&#305;kard&#305;, sizden y&ouml;neticiler k&#305;ld&#305; ve alemlerden hiç kimseye vermedi&#287;ini size verdi."
5|21|"Ey kavmim, Allah'&#305;n sizin için yazd&#305;&#287;&#305; (girmenizi emretti&#287;i) kutsal yere girin ve gerisin geri arkan&#305;za d&ouml;nmeyin; yoksa kayba u&#287;rayanlar olarak çevrilirsiniz."
5|22|Dediler ki: "Ey Musa, orda zorba bir kavim vard&#305;r, onlar ç&#305;kmad&#305;klar&#305; sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. &#350;ayet oradan ç&#305;karlarsa, biz de muhakkak gireriz.”
5|23|Korkanlar aras&#305;nda olup da Allah'&#305;n kendilerine nimet verdi&#287;i iki ki&#351;i: "Onlar&#305;n üzerine kap&#305;dan girin. Girerseniz, &#351;üphesiz sizler galibsiniz. E&#287;er mü'minlerdenseniz, yaln&#305;zca Allah'a tevekkül edin." dedi.
5|24|Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durdu&#287;u sürece hiçbir zaman oraya girmeyece&#287;iz. Sen ve Rabbin git, ikiniz sava&#351;&#305;n. Biz burada duraca&#287;&#305;z."
5|25|(Musa:) "Rabbim, gerçekten kendimden ve karde&#351;imden ba&#351;kas&#305;na malik olam&#305;yorum. ضyleyse bizimle fas&#305;klar toplulu&#287;unun aras&#305;n&#305; Sen ay&#305;r" dedi.
5|26|(Allah) Dedi: "Art&#305;k oras&#305; kendilerine k&#305;rk y&#305;l haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. Onlar yeryüzünde '&#351;a&#351;k&#305;nca d&ouml;nüp duracaklar.' Sen de o fas&#305;klar toplulu&#287;una üzülme."
5|27|Onlara Adem'in iki o&#287;lunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yakla&#351;t&#305;racak birer kurban sunmu&#351;lard&#305;. Onlardan birininki kabul edilmi&#351;, di&#287;erininki kabul edilmemi&#351;ti. (Kurban&#305; kabul edilmeyen) Demi&#351;ti ki: "Seni mutlaka &ouml;ldürece&#287;im." (ضbürü de:) "Allah, ancak korkup-sak&#305;nanlardan kabul eder."
5|28|"E&#287;er beni &ouml;ldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni &ouml;ldürmek için elimi sana uzatacak de&#287;ilim. اünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkar&#305;m."
5|29|"&#350;üphesiz kendi günah&#305;n&#305; ve benim günah&#305;m&#305; yüklenmeni ve b&ouml;ylelikle ate&#351;in halk&#305;ndan olman&#305; isterim. Zulmedenlerin cezas&#305; budur."
5|30|Sonunda nefsi ona karde&#351;ini &ouml;ldürmeyi (tahrik edip zevkli g&ouml;stererek) kolayla&#351;t&#305;rd&#305;; b&ouml;ylece onu &ouml;ldürdü, bu yüzden hüsrana u&#287;rayanlardan oldu.
5|31|Derken, Allah, ona, yeri e&#351;eleyerek karde&#351;inin cesedini nas&#305;l g&ouml;mece&#287;ini g&ouml;steren bir karga g&ouml;nderdi. "Bana yaz&#305;klar olsun" dedi. "&#350;u karga kadar olup da karde&#351;imin cesedini g&ouml;mmekten aciz miyim?" Art&#305;k o, pi&#351;man olmu&#351;tu.
5|32|Bu nedenle, &#304;srailo&#287;ullar&#305;’na &#351;unu yazd&#305;k: Kim bir nefsi, bir ba&#351;ka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada kar&#351;&#305;l&#305;k olmaks&#305;z&#305;n (haks&#305;z yere) &ouml;ldürürse, sanki bütün insanlar&#305; &ouml;ldürmü&#351; gibi olur. Kim de onu (&ouml;ldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanlar&#305; diriltmi&#351; gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaç&#305;k belgelerle gelmi&#351;lerdir. Sonra bunun ard&#305;ndan onlardan birço&#287;u yeryüzünde &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ranlard&#305;r.
5|33|Allah'a ve Resûlü’ne kar&#351;&#305; sava&#351; açanlar&#305;n ve yeryüzünde bozgunculu&#287;a çal&#305;&#351;anlar&#305;n cezas&#305;, ancak &ouml;ldürülmeleri, as&#305;lmalar&#305; ya da elleriyle ayaklar&#305;n&#305;n çaprazca kesilmesi veya (bulunduklar&#305;) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki a&#351;a&#287;&#305;lanmalar&#305;d&#305;r, ahirette onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
5|34|Ancak, sizin onlara güç yetirmenizden &ouml;nce tevbe edenler ba&#351;ka. Bilin ki, &#351;üphesiz Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
5|35|Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve (sizi) O'na (yakla&#351;t&#305;racak) vesile aray&#305;n; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtulu&#351;a erersiniz.
5|36|Gerçek &#351;u ki, inkar edenler, yeryüzünde olanlar&#305;n tümü ve bununla birlikte bir kat&#305; daha onlar&#305;n olsa, bununla da k&#305;yamet gününün azab&#305;ndan (kurtulmak için) fidye vermeye kalk&#305;&#351;salar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
5|37|(Orda) Ate&#351;ten ç&#305;kmak isterler, ama ondan ç&#305;kacak de&#287;iller. Onlar için sürekli bir azap vard&#305;r.
5|38|H&#305;rs&#305;z erkek ve h&#305;rs&#305;z kad&#305;n&#305;n, (çal&#305;p) kazand&#305;klar&#305;na bir kar&#351;&#305;l&#305;k, Allah'tan, 'tekrar&#305; &ouml;nleyen kesin bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
5|39|Ancak kim i&#351;ledi&#287;i zulümden sonra tevbe eder ve (davran&#305;&#351;lar&#305;n&#305;) düzeltirse, &#351;üphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
5|40|G&ouml;klerin ve yerin mülkünün Allah'a ait oldu&#287;unu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azapland&#305;r&#305;r, kimi dilerse ba&#287;&#305;&#351;lar. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
5|41|Ey peygamber, kalpleri inanmad&#305;&#287;&#305; halde a&#287;&#305;zlar&#305;yla "&#304;nand&#305;k" diyenlerle Yahudilerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen di&#287;er topluluk ad&#305;na kulak tutanlar (haber toplayanlar)d&#305;r. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra sapt&#305;r&#305;rlar, "Size bu verilirse onu al&#305;n, o verilmezse ondan kaç&#305;n&#305;n" derler. Allah, kimin fitne(ye dü&#351;me)sini isterse, art&#305;k onun için sen Allah'tan hiçbir &#351;eye malik olamazs&#305;n. &#304;&#351;te onlar, Allah'&#305;n kalplerini ar&#305;tmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir a&#351;a&#287;&#305;lanma, ahirette onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
5|42|Onlar, yalana kulak tutanlard&#305;r, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralar&#305;nda hükmet veya onlardan yüz çevir. E&#287;er onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir &#351;eyle kesin olarak zarar veremezler. Aralar&#305;nda hükmedersen adaletle hükmet. &#350;üphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.
5|43|Allah'&#305;n hükmünün bulundu&#287;u Tevrat yanlar&#305;nda oldu&#287;u halde, seni nas&#305;l hakem k&#305;l&#305;yorlar ve sonra bunun pe&#351;inden yüz çeviriyorlar? &#304;&#351;te onlar, inanm&#305;&#351; de&#287;ildir.
5|44|Gerçek &#351;u ki, Biz Tevrat’&#305;, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmu&#351; peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-y&ouml;neticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'&#305;n Kitab&#305;’n&#305; korumakla g&ouml;revli k&#305;l&#305;nd&#305;klar&#305;ndan ve onun üzerine &#351;ahidler olduklar&#305;ndan (onunla hükmederlerdi.) ضyleyse insanlardan korkmay&#305;n, Benden korkun ve ayetlerimi az bir de&#287;ere kar&#351;&#305;l&#305;k satmay&#305;n. Kim Allah'&#305;n indirdi&#287;iyle hükmetmezse, i&#351;te onlar, kafir olanlard&#305;r.
5|45|Biz onda, onlar&#305;n üzerine yazd&#305;k: Cana can, g&ouml;ze g&ouml;z, buruna burun, kula&#287;a kulak, di&#351;e di&#351; ve (bütün) yaralara (kar&#351;&#305;l&#305;k da) k&#305;sas vard&#305;r. Ama kim bunu sadaka olarak ba&#287;&#305;&#351;larsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'&#305;n indirdi&#287;iyle hükmetmezse, i&#351;te onlar, zalim olanlard&#305;r.
5|46|Onlar&#305;n (peygamberleri) ard&#305;ndan yanlar&#305;ndaki Tevrat'&#305; do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak Meryem o&#287;lu &#304;sa'y&#305; g&ouml;nderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, &ouml;nündeki Tevrat'&#305; do&#287;rulayan ve muttakiler için yol g&ouml;sterici ve &ouml;&#287;üt olan &#304;ncil'i verdik.
5|47|&#304;ncil sahipleri Allah'&#305;n onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'&#305;n indirdi&#287;iyle hükmetmezse, i&#351;te onlar, fas&#305;k olanlard&#305;r.
5|48|Sana da (Ey Muhammed,) &ouml;nündeki kitap(lar)&#305; do&#287;rulay&#305;c&#305; ve ona 'bir &#351;ahid-g&ouml;zetleyici' olarak Kitab'&#305; (Kur'an'&#305;) indirdik. ضyleyse aralar&#305;nda Allah'&#305;n indirdi&#287;iyle hükmet ve sana gelen haktan sap&#305;p onlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyma. Sizden her biriniz için bir &#351;eriat ve bir yol-y&ouml;ntem k&#305;ld&#305;k. E&#287;er Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet k&#305;lard&#305;; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Art&#305;k hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;&#305;n&#305;z. Tümünüzün d&ouml;nü&#351;ü Allah'ad&#305;r. Hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tü&#287;ünüz &#351;eyleri size haber verecektir.
5|49|Aralar&#305;nda Allah'&#305;n indirdi&#287;iyle hükmet ve onlar&#305;n hevalar&#305;na uyma. Allah'&#305;n sana indirdiklerinin bir k&#305;sm&#305;ndan seni &#351;a&#351;&#305;rtmamalar&#305; için onlardan sak&#305;n. &#350;ayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir k&#305;s&#305;m günahlar&#305; nedeniyle onlara bir musibeti tatt&#305;rmak istemektedir. &#350;üphesiz, insanlar&#305;n ço&#287;u fas&#305;klard&#305;r.
5|50|Onlar hala cahiliye hükmünü mü ar&#305;yorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir?
5|51|Ey iman edenler, Yahudi ve H&#305;ristiyanlar&#305; dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onlar&#305; kim dost edinirse, ku&#351;kusuz onlardand&#305;r. &#350;üphesiz Allah, zalimler toplulu&#287;una hidayet vermez.
5|52|&#304;&#351;te kalplerinde hastal&#305;k olanlar&#305;: "Zaman&#305;n, felaketleriyle aleyhimize d&ouml;nüp bize çarpmas&#305;ndan korkuyoruz" diyerek aralar&#305;nda çabalar yürüttüklerini g&ouml;rürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya Kat&#305;ndan bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklar&#305;ndan dolay&#305; pi&#351;man olacaklard&#305;r.
5|53|&#304;man edenler: "Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklar&#305;na ili&#351;kin Allah'a yemin edenler bunlar m&#305;d&#305;r? Onlar&#305;n bütün yap&#305;p-ettikleri bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r, b&ouml;ylece hüsrana u&#287;rayanlar olmu&#351;lard&#305;r" derler.
5|54|Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri d&ouml;ner (irtidat eder)se, Allah (yerine) Kendisi'nin onlar&#305; sevdi&#287;i, onlar&#305;n da Kendisi'ni sevdi&#287;i mü'minlere kar&#351;&#305; alçak g&ouml;nüllü, kafirlere kar&#351;&#305; ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda çaba harcayan ve k&#305;nay&#305;c&#305;n&#305;n k&#305;namas&#305;ndan korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'&#305;n bir fazl&#305;d&#305;r, onu diledi&#287;ine verir. Allah (rahmetiyle) geni&#351; oland&#305;r, bilendir.
5|55|Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz k&#305;lan ve zekat&#305; veren mü'minlerdir.
5|56|Kim Allah'&#305;, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç &#351;üphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'&#305;n taraftarlar&#305;d&#305;r.
5|57|Ey iman edenler, sizden &ouml;nce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve e&#287;er inan&#305;yorsan&#305;z, Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n.
5|58|Onlar, siz birbirinizi namaza ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;zda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onlar&#305;n ak&#305;l erdirmeyen bir topluluk olmalar&#305;ndand&#305;r.
5|59|De ki: "Ey Kitap Ehli, yaln&#305;zca Allah'a, bize indirilene ve &ouml;nceden indirilene inanmam&#305;z ve sizin ço&#287;unuzun fas&#305;klar olman&#305;z nedeniyle mi bizden ho&#351;lanm&#305;yorsunuz?"
5|60|De ki: "Allah Kat&#305;nda, 'kesinle&#351;mi&#351; bir ceza olarak' bundan daha k&ouml;tüsünü haber vereyim mi? Allah'&#305;n kendisine lanet etti&#287;i, ona kar&#351;&#305; gazabland&#305;&#287;&#305; ve onlardan maymunlar ve domuzlar k&#305;ld&#305;&#287;&#305; ile ta&#287;uta tapanlar; i&#351;te bunlar, yerleri daha k&ouml;tü ve dümdüz yoldan daha çok sapm&#305;&#351;lard&#305;r."
5|61|Size geldiklerinde: "&#304;nand&#305;k" derler. Oysa onlar inkarla girmi&#351;lerdir ve yine onunla ç&#305;km&#305;&#351;lard&#305;r. Allah, gizli tutmakta olduklar&#305;n&#305; daha iyi bilir.
5|62|Onlardan ço&#287;unun günahta, dü&#351;manl&#305;kta ve haram yiyicilikte çabalar&#305;na h&#305;z katt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Yapmakta olduklar&#305; ne k&ouml;tüdür
5|63|Bilgin-y&ouml;neticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onlar&#305;, günah s&ouml;ylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sak&#305;nd&#305;rmal&#305; de&#287;il miydi? Yapmakta olduklar&#305; ne k&ouml;tüdür.
5|64|Yahudiler: "Allah'&#305;n eli s&#305;k&#305;d&#305;r" dediler. Onlar&#305;n elleri ba&#287;land&#305; ve s&ouml;ylediklerinden dolay&#305; lanetlendiler. Hay&#305;r; O'nun iki eli aç&#305;kt&#305;r, nas&#305;l dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan ço&#287;unun ta&#351;k&#305;nl&#305;klar&#305;n&#305; ve inkarlar&#305;n&#305; art&#305;racakt&#305;r. Biz de onlar&#305;n aras&#305;na k&#305;yamet gününe kadar sürecek dü&#351;manl&#305;k ve kin sal&#305;verdik. Onlar ne zaman sava&#351; amac&#305;yla bir ate&#351; alevlendirdilerse Allah onu s&ouml;ndürmü&#351;tür. Yeryüzünde bozgunculu&#287;a çal&#305;&#351;&#305;rlar. Allah ise bozguncular&#305; sevmez.
5|65|E&#287;er, Kitap Ehli iman edip sak&#305;nsalard&#305;, elbette onlar&#305;n k&ouml;tülüklerini &ouml;rter ve onlar&#305; 'nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351;' cennetlere sokard&#305;k.
5|66|Ve e&#287;er onlar Tevrat'&#305;, &#304;ncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'&#305;) ayakta tutsalard&#305;, elbette üstlerinden ve ayaklar&#305;n&#305;n alt&#305;ndan (say&#305;s&#305;z nimeti) yiyeceklerdi. &#304;çlerinde a&#351;&#305;r&#305; olmayan (mutedil) bir ümmet vard&#305;r. Onlardan ço&#287;unun yapt&#305;klar&#305; ise ne k&ouml;tüdür!
5|67|Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebli&#287; et. E&#287;er (bu g&ouml;revini) yapmayacak olursan, O'nun elçili&#287;ini tebli&#287; etmemi&#351; olursun. Allah seni insanlardan koruyacakt&#305;r. &#350;üphesiz, Allah, kafir olan bir toplulu&#287;u hidayete erdirmez.
5|68|De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'&#305;, &#304;ncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmad&#305;kça hiçbir &#351;ey üzerinde de&#287;ilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan ço&#287;unun tu&#287;yanlar&#305;n&#305; ve inkarlar&#305;n&#305; art&#305;racakt&#305;r. Sen de kafirler toplulu&#287;una kar&#351;&#305; üzüntüye kap&#305;lma.
5|69|Gerçek &#351;u ki, iman edenlerle Yahudiler, Sabiîler ve H&#305;ristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklard&#305;r.
5|70|Andolsun, Biz &#304;srailo&#287;ullar&#305;’ndan kesin s&ouml;z alm&#305;&#351; (misak) ve onlara elçiler g&ouml;ndermi&#351;tik. Onlara ne zaman nefislerinin ho&#351;una gitmeyen bir &#351;eyle bir elçi geldiyse, bir b&ouml;lümünü yalanlad&#305;lar, bir b&ouml;lümünü de &ouml;ldürdüler.
5|71|Bir fitne olmayacak sand&#305;lar, k&ouml;rle&#351;tiler, sa&#287;&#305;rla&#351;t&#305;lar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan ço&#287;unlu&#287;u k&ouml;rle&#351;tiler, sa&#287;&#305;rla&#351;t&#305;lar. Allah yapmakta olduklar&#305;n&#305; g&ouml;rendir.
5|72|Andolsun, "&#350;üphesiz Allah, Meryem o&#287;lu Mesih'tir" diyenler küfre dü&#351;mü&#351;tür. Oysa Mesih'in dedi&#287;i (&#351;udur:) "Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. اünkü O, Kendisi'ne ortak ko&#351;ana &#351;üphesiz cenneti haram k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r, onun bar&#305;nma yeri ate&#351;tir. Zulmedenlere yard&#305;mc&#305; yoktur."
5|73|Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre dü&#351;mü&#351;tür. Oysa tek bir &#304;lah'tan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. E&#287;er s&ouml;ylemekte olduklar&#305;ndan vazgeçmezlerse, onlardan inkar edenlere mutlaka (ac&#305;) bir azap dokunacakt&#305;r.
5|74|Yine de Allah'a tevbe edip ba&#287;&#305;&#351;lanma istemeyecekler mi? Oysa Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
5|75|Meryem o&#287;lu Mesih, yaln&#305;zca bir elçidir. Ondan &ouml;nce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdo&#287;rudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nas&#305;l aç&#305;kl&#305;yoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nas&#305;l da çevriliyorlar?
5|76|De ki: "Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen Allah'tan ba&#351;ka &#351;eylere mi tap&#305;yorsunuz? Oysa Allah, i&#351;itendir, bilendir."
5|77|De ki: "Ey Kitap Ehli, haks&#305;z yere dininiz konusunda a&#351;&#305;r&#305; gitmeyin ve daha &ouml;nce sapm&#305;&#351;, birço&#287;unu sapt&#305;rm&#305;&#351; ve dümdüz yoldan kaym&#305;&#351; bir toplulu&#287;un heva (istek ve tutku)lar&#305;na uymay&#305;n."
5|78|&#304;srailo&#287;ullar&#305;’ndan inkar edenlere, Davud ve Meryem o&#287;lu &#304;sa diliyle lanet edilmi&#351;tir. Bu, isyan etmeleri ve haddi a&#351;malar&#305; nedeniyledir.
5|79|Yapmakta olduklar&#305; münker(çirkin i&#351;)lerden birbirlerini sak&#305;nd&#305;rm&#305;yorlard&#305;. Yapmakta olduklar&#305; &#351;ey ne k&ouml;tü idi!
5|80|Onlardan ço&#287;unun inkara sapanlarla dostluklar kurduklar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Kendileri için nefislerinin takdim etti&#287;i &#351;ey ne k&ouml;tüdür. Allah onlara gazabland&#305; ve onlar azapta ebedi kalacaklard&#305;r.
5|81|E&#287;er Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onlar&#305; dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan ço&#287;u fas&#305;k olanlard&#305;r.
5|82|Andolsun, insanlar içinde, mü'minlere en &#351;iddetli dü&#351;man olarak Yahudileri ve mü&#351;rikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bak&#305;m&#305;ndan en yak&#305;n olarak da: "H&#305;ristiyanlar&#305;z" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtak&#305;m) papaz ve rahiplerin olmas&#305; ve onlar&#305;n gerçekte büyüklük taslamamalar&#305; nedeniyledir.
5|83|Elçiye indirileni dinlediklerinde hakk&#305; tan&#305;d&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; g&ouml;zlerinin ya&#351;larla dolup ta&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Derler ki: "Rabbimiz inand&#305;k; &ouml;yleyse bizi &#351;ahidlerle birlikte yaz."
5|84|"Hem Rabbimiz'in bizi salihler toplulu&#287;una katmas&#305;n&#305; umarken ne diye Allah'a ve bize Hak’tan gelene inanmayal&#305;m?"
5|85|B&ouml;ylelikle Allah, dediklerine kar&#351;&#305;l&#305;k olarak içinde ebedi kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanlar&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;d&#305;r.
5|86|&#304;nkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; i&#351;te onlar, ç&#305;lg&#305;n ate&#351;in arkada&#351;lar&#305;d&#305;rlar.
5|87|Ey iman edenler, Allah'&#305;n sizin için helal k&#305;ld&#305;&#287;&#305; güzel &#351;eyleri haram k&#305;lmay&#305;n ve haddi a&#351;may&#305;n. &#350;üphesiz Allah, haddi a&#351;anlar&#305; sevmez.
5|88|Allah'&#305;n size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisi'ne inanmakta oldu&#287;unuz Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n.
5|89|Allah sizi, yeminlerinizdeki ‘rastgele s&ouml;ylemelerinizden, bo&#351; s&ouml;zlerden’ dolay&#305; sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle ba&#287;lad&#305;&#287;&#305;n&#305;z s&ouml;zlerden dolay&#305; sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamas&#305;ndan on yoksulu doyurmak ya da onlar&#305; giydirmek veya bir k&ouml;leyi &ouml;zgürlü&#287;üne kavu&#351;turmakt&#305;r. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vard&#305;r.) Bu, yemin etti&#287;inizde (bozdu&#287;unuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini b&ouml;yle aç&#305;klar, umulur ki &#351;ükredersiniz.
5|90|Ey iman edenler, içki, kumar, dikili ta&#351;lar ve fal oklar&#305; ancak &#351;eytan&#305;n i&#351;lerinden olan pisliklerdir. ضyleyse bun(lar)dan kaç&#305;n&#305;n; umulur ki kurtulu&#351;a erersiniz.
5|91|Gerçekten &#351;eytan, içki ve kumarla aran&#305;za dü&#351;manl&#305;k ve kin dü&#351;ürmek, sizi, Allah'&#305; anmaktan ve namazdan al&#305;koymak ister. Art&#305;k vazgeçtiniz de&#287;il mi?
5|92|Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sak&#305;n&#305;n. E&#287;er yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize dü&#351;en, ancak apaç&#305;k bir tebli&#287;dir.
5|93|&#304;man edenler ve salih amellerde bulunanlar için korkup-sak&#305;nd&#305;klar&#305;, iman ettikleri ve salih amellerde bulunduklar&#305;, sonra korkup-sak&#305;nd&#305;klar&#305; ve iman ettikleri ve sonra (yine) korkup-sak&#305;nd&#305;klar&#305; ve iyilikte bulunduklar&#305; takdirde (yasaklanmadan &ouml;nce) dedikleri dolay&#305;s&#305;yla bir sorumluluk yoktur. Allah, iyilik yapanlar&#305; sever.
5|94|Ey iman edenler, Allah g&ouml;rünmezlikte (gaybte) Kendisi'nden kimin korktu&#287;unu ortaya ç&#305;karmak için ellerinizin ve m&#305;zraklar&#305;n&#305;z&#305;n eri&#351;ece&#287;i avdan bir &#351;eyle andolsun sizi deneyecektir. Art&#305;k kim bundan sonra haddi a&#351;arsa, onun için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
5|95|Ey iman edenler, siz ihraml&#305;yken av&#305; &ouml;ldürmeyin. Sizden kim onu kas&#305;tl&#305; olarak (taammüden) &ouml;ldürürse, cezas&#305;, hayvandan &ouml;ldürdü&#287;ünün bir benzeridir. Buna da, Kabe'ye ula&#351;m&#305;&#351; bir kurbanl&#305;k olarak içinizden adalet sahibi iki ki&#351;i hükmedecektir. Veya yoksullar&#305; doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir kefaret vard&#305;r. B&ouml;ylelikle i&#351;ledi&#287;inin vebalini tatm&#305;&#351; olsun. Allah geçmi&#351;te olan&#305; ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan &ouml;ç alacakt&#305;r. Allah üstün ve güçlü oland&#305;r, &ouml;ç sahibidir.
5|96|Deniz av&#305; ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dola&#351;anlara bir yarar olarak helal k&#305;l&#305;nd&#305;. &#304;hraml&#305; oldu&#287;unuz sürece kara av&#305; ise size haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. O'na (g&ouml;türülüp) toplanaca&#287;&#305;n&#305;z Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n.
5|97|Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi insanlar için bir ayaklanma (k&#305;yam evi) k&#305;ld&#305;; Haram Ay'&#305;, kurban&#305; ve boyunlardaki gerdanl&#305;klar&#305; da. Bu, Allah'&#305;n g&ouml;klerde ve yerde ne varsa tümünü bildi&#287;ini ve Allah'&#305;n gerçekten her&#351;eyi bilen oldu&#287;unu bilmeniz içindir.
5|98|Bilin ki, Allah gerçekten cezas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r. Ve Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
5|99|Elçiye tebli&#287;den ba&#351;ka (yükümlülük) yoktur. Allah aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; da, gizli tuttuklar&#305;n&#305;z&#305; da bilir.
5|100|De ki: "Murdar ile temiz -murdar&#305;n çoklu&#287;u ho&#351;una gitse de- bir olmaz. Ey temiz ak&#305;l sahipleri, Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. Umulur ki kurtulu&#351;a erersiniz.
5|101|Ey iman edenler, size aç&#305;kland&#305;&#287;&#305;nda sizi üzecek &#351;eyleri sormay&#305;n; Kur'an indirildi&#287;i zaman sorarsan&#305;z, size aç&#305;klan&#305;r. Allah onu affetti. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, (kullara) yumu&#351;ak oland&#305;r.
5|102|Sizden &ouml;nce bir topluluk onu sormu&#351;tu da sonra kafirler olmu&#351;lard&#305;.
5|103|Allah Bahriye'den, Saibe'den, Vasiyle'den ve Ham'dan hiçbirini (me&#351;ru) k&#305;lmam&#305;&#351;t&#305;r. Ancak inkar edenler, Allah'a kar&#351;&#305; yalan düzüp-uyduruyorlar. Onlar&#305;n ço&#287;u ak&#305;l erdirmezler.
5|104|Onlara: "Allah'&#305;n indirdi&#287;ine ve elçiye gelin" denildi&#287;inde, "Atalar&#305;m&#305;z&#305; üzerinde buldu&#287;umuz &#351;ey bize yeter" derler. (Peki,) Ya atalar&#305; bir &#351;ey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?
5|105|Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz do&#287;ru yola eri&#351;irseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün d&ouml;nü&#351;ü Allah'ad&#305;r. O, size yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber verecektir.
5|106|Ey iman edenler, sizden birinize &ouml;lüm gelip çatt&#305;&#287;&#305; zaman, vasiyet haz&#305;rlan&#305;&#351;&#305;nda, aran&#305;zda içinizden adaletli iki ki&#351;iyi (&#351;ahid tutun.) Veya yolculukta olup size &ouml;lüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan ba&#351;ka iki ki&#351;iyi (&#351;ahid tutun. &#304;kisini) &#350;ayet ku&#351;kulanacak olursan&#305;z namazdan sonra al&#305;koyars&#305;n&#305;z, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir de&#287;ere de&#287;i&#351;tirmeyece&#287;iz ve Allah'&#305;n &#351;ahidli&#287;ini gizlemeyece&#287;iz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah ad&#305;na yemin etsinler.
5|107|E&#287;er o ikisi aleyhinde kesin olarak günah&#305; hak ettiklerine ili&#351;kin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rayanlardan iki ki&#351;i -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- &ouml;bürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim &#351;ehadetimiz o ikisinin &#351;ehadetinden &#351;üphesiz daha do&#287;rudur. Biz haddi a&#351;mad&#305;k, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
5|108|Bu, gerekti&#287;i gibi &#351;ahidli&#287;i yapmalar&#305;na veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden korkmalar&#305;na daha yak&#305;nd&#305;r. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve dinleyin. Allah, fas&#305;klar toplulu&#287;unu hidayete erdirmez.
5|109|Allah, elçileri toplayaca&#287;&#305; gün, &#351;&ouml;yle diyecek: "Size verilen cevap nedir?" Onlar da: "Bizim bilgimiz yoktur; &#351;üphesiz g&ouml;rünmeyenleri (gaybleri) bilen Sensin Sen."
5|110|Allah &#351;&ouml;yle diyecek: "Ey Meryem o&#287;lu &#304;sa, sana ve annene olan nimetimi hat&#305;rla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, be&#351;ikte iken de, yeti&#351;kin iken de insanlarla konu&#351;uyordun. Sana Kitab’&#305;, hikmeti, Tevrat'&#305; ve &#304;ncil'i &ouml;&#287;rettim. &#304;znimle çamurdan ku&#351; biçiminde (bir &#351;eyi) olu&#351;turuyordun da (yine) iznimle ona üfürdü&#287;ünde bir ku&#351; oluveriyordu. Do&#287;u&#351;tan k&ouml;r olan&#305;, alacal&#305;y&#305; iznimle iyile&#351;tiriyordun, (yine) Benim iznimle &ouml;lüleri (hayata) ç&#305;kar&#305;yordun. &#304;srailo&#287;ullar&#305;’na apaç&#305;k belgelerle geldi&#287;inde onlardan inkara sapanlar, "&#350;üphesiz bu apaç&#305;k bir sihirdir" demi&#351;lerdi (de) &#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305; senden geri püskürtmü&#351;tüm."
5|111|Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmi&#351;tim; onlar da: "&#304;man ettik, gerçekten Müslümanlar oldu&#287;umuza sen de &#351;ahid ol" demi&#351;lerdi.
5|112|Havariler: "Ey Meryem o&#287;lu &#304;sa, Rabbin bize g&ouml;kten bir sofra indirebilir mi?" demi&#351;lerdi. O da: "E&#287;er inanm&#305;&#351;larsan&#305;z Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n" demi&#351;ti.
5|113|(Bu sefer Havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize do&#287;ru s&ouml;yledi&#287;ini bilelim ve buna &#351;ahidlerden olal&#305;m" demi&#351;lerdi.
5|114|Meryem o&#287;lu &#304;sa: "Allah'&#305;m, Rabbimiz, bize g&ouml;kten bir sofra indir, &ouml;ncemiz ve sonram&#305;z için bir bayram ve Senden de bir belge olsun. Bizi r&#305;z&#305;kland&#305;r, Sen r&#305;z&#305;k vericilerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n" demi&#351;ti.
5|115|Allah demi&#351;ti ki: "&#350;üphesiz Ben bunu size indirece&#287;im. Art&#305;k sonra sizden kim inkar ederse, Ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azapland&#305;rmayaca&#287;&#305;m bir azapla azapland&#305;raca&#287;&#305;m."
5|116|Allah: "Ey Meryem o&#287;lu &#304;sa, insanlara, beni ve annemi Allah'&#305; b&#305;rakarak iki &#304;lah edinin, diye sen mi s&ouml;yledin?" dedi&#287;inde: "Seni tenzih ederim, hakk&#305;m olmayan bir s&ouml;zü s&ouml;ylemek bana yak&#305;&#351;maz. E&#287;er bunu s&ouml;yledimse mutlaka Sen onu bilmi&#351;sindir. Sen bende olan&#305; bilirsin, ama ben Sende olan&#305; bilmem. Gerçekten, g&ouml;rünmeyenleri (gaybleri) bilen Sensin Sen."
5|117|"Ben onlara bana emrettiklerinin d&#305;&#351;&#305;nda hiçbir &#351;eyi s&ouml;ylemedim. (O da &#351;uydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onlar&#305;n içinde kald&#305;&#287;&#305;m sürece, ben onlar&#305;n üzerinde bir &#351;ahidim. Benim (dünya) hayat&#305;ma son verdi&#287;inde, üzerlerindeki g&ouml;zetleyici Sendin. Sen her&#351;eyin üzerine &#351;ahid olans&#305;n.”
5|118|E&#287;er onlar&#305; azapland&#305;r&#305;rsan, &#351;üphesiz onlar Senin kullar&#305;nd&#305;r, e&#287;er onlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;larsan, &#351;üphesiz Aziz olan, hakim olan Sensin Sen."
5|119|Allah dedi ki: "Bu, do&#287;rulara, do&#287;ru s&ouml;ylemelerinin yarar sa&#287;lad&#305;&#287;&#305; gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler vard&#305;r. Allah onlardan raz&#305; oldu, onlar da O'ndan raz&#305; olmu&#351;lard&#305;r. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur."
5|120|G&ouml;klerin, yerin ve içlerinde olanlar&#305;n tümünün mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. O, her&#351;eye güç yetirendir.
6|1|Hamd, g&ouml;kleri ve yeri yaratan, karanl&#305;klar&#305; ve ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305; (nuru) k&#305;lan Allah'ad&#305;r. (Bundan) Sonra bile, inkar edenler, Rablerine (birtak&#305;m varl&#305;klar&#305; ve güçleri) denk tutuyorlar.
6|2|Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Ad&#305; konulmu&#351; ecel, O'nun Kat&#305;ndad&#305;r. Sonra siz (yine) ku&#351;kuya kap&#305;l&#305;yorsunuz.
6|3|G&ouml;klerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve aç&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; bilir; kazand&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; da bilir.
6|4|Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyiversin, mutlaka ondan yüz çevirirler.
6|5|Kendilerine hak gelince, onu yalanlad&#305;lar; fakat alaya ald&#305;klar&#305;n&#305;n haberleri onlara gelecektir.
6|6|Kendilerinden &ouml;nce nice nesilleri y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;? Biz, sizi yerle&#351;ik k&#305;lmad&#305;&#287;&#305;m&#305;z bir biçimde onlar&#305; yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;k; g&ouml;kten üzerlerine sa&#287;anak (bol ya&#287;murlar) ya&#287;d&#305;rd&#305;k, nehirleri de altlar&#305;ndan akar yapt&#305;k. Ama günahlar&#305; nedeniyle Biz onlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k ve arkalar&#305;ndan ba&#351;ka nesiller (in&#351;a edip) var ettik.
6|7|Biz kitab&#305; üzerine yaz&#305;l&#305; bir ka&#287;&#305;tta g&ouml;ndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkar edenler, tart&#305;&#351;mas&#305;z: "Bu apaç&#305;k bir büyüden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir" derler.
6|8|Ve derler ki: "Ona bir melek indirilmeli de&#287;il miydi?" E&#287;er bir melek indirilseydi, elbette i&#351; bitirilmi&#351; olurdu da sonra kendilerine g&ouml;z açt&#305;r&#305;lmazd&#305;.
6|9|Onu e&#287;er bir melek k&#305;lsayd&#305;k, elbette erkek (suretinde bir melek) k&#305;lard&#305;k ve mutlaka katmakta olduklar&#305; (&#351;üpheleri) yine katard&#305;k.
6|10|Andolsun, senden &ouml;nceki elçiler de alaya al&#305;nd&#305; da alaya ald&#305;klar&#305; &#351;ey, onlardan maskaral&#305;k yapanlar&#305; çepeçevre ku&#351;at&#305;verdi.
6|11|De ki: "Yeryüzünde gezip dola&#351;&#305;n, sonra yalanlayanlar&#305;n sonu nas&#305;l oldu, bir g&ouml;rün."
6|12|De ki: "G&ouml;klerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah'&#305;nd&#305;r." O, rahmeti Kendi üzerine yazd&#305;. Sizi kendisinde &#351;üphe olmayan k&#305;yamet gününde elbette toplayacakt&#305;r. Nefislerini hüsrana u&#287;ratanlar, i&#351;te onlar inanmayanlard&#305;r.
6|13|Geceleyin ve gündüzün bar&#305;nan her&#351;ey O'nundur. O, i&#351;itendir, bilendir.
6|14|De ki: "O, g&ouml;kleri ve yeri yarat&#305;rken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; veli edinece&#287;im?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanlar&#305;n ilki olmam emredildi ve: Sak&#305;n mü&#351;riklerden olma." (denildi.)
6|15|De ki: "&#350;üphesiz ben, Rabbime isyan edersem o büyük günün azab&#305;ndan korkar&#305;m."
6|16|O gün, kim ondan (azaptan) al&#305;konursa, elbette, O, onu esirgemi&#351;tir. &#304;&#351;te apaç&#305;k olan 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
6|17|&#350;ayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O'ndan ba&#351;ka bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokunduracak olursa da O, her&#351;eye güç yetirendir.
6|18|O, kullar&#305; üzerinde kahredici oland&#305;r. O, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r, haberdar oland&#305;r.
6|19|De ki: "&#350;ahidlik bak&#305;m&#305;ndan hangi &#351;ey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aran&#305;zda &#351;ahiddir. Sizi -ve kime ula&#351;&#305;rsa- kendisiyle uyarmam için bana &#351;u Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber ba&#351;ka ilahlar&#305;n da bulundu&#287;una siz mi &#351;ahidlik ediyorsunuz?" De ki: "Ben &#351;ehadet etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan &#304;lah't&#305;r ve gerçekten ben, sizin &#351;irk ko&#351;makta olduklar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
6|20|Bizim kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, çocuklar&#305;n&#305; tan&#305;r gibi tan&#305;rlar. Kendilerini hüsrana u&#287;ratanlar; i&#351;te onlar inanmayanlard&#305;r.
6|21|Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç &#351;üphesiz o zalimler kurtulu&#351;a eremezler.
6|22|Onlar&#305;n tümünü toplayaca&#287;&#305;m&#305;z gün; sonra &#351;irk ko&#351;anlara diyece&#287;iz ki: "Nerede (o bir &#351;ey) san&#305;p da ortak ko&#351;tuklar&#305;n&#305;z?"
6|23|(Bundan) Sonra onlar&#305;n: "Rabbimiz olan Allah'a andolsun ki, biz mü&#351;riklerden de&#287;ildik" demelerinden ba&#351;ka bir fitneleri olmad&#305; (kalmad&#305;.)
6|24|Bak, kendilerine kar&#351;&#305; nas&#305;l yalan s&ouml;ylediler ve düzmekte olduklar&#305; da kendilerinden kaybolup-uzakla&#351;t&#305;.
6|25|Onlardan seni dinleyenler vard&#305;r; oysa Biz, onu kavray&#305;p anlamalar&#305;na (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat &ouml;rtüler ve kulaklar&#305;nda bir a&#287;&#305;rl&#305;k k&#305;ld&#305;k. Onlar, hangi 'apaç&#305;k-belgeyi' g&ouml;rseler, yine ona inanmazlar. ضyle ki, o inkar etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tart&#305;&#351;maya girerek: "Bu, &ouml;ncekilerin uydurma masallar&#305;ndan ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir" derler.
6|26|Onlar, hem ondan al&#305;koyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yaln&#305;zca kendi nefislerinden ba&#351;kas&#305;n&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratmazlar ama &#351;uurunda de&#287;ildirler.
6|27|Ate&#351;in üstünde durdurulduklar&#305;nda onlar&#305; bir g&ouml;rsen; derler ki: "Ke&#351;ke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasayd&#305;k ve mü'minlerden olsayd&#305;k."
6|28|Hay&#305;r, &ouml;nceden sakl&#305; tuttuklar&#305; kendilerine aç&#305;kland&#305;. &#350;ayet (dünyaya) geri çevrilseler bile, kendisinden sak&#305;nd&#305;r&#305;ld&#305;klar&#305; &#351;eylere &#351;üphesiz yine d&ouml;neceklerdir. اünkü onlar, gerçekten kafirlerdir.
6|29|Onlar dediler ki: "Bu dünya hayat&#305;m&#305;zdan ba&#351;kas&#305; yoktur. Ve bizler diriltilecek de&#287;iliz."
6|30|Rablerinin kar&#351;&#305;s&#305;nda durdurulduklar&#305;nda onlar&#305; bir g&ouml;rsen: (Allah:) "Bu, gerçek de&#287;il mi?" dedi. Onlar: "Evet, Rabbimiz hakk&#305; için" dediler. (Allah:) "ضyleyse inkar edegeldikleriniz nedeniyle azab&#305; tad&#305;n" dedi.
6|31|Allah'a kavu&#351;may&#305; yalan sayanlar, do&#287;rusu hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r. ضyle ki, saat (k&#305;yamet günü) apans&#305;z onlara geliverince, günahlar&#305;n&#305; s&#305;rtlar&#305;na yüklenerek: "Onda (dünyada) sorumsuzca yapt&#305;klar&#305;m&#305;zdan dolay&#305; yaz&#305;klar olsun bize…" derler. Dikkat edin, o i&#351;leyip-yüklendikleri ne k&ouml;tüdür.
6|32|Dünya hayat&#305; yaln&#305;zca bir oyun ve bir oyalanmadan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Korkup-sak&#305;nmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Yine de ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?
6|33|Kesin olarak biliyoruz ki, onlar&#305;n s&ouml;yledikleri seni gerçekten üzüyor. Do&#287;rusu onlar, seni yalanlam&#305;yorlar, ancak zalimler, Allah'&#305;n ayetlerini inkar ediyorlar.
6|34|Andolsun senden &ouml;nce de elçiler yalanland&#305;; onlara, yard&#305;m&#305;m&#305;z gelinceye kadar yalanland&#305;klar&#305; ve eziyete u&#287;rat&#305;ld&#305;klar&#305; &#351;eye sabrettiler. Allah'&#305;n s&ouml;zlerini (va'dlerini) de&#287;i&#351;tirebilecek yoktur. Andolsun, g&ouml;nderilenlerin haberlerinden bir b&ouml;lümü sana da geldi.
6|35|E&#287;er onlar&#305;n yüz çevirmeleri sana a&#287;&#305;r geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya g&ouml;&#287;e bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). E&#287;er Allah dileseydi, onlar&#305;n tümünü hidayet üzere toplard&#305;. ضyleyse sak&#305;n cahillerden olma.
6|36|Ancak dinleyenler icabet eder. ضlüleri (ise,) onlar&#305; da Allah diriltir. Sonra O'na d&ouml;ndürülürler.
6|37|"Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli de&#287;il miydi?" dediler. De ki: &#350;üphesiz Allah, ayet indirmeye güç yetirendir." Ama onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
6|38|Yeryüzünde hiçbir canl&#305; ve iki kanad&#305;yla uçan hiçbir ku&#351; yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmas&#305;n. Biz kitapta hiçbir &#351;eyi noksan b&#305;rakmad&#305;k, sonra onlar Rablerine toplanacaklard&#305;r.
6|39|Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanl&#305;klar içinde sa&#287;&#305;rd&#305;rlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r, kimi dilerse de onu dosdo&#287;ru yol üzerinde k&#305;lar.
6|40|De ki: "Dü&#351;ündünüz mü hiç; e&#287;er size Allah'&#305;n azab&#305; gelirse ya da saat (k&#305;yamet) gelip çatarsa, Allah'tan ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; ça&#287;&#305;racaks&#305;n&#305;z? E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz (ça&#287;&#305;r&#305;n bakal&#305;m.)"
6|41|Hay&#305;r, yaln&#305;zca O'nu ça&#287;&#305;r&#305;rs&#305;n&#305;z, dilerse kendisini ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyi açar (giderir) ve &#351;irk ko&#351;makta olduklar&#305;n&#305;z&#305; unutursunuz.
6|42|Andolsun, senden &ouml;nceki ümmetlere (peygamberler) g&ouml;nderdik de onlar&#305; dayan&#305;lmaz zorluk (yoksulluk) ve s&#305;k&#305;nt&#305;larla çeviriverdik. Umulur ki yalvar&#305;rlar diye.
6|43|Onlara, zorlu azab&#305;m&#305;z geldi&#287;i zaman yalvarmalar&#305; gerekmez miydi? Ama onlar&#305;n kalpleri kat&#305;la&#351;t&#305; ve &#351;eytan onlara yapmakta olduklar&#305;n&#305; çekici (süslü) g&ouml;sterdi.
6|44|Derken kendilerine hat&#305;rlat&#305;lan&#305; unuttuklar&#305;nda, onlar&#305;n üzerlerine her&#351;eyin kap&#305;lar&#305;n&#305; açt&#305;k. ضyle ki kendilerine verilen &#351;eylerle 'sevince kap&#305;l&#305;p &#351;&#305;mar&#305;nca', onlar&#305; apans&#305;z yakalay&#305;verdik. Art&#305;k onlar umutlar&#305; suya dü&#351;enler oldular.
6|45|B&ouml;ylece zulmeden toplulu&#287;un k&ouml;kü kurutuldu. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'ad&#305;r.
6|46|De ki: "Dü&#351;ündünüz mü hiç; e&#287;er Allah sizin i&#351;itmenizi ve g&ouml;rmenizi al&#305;verir ve kalplerinizi mühürlerse, onlar&#305; size Allah'tan ba&#351;ka getirebilecek ilah kimdir?" Bak, Biz nas&#305;l ayetleri 'çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;kl&#305;yoruz da' sonra onlar (yine) s&#305;rt çevirip-engelliyorlar?
6|47|De ki: "Dü&#351;ündünüz mü hiç; size Allah'&#305;n azab&#305; apans&#305;z ya da aç&#305;ktan geliverirse, zulme sapan kavimden ba&#351;kas&#305; m&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;rayacak?"
6|48|Biz elçileri müjde vericiler ve uyar&#305;p-korkutucular olmaktan ba&#351;ka (bir nedenle) g&ouml;ndermiyoruz. &#350;u halde kim iman ederse ve (davran&#305;&#351;lar&#305;n&#305;) düzeltirse, art&#305;k onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklard&#305;r.
6|49|Ayetlerimizi yalanlayanlara, f&#305;ska sapmalar&#305;ndan dolay&#305; azap dokunacakt&#305;r.
6|50|De ki: "Size Allah'&#305;n hazineleri yan&#305;mdad&#305;r demiyorum, gayb&#305; da bilmiyorum ve ben size bir mele&#287;im de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden ba&#351;kas&#305;na uymam." De ki: "K&ouml;r olanla, g&ouml;ren bir olur mu? Yine de dü&#351;ünmeyecek misiniz?"
6|51|Rablerine (g&ouml;türülüp) toplanacaklar&#305;ndan korkanlar&#305; onunla (Kur'an'la) uyar&#305;p-korkut; onlar için ondan ba&#351;ka ne velileri vard&#305;r ne &#351;efaatçileri. Umulur ki korkup-sak&#305;n&#305;rlar.
6|52|Sabah ak&#351;am -O'nun yüzünü (r&#305;zas&#305;n&#305;) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onlar&#305;n hesab&#305;ndan senin üzerinde bir &#351;ey (yükümlülük), senin hesab&#305;ndan da bir &#351;ey (yükümlülük) yoktur ki onlar&#305; kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.
6|53|B&ouml;ylece: "Allah içimizden bunlara m&#305; lütufta bulundu?" demeleri için onlardan baz&#305;s&#305;n&#305; baz&#305;s&#305;yla denedik. Allah, &#351;ükredenleri daha iyi bilen de&#287;il mi?
6|54|Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazd&#305; ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir k&ouml;tülük i&#351;ler sonra tevbe eder ve (kendini) &#305;slah ederse &#351;üphesiz, O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
6|55|Suçlu-günahkarlar&#305;n yolu apaç&#305;k ortaya ç&#305;ks&#305;n diye, ayetlerimizi i&#351;te b&ouml;yle birer birer aç&#305;kl&#305;yoruz.
6|56|De ki: "Ben, sizin Allah'tan ba&#351;ka tapmakta olduklar&#305;n&#305;za tapmaktan nehyedildim." De ki: "Ben sizin heva (istek ve tutku)lar&#305;n&#305;za uymam; yoksa bu durumda ben &#351;a&#351;&#305;r&#305;p sapm&#305;&#351; ve do&#287;ru yolu bulmam&#305;&#351;lardan olurum."
6|57|De ki: "Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanlad&#305;n&#305;z. Sizin kendisine acele etti&#287;iniz (azap) yan&#305;mda de&#287;ildir. Hüküm yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r. O, do&#287;ru haberi verir ve O, ay&#305;rt edenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r."
6|58|De ki: "Kendisine acele etmekte oldu&#287;unuz &#351;ey benim yan&#305;mda olsayd&#305;, benimle aran&#305;zda i&#351; elbette bitirilmi&#351; olurdu. Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
6|59|Gayb&#305;n anahtarlar&#305; O'nun Kat&#305;ndad&#305;r, O'ndan ba&#351;ka hiç kimse gayb&#305; bilmez. Karada ve denizde olanlar&#305;n tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi dü&#351;mez; yerin karanl&#305;klar&#305;ndaki bir tane, ya&#351; ve kuru d&#305;&#351;ta olmamak üzere hepsi (ve her&#351;ey) apaç&#305;k bir kitaptad&#305;r.
6|60|Sizi geceleyin &ouml;ldüren (uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte (yap&#305;p kazanmakta) olduklar&#305;n&#305;z&#305;' bilen, sonra ad&#305; konulmu&#351; ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyand&#305;ran) O'dur. Sonra 'en son d&ouml;nü&#351;ünüz' O'nad&#305;r. Sonra yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; size O haber verecektir.
6|61|O, kullar&#305; üzerinde kahredici (kahhar) oland&#305;r. Size koruyucular g&ouml;nderiyor. Sonunda sizden birinize &ouml;lüm gelip çatt&#305;&#287;&#305; zaman, elçilerimiz onun 'hayat&#305;na son verirler.' Onlar (bu i&#351;te, ne eksik ne fazla) kusur etmezler.
6|62|Sonra gerçek mevlalar&#305; olan Allah'a d&ouml;ndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yaln&#305;zca O'nundur. Ve O, hesap g&ouml;renlerin en süratli olan&#305;d&#305;r.
6|63|De ki: "Sizi karan&#305;n ve denizin karanl&#305;klar&#305;ndan kim kurtarmaktad&#305;r ki, siz (aç&#305;ktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi bundan kurtar&#305;rsan, gerçekten &#351;ükredenlerden oluruz."
6|64|De ki: "Ondan ve her türlü s&#305;k&#305;nt&#305;dan sizi Allah kurtarmaktad&#305;r. Sonra siz yine &#351;irk ko&#351;maktas&#305;n&#305;z."
6|65|De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklar&#305;n&#305;z&#305;n alt&#305;ndan azap g&ouml;ndermeye veya sizi parça parça birbirinize k&#305;rd&#305;r&#305;p kiminizin &#351;iddetini kiminize tadd&#305;rmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavray&#305;p-anlamalar&#305; için ayetleri nas&#305;l çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;kl&#305;yoruz?
6|66|Senin kavmin, O (Kur'an) hak iken onu yalanlad&#305;. De ki: "Ben, üzerinize bir vekil de&#287;ilim."
6|67|Her bir haber için 'kararla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; bir zaman (müstakar)' vard&#305;r. Siz de bileceksiniz.
6|68|Ayetlerimiz konusunda 'alayl&#305; tart&#305;&#351;malara dalanlar:' -onlar bir ba&#351;ka s&ouml;ze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. &#350;eytan sana unutturacak olursa, bu durumda hat&#305;rlamadan sonra, art&#305;k zulmeden toplulukla beraber oturma.
6|69|Korkup-sak&#305;nanlar üzerinde onlar&#305;n hesab&#305;ndan herhangi bir &#351;ey (sorumluluk) yoktur. Ancak (bu,) bir hat&#305;rlatmad&#305;r. Umulur ki sak&#305;n&#305;rlar.
6|70|Dinlerini bir oyun ve e&#287;lence (konusu) edinenleri ve dünya hayat&#305; kendilerini ma&#287;rur k&#305;lanlar&#305; b&#305;rak. Onunla (Kur'an'la) hat&#305;rlat ki, bir nefis, kendi kazand&#305;klar&#305;yla helake dü&#351;mesin; (b&ouml;ylesinin) Allah'tan ba&#351;ka ne bir velisi, ne bir &#351;efaatçisi vard&#305;r; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. &#304;&#351;te onlar, kazand&#305;klar&#305; nedeniyle helake u&#287;rayanlard&#305;r; küfre sapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; onlar için ç&#305;lg&#305;nca kaynar sular ve ac&#305;kl&#305; bir azap vard&#305;r.
6|71|De ki: "Bize yarar&#305; ve zarar&#305; olmayan Allah'tan ba&#351;ka &#351;eylere mi tapal&#305;m? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, &#351;eytanlar&#305;n ayartarak yerde &#351;a&#351;k&#305;nca b&#305;rakt&#305;klar&#305;, arkada&#351;lar&#305;n&#305;n da: "Do&#287;ru yola, bize gel" diye kendisini ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305; kimse gibi topuklar&#305;m&#305;z üzerinde gerisin geri mi d&ouml;ndürülelim?" De ki: "Hiç &#351;üphesiz Allah'&#305;n yolu, as&#305;l yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk."
6|72|Bir de: "Namaz&#305; k&#305;l&#305;n ve O'ndan korkup-sak&#305;n&#305;n (diye de emrolunduk.) Huzuruna (g&ouml;türülüp) toplanaca&#287;&#305;n&#305;z O'dur."
6|73|O, g&ouml;kleri ve yeri hak olarak yaratand&#305;r. O'nun "ol" dedi&#287;i gün (her&#351;ey) oluverir, O'nun s&ouml;zü hakt&#305;r. Sur'a üfürüldü&#287;ü gün, mülk O'nundur. O, gayb&#305; ve mü&#351;ahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r, haberdar oland&#305;r.
6|74|Hani &#304;brahim, babas&#305; Azer'e (&#351;&ouml;yle) demi&#351;ti: "Sen putlar&#305; ilahlar m&#305; ediniyorsun? Do&#287;rusu, ben seni ve kavmini apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içinde g&ouml;rüyorum."
6|75|B&ouml;ylece &#304;brahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olmas&#305; için- g&ouml;klerin ve yerin melekûtunu g&ouml;steriyorduk.
6|76|Gece, üstünü &ouml;rtüp bürüyünce bir y&#305;ld&#305;z g&ouml;rmü&#351; ve demi&#351;ti ki: "Bu benim Rabbimdir." Fakat (y&#305;ld&#305;z) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demi&#351;ti.
6|77|Ard&#305;ndan Ay'&#305;, (etrafa ayd&#305;nl&#305;k saçarak) do&#287;ar g&ouml;rünce: "Bu benim Rabbim" demi&#351;, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demi&#351;ti, "E&#287;er Rabbim beni do&#287;ru yola erdirmezse gerçekten sapm&#305;&#351;lar toplulu&#287;undan olurum."
6|78|Sonra Güne&#351;’i (etrafa &#305;&#351;&#305;klar saçarak) do&#287;ar g&ouml;rünce: "&#304;&#351;te bu benim Rabbim, bu en büyük" demi&#351;ti. Ama o da kayboluverince, kavmine demi&#351;ti ki: "Ey kavmim, do&#287;rusu ben sizin &#351;irk ko&#351;makta olduklar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
6|79|"Gerçek &#351;u ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü g&ouml;kleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben mü&#351;riklerden de&#287;ilim."
6|80|Kavmi onunla çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;maya girdi. Dedi ki: "O beni do&#287;ru yola erdirmi&#351;ken, siz benimle Allah konusunda çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;maya m&#305; giri&#351;iyorsunuz? Sizin O'na &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan ben korkmuyorum, ancak Allah'&#305;n benim hakk&#305;mda bir &#351;ey dilemesi ba&#351;ka. Rabbim, ilim bak&#305;m&#305;ndan her&#351;eyi ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r. Yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeyecek misiniz?"
6|81|"Hem siz, O’nun haklar&#305;nda hiçbir delil indirmedi&#287;i &#351;eyleri Allah’a ortak ko&#351;maktan korkmazken, ben nas&#305;l sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan korkar&#305;m? &#350;u halde 'güvenlik içinde olmak bak&#305;m&#305;ndan' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? E&#287;er bilebilirseniz."
6|82|&#304;man edenler ve imanlar&#305;n&#305; zulümle kar&#305;&#351;t&#305;rmayanlar, i&#351;te güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermi&#351;lerdir.
6|83|Bu, &#304;brahim'e, kavmine kar&#351;&#305; verdi&#287;imiz delilimizdir. Biz, diledi&#287;imizi derecelerle yükseltiriz. &#350;üphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
6|84|Ve ona &#304;shak'&#305; ve Yakub'u arma&#287;an ettik, hepsini hidayete eri&#351;tirdik; bundan &ouml;nce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'&#305;, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'y&#305; ve Harun'u hidayete ula&#351;t&#305;rd&#305;k. Biz, iyilik yapanlar&#305; i&#351;te b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
6|85|Zekeriya'y&#305;, Yahya'y&#305;, &#304;sa'y&#305; ve &#304;lyas'&#305; da (hidayete eri&#351;tirdik.) Onlar&#305;n hepsi salihlerdendir.
6|86|&#304;smail'i, Elyasa'y&#305;, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eri&#351;tirdik). Onlar&#305;n hepsini alemlere üstün k&#305;ld&#305;k.
6|87|Babalar&#305;ndan, soylar&#305;ndan ve karde&#351;lerinden, kimini (bunlara katt&#305;k); onlar&#305; da seçtik ve dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-ilettik.
6|88|Bu, Allah'&#305;n hidayetidir; kullar&#305;ndan diledi&#287;ini bununla hidayete erdirir. Onlar da &#351;irk ko&#351;salard&#305;, elbette bütün yap&#305;p-ettikleri 'onlar ad&#305;na' bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351; olurdu.
6|89|Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. E&#287;er bunlar&#305; tan&#305;may&#305;p-küfre sap&#305;yorlarsa, andolsun, Biz buna (kar&#351;&#305;) inkara sapmayan bir toplulu&#287;u vekil k&#305;lm&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
6|90|&#304;&#351;te Allah'&#305;n hidayet verdikleri bunlard&#305;r; &ouml;yleyse sen de onlar&#305;n bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir '&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatmadan' ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
6|91|Onlar: "Allah, be&#351;ere hiçbir &#351;ey indirmemi&#351;tir" demekle Allah'&#305;, kadrinin hakk&#305;n&#305; vererek takdir edemediler. De ki: "Musa'n&#305;n insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdi&#287;i ve sizin de (parça parça) ka&#287;&#305;tlar üzerinde yaz&#305;l&#305; k&#305;l&#305;p (bir k&#305;sm&#305;n&#305;) aç&#305;klad&#305;&#287;&#305;n&#305;z ve ço&#287;unu g&ouml;z ard&#305; etti&#287;iniz kitab&#305; kim indirdi? Sizin ve atalar&#305;n&#305;z&#305;n bilmedi&#287;i &#351;eyler size &ouml;&#287;retilmi&#351;tir." De ki: "Allah." Sonra onlar&#305; b&#305;rak, içine 'dald&#305;klar&#305; saçma u&#287;ra&#351;&#305;lar&#305;nda' oyalan&#305;p-dursunlar.
6|92|&#304;&#351;te bu (Kur'an), &ouml;nündekileri do&#287;rulay&#305;c&#305; ve &#351;ehirler anas&#305; (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdi&#287;imiz kutlu Kitap’t&#305;r. Ahirete iman edenler buna inan&#305;rlar. Onlar namazlar&#305;n&#305; (&ouml;zenle) koruyanlard&#305;r.
6|93|Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir &#351;ey vahyolunmam&#305;&#351;ken “Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'&#305;n indirdi&#287;inin bir benzerini de ben indirece&#287;im" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, &ouml;lümün '&#351;iddetli sars&#305;nt&#305;lar&#305;' s&#305;ras&#305;nda meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlar&#305;n&#305;z&#305; (bu k&#305;sk&#305;vrak yakalan&#305;&#351;tan) ç&#305;kar&#305;n, bugün Allah'a kar&#351;&#305; haks&#305;z olan&#305; s&ouml;yledi&#287;iniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolay&#305;s&#305;yla alçalt&#305;c&#305; bir azapla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;receksiniz" (dediklerinde) bir g&ouml;rsen...
6|94|Andolsun, sizi ilk defa yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z gibi (bugün de) 'teker teker, yapayaln&#305;z ve yal&#305;n (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkan&#305;zda b&#305;rakt&#305;n&#305;z. &#304;çinizden, gerçekten ortaklar olduklar&#305;n&#305; sand&#305;&#287;&#305;n&#305;z &#351;efaatçilerinizi &#351;imdi yan&#305;n&#305;zda g&ouml;rmüyoruz. Andolsun, aran&#305;zdaki (ba&#287;lar) parçalan&#305;p-kopar&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r ve haklar&#305;nda zanlar besledikleriniz sizlerden uzakla&#351;m&#305;&#351;t&#305;r.
6|95|Taneyi ve çekirde&#287;i yaran &#351;üphesiz Allah't&#305;r. O, diriyi &ouml;lüden ç&#305;kar&#305;r, &ouml;lüyü de diriden ç&#305;kar&#305;r. &#304;&#351;te Allah budur. ضyleyse nas&#305;l oluyor da çevriliyorsunuz?
6|96|O, sabah&#305; yar&#305;p ç&#305;karand&#305;r. Geceyi bir sükun (dinlenme), Güne&#351; ve Ay'&#305; bir hesap (ile) k&#305;ld&#305;. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'&#305;n takdiridir.
6|97|O, karan&#305;n ve denizin karanl&#305;klar&#305;ndan yolunuzu bulman&#305;z için size y&#305;ld&#305;zlar&#305; var edendir. Bilebilen bir topluluk için Biz ayetleri birer birer (b&ouml;lüm b&ouml;lüm) aç&#305;klad&#305;k.
6|98|O, sizi tek bir nefisten yaratand&#305;r. (Sizin için) Bir karar (kal&#305;&#351;) ve emanet (olarak konulu&#351;) yeri vard&#305;r. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer aç&#305;klad&#305;k.
6|99|O, g&ouml;kten su indirendir. Bununla her&#351;eyin bitkisini bitirdik, ondan bir ye&#351;illik ç&#305;kard&#305;k, ondan birbiri üstüne bindirilmi&#351; taneler türetiyoruz. Ve hurma a&#287;ac&#305;n&#305;n tomurcu&#287;undan da yere sarkm&#305;&#351; salk&#305;mlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (k&#305;l&#305;yoruz.) Meyvesine, ürün verdi&#287;inde ve olgunlu&#287;a eri&#351;ti&#287;inde bir bak&#305;verin. &#350;üphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vard&#305;r.
6|100|Cinleri Allah'a ortak ko&#351;tular. Oysa onlar&#305; O yaratm&#305;&#351;t&#305;r. Bir de hiçbir bilgiye dayanmaks&#305;z&#305;n O'na o&#287;ullar ve k&#305;zlar yak&#305;&#351;t&#305;r&#305;p-uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri &#351;eylerden Yücedir, uzakt&#305;r.
6|101|G&ouml;kleri ve yeri bir &ouml;rnek edinmeksizin yaratand&#305;r. O'nun nas&#305;l bir çocu&#287;u olabilir? O'nun bir e&#351;i (zevcesi) yoktur. O, her&#351;eyi yaratm&#305;&#351;t&#305;r. O, her&#351;eyi bilendir.
6|102|&#304;&#351;te Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Her&#351;eyin Yarat&#305;c&#305;s&#305;'d&#305;r, &ouml;yleyse O'na kulluk edin. O, her&#351;eyin üstünde bir vekildir.
6|103|G&ouml;zler O'nu idrak edemez; O ise bütün g&ouml;zleri idrak eder. O, latif oland&#305;r, haberdar oland&#305;r.
6|104|Gerçek &#351;u ki size Rabbinizden basiretler gelmi&#351;tir. Kim basiretle-g&ouml;rürse kendi lehine, kim de k&ouml;r olursa (g&ouml;rmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde g&ouml;zetleyici de&#287;ilim.
6|105|&#304;&#351;te Biz, ayetleri çe&#351;itli biçimlerde b&ouml;yle aç&#305;kl&#305;yoruz. ضyle ki sana: "Sen ders alm&#305;&#351;s&#305;n" desinler ve Biz de bilebilen bir toplulu&#287;a onu aç&#305;kça g&ouml;stermi&#351; olal&#305;m.
6|106|Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Ve mü&#351;riklerden yüz çevir.
6|107|E&#287;er Allah dileseydi onlar &#351;irk ko&#351;mazd&#305;. Biz seni onlar üzerinde bir g&ouml;zetleyici k&#305;lmad&#305;k; sen onlar üzerinde bir vekil de&#287;ilsin.
6|108|Allah'tan ba&#351;ka yalvar&#305;p-yakard&#305;klar&#305;na (tapt&#305;klar&#305;na) s&ouml;vmeyin; sonra onlar da haddi a&#351;arak bilmeksizin Allah'a s&ouml;verler. &#304;&#351;te b&ouml;yle, Biz her ümmete yapt&#305;klar&#305;n&#305; süslü (çekici) g&ouml;sterdik, sonra onlar&#305;n son var&#305;&#351;lar&#305; Rablerinedir. O, yapmakta olduklar&#305;n&#305; onlara haber verecektir.
6|109|Olanca yeminleriyle, e&#287;er kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklar&#305;na dair Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah Kat&#305;ndad&#305;r; onlara (mucizeler) gelse de ku&#351;kusuz inanmayacaklar&#305;n&#305;n &#351;uurunda de&#287;il misiniz?
6|110|Biz onlar&#305;n kalplerini ve g&ouml;zlerini, ilkin inanmad&#305;klar&#305; gibi tersine çeviririz ve onlar&#305; tu&#287;yanlar&#305; içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;&#305;r bir durumda terk ederiz.
6|111|Gerçek &#351;u ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla &ouml;lüler konu&#351;sayd&#305; ve her&#351;eyi kar&#351;&#305;lar&#305;na toplasayd&#305;k, -Allah'&#305;n diledi&#287;i d&#305;&#351;&#305;nda- yine onlar inanmayacaklard&#305;. Ancak onlar&#305;n ço&#287;u cahillik ediyorlar.
6|112|B&ouml;ylece her peygambere, insan ve cin &#351;eytanlar&#305;ndan bir dü&#351;man k&#305;ld&#305;k. Onlardan baz&#305;s&#305; baz&#305;s&#305;n&#305; aldatmak için yald&#305;zl&#305; s&ouml;zler f&#305;s&#305;ldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlard&#305;. ضyleyse onlar&#305; yalan olarak düzmekte olduklar&#305;yla ba&#351; ba&#351;a b&#305;rak.
6|113|Bir de ahirete inanmayanlar&#305;n kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yald&#305;zl&#305; ve içi çarp&#305;k s&ouml;zlerden) ho&#351;lans&#305;nlar ve yüklenmekte olduklar&#305;n&#305; yüklenedursunlar.
6|114|Allah'tan ba&#351;ka bir hakem mi arayay&#305;m? Oysa O, size kitab&#305; aç&#305;klanm&#305;&#351; olarak indirmi&#351;tir. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmi&#351; oldu&#287;unu bilmektedirler. &#350;u halde, sak&#305;n ku&#351;kuya kap&#305;lanlardan olma.
6|115|Rabbinin s&ouml;zü, do&#287;ruluk bak&#305;m&#305;ndan da, adalet bak&#305;m&#305;ndan da tastamamd&#305;r. O'nun s&ouml;zlerini de&#287;i&#351;tirebilecek yoktur. O, i&#351;itendir, bilendir.
6|116|Yeryüzünde olanlar&#305;n ço&#287;unlu&#287;una uyacak olursan, seni Allah'&#305;n yolundan &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;rlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan s&ouml;ylerler.'
6|117|&#350;üphesiz Rabbin, Kendi yolundan sapanlar&#305; daha iyi bilir. O, dosdo&#287;ru yolda olanlar&#305; daha iyi bilendir.
6|118|E&#287;er O'nun ayetlerine inan&#305;yorsan&#305;z, art&#305;k üzerinde yaln&#305;zca Allah'&#305;n ismi an&#305;lanlardan yiyin.
6|119|Ne oluyor ki size, kaç&#305;n&#305;lmaz bir ihtiyaçla kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya kalman&#305;z d&#305;&#351;&#305;nda, O, size haram k&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; ayr&#305; ayr&#305; aç&#305;klam&#305;&#351;ken, üzerinde Allah'&#305;n ismi an&#305;lan &#351;eyleri yemiyorsunuz? Gerçekten ço&#287;u, bir ilim olmaks&#305;z&#305;n kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;yla (kimilerini) sapt&#305;r&#305;yorlar. &#350;üphesiz, senin Rabbin haddi a&#351;anlar&#305; en iyi bilendir.
6|120|Günah&#305;n aç&#305;kta olan&#305;n&#305; da, gizlisini de terk edin. اünkü günah&#305; kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;receklerdir.
6|121|ـzerinde Allah'&#305;n isminin an&#305;lmad&#305;&#287;&#305; &#351;eyi yemeyin; çünkü bu f&#305;sk't&#305;r (yoldan ç&#305;k&#305;&#351;t&#305;r). Gerçekten &#351;eytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlar&#305;na gizli-ça&#287;r&#305;larda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz &#351;üphesiz siz de mü&#351;riklersiniz.
6|122|ضlü iken kendisini diriltti&#287;imiz ve insanlar içinde yürümesi için kendisine bir nur verdi&#287;imiz kimsenin durumu, karanl&#305;klarda kal&#305;p oradan bir ç&#305;k&#305;&#351; bulamayan&#305;n durumu gibi midir? &#304;&#351;te, kafirlere yapmakta olduklar&#305; b&ouml;yle 'süslü ve çekici' g&ouml;sterilmi&#351;tir.
6|123|B&ouml;ylece Biz, her ülkenin &ouml;nde gelenlerini -orada hileli- düzenler kursunlar diye- oran&#305;n suçlu-günahkarlar&#305; k&#305;ld&#305;k. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun &#351;uuruna varmazlar.
6|124|Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'&#305;n elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayaca&#287;&#305;z." Allah, elçili&#287;ini nereye verece&#287;ini daha iyi bilir. Bu, suçlu-günahkarlara, kurduklar&#305; hileli-düzenleri nedeniyle &#351;iddetli bir azap ve Allah Kat&#305;nda bir küçüklük isabet edecektir.
6|125|Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun g&ouml;&#287;sünü &#304;slam'a açar; kimi sapt&#305;rmak isterse, onun g&ouml;&#287;sünü, sanki g&ouml;&#287;e yükseliyormu&#351; gibi dar ve s&#305;k&#305;nt&#305;l&#305; k&#305;lar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne i&#351;te b&ouml;yle pislik ç&ouml;kertir.
6|126|Bu, Rabbinin dosdo&#287;ru yoludur. ض&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmesini bilen bir topluluk için ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klad&#305;k.
6|127|Onlar için Rableri Kat&#305;nda bar&#305;&#351; yurdu vard&#305;r ve O, yapmakta olduklar&#305; dolay&#305;s&#305;yla onlar&#305;n velisidir.
6|128|Onlar&#305;n tümünü toplayaca&#287;&#305; gün: "Ey cin toplulu&#287;u insanlardan ço&#287;unu (ayart&#305;p kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). &#304;nsanlardan onlar&#305;n dostlar&#305; derler ki: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararland&#305; ve bizim için tespit etti&#287;in süreye ula&#351;t&#305;k." (Allah) Diyecek ki: "Allah'&#305;n diledi&#287;i d&#305;&#351;ta olmak üzere, ate&#351; sizin içinde süresiz kalaca&#287;&#305;n&#305;z konaklama yerinizdir." &#350;üphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi oland&#305;r, bilendir.
6|129|B&ouml;ylece Biz, kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla zalimlerin bir k&#305;sm&#305;n&#305; bir k&#305;sm&#305;n&#305;n ba&#351;&#305;na geçiririz.
6|130|Ey cin ve insan toplulu&#287;u, içinizden size ayetlerimi aktar&#305;p-okuyan ve bu kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;iniz gününüzle sizi uyar&#305;p-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefislerimize kar&#351;&#305; &#351;ehadet ederiz" derler. Dünya hayat&#305; onlar&#305; aldatt&#305; ve gerçekten kafir olduklar&#305;na dair kendi nefislerine kar&#351;&#305; &#351;ehadet ettiler.
6|131|Bu, halk&#305; habersizken, Rabbinin ülkeleri zulüm ve helak edici olmad&#305;&#287;&#305;ndand&#305;r.
6|132|Yapmakta olduklar&#305; dolay&#305;s&#305;yla her biri için dereceler vard&#305;r. Rabbin, onlar&#305;n yapmakta olduklar&#305;ndan habersiz de&#287;ildir.
6|133|Rabbin, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan rahmet sahibidir. Dilerse sizi giderir ve dilerse, sizi bir ba&#351;ka kavmin soyundan (in&#351;a edip) var etti&#287;i gibi yerinize bir ba&#351;kas&#305;n&#305; getirir.
6|134|Hiç &#351;üphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz aciz b&#305;rak&#305;lacak de&#287;ilsiniz.
6|135|De ki: "Ey kavmim, bütün yapabilece&#287;inizi yap&#305;n; &#351;üphesiz ben de yap&#305;yorum. Bu yurdun (dünyan&#305;n) sonu, kimindir, bilip-&ouml;&#287;reneceksiniz. Gerçekten zalimler kurtulu&#351;a ermeyeceklerdir."
6|136|O'nun üretip-türetti&#287;i ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ay&#305;rd&#305;lar, sonra kendi zanlar&#305;nca: "Bu Allah'&#305;nd&#305;r, bu da ortaklar&#305;m&#305;z&#305;nd&#305;r" dediler. Kendi ortaklar&#305; için olan (pay), Allah taraf&#305;na geçmez, ama Allah'a ait olan kendi ortaklar&#305;n&#305;n taraf&#305;na (pay&#305;na) geçer. Ne k&ouml;tü hüküm veriyorlar?
6|137|Yine bunun gibi onlar&#305;n ortaklar&#305;, mü&#351;riklerden ço&#287;una çocuklar&#305;n&#305; &ouml;ldürmeyi süslü g&ouml;sterdiler. Hem onlar&#305; helake dü&#351;ürmek, hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakar&#305;&#351;&#305;k k&#305;lmak için. Allah dileseydi bunu yapmazlard&#305;; sen onlar&#305; ve düzmekte olduklar&#305; iftiralar&#305; b&#305;rak.
6|138|Ve kendi zanlar&#305;nca dediler ki: "Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazd&#305;r. Onlar&#305; bizim dilediklerimiz d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;kas&#305; yiyemez. (&#350;u) Hayvanlar&#305;n da s&#305;rtlar&#305; haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r." ضyle hayvanlar vard&#305;r ki, -O'na iftira etmek suretiyle- üzerlerinde Allah'&#305;n ismini anmazlar. Yalan yere iftira düzmekte olduklar&#305;ndan dolay&#305; O, cezalar&#305;n&#305; verecektir.
6|139|Bir de dediler ki: "Bu hayvanlar&#305;n kar&#305;nlar&#305;nda olan, yaln&#305;zca bizim erkeklerimize aittir, e&#351;lerimize ise haramd&#305;r. E&#287;er o, &ouml;lü do&#287;arsa onlar da bunda ortakt&#305;rlar." Allah, (bu) düzmelerinin cezas&#305;n&#305; verecektir. &#350;üphesiz O, hüküm sahibi oland&#305;r, bilendir.
6|140|اocuklar&#305;n&#305; hiçbir bilgiye dayanmaks&#305;z&#305;n ak&#305;ls&#305;zca &ouml;ldürenler ile Allah'a kar&#351;&#305; yalan yere iftira düzüp Allah'&#305;n kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerini haram k&#305;lanlar elbette hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r. Onlar, gerçekten &#351;a&#351;&#305;r&#305;p sapm&#305;&#351;lard&#305;r ve do&#287;ru yolu bulamam&#305;&#351;lard&#305;r.
6|141|Asmal&#305; ve asmas&#305;z bahçeleri, hurmalar&#305; ve tadlar&#305; farkl&#305; ekinleri, zeytinleri ve narlar&#305; -birbirine benzer ve benze&#351;mez- yaratan O'dur. ـrün verdi&#287;inde ürününden yiyin ve hasad günü hakk&#305;n&#305; verin; israf etmeyin. اünkü O, israf edenleri sevmez.
6|142|Hayvanlardan yük ta&#351;&#305;yan ve (yünlerinden, tüylerinden) d&ouml;&#351;ek yap&#305;lanlar&#305; da (yaratan O'dur). Allah'&#305;n size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerinden yiyin ve &#351;eytan&#305;n ad&#305;mlar&#305;na uymay&#305;n. اünkü o, sizin için apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r.
6|143|Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "&#304;ki erke&#287;i mi haram k&#305;ld&#305;? Yoksa iki di&#351;iyi mi, ya da o iki di&#351;inin rahimlerinin, kendisini kapsad&#305;&#287;&#305; (yavrular&#305;) m&#305;? E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz bana bir ilimle haber verin."
6|144|Deveden iki, s&#305;&#287;&#305;rdan da iki. De ki: "&#304;ki erke&#287;i mi haram k&#305;ld&#305;? Yoksa iki di&#351;iyi mi ya da o iki di&#351;inin rahimlerinin, kendisini kapsad&#305;&#287;&#305; (yavrular&#305;) m&#305;? Yoksa Allah, bunlar&#305; sizlere tavsiye etti&#287;i zaman &#351;ahid miydiniz?" Hiçbir bilgiye dayanmaks&#305;z&#305;n insanlar&#305; sapt&#305;rmak için Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? &#350;üphesiz Allah, zalimler toplulu&#287;unu hidayete erdirmez.
6|145|De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyece&#287;i (&#351;eyler) için, &ouml;lü eti, d&ouml;külen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdard&#305;r- ya da Allah'tan ba&#351;kas&#305; ad&#305;na kesilmi&#351; bir f&#305;sk d&#305;&#351;&#305;nda, haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; bir &#351;ey bulmuyorum. Kim kaç&#305;n&#305;lmaz bir ihtiyaçla kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya kal&#305;rsa, -sald&#305;rmamak ve haddi a&#351;mamak &#351;art&#305;yla- (bu say&#305;lanlardan &ouml;lmeyecek kadar yiyebilir). &#350;üphesiz senin Rabbin ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
6|146|Yahudi olanlara her t&#305;rnakl&#305; (hayvan&#305;) haram k&#305;ld&#305;k. S&#305;&#287;&#305;rlardan ve koyunlardan, s&#305;rtlar&#305;na veya ba&#287;&#305;rsaklar&#305;na yap&#305;&#351;an veya kemi&#287;e kar&#305;&#351;anlar d&#305;&#351;&#305;nda iç ya&#287;lar&#305;n&#305; da onlara haram k&#305;ld&#305;k. 'Azg&#305;nl&#305;k ve hakka tecavüzde bulunmalar&#305;' nedeniyle onlar&#305; b&ouml;yle cezaland&#305;rd&#305;k. Biz &#351;üphesiz do&#287;ru olanlar&#305;z.
6|147|&#350;ayet seni yalanlayacak olurlarsa, de ki: "Rabbiniz geni&#351; rahmet sahibidir. O’nun &#351;iddetli çarpmas&#305;, suçlu-günahkarlar toplulu&#287;undan geri çevrilemez."
6|148|&#350;irk ko&#351;anlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz &#351;irk ko&#351;ard&#305;k, ne atalar&#305;m&#305;z ve hiçbir &#351;eyi de haram k&#305;lmazd&#305;k." Onlardan &ouml;ncekiler de, Bizim zorlu-azab&#305;m&#305;z&#305; tad&#305;ncaya kadar b&ouml;yle yalanlad&#305;lar. De ki: "Sizin yan&#305;n&#305;zda, bize ç&#305;karabilece&#287;iniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktas&#305;n&#305;z ve siz ancak "zan ve tahminle yalan s&ouml;ylersiniz."
6|149|De ki: "En 'üstün ve apaç&#305;k' delil Allah'&#305;nd&#305;r. E&#287;er O dileseydi elbette tümünüzü hidayete y&ouml;neltip-iletirdi."
6|150|De ki: "Gerçekten Allah'&#305;n bunu haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305;na &#351;ehadet edecek &#351;ahidlerinizi getirin." &#350;ayet onlar, &#351;ehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte &#351;ehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanlar&#305;n ve ahirete inanmayanlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyma; onlar (birtak&#305;m güçleri ve varl&#305;klar&#305;) Rablerine denk tutmaktad&#305;rlar.
6|151|De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; okuyay&#305;m: O'na hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;may&#305;n, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endi&#351;esiyle çocuklar&#305;n&#305;z&#305; &ouml;ldürmeyin. -Sizin de, onlar&#305;n da r&#305;z&#305;klar&#305;n&#305; Biz vermekteyiz- اirkin-k&ouml;tülüklerin aç&#305;&#287;&#305;na ve gizli olan&#305;na yakla&#351;may&#305;n. Hakka dayal&#305; olma d&#305;&#351;&#305;nda, Allah'&#305;n (&ouml;ldürülmesini) haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305; kimseyi &ouml;ldürmeyin. &#304;&#351;te bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki ak&#305;l erdirirsiniz."
6|152|"Yetimin mal&#305;na, o erginlik ça&#287;&#305;na eri&#351;inceye kadar -o en güzel (&#351;eklin) d&#305;&#351;&#305;nda- yakla&#351;may&#305;n. ضlçüyü ve tart&#305;y&#305; do&#287;ru olarak yap&#305;n. Hiçbir nefse, gücünün kald&#305;rabilece&#287;i d&#305;&#351;&#305;nda bir &#351;ey yüklemeyiz. S&ouml;yledi&#287;iniz zaman -yak&#305;n&#305;n&#305;z dahi olsa- adil olun. Allah'&#305;n ahdine vefa g&ouml;sterin. &#304;&#351;te bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürsünüz."
6|153|Bu Benim dosdo&#287;ru olan yolumdur. &#350;u halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ay&#305;racak (ba&#351;ka) yollara uymay&#305;n. Bununla size tavsiye etti, umulur ki korkup-sak&#305;n&#305;rs&#305;n&#305;z.
6|154|Sonra Biz Musa'ya, iyilik yapanlar&#305;n üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her&#351;eyi ayr&#305; ayr&#305; aç&#305;klamak ve bir hidayet ve rahmet olarak kitab&#305; verdik. Umulur ki Rablerine kavu&#351;acaklar&#305;na inan&#305;rlar.
6|155|Bu indirdi&#287;imiz mübarek bir Kitap't&#305;r. &#350;u halde ona uyun ve korkup-sak&#305;n&#305;n. Umulur ki esirgenirsiniz.
6|156|"Bizden &ouml;nce kitap yaln&#305;z iki toplulu&#287;a indirildi, biz ise onlar&#305;n ders g&ouml;rdüklerinden habersizlerdik" dememeniz;
6|157|Ya da: "Kitap bize de indirilseydi, elbette onlardan daha çok do&#287;ru yolda olurduk" dememeniz (için) i&#351;te size Rabbinizden apaç&#305;k bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmi&#351;tir. Allah'&#305;n ayetlerini yalanlayandan ve (insanlar&#305;) ondan al&#305;koyup-çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden al&#305;koyup-çevirenlere, bu 'engelleme ve çevirmelerinden' dolay&#305; pek çetin bir azapla kar&#351;&#305;l&#305;k verece&#287;iz.
6|158|Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin baz&#305; ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden baz&#305;lar&#305;n&#305;n gelece&#287;i gün, daha &ouml;nce iman etmemi&#351;se veya iman&#305;yla bir hay&#305;r kazanmam&#305;&#351;sa hiç kimseye iman&#305; yarar sa&#287;lamaz. De ki: "Bekleyin, Biz de &#351;üphesiz beklemekteyiz."
6|159|Gerçek &#351;u ki, dinlerini parça parça edip kendileri de grupla&#351;anlar, sen hiçbir &#351;eyde onlardan de&#287;ilsin. Onlar&#305;n i&#351;i ancak Allah'ad&#305;r. Sonra O, i&#351;lemekte olduklar&#305;n&#305; kendilerine haber verecektir.
6|160|Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on kat&#305; vard&#305;r, kim bir k&ouml;tülükle gelirse, onun mislinden ba&#351;kas&#305;yla cezaland&#305;r&#305;lmaz ve onlar haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
6|161|De ki: "Rabbim gerçekten beni do&#287;ru yola iletti, dimdik duran bir dine, &#304;brahim'in hanif (muvahhid) dinine… O, mü&#351;riklerden de&#287;ildi."
6|162|De ki: "&#350;üphesiz benim namaz&#305;m, ibadetlerim, dirimim ve &ouml;lümüm alemlerin Rabbi olan Allah'&#305;nd&#305;r."
6|163|"O'nun hiçbir orta&#287;&#305; yoktur. Ben b&ouml;yle emrolundum ve ben Müslüman olanlar&#305;n ilkiyim."
6|164|De ki: "O, her&#351;eyin Rabbi iken, ben Allah'tan ba&#351;ka bir Rab mi arayay&#305;m? Hiçbir nefis, kendisinden ba&#351;kas&#305;n&#305;n aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir ba&#351;kas&#305;n&#305;n günah yükünü ta&#351;&#305;maz. Sonunda d&ouml;nü&#351;ünüz Rabbinizedir. O, size hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tü&#287;ünüz &#351;eyleri haber verecektir."
6|165|O sizi yeryüzünün halifeleri k&#305;ld&#305; ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize g&ouml;re derecelerle yükseltti. &#350;üphesiz senin Rabbin, sonuçland&#305;rmas&#305; pek çabuk oland&#305;r ve &#351;üphesiz O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
7|1|Elif, Lam, Mim, Sad.
7|2|(Bu,) Bir Kitap't&#305;r ki onunla uyarman için ve mü'minlere bir &ouml;&#287;üt olmak üzere sana indirildi. ضyleyse bundan dolay&#305; g&ouml;&#287;sünde bir s&#305;k&#305;nt&#305; olmas&#305;n.
7|3|Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan ba&#351;ka velilere uymay&#305;n. Ne az &ouml;&#287;üt al&#305;yorsunuz?
7|4|Biz nice ülkeleri y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken Bizim zorlu azab&#305;m&#305;z onlara geliverdi.
7|5|Zorlu azab&#305;m&#305;z onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardand&#305;k" demelerinden ba&#351;ka olmad&#305;.
7|6|Andolsun, kendilerine (peygamber) g&ouml;nderilenlere soraca&#287;&#305;z ve onlara g&ouml;nderilenlere (peygamberlere) de elbette soraca&#287;&#305;z.
7|7|Andolsun (yap&#305;p-etmelerini) onlara bir ilimle mutlaka haber verece&#287;iz. Ve Biz gaibler (onlardan uzakta olan habersizler) de de&#287;ildik.
7|8|O gün tart&#305; hakt&#305;r. Kimin tart&#305;lar&#305; a&#287;&#305;r basarsa, i&#351;te kurtulanlar onlard&#305;r.
7|9|Kimin tart&#305;lar&#305; hafif kal&#305;rsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolay&#305; nefislerini hüsrana u&#287;ratanlard&#305;r.
7|10|Andolsun, sizi yeryüzünde yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;k ve orda size geçimlikler yaratt&#305;k. Ne az &#351;ükrediyorsunuz?
7|11|Andolsun, Biz sizi yaratt&#305;k, sonra size suret (biçim-&#351;ekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da &#304;blis'in d&#305;&#351;&#305;nda secde ettiler; o, secde edenlerden olmad&#305;.
7|12|(Allah) Dedi: "Sana emretti&#287;imde, seni secde etmekten al&#305;koyan neydi?" (&#304;blis) Dedi ki: "Ben ondan hay&#305;rl&#305;y&#305;m; beni ate&#351;ten yaratt&#305;n, onu ise çamurdan yaratt&#305;n."
7|13|(Allah:) "ضyleyse oradan in, orda büyüklenmen senin (hakk&#305;n) olmaz. Hemen ç&#305;k. Gerçekten sen, küçük dü&#351;enlerdensin."
7|14|O da: "(&#304;nsanlar&#305;n) dirilecekleri güne kadar beni g&ouml;zle(yip ertele.)" dedi.
7|15|(Allah:) "Sen g&ouml;zlenip-ertelenenlerdensin" dedi.
7|16|Dedi ki: "Madem &ouml;yle, beni azd&#305;rd&#305;&#287;&#305;ndan dolay&#305; onlar(&#305; insanlar&#305; sapt&#305;rmak) için mutlaka Senin dosdo&#287;ru yolunda (pusu kurup) oturaca&#287;&#305;m."
7|17|"Sonra muhakkak &ouml;nlerinden, arkalar&#305;ndan, sa&#287;lar&#305;ndan ve sollar&#305;ndan sokulaca&#287;&#305;m. Onlar&#305;n ço&#287;unu &#351;ükredici bulmayacaks&#305;n."
7|18|(Allah) Dedi: "K&#305;nan&#305;p alçalt&#305;lm&#305;&#351; ve kovulmu&#351; olarak oradan ç&#305;k. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduraca&#287;&#305;m."
7|19|Ve ey Adem, sen ve e&#351;in cennete yerle&#351;. &#304;kiniz diledi&#287;iniz yerden yiyin; ama &#351;u a&#287;aca yakla&#351;may&#305;n. Yoksa zalimlerden olursunuz.
7|20|&#350;eytan, kendilerinden '&ouml;rtülüp gizlenen çirkin yerlerini' aç&#305;&#287;a ç&#305;karmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu a&#287;ac&#305; yasaklamas&#305;, yaln&#305;zca, sizin iki melek olmaman&#305;z veya ebedi ya&#351;ayanlardan k&#305;l&#305;nmaman&#305;z içindir."
7|21|Ve: "Gerçekten ben size &ouml;&#287;üt verenlerdenim" diye yemin de etti.
7|22|B&ouml;ylece onlar&#305; aldatarak dü&#351;ürdü. A&#287;ac&#305; tatt&#305;klar&#305; anda ise, ay&#305;p yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklar&#305;ndan &ouml;rtmeye ba&#351;lad&#305;lar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu a&#287;açtan menetmemi&#351; miydim? Ve &#351;eytan&#305;n sizin gerçekten apaç&#305;k bir dü&#351;man&#305;n&#305;z oldu&#287;unu s&ouml;ylememi&#351; miydim?"
7|23|Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, e&#287;er bizi ba&#287;&#305;&#351;lamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana u&#287;rayanlardan olaca&#287;&#305;z."
7|24|(Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize dü&#351;man olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerle&#351;im ve meta (geçim) vard&#305;r."
7|25|Dedi ki: "Orda ya&#351;ayacak, orda &ouml;lecek ve oradan ç&#305;kar&#305;lacaks&#305;n&#305;z."
7|26|Ey Ademo&#287;ullar&#305;, Biz sizin çirkin yerlerinizi &ouml;rtecek bir elbise ve size 'süs kazand&#305;racak bir giyim' indirdik (var ettik). Takva ile ku&#351;an&#305;p-donanmak ise, bu daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Bu, Allah'&#305;n ayetlerindendir. Umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler.
7|27|Ey Ademo&#287;ullar&#305;, &#351;eytan, anne ve baban&#305;z&#305;n çirkin yerlerini kendilerine g&ouml;stermek için, elbiselerini s&#305;y&#305;rtarak, onlar&#305; cennetten ç&#305;kard&#305;&#287;&#305; gibi sak&#305;n sizi de bir belaya u&#287;ratmas&#305;n. اünkü o ve taraftarlar&#305;, (kendilerini g&ouml;remeyece&#287;iniz yerden) sizleri g&ouml;rmektedir. Biz gerçekten &#351;eytanlar&#305;, inanmayacaklar&#305;n dostlar&#305; k&#305;ld&#305;k.
7|28|Onlar, 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' i&#351;lediklerinde: "Biz atalar&#305;m&#305;z&#305; bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti" derler. De ki: "&#350;üphesiz Allah, 'çirkin hayas&#305;zl&#305;klar&#305;' emretmez. Bilmedi&#287;iniz bir &#351;eyi Allah'a kar&#351;&#305; m&#305; s&ouml;ylüyorsunuz?"
7|29|De ki: "Rabbim adaletle davranmay&#305; emretti. Her mescid yan&#305;nda (secde yerinde) yüzlerinizi (O'na) do&#287;rultun ve dini yaln&#305;z Kendisi'ne has k&#305;larak O'na dua edin. "Ba&#351;lang&#305;çta sizi yaratt&#305;&#287;&#305;" gibi d&ouml;neceksiniz."
7|30|Kimine hidayet verdi, kimi de sap&#305;kl&#305;&#287;&#305; hak etti. اünkü bunlar, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p &#351;eytanlar&#305; veli edinmi&#351;lerdi. Ve gerçekten onlar&#305; do&#287;ru yolda saymaktad&#305;rlar.
7|31|Ey Ademo&#287;ullar&#305;, her mescid yan&#305;nda ziynetlerinizi tak&#305;n&#305;n. Yiyin, için ve israf etmeyin. اünkü O, israf edenleri sevmez.
7|32|De ki: "Allah'&#305;n kullar&#305; için ç&#305;kard&#305;&#287;&#305; ziyneti ve temiz r&#305;z&#305;klar&#305; kim haram k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r?" De ki: "Bunlar, dünya hayat&#305;nda iman edenler içindir, k&#305;yamet günü ise yaln&#305;zca onlar&#305;nd&#305;r." Bilen bir topluluk için ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klar&#305;z.
7|33|De ki: "Rabbim yaln&#305;zca çirkin-hayas&#305;zl&#305;klar&#305; -onlardan aç&#305;kta olanlar&#305;n&#305; ve gizli olanlar&#305;n&#305;,- günah i&#351;lemeyi, hakl&#305; nedeni olmayan 'isyan ve sald&#305;r&#305;y&#305;' kendisi hakk&#305;nda ispatlay&#305;c&#305; bir delil indirmedi&#287;i &#351;eyi Allah’a &#351;irk ko&#351;man&#305;z&#305; ve Allah'a kar&#351;&#305; bilmedi&#287;iniz &#351;eyleri s&ouml;ylemenizi haram k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r."
7|34|Her ümmet için bir ecel vard&#305;r. Onlar&#305;n ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de &ouml;ne al&#305;nabilirler (tam zaman&#305;nda ç&ouml;kerler.)
7|35|Ey Ademo&#287;ullar&#305;, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldi&#287;inde, kim sak&#305;n&#305;rsa ve (davran&#305;&#351;lar&#305;n&#305;) düzeltirse i&#351;te onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
7|36|Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kar&#351;&#305; büyüklenenler, i&#351;te onlar ate&#351;in arkada&#351;lar&#305;d&#305;r; onda sonsuzca kalacaklard&#305;r.
7|37|ضyleyse, Allah’a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitaptan kendilerine bir pay eri&#351;ecek olanlar bunlard&#305;r. Nihayet elçilerimiz, hayatlar&#305;na son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) b&#305;rak&#305;p-kayboldular" diyecekler. (B&ouml;ylelikle) Bunlar, gerçekten kafirler olduklar&#305;na kendi aleyhlerinde &#351;ehadet ettiler.
7|38|(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden &ouml;nce geçmi&#351; ümmetlerle birlikte ate&#351;e girin." Her bir ümmet giri&#351;inde karde&#351;ini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ard&#305;nca orada toplan&#305;nca, en sonra yer alanlar, en &ouml;nde gelenler için: "Rabbimiz, i&#351;te bunlar bizi sapt&#305;rd&#305;; &ouml;yleyse ate&#351;ten kat kat art&#305;r&#305;lm&#305;&#351; bir azap ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat katt&#305;r. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.
7|39|(Bu sefer) ضnde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize g&ouml;re bir üstünlü&#287;ünüz yoktur, kazand&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olarak azab&#305; tad&#305;n."
7|40|&#350;üphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kar&#351;&#305; büyüklenenler, onlar için g&ouml;&#287;ün kap&#305;lar&#305; aç&#305;lmaz ve halat (ya da deve) i&#287;nenin deli&#287;inden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarlar&#305; i&#351;te b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
7|41|Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine &ouml;rtüler vard&#305;r. Biz zulme sapanlar&#305; i&#351;te b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
7|42|&#304;man edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetirece&#287;inden fazlas&#305;n&#305; yüklemeyiz- onlar da cennetin ashab&#305; (halk&#305;)d&#305;rlar. Onda sonsuz olarak kalacaklard&#305;r.
7|43|Biz onlar&#305;n g&ouml;&#287;üslerinde kinden ne varsa çekip alm&#305;&#351;&#305;z. Altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akar. Derler ki: "Bizi buna ula&#351;t&#305;ran Allah'a hamd olsun. E&#287;er Allah bize hidayet vermeseydi biz do&#287;ruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimiz'in elçileri hak ile geldiler." Onlara: "&#304;&#351;te bu, yapt&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olarak mirasç&#305; k&#305;l&#305;nd&#305;&#287;&#305;n&#305;z cennettir" diye seslenilecek.
7|44|Cennet halk&#305;, ate&#351; halk&#305;na (&#351;&ouml;yle) seslenecekler: "Bize Rabbimiz'in vadetti&#287;ini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (&#351;&ouml;yle) seslenecektir: "Allah'&#305;n laneti zalimlerin üzerine olsun."
7|45|"Ki onlar Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyanlar, onda çarp&#305;kl&#305;k arayanlar ve ahireti tan&#305;mayanlard&#305;r."
7|46|&#304;ki taraf aras&#305;nda bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tan&#305;yan adamlar vard&#305;r. Cennete gireceklere: "Selam size" derler, ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) '&#351;iddetle arzu edip umanlard&#305;r.'
7|47|G&ouml;zleri cehennem halk&#305;ndan yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler toplulu&#287;uyla birlikte k&#305;lma" derler.
7|48|Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tan&#305;d&#305;klar&#305; (ileri gelen birtak&#305;m) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplam&#305;&#351; olman&#305;z, ne büyüklük taslaman&#305;z (istikbar&#305;n&#305;z) size bir yarar sa&#287;lamad&#305;."
7|49|"Kendilerine Allah'&#305;n bir rahmet eri&#351;tirmeyece&#287;ine yemin etti&#287;iniz kimseler bunlar m&#305;yd&#305;? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaks&#305;n&#305;z."
7|50|Ate&#351;in halk&#305; cennet halk&#305;na seslenir: “Bize biraz sudan ya da Allah’&#305;n size verdi&#287;i r&#305;z&#305;ktan aktar&#305;n.” Derler ki: “Do&#287;rusu Allah, bunlar&#305; inkar edenlere haram (yasak) k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.”
7|51|Onlar, dinlerini bir e&#287;lence ve oyun (konusu) edinmi&#351;lerdi ve dünya hayat&#305; onlar&#305; aldatm&#305;&#351;t&#305;. Onlar, bu günleriyle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; unuttuklar&#305; ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tan&#305;mad&#305;klar&#305;' gibi, Biz de bugün onlar&#305; unutaca&#287;&#305;z.
7|52|Andolsun, Biz onlara bir kitap getirdik; iman edecek bir toplulu&#287;a bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;klad&#305;k.
7|53|Onlar, onun tevilinden ba&#351;kas&#305;na bakmazlar m&#305;? Onun tevilinin gelece&#287;i gün, daha &ouml;nce onu unutanlar, diyecekler ki: "Gerçekten Rabbimiz'in elçileri bize hakk&#305; getirmi&#351;lerdi. &#350;imdi bize &#351;efaat edecek &#351;efaatçiler var m&#305;d&#305;r? Veya geri çevrilsek de i&#351;lediklerimizden ba&#351;kas&#305;n&#305; yapsak." Gerçek &#351;u ki onlar, kendilerini hüsrana u&#287;ratm&#305;&#351;lard&#305;r, uydurmakta olduklar&#305; &#351;eyler de kendilerinden uzakla&#351;&#305;p kaybolmu&#351;lard&#305;r.
7|54|Gerçekten sizin Rabbiniz, alt&#305; günde g&ouml;kleri ve yeri yaratan, sonra ar&#351;a istiva eden Allah't&#305;r. Gündüzü, durmaks&#305;z&#305;n kendisini kovalayan geceyle &ouml;rten, Güne&#351;’e, Ay’a ve y&#305;ld&#305;zlara Kendi buyru&#287;uyla ba&#351; e&#287;direndir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yaln&#305;zca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne Yücedir.
7|55|Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. &#350;üphesiz O, haddi a&#351;anlar&#305; sevmez.
7|56|Düzene konulmas&#305; (&#305;slah)&#305;ndan sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) ç&#305;karmay&#305;n; O'na korkarak ve umut ta&#351;&#305;yarak dua edin. Do&#287;rusu Allah'&#305;n rahmeti iyilik yapanlara pek yak&#305;nd&#305;r.
7|57|Rahmetinin &ouml;nünde rüzgarlar&#305; bir müjde olarak g&ouml;nderen O'dur. Bunlar a&#287;&#305;rca bulutlar&#305; kald&#305;r&#305;p yüklendi&#287;inde, onlar&#305; (kurakl&#305;ktan) &ouml;lmü&#351; bir &#351;ehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de b&ouml;ylelikle bütün ürünlerden ç&#305;kar&#305;r&#305;z. &#304;&#351;te Biz, &ouml;lüleri de b&ouml;yle diriltip-ç&#305;kar&#305;r&#305;z. Ki ibret alas&#305;n&#305;z.
7|58|Güzel &#351;ehrin bitkisi, Rabbinin izniyle ç&#305;kar; k&ouml;tü olandan ise kavruktan ba&#351;kas&#305; ç&#305;kmaz. &#304;&#351;te Biz, &#351;ükreden bir topluluk için ayetleri b&ouml;yle çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;kl&#305;yoruz.
7|59|Andolsun Biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) g&ouml;nderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. Do&#287;rusu ben, sizin için büyük bir günün azab&#305;ndan korkmaktay&#305;m."
7|60|Kavminin &ouml;nde gelenleri: "Gerçekte biz seni aç&#305;kça bir '&#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;l&#305;k ve sapm&#305;&#351;l&#305;k' içinde g&ouml;rüyoruz" dediler.
7|61|O: "Ey kavmim, bende bir '&#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;l&#305;k ve sapm&#305;&#351;l&#305;k' yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim." dedi.
7|62|"Size Rabbimin risaletini tebli&#287; ediyorum. (Ayr&#305;ca) Size &ouml;&#287;üt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum.
7|63|"Sak&#305;n&#305;p rahmete kavu&#351;man&#305;z için, içinizden sizi uyar&#305;p korkutacak bir adam arac&#305;l&#305;&#287;&#305; ile bir zikir (kitap) gelmesine mi &#351;a&#351;t&#305;n&#305;z?"
7|64|Onu yalanlad&#305;lar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanlar&#305; kurtard&#305;k, ayetlerimizi yalan sayanlar&#305; suda-bo&#287;duk. اünkü onlar k&ouml;r bir kavimdi.
7|65|Ad (toplumuna da) karde&#351;leri Hud'u (g&ouml;nderdik.) (Hud, kavmine:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. Hala korkup-sak&#305;nmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?" dedi.
7|66|Kavminin &ouml;nde gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'aklî bir yetersizlik' içinde g&ouml;rüyoruz ve do&#287;rusu biz senin yalanc&#305;lardan oldu&#287;unu san&#305;yoruz."
7|67|(Hud:) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'ak&#305;l yetersizli&#287;i' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim" dedi.
7|68|"Size Rabbimin risaletini tebli&#287; ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir &ouml;&#287;ütçüyüm."
7|69|"Sizi uyarmak için aran&#305;zdan bir adam arac&#305;l&#305;&#287;&#305;yla Rabbinizden size bir zikrin gelmesine mi &#351;a&#351;&#305;rd&#305;n&#305;z? (Allah'&#305;n) Nuh kavminden sonra sizi halifeler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; ve sizin yarat&#305;l&#305;&#351;ta geli&#351;iminizi artt&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; (veya üstün k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;) hat&#305;rlay&#305;n. ضyleyse Allah'&#305;n nimetlerini hat&#305;rlay&#305;n, ki kurtulu&#351; bulas&#305;n&#305;z."
7|70|Dediler ki: "Sen bize yaln&#305;zca Allah'a kulluk etmemiz ve atalar&#305;m&#305;z&#305;n tapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; b&#305;rakmam&#305;z için mi geldin? E&#287;er gerçekten do&#287;ru isen, bize vadetti&#287;in &#351;eyi getir, bakal&#305;m."
7|71|"Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize i&#287;renç bir azap ve gazab gerekli k&#305;l&#305;nd&#305;. Allah'&#305;n kendileri hakk&#305;nda hiçbir delil indirmedi&#287;i ve sizin ile babalar&#305;n&#305;z&#305;n isimlendirdi&#287;i (düzüp uydurdu&#287;u) birtak&#305;m isimler (düzme tanr&#305;lar ve kurallar) ad&#305;na m&#305; benimle mücadele ediyorsunuz? ضyleyse bekleyedurun; &#351;üphesiz, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."
7|72|B&ouml;ylece onu ve onunla birlikte olanlar&#305; Kat&#305;m&#305;z'dan bir rahmet ile kurtard&#305;k. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmam&#305;&#351; olanlar&#305;n k&ouml;künü kuruttuk.
7|73|Semud (toplumuna da) karde&#351;leri Salih'i (g&ouml;nderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. Size Rabbinizden apaç&#305;k bir belge (mucize) gelmi&#351;tir: Allah'&#305;n bu di&#351;i devesi size bir belgedir; onu sal&#305;verin de Allah'&#305;n arz&#305;nda otlas&#305;n, ona bir k&ouml;tülükle dokunmay&#305;n, sonra sizi ac&#305; bir azap yakalar" dedi.
7|74|"(Allah'&#305;n) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerle&#351;tirdi&#287;ini hat&#305;rlay&#305;n. Ki onun düzlüklerinde k&ouml;&#351;kler kuruyor, da&#287;lardan evler yontuyordunuz. &#350;u halde Allah'&#305;n nimetlerini hat&#305;rlay&#305;n, yeryüzünde bozguncular olarak kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmay&#305;n."
7|75|Kavminin &ouml;nde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zay&#305;f b&#305;rak&#305;lanlara (müstaz'aflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten Rabbi taraf&#305;ndan g&ouml;nderildi&#287;ini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla g&ouml;nderilene inananlar&#305;z" dediler.
7|76|Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de &#351;&ouml;yle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inand&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; tan&#305;mayanlar&#305;z."
7|77|B&ouml;ylelikle di&#351;i deveyi &ouml;ldürdüler ve Rablerinin emrine kar&#351;&#305; ç&#305;k&#305;p (Salih'e de &#351;&ouml;yle) dediler: "Ey Salih, e&#287;er gerçekten g&ouml;nderilenlerden (bir peygamber) isen, vadetti&#287;in &#351;eyi getir, bakal&#305;m."
7|78|Bunun üzerine onlar&#305; dayan&#305;lmaz bir sars&#305;nt&#305; tuttu da kendi yurtlar&#305;nda diz üstü ç&ouml;ke kald&#305;lar.
7|79|O da onlardan yüz çevirdi ve (&#351;&ouml;yle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size Rabbimin risaletini tebli&#287; ettim ve size &ouml;&#287;üt verdim. Ama siz, &ouml;&#287;üt verenleri sevmiyorsunuz."
7|80|Hani Lut da kavmine &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Sizden &ouml;nce alemlerden hiç kimsenin yapmad&#305;&#287;&#305; hayas&#305;z-çirkinli&#287;i mi yap&#305;yorsunuz?
7|81|"Gerçekten siz kad&#305;nlar&#305; b&#305;rak&#305;p &#351;ehvetle erkeklere yakla&#351;&#305;yorsunuz. Do&#287;rusu siz, &ouml;lçüyü a&#351;an (azg&#305;n) bir kavimsiniz."
7|82|Kavminin cevab&#305;: "Yurdunuzdan sürüp ç&#305;kar&#305;n bunlar&#305;, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarm&#305;&#351;!" demekten ba&#351;ka olmad&#305;.
7|83|Bunun üzerine Biz, kar&#305;s&#305; d&#305;&#351;&#305;nda onu ve ailesini kurtard&#305;k; o (kar&#305;s&#305;) ise (helake u&#287;rayanlar aras&#305;nda) geride kalanlardand&#305;.
7|84|Ve onlar&#305;n üzerine bir (azap) sa&#287;ana&#287;&#305; ya&#287;d&#305;rd&#305;k. Suçlu-günahkarlar&#305;n u&#287;rad&#305;klar&#305; sona bir bak i&#351;te.
7|85|Medyen (toplumuna da) karde&#351;leri &#350;uayb'&#305; (g&ouml;nderdik. &#350;uayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. Size Rabbinizden apaç&#305;k bir belge (mucize) gelmi&#351;tir. ضlçüyü ve tart&#305;y&#305; tam tutun, insanlar&#305;n (haklar&#305; olan mallar&#305;n&#305;) e&#351;yas&#305;n&#305; de&#287;erinden dü&#351;ürüp-eksiltmeyin ve düzene (&#305;slaha) konulmas&#305;ndan sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) ç&#305;karmay&#305;n. Bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r, e&#287;er inan&#305;yorsan&#305;z."
7|86|"O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'&#305;n yolundan al&#305;koymak için ve onda çarp&#305;kl&#305;k arayarak (b&ouml;yle) her yolun (ba&#351;&#305;n&#305;) kesip-oturmay&#305;n. Hat&#305;rlay&#305;n ki siz az&#305;nl&#305;kta (ve güçsüz) iken O, sizi ço&#287;altt&#305;. Bozgunculuk ç&#305;karanlar&#305;n nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;na bir bak&#305;n."
7|87|"&#304;çinizden bir grup, kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;im &#351;eye inanm&#305;&#351;ken di&#287;er bir grup inanmad&#305;&#287;&#305;na g&ouml;re, art&#305;k Allah, aram&#305;zda hüküm verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r."
7|88|Kavminin &ouml;nde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey &#350;uayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-ç&#305;karaca&#287;&#305;z veya mutlaka bizim dinimize geri d&ouml;neceksiniz." (&#350;uayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi.
7|89|"Allah bizi ondan kurtard&#305;ktan sonra, bizim tekrar sizin dininize d&ouml;nmemiz Allah'a kar&#351;&#305; yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'&#305;n dilemesi d&#305;&#351;&#305;nda, ona geri d&ouml;nmemiz bizim için olacak i&#351; de&#287;ildir. Rabbimiz, ilim bak&#305;m&#305;ndan her&#351;eyi ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz aras&#305;nda 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n."
7|90|Kavminin &ouml;nde gelenlerinden inkar edenler, dediler ki: "Andolsun, &#350;uayb'a uyacak olursan&#305;z, ku&#351;kusuz kayba u&#287;rayanlardan olursunuz."
7|91|Bunun üzerine onlar&#305; dayan&#305;lmaz bir sars&#305;nt&#305; tuttu da, kendi yurtlar&#305;nda diz üstü ç&ouml;kmü&#351; olarak sabahlad&#305;lar.
7|92|&#350;uayb'&#305; yalanlayanlar, sanki orada 'hiç refah içinde ya&#351;amam&#305;&#351;lar' gibi oldular: &#350;uayb'&#305; yalanlayanlar, as&#305;l büyük hüsrana u&#287;rad&#305;lar.
7|93|O da onlardan yüz çevirdi ve (&#351;&ouml;yle) dedi: "Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini tebli&#287; ettim ve size &ouml;&#287;üt verdim. &#350;imdi ben, inkara sapan bir toplulu&#287;a nas&#305;l üzülebilirim?"
7|94|Biz hangi memlekete bir peygamber g&ouml;nderdiysek onun halk&#305; yalvar&#305;p-yakars&#305;nlar diye, mutlaka onlar&#305; dayan&#305;lmaz bir zorluk (yoksulluk) ve s&#305;k&#305;nt&#305;yla yakalay&#305;vermi&#351;iz.
7|95|Sonra k&ouml;tülü&#287;ün yerini iyilikle de&#287;i&#351;tirdik, &ouml;yle ki onlar, ço&#287;ald&#305;lar ve: "Atalar&#305;m&#305;za da (bazen) &#351;iddetli s&#305;k&#305;nt&#305;lar (bazen de) refah ve geni&#351;likler dokunmu&#351;tu" dediler. Bunun üzerine, Biz de onlar&#305; kendileri hiç &#351;uurunda de&#287;ilken apans&#305;z k&#305;sk&#305;vrak yakalay&#305;verdik.
7|96|E&#287;er o ülkeler halk&#305; inansalard&#305; ve korkup-sak&#305;nsalard&#305;, gerçekten üzerlerine hem g&ouml;kten, hem yerden (say&#305;s&#305;z) bolluklar (bereketler) açard&#305;k; ancak onlar yalanlad&#305;lar, Biz de onlar&#305; kazanageldikleri nedeniyle yakalay&#305;verdik.
7|97|O ülkeler halk&#305;, geceleri uyurken, onlara zorlu azab&#305;m&#305;z&#305;n gelmeyece&#287;inden güvende miydiler?
7|98|Ya da o ülkeler halk&#305;, ku&#351;luk vakti e&#287;lenceye dalm&#305;&#351;ken, onlara zorlu-azab&#305;m&#305;z&#305;n gelmeyece&#287;inden güvende miydiler?
7|99|(Veya) Onlar, Allah'&#305;n tuza&#287;&#305;ndan güvende mi idiler? Allah'&#305;n bir tuzak kurmas&#305;ndan, hüsrana u&#287;rayan bir topluluktan ba&#351;kas&#305; (ak&#305;ls&#305;zca) güvende olmaz.
7|100|(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasç&#305; olanlar&#305; do&#287;ruya erdirme(ye veya ortaya ç&#305;karmaya yetmez) mi? E&#287;er Biz dilemi&#351; olsayd&#305;k onlara günahlar&#305; nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar b&ouml;ylelikle i&#351;itmeyenler olurlard&#305;.
7|101|&#304;&#351;te bu ülkeler, sana onlar&#305;n 'haberlerinden aktarmalar yap&#305;yoruz.' Gerçekten, onlara elçileri apaç&#305;k belgelerle gelmi&#351;lerdi. Ama daha &ouml;nceden yalanlamalar&#305; nedeniyle iman eder olmad&#305;lar. &#304;&#351;te Allah, inkar edenlerin kalplerini b&ouml;yle damgalar.
7|102|Onlar&#305;n ço&#287;unda 'verdikleri s&ouml;ze ba&#287;l&#305;l&#305;k' g&ouml;rmedik, ama onlar&#305;n ço&#287;unu fas&#305;klar (yoldan ç&#305;kanlar) olarak g&ouml;rdük.
7|103|Sonra bunlar&#305;n (peygamberlerin) ard&#305;ndan Musa'y&#305; ayetlerimizle Firavun'a ve &ouml;nde gelen çevresine g&ouml;nderdik; onlar ona (ayetlerimize) haks&#305;zl&#305;k ettiler. &#304;&#351;te bozgunculuk ç&#305;karanlar&#305;n nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;na bir bak.
7|104|Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (g&ouml;nderilme) bir elçiyim."
7|105|"Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a kar&#351;&#305; ancak gerçe&#287;i s&ouml;ylemektir. Rabbinizden size apaç&#305;k bir belge ile geldim. Art&#305;k &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; benimle g&ouml;nder."
7|106|(Firavun) Dedi ki: "E&#287;er gerçekten bir ayet getirmi&#351;sen ve do&#287;ru s&ouml;zlülerden isen, bu durumda onu getir (bakal&#305;m)."
7|107|B&ouml;ylelikle (Musa) asas&#305;n&#305; f&#305;rlat&#305;nca, an&#305;nda apaç&#305;k bir ejderha oluverdi.
7|108|(Bir de) Elini s&#305;y&#305;rd&#305;, o da an&#305;nda bakanlara bembeyaz (g&ouml;rünüverdi).
7|109|Firavun kavminin &ouml;nde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür";
7|110|"Sizi topraklar&#305;n&#305;zdan sürüp-ç&#305;karmak istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?"
7|111|Dediler ki: "Onu ve karde&#351;ini &#351;imdilik bekletiver (verece&#287;in cezay&#305; ertele), &#351;ehirlere de toplay&#305;c&#305;lar yolla";
7|112|"Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler."
7|113|Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki: "E&#287;er biz galip olursak, herhalde bize bir kar&#351;&#305;l&#305;k (arma&#287;an) var, de&#287;il mi?"
7|114|"Evet" dedi. "(O zaman) Siz en yak&#305;n(lar&#305;m) k&#305;l&#305;nanlardan olacaks&#305;n&#305;z."
7|115|Dediler ki: "Ey Musa (ilkin) sen mi atmak istersin, yoksa biz mi atal&#305;m?"
7|116|(Musa:) "Siz at&#305;n" dedi. (Asalar&#305;n&#305;) at&#305;verince, insanlar&#305;n g&ouml;zlerini büyüleyiverdiler, onlar&#305; deh&#351;ete dü&#351;ürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmi&#351; oldular.
7|117|Biz de Musa'ya: "Asan&#305; f&#305;rlat&#305;ver" diye vahyettik. (O da f&#305;rlat&#305;verince) bir de bakt&#305;lar ki, o bütün uydurduklar&#305;n&#305; derleyip-toparlay&#305;p yutuyor.
7|118|B&ouml;ylece hak yerini buldu, onlar&#305;n bütün yapmakta olduklar&#305; geçersiz kald&#305;.
7|119|Orada yenilmi&#351; oldular ve küçük dü&#351;mü&#351;ler olarak tersyüz çevrildiler.
7|120|Ve sihirbazlar secdeye kapand&#305;lar.
7|121|"Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
7|122|"Musa'n&#305;n ve Harun'un Rabbine…"
7|123|Firavun: "Ben size izin vermeden &ouml;nce O'na iman ettiniz, &ouml;yle mi? Mutlaka bu, halk&#305; buradan sürüp-ç&#305;karmak amac&#305;yla &#351;ehirde planlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z bir tuzakt&#305;r. ضyleyse siz (buna kar&#351;&#305;l&#305;k ne yapaca&#287;&#305;m&#305;) bileceksiniz."
7|124|"Muhakkak ellerinizi ve ayaklar&#305;n&#305;z&#305; çaprazlama kesece&#287;im ve hepinizi idam edece&#287;im."
7|125|(Onlar da:) "Biz de &#351;üphesiz Rabbimiz'e d&ouml;nece&#287;iz" dediler.
7|126|"Oysa sen, yaln&#305;zca, bize geldi&#287;inde Rabbimiz'in ayetlerine inanmam&#305;zdan ba&#351;ka bir nedenle bizden intikam alm&#305;yorsun. Rabbimiz, üstümüze sab&#305;r ya&#287;d&#305;r ve bizi Müslüman olarak &ouml;ldür."
7|127|Firavun kavminin &ouml;nde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (M&#305;s&#305;r'da) bozgunculuk ç&#305;karmalar&#305;, seni ve ilahlar&#305;n&#305; terk etmeleri için mi (serbest) b&#305;rakacaks&#305;n?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklar&#305;n&#305; &ouml;ldürece&#287;iz ve kad&#305;nlar&#305;n&#305; sa&#287; b&#305;rakaca&#287;&#305;z. Hiç &#351;üphesiz biz, onlara kar&#351;&#305; kahir bir üstünlü&#287;e sahibiz."
7|128|Musa kavmine: "Allah'tan yard&#305;m dileyin ve sabredin. Gerçek &#351;u ki, arz Allah'&#305;nd&#305;r; ona kullar&#305;ndan diledi&#287;ini mirasç&#305; k&#305;lar. En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi.
7|129|Dediler ki: "Sen bize gelmeden &ouml;nce de, geldikten sonra da eziyete u&#287;rat&#305;ld&#305;k." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz dü&#351;man&#305;n&#305;z&#305; helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) k&#305;lacak, b&ouml;ylece nas&#305;l davranaca&#287;&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;zleyecek" dedi.
7|130|Andolsun, Biz de Firavun aile (çevre)sini belki &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünürler diye y&#305;llar y&#305;l&#305; kurakl&#305;&#287;a ve ürün k&#305;tl&#305;&#287;&#305;na u&#287;ratt&#305;k.
7|131|Onlara bir iyilik geldi&#287;i zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir k&ouml;tülük isabet etti&#287;inde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir u&#287;ursuzlu&#287;u olarak yorumlarlard&#305;. Haberiniz olsun, Allah Kat&#305;nda as&#305;l u&#287;ursuz olanlar kendileridir; ama onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
7|132|Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak de&#287;iliz" dediler.
7|133|Bunun üzerine, ayr&#305; ayr&#305; mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, bu&#287;day güvesi, kurba&#287;a ve kan musallat k&#305;ld&#305;k. Yine büyüklük taslad&#305;lar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.
7|134|Ba&#351;lar&#305;na i&#287;renç bir azap ç&ouml;künce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdi&#287;i ahid ad&#305;na- bizim için dua et. E&#287;er bu i&#287;renç azab&#305; üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edece&#287;iz ve &#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305; seninle g&ouml;nderece&#287;iz.
7|135|Ne zaman ki, onlar&#305;n eri&#351;ebilecekleri bir süreye kadar, o i&#287;renç azab&#305; çekip-giderdik, onlar yine andlar&#305;n&#305; bozdular.
7|136|Biz de onlardan intikam ald&#305;k ve ayetlerimizi yalanlamalar&#305; ve onlardan habersizmi&#351;ler (gibi) olmalar&#305; nedeniyle onlar&#305; suda bo&#287;duk.
7|137|Kendisine bereketler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z yerin do&#287;usuna da, bat&#305;s&#305;na da o hor k&#305;l&#305;n&#305;p-zay&#305;f b&#305;rak&#305;lanlar&#305; (müstaz'aflar&#305;) mirasç&#305;lar k&#305;ld&#305;k. Rabbinin &#304;srailo&#287;ullar&#305;’na olan o güzel s&ouml;zü (vaadi), sabretmeleri dolay&#305;s&#305;yla tamamland&#305; (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta olduklar&#305; ve yükselttiklerini (k&ouml;&#351;klerini, saraylar&#305;n&#305;) da yerle bir ettik.
7|138|&#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305; denizden geçirdik. Putlar&#305; &ouml;nünde bel büküp e&#287;ilmekte olan bir toplulu&#287;a rastlad&#305;lar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onlar&#305;n ilahlar&#305; (var; onlar&#305;nki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
7|139|Onlar&#305;n içinde bulunduklar&#305; &#351;ey (din) mahvolucudur ve yapmakta olduklar&#305; &#351;eyler (ibadetler) de geçersizdir.
7|140|"O sizi alemlere üstün k&#305;lm&#305;&#351;ken, ben size Allah'tan ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305; arayaca&#287;&#305;m?"
7|141|"Hani size dayan&#305;lmaz i&#351;kenceler yapan, kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305; sa&#287; b&#305;rak&#305;p erkek çocuklar&#305;n&#305;z&#305; &ouml;ldüren Firavun ailesinden sizi kurtarm&#305;&#351;t&#305;k. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vard&#305;."
7|142|Musa ile otuz gece için s&ouml;zle&#351;tik ve ona bir on daha ekledik. B&ouml;ylece Rabbinin belirledi&#287;i süre, k&#305;rk geceye tamamland&#305;. Musa, karde&#351;i Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, &#305;slah et ve bozguncular&#305;n yolunu tutma" dedi.
7|143|Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konu&#351;unca: "Rabbim, bana g&ouml;ster, Seni g&ouml;reyim" dedi. (Allah:) "Beni asla g&ouml;remezsin, ama &#351;u da&#287;a bak; e&#287;er o yerinde karar k&#305;labilirse, sen de Beni g&ouml;receksin." Rabbi da&#287;a tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bay&#305;larak yere dü&#351;tü. Kendine geldi&#287;inde: "Sen ne Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.
7|144|(Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdi&#287;im risaletimle ve seninle konu&#351;mamla seni insanlar üzerinde seçkin k&#305;ld&#305;m. Sana verdiklerimi al ve &#351;ükredenlerden ol."
7|145|Biz ona Levhalarda her&#351;eyden bir &ouml;&#287;üt ve her&#351;eyin yeterli bir aç&#305;klamas&#305;n&#305; yazd&#305;k. (Ve:) "&#350;imdi bunlara s&#305;k&#305;ca sar&#305;l ve kavmine de emret ki en güzeliyle sar&#305;ls&#305;nlar. Size fas&#305;klar&#305;n yurdunu pek yak&#305;nda g&ouml;sterece&#287;im" (dedik).
7|146|Yeryüzünde haks&#305;z yere büyüklük taslayanlar&#305; ayetlerimden engelleyece&#287;im. Onlar her ayeti g&ouml;rseler bile ona inanmazlar; dosdo&#287;ru yolu (rü&#351;d yolunu) da g&ouml;rseler, yol olarak benimsemezler, azg&#305;nl&#305;k yolunu, g&ouml;rdüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onlar&#305;n ayetlerimizi yalanlamalar&#305; ve onlardan gafil olmalar&#305; dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r.
7|147|Ayetlerimizi ve ahirete kavu&#351;may&#305; yalanlayanlar, onlar&#305;n amelleri bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r. Onlar yapt&#305;klar&#305;ndan ba&#351;kas&#305;yla m&#305; cezaland&#305;r&#305;lacaklard&#305;?
7|148|(Tura gitmesinin) Ard&#305;ndan Musa'n&#305;n kavmi süs e&#351;yalar&#305;ndan b&ouml;&#287;ürmesi olan bir buza&#287;&#305; heykelini (tap&#305;lacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konu&#351;mad&#305;&#287;&#305;n&#305; ve onlar&#305; bir yola da y&ouml;neltip-iletmedi&#287;ini (hidayete erdirmedi&#287;ini) g&ouml;rmediler mi? Onu (tanr&#305;) edindiler de, zulmedenler oldular.
7|149|Ne zaman ki (yapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; pi&#351;manl&#305;k duyup, ba&#351;lar&#305;) elleri aras&#305;na dü&#351;ürüldü ve kendilerinin gerçekten &#351;a&#351;&#305;r&#305;p-sapt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rünce: "E&#287;er Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi ba&#287;&#305;&#351;lamazsa kesin olarak hüsrana u&#287;rayanlardan olaca&#287;&#305;z" dediler.
7|150|Musa kavmine oldukça k&#305;zg&#305;n, üzgün olarak d&ouml;ndü&#287;ünde onlara: "Beni arkamdan, ne k&ouml;tü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabukla&#351;t&#305;rd&#305;n&#305;z, &ouml;yle mi?" dedi. Levhalar&#305; b&#305;rakt&#305; ve karde&#351;ini ba&#351;&#305;ndan tutup kendisine do&#287;ru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem o&#287;lu, bu topluluk beni zay&#305;flatt&#305; (h&#305;rpalay&#305;p güçsüzle&#351;tirdi) ve neredeyse beni &ouml;ldürmeye giri&#351;tiler. Bari sen dü&#351;manlar&#305; sevindirecek bir &#351;ey yapma ve beni bu zalimler toplulu&#287;uyla birlikte k&#305;lma (sayma)" dedi.
7|151|(Musa yalvar&#305;p) Dedi ki: "Rabbim, beni ve karde&#351;imi ba&#287;&#305;&#351;la, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olan&#305;s&#305;n."
7|152|&#350;üphesiz, buza&#287;&#305;y&#305; (tanr&#305;) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayat&#305;nda bir zillet yeti&#351;ecektir. &#304;&#351;te Biz, 'yalan düzüp-uyduranlar&#305;' b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
7|153|K&ouml;tülük i&#351;leyip bunun ard&#305;ndan tevbe edenler ve iman edenler; hiç &#351;üphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
7|154|Musa kabaran &ouml;fkesi (gazab&#305;) yat&#305;&#351;&#305;nca Levhalar&#305; ald&#305;. (Onlardan bir) Nüshas&#305;nda "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vard&#305;r" (yaz&#305;l&#305;yd&#305;).
7|155|Musa, belirledi&#287;imiz bulu&#351;ma zaman&#305; için kavminden yetmi&#351; adam seçip-ay&#305;rd&#305;. Bunlar&#305; da 'dayan&#305;lmaz bir sars&#305;nt&#305;' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, e&#287;er dileseydin, onlar&#305; ve beni daha &ouml;nceden helak ederdin. (&#350;imdi) &#304;çimizdeki beyinsizlerin yapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Onunla Sen diledi&#287;ini sapt&#305;r&#305;r, diledi&#287;ini hidayete erdirirsin. Bizim Velimiz Sensin. ضyleyse bizi ba&#287;&#305;&#351;la, bizi esirge; Sen ba&#287;&#305;&#351;layanlar&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n."
7|156|Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, &#351;üphesiz ki biz Sana y&ouml;neldik. Dedi ki: "Azab&#305;m&#305; diledi&#287;ime isabet ettiririm, rahmetim ise her&#351;eyi ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r; onu korkup-sak&#305;nanlara, zekat&#305; verenlere ve Bizim ayetlerimize iman edenlere yazaca&#287;&#305;m."
7|157|Onlar ki, yanlar&#305;ndaki Tevrat'ta ve &#304;ncil'de (gelece&#287;i) yaz&#305;l&#305; bulacaklar&#305; ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyili&#287;i) emrediyor, münkeri (k&ouml;tülü&#287;ü) yasakl&#305;yor, temiz &#351;eyleri helal, murdar &#351;eyleri haram k&#305;l&#305;yor ve onlar&#305;n a&#287;&#305;r yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yard&#305;m edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; i&#351;te kurtulu&#351;a erenler bunlard&#305;r.
7|158|De ki: "Ey insanlar, ben Allah'&#305;n sizin hepinize g&ouml;nderdi&#287;i bir elçisi (peygamberi)yim. Ki g&ouml;klerin ve yerin mülkü yaln&#305;z O'nundur. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur, O diriltir ve &ouml;ldürür. ضyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun s&ouml;zlerine inanmaktad&#305;r. Ona iman edin ki hidayete ermi&#351; olursunuz.
7|159|Musa'n&#305;n kavminden hakka ileten ve onunla adalet yapan bir topluluk vard&#305;r.
7|160|Biz onlar&#305; (&#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305;) ayr&#305; ayr&#305; oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ay&#305;rd&#305;k. Kavmi kendisinden su istedi&#287;inde Musa'ya: "Asan'la ta&#351;a vur" diye vahyettik. Ondan on iki p&#305;nar s&#305;z&#305;p-f&#305;&#351;k&#305;rd&#305;; b&ouml;ylece her bir insan- toplulu&#287;u su içece&#287;i yeri &ouml;&#287;renmi&#351; oldu. ـzerlerine bulutla g&ouml;lge çektik ve onlara kudret helvas&#305; ile b&#305;ld&#305;rc&#305;n indirdik. (Sonra da &#351;&ouml;yle dedik:) "Size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizin temiz olanlar&#305;ndan yiyin." Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
7|161|Onlara: "Bu &#351;ehirde oturun, ondan istedi&#287;iniz yerden yeyin, 'dile&#287;imiz ba&#287;&#305;&#351;lanmad&#305;r' deyin ve kap&#305;s&#305;ndan secde ederek girin, (Biz de) hatalar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;layal&#305;m. &#304;yilik yapanlar&#305;n (arma&#287;anlar&#305;n&#305;) art&#305;raca&#287;&#305;z" denildi&#287;inde,
7|162|Onlardan zulmedenler, s&ouml;zü kendilerine s&ouml;ylenenden ba&#351;ka bir &#351;eyle de&#287;i&#351;tirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolay&#305;s&#305;yla g&ouml;kten 'i&#287;renç bir azap' indirdik.
7|163|Bir de onlara deniz k&#305;y&#305;s&#305;ndaki &#351;ehri(n u&#287;rad&#305;&#287;&#305; sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasa&#287;&#305;n&#305; çi&#287;neyerek) haddi a&#351;m&#305;&#351;lard&#305;. 'Cumartesi günü i&#351; yapma yasa&#287;&#305;na uyduklar&#305;nda', bal&#305;klar&#305; onlara aç&#305;ktan ak&#305;n ak&#305;n geliyor, 'cumartesi günü i&#351; yapma yasa&#287;&#305;na uymad&#305;klar&#305;nda' ise, gelmiyorlard&#305;. &#304;&#351;te Biz, f&#305;ska sapmalar&#305; dolay&#305;s&#305;yla onlar&#305; b&ouml;yle imtihan ediyorduk.
7|164|Onlardan bir topluluk: "Allah'&#305;n kendilerini helak etmek veya &#351;iddetli bir azaba u&#287;ratmak istedi&#287;i bir kavme ne diye &ouml;&#287;üt veriyorsunuz?" dedi&#287;inde "Rabbinize kar&#351;&#305; bir &ouml;zür için ve bir ihtimal sak&#305;nabilirler diye" dediler.
7|165|Kendilerine hat&#305;rlat&#305;lan&#305; unuttuklar&#305;nda ise, Biz de k&ouml;tülükten sak&#305;nd&#305;ranlar&#305; kurtard&#305;k. Zulmedenleri yapt&#305;klar&#305; f&#305;sk dolay&#305;s&#305;yla pek zorlu bir azap ile yakalad&#305;k.
7|166|Onlar, kendisinden sak&#305;nd&#305;r&#305;ld&#305;klar&#305; '&#351;eyi yapmada &#305;srar edip ba&#351;kald&#305;r&#305;nca' onlara: "A&#351;a&#287;&#305;l&#305;k maymunlar olunuz" dedik.
7|167|&#304;&#351;te o zaman Rabbin, onlara en k&ouml;tü azab&#305; yapacak kimse(leri) k&#305;yamet gününe kadar üzerlerine mutlaka g&ouml;nderece&#287;ini bildirdi. &#350;üphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçland&#305;rmas&#305; pek çabuk oland&#305;r ve gerçekten O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
7|168|Onlar&#305; yeryüzünde ayr&#305; ayr&#305; topluluklar olarak paramparça da&#287;&#305;tt&#305;k. Kimileri salih (davran&#305;&#351;larda) bulunuyor, kimileri de bunlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda olan a&#351;a&#287;&#305;l&#305;klard&#305;r. Onlar&#305; iyiliklerle ve k&ouml;tülüklerle imtihan ettik, ki d&ouml;nsünler.
7|169|Onlar&#305;n ard&#305;ndan yerlerine kitaba mirasç&#305; olan birtak&#305;m 'k&ouml;tü kimseler' geçti. (Bunlar) &#350;u de&#287;ersiz olan (dünya)&#305;n geçici-yarar&#305;n&#305; al&#305;yor ve: "Yak&#305;nda ba&#287;&#305;&#351;lanaca&#287;&#305;z" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da al&#305;yorlar. Kendilerinden Allah'a kar&#351;&#305; hakk&#305; s&ouml;ylemekten ba&#351;ka bir &#351;eyi s&ouml;ylemeyeceklerine ili&#351;kin kitap s&ouml;zü al&#305;nmam&#305;&#351; m&#305;yd&#305;? Oysa içinde olan&#305; okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Hala ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?
7|170|Kitaba s&#305;ms&#305;k&#305; sar&#305;lanlar ve namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar, &#351;üphesiz Biz salih olanlar&#305;n ecrini kaybetmeyiz.
7|171|Bir zamanlar da&#287;&#305;, sanki bir g&ouml;lgelikmi&#351; gibi üstlerine geçirmi&#351;tik. Onlar ise neredeyse tepelerine dü&#351;ecek sanm&#305;&#351;lard&#305;. (Onlara demi&#351;tik ki:) "Size verdiklerimize s&#305;ms&#305;k&#305; sar&#305;l&#305;n ve onda olan&#305; dü&#351;ünün, ki sak&#305;nas&#305;n&#305;z."
7|172|Hani Rabbin, Ademo&#287;ullar&#305;n&#305;n s&#305;rtlar&#305;ndan zürriyetlerini alm&#305;&#351; ve onlar&#305; kendi nefislerine kar&#351;&#305; &#351;ahidler k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;: "Ben sizin Rabbiniz de&#287;il miyim?" (demi&#351;ti de) Onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), &#351;ahid olduk" demi&#351;lerdi. (Bu,) K&#305;yamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.
7|173|Ya da: "Bizden &ouml;nce ancak atalar&#305;m&#305;z &#351;irk ko&#351;mu&#351;tu, biz ise onlardan sonra gelme bir ku&#351;a&#287;&#305;z; i&#351;leri bat&#305;l olanlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; bizi helak m&#305; edeceksin?" dememeniz için.
7|174|&#304;&#351;te Biz ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klar&#305;z, umulur ki d&ouml;nerler.
7|175|Onlara kendisine ayetlerimizi verdi&#287;imiz ki&#351;inin haberini anlat. O, bundan s&#305;yr&#305;l&#305;p-uzakla&#351;m&#305;&#351;, &#351;eytan onu pe&#351;ine takm&#305;&#351;t&#305;. O da sonunda azg&#305;nlardan olmu&#351;tu.
7|176|E&#287;er Biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere sapland&#305;), hevas&#305;na uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sark&#305;t&#305;p soluyan, kendi ba&#351;&#305;na b&#305;raksan dilini sark&#305;t&#305;p soluyan k&ouml;pe&#287;in durumu gibidir. &#304;&#351;te ayetlerimizi yalanlayan toplulu&#287;un durumu b&ouml;yledir. Art&#305;k gerçek haberi onlara aktar. Ki dü&#351;ünsünler.
7|177|Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yaln&#305;zca kendi nefislerine zulmedenlerin &ouml;rne&#287;i ne k&ouml;tüdür.
7|178|Allah kime hidayet verirse o art&#305;k hidayeti bulmu&#351;tur; kimi &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;rsa art&#305;k onlar da hüsrana u&#287;rayanlard&#305;r.
7|179|Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok say&#305;da ki&#351;i yaratt&#305;k (haz&#305;rlad&#305;k). Kalpleri vard&#305;r bununla kavray&#305;p-anlamazlar, g&ouml;zleri vard&#305;r bununla g&ouml;rmezler, kulaklar&#305; vard&#305;r bununla i&#351;itmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha a&#351;a&#287;&#305;l&#305;kt&#305;rlar. &#304;&#351;te bunlar gafil olanlard&#305;r.
7|180|&#304;simlerin en güzeli Allah'&#305;nd&#305;r. ضyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'ayk&#305;r&#305;l&#305;&#287;a (ve inkara) sapanlar&#305;' b&#305;rak&#305;n. Yapmakta olduklar&#305; dolay&#305;s&#305;yla yak&#305;nda cezaland&#305;r&#305;lacaklard&#305;r.
7|181|Yaratt&#305;klar&#305;m&#305;zdan, hakka y&ouml;neltip-ileten ve onunla adaleti k&#305;lan (uygulayan) bir ümmet vard&#305;r.
7|182|Ayetlerimizi yalanlayanlar&#305; ise, onlar&#305; bilmeyecekleri bir y&ouml;nden derece derece (günahlar&#305; yükletip azaba) yakla&#351;t&#305;raca&#287;&#305;z.
7|183|Onlara bir süre tan&#305;yorum. Hiç &#351;üphesiz Benim düzenim (cezaland&#305;rmam) sapasa&#287;lamd&#305;r.
7|184|Sahiplerinde (ya da arkada&#351;lar&#305; olan peygamberde) delilikten hiçbir &#351;ey olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; dü&#351;ünmüyorlar m&#305;? O, apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;dan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
7|185|Onlar, g&ouml;klerin ve yerin 'ba&#287;&#305;ml&#305; oldu&#287;u egemenli&#287;e ve sünnete’ (melekût) Allah'&#305;n yaratt&#305;&#287;&#305; &#351;eylere ve ihtimal (verip) ecellerinin pek yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;na bakm&#305;yorlar m&#305;? Bundan sonra onlar art&#305;k hangi s&ouml;ze inanacaklar?
7|186|Allah'&#305;n sapt&#305;rd&#305;&#287;&#305; kimseye art&#305;k hidayet verecek yoktur. Ve onlar&#305; tu&#287;yanlar&#305; içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;&#305;r bir durumda b&#305;rak&#305;verir.
7|187|Saatin (k&#305;yametin) ne zaman demir ataca&#287;&#305;n&#305; (gerçekle&#351;ece&#287;ini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yaln&#305;zca Rabbimin Kat&#305;ndad&#305;r. Onun süresini O'ndan ba&#351;kas&#305; aç&#305;klayamaz. O, g&ouml;klerde ve yerde a&#287;&#305;rla&#351;t&#305;. O, size apans&#305;z bir geli&#351;ten ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarm&#305;&#351;s&#305;n gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yaln&#305;zca Allah'&#305;n Kat&#305;ndad&#305;r. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler."
7|188|De ki: "Allah'&#305;n dilemesi d&#305;&#351;&#305;nda kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir &#351;eye) malik de&#287;ilim. E&#287;er gayb&#305; bilebilseydim muhakkak hay&#305;rdan yapt&#305;klar&#305;m&#305; artt&#305;r&#305;rd&#305;m ve bana bir k&ouml;tülük dokunmazd&#305;. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyar&#305;c&#305; ve bir müjde vericiden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilim."
7|189|O, sizi tek bir nefisten yaratt&#305; ve kendisiyle durulup-yat&#305;&#351;mas&#305; için ondan e&#351;ini var etti. Onu (e&#351;ini) &ouml;rtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim a&#287;&#305;rla&#351;&#305;nca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "E&#287;er bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun &#351;ükredenlerden olaca&#287;&#305;z."
7|190|Ama O, onlara (Adem'in çocuklar&#305; erkek ve kad&#305;nlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdi&#287;i &#351;ey konusunda O’na ortaklar k&#305;lmaya ba&#351;lad&#305;lar. Allah, onlar&#305;n &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan Yücedir.
7|191|Kendileri yarat&#305;l&#305;p dururken, hiçbir &#351;eyi yaratamayan &#351;eyleri mi ortak ko&#351;uyorlar?
7|192|Oysa (bu &#351;irk ko&#351;tuklar&#305; güçler ve nesneler) ne onlara bir yard&#305;ma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yard&#305;m etme&#287;e.
7|193|Onlar&#305; hidayete ça&#287;&#305;r&#305;rsan&#305;z size uymazlar. Onlar&#305; ça&#287;&#305;r&#305;rsan&#305;z da, suskun dursan&#305;z da size kar&#351;&#305; (tutumlar&#305;) birdir.
7|194|Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z sizler gibi kullard&#305;r. E&#287;er do&#287;ru iseniz, hemen onlar&#305; ça&#287;&#305;r&#305;n da size icabet etsinler.
7|195|Onlar&#305;n yürüyecek ayaklar&#305; var m&#305;? Ya da tutacaklar&#305; elleri mi var? Veya g&ouml;recek g&ouml;zleri mi var? Yoksa i&#351;itecek kulaklar&#305; m&#305; var? De ki: "Ortak ko&#351;tuklar&#305;n&#305;z&#305; ça&#287;&#305;r&#305;n, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana g&ouml;z bile açt&#305;rmay&#305;n."
7|196|Hiç &#351;üphesiz, benim velim kitab&#305; indiren Allah't&#305;r ve O salihlerin koruyuculu&#287;unu (velili&#287;ini) yap&#305;yor.
7|197|O'ndan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z ise size yard&#305;ma güç yetiremezler, kendilerine de.
7|198|E&#287;er onlar&#305; do&#287;ru yola ça&#287;&#305;r&#305;rsan&#305;z i&#351;itmezler. Onlar&#305; sana bakar (gibi) g&ouml;rürsün, oysa onlar g&ouml;rmezler bile.
7|199|Sen af (veya kolayl&#305;k) yolunu benimse, (&#304;slam'a) uygun olan&#305; (&ouml;rfü) emret ve cahillerden yüz çevir.
7|200|E&#287;er sana &#351;eytandan yana bir k&#305;&#351;k&#305;rtma (vesvese veya i&#287;va) gelirse, hemen Allah'a s&#305;&#287;&#305;n. اünkü O, i&#351;itendir, bilendir.
7|201|(Allah'tan) Sak&#305;nanlara &#351;eytandan bir vesvese eri&#351;ti&#287;inde (&ouml;nce) iyice dü&#351;ünürler (Allah'&#305; zikredip-anarlar), sonra hemen bakars&#305;n ki g&ouml;rüp bilmi&#351;lerdir.
7|202|(&#350;eytan'&#305;n) Karde&#351;leri ise, onlar&#305; sap&#305;kl&#305;&#287;a sürüklerler, sonra pe&#351;lerini b&#305;rakmazlar.
7|203|Onlara bir ayet getirmedi&#287;in zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yaln&#305;zca bana Rabbimden vahyolunana uyar&#305;m. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."
7|204|Kuran okundu&#287;u zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmi&#351; olursunuz.
7|205|Rabbini, sabah ak&#351;am, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kap&#305;lanlardan olma.
7|206|&#350;üphesiz Rabbinin Kat&#305;nda olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yaln&#305;z O'na secde ederler.
8|1|Sana sava&#351;-ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'&#305;n ve Resûlündür. Buna g&ouml;re, e&#287;er mü'min iseniz Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n, aran&#305;z&#305; düzeltin ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin."
8|2|Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah an&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman yürekleri ürperir. O'nun ayetleri okundu&#287;unda imanlar&#305;n&#305; artt&#305;r&#305;r ve yaln&#305;zca Rablerine tevekkül ederler.
8|3|Onlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak ederler.
8|4|&#304;&#351;te gerçek mü'minler bunlard&#305;r. Rableri Kat&#305;nda onlar için dereceler, ba&#287;&#305;&#351;lanma ve üstün bir r&#305;z&#305;k vard&#305;r.
8|5|Rabbin seni evinden hak u&#287;runda (sava&#351;a) ç&#305;kard&#305;&#287;&#305;nda mü'minlerden bir grup isteksizdi.
8|6|(Her&#351;ey) Aç&#305;kça ortaya ç&#305;kt&#305;ktan sonra bile, sanki kendileri, g&ouml;z g&ouml;re g&ouml;re &ouml;lüme sürükleniyorlarm&#305;&#351; gibi, seninle hak konusunda tart&#305;&#351;&#305;p duruyorlard&#305;.
8|7|Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olaca&#287;&#305;n&#305; vadetmi&#351;ti; siz de güçsüz olan&#305;n sizin olmas&#305;n&#305; istiyordunuz. Oysa Allah, s&ouml;zleriyle hakk&#305;n ve inkar edenlerin arkas&#305;n&#305; kesmek (k&ouml;künü kurutmak) istiyordu.
8|8|O, suçlu-günahkarlar istemese de, hakk&#305; gerçekle&#351;tirmek ve bat&#305;l&#305; geçersiz k&#305;lmak için (b&ouml;yle istiyordu.)
8|9|Siz Rabbinizden yard&#305;m taleb ediyordunuz, O da: "&#350;üphesiz Ben size birbiri ard&#305;nca bin melek ile yard&#305;m ediciyim" diye cevap vermi&#351;ti.
8|10|Allah, bunu, yaln&#305;zca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulmas&#305; için yapm&#305;&#351;t&#305;; (yoksa) Allah'&#305;n Kat&#305;ndan ba&#351;kas&#305;nda nusret (zafer ve yard&#305;m) yoktur. Hiç &#351;üphesiz Allah üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
8|11|Hani Kendisi'nden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz k&#305;lmak, sizden &#351;eytan&#305;n pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararl&#305;l&#305;k duygusunu) peki&#351;tirmek ve bununla ayaklar&#305;n&#305;z&#305; (arz üzerinde) sa&#287;lamla&#351;t&#305;rmak için size g&ouml;kten su indiriyordu.
8|12|Rabbin meleklere vahyetmi&#351;ti ki: "&#350;üphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sa&#287;laml&#305;k kat&#305;n, inkar edenlerin kalplerine amans&#305;z bir korku salaca&#287;&#305;m. ضyleyse (ey Müslümanlar,) vurun boyunlar&#305;n&#305;n üstüne, vurun onlar&#305;n bütün parmaklar&#305;na."
8|13|Bu, elbette, onlar&#305;n Allah'a ve elçisine ba&#351; kald&#305;rmalar&#305; dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r. Kim Allah'a ve elçisine ba&#351; kald&#305;r&#305;rsa, &#351;üphesiz Allah (ceza ile) sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
8|14|&#304;&#351;te bu sizin; tad&#305;n bunu. &#304;nkara sapanlara bir de ate&#351; azab&#305; vard&#305;r.
8|15|Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman, onlara arka çevirmeyin (sava&#351;tan kaçmay&#305;n).
8|16|Kim onlara b&ouml;yle bir günde -yine sava&#351;mak için bir yana çekilen ya da bir ba&#351;ka b&ouml;lü&#287;e kat&#305;lmak için yer tutan&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda- arkas&#305;n&#305; çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba u&#287;ram&#305;&#351;t&#305;r ve onun bar&#305;nma yeri cehennemdir. Ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o.
8|17|Onlar&#305; siz &ouml;ldürmediniz, ama onlar&#305; Allah &ouml;ldürdü; att&#305;&#287;&#305;n zaman sen atmad&#305;n, ama Allah att&#305;. Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yapt&#305;.) &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, bilendir.
8|18|&#304;&#351;te size b&ouml;yle… Gerçekten Allah, kafirlerin hileli-düzenlerini bo&#351;a ç&#305;kar&#305;c&#305;d&#305;r.
8|19|E&#287;er fetih istiyor idiyseniz (ey kafirler,) i&#351;te size fetih; ama e&#287;er (inkardan ve eski yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Yok, geri d&ouml;nerseniz Biz de d&ouml;neriz. Toplulu&#287;unuz çok da olsa, size bir &#351;ey sa&#287;layamaz. اünkü Allah mü'minlerle beraberdir.
8|20|Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin. Siz de i&#351;itiyorken, ondan yüz çevirmeyin.
8|21|Ve: "Biz i&#351;ittik" dedikleri halde, gerçekte i&#351;itmeyenler gibi olmay&#305;n;
8|22|Gerçek &#351;u ki, Allah Kat&#305;nda, yerde debelenenlerin en k&ouml;tüsü, (bir türlü) ak&#305;l erdirmez olan sa&#287;&#305;rlar ve dilsizlerdir.
8|23|E&#287;er Allah, onlarda bir hay&#305;r g&ouml;rseydi muhakkak onlara i&#351;ittirirdi. &#304;&#351;ittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.
8|24|Ey iman edenler, size hayat verecek &#351;eylere sizi ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305; zaman, Allah'a ve Resûlü’ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, ki&#351;i ile kalbi aras&#305;na girer ve siz gerçekten O'na g&ouml;türülüp toplanacaks&#305;n&#305;z.
8|25|Ve sizlerden yaln&#305;zca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup-sak&#305;n&#305;n. Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
8|26|Hat&#305;rlay&#305;n; hani sizler say&#305;ca azd&#305;n&#305;z ve yeryüzünde zay&#305;f b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351;t&#305;n&#305;z, insanlar&#305;n sizi kap&#305;p-yakalamas&#305;ndan korkuyordunuz. &#304;&#351;te O, sizi (yerle&#351;ik k&#305;l&#305;p) bar&#305;nd&#305;rand&#305;, sizi yard&#305;m&#305;yla destekledi ve size temiz &#351;eylerden r&#305;z&#305;klar verdi. Ki &#351;ükredesiniz.
8|27|Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.
8|28|Bilin ki, mallar&#305;n&#305;z ve çocuklar&#305;n&#305;z ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yan&#305;nda ise büyük bir mükafat vard&#305;r.
8|29|Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, size do&#287;ruyu yanl&#305;&#351;tan ay&#305;ran bir nur ve anlay&#305;&#351; (furkan) verir, k&ouml;tülüklerinizi &ouml;rter ve sizi ba&#287;&#305;&#351;lar. Allah büyük fazl sahibidir.
8|30|Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da &ouml;ldürmek veya sürgün etmek amac&#305;yla, tuzak kuruyorlard&#305;. Onlar bu tuza&#287;&#305; tasarl&#305;yorlarken, Allah da bir düzen (bir kar&#351;&#305;l&#305;k) kuruyordu. Allah, düzen kurucular&#305;n (tuzaklar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k verenlerin) hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
8|31|Ayetlerimiz onlara okundu&#287;u zaman; "&#304;&#351;ittik" dediler. "&#304;stesek, biz de bunun bir benzerini s&ouml;yleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
8|32|Bir de: "Ey Allah'&#305;m&#305;z, e&#287;er bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin Kat&#305;ndan ise, g&ouml;kyüzünden üstümüze ta&#351; ya&#287;d&#305;r veya ac&#305; bir azap getir (bakal&#305;m)." demi&#351;lerdi.
8|33|Oysa sen içlerinde bulundu&#287;un sürece, Allah onlar&#305; azapland&#305;racak de&#287;ildir. Ve onlar, ba&#287;&#305;&#351;lanma dilemektelerken de, Allah onlar&#305; azapland&#305;racak de&#287;ildir.
8|34|Onlar, Mescid-i Haram'dan (insanlar&#305;) al&#305;koyarlarken ve onun (gerçek ve lay&#305;k) koruyucular&#305; de&#287;ilken Allah, ne diye onlar&#305; azapland&#305;rmas&#305;n? Onun (as&#305;l) koruyucular&#305;yaln&#305;zca korkup-sak&#305;nanlard&#305;r. Ancak onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
8|35|Onlar&#305;n Beyt(-i &#350;erif) &ouml;nündeki dualar&#305;, &#305;sl&#305;k çalmaktan ve el ç&#305;rpmaktan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Art&#305;k inkar ettikleriniz dolay&#305;s&#305;yla tad&#305;n azab&#305;.
8|36|Gerçek &#351;u ki, inkar edenler, (insanlar&#305;) Allah'&#305;n yolundan engellemek için mallar&#305;n&#305; harcarlar; bundan b&ouml;yle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek ac&#305;s&#305; olacakt&#305;r, sonra bozguna u&#287;rat&#305;lacaklard&#305;r. &#304;nkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklard&#305;r.
8|37|Bu, Allah'&#305;n murdar olan&#305; temizden ay&#305;rt etmesi; murdar&#305;, bir k&#305;sm&#305;n&#305; bir k&#305;sm&#305; üzerinde k&#305;l&#305;p tümünü biriktirerek cehenneme atmas&#305; içindir. &#304;&#351;te bunlar hüsrana u&#287;rayanlard&#305;r.
8|38|O inkar edenlere de ki: "E&#287;er vazgeçerlerse geçmi&#351;te (yapt&#305;klar&#305;) &#351;eyler ba&#287;&#305;&#351;lanacakt&#305;r. Ama yine d&ouml;necek olurlarsa, &ouml;nceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onlar&#305;n ba&#351;&#305;ndan da) geçmi&#351; olacakt&#305;r.
8|39|Fitne kalmay&#305;ncaya ve dinin hepsi Allah'&#305;n oluncaya kadar onlarla sava&#351;&#305;n. &#350;ayet vazgeçecek olurlarsa, &#351;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rendir.
8|40|Geri d&ouml;nerlerse, bilin ki gerçekten Allah, sizin mevlan&#305;zd&#305;r. O, ne güzel mevlad&#305;r ve ne güzel yard&#305;mc&#305;d&#305;r.
8|41|Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdi&#287;iniz' &#351;eylerin be&#351;te biri, muhakkak Allah'&#305;n, Resûlün, yak&#305;nlar&#305;n, yetimlerin, yoksullar&#305;n ve yolcunundur. E&#287;er Allah'a, hak ile bat&#305;l&#305;n birbirinden ayr&#305;ld&#305;&#287;&#305; gün, iki ordunun kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;i günde (Bedir'de) kulumuza indirdi&#287;imize iman ediyorsan&#305;z (ganimeti b&ouml;yle b&ouml;lü&#351;ün). Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
8|42|Hani siz vadinin yak&#305;n kenar&#305;nda, onlar uzak yamac&#305;ndayd&#305;lar; kervan ise sizden daha a&#351;a&#287;&#305;dayd&#305;. E&#287;er s&ouml;zle&#351;seydiniz, kaç&#305;n&#305;lmaz olarak s&ouml;zle&#351;me yeri (veya konusu) hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;erdiniz; ancak Allah, olaca&#287;&#305; olan i&#351;i gerçekle&#351;tirmek için (b&ouml;yle yapt&#305;). B&ouml;ylece, helak olacak ki&#351;i apaç&#305;k bir delilden sonra helak olsun, diri kalacak ki&#351;i apaç&#305;k bir delilden sonra hayatta kals&#305;n. &#350;üphesiz Allah, gerçekten i&#351;itendir, bilendir.
8|43|Hani Allah, onlar&#305; sana uykunda az g&ouml;steriyordu; e&#287;er sana çok g&ouml;sterseydi, gerçekten y&#305;lg&#305;nl&#305;&#287;a kap&#305;lacakt&#305;n&#305;z ve i&#351; konusunda gerçekten çeki&#351;meye dü&#351;ecektiniz. Ancak Allah esenlik (kurtulu&#351;) ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;. اünkü O, elbette sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
8|44|Kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;inizde, Allah, 'olaca&#287;&#305; olan i&#351;i gerçekle&#351;tirmek' için, onlar&#305; g&ouml;zlerinizde az g&ouml;steriyor, sizi de onlar&#305;n g&ouml;zlerinde azalt&#305;yordu. Ve (bütün) i&#351;ler Allah'a d&ouml;ndürülür.
8|45|Ey iman edenler, bir toplulukla kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;iniz zaman, dayan&#305;kl&#305;l&#305;k g&ouml;sterin ve Allah'&#305; çokça zikredin. Ki kurtulu&#351; (felah) bulas&#305;n&#305;z.
8|46|Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çeki&#351;ip birbirinize dü&#351;meyin, ç&ouml;zülüp y&#305;lg&#305;nla&#351;&#305;rs&#305;n&#305;z, gücünüz gider. Sabredin. &#350;üphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.
8|47|Bir de yurtlar&#305;ndan refahtan &#351;&#305;mar&#305;p-az&#305;tarak, insanlara g&ouml;steri&#351; yaparak ç&#305;kanlar ve (halk&#305;) Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyanlar gibi olmay&#305;n. Allah, onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;n&#305; çepeçevre ku&#351;atand&#305;r.
8|48|O zaman &#351;eytan onlara amellerini çekici g&ouml;stermi&#351; ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna u&#287;ratacak kimse yoktur ve ben de sizin yard&#305;mc&#305;n&#305;z&#305;m" demi&#351;ti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini g&ouml;rür oldu (kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;) o, iki topu&#287;u üstünde geri d&ouml;ndü ve: "&#350;üphesiz ben sizden uza&#287;&#305;m. اünkü ben sizin g&ouml;rmedi&#287;inizi g&ouml;rüyorum, ben Allah'tan da korkuyorum" dedi. Allah (ceza ile) sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetli oland&#305;r.
8|49|Münaf&#305;klar ve kalplerinde hastal&#305;k olanlar &#351;&ouml;yle diyorlard&#305;: "Bunlar&#305; (Müslümanlar&#305;) dinleri aldatt&#305;." Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, &#351;üphesiz Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
8|50|Melekleri, onlar&#305;n yüzlerine ve arkalar&#305;na vurarak: "Yak&#305;c&#305; azab&#305; tad&#305;n" diye o inkar edenlerin canlar&#305;n&#305; al&#305;rken g&ouml;rmelisin.
8|51|Bu, ellerinizin &ouml;nceden takdim etti&#287;i i&#351;ler yüzündendir. Yoksa &#351;üphesiz Allah kullara zulmedici de&#287;ildir.
8|52|Firavun ailesinin ve onlardan &ouml;ncekilerin gidi&#351; tarz&#305; gibi Allah'&#305;n ayetlerini inkar ettiler de, Allah da onlar&#305; günahlar&#305;ndan dolay&#305; yakalay&#305;verdi. &#350;üphesiz, Allah, en büyük kuvvet sahibidir, sonuçland&#305;rmas&#305; pek &#351;iddetlidir.
8|53|Nedeni &#351;u: Bir kavim (toplum), kendinde olan&#305; de&#287;i&#351;tirinceye kadar Allah, ona nimet olarak ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirici de&#287;ildir. Allah &#351;üphesiz i&#351;itendir, bilendir.
8|54|Firavun ailesinin ve onlardan &ouml;ncekilerin gidi&#351; tarz&#305; gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanlad&#305;lar; Biz de günahlar&#305; dolay&#305;s&#305;yla onlar&#305; helak ettik. Firavun ordusunu suda bo&#287;duk. Onlar&#305;n tümü zulmeden kimselerdi.
8|55|Allah Kat&#305;nda canl&#305;lar&#305;n en k&ouml;tüsü, &#351;üphesiz inkar edenlerdir. Onlar art&#305;k inanmazlar.
8|56|Bunlar, içlerinden antla&#351;ma yapt&#305;&#287;&#305;n kimselerdir ki, sonra her defas&#305;nda ahidlerini bozarlar. Onlar sak&#305;nmazlar.
8|57|Bundan dolay&#305;, sava&#351;ta onlar&#305; yakalarsan, &ouml;yle darmada&#287;&#305;n et ki, onlarla arkalar&#305;ndan gelecek olanlar(&#305; cayd&#305;r). Umulur ki ibret al&#305;rlar.
8|58|E&#287;er bir kavmin ihanet edece&#287;inden kesin olarak korkarsan, sen de aç&#305;k ve adil bir tutumla (onlarla olan anla&#351;ma metnini ve diplomatik ili&#351;kiyi) at. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.
8|59|&#304;nkar edenler, kaç&#305;p-kurtulduklar&#305;n&#305; sanmas&#305;nlar; gerçek &#351;u ki, onlar (Bizi) aciz b&#305;rakamazlar.
8|60|Onlara kar&#351;&#305; gücünüzün yetti&#287;i kadar kuvvet ve besili atlar haz&#305;rlay&#305;n. Bununla, Allah'&#305;n dü&#351;man&#305; ve sizin dü&#351;man&#305;n&#305;z&#305; ve bunlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda sizin bilmeyip Allah'&#305;n bildi&#287;i di&#287;er (dü&#351;manlar&#305;) korkutup-cayd&#305;ras&#305;n&#305;z. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak &ouml;denir' ve siz haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazs&#305;n&#305;z.
8|61|E&#287;er onlar bar&#305;&#351;a e&#287;ilim g&ouml;sterirlerse, sen de ona e&#287;ilim g&ouml;ster ve Allah'a tevekkül et. اünkü O, i&#351;itendir, bilendir.
8|62|Onlar, seni aldatmak isterlerse, &#351;üphesiz Allah sana yeter. O, seni yard&#305;m&#305;yla ve mü'minlerle destekledi.
8|63|Ve onlar&#305;n kalplerini uzla&#351;t&#305;rd&#305;. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasayd&#305;n bile, onlar&#305;n kalplerini uzla&#351;t&#305;ramazd&#305;n. Ama Allah, aralar&#305;n&#305; bulup onlar&#305; uzla&#351;t&#305;rd&#305;. اünkü O, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
8|64|Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.
8|65|Ey Peygamber, mü'minleri sava&#351;a kar&#351;&#305; haz&#305;rlay&#305;p-te&#351;vik et. E&#287;er içinizde sabreden yirmi (ki&#351;i) bulunursa, iki yüz (ki&#351;iyi) ma&#287;lub edebilirler. Ve e&#287;er içinizden yüz (sab&#305;rl&#305; ki&#351;i) bulunursa, kafirlerden binini yener. اünkü onlar (gerçe&#287;i) kavramayan bir topluluktur.
8|66|&#350;imdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f oldu&#287;unu bildi. Sizden yüz sab&#305;rl&#305; (ki&#351;i) bulunursa, (onlar&#305;n) iki yüzünü bozguna u&#287;rat&#305;r; e&#287;er sizden bin (ki&#351;i) olursa, Allah'&#305;n izniyle (onlar&#305;n) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
8|67|Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazan&#305;ncaya kadar esir almas&#305; yak&#305;&#351;maz. Siz dünyan&#305;n geçici yarar&#305;n&#305; istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
8|68|E&#287;er Allah'&#305;n geçmi&#351;te bir yazmas&#305; (s&ouml;z vermesi) olmasayd&#305;, ald&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k size gerçekten büyük bir azap dokunurdu.
8|69|Art&#305;k ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
8|70|Ey peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: "E&#287;er Allah, sizin kalplerinizde bir hay&#305;r oldu&#287;unu bilirse (g&ouml;rürse) size sizden al&#305;nandan daha hay&#305;rl&#305;s&#305;n&#305; verir ve sizi ba&#287;&#305;&#351;lar. Allah ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
8|71|E&#287;er sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha &ouml;nce Allah'a da ihanet etmi&#351;lerdi; b&ouml;ylece O da, "bozguna u&#287;ramalar&#305; (için) sana imkan vermi&#351;ti.' Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
8|72|Gerçek &#351;u ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad edenler ile (hicret edenleri) bar&#305;nd&#305;ranlar ve yard&#305;m edenler, i&#351;te birbirlerinin velisi olanlar bunlard&#305;r. &#304;man edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir &#351;eyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yard&#305;m isterlerse, yard&#305;m üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar aras&#305;nda anla&#351;ma bulunan bir toplulu&#287;un aleyhinde de&#287;il. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
8|73|&#304;nkar edenler birbirlerinin velileridir. E&#287;er siz bunu yapmazsan&#305;z (birbirinize yard&#305;m etmez ve dost olmazsan&#305;z) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.
8|74|&#304;man edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) bar&#305;nd&#305;ranlar ve yard&#305;m edenler, i&#351;te gerçek mü'min olanlar bunlard&#305;r. Onlar için bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve üstün bir r&#305;z&#305;k vard&#305;r.
8|75|Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, i&#351;te onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah'&#305;n Kitab&#305;’na g&ouml;re, birbirlerine (mirasta) &ouml;nceliklidir. Do&#287;rusu Allah her&#351;eyi bilendir.
9|1|(Bu,) Mü&#351;riklerden kendileriyle antla&#351;ma imzalad&#305;klar&#305;n&#305;za Allah'tan ve Resûlü’nden kesin bir uyar&#305;d&#305;r.
9|2|Bundan b&ouml;yle yeryüzünde (size tan&#305;nm&#305;&#351; bir süre olarak) d&ouml;rt ay dola&#351;&#305;n. Ve bilin ki Allah'&#305; aciz b&#305;rakacak de&#287;ilsiniz. Gerçekten Allah, inkar edenleri hor ve a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;l&#305;c&#305;d&#305;r.
9|3|Ve büyük Hacc (Hacc-&#305; Ekber) günü, Allah'tan ve Resûlü’nden insanlara bir duyuru: Kesin olarak Allah, mü&#351;riklerden uzakt&#305;r, O'nun Resûlü de… E&#287;er tevbe ederseniz bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; yok e&#287;er yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'&#305; elbette aciz b&#305;rakacak de&#287;ilsiniz. &#304;nkar edenleri ac&#305; bir azapla müjdele.
9|4|Ancak mü&#351;riklerden kendileriyle antla&#351;ma imzalad&#305;klar&#305;n&#305;zdan (antla&#351;madan) bir &#351;eyi eksiltmeyenler ve size kar&#351;&#305; hiç kimseye yard&#305;m etmeyenler ba&#351;ka; art&#305;k antla&#351;malar&#305;n&#305;, süresi bitene kadar tamamlay&#305;n. &#350;üphesiz, Allah muttaki olanlar&#305; sever.
9|5|Haram aylar (süre tan&#305;nm&#305;&#351; d&ouml;rt ay) s&#305;yr&#305;l&#305;p-bitince (ç&#305;k&#305;nca) mü&#351;rikleri buldu&#287;unuz yerde &ouml;ldürün, onlar&#305; tutuklay&#305;n, ku&#351;at&#305;n ve onlar&#305;n bütün geçit yerlerini kesip-tutun. E&#287;er tevbe edip namaz k&#305;larlarsa ve zekat&#305; verirlerse yollar&#305;n&#305; aç&#305;verin. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
9|6|E&#287;er mü&#351;riklerden biri, senden 'eman isterse', ona eman ver; &ouml;yle ki Allah'&#305;n s&ouml;zünü dinlemi&#351; olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olaca&#287;&#305; yere ula&#351;t&#305;r.' Bu, onlar&#305;n elbette bilmeyen bir topluluk olmalar&#305; nedeniyledir.
9|7|Mescid-i Haram yan&#305;nda kendileriyle anla&#351;t&#305;klar&#305;n&#305;z d&#305;&#351;&#305;nda, mü&#351;riklerin Allah Kat&#305;nda ve Resûlünün kat&#305;nda nas&#305;l bir ahdi olabilir? &#350;u halde o (anla&#351;mal&#305; olanlar), size kar&#351;&#305; (do&#287;ru) bir tutum tak&#305;nd&#305;kça, siz de onlara kar&#351;&#305; do&#287;ru bir tutum tak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, muttaki olanlar&#305; sever.
9|8|Nas&#305;l olabilir ki!.. E&#287;er size kar&#351;&#305; galip gelirlerse size kar&#351;&#305; ne 'akrabal&#305;k ba&#287;lar&#305;n&#305;', ne de 's&ouml;zle&#351;me hükümlerini' g&ouml;zetip-tan&#305;rlar. Sizi a&#287;&#305;zlar&#305;yla ho&#351;nut k&#305;larlar, kalpleri ise kar&#351;&#305; koyar. Onlar&#305;n ço&#287;u fas&#305;k kimselerdir.
9|9|Allah'&#305;n ayetlerine kar&#351;&#305;l&#305;k az bir de&#287;eri sat&#305;n ald&#305;lar, b&ouml;ylece O'nun yolunu engellediler. Onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305; gerçekten ne k&ouml;tüdür.
9|10|Onlar (hiç) bir mü'mine kar&#351;&#305; ne 'akrabal&#305;k ba&#287;lar&#305;n&#305;', ne de 's&ouml;zle&#351;me hükümlerini' g&ouml;zetip tan&#305;rlar. &#304;&#351;te bunlar, haddi a&#351;makta olanlard&#305;r.
9|11|E&#287;er onlar tevbe edip namaz&#305; k&#305;larlarsa ve zekat&#305; verirlerse, art&#305;k onlar sizin dinde karde&#351;lerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klar&#305;z.
9|12|Ve e&#287;er antla&#351;malardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize h&#305;nç besleyip-sald&#305;r&#305;rlarsa, bu durumda küfrün &ouml;nderleriyle çarp&#305;&#351;&#305;n. اünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar.
9|13|Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (sava&#351;a) ba&#351;layan bir toplulukla sava&#351;maz m&#305;s&#305;n&#305;z? Korkuyor musunuz onlardan? E&#287;er inan&#305;yorsan&#305;z, Kendisi'nden korkman&#305;za Allah daha lay&#305;kt&#305;r.
9|14|Onlarla çarp&#305;&#351;&#305;n&#305;z. Allah, onlar&#305; sizin ellerinizle azapland&#305;rs&#305;n, hor ve a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;ls&#305;n ve onlara kar&#351;&#305; size zafer versin, mü'minler toplulu&#287;unun g&ouml;&#287;sünü &#351;ifaya kavu&#351;tursun.
9|15|Ve kalplerindeki &ouml;fkeyi gidersin. Allah diledi&#287;inin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|16|Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü’nden ve mü'minlerden ba&#351;ka s&#305;r-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) ç&#305;karmadan' b&#305;rak&#305;l&#305;verece&#287;inizi mi sand&#305;n&#305;z? Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
9|17|&#350;irk ko&#351;anlar&#305;n, kendi inkarlar&#305;na bizzat kendileri &#351;ahidler iken, Allah'&#305;n mescidlerini onarmalar&#305;na (hak ve yetkileri) yoktur. &#304;&#351;te bunlar, yapt&#305;klar&#305; bo&#351;a gitmi&#351; olanlard&#305;r. Ve bunlar ate&#351;te süresiz kalacak olanlard&#305;r.
9|18|Allah'&#305;n mescidlerini, yaln&#305;zca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lan, zekat&#305; veren ve Allah'tan ba&#351;kas&#305;ndan korkmayanlar onarabilir. &#304;&#351;te, hidayete erenlerden olduklar&#305; umulanlar bunlard&#305;r.
9|19|Hac&#305;lara su da&#287;&#305;tmay&#305; ve Mescid-i Haram'&#305; onarmay&#305;, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yapt&#305;klar&#305;) gibi mi sayd&#305;n&#305;z? (Bunlar) Allah Kat&#305;nda bir olmazlar. Allah zulmeden bir toplulu&#287;a hidayet vermez.
9|20|&#304;man edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad edenlerin Allah Kat&#305;nda büyük dereceleri vard&#305;r. &#304;&#351;te 'kurtulu&#351;a ve mutlulu&#287;a' erenler bunlard&#305;r.
9|21|Rableri onlara Kat&#305;ndan bir rahmeti, bir ho&#351;nutlu&#287;u ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.
9|22|Onda ebedi kal&#305;c&#305;d&#305;rlar. &#350;üphesiz Allah, büyük mükafat Kat&#305;nda oland&#305;r.
9|23|Ey iman edenler, e&#287;er imana kar&#351;&#305; inkar&#305; sevip-tercih ediyorlarsa, babalar&#305;n&#305;z&#305; ve karde&#351;lerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onlar&#305; veli edinirse, i&#351;te bunlar zulmeden kimselerdir.
9|24|De ki: "E&#287;er babalar&#305;n&#305;z, çocuklar&#305;n&#305;z, karde&#351;leriniz, e&#351;leriniz, a&#351;iretiniz, kazand&#305;&#287;&#305;n&#305;z mallar, az kar getirece&#287;inden korktu&#287;unuz ticaret ve ho&#351;unuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, art&#305;k Allah'&#305;n emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fas&#305;klar toplulu&#287;una hidayet vermez.
9|25|Andolsun, Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yard&#305;m etti. Hani çok say&#305;da olu&#351;unuz sizi b&ouml;bürlendirip-gururland&#305;rm&#305;&#351;t&#305;, fakat size bir &#351;ey de sa&#287;layamam&#305;&#351;t&#305;. Yer ise, bütün geni&#351;li&#287;ine ra&#287;men size dar gelmi&#351;ti, sonra arkan&#305;za d&ouml;nüp gerisin geri gitmi&#351;tiniz.
9|26|(Bundan) Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin g&ouml;rmedi&#287;iniz ordular&#305; indirdi ve inkar edenleri azapland&#305;rd&#305;. Bu, inkarc&#305;lar&#305;n cezas&#305;d&#305;r.
9|27|Bunun ard&#305;ndan Allah, diledi&#287;i kimseden tevbesini kabul eder. Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
9|28|Ey iman edenler, mü&#351;rikler ancak bir pisliktirler; &ouml;yleyse bu y&#305;llar&#305;ndan sonra art&#305;k Mescid-i Haram'a yakla&#351;mas&#305;nlar. E&#287;er ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsan&#305;z, Allah dilerse sizi Kendi fazl&#305;ndan zengin k&#305;lar. &#350;üphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|29|Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'&#305;n ve Resûlü’nün haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; haram tan&#305;mayan ve hak dini (&#304;slam'&#305;) din edinmeyenlerle, küçük dü&#351;ürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar sava&#351;&#305;n.
9|30|Yahudiler: "ـzeyir Allah'&#305;n o&#287;ludur" dediler; H&#305;ristiyanlar da: "Mesih Allah'&#305;n o&#287;ludur" dediler. Bu, onlar&#305;n a&#287;&#305;zlar&#305;yla s&ouml;ylemeleridir; onlar, bundan &ouml;nceki inkar edenlerin s&ouml;zlerini taklid ediyorlar. Allah onlar&#305; kahretsin; nas&#305;l da çevriliyorlar?
9|31|Onlar, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem o&#287;lu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir &#304;lah'a ibadet etmekten ba&#351;ka bir &#351;eyle emrolunmad&#305;lar. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. O, bunlar&#305;n &#351;irk ko&#351;tuklar&#305; &#351;eylerden Yücedir.
9|32|A&#287;&#305;zlar&#305;yla Allah'&#305;n nurunu s&ouml;ndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan ba&#351;kas&#305;n&#305; istemiyor.
9|33|Mü&#351;rikler istemese de, O, dini (&#304;slam'&#305;) bütün dinlere üstün k&#305;lmak için elçisini hidayetle ve hak dinle g&ouml;nderen O'dur.
9|34|Ey iman edenler, gerçek &#351;u ki, (Yahudi) bilginlerinden ve (H&#305;ristiyan) rahiplerinden ço&#287;u, insanlar&#305;n mallar&#305;n&#305; haks&#305;zl&#305;kla yerler ve Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyarlar. Alt&#305;n&#305; ve gümü&#351;ü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara ac&#305; bir azab&#305; müjdele.
9|35|Bunlar&#305;n üzerlerinin cehennem ate&#351;inde k&#305;zd&#305;r&#305;laca&#287;&#305; gün, onlar&#305;n al&#305;nlar&#305;, b&ouml;&#287;ürleri ve s&#305;rtlar&#305; bunlarla da&#287;lanacak (ve:) "&#304;&#351;te bu, kendiniz için y&#305;&#287;&#305;p-saklad&#305;klar&#305;n&#305;zd&#305;r; y&#305;&#287;&#305;p-saklad&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; tad&#305;n" (denilecek).
9|36|Gerçek &#351;u ki, Allah Kat&#305;nda aylar&#305;n say&#305;s&#305;, g&ouml;kleri ve yeri yaratt&#305;&#287;&#305; günden beri Allah'&#305;n kitab&#305;nda on ikidir. Bunlardan d&ouml;rdü haram aylard&#305;r. &#304;&#351;te dosdo&#287;ru olan hesab (din) budur. ضyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onlar&#305;n sizlerle topluca sava&#351;mas&#305; gibi siz de mü&#351;riklerle topluca sava&#351;&#305;n. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
9|37|(Haram aylar&#305;) Ertelemek ancak inkarda bir art&#305;&#351;t&#305;r. Bununla kafirler &#351;a&#351;&#305;rt&#305;l&#305;p-sapt&#305;r&#305;l&#305;r. Allah'&#305;n haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305;na say&#305; bak&#305;m&#305;ndan uymak için, onu bir y&#305;l helal, bir y&#305;l haram k&#305;l&#305;yorlar. B&ouml;ylelikle Allah'&#305;n haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; helal k&#305;lm&#305;&#351; oluyorlar. Yapt&#305;klar&#305;n&#305;n k&ouml;tülü&#287;ü kendilerine 'çekici ve süslü' g&ouml;sterilmi&#351;tir. Allah, inkarc&#305; bir toplulu&#287;a hidayet vermez.
9|38|Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda sava&#351;a ku&#351;an&#305;n denildi&#287;i zaman, yer(iniz)de a&#287;&#305;rla&#351;&#305;p kald&#305;n&#305;z? Ahiretten (cay&#305;p) dünya hayat&#305;na m&#305; raz&#305; oldunuz? Ama ahirettekine (g&ouml;re), bu dünya hayat&#305;n&#305;n yarar&#305; pek azd&#305;r.
9|39|E&#287;er sava&#351;a ku&#351;an&#305;p-ç&#305;kmazsan&#305;z, O sizi pek ac&#305; bir azapla azapland&#305;racak ve yerinize bir ba&#351;ka toplulu&#287;u getirip de&#287;i&#351;tirecektir. Siz O'na hiçbir &#351;eyle zarar veremezsiniz. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
9|40|Siz Ona (Peygambere) yard&#305;m etmezseniz, Allah Ona yard&#305;m etmi&#351;tir. Hani kafirler ikiden biri olarak Onu (Mekke'den) ç&#305;karm&#305;&#351;lard&#305;; ikisi ma&#287;arada olduklar&#305;nda arkada&#351;&#305;na &#351;&ouml;yle diyordu: "Hüzne kap&#305;lma, elbette Allah bizimle beraberdir." B&ouml;ylece Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmi&#351;ti, Onu sizin g&ouml;rmedi&#287;iniz ordularla desteklemi&#351;, inkara edenlerin de kelimesini (inkar ça&#287;r&#305;lar&#305;n&#305;) alçaltm&#305;&#351;t&#305;. Oysa Allah'&#305;n kelimesi, Yüce oland&#305;r. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|41|Hafif ve a&#287;&#305;r sava&#351;a ku&#351;an&#305;p ç&#305;k&#305;n ve Allah yolunda mallar&#305;n&#305;zla ve canlar&#305;n&#305;zla cihad edin. E&#287;er bilirseniz, bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
9|42|E&#287;er yak&#305;n bir yarar ve orta bir sefer olsayd&#305;, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "E&#287;er güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (sava&#351;a) ç&#305;kard&#305;k." diye sana Allah ad&#305;na yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onlar&#305;n gerçekten yalan s&ouml;ylediklerini biliyor.
9|43|Allah seni affetsin; do&#287;ru s&ouml;yleyenler sana aç&#305;kça belli oluncaya ve yalanc&#305;lar&#305; da &ouml;&#287;reninceye kadar niye onlara izin verdin?
9|44|Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad etmekten (kaç&#305;nmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.
9|45|Senden, yaln&#305;zca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri ku&#351;kuya kap&#305;l&#305;p, ku&#351;kular&#305;nda karars&#305;zl&#305;&#287;a dü&#351;enler izin ister.
9|46|E&#287;er (sava&#351;a) ç&#305;kmak isteselerdi, herhalde ona bir haz&#305;rl&#305;k yaparlard&#305;. Ancak Allah, (sava&#351;a) g&ouml;nderilmelerini çirkin g&ouml;rdü de ayaklar&#305;n&#305; dolad&#305; ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.
9|47|Sizinle birlikte ç&#305;ksalard&#305;, size 'k&ouml;tülük ve zarardan' ba&#351;ka bir &#351;ey ilave etmez ve aran&#305;za mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. &#304;çinizde onlara 'haber ta&#351;&#305;yanlar' vard&#305;r. Allah, zulmedenleri bilir.
9|48|Andolsun, daha &ouml;nce onlar fitne aram&#305;&#351;lard&#305;. Ve sana kar&#351;&#305; birtak&#305;m i&#351;ler çevirmi&#351;lerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'&#305;n emri ortaya ç&#305;k&#305;p-üstünlük sa&#287;lad&#305;.
9|49|Onlardan bir k&#305;sm&#305;: "Bana izin ver ve beni fitneye katma" der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine dü&#351;mü&#351;lerdir. Hiç &#351;üphesiz cehennem, o inkar edenleri mutlaka çepeçevre ku&#351;at&#305;c&#305;d&#305;r.
9|50|Sana iyilik dokunursa, bu onlar&#305; fenala&#351;t&#305;r&#305;r, bir musibet isabet edince ise: "Biz &ouml;nceden tedbirimizi alm&#305;&#351;t&#305;k" derler ve sevinç içinde d&ouml;nüp giderler.
9|51|De ki: "Allah'&#305;n bizim için yazd&#305;klar&#305; d&#305;&#351;&#305;nda, bize kesinlikle hiçbir &#351;ey isabet etmez. O bizim Mevlam&#305;zd&#305;r. Ve mü'minler yaln&#305;zca Allah'a tevekkül etmelidirler."
9|52|De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (&#351;ehidlik veya zaferden) birinin d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'&#305;n ya Kendi Kat&#305;ndan veya bizim elimizle size bir azap dokunduraca&#287;&#305;n&#305; bekliyoruz. ضyleyse siz bekleyedurun, ku&#351;kusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz.
9|53|De ki: "&#304;steyerek veya istemeyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. اünkü siz bir fas&#305;klar toplulu&#287;u oldunuz."
9|54|&#304;nfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen &#351;ey, Allah'&#305; ve elçisini tan&#305;mamalar&#305;, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve ho&#351;lar&#305;na gitmiyorken infak etmeleridir.
9|55|&#350;u halde onlar&#305;n mallar&#305; ve çocuklar&#305; seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onlar&#305; dünya hayat&#305;nda azapland&#305;rmak ve canlar&#305;n&#305;n inkar içindeyken zorlukla ç&#305;kmas&#305;n&#305; ister.
9|56|Gerçekten sizden olduklar&#305;na dair Allah ad&#305;na yemin ederler. Oysa onlar sizden de&#287;ildirler. Ancak onlar &ouml;dleri kopan bir topluluktur.
9|57|E&#287;er onlar bir s&#305;&#287;&#305;nak ya da (kalacak) ma&#287;aralar veya girebilecekleri bir yer bulsalard&#305;, h&#305;zla oraya y&ouml;nelip ko&#351;arlard&#305;.
9|58|Onlardan sadakalar konusunda seni yad&#305;rgayacaklar vard&#305;r. Ondan kendilerine verilirse ho&#351;lan&#305;rlar, kendilerine verilmedi&#287;i zaman bu sefer gazablan&#305;rlar.
9|59|E&#287;er onlar, Allah'&#305;n ve elçisinin verdiklerine ho&#351;nut olsalard&#305; ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yak&#305;nda bize fazl&#305;ndan verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a ra&#287;bet edenleriz" deselerdi (ya).
9|60|Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yaln&#305;zca fakirler, dü&#351;künler, (zekat) i&#351;inde g&ouml;revli olanlar, kalpleri &#305;s&#305;nd&#305;r&#305;lacaklar, k&ouml;leler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalm&#305;&#351;(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|61|&#304;çlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her s&ouml;zü dinleyen) bir kulakt&#305;r" diyenler vard&#305;r. De ki: "O sizin için bir hay&#305;r kula&#287;&#305;d&#305;r. Allah'a iman eder, mü'minlere inan&#305;p-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'&#305;n elçisine eziyet edenler... Onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r."
9|62|Sizi ho&#351;nut k&#305;lmak için Allah'a yemin ederler; oysa mü'min iseler, ho&#351;nut k&#305;l&#305;nmaya Allah ve elçisi daha lay&#305;kt&#305;r.
9|63|Bilmiyorlar m&#305;, kim Allah'a ve elçisine kar&#351;&#305; koymaya çal&#305;&#351;&#305;rsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ate&#351;i vard&#305;r? &#304;&#351;te en büyük a&#351;a&#287;&#305;lanma budur.
9|64|Münaf&#305;klar, kalplerinde olan&#305; kendilerine haber verecek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin. &#350;üphesiz, Allah kaç&#305;nmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; aç&#305;&#287;a ç&#305;karand&#305;r."
9|65|Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalm&#305;&#351;, oyalan&#305;yorduk" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?"
9|66|ضzür belirtmeyiniz. Siz, iman&#305;n&#305;zdan sonra inkara sapt&#305;n&#305;z. Sizden bir toplulu&#287;u ba&#287;&#305;&#351;lasak da, bir toplulu&#287;unuzu gerçekten suçlu-günahkar olmalar&#305; nedeniyle azapland&#305;raca&#287;&#305;z.
9|67|Münaf&#305;k erkekler ve münaf&#305;k kad&#305;nlar, baz&#305;s&#305; baz&#305;s&#305;ndand&#305;r; k&ouml;tülü&#287;ü emrederler, iyilikten al&#305;koyarlar, ellerini s&#305;ms&#305;k&#305; tutarlar. Onlar Allah'&#305; unuttular; O da onlar&#305; unuttu. &#350;üphesiz, münaf&#305;klar f&#305;ska sapanlard&#305;r.
9|68|Allah, erkek münaf&#305;klara da, kad&#305;n münaf&#305;klara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ate&#351;ini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onlar&#305; lanetlemi&#351;tir ve onlar için sürekli bir azap vard&#305;r.
9|69|Sizden &ouml;nceki (münaf&#305;klar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bak&#305;m&#305;ndan daha güçlü, mal ve çocuklar bak&#305;m&#305;ndan daha çoktular. Onlar kendi paylar&#305;yla yararlanmaya bakt&#305;lar; siz de, sizden &ouml;ncekilerin kendi paylar&#305;yla yararlanmaya kalk&#305;&#351;malar&#305; gibi, kendi paylar&#305;n&#305;zla yararlanmaya bakt&#305;n&#305;z ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi dald&#305;n&#305;z. &#304;&#351;te onlar&#305;n dünyada ahirette bütün yap&#305;p-ettikleri (amelleri) bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r ve i&#351;te onlar kayba u&#287;rayanlard&#305;r.
9|70|Onlara, kendilerinden &ouml;ncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, &#304;brahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan &#351;ehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaç&#305;k deliller getirmi&#351;lerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor de&#287;ildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
9|71|Mü'min erkekler ve mü'min kad&#305;nlar birbirlerinin velileridirler. &#304;yili&#287;i emreder, k&ouml;tülükten sak&#305;nd&#305;r&#305;rlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar, zekat&#305; verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. &#304;&#351;te Allah'&#305;n kendilerine rahmet edece&#287;i bunlard&#305;r. &#350;üphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|72|Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kad&#305;nlara içinde ebedi kalmak üzere, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmi&#351;tir. Allah'tan olan ho&#351;nutluk ise en büyüktür. &#304;&#351;te büyük kurtulu&#351; ve mutluluk budur.
9|73|Ey Peygamber, kafirlerle ve münaf&#305;klarla cihad et ve onlara kar&#351;&#305; sert ve cayd&#305;r&#305;c&#305; davran. Onlar&#305;n bar&#305;nma yerleri cehennemdir, ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o!..
9|74|Allah'a and içiyorlar ki (o inkar s&ouml;zünü) s&ouml;ylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar s&ouml;zünü s&ouml;ylemi&#351;lerdir ve &#304;slaml&#305;klar&#305;ndan sonra inkara sapm&#305;&#351;lard&#305;r ve eri&#351;emedikleri bir &#351;eye yeltenmi&#351;lerdir. Oysa intikama kalk&#305;&#351;malar&#305;n&#305;n, kendilerini Allah'&#305;n ve elçisinin bol ihsan&#305;ndan zengin k&#305;lmas&#305;ndan ba&#351;ka (bir nedeni) yoktu. E&#287;er tevbe ederlerse kendileri için hay&#305;rl&#305; olur, e&#287;er yüz çevirirlerse Allah onlar&#305; dünyada da, ahirette de ac&#305; bir azapla azapland&#305;r&#305;r. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yard&#305;mc&#305; yoktur.
9|75|Onlardan kimi de: "Andolsun, e&#287;er bize bol ihsan&#305;ndan verirse gerçekten sadaka verece&#287;iz ve salihlerden olaca&#287;&#305;z" diye Allah'a ahdetmi&#351;tir.
9|76|Onlara Kendi bol ihsan&#305;ndan verince ise, onunla cimrilik yapt&#305;lar ve yüz çevirdiler; onlar b&ouml;yle s&#305;rt d&ouml;nenlerdir.
9|77|B&ouml;ylece O da, Allah'a verdikleri s&ouml;zü tutmamalar&#305; ve yalan s&ouml;ylemeleri nedeniyle, kendisiyle kar&#351;&#305;la&#351;acaklar&#305; güne kadar, kalplerinde nifak&#305; (sonuçta k&ouml;klü bir duygu olarak) yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;.
9|78|Onlar bilmiyorlar m&#305; ki, elbette Allah, onlar&#305;n gizli tuttuklar&#305;n&#305; da, f&#305;s&#305;lda&#351;t&#305;klar&#305;n&#305; da biliyor. Gerçekten Allah, gayb&#305;n bilgisine sahip oland&#305;r.
9|79|Sadakalar konusunda, mü'minlerden ek ba&#287;&#305;&#351;larda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) ba&#351;kas&#305;n&#305; bulamayanlar&#305; yad&#305;rgayarak bunlarla alay edenler; Allah (as&#305;l) onlar&#305; alay konusu k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r ve onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
9|80|Sen, onlar için ister ba&#287;&#305;&#351;lanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmi&#351; kere ba&#287;&#305;&#351;lanma dilesen de, Allah onlar&#305; kesinlikle ba&#287;&#305;&#351;lamaz. Bu, gerçekten onlar&#305;n Allah'a ve elçisine (kar&#351;&#305;) nank&ouml;rlük etmeleri dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r. Allah fas&#305;klar toplulu&#287;una hidayet vermez.
9|81|Allah'&#305;n elçisine muhalif olarak (sava&#351;tan) geri kalanlar oturup-kalmalar&#305;na sevindiler ve Allah yolunda mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad etmeyi çirkin g&ouml;rerek: "Bu s&#305;cakta (sava&#351;a) ç&#305;kmay&#305;n" dediler. De ki: "Cehennem ate&#351;inin s&#305;cakl&#305;&#287;&#305; daha &#351;iddetlidir." Bir kavray&#305;p-anlasalard&#305;.
9|82|ضyleyse kazand&#305;klar&#305;n&#305;n cezas&#305; olarak az gülsünler, çok a&#287;las&#305;nlar.
9|83|Bundan b&ouml;yle, Allah seni onlardan bir toplulu&#287;un yan&#305;na d&ouml;ndürür de, (yine sava&#351;a) ç&#305;kmak için senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak benimle hiçbir zaman (sava&#351;a) ç&#305;kamazs&#305;n&#305;z ve kesin olarak benimle bir dü&#351;mana kar&#351;&#305; sava&#351;amazs&#305;n&#305;z. اünkü siz oturmay&#305; ilk defa ho&#351; g&ouml;rdünüz; &ouml;yleyse geride kalanlarla birlikte oturun."
9|84|Onlardan &ouml;len birinin namaz&#305;n&#305; hiçbir zaman k&#305;lma, mezar&#305; ba&#351;&#305;nda durma. اünkü onlar, Allah'a ve elçisine (kar&#351;&#305;) inkara sapt&#305;lar ve fas&#305;k kimseler olarak &ouml;ldüler.
9|85|Onlar&#305;n mallar&#305; ve evlatlar&#305; seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onlar&#305; dünyada azapland&#305;rmak ve canlar&#305;n&#305;n onlar inkar içindeyken zorluk içinde ç&#305;kmas&#305;n&#305; istiyor.
9|86|"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihad etmeye ç&#305;k&#305;n" diye bir sûre indirildi&#287;i zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi b&#305;rak&#305;ver, oturanlarla birlikte olal&#305;m" dediler.
9|87|(Sava&#351;tan) Geri kalanlarla birlikte olmay&#305; seçtiler. Onlar&#305;n kalpleri mühürlenmi&#351;tir. Bundan dolay&#305; kavray&#305;p-anlamazlar.
9|88|Ama ve onunla birlikte olan mü'minler, mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla cihad ettiler; i&#351;te bütün hay&#305;rlar onlar&#305;nd&#305;r ve kurtulu&#351;a erenler onlard&#305;r.
9|89|Allah onlar için, süresiz kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler haz&#305;rlad&#305;. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
9|90|Bedevilerden &ouml;zür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan s&ouml;yleyenler de oturup kald&#305;. Onlardan inkar edenlere pek ac&#305; bir azap isabet edecektir.
9|91|Allah'a ve elçisine kar&#351;&#305; 'içten ba&#287;l&#305; kal&#305;p hayra ça&#287;&#305;ranlar' olduklar&#305; sürece, güçsüz-zay&#305;flara, hastalara ve infak etmek için bir &#351;ey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. &#304;yilik edenlerin aleyhinde de bir yol yoktur. Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
9|92|Bir de (sava&#351;a kat&#305;labilecekleri bir bine&#287;e) bindirmen için sana her geli&#351;lerinde "Sizi bindirecek bir &#351;ey bulam&#305;yorum" dedi&#287;in ve infak edecek bir &#351;ey bulamay&#305;p hüzünlerinden dolay&#305; g&ouml;zlerinden ya&#351;lar bo&#351;ana bo&#351;ana geri d&ouml;nenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.
9|93|Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin olduklar&#305; halde (sava&#351;a ç&#305;kmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmay&#305; seçerler. Allah, onlar&#305;n kalplerini mühürlemi&#351;tir. Bundan dolay&#305; onlar, bilmezler.
9|94|Onlara geri d&ouml;ndü&#287;ünüzde size &ouml;zür belirttiler. De ki: "ضzür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanm&#305;yoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermi&#351;tir. Yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; Allah g&ouml;recektir, O'nun elçisi de. Sonra gayb&#305; da, mü&#351;ahede edilebileni de bilene d&ouml;ndürüleceksiniz ve O, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; size haber verecektir."
9|95|Onlara geri d&ouml;ndü&#287;ünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Art&#305;k siz onlara s&#305;rt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklar&#305;n&#305;n bir cezas&#305; olarak, bar&#305;nma yerleri cehennemdir.
9|96|Kendilerinden ho&#351;nut olman&#305;z için size yemin ederler. Siz onlardan ho&#351;nut olsan&#305;z bile &#351;üphesiz Allah, fas&#305;klar toplulu&#287;undan ho&#351;nut olmaz.
9|97|Bedeviler inkar ve nifak bak&#305;m&#305;ndan daha &#351;iddetlidir. Allah'&#305;n elçisine indirdi&#287;i s&#305;n&#305;rlar&#305; bilmemeye de onlar daha 'yatk&#305;n ve elveri&#351;lidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|98|Bedevilerden &ouml;yleleri vard&#305;r ki, infak etti&#287;ini bir cereme sayar ve sizi felaketlerin sar&#305;vermesini bekler. K&ouml;tü felaket onlar&#305; sars&#305;n. Allah i&#351;itendir, bilendir.
9|99|Bedevilerden &ouml;yleleri de vard&#305;r ki, onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve infak etti&#287;ini Allah Kat&#305;nda bir yak&#305;nla&#351;maya ve elçinin dua ve ba&#287;&#305;&#351;lama dileklerine (bir yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yak&#305;nla&#351;mad&#305;r. Allah da onlar&#305; Kendi rahmetine sokacakt&#305;r. &#350;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
9|100|ضne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan ho&#351;nut olmu&#351;tur, onlar da O'ndan ho&#351;nut olmu&#351;lard&#305;r ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacaklar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
9|101|اevrenizdeki bedevilerden münaf&#305;k olanlar vard&#305;r ve Medine halk&#305;ndan da nifak&#305; al&#305;&#351;kanl&#305;&#287;a çevirmi&#351; olanlar vard&#305;r. Sen onlar&#305; bilmezsin, Biz onlar&#305; biliriz. Biz onlar&#305; iki kere azapland&#305;raca&#287;&#305;z, sonra onlar büyük bir azaba d&ouml;ndürülecekler.
9|102|Di&#287;erleri günahlar&#305;n&#305; itiraf ettiler, onlar salih bir ameli bir ba&#351;ka k&ouml;tüyle kar&#305;&#351;t&#305;rm&#305;&#351;lard&#305;r. Umulur ki Allah tevbelerini kabul eder. Hiç &#351;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
9|103|Onlar&#305;n mallar&#305;ndan sadaka al, bununla onlar&#305; temizlemi&#351;, ar&#305;nd&#305;rm&#305;&#351; olursun. Onlara dua et. Do&#287;rusu, senin duan, onlar için 'bir sükûnet ve huzurdur.' Allah i&#351;itendir, bilendir.
9|104|Onlar bilmiyorlar m&#305; ki, gerçekten Allah kullar&#305;ndan tevbeleri kabul edecek ve sadakalar&#305; alacak olan O'dur. &#350;üphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O'dur.
9|105|De ki: "Yap&#305;p-edin. Allah sizin yap&#305;p-ettiklerinizi (amellerinizi) g&ouml;recektir. O'nun elçisi ve mü'minler de. Yak&#305;nda gayb&#305; ve mü&#351;ahede edilebileni Bilen'e d&ouml;ndürüleceksiniz ve O, size yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber verecektir."
9|106|Di&#287;er bir k&#305;sm&#305;, Allah'&#305;n emri için ertelenmi&#351;lerdir. O, bunlar&#305;, ya azapland&#305;racak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|107|Zarar vermek, inkar&#305; (peki&#351;tirmek), mü'minlerin aras&#305;n&#305; ay&#305;rmak ve daha &ouml;nce Allah'a ve elçisine kar&#351;&#305; sava&#351;an&#305; g&ouml;zlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten ba&#351;ka bir &#351;ey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onlar&#305;n &#351;üphesiz yalanc&#305; olduklar&#305;na &#351;ahidlik etmektedir.
9|108|Sen bunun (b&ouml;yle bir mescidin) içinde hiçbir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve di&#287;er i&#351;lere) durmana daha uygundur. Onda, ar&#305;nmay&#305; içten-arzulayan adamlar vard&#305;r. Allah ar&#305;nanlar&#305; sever.
9|109|Binas&#305;n&#305;n temelini, Allah korkusu ve ho&#351;nutlu&#287;u üzerine kuran kimse mi hay&#305;rl&#305;d&#305;r, yoksa binas&#305;n&#305;n temelini g&ouml;çecek bir yar&#305;n kenar&#305;na kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ate&#351;i içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir toplulu&#287;a hidayet vermez.
9|110|Onlar&#305;n kalpleri parçalanmad&#305;kça, kurduklar&#305; bina kalplerinde bir &#351;üphe olarak sürüp-gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9|111|Hiç &#351;üphesiz Allah, mü'minlerden -kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlar&#305;n&#305; ve mallar&#305;n&#305; sat&#305;n alm&#305;&#351;t&#305;r. Onlar Allah yolunda sava&#351;&#305;rlar, &ouml;ldürürler ve &ouml;ldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, &#304;ncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa g&ouml;sterecek olan kimdir? &#350;u halde yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z bu al&#305;&#351;-veri&#351;ten dolay&#305; sevinip-müjdele&#351;iniz. &#304;&#351;te 'büyük kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
9|112|Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (&#304;slam u&#287;runda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyili&#287;i emredenler, k&ouml;tülükten sak&#305;nd&#305;ranlar ve Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
9|113|Kendilerine onlar&#305;n gerçekten ç&#305;lg&#305;n ate&#351;in arkada&#351;lar&#305; olduklar&#305; aç&#305;kland&#305;ktan sonra -yak&#305;nlar&#305; dahi olsa- mü&#351;rikler için ba&#287;&#305;&#351;lanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yara&#351;maz.
9|114|&#304;brahim'in babas&#305; için ba&#287;&#305;&#351;lanma dilemesi, yaln&#305;zca ona verdi&#287;i bir s&ouml;z dolay&#305;s&#305;yla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a dü&#351;man oldu&#287;u aç&#305;klan&#305;nca ondan uzakla&#351;t&#305;. Do&#287;rusu &#304;brahim, çok duygulu, yumu&#351;ak huyluydu.
9|115|Bir toplulu&#287;a Allah, hidayet verdikten sonra, korkup-sak&#305;nacaklar&#305; &#351;eyleri kendilerine aç&#305;klay&#305;ncaya kadar, onlar&#305; sap&#305;kl&#305;&#287;a sürükleyecek de&#287;ildir. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eyi bilendir.
9|116|Gerçek &#351;u ki, g&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r; diriltir ve &ouml;ldürür. Sizin Allah'tan ba&#351;ka veliniz ve yard&#305;mc&#305;n&#305;z yoktur.
9|117|Andolsun Allah, Peygamberin, muhacirlerin ve ensar&#305;n üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir b&ouml;lümünün kalbi neredeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onlar&#305;n tevbelerini kabul etti. اünkü O, onlara (kar&#351;&#305;) çok &#351;efkatlidir, çok esirgeyicidir.
9|118|(Sava&#351;tan) Geri b&#305;rak&#305;lan üç (ki&#351;iyi) de (ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;). ضyle ki, bütün geni&#351;li&#287;ine ra&#287;men yeryüzü onlara dar gelmi&#351;ti, nefisleri de kendilerine dar (s&#305;k&#305;nt&#305;l&#305;) gelmi&#351;ti ve O'nun d&#305;&#351;&#305;nda (yine) Allah'tan ba&#351;ka bir s&#305;&#287;&#305;nacak olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; iyice anlad&#305;lar. Sonra tevbe etsinler diye onlar&#305;n tevbesini kabul etti. &#350;üphesiz Allah, (yaln&#305;zca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
9|119|Ey iman edenler, Allah'tan sak&#305;n&#305;n ve do&#287;ru (sad&#305;k)larla birlikte olun.
9|120|Medine halk&#305;na ve çevresindeki bedevilere, Allah’&#305;n elçisinden geri kalmalar&#305;, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yak&#305;&#351;maz. Bu, gerçekten onlar&#305;n Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayan&#305;lmaz bir açl&#305;k' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve &ouml;fkeyle ayakland&#305;racak' bir yere ayak basmalar&#305; ve dü&#351;mana kar&#351;&#305; bir ba&#351;ar&#305; kazanmalar&#305; kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda, mutlaka onlara bununla salih bir amel yaz&#305;lm&#305;&#351; olmas&#305; nedeniyledir. &#350;üphesiz Allah, iyilik yapanlar&#305;n ecrini kaybetmez.
9|121|Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) a&#351;t&#305;klar&#305; her vadi, mutlaka Allah'&#305;n yapt&#305;klar&#305;n&#305;n daha güzeliyle onlara kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; vermesi için, (bunlar) onlar ad&#305;na yaz&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
9|122|Mü'minlerin tümünün &ouml;ne f&#305;rlay&#305;p ç&#305;kmalar&#305; gerekmez. ضyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, ç&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda (bir grup da), dinde derin bir kavray&#305;&#351; edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri d&ouml;ndü&#287;ünde onlar&#305; uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaç&#305;n&#305;p-sak&#305;n&#305;rlar.
9|123|Ey iman edenler, inkar edenlerden size en yak&#305;n olanlarla sava&#351;&#305;n; sizde 'bir güç ve cayd&#305;r&#305;c&#305;l&#305;k' g&ouml;rsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.
9|124|Bir sûre indirildi&#287;inde onlardan baz&#305;s&#305;: "Bu, hanginizin iman&#305;n&#305; artt&#305;rd&#305;?" der. Ancak iman edenlere gelince; onlar&#305;n iman&#305;n&#305; artt&#305;rm&#305;&#351;t&#305;r ve onlar müjdele&#351;mektedirler.
9|125|Kalplerinde hastal&#305;k olanlar&#305;n ise, i&#287;rençliklerine i&#287;rençlik (murdarl&#305;k) ekleyip-artt&#305;rm&#305;&#351; ve onlar kafir kimseler olarak &ouml;lmü&#351;lerdir.
9|126|G&ouml;rmüyorlar m&#305; ki, gerçekten onlar her y&#305;l, bir veya iki defa belaya çarpt&#305;r&#305;l&#305;yorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve &ouml;&#287;üt al&#305;p (ders ç&#305;kar&#305;p) dü&#351;ünmüyorlar.
9|127|Bir sûre indirildi&#287;inde, baz&#305;s&#305; baz&#305;s&#305;na bakar (ve): "Sizi bir kimse g&ouml;rüyor mu?" (der.) Sonra s&#305;rt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmalar&#305; dolay&#305;s&#305;yla, Allah onlar&#305;n kalplerini çevirmi&#351;tir.
9|128|Andolsun size, içinizden s&#305;k&#305;nt&#305;ya dü&#351;meniz O’nun gücüne giden, size pek dü&#351;kün, mü'minlere &#351;efkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmi&#351;tir.
9|129|E&#287;er onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük ar&#351;&#305;n Rabbi O'dur."
10|1|Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmetli Kitab’&#305;n ayetleridir.
10|2|&#304;çlerinden bir adama: "&#304;nsanlar&#305; uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri Kat&#305;nda 'gerçek bir makam' oldu&#287;unu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; m&#305; geldi? &#304;nkar edenler: “Gerçekten bu, aç&#305;kça bir büyücüdür" dediler.
10|3|&#350;üphesiz sizin Rabbiniz, alt&#305; günde g&ouml;kleri ve yeri yaratan, sonra ar&#351;a istiva eden, i&#351;leri evirip-çeviren Allah't&#305;r. O’nun izni olmad&#305;ktan sonra, hiç kimse &#351;efaatçi olamaz. &#304;&#351;te Rabbiniz olan Allah budur, &ouml;yleyse O'na kulluk edin. Yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmeyecek misiniz?
10|4|Sizin tümünüzün d&ouml;nü&#351;ü O'nad&#305;r. Allah'&#305;n va'di bir gerçektir. &#304;man edip salih amellerde bulunanlara, adaletle kar&#351;&#305;l&#305;k vermek için yaratmay&#305; ba&#351;latan, sonra onu iade edecek olan O'dur. &#304;nkar edenler ise, küfürleri dolay&#305;s&#305;yla, onlar için kaynar sudan bir içki ve ac&#305; bir azap vard&#305;r.
10|5|Güne&#351;’i bir ayd&#305;nl&#305;k, Ay’&#305; bir nur k&#305;lan ve y&#305;llar&#305;n say&#305;s&#305;n&#305; ve hesab&#305; bilmeniz için ona duraklar tespit eden O'dur. Allah, bunlar&#305; ancak hak ile yaratm&#305;&#351;t&#305;r. O, bilen bir topluluk için ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klamaktad&#305;r.
10|6|Gerçekten, gece ile gündüzün art arda geli&#351;inde ve Allah'&#305;n g&ouml;klerde ve yerde yaratt&#305;&#287;&#305; &#351;eylerde korkup-sak&#305;nan bir topluluk için elbette ayetler vard&#305;r.
10|7|Bizimle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; ummayanlar, dünya hayat&#305;na raz&#305; olanlar ve bununla tatmin olanlar ve Bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;
10|8|&#304;&#351;te bunlar&#305;n, kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla bar&#305;nma yerleri ate&#351;tir.
10|9|&#304;man edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onlar&#305; imanlar&#305; dolay&#305;s&#305;yla alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan, nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; cennetlere y&ouml;neltip-iletir (hidayet eder).
10|10|Oradaki dualar&#305;: "Allah'&#305;m, Sen ne Yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"d&#305;r; dualar&#305;n&#305;n sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'&#305;nd&#305;r."
10|11|E&#287;er Allah, onlar&#305;n hayra ula&#351;mak için çarçabuk davrand&#305;klar&#305; gibi, insanlara &#351;erri de çabukla&#351;t&#305;rsayd&#305;, mutlaka ecellerine hüküm verilirdi. &#304;&#351;te Bize kavu&#351;may&#305; ummayanlar&#305; Biz b&ouml;ylece ta&#351;k&#305;nl&#305;klar&#305; içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;&#305;r bir durumda b&#305;rak&#305;r&#305;z.
10|12|&#304;nsana bir zarar dokundu&#287;unda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken Bize dua eder; zarar&#305;n&#305; üstünden kald&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara Bizi hiç ça&#287;&#305;rmam&#305;&#351; gibi d&ouml;ner-gider. &#304;&#351;te, &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ranlara yapmakta olduklar&#305; b&ouml;yle süslenmi&#351;tir.
10|13|Andolsun, sizden &ouml;nceki nesilleri, resulleri kendilerine apaç&#305;k deliller getirdi&#287;i halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek olduklar&#305; için y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. &#304;&#351;te Biz, suçlu-günahkar olan bir toplulu&#287;u b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
10|14|Sonra, nas&#305;l yap&#305;p-davranacaks&#305;n&#305;z diye g&ouml;zlemek için, onlar&#305;n ard&#305;ndan sizi yeryüzünde halifeler k&#305;ld&#305;k.
10|15|Onlara ayetlerimiz apaç&#305;k belgeler olarak okundu&#287;unda, Bizimle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; ummayanlar, derler ki: "Bundan ba&#351;ka bir Kur'an getir veya onu de&#287;i&#351;tir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir &ouml;ng&ouml;rmesi olarak de&#287;i&#351;tirmem benim için olacak &#351;ey de&#287;ildir. Ben, yaln&#305;zca bana vahyolunana uyar&#305;m. E&#287;er Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azab&#305;ndan korkar&#305;m."
10|16|De ki: "E&#287;er Allah dileseydi, onu size okumazd&#305;m ve onu size bildirmezdi. Ben ondan &ouml;nce sizin içinizde bir &ouml;mür sürdüm. Siz yine de ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?"
10|17|Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? &#350;üphesiz O, suçlu-günahkarlar&#305; kurtulu&#351;a erdirmez.
10|18|Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p kendilerine zarar vermeyecek ve yararlar&#305; dokunmayacak &#351;eylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah Kat&#305;nda bizim &#351;efaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, g&ouml;klerde ve yerde bilmedi&#287;i bir &#351;ey mi haber veriyorsunuz? O, sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan uzak ve Yücedir."
10|19|&#304;nsanlar, tek bir ümmetten ba&#351;ka de&#287;ildi; sonra anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tüler. E&#287;er Rabbinden geçmi&#351; (verilmi&#351;) bir s&ouml;z olmasayd&#305;, anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;ey konusunda mutlaka aralar&#305;nda hüküm verilmi&#351; olurdu.
10|20|Bir de derler ki: "Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!.." De ki: "Gayb yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r, siz bekleyedurun; ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."
10|21|&#304;nsanlara, &#351;iddetli bir s&#305;k&#305;nt&#305; dokunduktan sonra, bir rahmet dokundurdu&#287;umuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (bir entrika çevirmek) onlar için (bir al&#305;&#351;kanl&#305;k ve k&ouml;tü bir edinim)dir. De ki: "Düzen kurmada (kar&#351;&#305;l&#305;k vermede) Allah daha h&#305;zl&#305;d&#305;r. &#350;üphesiz, Bizim elçilerimiz, sizin 'geli&#351;tirmekte oldu&#287;unuz düzenleri' yazmaktad&#305;rlar."
10|22|Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. ضyle ki siz gemide bulundu&#287;unuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona ç&#305;lg&#305;nca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onlar&#305; ku&#351;at&#305;verir; onlar art&#305;k bu (dalgalarla) gerçekten ku&#351;at&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; sanm&#305;&#351;larken, dinde O'na 'g&ouml;nülden kat&#305;ks&#305;z ba&#287;l&#305;lar (muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye ba&#351;larlar: "Andolsun e&#287;er bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana &#351;ükredenlerden olaca&#287;&#305;z."
10|23|Ama (Allah) onlar&#305; kurtar&#305;nca, hemen haks&#305;z yere, yeryüzünde ta&#351;k&#305;nl&#305;&#287;a koyulurlar. Ey insanlar, sizin ta&#351;k&#305;nl&#305;&#287;&#305;n&#305;z, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayat&#305;n&#305;n geçici meta&#305;d&#305;r. Sonra d&ouml;nü&#351;ünüz Bizedir, Biz de yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; size haber verece&#287;iz.
10|24|Dünya hayat&#305;n&#305;n &ouml;rne&#287;i, ancak g&ouml;kten indirdi&#287;imiz, onunla insanlar&#305;n ve hayvanlar&#305;n yedi&#287;i yeryüzünün bitkisi kar&#305;&#351;m&#305;&#351; olan bir su gibidir. ضyle ki yer, güzelli&#287;ini tak&#305;n&#305;p süslendi&#287;i ve ahalisi gerçekten ona güç yetirdiklerini sanm&#305;&#351;larken (i&#351;te tam bu s&#305;rada) gece veya gündüz ona emrimiz gelmi&#351;tir de, dün sanki hiçbir zenginli&#287;i yokmu&#351; gibi, onu k&ouml;künden biçilip at&#305;lm&#305;&#351; bir durumda k&#305;lm&#305;&#351;&#305;z. Dü&#351;ünen bir topluluk için Biz ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klar&#305;z.
10|25|Allah bar&#305;&#351; yurduna ça&#287;&#305;r&#305;r ve kimi dilerse dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-iletir.
10|26|Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlas&#305; vard&#305;r. Onlar&#305;n yüzlerini ne bir karart&#305; sarar, ne bir zillet, i&#351;te onlar cennetin halk&#305;d&#305;rlar; orada süresiz kalacaklard&#305;r.
10|27|K&ouml;tülükler kazanm&#305;&#351; olanlar ise; her bir k&ouml;tülü&#287;ün kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;, kendi misliyledir. Bunlar&#305; bir zillet sar&#305;p kaplar. Onlar&#305; Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok. Onlar&#305;n yüzleri, sanki bir karanl&#305;k gecenin parçalar&#305;na bürünmü&#351; gibidir. &#304;&#351;te bunlar ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar; orada süresiz kalacaklard&#305;r.
10|28|O gün, onlar&#305;n tümünü birarada toplayaca&#287;&#305;z, sonra &#351;irk katanlara: "Yerinizden ayr&#305;lmay&#305;n&#305;z; siz de, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;z da" diyece&#287;iz. Art&#305;k onlar&#305;n aras&#305;n&#305; açm&#305;&#351;&#305;zd&#305;r. &#350;irk ko&#351;tuklar&#305; derler ki: "Siz bize ibadet ediyor de&#287;ildiniz."
10|29|"Bizim ile sizin aran&#305;zda &#351;ahid olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik."
10|30|&#304;&#351;te orada, her nefis &ouml;nceden yapt&#305;klar&#305;yla imtihana çekilmi&#351; olacak ve onlar as&#305;l-gerçek mevlalar&#305; olan Allah'a d&ouml;ndürülecekler. Yalan yere uydurduklar&#305; da, kendilerinden kaybolup uzakla&#351;acaklar.
10|31|De ki: "G&ouml;klerden ve yerden sizlere r&#305;z&#305;k veren kimdir? Kulaklara ve g&ouml;zlere malik olan kimdir? Diriyi &ouml;lüden ç&#305;karan ve &ouml;lüyü diriden ç&#305;karan kimdir? Ve i&#351;leri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. ضyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sak&#305;nmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
10|32|&#304;&#351;te bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah't&#305;r. ضyleyse haktan sonra sap&#305;kl&#305;ktan ba&#351;ka ne var? Peki, nas&#305;l hala çevriliyorsunuz?
10|33|B&ouml;ylece Rabbinin s&ouml;zü o fas&#305;k kimseler üzerinde (&#351;&ouml;yle) gerçekle&#351;mi&#351;tir ki: "Onlar &#351;üphesiz iman etmezler."
10|34|De ki: "Sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var m&#305;?" De ki: "Allah yaratmay&#305; (ilkin) ba&#351;lat&#305;r, sonra onu iade eder. ضyleyse nas&#305;l çevriliyorsunuz?"
10|35|De ki: "Sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan hakka ula&#351;t&#305;rabilecek var m&#305;?" De ki: "Hakka ula&#351;t&#305;racak Allah't&#305;r. ضyleyse, hakka ula&#351;t&#305;ran m&#305; uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa do&#287;ru yola ula&#351;t&#305;r&#305;lmad&#305;kça kendisi hidayete ula&#351;mayan m&#305;? Ne oluyor size? Nas&#305;l hükmediyorsunuz?"
10|36|Onlar&#305;n ço&#287;unlu&#287;u zandan ba&#351;kas&#305;na uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiçbir &#351;eyi sa&#287;layamaz. &#350;üphesiz Allah, onlar&#305;n i&#351;lemekte olduklar&#305;n&#305; bilendir.
10|37|Bu Kur'an, Allah'tan ba&#351;kas&#305; taraf&#305;ndan yalan olarak uydurulmu&#351; de&#287;ildir. Ancak bu, &ouml;nündekileri do&#287;rulayan ve kitab&#305; ayr&#305;nt&#305;l&#305; olarak aç&#305;klayand&#305;r. Bunda hiç &#351;üphe yoktur, alemlerin Rabbindendir.
10|38|Yoksa: "Bunu kendisi yalan olarak uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Bunun benzeri olan bir sûre getirin ve e&#287;er gerçekten do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz Allah'tan ba&#351;ka ça&#287;&#305;rabildiklerinizi ça&#287;&#305;r&#305;n."
10|39|Hay&#305;r, onlar ilmini ku&#351;atamad&#305;klar&#305; ve kendilerine henüz yorumu gelmemi&#351; bir &#351;eyi yalanlad&#305;lar. Onlardan &ouml;ncekiler de b&ouml;yle yalanlam&#305;&#351;lard&#305;. Zulmedenlerin nas&#305;l bir sonuca u&#287;rad&#305;klar&#305;na bir bak.
10|40|Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vard&#305;r. Rabbin bozgunculuk ç&#305;karanlar&#305; daha iyi bilir.
10|41|E&#287;er seni yalanlarlarsa, onlara de ki: "Benim yapt&#305;klar&#305;m benim, sizin yapt&#305;klar&#305;n&#305;z sizindir. Siz benim yapt&#305;klar&#305;mdan uzaks&#305;n&#305;z ve ben de sizin yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
10|42|Onlardan seni dinleyecekler vard&#305;r. Ama hiç duymayan -sa&#287;&#305;rlara -üstelik hiç ak&#305;llar&#305; ermiyorsa- sen mi duyuracaks&#305;n?
10|43|Ve sana bakacak olanlar vard&#305;r. Ama k&ouml;r olanlar&#305; -üstelik basiretleri de yoksa- sen mi do&#287;ru yola ula&#351;t&#305;racaks&#305;n?
10|44|&#350;üphesiz Allah, insanlara hiçbir &#351;eyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.
10|45|Gündüzün bir saatinden ba&#351;ka sanki hiç &ouml;mür sürmemi&#351;ler gibi onlar&#305; birarada toplayaca&#287;&#305; gün, onlar birbirlerini tan&#305;m&#305;&#351; olacaklar. Allah'a kavu&#351;may&#305; yalanlayanlar gerçekten hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r. Onlar hidayete ermi&#351; (kimseler) de&#287;ildi.
10|46|Onlara vaadetti&#287;imiz (azab&#305;n) bir k&#305;sm&#305;n&#305; sana g&ouml;steririz veya senin hayat&#305;na son veririz (de g&ouml;rmen ahirete kal&#305;r.) Onlar&#305;n d&ouml;nü&#351;leri Bizedir, sonra Allah i&#351;lediklerine &#351;ahiddir.
10|47|Her ümmetin bir resulü vard&#305;r. Onlara resulleri geldi&#287;i zaman, aralar&#305;nda adaletle hüküm verilir ve onlar zulme u&#287;rat&#305;lmazlar.
10|48|Derler ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, bu belirtti&#287;iniz süre (va'd) ne zamanm&#305;&#351;?"
10|49|De ki: "Allah'&#305;n dilemesi d&#305;&#351;&#305;nda, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir &#351;eye) malik de&#287;ilim. Her ümmetin bir eceli vard&#305;r. Onlar&#305;n ecelleri gelince, art&#305;k ne bir saat ertelenebilirler, ne &ouml;ne al&#305;nabilirler.
10|50|De ki: "Dü&#351;ündünüz mü hiç, e&#287;er O'nun azab&#305; size gece veya gündüz geliverirse, suçlu-günahkarlar, bunu ne diye erkene almak istiyorlar?"
10|51|Gerçekle&#351;tikten sonra m&#305; O'na iman edeceksiniz? Hemen &#351;imdi mi? Oysa siz, onun (azab&#305;n) erkence gelmesini istiyordunuz.
10|52|Sonra o zulmetmekte olanlara: "Sürekli azab&#305; tad&#305;n" denilecek. Kazand&#305;klar&#305;n&#305;z d&#305;&#351;&#305;nda, bir ba&#351;ka &#351;eyle mi cezaland&#305;r&#305;lacakt&#305;n&#305;z?"
10|53|"Bu bir gerçek mi?" diye senden haber soracaklar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki, &#351;üphesiz gerçektir ve sizler aciz b&#305;rakacak de&#287;ilsiniz."
10|54|Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba kar&#351;&#305;l&#305;k) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azab&#305; g&ouml;rünce pi&#351;manl&#305;klar&#305;n&#305; gizlerler, oysa onlar haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmadan aralar&#305;nda adaletle hükmedilmi&#351;tir.
10|55|Haberin olsun, g&ouml;ktekilerin ve yerdekilerin tümü gerçekten Allah'&#305;nd&#305;r. Haberin olsun; &#351;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r; ancak onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
10|56|O, diriltir ve &ouml;ldürür. Ve O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
10|57|Ey insanlar, Rabbinizden size bir &ouml;&#287;üt, sinelerde olana bir &#351;ifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.
10|58|De ki: "Allah'&#305;n bol ihsan&#305;yla (fazl&#305;yla) ve rahmetiyle, yaln&#305;z bunlarla sevinsinler. Bu, onlar&#305;n toplay&#305;p y&#305;&#287;makta olduklar&#305;ndan hay&#305;rl&#305;d&#305;r."
10|59|De ki: "Allah'&#305;n sizin için indirdi&#287;i sizin bir k&#305;sm&#305;n&#305; haram ve helal k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;z r&#305;z&#305;ktan, haber var m&#305;? S&ouml;yler misiniz?" De ki: "Allah m&#305; size izin verdi, yoksa Allah hakk&#305;nda yalan uydurup iftira m&#305; ediyorsunuz?"
10|60|Allah hakk&#305;nda yalan uydurup iftira edenlerin k&#305;yamet günü zanlar&#305; nedir? &#350;üphesiz Allah, insanlara kar&#351;&#305; büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onlar&#305;n ço&#287;u &#351;ükretmezler.
10|61|Senin içinde oldu&#287;un herhangi bir durum, onun hakk&#305;nda Kur'an'dan okudu&#287;un herhangi bir &#351;ey ve sizin i&#351;ledi&#287;iniz herhangi bir i&#351; yoktur ki, ona (iyice) dald&#305;&#287;&#305;n&#305;zda, Biz sizin üzerinizde &#351;ahidler durmu&#351; olmayal&#305;m. Yerde ve g&ouml;kte zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nca hiçbir &#351;ey Rabbinden uzakta (sakl&#305;) kalmaz. Bunun daha küçü&#287;ü de, daha büyü&#287;ü de yoktur ki, apaç&#305;k bir kitapta (kay&#305;tl&#305;) olmas&#305;n.
10|62|Haberiniz olsun; Allah'&#305;n velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklard&#305;r.
10|63|Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sak&#305;nanlard&#305;r.
10|64|Müjde, dünya hayat&#305;nda ve ahirette onlar&#305;nd&#305;r. Allah'&#305;n s&ouml;zleri için de&#287;i&#351;iklik yoktur. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
10|65|Onlar&#305;n s&ouml;zleri seni üzmesin. &#350;üphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'&#305;nd&#305;r. O, i&#351;itendir, bilendir.
10|66|Haberiniz olsun; &#351;üphesiz g&ouml;klerde kim var, yerde kim var tümü Allah'&#305;nd&#305;r. Allah'tan ba&#351;kas&#305;na tapanlar bile, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305; varl&#305;klara ve güçlere (gerçekte) uymazlar. Onlar yaln&#305;zca bir zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminde bulunarak yalan s&ouml;ylemektedirler.'
10|67|O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de ayd&#305;nlat&#305;c&#305; (mubsir) olarak sizin için yaratm&#305;&#351;t&#305;r. &#350;üphesiz i&#351;itebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vard&#305;r.
10|68|"Allah çocuk edindi" dediler. O, (bundan) Yücedir; O, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayand&#305;r. G&ouml;klerde ve yerde ne varsa O'nundur. Kendinizde buna ili&#351;kin bir delil de yoktur. Allah'a kar&#351;&#305; bilmeyece&#287;iniz bir &#351;eyi mi s&ouml;ylüyorsunuz?
10|69|De ki: "Allah hakk&#305;nda yalan uydurup iftira edenler, kurtulu&#351;a ermezler."
10|70|(Onlar için) Dünyada geçici bir meta (vard&#305;r). Sonra d&ouml;nü&#351;leri Bizedir; sonra da inkara sap&#305;&#351;lar&#305; dolay&#305;s&#305;yla onlara &#351;iddetli azab&#305; tadd&#305;raca&#287;&#305;z.
10|71|Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demi&#351;ti ki: "Ey kavmim, benim makam&#305;m ve Allah'&#305;n ayetleriyle hat&#305;rlatmalar&#305;m e&#287;er size a&#287;&#305;r geliyorsa ben, &#351;üphesiz Allah'a tevekkül etmi&#351;im. Art&#305;k siz ortaklar&#305;n&#305;zla toplan&#305;p yapaca&#287;&#305;n&#305;z i&#351;i karara ba&#287;lay&#305;n da i&#351;iniz size &ouml;rtülü kalmas&#305;n (veya tasa konusu olmas&#305;n), sonra hakk&#305;mdaki hükmünüzü -bana süre tan&#305;maks&#305;z&#305;n- verin.
10|72|E&#287;er yüz çevirecek olursan&#305;z, ben sizden bir kar&#351;&#305;l&#305;k istemedim. Benim ecrim, yaln&#305;zca Allah'a aittir. Ve ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum.
10|73|Fakat onu yalanlad&#305;lar; Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanlar&#305; kurtard&#305;k ve onlar&#305; halifeler k&#305;ld&#305;k. Ayetlerimizi yalanlayanlar&#305; da suda bo&#287;duk. Uyar&#305;lanlar&#305;n nas&#305;l bir sonuca u&#287;rat&#305;ld&#305;klar&#305;na bir bak.
10|74|Sonra onun ard&#305;ndan kendi kavimlerine (ba&#351;ka) elçiler g&ouml;nderdik; onlara apaç&#305;k belgeler getirmi&#351;lerdi. Ama daha &ouml;nce onu yalanlamalar&#305; nedeniyle inanmad&#305;lar. &#304;&#351;te Biz, haddi a&#351;anlar&#305;n kalplerini b&ouml;yle mühürleriz.
10|75|Sonra bunlar&#305;n ard&#305;ndan Firavun'a ve onun &ouml;nde gelen çevresine Musa'y&#305; ve Harun'u ayetlerimizle g&ouml;nderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi.
10|76|Onlara Kat&#305;m&#305;z'dan hak geldi&#287;i zaman, dediler ki: "Bu, ku&#351;kusuz apaç&#305;k bir büyüdür."
10|77|Musa: "Size hak geldi&#287;inde (b&ouml;yle) mi s&ouml;ylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtulu&#351;a ermezler" dedi.
10|78|Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalar&#305;m&#305;z&#305; üzerinde buldu&#287;umuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak de&#287;iliz" dediler.
10|79|Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi.
10|80|Büyücüler geldi&#287;inde Musa: "Ataca&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyleri at&#305;n” dedi.
10|81|Onlar at&#305;nca, Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdi&#287;iniz büyüdür. Do&#287;rusu Allah onu geçersiz k&#305;lacakt&#305;r. &#350;üphesiz Allah, bozgunculuk ç&#305;karanlar&#305;n i&#351;ini düzeltmez."
10|82|Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakk&#305; (hak olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekle&#351;tirecektir.
10|83|Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) ba&#351;ka -Firavun ve &ouml;nde gelen çevresinin kendilerini belalara çarpt&#305;rmalar&#305; korkusuyla- iman eden olmad&#305;. اünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ranlardand&#305;.
10|84|Musa dedi ki: "Ey kavmim, e&#287;er siz Allah'a iman edip Müslüman olmu&#351;san&#305;z art&#305;k yaln&#305;zca O'na tevekkül edin."
10|85|Dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) k&#305;lma."
10|86|"Ve bizi, kafirler toplulu&#287;undan rahmetinle kurtar."
10|87|Musa ve karde&#351;ine (&#351;&ouml;yle) vahyettik: "M&#305;s&#305;r'da kavminiz için evler haz&#305;rlay&#305;n, evlerinizi namaz k&#305;l&#305;nan (ve k&#305;bleye d&ouml;nük) yerler yap&#305;n ve namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n. Mü'minleri de müjdele."
10|88|Musa dedi ki: "Rabbimiz, &#351;üphesiz Sen, Firavun'a ve &ouml;nde gelen çevresine dünya hayat&#305;nda bir çekicilik (güç, ihti&#351;am) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan sapt&#305;rmalar&#305; için (mi?) Rabbimiz, mallar&#305;n&#305; yerin dibine geçir ve onlar&#305;n kalplerinin üzerini &#351;iddetle ba&#287;la; onlar ac&#305; azab&#305; g&ouml;recekleri zamana kadar iman etmeyecekler."
10|89|(Allah) Dedi ki: "&#304;kinizin duas&#305; kabul olundu. ضyleyse dosdo&#287;ru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymay&#305;n."
10|90|Biz, &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azg&#305;nl&#305;kla ve dü&#351;manl&#305;kla pe&#351;lerine dü&#351;tü. Sular onu bo&#287;acak düzeye eri&#351;ince (Firavun): "&#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305;n kendisine inand&#305;&#287;&#305; (&#304;lah'tan) ba&#351;ka &#304;lah olmad&#305;&#287;&#305;na inand&#305;m ve ben de Müslümanlardan&#305;m" dedi.
10|91|&#350;imdi, &ouml;yle mi? Oysa sen &ouml;nceleri isyan etmi&#351;tin ve bozgunculuk ç&#305;karanlardand&#305;n.
10|92|Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yaln&#305;zca bedeninle kurtaraca&#287;&#305;z (herkese cesedini g&ouml;sterece&#287;iz). Gerçekten insanlardan ço&#287;u, Bizim ayetlerimizden habersizdirler.
10|93|Andolsun, Biz &#304;srailo&#287;ullar&#305;’n&#305;, ho&#351;lar&#305;na gidecek güzel bir yerde yerle&#351;tirdik ve temiz &#351;eylerden kendilerine r&#305;z&#305;k verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;mediler. &#350;üphesiz Rabbin, aralar&#305;nda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;ey konusunda k&#305;yamet günü hüküm verecektir.
10|94|Sana indirdi&#287;imizden e&#287;er ku&#351;kudaysan, senden &ouml;nce kitab&#305; okuyanlara sor. Andolsun, Rabbinden sana gerçek gelmi&#351;tir, &#351;u halde ku&#351;kuya kap&#305;lanlardan olma.
10|95|Ve Allah'&#305;n ayetlerini yalanlayanlardan olma; yoksa hüsrana u&#287;rayanlardan olursun.
10|96|Gerçek &#351;u ki, Rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.
10|97|Onlara her ayet getirilse bile. Ac&#305; azab&#305; g&ouml;rünceye kadar.
10|98|Ama (azap geldi&#287;i s&#305;rada) iman edip iman&#305; kendisine yarar sa&#287;lam&#305;&#351; -Yunus kavminin d&#305;&#351;&#305;nda- bir ülke olsayd&#305; ya! Onlar iman ettikleri zaman dünya hayat&#305;nda onlardan a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; azab&#305; kald&#305;rd&#305;k ve onlar&#305; belli bir zamana kadar yararland&#305;rd&#305;k.
10|99|E&#287;er Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. ضyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanlar&#305; sen mi zorlayacaks&#305;n?
10|100|Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n, hiç kimse için iman etme (imkan&#305;) yoktur. O, ak&#305;l erdiremeyenlerin üzerine i&#287;renç bir pislik k&#305;lar.
10|101|De ki: "G&ouml;klerde ve yerde ne var? Bir bak&#305;verin." &#304;man etmeyen bir toplulu&#287;a apaç&#305;k ayetler ve uyarmalar bir &#351;ey sa&#287;lamaz.
10|102|Kendilerinden &ouml;nce gelip geçmi&#351;lerin (ba&#351;lar&#305;ndan geçen) günlerin bir benzerinden ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; bekliyorlar? De ki: "Bekleyedurun. &#350;üphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."
10|103|Sonra Biz, elçilerimizi ve iman edenleri b&ouml;yle kurtar&#305;r&#305;z; mü'minleri kurtarmam&#305;z Bizim üzerimize bir hakt&#305;r.
10|104|De ki: "Ey insanlar, e&#287;er benim dinimden yana bir ku&#351;ku içindeyseniz, ben, sizin Allah'tan ba&#351;ka ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum, ancak ben, sizin hayat&#305;n&#305;za son verecek olan Allah'a ibadet ederim. Ben, mü'minlerden olmakla emrolundum."
10|105|Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine do&#287;ru y&ouml;nelt ve sak&#305;n mü&#351;riklerden olma,"
10|106|"Allah'tan ba&#351;ka, sana yarar&#305; da, zarar&#305; da olmayan(ilahlar)a tapma. E&#287;er sen (bunun aksini) yapacak olursan, bu durumda gerçekten zulmedenlerden olursun" (diye emrolundum.)
10|107|Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan ba&#351;ka bunu senden kald&#305;racak yoktur. Ve e&#287;er sana bir hay&#305;r isterse, O'nun bol fazl&#305;n&#305; geri çevirecek de yoktur. Kullar&#305;ndan diledi&#287;ine bundan isabet ettirir. O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
10|108|De ki: "Ey insanlar, &#351;üphesiz size Rabbinizden hak gelmi&#351;tir. Kim hidayet bulursa, o ancak kendi nefsi için hidayet bulmu&#351;tur. Kim saparsa, o da, kendi aleyhine sapm&#305;&#351;t&#305;r. Ben sizin üzerinizde bir vekil de&#287;ilim."
10|109|Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
11|1|Elif, Lam, Ra. (Bu,) Ayetleri muhkem k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her&#351;eyden haberdar olan (Allah) taraf&#305;ndan birer birer (b&ouml;lüm b&ouml;lüm) aç&#305;klanm&#305;&#351; bir Kitap't&#305;r (ki:)
11|2|ضyle ki, Allah'tan ba&#351;kas&#305;na ibadet etmeyin. Gerçekten Ben, sizi O’nun taraf&#305;ndan uyaran ve müjdeleyenim;
11|3|Ve Rabbinizden ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. O da sizi, ad&#305; konulmu&#351; bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metaland&#305;rs&#305;n ve her ihsan sahibine kendi ihsan&#305;n&#305; versin. E&#287;er yüz çevirirseniz gerçekten Ben, sizin için büyük bir günün azab&#305;ndan korkar&#305;m.
11|4|Sizin d&ouml;nü&#351;ünüz Allah'ad&#305;r. O, her&#351;eye güç yetirendir.
11|5|Haberiniz olsun; gerçekten onlar, ondan gizlenmek için g&ouml;&#287;üslerini büker (Hak'tan kaç&#305;n&#305;p yan çizer)ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, &ouml;rtülerine büründükleri zaman, O, gizli tuttuklar&#305;n&#305; da, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; da bilir. اünkü O, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
11|6|Yeryüzünde hiçbir canl&#305; yoktur ki, r&#305;zk&#305; Allah'a ait olmas&#305;n. Onun karar (yerle&#351;ik) yerini de ve geçici bulundu&#287;u yeri de bilir. (Bunlar&#305;n) Tümü apaç&#305;k bir kitapta (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r.
11|7|O'nun ar&#351;&#305; su üzerinde iken amel bak&#305;m&#305;ndan hanginizin daha iyi oldu&#287;unu denemek için g&ouml;kleri ve yeri alt&#305; günde yaratan O'dur. Andolsun onlara: "Gerçekten siz, &ouml;lümden sonra yine diriltileceksiniz" dersen, inkar edenler mutlaka: "Bu, aç&#305;kça bir büyüden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir" derler.
11|8|Andolsun, onlardan azab&#305; say&#305;l&#305; bir toplulu&#287;a (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: "Onu al&#305;koyan nedir?" derler. Haberiniz olsun; onlara bunun gelece&#287;i gün, onlardan geri çevrilecek de&#287;ildir ve alaya almakta olduklar&#305; &#351;ey de kendilerini çepeçevre ku&#351;atacakt&#305;r.
11|9|Andolsun, Biz insana taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmet tatt&#305;r&#305;p sonra bunu kendisinden çekip-alsak, ku&#351;kusuz o, (art&#305;k) umudunu kesmi&#351; bir nank&ouml;rdür.
11|10|Ve andolsun, kendisine dokunan bir s&#305;k&#305;nt&#305;dan sonra, ona bir nimet tadd&#305;rsak, ku&#351;kusuz; "K&ouml;tülükler benden gidiverdi" der. اünkü o, &#351;&#305;mar&#305;kt&#305;r, b&ouml;bürlenendir.
11|11|Sabredenler ve salih amellerde bulunanlar ba&#351;ka. &#304;&#351;te, ba&#287;&#305;&#351;lanma ve büyük ecir bunlar&#305;nd&#305;r.
11|12|&#350;imdi onlar&#305;n: "Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli de&#287;il miydi?" demeleri dolay&#305;s&#305;yla g&ouml;&#287;sün daral&#305;p sana vahyolunanlardan bir k&#305;sm&#305;n&#305; terk mi edeceksin? Sen yaln&#305;zca bir uyar&#305;c&#305;s&#305;n. Allah her&#351;eye vekildir.
11|13|Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Haydi siz, yalan üzere uydurulmu&#351; olarak onun benzeri on sûre getirin ve e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, Allah'tan ba&#351;ka ça&#287;&#305;rabildiklerinizi ça&#287;&#305;r&#305;n."
11|14|E&#287;er buna ra&#287;men size cevab vermezlerse, art&#305;k biliniz ki, o, gerçekten Allah'&#305;n ilmiyle indirilmi&#351;tir ve O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. ضyleyse art&#305;k, siz Müslüman m&#305;s&#305;n&#305;z?
11|15|Kim dünya hayat&#305;n&#305; ve onun çekicili&#287;ini isterse, onlara yap&#305;p ettiklerini onda tastamam &ouml;deriz ve onlar bunda hiçbir eksikli&#287;e u&#287;rat&#305;lmazlar.
11|16|&#304;&#351;te bunlar&#305;n, ahirette kendileri için ate&#351;ten ba&#351;kas&#305; yoktur. Onlar&#305;n onda (dünyada) bütün i&#351;ledikleri bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r ve yapmakta olduklar&#305; &#351;eyler de geçersiz olmu&#351;tur.
11|17|Rabbinden apaç&#305;k bir delil üzerinde bulunan, onu yine ondan bir &#351;ahid izleyen ve ondan &ouml;nce bir &ouml;nder ve rahmet olarak Musa'n&#305;n kitab&#305; (kendisini do&#287;rulamakta) bulunan kimse, (art&#305;k onlar) gibi midir? &#304;&#351;te onlar, buna (Kur'an'a) inan&#305;rlar. Gruplardan biri onu inkar ederse, ate&#351; ona vaadedilen yerdir. ضyleyse, bundan ku&#351;kuda olma, çünkü o, Rabbinden olan bir hakt&#305;r. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;unlu&#287;u inanmazlar.
11|18|Allah’a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? &#304;&#351;te bunlar, Rablerine sunulacaklar ve &#351;ahidler: "Rablerine kar&#351;&#305; yalan s&ouml;yleyenler bunlard&#305;r" diyecekler. Haberiniz olsun; Allah'&#305;n laneti zalimlerin üzerinedir.
11|19|Bunlar Allah'&#305;n yolundan engelleyenler ve onda çarp&#305;kl&#305;k arayanlard&#305;r. Onlar, ahireti tan&#305;mayanlard&#305;r.
11|20|Bunlar, yeryüzünde (Allah'&#305;) aciz b&#305;rakacak de&#287;ildir ve bunlar&#305;n Allah'tan ba&#351;ka velileri yoktur. Azap onlar için kat kat art&#305;r&#305;l&#305;r. Bunlar (hakk&#305;) i&#351;itmeye güç yetirmezlerdi ve g&ouml;rmezlerdi de.
11|21|&#304;&#351;te bunlar, kendilerini hüsrana u&#287;ratanlard&#305;r ve yalan olarak uydurduklar&#305; (düzme tanr&#305;lar da) onlardan uzakla&#351;&#305;p-kaybolmu&#351;lard&#305;r.
11|22|Hiç &#351;üphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana u&#287;rayanlard&#305;r.
11|23|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalpleri tatmin bulmu&#351; olarak ba&#287;lananlar', i&#351;te bunlar da cennetin halk&#305;d&#305;rlar. Onda süresiz kalacaklard&#305;r.
11|24|Bu iki grubun &ouml;rne&#287;i; k&ouml;r ve sa&#287;&#305;r ile g&ouml;ren ve i&#351;iten gibidir. ضrnekçe bunlar e&#351;it olur mu? Yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeyecek misiniz?
11|25|Andolsun, Biz Nuh'u kavmine g&ouml;nderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaç&#305;k bir uyar&#305;p-korkutucuyum."
11|26|"Allah'tan ba&#351;kas&#305;na kulluk etmeyin. Ben size (gelecek olan) ac&#305; bir günün azab&#305;ndan korkar&#305;m" (dedi).
11|27|Kavminden, ileri gelen inkarc&#305;lar: "Biz seni yaln&#305;zca bizim gibi bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; g&ouml;rmüyoruz; sana, s&#305;&#287; g&ouml;rü&#351;lü olan en a&#351;a&#287;&#305;l&#305;klar&#305;m&#305;zdan ba&#351;kas&#305;n&#305;n uydu&#287;unu g&ouml;rmüyoruz ve sizin bize bir üstünlü&#287;ünüzü de g&ouml;rmüyoruz. Aksine, biz sizi yalanc&#305;lar san&#305;yoruz" dedi.
11|28|Dedi ki: "Ey kavmim, g&ouml;rü&#351;ünüz nedir s&ouml;yleyin? E&#287;er ben Rabbimden apaç&#305;k bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana Kendi Kat&#305;ndan bir rahmet vermi&#351; de (bu,) sizin g&ouml;zlerinizden sakl&#305; tutulmu&#351;sa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak m&#305;y&#305;z?"
11|29|"Ey Kavmim, ben sizden buna kar&#351;&#305;l&#305;k bir mal istemiyorum. Benim ecrim, yaln&#305;zca Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak de&#287;ilim. Onlar gerçekten Rablerine kavu&#351;acaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim g&ouml;rüyorum.
11|30|"Ey kavmim, ben onlar&#305; kovarsam, Allah'tan (gelecek azaba kar&#351;&#305;) bana kim yard&#305;m edecek? Hiç dü&#351;ünmez misiniz?"
11|31|"Ben size Allah'&#305;n hazineleri yan&#305;mdad&#305;r demiyorum, gayb&#305; da bilmiyorum. Melek oldu&#287;umu s&ouml;ylemiyorum ve g&ouml;zlerinizin a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k g&ouml;rdüklerine, Allah kesin olarak bir hay&#305;r vermez de demiyorum. Nefislerinde olan&#305; Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam) gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir."
11|32|Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle çeki&#351;ip-durdun, bu çeki&#351;mede ileri de gittin. E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan, bize vaadetti&#287;ini getir (g&ouml;relim.)"
11|33|Dedi ki: "E&#287;er dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz b&#305;rakacak de&#287;ilsiniz."
11|34|"E&#287;er Allah sizi azd&#305;rmay&#305; dilemi&#351;se, ben size &ouml;&#287;üt vermek istesem de, &ouml;&#287;üdümün size yarar&#305; olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na d&ouml;ndürüleceksiniz."
11|35|Onlar: "Bunu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "E&#287;er onu ben uydurduysam, günah&#305;m bana aittir. Ama ben, sizlerin suç olarak i&#351;lemekte olduklar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
11|36|Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin d&#305;&#351;&#305;nda, kesin olarak kimse inanmayacak. &#350;u halde onlar&#305;n i&#351;lemekte olduklar&#305;ndan dolay&#305; üzülme."
11|37|"Bizim g&ouml;zetimimiz alt&#305;nda ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda Bana hitapta bulunma. اünkü onlar suda- bo&#287;ulacaklard&#305;r."
11|38|Gemiyi yap&#305;yordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her u&#287;rad&#305;&#287;&#305;nda onunla alay ediyordu. O: "E&#287;er bizimle alay ederseniz, alay etti&#287;iniz gibi biz de sizlerle alay edece&#287;iz" dedi.
11|39|"Art&#305;k, ilerde bileceksiniz. A&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne ç&ouml;kecek."
11|40|Sonunda emrimiz geldi&#287;inde ve tand&#305;r feveran etti&#287;i zaman, dedik ki: "Her birinden iki&#351;er çift (hayvan) ile aleyhlerinde s&ouml;z geçmi&#351; olanlar d&#305;&#351;&#305;nda, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az&#305;ndan ba&#351;kas&#305; iman etmemi&#351;ti.
11|41|Dedi ki: "Ona binin. Onun yüzmesi de, demir atmas&#305; (durmas&#305;) da Allah'&#305;n ad&#305;ylad&#305;r. &#350;üphesiz, benim Rabbim ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
11|42|(Gemi) Onlarla da&#287;lar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmi&#351; olan o&#287;luna seslendi: "Ey o&#287;lum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."
11|43|(O&#287;lu) Dedi ki: "Ben bir da&#287;a s&#305;&#287;&#305;naca&#287;&#305;m, o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'&#305;n emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan ba&#351;ka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin aras&#305;na dalga girdi, b&ouml;ylece o da bo&#287;ulanlardan oldu.
11|44|Denildi ki: "Ey yer, suyunu yut ve ey g&ouml;k, sen de tut." Su çekildi, i&#351; bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (da&#287;&#305;) üstünde durdu ve zalimler toplulu&#287;una da: "Uzak olsunlar" denildi.
11|45|Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, &#351;üphesiz benim o&#287;lum ailemdendir ve Senin va'din de do&#287;rusu hakt&#305;r. Sen hakimlerin hakimisin."
11|46|Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden de&#287;ildir. اünkü o, salih olmayan bir i&#351; (yapm&#305;&#351;t&#305;r). ضyleyse hakk&#305;nda bilgin olmayan &#351;eyi Benden isteme. Gerçekten Ben, cahillerden olmayas&#305;n diye sana &ouml;&#287;üt veriyorum."
11|47|Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan &#351;eyi Senden istemekten Sana s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m. Ve e&#287;er beni ba&#287;&#305;&#351;lamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana u&#287;rayanlardan olurum."
11|48|"Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek di&#287;er kafir) ـmmetleri de yararland&#305;raca&#287;&#305;z, sonra onlara Bizden ac&#305; bir azap dokunacakt&#305;r."
11|49|Bunlar: Sana vahyetti&#287;imiz gayb haberlerindendir. Bunlar&#305; sen ve kavmin bundan &ouml;nce bilmiyordun. &#350;u halde sabret. &#350;üphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.
11|50|Ad (halk&#305;na da) karde&#351;leri Hud'u (g&ouml;nderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. Siz yalan olarak (tanr&#305;lar) düzenlerden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsiniz.
11|51|Ey kavmim, ben bunun kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan ba&#351;kas&#305;na ait de&#287;ildir. Ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?
11|52|Ey kavmim, Rabbinizden ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. ـstünüze g&ouml;kten sa&#287;anak (ya&#287;murlar, bol nimetler) ya&#287;d&#305;rs&#305;n ve gücünüze güç kats&#305;n. Suçlu-günahkarlar olarak yüz çevirmeyin."
11|53|"Ey Hud" dediler. "Sen bize apaç&#305;k bir belge (mucize) ile gelmi&#351; de&#287;ilsin ve biz de senin s&ouml;zünle ilahlar&#305;m&#305;z&#305; terk etmeyiz. Sana iman edecek de de&#287;iliz."
11|54|"Biz: 'Baz&#305; ilahlar&#305;m&#305;z seni çok k&ouml;tü çarpm&#305;&#351;t&#305;r' (demekten) ba&#351;ka bir &#351;ey s&ouml;ylemeyiz." Dedi ki: "Allah'&#305; &#351;ahid tutar&#305;m, siz de &#351;ahidler olun ki, gerçekten ben, sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
11|55|"O'nun d&#305;&#351;&#305;ndaki (tanr&#305;lardan). Art&#305;k siz bana, toplu olarak diledi&#287;iniz tuza&#287;&#305; kurun, sonra bana süre tan&#305;may&#305;n."
11|56|"Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, aln&#305;ndan yakalay&#305;p-denetlemedi&#287;i hiçbir canl&#305; yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdo&#287;ru bir yol üzerinedir (dosdo&#287;ru yolda olan&#305; korumaktad&#305;r.)"
11|57|"Buna ra&#287;men yüz çevirirseniz, art&#305;k size kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;im &#351;eyi tebli&#287; ettim. Rabbim de sizden ba&#351;ka bir kavmi yerinize geçirir. Siz O'na hiçbir &#351;eyle zarar veremezsiniz. Do&#287;rusu benim Rabbim, her&#351;eyi g&ouml;zetleyip-koruyand&#305;r."
11|58|Emrimiz geldi&#287;i zaman, taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmet ile Hud'u ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtard&#305;k. Onlar&#305; &#351;iddetli-a&#287;&#305;r bir azaptan kurtard&#305;k.
11|59|&#304;&#351;te Ad (halk&#305;): Rablerinin ayetlerini tan&#305;may&#305;p reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatç&#305; zorban&#305;n emri ard&#305;nca yürüdüler.
11|60|Ve bu dünyada da, k&#305;yamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halk&#305;), Rablerine (kar&#351;&#305;) inkar ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Allah'&#305;n rahmetinden) uzakl&#305;k (verildi).
11|61|Semud (halk&#305;na da) karde&#351;leri Salih'i (g&ouml;nderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratt&#305; ve onda &ouml;mür geçirenler k&#305;ld&#305;. ضyleyse O'ndan ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. &#350;üphesiz benim Rabbim, yak&#305;n oland&#305;r, (dualar&#305;) kabul edendir."
11|62|Dediler ki: "Ey Salih, bundan &ouml;nce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararl&#305;l&#305;klar) umulan biriydin. Atalar&#305;m&#305;z&#305;n tapt&#305;&#287;&#305; &#351;eylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Do&#287;rusu biz, senin bizi davet etti&#287;in &#351;eyden ku&#351;ku verici bir tereddüt içindeyiz."
11|63|Dedi ki: "Ey kavmim, g&ouml;rü&#351;ünüz nedir s&ouml;yler misiniz? E&#287;er ben Rabbimden apaç&#305;k bir belge üzerindeysem ve bana Taraf&#305;ndan bir rahmet vermi&#351;se, bu durumda O'na isyan edecek olursam Allah'a kar&#351;&#305; bana kim yard&#305;m edecektir? &#350;u halde kayb&#305;m&#305; artt&#305;rmaktan ba&#351;ka bana (hiçbir yarar) sa&#287;lamayacaks&#305;n&#305;z."
11|64|"Ey kavmim, size i&#351;te bir ayet olarak Allah'&#305;n devesi; onu serbest b&#305;rak&#305;n, Allah'&#305;n arz&#305;nda yesin. Ona k&ouml;tülük (vermek niyeti)yle dokunmay&#305;n. Yoksa sizi yak&#305;n bir azap sar&#305;verir."
11|65|Fakat onu &ouml;ldürdüler. (Salih) Dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yararlan&#305;n. Bu, yalanlanmayacak bir vaaddir."
11|66|Emrimiz geldi&#287;i zaman, taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmetle Salih'i ve O’nunla birlikte iman edenleri o günün a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; azab&#305;ndan kurtard&#305;k. Do&#287;rusu senin Rabbin, güçlü oland&#305;r, Aziz oland&#305;r.
11|67|O zulmedenleri dayan&#305;lmaz bir ses sar&#305;verdi de kendi yurtlar&#305;nda dizüstü ç&ouml;kmü&#351; olarak sabahlad&#305;lar.
11|68|Sanki orada hiç refah içinde ya&#351;amam&#305;&#351;lar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halk&#305;) gerçekten Rablerine (kar&#351;&#305;) inkar etmi&#351;lerdi. Haberiniz olsun; Semud (halk&#305;na Allah'&#305;n rahmetinden) uzakl&#305;k (verildi.)
11|69|Andolsun, elçilerimiz &#304;brahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden k&#305;zart&#305;lm&#305;&#351; bir buza&#287;&#305; getirdi.
11|70|Ellerinin ona uzanmad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rünce (&#304;brahim durumdan) ho&#351;lanmad&#305; ve içine bir tür korku dü&#351;tü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine g&ouml;nderildik."
11|71|Kar&#305;s&#305; ayaktayd&#305;, bunun üzerine güldü. Biz ona &#304;shak'&#305;, &#304;shak'&#305;n arkas&#305;ndan da Yakub'u müjdeledik.
11|72|"Vay bana" dedi (kad&#305;n). "Ben kocam&#305;&#351; bir kad&#305;n iken ve &#351;u kocam da bir ihtiyar iken do&#287;uracak m&#305;y&#305;m? Gerçekten bu, &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; bir &#351;ey!.."
11|73|Dediler ki: "Allah'&#305;n emrine mi &#351;a&#351;&#305;yorsun? Allah'&#305;n rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halk&#305; &#351;üphesiz O, &ouml;vülmeye lay&#305;k oland&#305;r, Mecid'tir."
11|74|&#304;brahim'den korku gitti&#287;i ve ona müjde geldi&#287;i zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;malara giriyor(du).
11|75|Do&#287;rusu &#304;brahim, yumu&#351;ak huylu, duygulu ve g&ouml;nülden (Allah'a) y&ouml;nelen biriydi.
11|76|"Ey &#304;brahim, bundan vazgeç. اünkü gerçek &#351;u ki, Rabbinin emri gelmi&#351;tir ve gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azap gelmi&#351;tir."
11|77|Elçilerimiz Lut'a geldi&#287;i zaman, onlardan dolay&#305; kayg&#305;land&#305;, g&ouml;&#287;sünü bir s&#305;k&#305;nt&#305; bast&#305; ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.
11|78|Kavmi ona do&#287;ru ko&#351;arak geldi; onlar daha &ouml;nceden k&ouml;tülükler i&#351;lemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "&#304;&#351;te benim k&#305;zlar&#305;m, bunlar sizler için daha temizdir. Art&#305;k Allah'tan korkun ve beni misafirim &ouml;nünde küçük dü&#351;ürmeyin. &#304;çinizde hiç akl&#305; ba&#351;&#305;nda olan (re&#351;id) bir adam yok mu?"
11|79|Dediler ki: "Andolsun, senin k&#305;zlar&#305;nda bizim haktan bir &#351;eyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; sen de bilmi&#351;sindir. Bizim ne istedi&#287;imizi gerçekte sen biliyorsun."
11|80|Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsayd&#305; veya sa&#287;lam bir yere s&#305;&#287;&#305;nabilseydim."
11|81|(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ula&#351;amazlar. Gecenin bir parças&#305;nda ailenle birlikte yürü (yola ç&#305;k). Sak&#305;n, hiçbiriniz d&ouml;nüp arkas&#305;na bakmas&#305;n; fakat senin kar&#305;n ba&#351;ka. اünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yak&#305;n de&#287;il mi?"
11|82|B&ouml;ylece emrimiz geldi&#287;i zaman, üstünü alt&#305;na çevirdik ve üzerlerine balç&#305;ktan pi&#351;irilmi&#351;, istif edilmi&#351; ta&#351;lar ya&#287;d&#305;rd&#305;k;
11|83|Rabbinin Kat&#305;nda 'belli bir biçime sokulmu&#351;, damgalanm&#305;&#351;' olarak. Bunlar zalimlerden uzak de&#287;ildir.
11|84|Medyen (halk&#305;na da) karde&#351;leri &#350;uayb'&#305; (g&ouml;nderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur. ضlçüyü ve tart&#305;y&#305; eksik tutmay&#305;n; gerçekten sizi bir 'bolluk ve refah (hay&#305;r)' içinde g&ouml;rüyorum. Do&#287;rusu sizi çepeçevre ku&#351;atacak olan bir günün azab&#305;ndan korkuyorum."
11|85|"Ey kavmim, &ouml;lçüyü ve tart&#305;y&#305; -adaleti g&ouml;zeterek- tam tutun ve insanlar&#305;n e&#351;yas&#305;n&#305; de&#287;erden dü&#351;ürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmay&#305;n."
11|86|"E&#287;er mü'minseniz, Allah'&#305;n b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; (helal i&#351;lerden olan kazanç) sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Ben, sizin üzerinizde bir g&ouml;zetleyici de&#287;ilim."
11|87|Dediler ki: "Ey &#350;uayb, atalar&#305;m&#305;z&#305;n tapt&#305;&#287;&#305; &#351;eyleri b&#305;rakmam&#305;z&#305; ya da mallar&#305;m&#305;z konusunda diledi&#287;imiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namaz&#305;n m&#305; emrediyor? اünkü sen, gerçekte yumu&#351;ak huylu, akl&#305; ba&#351;&#305;nda (re&#351;id bir adam)s&#305;n."
11|88|Dedi ki: "Ey kavmim g&ouml;rü&#351;ünüz nedir s&ouml;yler misiniz? Ya ben Rabbimden apaç&#305;k bir belge üzerinde isem ve O da beni Kendisi'nden güzel bir r&#305;z&#305;k ile r&#305;z&#305;kland&#305;rm&#305;&#351;sa? Ben, size yasaklad&#305;&#287;&#305;m &#351;eylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size ayk&#305;r&#305; dü&#351;mek istemiyorum. Benim istedi&#287;im, gücüm oran&#305;nda yaln&#305;zca &#305;slah etmektir. Benim ba&#351;ar&#305;m ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettim ve O'na içten y&ouml;nelip-d&ouml;nerim."
11|89|"Ey kavmim, bana kar&#351;&#305; geli&#351;iniz, sak&#305;n Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin ba&#351;lar&#305;na gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. ـstelik Lut kavmi size pek uzak de&#287;il."
11|90|"Rabbinizden ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir."
11|91|"Ey &#350;uayb" dediler. "Senin s&ouml;ylediklerinin ço&#287;unu biz 'kavray&#305;p anlam&#305;yoruz'. Do&#287;rusu biz seni içimizde zay&#305;f biri g&ouml;rüyoruz. E&#287;er yak&#305;n-çevren olmasayd&#305;, gerçekten seni ta&#351;a tutar-&ouml;ldürürdük. Sen bize kar&#351;&#305; güçlü ve üstün de&#287;ilsin."
11|92|Dedi ki: "Ey kavmim, sizce benim yak&#305;n-çevrem, Allah'tan daha m&#305; üstündür ki, O'nu arkan&#305;zda-unutuluvermi&#351; (&ouml;nemsiz) bir &#351;ey edindiniz. &#350;üphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; sar&#305;p-ku&#351;atand&#305;r."
11|93|"Ey kavmim, bütün yapabilece&#287;inizi yap&#305;n; &#351;üphesiz, ben de yapaca&#287;&#305;m. Kime a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; azap gelecek ve yalanc&#305; kimdir, yak&#305;nda bileceksiniz. Siz g&ouml;zetleyip durun, ben de sizinle birlikte g&ouml;zetleyece&#287;im."
11|94|Emrimiz geldi&#287;i zaman, taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmetle &#350;uayb'&#305; ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtard&#305;k; o zulmedenleri dayan&#305;lmaz bir ses sar&#305;verdi de kendi yurtlar&#305;nda dizüstü ç&ouml;kmü&#351; olarak sabahlad&#305;lar.
11|95|Sanki orada hiç refah içinde ya&#351;amam&#305;&#351;lar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halk&#305;na) nas&#305;l bir uzakl&#305;k verildiyse Medyen (halk&#305;na da Allah'&#305;n rahmetinden &ouml;yle) bir uzakl&#305;k (verildi).
11|96|Andolsun, Musa'y&#305; ayetlerimizle ve apaç&#305;k olan bir delille g&ouml;nderdik.
11|97|Firavun'a ve onun &ouml;nde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymu&#351;lard&#305;. Oysa Firavun'un emri do&#287;ruya-g&ouml;türücü (ir&#351;ad edici) de&#287;ildi.
11|98|O, k&#305;yamet günü kavminin &ouml;nderli&#287;ine geçer, b&ouml;ylece onlar&#305; ate&#351;e g&ouml;türmü&#351; olur. Sonunda vard&#305;klar&#305; yer, ne k&ouml;tü bir yerdir..
11|99|Onlar, burda da, k&#305;yamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen ba&#287;&#305;&#351;, ne k&ouml;tü bir ba&#287;&#305;&#351;t&#305;r.
11|100|Bunlar, sana do&#287;ru haber (k&#305;ssa) olarak aktard&#305;&#287;&#305;m&#305;z (geçmi&#351;teki) nesillerin haberleridir. Onlardan kimi ayakta kalm&#305;&#351;, (hala izleri var, kimi de) biçilmi&#351; ekin (gibi yerlebir edilmi&#351;, kal&#305;nt&#305;s&#305; silinmi&#351;) dir.
11|101|Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. B&ouml;ylece Rabbinin emri geldi&#287;i zaman, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p da tapt&#305;klar&#305; ilahlar&#305;, onlara hiçbir &#351;ey sa&#287;layamad&#305;, 'helak ve kay&#305;plar&#305;n&#305;' artt&#305;rmaktan ba&#351;ka bir i&#351;e yaramad&#305;.
11|102|Onlar, zulüm i&#351;lemektelerken, ülkeleri (veya nesilleri) yakalad&#305;&#287;&#305; zaman... Rabbinin yakalamas&#305; i&#351;te b&ouml;yledir. Gerçekten O'nun yakalamas&#305; pek ac&#305;, pek &#351;iddetlidir.
11|103|Ahiret azab&#305;ndan korkan için bunda kesin ayetler vard&#305;r. O, bütün insanlar&#305;n kendisinde toplanaca&#287;&#305; bir gündür ve o, g&ouml;zlemlenebilen bir gündür.
11|104|Biz onu say&#305;l&#305; bir sürenin (ecelin) d&#305;&#351;&#305;nda ertelemeyiz.
11|105|(K&#305;yametin) Gelece&#287;i günde, O'nun izni olmaks&#305;z&#305;n, hiç kimse s&ouml;z s&ouml;yleyemez. Art&#305;k onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyard&#305;r.
11|106|Mutsuz olanlar ate&#351;tedirler, onlar için orada (kah&#305;rla ve ac&#305;yla) nefes al&#305;p vermeler vard&#305;r.
11|107|Onlar, Rabbinin dilemesi d&#305;&#351;&#305;nda g&ouml;kler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklard&#305;r. اünkü Rabbin, gerçekten diledi&#287;ini yapand&#305;r.
11|108|Mutlu olanlar da, art&#305;k onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi d&#305;&#351;&#305;nda g&ouml;kler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklard&#305;r. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsand&#305;r.
11|109|Art&#305;k onlar&#305;n tapmakta olduklar&#305; &#351;eyler konusunda, sak&#305;n ku&#351;kuda olma. Daha &ouml;nceleri, atalar&#305; nas&#305;l tap&#305;yor idiyseler, bunlar da ancak b&ouml;yle tap&#305;yorlar. &#350;üphesiz Biz, onlar&#305;n paylar&#305;n&#305; eksiltmeksizin onlara &ouml;deyecek olanlar&#305;z.
11|110|Andolsun, Musa'ya kitab&#305; verdik, onda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;üldü. E&#287;er Rabbinden bir s&ouml;z geçmi&#351; (verilmi&#351;) olmasayd&#305;, mutlaka aralar&#305;nda hüküm verilmi&#351; olacakt&#305;. Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana ku&#351;ku verici bir tereddüt içindedirler.
11|111|&#350;üphesiz Rabbin, onlardan tümüne yap&#305;p ettiklerini(n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305;) onlara tastamam &ouml;deyecektir. اünkü O, yap&#305;p-ettiklerinden haberdar oland&#305;r.
11|112|Seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte emrolundu&#287;un gibi dosdo&#287;ru davran. Ve az&#305;tmay&#305;n. اünkü O, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
11|113|Zulmedenlere e&#287;ilim g&ouml;stermeyin, yoksa size ate&#351; dokunur. Sizin Allah'tan ba&#351;ka velileriniz yoktur, sonra yard&#305;m g&ouml;remezsiniz.
11|114|Gündüzün iki taraf&#305;nda ve gecenin (gündüze) yak&#305;n saatlerinde namaz&#305; k&#305;l. &#350;üphesiz iyilikler, k&ouml;tülükleri giderir. Bu, &ouml;&#287;üt alanlara bir &ouml;&#287;üttür.
11|115|Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanlar&#305;n ecrini kaybetmez.
11|116|Sizden &ouml;nceki nesillerden onlardan kurtard&#305;&#287;&#305;m&#305;zdan pek az&#305; d&#305;&#351;&#305;nda yeryüzünde bozgunculu&#287;u &ouml;nleyecek fazilet sahibi ki&#351;iler bulunmal&#305; de&#287;il miydi? Zulmedenler ise, içinde bulunduklar&#305; refah&#305;n pe&#351;ine dü&#351;tüler. Onlar, suçlu-günahkarlard&#305;.
11|117|Halk&#305;, &#305;slah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek de&#287;ildi.
11|118|E&#287;er Rabbin dileseydi, insanlar&#305; elbette tek bir ümmet k&#305;lard&#305;. Oysa, onlar, anla&#351;mazl&#305;&#287;&#305; sürdürmektedirler:
11|119|Rabbinin rahmet ettikleri d&#305;&#351;&#305;nda. Onlar&#305; bunun için yaratt&#305;. B&ouml;ylece Rabbinin (&#351;u) s&ouml;zü tamamlan&#305;p gerçekle&#351;mi&#351;tir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, (kafirlerin) tümüyle dolduraca&#287;&#305;m."
11|120|Sana elçilerin haberlerinden -kalbini sa&#287;lamla&#351;t&#305;racak- do&#287;ru haberler aktar&#305;yoruz. Bunda sana hak ve mü'minlere bir &ouml;&#287;üt ve uyar&#305; gelmi&#351;tir.
11|121|&#304;man etmeyenlere de ki: "Yapabilece&#287;inizi yap&#305;n; elbette biz de yapaca&#287;&#305;z."
11|122|Ve g&ouml;zleyip durun; gerçekten biz de g&ouml;zleyip duruyoruz."
11|123|G&ouml;klerin ve yerin gayb&#305; Allah'&#305;nd&#305;r, bütün i&#351;ler O'na d&ouml;ndürülür; &ouml;yleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin. Senin Rabbin yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan habersiz de&#287;ildir.
12|1|Elif, Lam, Ra. Bunlar, apaç&#305;k Kitab'&#305;n ayetleridir.
12|2|Gerçekten Biz, ak&#305;l erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
12|3|Biz bu Kur'an'&#305; sana vahyetmemizle, en güzel k&#305;ssalar&#305; gerçek bir haber (k&#305;ssa) olarak sana aktar&#305;yoruz, oysa sen, daha &ouml;nce, bundan haberi olmayanlardand&#305;n.
12|4|Hani Yusuf babas&#305;na: "Babac&#305;&#287;&#305;m, gerçekten ben (rüyamda) on bir y&#305;ld&#305;z, Güne&#351;'i ve Ay'&#305; g&ouml;rdüm; bana secde etmektelerken g&ouml;rdüm" demi&#351;ti.
12|5|(Babas&#305;) Demi&#351;ti ki: "O&#287;lum, rüyan&#305; karde&#351;lerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. اünkü &#351;eytan, insan için apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r."
12|6|"B&ouml;ylece Rabbin seni seçkin k&#305;lacak, s&ouml;zlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana &ouml;&#287;retecek ve daha &ouml;nce atalar&#305;n &#304;brahim ve &#304;shak'a (nimetini) tamamlad&#305;&#287;&#305; gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacakt&#305;r. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
12|7|Andolsun, Yusuf ve karde&#351;lerinde soranlar için ayetler (ibretler) vard&#305;r.
12|8|Onlar &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Yusuf ve karde&#351;i babam&#305;za bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini peki&#351;tiren bir toplulu&#287;uz. Gerçekte babam&#305;z, aç&#305;kça bir &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;k içindedir."
12|9|"ضldürün Yusuf'u veya onu bir yere at&#305;p-b&#305;rak&#305;n ki baban&#305;z&#305;n yüzü yaln&#305;zca size (d&ouml;nük) kals&#305;n. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz."
12|10|&#304;çlerinden bir s&ouml;zcü dedi ki: "E&#287;er (mutlaka bir &#351;ey) yapacaksan&#305;z, &ouml;ldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine b&#305;rak&#305;verin de bir yolcu kafilesi als&#305;n."
12|11|(Bu karara vard&#305;ktan sonra) "Ey Babam&#305;z," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a kar&#351;&#305; bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyili&#287;ini isteyenleriz."
12|12|"Sen onu yar&#305;n bizimle g&ouml;nder, g&ouml;nlünce gezsin, oynas&#305;n. Elbette biz onu koruyup-g&ouml;zetiriz."
12|13|Dedi ki: "Sizin onu g&ouml;türmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum."
12|14|Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda &#351;üphesiz kayba u&#287;rayan (aciz) kimseler oluruz."
12|15|Nitekim onu g&ouml;türdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrand&#305;klar&#305; zaman, Biz ona (&#351;&ouml;yle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, fark&#305;nda de&#287;ilken bu yapt&#305;klar&#305;n&#305; haber vereceksin."
12|16|Ak&#351;am üstü babalar&#305;na a&#287;lar vaziyette geldiler.
12|17|Dediler ki: "Ey Babam&#305;z, gerçek &#351;u ki, biz gittik, yar&#305;&#351;&#305;yorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya e&#351;yam&#305;z&#305;n) yan&#305;nda b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;k. Fakat onu kurt yemi&#351;. Ne var ki biz do&#287;ruyu s&ouml;ylesek bile sen bize inanacak de&#287;ilsin."
12|18|Ve üzerine yalandan kan (sürülmü&#351;) olan g&ouml;mle&#287;ini getirdiler. "Hay&#305;r" dedi. Nefsiniz, sizi yan&#305;lt&#305;p (b&ouml;yle) bir i&#351;e sürüklemi&#351;. Bundan sonra (bana dü&#351;en) güzel bir sab&#305;rd&#305;r. Sizin bu düzüp-uydurduklar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305; (Kendisi'nden) yard&#305;m istenecek olan Allah't&#305;r."
12|19|Bir yolcu-kafilesi geldi, sucular&#305;n&#305; (kuyuya su almak için) g&ouml;nderdiler. O da kovas&#305;n&#305; sark&#305;tt&#305;. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan ç&#305;kar&#305;p) 'ticaret konusu bir mal' olarak saklad&#305;lar. Oysa Allah, yapmakta olduklar&#305;n&#305; bilendi.
12|20|Onu ucuz bir fiyata, say&#305;s&#305; belli (birkaç) dirheme satt&#305;lar. Onu pek &ouml;nemsemediler.
12|21|Onu sat&#305;n alan bir M&#305;s&#305;rl&#305; (aziz,) kar&#305;s&#305;na: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yarar&#305; dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. B&ouml;ylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (M&#305;s&#305;r'da) yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;k. Ona s&ouml;zlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) &ouml;&#287;rettik. Allah, emrinde galib oland&#305;r, ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
12|22|Erginlik ça&#287;&#305;na eri&#351;ince, kendisine hüküm ve ilim verdik. &#304;&#351;te Biz, iyilik yapanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
12|23|Evinde kalmakta oldu&#287;u kad&#305;n, ondan murad almak istedi ve kap&#305;lar&#305; s&#305;ms&#305;k&#305; kapatarak: "&#304;steklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m. اünkü o benim Efendimdir, yerimi güzel tutmu&#351;tur. Gerçek &#351;u ki, zalimler kurtulu&#351;a ermez."
12|24|Andolsun kad&#305;n onu arzulam&#305;&#351;t&#305;, -e&#287;er Rabbinin (zinay&#305; yasaklayan) kesin kan&#305;t (burhan)&#305;n&#305; g&ouml;rmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulam&#305;&#351;t&#305;. B&ouml;ylelikle Biz ondan k&ouml;tülü&#287;ü ve fuh&#351;u geri çevirmek için (ona delil g&ouml;nderdik). اünkü o, muhlis kullar&#305;m&#305;zdand&#305;.
12|25|Kap&#305;ya do&#287;ru ikisi de ko&#351;tular. Kad&#305;n onun g&ouml;mle&#287;ini arkadan çekip y&#305;rtt&#305;. (Tam) Kap&#305;n&#305;n yan&#305;nda kad&#305;n&#305;n efendisiyle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;lar. Kad&#305;n dedi ki: "Ailene k&ouml;tülük isteyenin, zindana at&#305;lmaktan veya ac&#305; bir azaptan ba&#351;ka cezas&#305; ne olabilir?"
12|26|(Yusuf) Dedi ki: "Onun kendisi benden murad almak istedi." Kad&#305;n&#305;n yak&#305;nlar&#305;ndan bir &#351;ahid &#351;ahitlik etti: "E&#287;er onun g&ouml;mle&#287;i &ouml;n taraftan y&#305;rt&#305;lm&#305;&#351;sa bu durumda kad&#305;n do&#287;ruyu s&ouml;ylemi&#351;tir, kendisi ise yalan s&ouml;yleyenlerdendir.
12|27|Yok e&#287;er onun g&ouml;mle&#287;i arkadan çekilip-y&#305;rt&#305;lm&#305;&#351;sa, bu durumda kad&#305;n yalan s&ouml;ylemi&#351;tir ve kendisi do&#287;ruyu s&ouml;yleyenlerdendir."
12|28|Onun g&ouml;mle&#287;inin arkadan çekilip-y&#305;rt&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rdü&#287;ü zaman (kocas&#305;): "Do&#287;rusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür" dedi.
12|29|"Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kad&#305;n) günah&#305;n dolay&#305;s&#305;yla ba&#287;&#305;&#351;lanma dile. Do&#287;rusu sen günahkarlardan oldun."
12|30|&#350;ehirde (birtak&#305;m) kad&#305;nlar: "Aziz (Vezir)'in kar&#305;s&#305; kendi u&#351;a&#287;&#305;n&#305;n nefsinden murad almak istiyormu&#351;. ضyle ki sevgi onun ba&#287;r&#305;na sinmi&#351;. Biz do&#287;rusu onu aç&#305;kça bir sap&#305;kl&#305;k içinde g&ouml;rüyoruz." dedi.
12|31|(Kad&#305;n) Onlar&#305;n düzenlerini i&#351;itince, onlara (bir davetçi) yollad&#305;, oturup dayanacaklar&#305; yerler haz&#305;rlad&#305; ve her birinin eline (&ouml;nlerindeki meyveleri soymalar&#305; için) b&#305;çak verdi. (Yusuf'a da:) "ا&#305;k, onlara (g&ouml;rün)" dedi. B&ouml;ylece onlar onu (ola&#287;anüstü güzellikte) g&ouml;rünce (insanüstü bir varl&#305;km&#305;&#351; gibi g&ouml;zlerinde) büyüttüler, (&#351;a&#351;k&#305;nl&#305;klar&#305;ndan) ellerini kestiler ve: "Allah'&#305; tenzih ederiz; bu bir be&#351;er de&#287;ildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.
12|32|Kad&#305;n dedi ki: "Beni kendisiyle k&#305;nad&#305;&#287;&#305;n&#305;z i&#351;te budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, e&#287;er o kendisine emretti&#287;imi yapmayacak olursa, mutlaka zindana at&#305;lacak ve elbette küçük dü&#351;ürülenlerden olacak."
12|33|(Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunlar&#305;n beni kendisine ça&#287;&#305;rd&#305;klar&#305; &#351;eyden bana daha sevimlidir. Kurduklar&#305; düzeni benden uzakla&#351;t&#305;rmazsan, onlara (korkar&#305;m) e&#287;ilim g&ouml;sterir, (b&ouml;ylece) cahillerden olurum."
12|34|B&ouml;ylece Rabbi, duas&#305;n&#305; kabul etti ve onlar&#305;n hileli düzenlerini kendisinden uzakla&#351;t&#305;rd&#305;. اünkü O, i&#351;itendir, bilendir.
12|35|Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ili&#351;kin) delilleri g&ouml;rmelerinin ard&#305;ndan, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (g&ouml;rü&#351;ü)a&#287;&#305;r bast&#305;.
12|36|Onunla birlikte iki genç de zindana girmi&#351;ti. Biri: "Ben (rüyamda) kendimi &#351;arap s&#305;k&#305;yorken g&ouml;rdüm." dedi. ضbürü: "Ben de kendimi ba&#351;&#305;m&#305;n üstünde ekmek ta&#351;&#305;yorken g&ouml;rdüm; ku&#351; da ondan yemekteydi" dedi. "Bunun yorumundan bize haber ver. Do&#287;rusu biz seni, iyilik yapanlardan g&ouml;rmekteyiz."
12|37|Dedi ki: "Size r&#305;z&#305;klanaca&#287;&#305;n&#305;z bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden &ouml;nce onun ne oldu&#287;unu haber veririm. Bu, Rabbimin bana &ouml;&#287;rettiklerindendir. Do&#287;rusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tan&#305;mayanlar&#305;n ta kendileri olan bir toplulu&#287;un dinini terk ettim."
12|38|"Atalar&#305;m &#304;brahim'in, &#304;shak'&#305;n ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir &#351;eyle &#351;irk ko&#351;mam&#305;z bizim için olacak &#351;ey de&#287;il. Bu, bize ve insanlara Allah'&#305;n lütuf ve ihsan&#305;ndand&#305;r, ancak insanlar&#305;n ço&#287;u &#351;ükretmezler."
12|39|"Ey zindan arkada&#351;lar&#305;m, birbirinden ayr&#305; (bir sürü) Rabler mi daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah m&#305;?"
12|40|"Sizin Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z, Allah'&#305;n kendileri hakk&#305;nda hiçbir delil indirmedi&#287;i, sizin ve atalar&#305;n&#305;z&#305;n ad olarak adland&#305;rd&#305;klar&#305;n&#305;zdan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Hüküm, yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r. O, Kendisi'nden ba&#351;kas&#305;na kulluk etmemenizi emretmi&#351;tir. Dosdo&#287;ru olan din i&#351;te budur, ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler."
12|41|"Ey zindan arkada&#351;lar&#305;m, ikinizden biri efendisine &#351;arap içirecek, di&#287;eri ise as&#305;lacak, ku&#351; onun ba&#351;&#305;ndan yiyecek. &#304;&#351;te hakk&#305;nda fetva istemekte oldu&#287;unuz i&#351; (art&#305;k) olup bitmi&#351;tir."
12|42|&#304;kisinden kurtulaca&#287;&#305;n&#305; sand&#305;&#287;&#305; ki&#351;iye dedi ki: "Efendinin kat&#305;nda beni hat&#305;rla." Fakat &#351;eytan, efendisine hat&#305;rlatmay&#305; ona unutturdu, b&ouml;ylece daha nice y&#305;llar (Yusuf) zindanda kald&#305;.
12|43|Hükümdar: "Ben (rüyamda) yedi besili inek g&ouml;rüyorum, onlar&#305; yedi zay&#305;f inek yiyor; bir de yedi ye&#351;il ba&#351;ak ve di&#287;erleri ise kupkuru. Ey &ouml;nde gelen (kahin-bilginler,) e&#287;er rüya yorumluyorsan&#305;z benim bu rüyam&#305; ç&ouml;züverin" dedi.
12|44|Dediler ki: "(Bunlar) Karmakar&#305;&#351;&#305;k dü&#351;lerdir. Biz b&ouml;yle dü&#351;lerin yorumunu bilenler de&#287;iliz."
12|45|O iki ki&#351;iden kurtulmu&#351; olan&#305;, nice zaman sonra hat&#305;rlad&#305; ve: "Ben bunun yorumunu size haber veririm, hemen beni (zindana) g&ouml;nderin" dedi.
12|46|(Zindana gidip:) "Yusuf, ey do&#287;ru (s&ouml;zlü insan).. Yedi besili ine&#287;i yedi zay&#305;f (ine&#287;in) yedi&#287;i ve yedi ye&#351;il ba&#351;akla di&#287;erleri kuru olan (rüya) konusunda bize fetva ver. Umar&#305;m ki insanlara da (senin s&ouml;ylediklerinle) d&ouml;nerim, belki onlar (bunun anlam&#305;n&#305;) &ouml;&#287;renmi&#351; olurlar."
12|47|Dedi ki: "Siz yedi y&#305;l, &ouml;nceleri (ekti&#287;iniz) gibi ekin ekin, yedi&#287;inizin az bir k&#305;sm&#305; d&#305;&#351;&#305;nda (kalan&#305;n&#305;) biçtiklerinizi ba&#351;a&#287;&#305;nda b&#305;rak&#305;n."
12|48|Sonra bunun arkas&#305;ndan (kurakl&#305;&#287;&#305;) zorlu yedi y&#305;l gelecektir, saklad&#305;&#287;&#305;n&#305;z az bir miktar d&#305;&#351;&#305;nda, daha &ouml;nce biriktirdi&#287;inizi yiyip bitirecektir."
12|49|Sonra bunun arkas&#305;ndan bir y&#305;l gelecektir ki, insanlar onda bol bol ya&#287;mura kavu&#351;turulacak ve onda s&#305;k&#305;p-sa&#287;acaklar."
12|50|Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldi&#287;inde (Yusuf:) "Efendine (Rabbine) d&ouml;n de ona sor: "Ellerini kesen o kad&#305;nlar&#305;n durumu neydi? Do&#287;rusu benim Rabbim, onlar&#305;n hileli düzenlerini gerçekten bilendir."
12|51|(Hükümdar toplad&#305;&#287;&#305; o kad&#305;nlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak istedi&#287;inizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, ha&#351;a" dediler. "Biz ondan hiçbir k&ouml;tülük g&ouml;rmedik." Aziz (Vezir)in de kar&#305;s&#305; dedi ki: "&#304;&#351;te &#351;u anda gerçek orta yere ç&#305;kt&#305;; onun nefsinden ben murad almak istemi&#351;tim. O ise gerçekten do&#287;ruyu s&ouml;ylenlerdendir."
12|52|(Yusuf arac&#305;ya &#351;unu s&ouml;yledi:) "Bu, (itiraf Vezirin) yoklu&#287;unda gerçekten kendisine ihanet etmedi&#287;imi ve gerçekten Allah'&#305;n ihanet edenlerin hileli-düzenlerini ba&#351;ar&#305;ya ula&#351;t&#305;rmad&#305;&#287;&#305;n&#305; kendisinin de bilip &ouml;&#287;renmesi içindi."
12|53|"(Yine de) Ben nefsimi temize ç&#305;karamam. اünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgedi&#287;i d&#305;&#351;&#305;nda- var gücüyle k&ouml;tülü&#287;ü emredendir. &#350;üphesiz, benim Rabbim, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
12|54|Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime ba&#287;l&#305; k&#305;lay&#305;m." Onunla konu&#351;tu&#287;unda da (&#351;&ouml;yle) dedi: "Sen bugün bizim yan&#305;m&#305;zda (art&#305;k) &ouml;nemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir dan&#305;&#351;man-y&ouml;netici)sin."
12|55|(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir y&ouml;netici) k&#305;l. اünkü ben, (bunlar&#305; iyi) bir koruyucuyum, (y&ouml;netim i&#351;lerini de) bilenim."
12|56|&#304;&#351;te b&ouml;ylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. ضyle ki, orada (M&#305;s&#305;r'da) diledi&#287;i yerde konaklad&#305;. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanlar&#305;n ecrini kayba u&#287;ratmay&#305;z.
12|57|Ahiretin kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
12|58|(Kurakl&#305;k ba&#351;lay&#305;nca) Yusuf'un karde&#351;leri gelip yan&#305;na girdiler, onu tan&#305;mad&#305;klar&#305; halde kendisi onlar&#305; hemen tan&#305;d&#305;.
12|59|Onlar&#305;n erzak yüklerini haz&#305;rlay&#305;nca dedi ki: "Bana baban&#305;zdan olan karde&#351;inizi getirin. G&ouml;rmüyor musunuz, ben &ouml;lçüyü tam tutar&#305;m ve ben konukseverlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;y&#305;m."
12|60|"E&#287;er onu bana getirmeyecek olursan&#305;z, art&#305;k benim kat&#305;mda sizin için bir &ouml;lçek (erzak) yoktur ve bana da yakla&#351;may&#305;n."
12|61|Dediler ki: "Onu babas&#305;ndan istemeye çal&#305;&#351;aca&#287;&#305;z ve herhalde biz bunu yapabilece&#287;iz."
12|62|Yard&#305;mc&#305;lar&#305;na dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. &#304;htimal ki ailelerine d&ouml;ndüklerinde bunun fark&#305;na var&#305;rlar da belki geri d&ouml;nerler."
12|63|B&ouml;ylelikle babalar&#305;na d&ouml;ndükleri zaman, dediler ki: "Ey babam&#305;z, &ouml;lçek bizden engellendi. Bu durumda karde&#351;imizi bizimle g&ouml;nder de erza&#287;&#305; alal&#305;m. Onu mutlaka koruyaca&#287;&#305;z."
12|64|Dedi ki: "Daha &ouml;nce karde&#351;i konusunda size güvendi&#287;imden ba&#351;ka (bir &#351;ekilde) onun hakk&#305;nda size güvenir miyim? Allah en hay&#305;rl&#305; koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgeyicisidir."
12|65|Erzak yüklerini aç&#305;p da sermayelerinin kendilerine geri verilmi&#351; oldu&#287;unu g&ouml;rdüklerinde, dediler ki: "Ey Babam&#305;z, daha neyi ar&#305;yoruz, i&#351;te sermayemiz bize geri verilmi&#351;; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, karde&#351;imizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (ald&#305;&#287;&#305;m&#305;z) az bir &ouml;lçektir."
12|66|"Bana etraf&#305;n&#305;z&#305;n çepeçevre ku&#351;at&#305;lmas&#305; d&#305;&#351;&#305;nda, onu ne olursa olsun mutlaka bana getirece&#287;inize dair Allah ad&#305;na kesin bir s&ouml;z verinceye kadar, onu sizinle asla g&ouml;nderemem." dedi. B&ouml;ylelikle ona kesin bir s&ouml;z verince dedi ki: "Allah, s&ouml;ylediklerimize vekildir."
12|67|Ve dedi ki: "Ey çocuklar&#305;m, tek bir kap&#305;dan girmeyin, ayr&#305; ayr&#305; kap&#305;lardan girin. Ben size Allah'tan hiçbir &#351;eyi sa&#287;layamam (gideremem). Hüküm yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yaln&#305;zca O'na tevekkül etmelidirler."
12|68|Babalar&#305;n&#305;n kendilerine emretti&#287;i yerden (M&#305;s&#305;r'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dile&#287;i aç&#305;&#287;a ç&#305;karmas&#305; d&#305;&#351;&#305;nda- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir &#351;eyi (gidermeyi) sa&#287;lamad&#305;. Gerçekten o, kendisine &ouml;&#287;retti&#287;imiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
12|69|Yusuf'un yan&#305;na girdikleri zaman, o, karde&#351;ini ba&#287;r&#305;na bast&#305;; "Ben" dedi. "Senin gerçekten karde&#351;inim. Art&#305;k onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;na üzülme."
12|70|Erzak yüklerini kendilerine haz&#305;rlay&#305;nca da, su kab&#305;n&#305; karde&#351;inin yükü içine b&#305;rakt&#305;, sonra bir münadi (&#351;&ouml;yle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten h&#305;rs&#305;zs&#305;n&#305;z."
12|71|Onlara do&#287;ru y&ouml;nelerek: "Neyi kaybettiniz?" dediler.
12|72|Dediler ki: "Hükümdar&#305;n su tas&#305;n&#305; kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona arma&#287;an olarak) bir deve yükü vard&#305;r. Ben de buna kefilim."
12|73|"Allah ad&#305;na, hayret" dediler. "Siz de bilmi&#351;siniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk ç&#305;karmak amac&#305;yla gelmedik ve biz h&#305;rs&#305;z de&#287;iliz."
12|74|"ضyleyse" dediler. "E&#287;er yalan s&ouml;ylüyorsan&#305;z (bunun) cezas&#305; nedir?"
12|75|Dediler ki: "Bunun cezas&#305;, (su tas&#305;) yükünde bulunan&#305;n kendisidir. &#304;&#351;te biz zulmedenleri b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z."
12|76|B&ouml;ylece (Yusuf) karde&#351;inin kab&#305;ndan &ouml;nce onlar&#305;n kablar&#305;n&#305; (yoklamaya) ba&#351;lad&#305;, sonra onu karde&#351;inin kab&#305;ndan ç&#305;kard&#305;. &#304;&#351;te Biz Yusuf için b&ouml;yle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdar&#305;n dininde (yürürlükteki kanuna g&ouml;re) karde&#351;ini (yan&#305;nda) al&#305;koyamazd&#305;. Ancak Allah'&#305;n dilemesi ba&#351;ka. Biz diledi&#287;imizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vard&#305;r.
12|77|Dediler ki: "&#350;ayet çalm&#305;&#351; bulunuyorsa, bundan &ouml;nce onun karde&#351;i de çalm&#305;&#351;t&#305;." Yusuf bunu kendi içinde sakl&#305; tuttu ve bunu onlara aç&#305;klamad&#305; (ve içinden): "Siz daha k&ouml;tü bir konumdas&#305;n&#305;z" dedi. "Sizin düzmekte olduklar&#305;n&#305;z&#305; Allah daha iyi bilir."
12|78|Dediler ki: "Ey Vezir, gerçek &#351;u ki, bunun ya&#351;l&#305; (ve) büyük bir babas&#305; var; onun yerine bizden birisini al&#305;koy. Do&#287;rusu biz, seni iyilik yapanlardan g&ouml;rmekteyiz."
12|79|Dedi ki: "E&#351;yam&#305;z&#305; kendisinde buldu&#287;umuzun d&#305;&#351;&#305;nda, birisini al&#305;koymam&#305;zdan Allah'a s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;z. Yoksa bu durumda ku&#351;kusuz biz zalim oluruz."
12|80|Ondan umutlar&#305;n&#305; kestikleri zaman, (durumu) kendi aralar&#305;nda g&ouml;rü&#351;mek üzere bir yana çekildiler. Onlar&#305;n büyükleri dedi ki: "Baban&#305;z&#305;n size kar&#351;&#305; Allah ad&#305;na kesin bir s&ouml;z ald&#305;&#287;&#305;n&#305; ve daha &ouml;nce Yusuf konusunda yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z a&#351;&#305;r&#305;l&#305;&#287;&#305; (i&#351;ledi&#287;imiz suçu) bilmiyor musunuz? Art&#305;k (bundan b&ouml;yle) ben, ya babam bana izin verinceye veya Allah bana ili&#351;kin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayr&#305;lamam. O, hüküm verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r."
12|81|"D&ouml;nün baban&#305;za ve deyin ki: '-Ey babam&#305;z, senin o&#287;lun gerçekten h&#305;rs&#305;zl&#305;k etti. Biz, bildi&#287;imizden ba&#351;kas&#305;na &#351;ahitlik etmedik. Biz gayb&#305;n kollay&#305;c&#305;lar&#305; de&#287;iliz."
12|82|"&#304;çinde (ya&#351;amakta) oldu&#287;umuz &#351;ehre sor, hem kendisinde geldi&#287;imiz kervana da. Biz gerçekten do&#287;ruyu s&ouml;yleyenleriz."
12|83|(&#350;ehre d&ouml;nüp durumu babalar&#305;na aktar&#305;nca o:) "Hay&#305;r" dedi. "Nefsiniz sizi yan&#305;lt&#305;p (b&ouml;yle) bir i&#351;e sürüklemi&#351;. Bundan sonra (bana dü&#351;en) güzel bir sab&#305;rd&#305;r. Umulur ki Allah (pek yak&#305;n bir gelecekte) onlar&#305;n tümünü bana getirir. اünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olan&#305;n Kendisi'dir."
12|84|Ve onlardan yüz(ünü) çevirdi ve: "Ey Yusuf'a kar&#351;&#305; (artan dayan&#305;lmaz) kahr&#305;m" dedi ve g&ouml;zleri üzüntüsünden (a&#287;ard&#305;kça) a&#287;ard&#305;. Ki yutkundukça yutkunuyordu."
12|85|"Allah ad&#305;na, hayret" dediler. "Hala Yusuf'u an&#305;p durmaktas&#305;n. Sonunda (ya kahr&#305;ndan) hastalanacaks&#305;n ya da helake u&#287;rayanlardan olacaks&#305;n."
12|86|Dedi ki: "Ben, dayan&#305;lmaz kahr&#305;m&#305; ve üzüntümü yaln&#305;zca Allah'a &#351;ikayet ediyorum. Ben Allah'tan (bir bilgi olarak) sizin bilmedi&#287;inizi de biliyorum."
12|87|"O&#287;ullar&#305;m, gidin de Yusuf ile karde&#351;inden (duyarl&#305; bir ara&#351;t&#305;rmayla) bir haber getirin ve Allah'&#305;n rahmetinden umut kesmeyin. اünkü kafirler toplulu&#287;undan ba&#351;kas&#305; Allah'&#305;n rahmetinden umut kesmez."
12|88|B&ouml;ylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize &#351;iddetli bir darl&#305;k dokundu; &ouml;nemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize art&#305;k (yine) &ouml;lçe&#287;i tam olarak ver ve bize ilave bir ba&#287;&#305;&#351;ta bulun. &#350;üphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; verir."
12|89|(Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve karde&#351;ine neler yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; biliyor musunuz?"
12|90|"Sen gerçekten Yusuf musun, sensin &ouml;yle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um" dedi. "Ve bu da karde&#351;imdir. Do&#287;rusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek &#351;u ki, kim sak&#305;n&#305;r ve sabrederse, &#351;üphesiz Allah, iyilikte bulunanlar&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; bo&#351;a ç&#305;karmaz."
12|91|Dediler ki: "Allah ad&#305;na, hayret, Allah seni gerçekten bize kar&#351;&#305; tercih edip-seçmi&#351;tir ve biz de gerçekten hataya dü&#351;enler idik."
12|92|Dedi ki: "Bugün size kar&#351;&#305; sorgulama, k&#305;nama yoktur. Sizi Allah ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir."
12|93|"Bu g&ouml;mle&#287;imle gidin de, babam&#305;n yüzüne sürün. G&ouml;zü (yine) g&ouml;rür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."
12|94|Kafile (M&#305;s&#305;r'dan) ayr&#305;lmaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; zaman, babalar&#305; dedi ki: "E&#287;er beni bunam&#305;&#351; saym&#305;yorsan&#305;z, inan&#305;n Yusuf'un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum."
12|95|"Allah ad&#305;na, hayret" dediler. "Sen hala geçmi&#351;teki yanl&#305;&#351;l&#305;&#287;&#305;ndas&#305;n."
12|96|Müjdeci gelip de onu (g&ouml;mle&#287;i) onun yüzüne sürdü&#287;ü zaman, g&ouml;zü g&ouml;rür olarak (sa&#287;l&#305;&#287;&#305;na) d&ouml;nüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size bilmedi&#287;inizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?"
12|97|(اocuklar&#305; da:) "Ey babam&#305;z, bizim için günahlar&#305;m&#305;z&#305;n ba&#287;&#305;&#351;lanmas&#305;n&#305; dile. Biz gerçekten hataya dü&#351;enler idik" dediler.
12|98|"&#304;lerde sizin için Rabbimden ba&#287;&#305;&#351;lanma dilerim. اünkü O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir" dedi.
12|99|B&ouml;ylece onlar (gelip) Yusuf'un yan&#305;na girdikleri zaman, anne ve babas&#305;n&#305; ba&#287;r&#305;na bast&#305; ve dedi ki: "Allah'&#305;n dilemesiyle M&#305;s&#305;r'a güvenlik içinde giriniz."
12|100|Babas&#305;n&#305; ve annesini tahta ç&#305;kar&#305;p oturttu; onun için secdeye kapand&#305;lar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha &ouml;nceki rüyam&#305;n yorumudur. Do&#287;rusu Rabbim onu gerçek k&#305;ld&#305;. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan ç&#305;kard&#305;. &#350;eytan benimle karde&#351;lerimin aras&#305;n&#305; açt&#305;ktan sonra, (O,) ç&ouml;lden sizi getirdi. &#350;üphesiz benim Rabbim, diledi&#287;ini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur."
12|101|"Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu y&ouml;netme imkan&#305;n&#305;) verdin, s&ouml;zlerin yorumundan (bir bilgi) &ouml;&#287;rettin. G&ouml;klerin ve yerin Yarat&#305;c&#305;s&#305;, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayat&#305;ma son ver ve beni salihlerin aras&#305;na kat."
12|102|Bu, sana (ey Muhammed) vahyetti&#287;imiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un karde&#351;leri) o hileli-düzeni kurarlarken, yapacaklar&#305; i&#351;e topluca karar verdikleri zaman sen yanlar&#305;nda de&#287;ildin.
12|103|Sen &#351;iddetle arzu etsen bile, insanlar&#305;n ço&#287;u iman edecek de&#287;ildir.
12|104|Oysa ki sen buna kar&#351;&#305; onlardan bir ücret de istemiyorsun. O, alemler için yaln&#305;zca bir '&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatmad&#305;r.'
12|105|G&ouml;klerde ve yerde nice ayetler vard&#305;r ki, üzerinden geçerler de, ona s&#305;rtlar&#305;n&#305; d&ouml;nüp giderler.
12|106|Onlar&#305;n ço&#287;u Allah'a iman etmezler de ancak &#351;irk kat&#305;p-dururlar.
12|107|&#350;imdi bunlar, kendilerine Allah'&#305;n azab&#305;ndan kapsaml&#305; bir bürümenin gelivermesinden veya onlar&#305;n hiç haberleri yokken k&#305;yametin onlara apans&#305;z gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
12|108|De ki: "Bu, benim yolumdur. Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve Allah'&#305; tenzih ederim, ben mü&#351;riklerden de&#287;ilim."
12|109|Biz senden &ouml;nce, &#351;ehirler halk&#305;na kendilerine vahyetti&#287;imiz kimseler d&#305;&#351;&#305;nda (ba&#351;kalar&#305;n&#305; elçi olarak) g&ouml;ndermedik. Hiç yeryüzünde dola&#351;m&#305;yorlar m&#305;, ki kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rmü&#351; olsunlar? Korkup-sak&#305;nanlar için ahiret yurdu elbette daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Siz yine de ak&#305;l erdirmeyecek misiniz?
12|110|ضyle ki elçiler, umutlar&#305;n&#305; kesip de, art&#305;k onlar&#305;n gerçekten yalanlad&#305;klar&#305;n&#305; sand&#305;klar&#305; bir s&#305;rada onlara yard&#305;m&#305;m&#305;z gelmi&#351;tir; Biz kimi dilersek o kurtulmu&#351;tur. Suçlu-günahkarlar toplulu&#287;undan zorlu azab&#305;m&#305;z kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
12|111|Andolsun, onlar&#305;n k&#305;ssalar&#305;nda temiz ak&#305;l sahipleri için ibretler vard&#305;r. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir s&ouml;z de&#287;ildir, ancak kendinden &ouml;ncekilerin do&#287;rulay&#305;c&#305;s&#305;, her&#351;eyin 'çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;klamas&#305;' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.
13|1|Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'&#305;n ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen hakt&#305;r. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u iman etmezler.
13|2|Allah O'dur ki, g&ouml;kleri dayanak olmaks&#305;z&#305;n yükseltti; onlar&#305; g&ouml;rmektesiniz. Sonra ar&#351;a istiva etti ve güne&#351; ile aya boyun e&#287;dirdi, her biri ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar ak&#305;p gitmektedirler. Her i&#351;i evirip düzenler, ayetleri birer birer aç&#305;klar. Umulur ki, Rabbinize kavu&#351;aca&#287;&#305;n&#305;za kesin bilgiyle inan&#305;rs&#305;n&#305;z.
13|3|Ve O, yeri yay&#305;p uzatan, onda sars&#305;lmaz-da&#287;lar ve &#305;rmaklar k&#305;land&#305;r. Orada ürünlerin her birinden iki&#351;er çift yaratm&#305;&#351;t&#305;r; geceyi gündüze bürümektedir. &#350;üphesiz bunlarda dü&#351;ünen bir topluluk için gerçekten ayetler vard&#305;r.
13|4|Yeryüzünde birbirine yak&#305;n kom&#351;u k&#305;talar vard&#305;r; üzüm ba&#287;lar&#305;, ekinler, çatall&#305; ve çatals&#305;z hurmal&#305;klar da vard&#305;r ki, bunlar ayn&#305; su ile sulan&#305;r; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) baz&#305;s&#305;n&#305; baz&#305;s&#305;na üstün k&#305;l&#305;yoruz. &#350;üphesiz, bunlarda akl&#305;n&#305; kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vard&#305;r.
13|5|E&#287;er &#351;a&#351;&#305;racaksan, as&#305;l &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;k konusu onlar&#305;n &#351;&ouml;yle s&ouml;ylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yarat&#305;laca&#287;&#305;z?" &#304;&#351;te onlar Rablerine kar&#351;&#305; inkara sapanlar, i&#351;te onlar boyunlar&#305;na (ate&#351;ten) halkalar geçirilenler ve i&#351;te onlar -içinde ebedi kalacaklar&#305;- ate&#351;in arkada&#351;lar&#305; olanlard&#305;r.
13|6|Onlar, iyilikten &ouml;nce k&ouml;tülü&#287;ü çabukla&#351;t&#305;rmak istiyorlar; oysa onlardan &ouml;nce nice &ouml;rnekler gelip-geçmi&#351;tir. Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, zulümlerine kar&#351;&#305;l&#305;k insanlar için ba&#287;&#305;&#351;lama sahibidir ve &#351;üphesiz senin Rabbin, cezas&#305; çok &#351;iddetli oland&#305;r.
13|7|&#304;nkar edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." Sen, yaln&#305;zca bir uyar&#305;c&#305;s&#305;n ve her topluluk için bir hidayet &ouml;nderisin.
13|8|Allah, her di&#351;inin neyi yüklendi&#287;ini (neye hamile kald&#305;&#287;&#305;n&#305;) ve d&ouml;l yataklar&#305;n&#305;n neyi eksiltip neyi ekledi&#287;ini bilir. O'nun Kat&#305;nda her&#351;ey bir miktar (&ouml;lçü) iledir.
13|9|O, gayb&#305; da, mü&#351;ahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, Yücedir.
13|10|Sizden s&ouml;zü sakl&#305; tutan da, onu aç&#305;&#287;a vuran da, geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortakl&#305;kta gezen de (O'nun Kat&#305;nda bilme bak&#305;m&#305;ndan) birdir.
13|11|O'nun (insan&#305;n) &ouml;nünden ve arkas&#305;ndan izleyenleri vard&#305;r, onu Allah'&#305;n emriyle g&ouml;zetip-korumaktad&#305;rlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (&ouml;z)lerinde olan&#305; de&#287;i&#351;tirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olan&#305; de&#287;i&#351;tirip-bozmaz. Allah bir toplulu&#287;a k&ouml;tülük istedi mi, art&#305;k onu geri çevirmeye hiçbir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O'ndan ba&#351;ka bir veli yoktur.
13|12|O size &#351;im&#351;e&#287;i korku ve umut olarak g&ouml;steren, (ya&#287;mur yüklü) a&#287;&#305;rla&#351;m&#305;&#351; bulutlar&#305; (in&#351;a edip) ortaya ç&#305;karand&#305;r.
13|13|G&ouml;k gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkular&#305;ndan tesbih ederler.. O, y&#305;ld&#305;r&#305;mlar&#305; g&ouml;nderip bununla diledi&#287;ine çarpar; onlar ise Allah hakk&#305;nda çeki&#351;ip-tart&#305;&#351;&#305;rlar. O, gücü (ve cezas&#305;) pek çetin oland&#305;r.
13|14|Hak olan ça&#287;r&#305; (dua, ibadet) yaln&#305;zca O'na (olan)d&#305;r. Onlar&#305;n Allah'tan ba&#351;ka ça&#287;&#305;rd&#305;klar&#305; ise, onlara hiçbir &#351;eyle cevab veremezler. (Onlar&#305;n durumu) yaln&#305;zca, a&#287;z&#305;na gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(&#305;n bo&#351;una beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. &#304;nkar edenlerin duas&#305;, sap&#305;kl&#305;k içinde olmaktan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
13|15|G&ouml;klerde ve yerde her ne varsa -isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah'a secde eder. Sabah ak&#351;am g&ouml;lgeleri de (O'na secde eder).
13|16|De ki: "G&ouml;klerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah't&#305;r." De ki: "ضyleyse, O'nu b&#305;rak&#305;p kendilerine bile yarar da, zarar da sa&#287;lamaya güç yetiremeyen birtak&#305;m veliler mi (tanr&#305;lar) edindiniz?" De ki: "Hiç g&ouml;rmeyen (a'ma) ile g&ouml;ren (basiret sahibi) e&#351;it olabilir mi? Veya karanl&#305;klarla nur e&#351;it olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratmas&#305; gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benze&#351;ti? De ki: "Allah, her&#351;eyin Yarat&#305;c&#305;s&#305;'d&#305;r ve O, tektir, kahredici oland&#305;r."
13|17|(Allah) G&ouml;kten bir su indirdi de dereler kendi miktar&#305;nca ça&#287;lay&#305;p akt&#305;. Sel de yüze vuran bir k&ouml;pük yüklendi. Bir süs veya bir meta sa&#287;lamak için ate&#351;te üzerine yak&#305;p-erittikleri &#351;eyler (madenler)de de bunun gibi bir k&ouml;pük (art&#305;k) vard&#305;r. &#304;&#351;te Allah, hak ile bat&#305;la b&ouml;yle &ouml;rnekler verir. K&ouml;pü&#287;e gelince, o at&#305;l&#305;r gider, insanlara yarar sa&#287;layacak &#351;ey ise, yeryüzünde kal&#305;r. &#304;&#351;te Allah &ouml;rnekleri b&ouml;yle vermektedir.
13|18|Rablerine icabet edenlere daha güzeli vard&#305;r. O'na icabet etmeyenler ise, yeryüzündekilerin tümü ve bununla birlikte bir kat&#305; daha onlar&#305;n olsa mutlaka (kurtulmak için) bunu fidye olarak verirlerdi. Sorgulaman&#305;n en k&ouml;tüsü onlar içindir. Onlar&#305;n bar&#305;nma yerleri cehennemdir, ne k&ouml;tü bir yarat&#305;kt&#305;r o!..
13|19|Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak oldu&#287;unu bilen ki&#351;i, o g&ouml;rmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz ak&#305;l sahipleri &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünebilirler.
13|20|Onlar Allah'&#305;n ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin s&ouml;zü (misak&#305;) bozmazlar.
13|21|Ve onlar Allah'&#305;n ula&#351;t&#305;r&#305;lmas&#305;n&#305; emretti&#287;i &#351;eyi ula&#351;t&#305;r&#305;rlar. Rablerinden içleri sayg&#305; ile titrer, k&ouml;tü hesaptan korkarlar.
13|22|Ve onlar-Rablerinin yüzünü (ho&#351;nutlu&#287;unu) isteyerek sabrederler, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar, kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden gizli ve aç&#305;k infak ederler ve k&ouml;tülü&#287;ü iyilikle savarlar. &#304;&#351;te onlar, bu yurdun (dünyan&#305;n güzel) sonucu (ahiret mutlulu&#287;u) onlar içindir.
13|23|Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalar&#305;ndan, e&#351;lerinden ve soylar&#305;ndan 'salih davran&#305;&#351;larda' bulunanlar da (Adn cennetlerine girer). Melekler onlara her bir kap&#305;dan girip (&#351;&ouml;yle derler:)
13|24|"Sabretti&#287;inize kar&#351;&#305;l&#305;k selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel."
13|25|Allah'a verdikleri s&ouml;zü, onu kesin olarak onaylad&#305;ktan sonra bozanlar, Allah'&#305;n ula&#351;t&#305;r&#305;lmas&#305;n&#305; emretti&#287;i &#351;eyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;karanlar; i&#351;te onlar, lanet onlar içindir ve yurdun k&ouml;tü olan&#305; da onlar içindir.
13|26|Allah diledi&#287;ine r&#305;zk&#305; geni&#351;letir-yayar ve daralt&#305;r da. Onlar ise dünya hayat&#305;na sevindiler. Oysaki dünya hayat&#305;, ahirette (ki s&#305;n&#305;rs&#305;z mutluluk yan&#305;nda geçici) bir meta'dan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
13|27|&#304;nkar edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "&#350;üphesiz Allah, diledi&#287;ini &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r, Kendisi'ne kat&#305;ks&#305;zca y&ouml;neleni de dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-iletir."
13|28|Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'&#305;n zikriyle mutmain olanlard&#305;r. Haberiniz olsun; kalpler yaln&#305;zca Allah'&#305;n zikriyle mutmain olur.
13|29|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Var&#305;lacak yerin güzel olan&#305; (onlar&#305;nd&#305;r).
13|30|B&ouml;ylece Biz seni, kendisinden &ouml;nce nice ümmetler gelip-geçmi&#351; olan bir ümmete (elçi olarak) g&ouml;nderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyas&#305;n diye. Oysa onlar Rahman'a nank&ouml;rlük ediyorlar. De ki: "O, benim Rabbimdir, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son d&ouml;nü&#351; O'nad&#305;r."
13|31|E&#287;er kendisiyle da&#287;lar&#305;n yürütüldü&#287;ü, yerin parçaland&#305;&#287;&#305; veya &ouml;lülerin konu&#351;turuldu&#287;u bir Kur'an olsayd&#305; (yine bu Kur'an olurdu). Hay&#305;r, emrin tümü Allah'&#305;nd&#305;r. &#304;man edenler hala anlamad&#305;lar m&#305; ki, e&#287;er Allah dilemi&#351; olsayd&#305;, insanlar&#305;n tümünü hidayete erdirmi&#351; olurdu. &#304;nkar edenler, Allah'&#305;n va’di gelinceye kadar, yapt&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla ya ba&#351;lar&#305;na çetin bir bela çatacak veya yurtlar&#305;n&#305;n yak&#305;n&#305;na inecek. &#350;üphesiz Allah, verdi&#287;i s&ouml;zden d&ouml;nmez. (Veya miad&#305;n&#305; &#351;a&#351;&#305;rmaz.)
13|32|Andolsun, senden &ouml;nceki elçilerle de alay edildi, bunun üzerine Ben de o inkara sapanlara bir süre tan&#305;d&#305;m, sonra onlar&#305; (k&#305;sk&#305;vrak) yakalay&#305;verdim. &#304;&#351;te nas&#305;ld&#305; sonuçland&#305;rma?
13|33|Her nefsin bütün kazand&#305;klar&#305; üzerinde g&ouml;zetici olana m&#305; (ba&#351; kald&#305;r&#305;l&#305;r?) Onlar Allah'a ortaklar ko&#351;tular. De ki: "Bunlar&#305; adland&#305;r&#305;n (bakal&#305;m). Yoksa siz yeryüzünde bilmeyece&#287;i bir &#351;eyi O'na haber mi veriyorsunuz? Yoksa s&ouml;zün zahirine (veya bo&#351; ve süslü olan&#305;na)mi (kan&#305;yorsunuz)? Hay&#305;r, inkar edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici g&ouml;sterilmi&#351;tir ve onlar (do&#287;ru) yoldan al&#305;konulmu&#351;lard&#305;r. Allah, kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k onun için hiçbir yol g&ouml;sterici yoktur.
13|34|Dünya hayat&#305;nda onlar için bir azap vard&#305;r, ahiretin azab&#305; ise daha zorludur. Onlar&#305; Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu da yoktur.
13|35|Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun alt&#305;ndan &#305;rmaklar akar, yemi&#351;leri ve g&ouml;lgelikleri süreklidir. Bu korkup-sak&#305;nanlar&#305;n (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ate&#351;tir.
13|36|Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilen dolay&#305;s&#305;yla sevinirler; fakat (Müslümanlar&#305;n aleyhinde birle&#351;en) gruplardan, onun baz&#305;s&#305;n&#305; inkar edenler vard&#305;r. De ki: "Ben, yaln&#305;zca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak ko&#351;mamakla emrolundum. Ben ancak O'na davet ederim ve son d&ouml;nü&#351;üm O'nad&#305;r."
13|37|&#304;&#351;te b&ouml;ylece Biz onu (Kur'an'&#305;) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yard&#305;mc&#305;, dost, ne bir koruyucu vard&#305;r.
13|38|Andolsun, senden &ouml;nce de elçiler g&ouml;nderdik, onlara e&#351;ler ve çocuklar verdik. Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n (hiç)bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak i&#351; de&#287;ildi. Her ecel (tespit edilmi&#351; süre) için bir kitap (yaz&#305;, hüküm, son) vard&#305;r.
13|39|Allah, diledi&#287;ini ortadan kald&#305;r&#305;r ve b&#305;rak&#305;r. Kitab&#305;n anas&#305; O'nun Kat&#305;ndad&#305;r.
13|40|Onlara (azap olarak) va'dettiklerimizden bir k&#305;sm&#305;n&#305; sana g&ouml;stersek de, senin hayat&#305;na son versek de, sana dü&#351;en yaln&#305;zca tebli&#287;dir ve hesap da Bize aittir.
13|41|Onlar g&ouml;rmüyorlar m&#305; ki, gerçekten Biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. O'nun hükmünün pe&#351;ine dü&#351;ecek yoktur. Ve O, hesab&#305; pek çabuk g&ouml;rendir.
13|42|Onlardan &ouml;ncekiler de hileli-düzenler kurmu&#351;lard&#305;; fakat düzen kuruculu&#287;un (tedbirlerin, kar&#351;&#305;l&#305;k vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazand&#305;&#287;&#305;n&#305; O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yak&#305;nda bileceklerdir.
13|43|O inkar edenler &#351;&ouml;yle derler: "Sen g&ouml;nderilmi&#351; (Allah'&#305;n bir elçisi) de&#287;ilsin." De ki: "Benimle sizin aran&#305;zda &#351;ahid olarak Allah yeter ve yanlar&#305;nda kitab&#305;n ilmi bulunanlar da (bu gerçe&#287;i bilir)."
14|1|Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap't&#305;r ki, Rabbinin izniyle insanlar&#305; karanl&#305;klardan nura, O güçlü ve &ouml;vgüye lay&#305;k olan&#305;n yoluna ç&#305;karman için sana indirdik.
14|2|O Allah ki, g&ouml;klerde ve yerde ne varsa O'nundur. &#350;iddetli azap dolay&#305;s&#305;yla vay inkar edenlere.
14|3|Onlar, dünya hayat&#305;n&#305; ahirete tercih ederler. Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyarlar ve onu çarp&#305;tmak isterler (veya onda çarp&#305;kl&#305;k ararlar). &#304;&#351;te onlar, uzak bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
14|4|Biz hiçbir elçiyi, kendi kavminin dilinden ba&#351;kas&#305;yla g&ouml;ndermedik ki, onlara apaç&#305;k anlats&#305;n. B&ouml;ylece Allah, diledi&#287;ini &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p sapt&#305;r&#305;r, diledi&#287;ini hidayete erdirir. O, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
14|5|Andolsun Musa'y&#305;: "Kavmini karanl&#305;klardan nura ç&#305;kar ve onlara Allah'&#305;n günlerini hat&#305;rlat" diye ayetlerimizle g&ouml;ndermi&#351;tik. &#350;üphesiz bunda çokça sabreden ve &#351;ükreden herkes için gerçekten ayetler vard&#305;r.
14|6|Hani Musa kavmine &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini hat&#305;rlay&#305;n; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarm&#305;&#351;t&#305;, onlar sizi en dayan&#305;lmaz i&#351;kencelere u&#287;rat&#305;yor, kad&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305; sa&#287; b&#305;rak&#305;p erkek çocuklar&#305;n&#305;z&#305; bo&#287;azl&#305;yorlard&#305;. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir s&#305;nav vard&#305;r."
14|7|"Rabbiniz &#351;&ouml;yle buyurmu&#351;tu: “Andolsun, e&#287;er &#351;ükrederseniz gerçekten size art&#305;r&#305;r&#305;m ve andolsun, e&#287;er nank&ouml;rlük ederseniz, &#351;üphesiz, Benim azab&#305;m pek &#351;iddetlidir."
14|8|Musa demi&#351;ti ki: "E&#287;er siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsan&#305;z bile &#351;üphesiz Allah hiçbir &#351;eye muhtaç de&#287;ildir, &ouml;vülmü&#351;tür."
14|9|Sizden &ouml;ncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onlar&#305;, Allah'tan ba&#351;kas&#305; bilmez. Elçileri onlara apaç&#305;k delillerle gelmi&#351;lerdi de, ellerini a&#287;&#305;zlar&#305;na g&ouml;türüp (&ouml;fkelerinden &#305;s&#305;rd&#305;lar) ve dediler ki: "Tart&#305;&#351;mas&#305;z, biz sizin kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;iniz &#351;eyleri inkar ettik ve bizi kendisine ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyden de gerçekten ku&#351;ku verici bir tereddüt içindeyiz."
14|10|Resulleri dedi ki: "Allah hakk&#305;nda m&#305; &#351;üphe (ediyorsunuz)? O, g&ouml;kleri ve yeri yaratand&#305;r; O, sizi, günahlar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;lamak için davet etmekte ve sizi ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsiniz. Siz bizi, babalar&#305;m&#305;z&#305;n tapt&#305;klar&#305;ndan çevirip-engellemek istiyorsunuz, &ouml;yleyse bize apaç&#305;k bir delil getirin."
14|11|Resulleri onlara dediler ki: "Do&#287;rusu biz, sizin gibi yaln&#305;zca bir be&#351;eriz, ancak Allah kullar&#305;ndan diledi&#287;ine lütufta bulunur. Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n size bir delil getirmemiz bizim için olacak &#351;ey de&#287;il. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler."
14|12|"Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim? Bize do&#287;ru olan yollar&#305; O g&ouml;stermi&#351;tir. Ve elbette bize yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z i&#351;kencelere kar&#351;&#305; sabredece&#287;iz. Tevekkül edenler Allah'a tevekkül etmelidirler."
14|13|&#304;nkar edenler, resullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi topra&#287;&#305;m&#305;zdan sürece&#287;iz veya dinimize geri d&ouml;neceksiniz." B&ouml;ylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "&#350;üphesiz Biz, zulmedenleri helak edece&#287;iz.
14|14|"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerle&#351;tirece&#287;iz. &#304;&#351;te bu, makam&#305;mdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayr&#305;cal&#305;kt&#305;r)."
14|15|(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatç&#305; bozguna u&#287;ray&#305;p -yok oldu- gitti.
14|16|(B&ouml;ylesinin) ضnünde cehennem vard&#305;r ve (orada) irinli sudan içirilecektir.
14|17|Yutkunmaya çabalayacak ve bo&#287;az&#305;ndan geçirmeyi ba&#351;aram&#305;yacak, ona her yandan &ouml;lüm gelecek, oysa &ouml;lmeyecek de. Ard&#305;ndan daha kat&#305; bir azap olacak.
14|18|Rablerini inkar edenlerin durumu &#351;udur: Onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;, f&#305;rt&#305;nal&#305; bir günde rüzgar&#305;n &#351;iddetle savurdu&#287;u bir kül gibidir. Kazand&#305;klar&#305;ndan hiçbir &#351;eye güç yetiremezler. &#304;&#351;te uzak bir sap&#305;kl&#305;k (içinde olmak) budur.
14|19|Allah'&#305;n g&ouml;kleri ve yeri hak ile yaratt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rmüyor musunuz? Dilerse sizi giderir-yok eder ve yeni bir halk getirir.
14|20|Bu, Allah'a g&ouml;re güç de&#287;ildir.
14|21|Onlar&#305;n tümü-toplan&#305;p (k&#305;yamette) Allah'&#305;n huzuruna ç&#305;kt&#305;lar da zay&#305;flar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "&#350;üphesiz, biz size tabi idik; &#351;imdi siz, bizden Allah'&#305;n azab&#305;ndan herhangi bir &#351;eyi &ouml;nleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "E&#287;er Allah bize do&#287;ru yolu g&ouml;sterseydi biz de sizlere do&#287;ru yolu g&ouml;sterirdik. &#350;imdi yak&#305;nsak da, sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."
14|22|&#304;&#351; hükme ba&#287;lan&#305;p-bitince, &#351;eytan der ki: "Do&#287;rusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan s&ouml;yledim. Benim size kar&#351;&#305; zorlay&#305;c&#305; bir gücüm yoktu, yaln&#305;zca sizi ça&#287;&#305;rd&#305;m, siz de bana icabet ettiniz. ضyleyse beni k&#305;namay&#305;n, siz kendinizi k&#305;nay&#305;n. Ben sizi kurtaracak de&#287;ilim, siz de beni kurtaracak de&#287;ilsiniz. Do&#287;rusu daha &ouml;nce beni ortak ko&#351;man&#305;z&#305; da tan&#305;mam&#305;&#351;t&#305;m. Gerçek &#351;u ki, zalimlere ac&#305; bir azap vard&#305;r."
14|23|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar, Rablerinin izniyle alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan, içinde ebedi kalacaklar&#305; cennetlere konulmu&#351;lard&#305;r. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri: "Selam"d&#305;r.
14|24|G&ouml;rmedin mi ki, Allah nas&#305;l bir &ouml;rnek vermi&#351;tir: Güzel bir s&ouml;z, güzel bir a&#287;aç gibidir ki, onun k&ouml;kü sabit, dal&#305; ise g&ouml;ktedir.
14|25|Rabbinin izniyle her zaman yemi&#351;ini verir. Allah insanlar için &ouml;rnekler verir; umulur ki onlar &ouml;&#287;üt al&#305;r-dü&#351;ünürler.
14|26|K&ouml;tü (murdar) s&ouml;z ise, k&ouml;tü bir a&#287;aç gibidir. Onun k&ouml;kü yerin üstünden kopar&#305;lm&#305;&#351;, karar&#305; (yerinde durma, tutunma imkan&#305;) kalmam&#305;&#351;t&#305;r.
14|27|Allah, iman edenleri, dünya hayat&#305;nda ve ahirette sapasa&#287;lam s&ouml;zle sebat içinde k&#305;lar. Zalimleri de &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r; Allah diledi&#287;ini yapar.
14|28|Allah'&#305;n bu nimetini inkara de&#287;i&#351;tirenleri ve kavimlerini 'y&#305;k&#305;m ve azap' yurduna konduranlar&#305; g&ouml;rmedin mi?
14|29|(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslan&#305;rlar. Ne k&ouml;tü bir karar (yeridir) o!..
14|30|O'nun yolundan sapt&#305;rmak için Allah'a e&#351;ler ko&#351;tular. De ki: "Yararlan&#305;n. اünkü elbette sizin var&#305;&#351;&#305;n&#305;z ate&#351;edir."
14|31|&#304;man etmi&#351; kullar&#305;ma s&ouml;yle: "Al&#305;&#351;-veri&#351;in ve dostlu&#287;un olmad&#305;&#287;&#305; o gün gelmezden evvel, dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;ls&#305;nlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden gizli ve aç&#305;k infak etsinler."
14|32|Allah, g&ouml;kleri ve yeri yaratan ve g&ouml;kten su indirip onunla size r&#305;z&#305;k olarak türlü ürünler ç&#305;karand&#305;r. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade k&#305;land&#305;r. Irmaklar&#305; da sizin için emre amade k&#305;land&#305;r.
14|33|Güne&#351;'i ve Ay'&#305; hareketlerinde sürekli emrinize amade k&#305;lan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade k&#305;land&#305;r.
14|34|Size her istedi&#287;iniz &#351;eyi verdi. E&#287;er Allah'&#305;n nimetini saymaya kalk&#305;&#351;&#305;rsan&#305;z, onu say&#305;p-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek &#351;u ki, insan pek zalimdir, pek nank&ouml;rdür.
14|35|Hani &#304;brahim &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Bu &#351;ehri güvenli k&#305;l, beni ve çocuklar&#305;m&#305; putlara kulluk etmekten uzak tut."
14|36|"Rabbim, gerçekten onlar insanlardan birço&#287;unu &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;rd&#305;. Bundan b&ouml;yle kim bana uyarsa, art&#305;k o bendendir, kim bana isyan ederse elbette Sen, ba&#287;&#305;&#351;layans&#305;n, esirgeyensin."
14|37|"Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklar&#305;mdan bir k&#305;sm&#305;n&#305; Beyt-i Haram yan&#305;nda ekini olmayan bir vadiye yerle&#351;tirdim; Rabbimiz, dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;ls&#305;nlar diye (&ouml;yle yapt&#305;m), b&ouml;ylelikle Sen, insanlar&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305;n kalplerini onlara ilgi duyar k&#305;l ve onlar&#305; birtak&#305;m ürünlerden r&#305;z&#305;kland&#305;r. Umulur ki &#351;ükrederler."
14|38|"Rabbimiz, &#351;üphesiz Sen, bizim sakl&#305; tuttuklar&#305;m&#305;z&#305; da, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;m&#305;z&#305; da bilirsin. Yerde ve g&ouml;kte hiçbir &#351;ey Allah'a gizli kalmaz."
14|39|"Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarl&#305;&#287;a ra&#287;men &#304;smail'i ve &#304;shak'&#305; arma&#287;an etti. &#350;üphesiz Rabbim, gerçekten duay&#305; i&#351;itendir."
14|40|"Rabbim, beni namaz&#305;(nda) sürekli k&#305;l, soyumdan olanlar&#305; da. Rabbimiz, duam&#305; kabul buyur."
14|41|"Rabbimiz, hesab&#305;n yap&#305;laca&#287;&#305; gün, beni, anne-babam&#305; ve mü'minleri ba&#287;&#305;&#351;la"
14|42|(Ey Muhammed,) Allah'&#305; sak&#305;n zulmedenlerin yapmakta olduklar&#305;ndan habersiz sanma, onlar&#305; yaln&#305;zca g&ouml;zlerin deh&#351;etle belirece&#287;i bir güne ertelemektedir.
14|43|Ba&#351;lar&#305;n&#305; dikerek ko&#351;arlar, g&ouml;zleri kendilerine d&ouml;nüp-çevrilmez. Kalpleri (sanki) bombo&#351;tur.
14|44|Azab&#305;n kendilerine gelece&#287;i gün (ile) insanlar&#305; uyar&#305;p-korkut ki, (o gün) zulmedenler, &#351;&ouml;yle diyecekler: "Bizi yak&#305;n bir süreye kadar ertele ki, Senin ça&#287;r&#305;na cevap verelim ve elçilere uyal&#305;m." Oysa daha &ouml;nce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler, sizler de&#287;il miydiniz?
14|45|Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerle&#351;tikleri yerlerde oturmu&#351;tunuz. Onlara ne yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z size aç&#305;klanm&#305;&#351;t&#305; ve size &ouml;rnekler vermi&#351;tik.
14|46|Gerçek &#351;u ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onlar&#305;n düzenleri, da&#287;lar&#305; yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Kat&#305;nda onlara haz&#305;rlanm&#305;&#351; düzen (k&ouml;tü bir kar&#351;&#305;l&#305;k) vard&#305;r.
14|47|Allah'&#305;, sak&#305;n elçilerine verdi&#287;i s&ouml;zden d&ouml;nen sanma. Gerçekten Allah Azizdir, intikam sahibidir.
14|48|Yerin ba&#351;ka bir yere, g&ouml;klerin de (ba&#351;ka g&ouml;klere) d&ouml;nü&#351;türüldü&#287;ü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'&#305;n huzuruna ç&#305;ka(r&#305;la)caklard&#305;r.
14|49|O gün suçlu-günahkarlar&#305;n (s&#305;k&#305;) buka&#287;&#305;lara vurulduklar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün.
14|50|Giyimleri katrandand&#305;r, yüzlerini ate&#351; bürümektedir.
14|51|(Bu azap,) Allah'&#305;n her nefsi kendi kazand&#305;&#287;&#305;yla cezaland&#305;rmas&#305; içindir. &#350;üphesiz Allah, hesab&#305; pek çabuk g&ouml;rendir.
14|52|&#304;&#351;te bu (Kur'an) uyar&#305;l&#305;p korkutulsunlar, gerçekten O'nun yaln&#305;zca bir tek &#304;lah oldu&#287;unu bilsinler ve temiz ak&#305;l sahipleri iyice &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir bela&#287;)d&#305;r.
15|1|Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'&#305;n ve apaç&#305;k olan Kur'an'&#305;n ayetleridir.
15|2|O inkar edenler Müslüman olmay&#305; nice kereler dileyecekler.
15|3|Onlar&#305; b&#305;rak; yesinler, yararlans&#305;nlar ve onlar&#305; (bo&#351;) emel oyalayadursun. &#304;lerde bileceklerdir.
15|4|Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmi&#351;) bir kitap olmaks&#305;z&#305;n hiçbir ülkeyi y&#305;k&#305;ma u&#287;ratmad&#305;k.
15|5|Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne &ouml;ne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
15|6|Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmi&#351; (bir deli)sin," dediler.
15|7|"E&#287;er do&#287;ruyu s&ouml;ylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli de&#287;il miydin?"
15|8|Hak olmaks&#305;z&#305;n Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara g&ouml;z açt&#305;r&#305;lmaz.
15|9|Hiç &#351;üphesiz, zikri (Kur'an'&#305;) Biz indirdik Biz; onun koruyucular&#305; da gerçekten Biziz.
15|10|Andolsun, senden &ouml;nce geçmi&#351; topluluklara da elçiler g&ouml;nderdik.
15|11|Onlara herhangi bir elçi gelmeyeg&ouml;rsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
15|12|B&ouml;ylece Biz onu (alay&#305;), suçlu-günahkarlar&#305;n kalplerine sokar&#305;z.
15|13|Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmi&#351;tir.
15|14|Onlar&#305;n üzerlerine g&ouml;kyüzünden bir kap&#305; açsak, ordan yukar&#305; yükselseler de,
15|15|Mutlaka: "G&ouml;zlerimiz d&ouml;ndürüldü, belki biz büyülenmi&#351; bir toplulu&#287;uz" diyeceklerdir.
15|16|Andolsun, g&ouml;kte burçlar k&#305;ld&#305;k ve onu g&ouml;zleyenler için süsledik.
15|17|Ve onu her kovulan &#351;eytandan koruduk.
15|18|Ancak kulak h&#305;rs&#305;zl&#305;&#287;&#305; yapan olursa, onu da parlak bir ate&#351; izler.
15|19|Yere (gelince,) onu d&ouml;&#351;eyip-yayd&#305;k, onda sars&#305;lmaz-da&#287;lar b&#305;rakt&#305;k ve onda her&#351;eyden &ouml;lçüsü belirlenmi&#351; ürünler bitirdik.
15|20|Ve orda sizler için ve kendisine r&#305;z&#305;k vericiler olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;z kimseler (varl&#305;klar ve canl&#305;lar) için geçimlikler k&#305;ld&#305;k.
15|21|Hiçbir &#351;ey yoktur ki, hazineleri Bizim Kat&#305;m&#305;z'da olmas&#305;n; ancak onu belirlenmi&#351; bir miktar olarak indiririz.
15|22|Ve a&#351;&#305;lay&#305;c&#305;lar olarak rüzgarlar&#305; g&ouml;nderdik, b&ouml;ylece g&ouml;kten su indirdik de sizleri sulad&#305;k. Oysa siz onun hazine-koruyucular&#305; de&#287;ilsiniz.
15|23|&#350;üphesiz Biz, gerçekten Biz ya&#351;at&#305;r ve &ouml;ldürürüz ve varis olanlar Biziz.
15|24|Andolsun sizden &ouml;ne (veya &ouml;nceden) geçenleri bilmi&#351;izdir; ve (yine) andolsun, geride kalanlar&#305; da bilmi&#351;izdir.
15|25|Ve &#351;üphesiz senin Rabbin, O, onlar&#305; ha&#351;redecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
15|26|Andolsun, insan&#305; kuru bir çamurdan, &#351;ekillenmi&#351; bir balç&#305;ktan yaratt&#305;k.
15|27|Ve Cann'&#305; da daha &ouml;nce 'nüfuz eden kavurucu' ate&#351;ten yaratm&#305;&#351;t&#305;k.
15|28|Hani Rabbin meleklere demi&#351;ti: "Ben, kuru bir çamurdan, &#351;ekillenmi&#351; bir balç&#305;ktan bir be&#351;er yarataca&#287;&#305;m."
15|29|"Ona bir biçim verdi&#287;imde ve ona Ruhum'dan üfürdü&#287;ümde hemen ona secde ederek (yere) kapan&#305;n."
15|30|B&ouml;ylece meleklerin tümü, topluca secde etti.
15|31|Ancak &#304;blis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaç&#305;n&#305;p-dayatt&#305;.
15|32|Dedi ki: "Ey &#304;blis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmad&#305;n?"
15|33|Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, &#351;ekillenmi&#351; bir balç&#305;ktan yaratt&#305;&#287;&#305;n be&#351;ere secde etmek için var de&#287;ilim."
15|34|Dedi ki: "ضyleyse ondan (cennetten) ç&#305;k, çünkü sen kovulmu&#351;-bulunmaktas&#305;n."
15|35|"Ve &#351;üphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir."
15|36|Dedi ki: "Rabbim, &ouml;yleyse onlar&#305;n dirilece&#287;i güne kadar bana süre tan&#305;."
15|37|Dedi ki: "ضyleyse, sen (kendisine) süre tan&#305;nanlardans&#305;n."
15|38|"Bilinen günün vaktine kadar."
15|39|Dedi ki: "Rabbim, beni k&#305;&#351;k&#305;rtt&#305;&#287;&#305;n &#351;eye kar&#351;&#305;l&#305;k, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana ba&#351;kald&#305;rmay&#305; ve dünya tutkular&#305;n&#305;) süsleyip-çekici g&ouml;sterece&#287;im ve onlar&#305;n tümünü mutlaka k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;p-sapt&#305;raca&#287;&#305;m."
15|40|"Ancak onlardan muhlis olan kullar&#305;n müstesna."
15|41|(Allah) Dedi ki: "&#304;&#351;te bu, Bana g&ouml;re dosdo&#287;ru olan yoldur."
15|42|"&#350;üphesiz, k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;l&#305;p-sapt&#305;r&#305;lm&#305;&#351;lardan sana uyanlar d&#305;&#351;&#305;nda, senin Benim kullar&#305;m üzerinde zorlay&#305;c&#305; hiçbir gücün yoktur."
15|43|"Ve hiç &#351;üphe yok, onlar&#305;n tümünün bulu&#351;ma yeri cehennemdir."
15|44|Onun yedi kap&#305;s&#305; vard&#305;r; onlardan her bir kap&#305; için bir grup ayr&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
15|45|Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve p&#305;nar ba&#351;lar&#305;ndad&#305;r.
15|46|Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.
15|47|Onlar&#305;n g&ouml;&#287;üslerinde kinden (ne varsa tümünü) s&#305;y&#305;r&#305;p-çektik, karde&#351;ler olarak tahtlar üzerinde kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;yad&#305;rlar.
15|48|Orda onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan ç&#305;kar&#305;lacak de&#287;ildirler.
15|49|Haber ver kullar&#305;ma; &#351;üphesiz Ben, Ben ba&#287;&#305;&#351;layan&#305;m, esirgeyenim.
15|50|Ve &#351;üphesiz azab&#305;m; o ac&#305;kl&#305; bir azapt&#305;r.
15|51|Onlara &#304;brahim'in konuklar&#305;ndan haber ver.
15|52|Yan&#305;na girdiklerinde "Selam" demi&#351;lerdi. O da: "Biz sizden korkmaktay&#305;z" demi&#351;ti.
15|53|Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz."
15|54|Dedi ki: "Bana ihtiyarl&#305;k gelip-ç&ouml;kmü&#351;ken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"
15|55|Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; &ouml;yleyse umut kesenlerden olma."
15|56|Dedi ki: "Sap&#305;klar d&#305;&#351;&#305;nda Rabbinin rahmetinden kim umut keser?"
15|57|Dedi ki: "Ey elçiler, (bunun d&#305;&#351;&#305;nda, di&#287;er) i&#351;iniz ne?"
15|58|Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir toplulu&#287;a g&ouml;nderildik."
15|59|"Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onlar&#305;n tümünü muhakkak kurtaraca&#287;&#305;z."
15|60|"Ama kar&#305;s&#305;n&#305; (kurtaracaklar&#305;m&#305;z) d&#305;&#351;&#305;nda tuttuk, o, geride kalanlardand&#305;r."
15|61|B&ouml;ylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,
15|62|(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tan&#305;nmam&#305;&#351; bir topluluksunuz."
15|63|"Hay&#305;r" dediler. "Biz sana, onlar&#305;n hakk&#305;nda ku&#351;kuya kap&#305;ld&#305;klar&#305; &#351;eyle geldik."
15|64|"Sana gerçe&#287;i getirdik, biz &#351;üphesiz do&#287;ru s&ouml;yleyenleriz."
15|65|"Hemen aileni gecenin bir b&ouml;lümünde yola ç&#305;kar, sen de onlar&#305;n ard&#305;ndan git ve sizden hiç kimse arkas&#305;na bakmas&#305;n; emrolundu&#287;unuz yere gidin."
15|66|Ve onlara &#351;u emri verdik: "Sabaha ç&#305;karlarken onlar&#305;n arkas&#305; mutlaka kesilecektir."
15|67|&#350;ehir halk&#305; birbirlerine müjdeler vererek geldi.
15|68|(Lut onlara) "Bunlar benim konu&#287;umdur, beni utand&#305;r&#305;p-dillere dü&#351;ürmeyin" dedi.
15|69|"Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve beni küçük dü&#351;ürmeyin."
15|70|Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in i&#351;in)e kar&#305;&#351;maktan' al&#305;koymam&#305;&#351; m&#305;yd&#305;k?"
15|71|Dedi ki: "E&#287;er yapmak-istiyorsan&#305;z, i&#351;te bunlar, benim k&#305;zlar&#305;m."
15|72|ضmrüne andolsun ki, onlar, sarho&#351;luklar&#305; içinde k&ouml;r-sersemdiler.
15|73|Derken, tan yerinin a&#287;arma vaktine girdiklerinde onlar&#305; (o korkunç ve dayan&#305;lmaz) ç&#305;&#287;l&#305;k yakalay&#305;verdi.
15|74|An&#305;nda (yurtlar&#305;n&#305;n) üstünü alt&#305;na çevirdik ve üzerlerine balç&#305;ktan pi&#351;irilmi&#351; ta&#351; ya&#287;d&#305;rd&#305;k.
15|75|Elbette bunda 'derin bir kavray&#305;&#351;a sahip olanlar' için gerçekten ayetler vard&#305;r.
15|76|O (&#351;ehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktad&#305;r.
15|77|Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vard&#305;r.
15|78|Eyke halk&#305; da gerçekten zalim-kimselerdi.
15|79|Bundan dolay&#305; onlardan intikam ald&#305;k; her ikisi de aç&#305;kça (g&ouml;zler) &ouml;n(ün)dedir.
15|80|Andolsun, Hicr halk&#305; da g&ouml;nderilen(elçi)leri yalanlam&#305;&#351;lard&#305;.
15|81|Onlara ayetlerimizi vermi&#351;tik de ondan yüz çevirmi&#351;lerdi.
15|82|Da&#287;lardan güvenli evler yontuyorlard&#305;.
15|83|Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onlar&#305; o dayan&#305;lmaz-ç&#305;&#287;l&#305;k yakalay&#305;verdi.
15|84|Buna ra&#287;men kazand&#305;klar&#305; &#351;eyler, (u&#287;rayacaklar&#305; sondan kurtulmak için) onlara yetmedi.
15|85|Biz, g&ouml;kleri, yeri ve her ikisinin aras&#305;ndakilerini hakk&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda (herhangi bir amaçla) yaratmad&#305;k. Hiç &#351;üphesiz o saat de yakla&#351;arak-gelmektedir; &ouml;yleyse (onlara kar&#351;&#305;) güzel davran&#305;&#351;larla davran.
15|86|اünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta Kendisi'dir.
15|87|Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'&#305; verdik.
15|88|Sak&#305;n onlardan baz&#305;lar&#305;n&#305; yararland&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z &#351;eylere g&ouml;zünü dikme, onlara kar&#351;&#305; hüzne kap&#305;lma, mü'minler için de (&#351;efkat) kanatlar&#305;n&#305; ger.
15|89|Ve de ki: "&#350;üphe yok, ben apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
15|90|Parça ay&#305;r&#305;c&#305;lar&#305;na indirdi&#287;imiz gibi,
15|91|Ki onlar Kur'an&#305; parça-parça k&#305;ld&#305;lar.
15|92|Rabbine andolsun, onlar&#305;n tümüne (bunu) soraca&#287;&#305;z.
15|93|Yapmakta olduklar&#305; &#351;eyleri.
15|94|ضyleyse sen emrolundu&#287;un &#351;eyi aç&#305;kça s&ouml;yle ve mü&#351;riklere ald&#305;r&#305;&#351; etme.
15|95|&#350;üphesiz o alay edenlere (kar&#351;&#305;) Biz sana yeteriz.
15|96|Ki onlar, Allah ile beraber ba&#351;ka &#304;lahlar&#305; (ortak) k&#305;lmaktad&#305;rlar; onlar yak&#305;nda bilip-&ouml;&#287;reneceklerdir.
15|97|Andolsun, onlar&#305;n s&ouml;ylemekte olduklar&#305;na kar&#351;&#305; senin g&ouml;&#287;sünün darald&#305;&#287;&#305;n&#305; biliyoruz.
15|98|Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.
15|99|Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
16|1|Allah'&#305;n emri geldi, art&#305;k onda acele etmeyin. O (Allah), &#351;irk ko&#351;tuklar&#305; &#351;eylerden münezzeh ve Yücedir.
16|2|Kullar&#305;ndan dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden ba&#351;ka &#304;lah yoktur, &#351;u halde Benden korkup-sak&#305;n&#305;n, diye uyar&#305;n."
16|3|G&ouml;kleri ve yeri hak ile yaratt&#305;: O, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305; &#351;eylerden Yücedir.
16|4|&#304;nsan&#305; bir damla sudan yaratt&#305;, buna ra&#287;men o, apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r.
16|5|Ve hayvanlar&#305; da yaratt&#305;; sizin için onlarda &#305;s&#305;nma ve yararlar vard&#305;r ve onlardan yemektesiniz.
16|6|Ak&#351;amlar&#305; getirir, sabahlar&#305; g&ouml;türürken onlarda sizin için bir güzellik vard&#305;r.
16|7|Kendisine ula&#351;madan canlar&#305;n&#305;z&#305;n yar&#305;s&#305;n&#305;n telef olaca&#287;&#305; &#351;ehirlere onlar, a&#287;&#305;rl&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; ta&#351;&#305;maktad&#305;rlar. &#350;üphesiz sizin Rabbiniz &#351;efkatli ve merhametlidir.
16|8|Onlara binmeniz ve süs için atlar&#305;, kat&#305;rlar&#305; ve merkebleri (yaratt&#305;). Ve daha sizlerin bilmedi&#287;iniz neleri yaratmaktad&#305;r?
16|9|Yolu do&#287;rultmak Allah'a aittir, kimi (yollar) ise e&#287;ridir. E&#287;er o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
16|10|Sizin için g&ouml;kten su indiren O'dur; içecek ondan, a&#287;aç ondand&#305;r (ki) hayvanlar&#305;n&#305;z&#305; onda otlatmaktas&#305;n&#305;z.
16|11|Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmal&#305;klar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. &#350;üphesiz bunda, dü&#351;ünebilen bir topluluk için ayetler vard&#305;r.
16|12|Geceyi, gündüzü, güne&#351;i ve ay&#305; sizin emrinize verdi; y&#305;ld&#305;zlar da O'nun emriyle emre haz&#305;r k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. &#350;üphesiz bunda, akl&#305;n&#305; kullanabilen bir topluluk için ayetler vard&#305;r.
16|13|Yerde sizin için üretip-türetti&#287;i çe&#351;itli renklerdekileri de (faydan&#305;za verdi). &#350;üphesiz bunda, &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünen bir topluluk için ayetler vard&#305;r.
16|14|Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-e&#351;yalar&#305; ç&#305;karmaktas&#305;n&#305;z. Gemilerin onda (sular&#305;) yara yara ak&#305;p gitti&#287;ini g&ouml;rüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazl&#305;ndan araman&#305;z ve &#351;ükretmeniz içindir.
16|15|Sizi sars&#305;nt&#305;ya u&#287;rat&#305;r diye yerde sars&#305;lmaz da&#287;lar b&#305;rakt&#305;, &#305;rmaklar ve yollar da (k&#305;ld&#305;). Umulur ki do&#287;ru yolu bulursunuz.
16|16|Ve (ba&#351;ka) i&#351;aretler de (yaratt&#305;); onlar y&#305;ld&#305;z(lar)la da do&#287;ru yolu bulabilirler.
16|17|Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Art&#305;k &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmez misiniz?
16|18|E&#287;er Allah'&#305;n nimetini saymaya kalk&#305;&#351;acak olursan&#305;z, onu bir genelleme yaparak bile sayamazs&#305;n&#305;z. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
16|19|Allah, sakl&#305; tuttuklar&#305;n&#305;z&#305; ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; bilir.
16|20|Allah'tan ba&#351;ka yakard&#305;klar&#305; hiçbir &#351;eyi yaratamazlar, üstelik onlar yarat&#305;l&#305;p durmaktad&#305;rlar.
16|21|ضlüdürler, diri de&#287;ildirler; ne zaman dirileceklerinin &#351;uuruna varamazlar.
16|22|Sizin &#304;lah&#305;n&#305;z tek bir &#304;lah't&#305;r. Ahirete inanmayanlar&#305;n kalpleri ise inkarc&#305;d&#305;r ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlard&#305;r.
16|23|&#350;üphesiz Allah, onlar&#305;n sakl&#305; tuttuklar&#305;n&#305; ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.
16|24|Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendi&#287;inde, "Eskilerin masallar&#305;" dediler.
16|25|K&#305;yamet gününde kendi günahlar&#305;n&#305;n tümünü ve bilgisizce sapt&#305;rd&#305;klar&#305;n&#305;n günahlar&#305;n&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305; yüklenmeleri için. Bak, ne k&ouml;tü yük yükleniyorlar.
16|26|Onlardan &ouml;ncekiler, hileli-düzenler kurmu&#351;lard&#305; da, Allah(&#305;n azap emri) onlar&#305;n kurduklar&#305; yap&#305;lar&#305;n temellerine geldi, b&ouml;ylece üstlerindeki tavan tepelerine ç&ouml;ktü; azap onlara &#351;uurunda olmad&#305;klar&#305; yerden gelmi&#351;ti.
16|27|Sonra (Allah) k&#305;yamet günü onlar&#305; a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;lacak ve diyecek ki: "Haklar&#305;nda (mü'minlere kar&#351;&#305;) dü&#351;man kesildi&#287;iniz ortaklar&#305;m hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten a&#351;a&#287;&#305;lanma ve k&ouml;tülük kafirlerin üstünedir."
16|28|Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onlar&#305;n canlar&#305;n&#305; ald&#305;klar&#305;nda, "Biz hiçbir k&ouml;tülük yapm&#305;yorduk" diye teslim olurlar. Hay&#305;r, &#351;üphesiz Allah, sizin neler yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; bilendir.
16|29|ضyleyse içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak cehennemin kap&#305;lar&#305;ndan girin. Büyüklük taslayanlar&#305;n konaklama yeri ne k&ouml;tüdür.
16|30|(Allah'tan) Sak&#305;nanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendi&#287;inde, "Hay&#305;r" dediler. Bu dünyada güzel davran&#305;&#351;larda bulunanlara güzellik vard&#305;r; ahiret yurdu ise daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.
16|31|Adn Cennetleri; ona girerler, onun alt&#305;ndan &#305;rmaklar akar, içinde onlar&#305;n her diledikleri &#351;ey vard&#305;r. &#304;&#351;te Allah, takva sahiplerini b&ouml;yle &ouml;düllendirir.
16|32|Ki melekler, güzellikle canlar&#305;n&#305; ald&#305;klar&#305;nda: "Selam size" derler. "Yapt&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere cennete girin."
16|33|(Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden ba&#351;ka bir &#351;ey mi g&ouml;zlüyorlar? Onlardan &ouml;ncekiler de &ouml;yle yapm&#305;&#351;t&#305;. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
16|34|B&ouml;ylece i&#351;ledikleri k&ouml;tülükleri kendilerine isabet etti ve alaya ald&#305;klar&#305; &#351;ey, kendilerini sar&#305;p-ku&#351;at&#305;verdi.
16|35|&#350;irk ko&#351;makta olanlar dediler ki: "E&#287;er Allah dileseydi, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda hiçbir &#351;eye kulluk etmezdik, biz de, atalar&#305;m&#305;z da; ve O'nsuz hiçbir &#351;eyi haram k&#305;lmazd&#305;k." Onlardan &ouml;ncekiler de b&ouml;yle yapm&#305;&#351;t&#305;. &#350;u halde elçilere dü&#351;en apaç&#305;k bir tebli&#287;den ba&#351;kas&#305; m&#305;?
16|36|Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve ta&#287;uttan kaç&#305;n&#305;n" (diye tebli&#287; etmesi için) bir elçi g&ouml;nderdik. B&ouml;ylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sap&#305;kl&#305;k hak oldu. Art&#305;k, yeryüzünde dola&#351;&#305;n da yalanlayanlar&#305;n u&#287;rad&#305;klar&#305; sonucu g&ouml;rün.
16|37|Sen, onlar&#305;n hidayet bulmalar&#305;n&#305; ne kadar tutkuyla istesen de, Allah, &#351;üphesiz sapt&#305;rd&#305;&#287;&#305;na hidayet vermez, onlar için yard&#305;m edecek yoktur.
16|38|Olanca yeminleriyle: "ضleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hay&#305;r; bu, O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
16|39|Hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tükleri &#351;eyi onlara aç&#305;klamas&#305; ve inkar edenlerin kendilerinin yalanc&#305; olduklar&#305;n&#305; bilmesi için (diriltecektir).
16|40|Onu istedi&#287;imizde herhangi bir &#351;ey için s&ouml;zümüz, ona yaln&#305;zca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
16|41|Zulme u&#287;rat&#305;ld&#305;ktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada &#351;üphesiz güzel bir biçimde yerle&#351;tirece&#287;iz; ahiret kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; ise daha büyüktür. Bilmi&#351; olsalard&#305;.
16|42|Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
16|43|Biz senden evvel kendilerine vahyetti&#287;imiz erkeklerden ba&#351;ka (peygamberler) g&ouml;ndermedik. E&#287;er bilmiyorsan&#305;z, zikir ehline sorun.
16|44|(Onlar&#305;) Apaç&#305;k deliller ve kitaplarla (g&ouml;nderdik). Sana da zikri (Kur'an'&#305;) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni aç&#305;klayas&#305;n ve onlar da iyice dü&#351;ünsünler, diye.
16|45|Art&#305;k 'k&ouml;tülü&#287;ü &ouml;rgütleyip düzenleyenler', Allah'&#305;n, kendilerini yerin dibine geçirmeyece&#287;inden veya &#351;uuruna varamayacaklar&#305; yerden azab&#305;n gelmeyece&#287;inden emin midirler?
16|46|Ya da onlar, d&ouml;nüp-dola&#351;maktalarken, onlar&#305; yakalay&#305;vermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'&#305;) aciz b&#305;rakacak de&#287;ildirler.
16|47|Veya onlar&#305; bir korku üzerinde yakalay&#305;vermesinden (mi emindirler)? ضyleyse Rabbin, gerçekten &#351;efkatli ve merhamet sahibidir.
16|48|Allah'&#305;n herhangi bir &#351;eyden yaratt&#305;&#287;&#305;na bakm&#305;yorlar m&#305;? Onun g&ouml;lgeleri küçülerek sa&#287;dan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette d&ouml;ner.
16|49|G&ouml;klerde ve yerde olan ne varsa, canl&#305;lar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.
16|50|ـstlerinden (her an bir azap g&ouml;ndermeye kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolunduklar&#305; &#351;eyi yaparlar.
16|51|Allah dedi ki: "&#304;ki &#304;lah edinmeyin: O, ancak tek bir &#304;lah't&#305;r. ضyleyse Benden, yaln&#305;zca Benden korkun."
16|52|G&ouml;klerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. B&ouml;yleyken Allah'tan ba&#351;kas&#305;ndan m&#305; korkup-sak&#305;n&#305;yorsunuz?
16|53|Nimet olarak size ula&#351;an ne varsa, Allah'tand&#305;r, sonra size bir zarar dokundu&#287;unda (yine) ancak O'na yalvarmaktas&#305;n&#305;z.
16|54|Sonra sizden zarar&#305; kald&#305;rd&#305;&#287;&#305;nda, sizden bir grup (hemen) Rablerine &#351;irk ko&#351;ar;
16|55|Kendilerine verdiklerimize kar&#351;&#305; nank&ouml;rlük etmek için. ضyleyse yararlan&#305;n, ilerde bileceksiniz.
16|56|Kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden, hiçbir &#351;ey bilmeyenlere paylar ay&#305;r&#305;yorlar. Andolsun Allah'a kar&#351;&#305; düzmekte olduklar&#305;n&#305;zdan dolay&#305; mutlaka sorguya çekileceksiniz.
16|57|Ve Allah'a k&#305;zlar isnad ediyorlar, (ha&#351;a) O Yücedir. Ho&#351;land&#305;klar&#305; (erkek çocuklar) da kendilerinindir.
16|58|Onlardan birine k&#305;z (çocuk) müjdelendi&#287;i zaman içi &ouml;fkeyle-ta&#351;arak yüzü simsiyah kesilir.
16|59|Kendisine verilen müjdenin k&ouml;tülü&#287;ünden dolay&#305; topluluktan gizlenir; onu a&#351;a&#287;&#305;lanarak tutacak m&#305;, yoksa topra&#287;a g&ouml;mecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne k&ouml;tüdür?
16|60|Ahirete inanmayanlar&#305;n k&ouml;tü &ouml;rnekleri vard&#305;r, en Yüce &ouml;rnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
16|61|E&#287;er Allah, insanlar&#305; zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsayd&#305;, onun üstünde (yeryüzünde) canl&#305;lardan hiçbir &#351;ey b&#305;rakmazd&#305;; ancak onlar&#305; ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar ertelemektedir. Onlar&#305;n ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de &ouml;ne al&#305;nabilirler.
16|62|Onlar, Allah'a, ho&#351;lar&#305;na gitmeyen &#351;eyleri uygun g&ouml;rürler, dilleri de yalan olarak en güzel olan&#305;n 'kendilerinin oldu&#287;unu' düzmektedir. Hiç &#351;üphesiz ate&#351; onlar içindir ve hiç &#351;üphesiz onlar, (cehennemde) &ouml;ncülerdir.
16|63|Andolsun Allah'a, senden &ouml;nceki ümmetlere de (elçiler) g&ouml;nderdik, fakat &#351;eytan onlara yap&#305;p ettiklerini süslü g&ouml;stermi&#351;tir; bugün de onlar&#305;n velisi odur ve onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
16|64|Biz kitab&#305; ancak, hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tükleri &#351;eyi onlara aç&#305;klaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olmas&#305; d&#305;&#351;&#305;nda (ba&#351;ka bir amaçla) indirmedik.
16|65|Allah g&ouml;kten su indirdi, &ouml;lümünden sonra yeri onunla diriltti; i&#351;itebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vard&#305;r.
16|66|Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vard&#305;r, size onlar&#305;n kar&#305;nlar&#305;ndaki fers (yar&#305; sindirilmi&#351; g&#305;dalar) ile kan aras&#305;ndan, içenlerin bo&#287;az&#305;ndan kolayl&#305;kla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.
16|67|Hurmal&#305;klar&#305;n ve üzümlüklerin meyvelerinden kurduklar&#305; çardaklarda hem sarho&#351;luk verici içki, hem güzel bir r&#305;z&#305;k edinmektesiniz. &#350;üphesiz akl&#305;n&#305; kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vard&#305;r.
16|68|Rabbin bal ar&#305;s&#305;na vahyetti: Da&#287;larda, a&#287;açlarda ve onlar&#305;n kurduklar&#305; çardaklarda kendine evler edin.
16|69|Sonra meyvelerin tümünden ye, b&ouml;ylece Rabbinin sana kolayla&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; yollarda yürü-uçuver. Onlar&#305;n kar&#305;nlar&#305;ndan türlü renklerde &#351;erbetler ç&#305;kar, onda insanlar için bir &#351;ifa vard&#305;r. &#350;üphesiz dü&#351;ünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vard&#305;r.
16|70|Allah sizi yaratt&#305;, sonra sizi &ouml;ldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir &#351;ey bilmesin diye, &ouml;mrün en a&#351;a&#287;&#305; ucuna (ya&#351;l&#305;l&#305;&#287;a) geri çevrilir. &#350;üphesiz, Allah bilendir, her&#351;eye güç yetirendir.
16|71|Allah r&#305;z&#305;kta kiminizi kiminize üstün k&#305;ld&#305;; üstün k&#305;l&#305;nanlar, r&#305;z&#305;klar&#305;n&#305; ellerinin alt&#305;nda bulunanlara onda e&#351;it olacak &#351;ekilde çevirip-verici de&#287;ildirler. &#350;imdi Allah'&#305;n nimetini inkar m&#305; ediyorlar?
16|72|Allah size kendi nefislerinizden e&#351;ler yaratt&#305; ve size e&#351;lerinizden çocuklar ve torunlar yaratt&#305; ve sizi güzel &#351;eylerden r&#305;z&#305;kland&#305;rd&#305;. &#350;imdi onlar, bat&#305;la m&#305; inan&#305;yorlar ve Allah'&#305;n nimetini inkar m&#305; ediyorlar?
16|73|Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda, kendileri için g&ouml;klerden ve yerden hiçbir r&#305;zka, hiçbir &#351;eye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen &#351;eylere mi tap&#305;yorlar?
16|74|Art&#305;k Allah'a benzerler aramaya kalk&#305;&#351;may&#305;n; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
16|75|Allah, (Kendisi'ne ortak ko&#351;tu&#287;unuz ilahlar konusunda) hiçbir &#351;eye gücü yetmeyen ve ba&#351;kas&#305;n&#305;n mülkünde olan ile, taraf&#305;m&#305;zdan kendisine güzel bir r&#305;z&#305;k verdi&#287;imiz, b&ouml;ylelikle ondan gizli ve aç&#305;k infak eden kimseyi &ouml;rnek olarak g&ouml;sterdi; bunlar hiç e&#351;it olur mu? Hamd Allah'&#305;nd&#305;r; fakat onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
16|76|Allah &#351;u &ouml;rne&#287;i verdi: &#304;ki ki&#351;i; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir &#351;eye gücü yetmez ve her&#351;eyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi y&ouml;ne g&ouml;nderse bir hay&#305;r getirmez; &#351;imdi bu, adaletle emreden ve dosdo&#287;ru yol üzerinde bulunanla e&#351;it olabilir mi?
16|77|G&ouml;klerin ve yerin gayb&#305; Allah'a aittir. (K&#305;yamet) Saatin(in) emri de yaln&#305;zca (süratli) g&ouml;z aç&#305;p kapama gibidir veya daha yak&#305;nd&#305;r. &#350;üphesiz, Allah her&#351;eye güç yetirendir.
16|78|Allah, sizi annelerinizin karn&#305;ndan hiçbir &#351;ey bilmezken ç&#305;kard&#305; ve umulur ki &#351;ükredersiniz diye i&#351;itme, g&ouml;rme (duyular&#305;n&#305;) ve g&ouml;nüller verdi.
16|79|G&ouml;&#287;ün bo&#351;lu&#287;unda boyun e&#287;dirilmi&#351; (musahhar k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;) ku&#351;lar&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;? Onlar&#305; (b&ouml;yle bo&#351;lukta) Allah'tan ba&#351;kas&#305; tutmuyor. &#350;üphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vard&#305;r.
16|80|Allah, size evlerinizi (içinde) "güvenlik ve huzur bulaca&#287;&#305;n&#305;z yerler" k&#305;ld&#305;; ve size hayvan derilerinden hem g&ouml;ç gününde, hem yerle&#351;me gününde kolayl&#305;kla ta&#351;&#305;yabilece&#287;iniz evler; yünlerinden, yapa&#287;&#305;lar&#305;ndan ve k&#305;llar&#305;ndan bir zamana kadar giyimlikler-d&ouml;&#351;emelikler ve (ticaret için) bir meta k&#305;ld&#305;.
16|81|Allah, sizin için yaratt&#305;&#287;&#305; &#351;eylerden g&ouml;lgeler k&#305;ld&#305;. Da&#287;larda da sizin için bar&#305;naklar-siperler k&#305;ld&#305;, sizi s&#305;caktan koruyacak elbiseler, sizi sava&#351;&#305;n&#305;zda (zorluklara kar&#351;&#305;) koruyacak giyimlikler de var etti. &#304;&#351;te O, üzerinizdeki nimetini b&ouml;yle tamamlamaktad&#305;r, umulur ki teslim olursunuz.
16|82|Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana dü&#351;en yaln&#305;zca apaç&#305;k bir tebli&#287;dir.
16|83|Onlar, Allah'&#305;n nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onlar&#305;n ço&#287;u inkar edenlerdir.
16|84|Her ümmetten bir &#351;ahid g&ouml;nderece&#287;imiz gün; (art&#305;k ondan) sonra ne inkar edenlere (&ouml;zür dilemeleri için) izin verilecek, ne (Allah'tan) ho&#351;nutluk dilekleri kabul edilecek.
16|85|O zulmedenler, azab&#305; g&ouml;rdüklerinde, onlara ne (azap) hafifletilecek, ne süre tan&#305;nacak.
16|86|O &#351;irk ko&#351;anlar, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305; g&ouml;rdükleri zaman: "Rabbimiz, Seni b&#305;rak&#305;p bizim tapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z ortaklar&#305;m&#305;z bunlard&#305;r" diyecekler. (Onlar da bunlara:) "Siz gerçekten yalan s&ouml;yleyenlersiniz" diye s&ouml;zü (geri çevirip) f&#305;rlatacaklar.
16|87|O gün (art&#305;k) Allah'a teslim olmu&#351;lard&#305;r ve uydurduklar&#305; (yalanc&#305; ilahlar) da onlardan çekilip-uzakla&#351;m&#305;&#351;t&#305;r.
16|88|&#304;nkar edip de Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyanlar; Biz, i&#351;ledikleri bozgunculu&#287;a kar&#351;&#305;l&#305;k, onlara azap üstüne azap ilave ettik.
16|89|Her ümmet içinde kendi nefislerinden onlar&#305;n üzerine bir &#351;ahid getirdi&#287;imiz gün, seni de onlar üzerinde bir &#351;ahid olarak getirece&#287;iz. Biz Kitab'&#305; sana, her&#351;eyin aç&#305;klay&#305;c&#305;s&#305;, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
16|90|&#350;üphesiz Allah, adaleti, ihsan&#305;, yak&#305;nlara vermeyi emreder; çirkin utanmazl&#305;klardan (fah&#351;adan), k&ouml;tülüklerden ve zorbal&#305;klardan sak&#305;nd&#305;r&#305;r. Size &ouml;&#287;üt vermektedir, umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürsünüz.
16|91|Ahidle&#351;ti&#287;iniz zaman, Allah'&#305;n ahdini yerine getirin, peki&#351;tirdikten sonra yeminleri bozmay&#305;n; çünkü Allah'&#305; üzerinize kefil k&#305;lm&#305;&#351;s&#305;n&#305;zd&#305;r. &#350;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; bilir.
16|92|Bir ümmet di&#287;er bir ümmetten (say&#305;ca ve malca) daha geli&#351;kindir diye, yeminlerinizi kendi aran&#305;zda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle e&#287;irdikten sonra bozup-ç&ouml;zen (kad&#305;n) gibi olmay&#305;n. &#350;üphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. K&#305;yamet günü hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tü&#287;ünüz &#351;eyi size muhakkak aç&#305;klayacakt&#305;r.
16|93|E&#287;er Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet k&#305;lard&#305;; ancak diledi&#287;ini sapt&#305;r&#305;r, diledi&#287;ini hidayete erdirir. Yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan muhakkak sorumlu tutulacaks&#305;n&#305;z.
16|94|Yeminlerinizi kendi aran&#305;zda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasa&#287;lam basan ayak kayar ve Allah'&#305;n yolundan al&#305;koydu&#287;unuz için k&ouml;tülü&#287;ü tadars&#305;n&#305;z. (Ayr&#305;ca) Büyük azap da sizin içindir.
16|95|Allah'&#305;n ahdini ucuz bir de&#287;ere kar&#351;&#305;l&#305;k satmay&#305;n. E&#287;er bilirseniz, Allah Kat&#305;nda olan sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
16|96|Sizin yan&#305;n&#305;zda olan tükenir, Allah'&#305;n Kat&#305;nda olan ise kal&#305;c&#305;d&#305;r. Sabredenlerin kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzeliyle Biz muhakkak verece&#287;iz.
16|97|Erkek olsun, kad&#305;n olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç &#351;üphesiz Biz onu güzel bir hayatla ya&#351;at&#305;r&#305;z ve onlar&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305;, yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzeliyle muhakkak veririz.
16|98|ضyleyse Kur'an okudu&#287;un zaman, kovulmu&#351; &#351;eytandan Allah'a s&#305;&#287;&#305;n.
16|99|Gerçek &#351;u ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (&#351;eytan&#305;n) hiçbir zorlay&#305;c&#305;-gücü yoktur.
16|100|Onun zorlay&#305;c&#305;-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak ko&#351;anlar üzerindedir.
16|101|Biz bir ayeti, bir (ba&#351;ka) ayetin yeriyle de&#287;i&#351;tirdi&#287;imiz zaman, -Allah neyi indirdi&#287;ini daha iyi bilir.- “Sen yaln&#305;zca iftira edicisin" dediler. Hay&#305;r, onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
16|102|De ki: "&#304;man edenleri sa&#287;lamla&#351;t&#305;rmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur'an'&#305;) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs indirmi&#351;tir."
16|103|Andolsun ki Biz, onlar&#305;n: "Bunu kendisine ancak bir be&#351;er &ouml;&#287;retmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine y&ouml;neldikleri (kimse)nin dili a'cemidir, bu ise aç&#305;kça Arapça olan bir dildir.
16|104|Allah'&#305;n ayetlerine inanmayanlar&#305; Allah hidayete ula&#351;t&#305;rmaz ve onlar için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
16|105|Yalan&#305;, yaln&#305;zca Allah'&#305;n ayetlerine inanmayanlar uydurur. &#304;&#351;te yalanc&#305;lar&#305;n as&#305;l kendileri onlard&#305;r.
16|106|Kim iman&#305;ndan sonra Allah'a (kar&#351;&#305;) inkara sap&#305;p da, -kalbi imanla tatmin bulmu&#351; oldu&#287;u halde bask&#305; alt&#305;nda zorlanan hariç- inkara g&ouml;&#287;üs açarsa, i&#351;te onlar&#305;n üstünde Allah'tan bir gazab vard&#305;r ve büyük azap onlar&#305;nd&#305;r.
16|107|Bu, onlar&#305;n dünya hayat&#305;n&#305; ahirete g&ouml;re daha sevimli bulmalar&#305;ndan ve &#351;üphesiz Allah'&#305;n da inkar eden bir toplulu&#287;u hidayete erdirmemesi nedeniyledir.
16|108|Onlar, Allah'&#305;n, kalplerini, kulaklar&#305;n&#305; ve g&ouml;zlerini mühürledi&#287;i kimselerdir. Gafil olanlar onlar&#305;n ta kendileridir.
16|109|&#350;üphesiz, onlar ahirette ziyana u&#287;rayanlard&#305;r.
16|110|Sonra gerçekten Rabbin, i&#351;kenceye u&#287;rat&#305;ld&#305;ktan sonra hicret edenlerin, ard&#305;ndan cihad edip, sabredenlerin (destekçisidir). &#350;üphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
16|111|O gün, herkes kendi nefsi ad&#305;na mücadele eder ve herkese yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; eksiksiz &ouml;denir. Onlar zulme u&#287;rat&#305;lmazlar.
16|112|Allah bir &#351;ehri &ouml;rnek verdi: (Halk&#305;) Güvenlik ve huzur içindeydi, r&#305;zk&#305; da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'&#305;n nimetlerine nank&ouml;rlük etti, b&ouml;ylece Allah yapt&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k olarak, ona açl&#305;k ve korku elbisesini tatt&#305;rd&#305;.
16|113|Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmi&#351;ti, fakat onu yalanlad&#305;lar; b&ouml;ylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azap onlar&#305; yakalay&#305;verdi.
16|114|ضyleyse Allah'&#305;n sizi r&#305;z&#305;kland&#305;rd&#305;&#287;&#305; &#351;eylerden helal (ve) temiz olanlar&#305;n&#305; yiyin; e&#287;er O'na kulluk ediyorsan&#305;z Allah'&#305;n nimetine &#351;ükredin.
16|115|O, size ancak &ouml;lüyü, kan&#305;, domuz etini ve Allah'tan ba&#351;kas&#305; ad&#305;na kesilmi&#351; olan (hayvan)&#305; haram k&#305;ld&#305;. Fakat kim mecbur kal&#305;rsa, sald&#305;rmamak ve s&#305;n&#305;r&#305; a&#351;mamak üzere (yiyebilir). اünkü gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
16|116|Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolay&#305;s&#305;yla &#351;una helal, buna haram demeyin. اünkü Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurmu&#351; olursunuz. &#350;üphesiz Allah'a kar&#351;&#305; yalan uyduranlar kurtulu&#351;a ermezler.
16|117|(Bu dünyada olup-biten) Pek az bir metad&#305;r. Onlara ise ac&#305; bir azap vard&#305;r.
16|118|Yahudi olanlara da, bundan &ouml;nce sana aktard&#305;klar&#305;m&#305;z&#305; haram k&#305;ld&#305;k. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
16|119|Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu k&ouml;tülük i&#351;leyen, sonra bunun ard&#305;ndan tevbe eden ve &#305;slah olanlar(la beraberdir). &#350;üphesiz Rabbin bundan sonra ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
16|120|Gerçek &#351;u ki, &#304;brahim (tek ba&#351;&#305;na) bir ümmetti; Allah'a g&ouml;nülden y&ouml;nelip itaat eden bir muvahhiddi ve o mü&#351;riklerden de&#287;ildi.
16|121|O'nun nimetlerine &#351;ükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve do&#287;ru yola iletti.
16|122|Ve Biz ona dünyada bir güzellik verdik; &#351;üphesiz o, ahirette de salih olanlardand&#305;r.
16|123|Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan &#304;brahim'in dinine uy. O, mü&#351;riklerden de&#287;ildi."
16|124|Cumartesi, ancak onda ihtilafa dü&#351;enlere (farz) k&#305;l&#305;nd&#305;. &#350;üphesiz Rabbin, onlar&#305;n ihtilaf ettikleri &#351;eyler hakk&#305;nda k&#305;yamet günü aralar&#305;nda hükmedecektir.
16|125|Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel &ouml;&#287;ütle ça&#287;&#305;r ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. &#350;üphesiz senin Rabbin yolundan sapan&#305; bilendir ve hidayete ereni de bilendir.
16|126|E&#287;er ceza verecekseniz, size verilen cezan&#305;n misliyle ceza verin ve e&#287;er sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
16|127|Sabret; senin sabr&#305;n ancak Allah(&#305;n yard&#305;m&#305;) iledir. Onlar için hüzne kap&#305;lma ve kurmakta olduklar&#305; hileli-düzenlerden dolay&#305; s&#305;k&#305;nt&#305;ya dü&#351;me.
16|128|&#350;üphesiz Allah korkup-sak&#305;nanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.
17|1|Bir k&#305;s&#305;m ayetlerimizi kendisine g&ouml;stermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdi&#287;imiz Mescid-i Aksa'ya g&ouml;türen O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
17|2|Musa'ya kitap verdik ve "Benden ba&#351;ka vekil edinmeyin" diye onu &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na k&#305;lavuz k&#305;ld&#305;k.
17|3|(Ey) Nuh ile birlikte ta&#351;&#305;d&#305;klar&#305;m&#305;z&#305;n çocuklar&#305;! &#350;üphesiz o, &#351;ükreden bir kuldu.
17|4|Kitapta &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na &#351;u hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk ç&#305;karacaks&#305;n&#305;z ve muhakkak büyük bir kibirleni&#351;-yükseli&#351;le kibirlenecek-yükseleceksiniz.
17|5|Nitekim o ikiden ilk-vaid geldi&#287;i zaman, oldukça zorlu olan kullar&#305;m&#305;z&#305; üzerinize g&ouml;nderdik de (sizi) evlerin aralar&#305;na kadar girip ara&#351;t&#305;rd&#305;lar. Bu yerine getirilmesi gereken bir s&ouml;zdü.
17|6|Sonra onlara kar&#351;&#305; size tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yard&#305;m ettik ve topluluk olarak sizi say&#305;ca çok k&#305;ld&#305;k.
17|7|E&#287;er iyilik ederseniz kendinize iyilik etmi&#351; olursunuz ve e&#287;er k&ouml;tülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldi&#287;i zaman, (yine &ouml;yle kullar g&ouml;ndeririz ki) yüzlerinizi 'k&ouml;tü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmada&#287;&#305;n edip mahvetsinler.'
17|8|Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculu&#287;a) d&ouml;nerseniz Biz de (sizi a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;lmaya ve cezaland&#305;rmaya) d&ouml;neriz. Biz, cehennemi kafirler için bir ku&#351;atma yeri k&#305;ld&#305;k.
17|9|&#350;üphesiz, bu Kur'an, en do&#287;ru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir oldu&#287;unu müjde verir.
17|10|Ve &#351;üphesiz, ahirete inanmayanlar için de ac&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
17|11|&#304;nsan hayra dua etti&#287;i gibi, &#351;erre de dua etmektedir. &#304;nsan, pek acelecidir.
17|12|Biz geceyi ve gündüzü iki ayet k&#305;ld&#305;k; gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl araman&#305;z, y&#305;llar&#305;n say&#305;s&#305;n&#305; ve hesab&#305; &ouml;&#287;renmeniz için gündüzün ayetini ayd&#305;nlat&#305;c&#305; k&#305;ld&#305;k. Biz, her&#351;eyi yeterince aç&#305;klad&#305;k.
17|13|Biz, her insan&#305;n ku&#351;unu (i&#351;lediklerini, yapt&#305;klar&#305;n&#305;) kendi boynuna dolad&#305;k, k&#305;yamet gününde onun için aç&#305;lm&#305;&#351; olarak &ouml;nüne konacak bir kitap ç&#305;kar&#305;r&#305;z.
17|14|"Kendi kitab&#305;n&#305; oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter."
17|15|Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir ba&#351;kas&#305;n&#305;n günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi g&ouml;nderinceye kadar (hiçbir topluma) azap edecek de&#287;iliz.
17|16|Biz, bir ülkeyi helak etmek istedi&#287;imiz zaman, onun 'varl&#305;k ve güç sahibi &ouml;nde gelenlerine' emrederiz, b&ouml;ylelikle onlar onda bozgunculuk ç&#305;kar&#305;rlar. Art&#305;k onun üzerine s&ouml;z hak olur da, onu k&ouml;künden darmada&#287;&#305;n ederiz.
17|17|Biz, Nuh'tan sonra nice ku&#351;aklar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. Kullar&#305;n&#305;n günahlar&#305;n&#305; haber al&#305;c&#305;, g&ouml;rücü olarak Rabbin yeter,
17|18|Kim çarçabuk olan&#305; (geçici dünya arzular&#305;n&#305;) isterse, orada istedi&#287;imiz kimseye diledi&#287;imizi çabukla&#351;t&#305;r&#305;r&#305;z, sonra ona cehennemi (yurt) k&#305;lar&#305;z; ona, k&#305;nanm&#305;&#351; ve kovulmu&#351; olarak gider.
17|19|Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba g&ouml;stererek ona çal&#305;&#351;&#305;rsa, i&#351;te b&ouml;ylelerinin çabas&#305; &#351;ükre &#351;ayand&#305;r.
17|20|Hepsine, onlara da, bunlara da Rabbinin ihsan&#305;ndan 'artt&#305;rarak-veririz.' Rabbinin ihsan&#305; kesilmi&#351; de&#287;ildir.
17|21|Onlardan kimini kimine nas&#305;l üstün tuttu&#287;umuzu g&ouml;r. Muhakkak ahiret dereceler bak&#305;m&#305;ndan daha büyüktür, üstünlük bak&#305;m&#305;ndan da daha büyüktür.
17|22|Allah ile beraber ba&#351;ka ilahlar edinme, yoksa k&#305;nanm&#305;&#351; ve kendi ba&#351;&#305;na (yapayaln&#305;z ve yard&#305;mc&#305;s&#305;z) b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351; olursun.
17|23|Rabbin, O'ndan ba&#351;kas&#305;na kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmay&#305; emretti. &#350;ayet onlardan biri veya ikisi senin yan&#305;nda ya&#351;l&#305;l&#305;&#287;a ula&#351;&#305;rsa, onlara: "ضf" bile deme ve onlar&#305; azarlama; onlara güzel s&ouml;z s&ouml;yle.
17|24|Onlara ac&#305;yarak alçakg&ouml;nüllülük kanad&#305;n&#305; ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nas&#305;l terbiye ettilerse Sen de onlar&#305; esirge."
17|25|Rabbiniz, sizin içinizdekini daha iyi bilir. E&#287;er siz salih olursan&#305;z, &#351;üphesiz O da, (Kendisi'ne) y&ouml;nelip d&ouml;nenleri ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;d&#305;r.
17|26|Akrabaya hakk&#305;n&#305; ver, yoksula ve yolda kalm&#305;&#351;a da. &#304;sraf ederek saç&#305;p-savurma.
17|27|اünkü saç&#305;p-savuranlar, &#351;eytan&#305;n karde&#351;leri olmu&#351;lard&#305;r; &#351;eytan ise Rabbine kar&#351;&#305; nank&ouml;rdür.
17|28|E&#287;er Rabbinden ummakta oldu&#287;un bir rahmeti beklerken (darl&#305;kta oldu&#287;undan) onlara s&#305;rt çevirecek olursan, bu durumda onlara yumu&#351;ak s&ouml;z s&ouml;yle.
17|29|Elini boynunda ba&#287;lanm&#305;&#351; olarak k&#305;lma, büsbütün de aç&#305;k tutma. Sonra k&#305;nan&#305;r, hasret (pi&#351;manl&#305;k) içinde kalakal&#305;rs&#305;n.
17|30|&#350;üphesiz senin Rabbin, r&#305;zk&#305; diledi&#287;ine -geni&#351;letir- yayar ve daralt&#305;r. Gerçekten O, kullar&#305;ndan haberi oland&#305;r, g&ouml;rendir.
17|31|Yoksulluk endi&#351;esiyle çocuklar&#305;n&#305;z&#305; &ouml;ldürmeyin; onlara ve size Biz r&#305;z&#305;k veririz. &#350;üphesiz, onlar&#305; &ouml;ldürmek büyük bir hata (suç ve günah)d&#305;r.
17|32|Zinaya yakla&#351;may&#305;n, gerçekten o, 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' ve k&ouml;tü bir yoldur.
17|33|Hakl&#305; bir neden olmaks&#305;z&#305;n Allah'&#305;n haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305; bir kimseyi &ouml;ldürmeyin. Kim mazlum olarak &ouml;ldürülürse onun velisine yetki vermi&#351;izdir; o da &ouml;ldürmede &ouml;lçüyü a&#351;mas&#305;n. اünkü o, gerçekten yard&#305;m g&ouml;rmü&#351;tür.
17|34|Erginlik ça&#287;&#305;na eri&#351;inceye kadar, -o da en güzel bir tarz olmas&#305;- d&#305;&#351;&#305;nda yetimin mal&#305;na yakla&#351;may&#305;n. Ahde vefa g&ouml;sterin. اünkü ahid bir sorumluluktur.
17|35|ضlçtü&#287;ünüz zaman &ouml;lçüyü tam tutun ve dosdo&#287;ru bir tart&#305;yla tart&#305;n; bu, daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r ve sonuç bak&#305;m&#305;ndan daha güzeldir.
17|36|Hakk&#305;nda bilgin olmayan &#351;eyin ard&#305;na dü&#351;me; çünkü kulak, g&ouml;z ve kalp, bunlar&#305;n hepsi ondan sorumludur.
17|37|Yeryüzünde b&ouml;bürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne da&#287;lara boyca ula&#351;abilirsin.
17|38|Bütün bunlar, k&ouml;tülü&#287;ü olan, Rabbinin Kat&#305;nda da ho&#351; olmayanlard&#305;r.
17|39|Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak vahyetti&#287;i &#351;eylerdir. Rabbin ile beraber ba&#351;ka ilahlar k&#305;lma, yoksa yerilmi&#351;, kovulmu&#351; olarak cehenneme b&#305;rak&#305;l&#305;rs&#305;n.
17|40|Rabbiniz size erkekleri seçti de meleklerden di&#351;ileri mi (Kendine) edindi? Gerçekten siz büyük bir s&ouml;z s&ouml;ylemektesiniz.
17|41|Andolsun, Biz bu Kur'an'da çe&#351;itli aç&#305;klamalar yapt&#305;k, &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünsünler diye. Oysa bu, onlar&#305;n daha uzakla&#351;malar&#305;ndan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rm&#305;yor.
17|42|De ki: "E&#287;er s&ouml;yledikleri gibi O'nunla beraber ilahlar olsayd&#305;, onlar ar&#351;&#305;n sahibine mutlaka bir yol ararlard&#305;."
17|43|O, onlar&#305;n dediklerinden münezzeh, Yüce ve büyük bir yükseklikle yüksektir.
17|44|Yedi g&ouml;k, yer ve bunlar&#305;n içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu &ouml;vgü ile tesbih etmeyen hiçbir &#351;ey yoktur, ancak siz onlar&#305;n tesbihlerini kavram&#305;yorsunuz. &#350;üphesiz O, halim oland&#305;r, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
17|45|Kur'an okudu&#287;un zaman seninle ahirete inanmayanlar aras&#305;nda g&ouml;rünmez bir perde k&#305;ld&#305;k.
17|46|Ve onlar&#305;n kalpleri üzerine, onu kavray&#305;p anlamalar&#305;n&#305; engelleyen kabuklar, kulaklar&#305;na da bir a&#287;&#305;rl&#305;k koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (&#304;lah olarak) and&#305;&#287;&#305;n zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
17|47|Biz onlar&#305;n seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konu&#351;malar&#305;nda da o zalimlerin: "Siz büyülenmi&#351; bir adamdan ba&#351;kas&#305;na uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.
17|48|Sana nas&#305;l &ouml;rnekler vererek sapt&#305;klar&#305;na bir bak, art&#305;k onlar&#305;n bir yola güçleri yetmemektedir.
17|49|Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufaland&#305;ktan sonra m&#305;, gerçekten biz mi yeni bir yarat&#305;l&#305;&#351;la diriltilece&#287;iz?"
17|50|De ki: "&#304;ster ta&#351; olun, ister demir."
17|51|"Ya da g&ouml;&#287;üslerinizde büyümekte olan (veya büyüttü&#287;ünüz) bir yarat&#305;k (olun)." Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana ba&#351;lar&#305;n&#305; alayl&#305;ca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanm&#305;&#351; o?" De ki: "Umulur ki pek yak&#305;nda."
17|52|Sizi ça&#287;&#305;raca&#287;&#305; gün, O'na &ouml;vgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kald&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; sanacaks&#305;n&#305;z.
17|53|Kullar&#305;ma, s&ouml;zün en güzel olan&#305;n&#305; s&ouml;ylemelerini s&ouml;yle. اünkü &#351;eytan aralar&#305;n&#305; aç&#305;p bozmaktad&#305;r. &#350;üphesiz &#351;eytan insan&#305;n aç&#305;kça bir dü&#351;man&#305;d&#305;r.
17|54|Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azapland&#305;r&#305;r. Biz seni onlar&#305;n üzerine bir vekil olarak g&ouml;ndermedik.
17|55|Rabbin, g&ouml;klerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, Biz peygamberlerin bir k&#305;sm&#305;n&#305; bir k&#305;sm&#305;na üstün k&#305;ld&#305;k ve Davud'a da Zebur verdik.
17|56|De ki: "O'nun d&#305;&#351;&#305;nda (ilah olarak) &ouml;ne sürdüklerinizi ça&#287;&#305;r&#305;n, onlar sizden ne zarar&#305; uzakla&#351;t&#305;rabilirler, ne de (onu yarar&#305;n&#305;za) d&ouml;nü&#351;türebilirler.
17|57|Onlar&#305;n tapt&#305;klar&#305; da, -hangisi daha yak&#305;nd&#305;r diye- Rablerine (yakla&#351;mak için) bir vesile ar&#305;yorlar. O'nun rahmetini umuyorlar ve azab&#305;ndan korkuyorlar. &#350;üphesiz senin Rabbinin azab&#305; korkunçtur.
17|58|Hiçbir ülke (veya &#351;ehir) olmas&#305;n ki, k&#305;yamet gününden &ouml;nce Biz onu (ya) bir y&#305;k&#305;ma u&#287;rataca&#287;&#305;z veya onu &#351;iddetli bir azapla azapland&#305;raca&#287;&#305;z; bu (muhakkak) o kitapta yaz&#305;l&#305;d&#305;r.
17|59|Bizi ayet (mucize)ler g&ouml;ndermekten, &ouml;ncekilerin onu yalanlamas&#305;ndan ba&#351;ka bir &#351;ey al&#305;koymad&#305;. Semud'a di&#351;i deveyi g&ouml;rünür (bir mucize) olarak g&ouml;nderdik, fakat onlar bununla (onu bo&#287;azlamakla) zulmetmi&#351; oldular. Oysa Biz ayetleri ancak korkutmak için g&ouml;ndeririz.
17|60|Hani Biz sana: "Muhakkak Rabbin insanlar&#305; çepeçevre ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r" demi&#351;tik. Sana g&ouml;sterdi&#287;imiz o rüyay&#305; insanlar&#305; denemek için yapt&#305;k, Kur'an'da lanetlenmi&#351; a&#287;ac&#305; da. Biz onlar&#305; korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azg&#305;nl&#305;ktan ba&#351;ka bir &#351;ey artt&#305;rm&#305;yor.
17|61|Hani, meleklere: "Adem'e secde edin" demi&#351;tik. &#304;blis'in d&#305;&#351;&#305;nda (hepsi) secde etmi&#351;lerdi. Demi&#351;ti ki: "Bir çamur olarak yaratt&#305;&#287;&#305;n kimseye ben secde eder miyim?"
17|62|Demi&#351;ti ki: "&#350;u bana kar&#351;&#305; yüceltti&#287;ine bir bak; andolsun, e&#287;er bana k&#305;yamet gününe kadar süre tan&#305;rsan, onun soyunu -pek az d&#305;&#351;&#305;nda- ku&#351;kusuz kendime ba&#287;l&#305; k&#305;laca&#287;&#305;m.
17|63|Demi&#351;ti ki: "Git, onlardan kim sana uyarsa, &#351;üphesiz sizin cezan&#305;z cehennemdir; eksiksiz bir ceza."
17|64|"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sars&#305;nt&#305;ya u&#287;rat, atl&#305;lar&#305;n ve yayalar&#305;nla onlar&#305;n üstüne yaygaray&#305; kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çe&#351;itli vaadlerde bulun." &#350;eytan, onlara aldatmadan ba&#351;ka bir &#351;ey vadetmez.
17|65|"Benim kullar&#305;m; senin onlar üzerinde hiçbir zorlay&#305;c&#305; gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter.
17|66|Sizin Rabbiniz, fazl&#305;ndan araman&#305;z için denizde gemileri sizin için yürütür. Gerçekten O, size kar&#351;&#305; merhametli oland&#305;r.
17|67|Size denizde bir s&#305;k&#305;nt&#305; (tehlike) dokundu&#287;u zaman, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;klar&#305;n&#305;z kaybolur-gider; fakat karaya (ç&#305;kar&#305;p) sizi kurtar&#305;nca (yine) s&#305;rt çevirirsiniz. &#304;nsan pek nank&ouml;rdür.
17|68|Kara taraf&#305;nda sizi yerin dibine geçirmeyece&#287;inden veya üzerinize ta&#351; y&#305;&#287;&#305;nlar&#305; yüklü bir kas&#305;rga g&ouml;ndermeyece&#287;inden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazs&#305;n&#305;z.
17|69|Veya sizi bir kere daha ona (denize) g&ouml;nderip üzerinize k&#305;r&#305;p geçiren bir f&#305;rt&#305;na salarak nank&ouml;rlük etmeniz nedeniyle sizi bat&#305;rmas&#305;na kar&#351;&#305; emin misiniz? Sonra onun &ouml;cünü Bize kar&#351;&#305; alacak (kimseyi de) bulamazs&#305;n&#305;z.
17|70|Andolsun, Biz Ademo&#287;lunu yücelttik; onlar&#305; karada ve denizde (çe&#351;itli araçlarla) ta&#351;&#305;d&#305;k, temiz, güzel &#351;eylerden r&#305;z&#305;kland&#305;rd&#305;k ve yaratt&#305;klar&#305;m&#305;z&#305;n bir ço&#287;undan üstün k&#305;ld&#305;k.
17|71|Her insan-grubunu imamlar&#305;yla ça&#287;&#305;raca&#287;&#305;m&#305;z gün, art&#305;k kimin kitab&#305; sa&#287; eline verilirse, onlar kitaplar&#305;n&#305; okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirde&#287;indeki iplikçik kadar' bile haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
17|72|Kim bunda (dünyada) k&ouml;r ise, O, ahirette de k&ouml;rdür ve yol bak&#305;m&#305;ndan daha '&#351;a&#351;k&#305;n bir sap&#305;kt&#305;r.'
17|73|Onlar neredeyse, sana vahyetti&#287;imizden ba&#351;kas&#305;n&#305; Bize kar&#351;&#305; düzüp uydurman için seni fitneye dü&#351;üreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
17|74|E&#287;er Biz seni sa&#287;lamla&#351;t&#305;rmasayd&#305;k, andolsun, onlara az bir &#351;ey (de olsa) e&#287;ilim g&ouml;sterecektin.
17|75|Bu durumda, Biz sana, hayat&#305;n da kat kat, &ouml;lümün de kat kat (ac&#305;s&#305;n&#305;) tatt&#305;r&#305;rd&#305;k; sonra Bize kar&#351;&#305; bir yard&#305;mc&#305; bulamazd&#305;n.
17|76|Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) ç&#305;karmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden ba&#351;ka kalamazlar.
17|77|(Bu,) Senden &ouml;nce g&ouml;nderdi&#287;imiz resullerimizin bir sünnetidir. Sünnetimizde bir de&#287;i&#351;iklik bulamazs&#305;n.
17|78|Güne&#351;in sarkmas&#305;ndan gecenin kararmas&#305;na kadar namaz&#305; k&#305;l, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'&#305;, i&#351;te o, &#351;ahid olunand&#305;r.
17|79|Gecenin bir k&#305;sm&#305;nda kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz k&#305;l. Umulur ki Rabbin seni &ouml;vülmü&#351; bir makama ula&#351;t&#305;r&#305;r.
17|80|Ve de ki: "Rabbim, beni (girilecek yere) do&#287;ru bir girdiri&#351;le girdir ve (ç&#305;kar&#305;lacak yerden) do&#287;ru bir ç&#305;kar&#305;&#351;la ç&#305;kar ve Kat&#305;ndan bana yard&#305;mc&#305; bir kuvvet ver."
17|81|De ki: "Hak geldi, bat&#305;l yok oldu. Hiç &#351;üphesiz bat&#305;l yok olucudur."
17|82|Kur'an'dan mü'minler için &#351;ifa ve rahmet olan &#351;eyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kay&#305;plardan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rmaz.
17|83|&#304;nsana bir nimet verdi&#287;imizde s&#305;rt çevirir ve yan çizer; ona bir &#351;er dokundu&#287;u zaman da umutsuzlu&#287;a kap&#305;l&#305;r.
17|84|De ki: "Herkes kendi yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;na (f&#305;trat tarz&#305;na) g&ouml;re davran&#305;r. &#350;u halde kimin daha do&#287;ru yolda oldu&#287;unu Rabbin daha iyi bilir."
17|85|Sana ruhtan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yaln&#305;zca az bir &#351;ey verilmi&#351;tir."
17|86|Andolsun, e&#287;er dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için Bize kar&#351;&#305; bir vekil bulamazs&#305;n.
17|87|(Vahyi sende b&#305;rakan) Rabbin rahmetinden ba&#351;ka(s&#305; de&#287;ildir). &#350;üphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
17|88|De ki: "E&#287;er bütün ins ve cin (topluluklar&#305;), bu Kur'an'&#305;n bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onlar&#305;n bir k&#305;sm&#305; bir k&#305;sm&#305;na destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."
17|89|Andolsun, bu Kur'an'da her &ouml;rnekten insanlar için çe&#351;itli aç&#305;klamalarda bulunduk. &#304;nsanlar&#305;n ço&#287;u ise ancak inkarda ayak direttiler.
17|90|Dediler ki: "Bize yerden p&#305;narlar f&#305;&#351;k&#305;rtmad&#305;kça sana kesinlikle inanmay&#305;z."
17|91|"Ya da sana ait hurmal&#305;klardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralar&#305;ndan &#351;ar&#305;l &#351;ar&#305;l akan &#305;rmaklar f&#305;&#351;k&#305;rtmal&#305;s&#305;n."
17|92|"Veya &ouml;ne sürdü&#287;ün gibi, g&ouml;kyüzünü üstümüze parça parça dü&#351;ürmeli ya da Allah'&#305; ve melekleri kar&#351;&#305;m&#305;za (&#351;ahid olarak) getirmelisin."
17|93|"Yahut alt&#305;ndan bir evin olmal&#305; veya g&ouml;kyüzüne yükselmelisin. ـzerimize bizim okuyabilece&#287;imiz bir kitap indirinceye kadar senin yükseli&#351;ine de inanmay&#305;z." De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; m&#305;y&#305;m?"
17|94|Kendilerine hidayet geldi&#287;i zaman, insanlar&#305; inanmaktan al&#305;koyan &#351;ey, onlar&#305;n: "Allah, elçi olarak bir be&#351;eri mi g&ouml;nderdi?" demelerinden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
17|95|De ki: "E&#287;er yeryüzünde (insan de&#287;il de) tatmin bulmu&#351; yürüyen melekler olsayd&#305;, Biz de onlara g&ouml;kten elçi olarak elbette melek g&ouml;nderirdik."
17|96|De ki: "Benimle aran&#305;zda &#351;ahid olarak Allah yeter; ku&#351;kusuz O, kullar&#305;ndan gerçe&#287;iyle haberdard&#305;r, g&ouml;rendir."
17|97|Allah, kimi hidayete erdirirse, i&#351;te o, hidayet bulmu&#351;tur, kimi sapt&#305;r&#305;rsa onlar için O'nun d&#305;&#351;&#305;nda asla veliler bulamazs&#305;n. K&#305;yamet günü, Biz onlar&#305; yüzükoyun k&ouml;rler, dilsizler ve sa&#287;&#305;rlar olarak ha&#351;rederiz. Onlar&#305;n bar&#305;nma yerleri cehennemdir; ate&#351;i sükun buldukça, ç&#305;lg&#305;n alevini onlara artt&#305;r&#305;r&#305;z.
17|98|Bu, &#351;üphesiz, onlar&#305;n ayetlerimizi inkar etmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufaland&#305;ktan sonra m&#305;, gerçekten biz mi yeni bir yarat&#305;l&#305;&#351;la diriltilece&#287;iz?" demelerine kar&#351;&#305;l&#305;k cezalar&#305;d&#305;r.
17|99|G&ouml;rmüyorlar m&#305;; g&ouml;kleri ve yeri yaratan Allah, onlar&#305;n benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde &#351;üphe olmayan bir süre (ecel) k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler.
17|100|De ki: "E&#287;er siz Rabbimin rahmet hazinelerine malik olsayd&#305;n&#305;z, bu durumda harcama endi&#351;esiyle gerçekten (cimrilik edip elinizde) tutard&#305;n&#305;z. &#304;nsan pek cimridir.
17|101|Andolsun, Biz Musa'ya apaç&#305;k dokuz ayet (mucize) vermi&#351;tik; i&#351;te &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na sor; onlara geldi&#287;i zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmi&#351; san&#305;yorum" demi&#351;ti.
17|102|O da: "Andolsun, bunlar&#305; g&ouml;rülecek belgeler olarak g&ouml;klerin ve yerin Rabbinden ba&#351;kas&#305;n&#305;n indirmedi&#287;ini sen de bilmi&#351;sin; gerçekten ben de seni y&#305;k&#305;lm&#305;&#351;-harab olmu&#351; san&#305;yorum" demi&#351;ti.
17|103|B&ouml;ylelikle, onlar&#305; o yerden sürüp-sars&#305;nt&#305;ya u&#287;ratmay&#305; istedi, Biz de onu ve beraberindekileri hep birlikte bo&#287;uverdik.
17|104|Ve onun ard&#305;ndan &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na s&ouml;yledik: "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret va'di geldi&#287;inde hepinizi derleyip-toplayaca&#287;&#305;z."
17|105|Biz onu (Kur'an'&#305;) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yaln&#305;zca bir müjde verici ve uyar&#305;p-korkutucu olarak g&ouml;nderdik.
17|106|Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (b&ouml;lüm b&ouml;lüm) ay&#305;rd&#305;k ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.
17|107|De ki: "&#304;ster ona inan&#305;n, ister inanmay&#305;n: O, daha &ouml;nce kendilerine ilim verilenlere okundu&#287;u zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler."
17|108|Ve derler ki: "Rabbimiz Yücedir, Rabbimiz'in va'di gerçekten gerçekle&#351;mi&#351; bulunuyor."
17|109|اeneleri üstüne kapan&#305;p a&#287;l&#305;yorlar ve (Kur'an) onlar&#305;n hu&#351;u (sayg&#305; dolu korku)lar&#305;n&#305; artt&#305;r&#305;yor.
17|110|De ki: "Allah, diye ça&#287;&#305;r&#305;n, 'Rahman' diye ça&#287;&#305;r&#305;n, ne ile ça&#287;&#305;r&#305;rsan&#305;z; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namaz&#305;nda sesini çok yükseltme, çok da k&#305;sma, bu ikisi aras&#305;nda (orta) bir yol benimse.
17|111|Ve de ki: "ضvgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte orta&#287;&#305; olmayan ve dü&#351;künlükten dolay&#305; yard&#305;mc&#305;ya da (ihtiyac&#305;) bulunmayan Allah'ad&#305;r." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et.
18|1|Hamd, Kitab'&#305; kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarp&#305;kl&#305;k k&#305;lmayan Allah'a aittir.
18|2|Dosdo&#287;ru (bir Kitap't&#305;r) ki, Kendi Kat&#305;ndan &#351;iddetli bir azapla uyar&#305;p-korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi); &#351;üphesiz onlara güzel bir ecir vard&#305;r.
18|3|Onlar orda ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar.
18|4|(Bu Kur'an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyar&#305;p-korkutur.
18|5|Bu konuda ne kendilerinin, ne atalar&#305;n&#305;n hiçbir bilgisi yoktur. A&#287;&#305;zlar&#305;ndan ç&#305;kan s&ouml;z ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan ba&#351;kas&#305;n&#305; s&ouml;ylemiyorlar.
18|6|&#350;imdi onlar bu s&ouml;ze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa Sen, onlar&#305;n pe&#351;i s&#305;ra esef ederek kendini kahredeceksin (&ouml;yle mi)?
18|7|&#350;üphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki &#351;eyleri ona bir süs k&#305;ld&#305;k; onlar&#305;n hangisinin daha güzel davran&#305;&#351;ta bulundu&#287;unu deneyelim diye.
18|8|Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanlar&#305; kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz.
18|9|Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim &#351;a&#351;&#305;lacak ayetlerimizden mi sand&#305;n?
18|10|O gençler, ma&#287;araya s&#305;&#287;&#305;nd&#305;klar&#305; zaman, demi&#351;lerdi ki: "Rabbimiz, Kat&#305;ndan bize bir rahmet ver ve i&#351;imizden bize do&#287;ruyu kolayla&#351;t&#305;r (bizi ba&#351;ar&#305;l&#305; k&#305;l).
18|11|B&ouml;ylelikle ma&#287;arada y&#305;llar y&#305;l&#305; onlar&#305;n kulaklar&#305;na vurduk (derin bir uyku verdik).
18|12|Sonra iki gruptan hangisinin kald&#305;klar&#305; süreyi daha iyi hesap etti&#287;ini belirtmek için onlar&#305; uyand&#305;rd&#305;k.
18|13|Biz sana onlar&#305;n haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktar&#305;yoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmi&#351; gençlerdi ve Biz de onlar&#305;n hidayetlerini art&#305;rm&#305;&#351;t&#305;k.
18|14|Onlar&#305;n kalpleri üzerinde (sabr&#305; ve kararl&#305;l&#305;&#287;&#305;) rabtetmi&#351;tik; (Krala kar&#351;&#305;) K&#305;yam ettiklerinde demi&#351;lerdi ki: "Bizim Rabbimiz, g&ouml;klerin ve yerin Rabbidir; &#304;lah olarak biz O'ndan ba&#351;kas&#305;na kesinlikle tapmay&#305;z, (e&#287;er tersini) s&ouml;yleyecek olursak, andolsun, gerçe&#287;in d&#305;&#351;&#305;na ç&#305;kar&#305;z."
18|15|"&#350;unlar, bizim kavmimizdir; O'ndan ba&#351;kas&#305;n&#305; ilahlar edindiler, onlara apaç&#305;k bir delil getirmeleri gerekmez miydi? ضyleyse Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?"
18|16|(&#304;çlerinden biri demi&#351;ti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;ndan kopup-ayr&#305;ld&#305;n&#305;z, o halde, (da&#287;lara çekilip) ma&#287;araya s&#305;&#287;&#305;n&#305;n da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktar&#305;n&#305;) yays&#305;n ve i&#351;inizden size bir yarar kolayla&#351;t&#305;rs&#305;n."
18|17|(Onlara bakt&#305;&#287;&#305;nda) G&ouml;rürsün ki, güne&#351; do&#287;du&#287;unda ma&#287;aralar&#305;na sa&#287; yandan y&ouml;nelir, batt&#305;&#287;&#305;nda onlar&#305; sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (ma&#287;aran&#305;n) geni&#351; bo&#351;lu&#287;undalard&#305;. Bu, Allah'&#305;n ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, i&#351;te hidayet bulan odur, kimi sapt&#305;r&#305;rsa onun için asla do&#287;ru-yolu g&ouml;sterici bir veli bulamazs&#305;n.
18|18|Sen onlar&#305; uyan&#305;k san&#305;rs&#305;n, oysa onlar (derin bir uykuda) uyu&#351;mu&#351;lard&#305;r. Biz onlar&#305; sa&#287; yana ve sol yana çeviriyorduk. K&ouml;pekleri de iki kolunu uzatm&#305;&#351; yat&#305;yordu. Onlar&#305; g&ouml;rmü&#351; olsayd&#305;n, geri d&ouml;nüp onlardan kaçard&#305;n, onlardan içini korku kaplard&#305;.
18|19|B&ouml;ylece, aralar&#305;nda bir sorgulama yaps&#305;nlar diye onlar&#305; dirilttik (uyand&#305;rd&#305;k). &#304;çlerinden bir s&ouml;zcü dedi ki: "Ne kadar kald&#305;n&#305;z?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) k&#305;sm&#305; kadar kald&#305;k." Dediler ki: "Ne kadar kald&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; Rabbiniz daha iyi bilir; &#351;imdi birinizi bu paran&#305;zla &#351;ehre g&ouml;nderin de, hangi yiyecek temizse baks&#305;n, size ondan bir r&#305;z&#305;k getirsin; ancak oldukça nazik davrans&#305;n ve sak&#305;n sizi kimseye sezdirmesin."
18|20|"اünkü onlar üzerinize ç&#305;k&#305;p gelirlerse, sizi ta&#351;a tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtulu&#351; bulamazs&#305;n&#305;z."
18|21|B&ouml;ylece, Allah'&#305;n va'dinin hak oldu&#287;unu ve gerçekten k&#305;yametin, kendisinde &#351;üphe bulunmad&#305;&#287;&#305;n&#305; bilmeleri için (&#351;ehir halk&#305;na ve sonraki insan ku&#351;aklar&#305;na) onlar&#305; buldurmu&#351; olduk. (Onlar&#305; g&ouml;renler) Kendi aralar&#305;nda durumlar&#305;n&#305; tart&#305;&#351;&#305;yorlard&#305;, (bir k&#305;sm&#305;) dedi ki: "Onlar&#305;n üstüne bir bina in&#351;a edin, Rableri onlar&#305; daha iyi bilir." Onlar&#305;n i&#351;ine galip gelen (s&ouml;zleri geçen)ler ise: "ـstlerine mutlaka bir mescid yapmal&#305;y&#305;z" dediler.
18|22|(Sonra gelen ku&#351;aklar) Diyecekler ki: "ـç'tüler, onlar&#305;n d&ouml;rdüncüsü k&ouml;pekleridir." Ve: "Be&#351;tiler, onlar&#305;n alt&#305;nc&#305;s&#305; k&ouml;pekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) ta&#351; atmakt&#305;r. "Yedidirler, onlar&#305;n sekizincisi k&ouml;pekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onlar&#305;n say&#305;s&#305;n&#305; daha iyi bilir, onlar&#305; pek az (insan) d&#305;&#351;&#305;nda kimse bilemez." ضyleyse onlar konusunda aç&#305;kta olan bir tart&#305;&#351;madan ba&#351;ka tart&#305;&#351;ma ve onlar hakk&#305;nda bunlardan hiç kimseye bir &#351;ey sorma.
18|23|Hiçbir &#351;ey hakk&#305;nda: "Ben bunu yar&#305;n mutlaka yapaca&#287;&#305;m" deme.
18|24|Ancak: "Allah dilerse" (in&#351;aAllah yapaca&#287;&#305;m de). Unuttu&#287;un zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yak&#305;n bir ba&#351;ar&#305;ya y&ouml;neltip-iletir."
18|25|Onlar ma&#287;aralar&#305;nda üç yüz y&#305;l kald&#305;lar ve dokuz (y&#305;l) daha katt&#305;lar.
18|26|De ki: "Ne kadar kald&#305;klar&#305;n&#305; Allah daha iyi bilir. G&ouml;klerin ve yerin gayb&#305; O'nundur. O, ne güzel g&ouml;rmekte ve ne güzel i&#351;itmektedir. O'nun d&#305;&#351;&#305;nda onlar&#305;n bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak k&#305;lmaz."
18|27|Sana Rabbinin kitab&#305;ndan vahyedileni oku. O'nun s&ouml;zlerini de&#287;i&#351;tirici yoktur ve O'nun d&#305;&#351;&#305;nda kesin olarak bir s&#305;&#287;&#305;nacak (makam) bulamazs&#305;n.
18|28|Sen de sabah ak&#351;am O'nun r&#305;zas&#305;n&#305; isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayat&#305;n&#305;n (aldat&#305;c&#305;) süsünü isteyerek g&ouml;zlerini onlardan kayd&#305;rma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete dü&#351;ürdü&#287;ümüz, kendi 'istek ve tutkular&#305;na (hevas&#305;na)' uyan ve i&#351;inde a&#351;&#305;r&#305;l&#305;&#287;a gidene itaat etme.
18|29|Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; art&#305;k dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. &#350;üphesiz Biz zalimlere bir ate&#351; haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;z, onun duvarlar&#305; kendilerini çepeçevre ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r. E&#287;er onlar yard&#305;m isterlerse, kat&#305; bir s&#305;v&#305; gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yard&#305;m edilirler. Ne k&ouml;tü bir içkidir o ve ne k&ouml;tü bir destektir.
18|30|&#350;üphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davran&#305;&#351;ta bulunan&#305;n ecrini kayba u&#287;ratmay&#305;z.
18|31|Onlar; alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan Adn cennetleri onlar&#305;nd&#305;r, orada alt&#305;n bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve a&#287;&#305;r i&#351;lenmi&#351; atlastan ye&#351;il elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayan&#305;rlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
18|32|Onlara iki adam&#305;n &ouml;rne&#287;ini ver; onlardan birine iki üzüm ba&#287;&#305; verdik ve ikisini hurmal&#305;klarla donatt&#305;k, ikisinin aras&#305;nda da ekinler bitirmi&#351;tik.
18|33|&#304;ki ba&#287; da yemi&#351;lerini vermi&#351;, ondan (verim bak&#305;m&#305;ndan) hiçbir &#351;eyi noksan b&#305;rakmam&#305;&#351; ve aralar&#305;nda bir &#305;rmak f&#305;&#351;k&#305;rtm&#305;&#351;t&#305;k.
18|34|(&#304;kisinden) Birinin ba&#351;ka ürün (veren yer)leri de vard&#305;. B&ouml;ylelikle onunla konu&#351;urken arkada&#351;&#305;na dedi ki: “Ben, mal bak&#305;m&#305;ndan senden daha zenginim, insan say&#305;s&#305; bak&#305;m&#305;ndan da daha güçlüyüm.”
18|35|Kendi nefsinin zalimi olarak (b&ouml;ylece) ba&#287;&#305;na girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup-yok olaca&#287;&#305;n&#305; sanm&#305;yorum" dedi.
18|36|"K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305;n&#305; da sanm&#305;yorum. Buna ra&#287;men Rabbime d&ouml;ndürülecek olursam, &#351;üphesiz bundan daha hay&#305;rl&#305; bir sonuç bulaca&#287;&#305;m."
18|37|Kendisiyle konu&#351;makta olan arkada&#351;&#305; ona dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli aya&#287;&#305; tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam k&#305;lan (Allah)&#305; inkar m&#305; ettin?"
18|38|"Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak ko&#351;mam."
18|39|"Ba&#287;&#305;na girdi&#287;in zaman, 'Ma&#351;aAllah, Allah'tan ba&#351;ka kuvvet yoktur' demen gerekmez miydi? E&#287;er beni mal ve çocuk bak&#305;m&#305;ndan senden daha az (güçte) g&ouml;rüyorsan."
18|40|"Belki Rabbim senin ba&#287;&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;s&#305;n&#305; bana verir, (seninkinin) üstüne g&ouml;kten 'yak&#305;p-y&#305;kan bir afet' g&ouml;nderir de kaygan bir toprak kesiliverir."
18|41|"Veya onun suyu dibe g&ouml;çüverir de b&ouml;ylelikle onu aray&#305;p-bulmaya kesinlikle güç yetiremezsin."
18|42|(Derken) Onun ürünleri (afetlerle) ku&#351;at&#305;l&#305;verdi. Art&#305;k o, u&#287;runda harcad&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305; avuçlar&#305;n&#305; (esefle) o&#287;u&#351;turuyordu. O (ba&#287;&#305;n) çardaklar&#305; y&#305;k&#305;lm&#305;&#351; durumdayd&#305;, kendisi de &#351;&ouml;yle diyordu: "Ke&#351;ke Rabbime hiç kimseyi ortak ko&#351;masayd&#305;m."
18|43|Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ona yard&#305;m edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yard&#305;m edemedi.
18|44|&#304;&#351;te burada (bu durumda) velayet (yard&#305;mc&#305;l&#305;k, dostluk) hak olan Allah'a aittir. O, sevap bak&#305;m&#305;ndan hay&#305;rl&#305;, sonuç bak&#305;m&#305;ndan hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
18|45|Onlara, dünya hayat&#305;n&#305;n &ouml;rne&#287;ini ver; g&ouml;kten indirdi&#287;imiz suya benzer, onunla yeryüzünün bitkileri birbirine kar&#305;&#351;t&#305;, b&ouml;ylece rüzgarlar&#305;n savurdu&#287;u çal&#305;-ç&#305;rp&#305; oluverdi. Allah, her&#351;eyin üzerinde güç yetirendir.
18|46|Mal ve çocuklar, dünya hayat&#305;n&#305;n çekici-süsüdür; sürekli olan 'salih davran&#305;&#351;lar' ise, Rabbinin Kat&#305;nda sevap bak&#305;m&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r, umut etmek bak&#305;m&#305;ndan da daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
18|47|Da&#287;lar&#305; yürütece&#287;imiz gün, yeri ç&#305;r&#305;lç&#305;plak (dümdüz olmu&#351;) g&ouml;rürsün; onlar&#305; birarada toplam&#305;&#351;&#305;z da, içlerinden hiçbirini d&#305;&#351;arda b&#305;rakmam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
18|48|Onlar senin Rabbine s&#305;ra s&#305;ra sunulmu&#351;lard&#305;r. Andolsun, siz ilk defa yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z gibi Bize gelmi&#351; oldunuz. Hay&#305;r, Bizim size bir kavu&#351;ma-zaman&#305; tespit etmedi&#287;imizi sanm&#305;&#351;t&#305;n&#305;z de&#287;il mi?
18|49|(ضnlerine) Kitap konulmu&#351;tur; art&#305;k suçlu-günahkarlar&#305;n, onda olanlardan dolay&#305; deh&#351;etle-korkuya kap&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük b&#305;rakmay&#305;p her&#351;eyi say&#305;p-d&ouml;küyor?" Yap&#305;p-ettiklerini (&ouml;nlerinde) haz&#305;r bulmu&#351;lard&#305;r. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
18|50|Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demi&#351;tik; &#304;blis'in d&#305;&#351;&#305;nda (di&#287;erleri) secde etmi&#351;lerdi. O cinlerdendi, b&ouml;ylelikle Rabbinin emrinden d&#305;&#351;ar&#305; ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;. Bu durumda Beni b&#305;rak&#305;p onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin dü&#351;manlar&#305;n&#305;zd&#305;r. (Bu,) Zalimler için ne kadar k&ouml;tü bir (tercih) de&#287;i&#351;tirmedir.
18|51|G&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;nda da, kendi nefislerinin yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;nda da Ben onlar&#305; &#351;ahid tutmad&#305;m. Ben, sapt&#305;r&#305;c&#305;lar&#305; yard&#305;mc&#305;-güç de edinmedim.
18|52|(Kafirlere) "Benim ortaklar&#305;m sand&#305;&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyleri ça&#287;&#305;r&#305;n" diyece&#287;i gün; i&#351;te onlar&#305; ça&#287;&#305;rm&#305;&#351;lard&#305;r, ama onlar, kendilerine cevap vermemi&#351;lerdir. Biz onlar&#305;n aralar&#305;nda bir uçurum koyduk.
18|53|Suçlu-günahkarlar ate&#351;i g&ouml;rmü&#351;lerdir, art&#305;k içine kendilerinin gireceklerini de anlam&#305;&#351;lard&#305;r; ancak ondan bir kaç&#305;&#351; yolu bulamam&#305;&#351;lard&#305;r.
18|54|Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için Biz her &ouml;rnekten çe&#351;itli aç&#305;klamalarda bulunduk. &#304;nsan, her&#351;eyden çok tart&#305;&#351;mac&#305;d&#305;r.
18|55|Kendilerine hidayet geldi&#287;i zaman insanlar&#305; inanmaktan ve Rablerinden ba&#287;&#305;&#351;lanma dilemelerinden al&#305;koyan &#351;ey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi veya azab&#305;n onlar&#305; kar&#351;&#305;larcas&#305;na gelmesi(ni beklemeleri)dir.
18|56|Biz elçileri, müjde vericiler ve uyar&#305;c&#305;lar olmak d&#305;&#351;&#305;nda (ba&#351;ka bir amaçla) g&ouml;ndermeyiz. &#304;nkar edenler ise, hakk&#305; bat&#305;l ile geçersiz k&#305;lmak için mücadele ediyorlar. Onlar Benim ayetlerimi ve uyar&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; (azab&#305;) alay konusu edindiler.
18|57|Kendisine Rabbinin ayetleri &ouml;&#287;ütle hat&#305;rlat&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, s&#305;rt çeviren ve ellerinin &ouml;nden g&ouml;nderdikleri (amelleri)ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavray&#305;p anlamalar&#305;n&#305; engelleyen bir perde (gerdik), kulaklar&#305;na bir a&#287;&#305;rl&#305;k koyduk. Sen onlar&#305; hidayete ça&#287;&#305;rsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.
18|58|Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;d&#305;r. E&#287;er, kazand&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; onlar&#305; (azapla) yakalasayd&#305;, &#351;üphesiz onlara azab&#305; (bir an &ouml;nce) çabukla&#351;t&#305;r&#305;rd&#305;. Hay&#305;r, onlar için bir bulu&#351;ma zaman&#305; vard&#305;r, onun d&#305;&#351;&#305;nda asla ba&#351;ka bir s&#305;&#287;&#305;nak bulamayacaklard&#305;r.
18|59|&#304;&#351;te ülkeler (ve onlar&#305;n halklar&#305;), zulmettikleri zaman onlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k; ve y&#305;k&#305;mlar&#305; için bir bulu&#351;ma zaman&#305; tespit ettik.
18|60|Hani Musa genç yard&#305;mc&#305;s&#305;na demi&#351;ti: "&#304;ki denizin birle&#351;ti&#287;i yere ula&#351;&#305;ncaya kadar gidece&#287;im ya da uzun zamanlar geçirece&#287;im."
18|61|B&ouml;ylece ikisi, iki (deniz)in birle&#351;ti&#287;i yere ula&#351;&#305;nca bal&#305;klar&#305;n&#305; unutuverdiler; (bal&#305;k) denizde bir ak&#305;nt&#305;ya do&#287;ru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
18|62|(Varmalar&#305; gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yard&#305;mc&#305;s&#305;na dedi ki: "Yeme&#287;imizi getir bize, andolsun, bu yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z-yolculuktan gerçekten yorulduk."
18|63|(Genç-yard&#305;mc&#305;s&#305;) Dedi ki: "G&ouml;rdün mü, kayaya s&#305;&#287;&#305;nd&#305;&#287;&#305;m&#305;zda, ben bal&#305;&#287;&#305; unuttum. Onu hat&#305;rlamam&#305; &#351;eytandan ba&#351;kas&#305; bana unutturmad&#305;; o da &#351;a&#351;&#305;lacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."
18|64|(Musa) Dedi ki: "Bizim de arad&#305;&#287;&#305;m&#305;z buydu." B&ouml;ylelikle ikisi izleri üzerinde geriye do&#287;ru gittiler.
18|65|Derken, Kat&#305;m&#305;z'dan kendisine bir rahmet verdi&#287;imiz ve taraf&#305;m&#305;zdan kendisine bir ilim &ouml;&#287;retti&#287;imiz kullar&#305;m&#305;zdan bir kulu buldular.
18|66|Musa ona dedi ki: "Do&#287;ru yol (rü&#351;d) olarak sana &ouml;&#287;retilenden bana &ouml;&#287;retmen için sana tabi olabilir miyim?"
18|67|Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabr&#305;n&#305; g&ouml;stermeye güç yetiremezsin."
18|68|(B&ouml;yleyken) "ضzünü kavramaya ku&#351;at&#305;c&#305; olamad&#305;&#287;&#305;n &#351;eye nas&#305;l sabredebilirsin?"
18|69|(Musa:) "&#304;n&#351;aAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaks&#305;n. Hiçbir i&#351;te sana kar&#351;&#305; gelmeyece&#287;im" dedi.
18|70|Dedi ki: "E&#287;er bana uyacak olursan, hiçbir &#351;ey hakk&#305;nda bana soru sorma, ben sana &ouml;&#287;ütle-anlat&#305;p s&ouml;z edinceye kadar."
18|71|B&ouml;ylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "&#304;çindekilerini bat&#305;rmak için mi onu deldin? Andolsun, sen &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; bir i&#351; yapt&#305;n."
18|72|Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabr&#305;n&#305; g&ouml;stermeye kesinlikle güç yetiremeyece&#287;ini ben sana s&ouml;ylemedim mi?"
18|73|(Musa:) "Beni, unuttu&#287;umdan dolay&#305; sorgulama ve bu i&#351;imden dolay&#305; bana zorluk ç&#305;karma" dedi.
18|74|B&ouml;ylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;lar, o hemen tutup onu &ouml;ldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana kar&#351;&#305;l&#305;k olmaks&#305;z&#305;n, tertemiz bir can&#305; m&#305; &ouml;ldürdün? Andolsun, sen k&ouml;tü bir i&#351; yapt&#305;n."
18|75|Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabr&#305;n&#305; g&ouml;stermeye kesinlikle güç yetiremeyece&#287;ini ben sana s&ouml;ylemedim mi?"
18|76|(Musa:) "Bundan sonra sana bir &#351;ey soracak olursam, art&#305;k benimle arkada&#351;l&#305;k etme. Benden yana bir &ouml;zre ula&#351;m&#305;&#351; olursun" dedi.
18|77|(Yine) B&ouml;ylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halk&#305;) onlar&#305; konuklamaktan kaç&#305;nd&#305;. Onda (kasabada) y&#305;k&#305;lmaya yüz tutmu&#351; bir duvar buldular, hemen onu in&#351;a etti. (Musa) Dedi ki: "E&#287;er isteseydin gerçekten buna kar&#351;&#305;l&#305;k bir ücret alabilirdin."
18|78|Dedi ki: "&#304;&#351;te bu, benimle senin aranda ayr&#305;lma (zaman&#305;)m&#305;z. Sana, üzerinde sab&#305;r g&ouml;stermeye güç yetiremeyece&#287;in bir yorumu haber verece&#287;im.
18|79|"Gemi, denizde çal&#305;&#351;an yoksullar&#305;nd&#305;, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbal&#305;kla ele geçiren bir kral vard&#305;."
18|80|"اocu&#287;a gelince, onun anne ve babas&#305; mü'min kimselerdi. Bundan dolay&#305;, onun kendilerine azg&#305;nl&#305;k ve inkar zorunu kullanmas&#305;ndan endi&#351;e edip-korktuk."
18|81|B&ouml;ylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bak&#305;m&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;s&#305;, merhamet bak&#305;m&#305;ndan da daha yak&#305;n olan&#305;n&#305; vermesini diledik."
18|82|"Duvar ise, &#351;ehirde iki &ouml;ksüz çocu&#287;undu, alt&#305;nda onlara ait bir define vard&#305;; babalar&#305; salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik ça&#287;&#305;na eri&#351;sinler ve kendi definelerini ç&#305;kars&#305;nlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunlar&#305; ben, kendi i&#351;im (&ouml;zel g&ouml;rü&#351;üm) olarak yapmad&#305;m. &#304;&#351;te, senin sab&#305;r g&ouml;stermeye güç yetiremedi&#287;in &#351;eylerin yorumu."
18|83|Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakk&#305;nda sorarlar. De ki: "Size, ondan '&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatma olarak' (baz&#305; bilgiler) verece&#287;im.
18|84|Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasa&#287;lam bir iktidar verdik ve ona her&#351;eyden bir yol (sebep) verdik.
18|85|O da, bir yol tuttu.
18|86|Sonunda güne&#351;in batt&#305;&#287;&#305; yere kadar ula&#351;t&#305; ve onu kara çamurlu bir g&ouml;zede batmakta buldu, yan&#305;nda bir kavim g&ouml;rdü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onlar&#305;) ya azaba u&#287;rat&#305;rs&#305;n veya içlerinde güzelli&#287;i (geçerli ilke) edinirsin."
18|87|Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azapland&#305;raca&#287;&#305;z, sonra Rabbine d&ouml;ndürülür, O da onu g&ouml;rülmemi&#351; bir azapla azapland&#305;r&#305;r."
18|88|Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir kar&#351;&#305;l&#305;k vard&#305;r. Ona buyru&#287;umuzdan kolay olan&#305;n&#305; s&ouml;yleyece&#287;iz."
18|89|Sonra (yine) bir yol tuttu.
18|90|Sonunda güne&#351;in do&#287;du&#287;u yere kadar ula&#351;t&#305; ve onu (güne&#351;i), kendileri için bir siper k&#305;lmad&#305;&#287;&#305;m&#305;z bir kavim üzerine do&#287;makta iken buldu.
18|91|&#304;&#351;te b&ouml;yle, onun yan&#305;nda "&ouml;zü kapsayan bilgi oldu&#287;unu" (veya yan&#305;nda olup-biten her&#351;eyi) Biz (ilmimizle) büsbütün ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;k.
18|92|Sonra bir yol (daha) tuttu.
18|93|&#304;ki seddin aras&#305;na kadar ula&#351;t&#305;, onlar&#305;n (sedlerin) &ouml;nünde hemen hemen hiçbir s&ouml;zü kavramayan bir kavim buldu.
18|94|Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;kar&#305;yorlar, bizimle onlar aras&#305;nda bir sed in&#351;a etmen için sana vergi verelim mi?"
18|95|Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sa&#287;lam bir iktidarla yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;&#287;&#305; (güç, nimet ve imkan), daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Madem &ouml;yle, bana (insani) güçle yard&#305;m edin de, sizinle onlar aras&#305;nda sapasa&#287;lam bir engel k&#305;lay&#305;m."
18|96|"Bana demir kütleleri getirin", iki da&#287;&#305;n aras&#305; e&#351;it düzeye gelince, "K&ouml;rükleyin" dedi. Onu ate&#351; haline getirinceye kadar (bu i&#351;i yapt&#305;, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmi&#351; bak&#305;r d&ouml;keyim."
18|97|B&ouml;ylelikle, ne onu a&#351;abildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler.
18|98|Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldi&#287;i zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di hakt&#305;r."
18|99|Biz o gün, bir k&#305;sm&#305;n&#305; bir k&#305;sm&#305; içinde dalgalan&#305;rcas&#305;na b&#305;rak&#305;vermi&#351;iz. Sur'a da üfürülmü&#351;tür, art&#305;k onlar&#305;n tümünü birarada toparlam&#305;&#351;&#305;z.
18|100|Ve o gün, cehennemi, inkar edenlere tam bir sunu&#351;la sunmu&#351;uz.
18|101|Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da g&ouml;zleri bir perde içindeydi. (Kur'an'&#305;) dinlemeye katlanamazlard&#305;.
18|102|&#304;nkar edenler, Beni b&#305;rak&#305;p kullar&#305;m&#305; veliler edindiklerini mi sand&#305;lar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;z.
18|103|De ki: "Davran&#305;&#351; (ameller) bak&#305;m&#305;ndan en çok hüsrana u&#287;rayacak olanlar&#305; size haber vereyim mi?"
18|104|"Onlar&#305;n, dünya hayat&#305;ndaki bütün çabalar&#305; bo&#351;a gitmi&#351;ken, kendilerini gerçekte güzel i&#351; yapmakta san&#305;yorlar."
18|105|&#304;&#351;te onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavu&#351;may&#305; inkar edenlerdir. Art&#305;k onlar&#305;n yap&#305;p-ettikleri bo&#351;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r, k&#305;yamet gününde onlar için bir tart&#305; tutmayaca&#287;&#305;z.
18|106|&#304;&#351;te, inkar etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolay&#305; onlar&#305;n cezas&#305; cehennemdir.
18|107|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.'
18|108|Onda ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar, ondan ayr&#305;lmak istemezler.
18|109|De ki: "Rabbimin s&ouml;zleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yard&#305;m için bir benzerini (bir o kadar&#305;n&#305;) dahi getirsek, Rabbimin s&ouml;zleri tükenmeden &ouml;nce, elbette deniz tükeniverirdi.
18|110|De ki: "&#350;üphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir be&#351;erim; yaln&#305;zca bana sizin &#304;lah&#305;n&#305;z&#305;n tek bir &#304;lah oldu&#287;u vahyolunuyor. Kim Rabbine kavu&#351;may&#305; umuyorsa, art&#305;k salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmas&#305;n."
19|1|Kaf, He, Ye, Ayn, Sad.
19|2|(Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir.
19|3|Hani o, Rabbine gizlice seslendi&#287;i zaman;
19|4|Demi&#351;ti ki: "Rabbim, &#351;üphesiz benim kemiklerim gev&#351;edi ve ba&#351;, ya&#351;l&#305;l&#305;k aleviyle tutu&#351;tu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmad&#305;m."
19|5|"Do&#287;rusu ben, arkamdan gelecek yak&#305;nlar&#305;m ad&#305;na korkuya kap&#305;ld&#305;m, benim kar&#305;m da bir k&#305;s&#305;r (kad&#305;n)d&#305;r. Art&#305;k bana Kendi Kat&#305;ndan bir yard&#305;mc&#305; arma&#287;an et."
19|6|"Bana mirasç&#305; olsun. Yakup o&#287;ullar&#305;na da mirasç&#305; olsun. Rabbim, onu (kendisinden) raz&#305; olunan(lardan) k&#305;l."
19|7|(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, &#351;üphesiz Biz seni, ad&#305; Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan &ouml;nce ona hiçbir ada&#351; k&#305;lmam&#305;&#351;&#305;z."
19|8|Dedi ki: "Rabbim, kar&#305;m k&#305;s&#305;r (bir kad&#305;n) iken, benim nas&#305;l o&#287;lum olabilir? Ben de ya&#351;l&#305;l&#305;&#287;&#305;n son basama&#287;&#305;nday&#305;m."
19|9|(Ona gelen melek:) "&#304;&#351;te b&ouml;yle" dedi. "Rabbin dedi ki: Bu Benim için kolayd&#305;r, daha &ouml;nce sen hiçbir &#351;ey de&#287;il iken, seni yaratm&#305;&#351;t&#305;m."
19|10|Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasa&#287;lam iken, üç tam gece insanlarla konu&#351;mamand&#305;r."
19|11|B&ouml;ylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin kar&#351;&#305;s&#305;na ç&#305;k&#305;p onlara (&#351;u anlamlar&#305;) i&#351;aret etti: "Sabah ak&#351;am tesbih edin."
19|12|(اocu&#287;un do&#287;up büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitab&#305; kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
19|13|Kat&#305;m&#305;z'dan ona bir sevgi duyarl&#305;l&#305;&#287;&#305; ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.
19|14|Ana ve babas&#305;na itaatkard&#305; ve isyan eden bir zorba de&#287;ildi.
19|15|Ona selam olsun; do&#287;du&#287;u gün, &ouml;lece&#287;i gün ve diri olarak yeniden-kald&#305;r&#305;laca&#287;&#305; gün de.
19|16|Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup do&#287;u taraf&#305;nda bir yere çekilmi&#351;ti.
19|17|Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmi&#351;ti. B&ouml;ylece ona ruhumuz (Cibril'i) g&ouml;ndermi&#351;tik, o da, düzgün bir be&#351;er k&#305;l&#305;&#287;&#305;nda g&ouml;rünmü&#351;tü.
19|18|Demi&#351;ti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m. E&#287;er takva sahibiysen (bana yakla&#351;ma)."
19|19|Demi&#351;ti ki: "Ben, yaln&#305;zca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk arma&#287;an etmek için (buraday&#305;m)."
19|20|O: "Benim nas&#305;l bir erkek çocu&#287;um olabilir? Bana hiçbir be&#351;er dokunmam&#305;&#351;ken ve ben azg&#305;n utanmaz (bir kad&#305;n) de&#287;ilken" dedi.
19|21|"&#304;&#351;te b&ouml;yle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu Benim için kolayd&#305;r. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet k&#305;lmak için (bu çocuk olacakt&#305;r)." Ve i&#351; de olup bitmi&#351;ti.
19|22|B&ouml;ylelikle ona gebe kald&#305;, sonra onunla &#305;ss&#305;z bir yere çekildi.
19|23|Derken do&#287;um sanc&#305;s&#305; onu bir hurma dal&#305;na sürükledi. Dedi ki: "Ke&#351;ke bundan &ouml;nce &ouml;lseydim de, haf&#305;zalardan silinip unutuluverseydim."
19|24|Alt&#305;ndan (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kap&#305;lma, Rabbin senin alt (yan)&#305;nda bir ark k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r."
19|25|Hurma dal&#305;n&#305; kendine do&#287;ru salla, üzerine henüz olu&#351;mu&#351;-taze hurma d&ouml;külüversin."
19|26|Art&#305;k, ye, iç, g&ouml;zün ayd&#305;n olsun. E&#287;er herhangi bir be&#351;er g&ouml;recek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah) a oruç adad&#305;m, bugün hiç kimseyle konu&#351;mayaca&#287;&#305;m."
19|27|B&ouml;ylece onu ta&#351;&#305;yarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; bir &#351;ey yapt&#305;n."
19|28|"Ey Harun'un k&#305;z karde&#351;i, senin baban k&ouml;tü bir ki&#351;i de&#287;ildi ve annen de azg&#305;n, utanmaz (bir kad&#305;n) de&#287;ildi."
19|29|Bunun üzerine ona (çocu&#287;a) i&#351;aret etti. Dediler ki: "Henüz be&#351;ikte olan bir çocukla biz nas&#305;l konu&#351;abiliriz?"
19|30|(&#304;sa) Dedi ki: "&#350;üphesiz ben Allah'&#305;n kuluyum. (Allah) Bana kitab&#305; verdi ve beni peygamber k&#305;ld&#305;."
19|31|"Nerede olursam (olay&#305;m,) beni kutlu k&#305;ld&#305; ve hayat sürdü&#287;üm müddetçe, bana namaz&#305; ve zekat&#305; vasiyet (emr) etti."
19|32|"Anneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba k&#305;lmad&#305;."
19|33|"Selam üzerimedir; do&#287;du&#287;um gün, &ouml;lece&#287;im gün ve diri olarak yeniden-kald&#305;r&#305;laca&#287;&#305;m gün de."
19|34|&#304;&#351;te Meryem o&#287;lu &#304;sa; hakk&#305;nda ku&#351;kuya dü&#351;tükleri "Hak S&ouml;z".
19|35|Allah'&#305;n çocuk edinmesi olacak &#351;ey de&#287;il. O Yücedir. Bir i&#351;in olmas&#305;na karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir.
19|36|Gerçek &#351;u ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. ضyleyse O'na kulluk edin. Dosdo&#287;ru yol budur.
19|37|&#304;çlerinden (birtak&#305;m) gruplar ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;tüler. Art&#305;k büyük bir günü g&ouml;rmekten dolay&#305;, vay inkar edenlere.
19|38|Bize gelecekleri gün, neler i&#351;itecekler, neler g&ouml;recekler. Ama bugün o zalimler apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
19|39|&#304;&#351;(in) hükme ba&#287;lan&#305;p bitece&#287;i, hasret gününe kar&#351;&#305; onlar&#305; uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanm&#305;yorlar.
19|40|Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere Biz varis olaca&#287;&#305;z ve onlar Bize d&ouml;ndürülecekler.
19|41|Kitap'ta &#304;brahim'i de zikret. Gerçekten o, do&#287;ruyu-s&ouml;yleyen bir peygamberdi.
19|42|Hani babas&#305;na demi&#351;ti: "Babac&#305;&#287;&#305;m, i&#351;itmeyen, g&ouml;rmeyen ve seni herhangi bir &#351;eyden ba&#287;&#305;ms&#305;zla&#351;t&#305;rmayan &#351;eylere niye tap&#305;yorsun?
19|43|"Babac&#305;&#287;&#305;m, gerçek &#351;u ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Art&#305;k bana tabi ol, seni düzgün bir yola ula&#351;t&#305;ray&#305;m."
19|44|"Babac&#305;&#287;&#305;m, &#351;eytana kulluk etme, ku&#351;kusuz &#351;eytan, Rahman (olan Allah)a ba&#351;kald&#305;rand&#305;r."
19|45|"Babac&#305;&#287;&#305;m, gerçekten ben, sana Rahman taraf&#305;ndan bir azab&#305;n dokunaca&#287;&#305;ndan korkuyorum, o zaman &#351;eytan&#305;n velisi olursun."
19|46|(Babas&#305;) Demi&#351;ti ki: "&#304;brahim, sen benim ilahlar&#305;mdan yüz mü çeviriyorsun? E&#287;er (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni ta&#351;a tutar&#305;m; uzun bir süre benden uzakla&#351;, (bir yerlere) git."
19|47|(&#304;brahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyece&#287;im, çünkü, O, bana pek lütufkard&#305;r" dedi.
19|48|"Sizden ve Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan kopup-ayr&#305;l&#305;yorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayaca&#287;&#305;m."
19|49|B&ouml;ylelikle, onlardan ve Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;ndan kopup-ayr&#305;l&#305;nca ona &#304;shak'&#305; ve (o&#287;lu) Yakup'u arma&#287;an ettik ve her birini peygamber k&#305;ld&#305;k.
19|50|Onlara rahmetimizden arma&#287;an(lar) ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;k ve onlar için yüce bir do&#287;ruluk dili verdik.
19|51|Kitap'ta Musa'y&#305; da zikret. اünkü o, ihlasa erdirilmi&#351; ve g&ouml;nderilmi&#351; (Resul) bir peygamberdi.
19|52|Ona, Tur'un sa&#287; yan&#305;ndan seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice s&ouml;yle&#351;mek için yak&#305;nla&#351;t&#305;rd&#305;k.
19|53|Ona Rahmetimiz'den karde&#351;i Harun'u da bir peygamber olarak arma&#287;an ettik.
19|54|Kitap'ta &#304;smail'i de zikret. اünkü o, va'dinde do&#287;ruydu ve g&ouml;nderilmi&#351; (Resul) bir peygamberdi.
19|55|Halk&#305;na, namaz&#305; ve zekat&#305; emrediyordu ve o, Rabbi Kat&#305;nda kendisinden raz&#305; olunan (bir insan)d&#305;.
19|56|Kitap'ta &#304;dris'i de zikret. اünkü o, do&#287;ru olan bir peygamberdi.
19|57|Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmi&#351;tik.
19|58|&#304;&#351;te bunlar; kendilerine Allah'&#305;n nimet verdi&#287;i peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte ta&#351;&#305;d&#305;klar&#305;m&#305;z (insan nesillerin)den, &#304;brahim ve &#304;srail (Yakup)in soyundan, do&#287;ru yola eri&#351;tirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')&#305;n ayetleri okundu&#287;unda, a&#287;layarak secdeye kapan&#305;rlar.
19|59|Sonra onlar&#305;n arkas&#305;ndan &ouml;yle nesiller türedi ki, namaz (k&#305;lma duyarl&#305;l&#305;&#287;&#305;n)&#305; kaybettiler ve &#351;ehvetlerine kap&#305;l&#305;p-uydular. B&ouml;ylece bunlar azg&#305;nl&#305;klar&#305;n&#305;n cezas&#305;yla kar&#351;&#305;la&#351;acaklard&#305;r.
19|60|Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;ndad&#305;r); i&#351;te bunlar, cennete girecekler ve hiçbir &#351;eyle zulme u&#287;rat&#305;lmayacaklar.
19|61|Adn cennetleri (onlar&#305;nd&#305;r) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullar&#305;na gaybtan vadetmi&#351;tir. &#350;üphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.
19|62|Onda ‘bo&#351; bir s&ouml;z’ i&#351;itmezler; sadece selam (&#305; i&#351;itirler). Sabah ak&#351;am, onlar&#305;n r&#305;z&#305;klar&#305; orda (bulunmakta)d&#305;r.
19|63|O cennet; Biz, kullar&#305;m&#305;zdan takva sahibi olanlar&#305; (ona) varisçi k&#305;laca&#287;&#305;z.
19|64|Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. ضnümüzde, ard&#305;m&#305;zda ve bunlar aras&#305;nda olan her&#351;ey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan de&#287;ildir.
19|65|G&ouml;klerin, yerin ve her ikisi aras&#305;ndakilerin Rabbidir; &#351;u halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararl&#305; ol. Hiç O'nun ada&#351;&#305; olan birini biliyor musun?
19|66|&#304;nsan demektedir ki: "Ben &ouml;ldükten sonra m&#305;, gerçekten diri olarak ç&#305;kar&#305;laca&#287;&#305;m?"
19|67|&#304;nsan &ouml;nceden, hiçbir &#351;ey de&#287;ilken, gerçekten Bizim onu yaratm&#305;&#351; bulundu&#287;umuzu (hiç) dü&#351;ünmüyor mu?
19|68|Andolsun Rabbine, Biz onlar&#305; da, &#351;eytanlar&#305; da mutlaka ha&#351;redece&#287;iz, sonra onlar&#305; cehennemin çevresinde diz üstü ç&ouml;kmü&#351; olarak haz&#305;r bulunduraca&#287;&#305;z.
19|69|Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a kar&#351;&#305; azg&#305;nl&#305;k g&ouml;stermek bak&#305;m&#305;ndan en &#351;iddetli olan&#305;n&#305; ay&#305;raca&#287;&#305;z.
19|70|Sonra Biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun oldu&#287;unu daha iyi biliriz.
19|71|Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine ald&#305;&#287;&#305; bir karard&#305;r.
19|72|Sonra, takva sahiplerini kurtar&#305;r&#305;z ve zulmedenleri diz üstü ç&ouml;kmü&#351; olarak b&#305;rak&#305;veririz.
19|73|Onlara apaç&#305;k ayetlerimiz okundu&#287;unda, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "&#304;ki gruptan hangisi, makam bak&#305;m&#305;ndan daha iyi, topluluk bak&#305;m&#305;ndan daha güzeldir?"
19|74|Onlardan &ouml;nce nice insan- nesillerini y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k, onlar mal (giyim, ku&#351;am ve tefri&#351;) bak&#305;m&#305;ndan da, g&ouml;steri&#351; bak&#305;m&#305;ndan da daha güzeldiler.
19|75|De ki: "Kim sap&#305;kl&#305;k içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tan&#305;d&#305;kça tan&#305;r; kendilerine va'dedileni -ya azab&#305; veya k&#305;yamet saatini- g&ouml;rdükleri zaman art&#305;k kimin yeri (makam, mevki) daha k&ouml;tü, kimin askeri- gücü daha zay&#305;fm&#305;&#351;, &ouml;&#287;reneceklerdir.
19|76|Allah, hidayet bulanlara hidayeti artt&#305;r&#305;r. Sürekli olan salih davran&#305;&#351;lar, Rabbinin Kat&#305;nda sevap bak&#305;m&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;, var&#305;lacak sonuç bak&#305;m&#305;ndan da daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
19|77|Ayetlerimizi inkar edip, bana: "Elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni g&ouml;rdün mü?
19|78|O, gayba m&#305; tan&#305;k oldu, yoksa Rahman (olan Allah)&#305;n Kat&#305;nda(n) bir ahid mi ald&#305;?
19|79|Asla; demekte oldu&#287;unu yazaca&#287;&#305;z ve onun için azapta(n) da süre tan&#305;d&#305;kça tan&#305;yaca&#287;&#305;z.
19|80|Onun s&ouml;ylemekte oldu&#287;una Biz mirasç&#305; olaca&#287;&#305;z; o Bize, 'yapayaln&#305;z tek ba&#351;&#305;na' gelecektir.
19|81|Kendilerine güç (izzet) sa&#287;las&#305;nlar diye, Allah'tan ba&#351;ka ilahlar edindiler.
19|82|Hay&#305;r; (o yalanc&#305; ilahlar) onlar&#305;n tap&#305;n&#305;&#351;lar&#305;n&#305; inkar edecekler ve onlara kar&#351;&#305; çeli&#351;kiye dü&#351;ecekler.
19|83|G&ouml;rmedin mi, Biz gerçekten &#351;eytanlar&#305;, kafirlerin üzerine g&ouml;nderdik, onlar&#305; tahrik edip k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;yorlar.
19|84|Onlara kar&#351;&#305; acele davranma; Biz onlar için ancak sayd&#305;kça say&#305;yoruz.
19|85|Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (olan Allah'&#305;n huzurun)a toplayaca&#287;&#305;m&#305;z gün,
19|86|Suçlu-günahkarlar&#305; susam&#305;&#351;lar olarak cehenneme sürece&#287;iz.
19|87|Rahman&#305;n Kat&#305;nda ahid alm&#305;&#351;lar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda (onlar) &#351;efaate malik olmayacaklard&#305;r.
19|88|"Rahman çocuk edinmi&#351;tir" dediler.
19|89|Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz.
19|90|Neredeyse bundan dolay&#305;, g&ouml;kler paramparça olacak, yer çatlayacak ve da&#287;lar y&#305;k&#305;l&#305;p g&ouml;çüverecekti.
19|91|Rahman ad&#305;na çocuk &ouml;ne sürdüklerinden (&ouml;türü bunlar olacakt&#305;.)
19|92|Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yara&#351;maz.
19|93|G&ouml;klerde ve yerde olan (herkesin ve her&#351;eyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yaln&#305;zca kul olarak gelecektir.
19|94|Andolsun, onlar&#305;n tümünü ku&#351;atm&#305;&#351; ve onlar&#305; say&#305; olarak saym&#305;&#351; bulunmaktad&#305;r.
19|95|Ve onlar&#305;n hepsi, k&#305;yamet günü O'na, 'yapayaln&#305;z, tek ba&#351;lar&#305;na' geleceklerdir.
19|96|&#304;man edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi k&#305;lacakt&#305;r.
19|97|Biz bunu (Kur'an'&#305;) senin dilinle kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyar&#305;p-korkutman için.
19|98|Biz, onlardan &ouml;nce nice insan nesillerini y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k; (&#351;imdiyse) onlardan hiçbirini hissediyor veya onlar&#305;n f&#305;s&#305;lt&#305;lar&#305;n&#305; duyuyor musun?
20|1|Ta, Ha.
20|2|Biz sana bu Kur'an'&#305; güçlük çekmen için indirmedik,
20|3|'&#304;çi titreyerek korku duyanlara' ancak &ouml;&#287;ütle-hat&#305;rlatma (olsun diye indirdik).
20|4|Yeri ve yüksek g&ouml;kleri yaratan taraf&#305;ndan bir indirmedir.
20|5|Rahman (olan Allah) ar&#351;a istiva etmi&#351;tir.
20|6|G&ouml;klerde, yerde, bu ikisinin aras&#305;nda ve nemli topra&#287;&#305;n alt&#305;nda olanlar&#305;n tümü O'nundur.
20|7|S&ouml;zü aç&#305;&#287;a vursan da, (gizlesen de birdir). اünkü &#351;üphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.
20|8|Allah; O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. En güzel isimler O'nundur.
20|9|Sana Musa'n&#305;n haberi geldi mi?
20|10|Hani bir ate&#351; g&ouml;rmü&#351;tü de, ailesine &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Durun, bir ate&#351; g&ouml;rdüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ate&#351;in yan&#305;nda bir yol-g&ouml;sterici bulurum."
20|11|Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."
20|12|"Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; ç&#305;kar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'das&#305;n."
20|13|"Ben seni seçmi&#351; bulunuyorum; bundan b&ouml;yle vahyolunan&#305; dinle."
20|14|"Gerçekten Ben, Ben Allah'&#305;m, Benden ba&#351;ka &#304;lah yoktur; &#351;u halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdo&#287;ru namaz k&#305;l."
20|15|"&#350;üphesiz, k&#305;yamet-saati yakla&#351;arak gelmektedir. Herkesin harcad&#305;&#287;&#305; çaban&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; almas&#305; için, onun (ko&#351;up haberini) neredeyse gizleyece&#287;im."
20|16|"ضyleyse, ona inanmay&#305;p kendi hevas&#305;na uyan, sak&#305;n seni ondan al&#305;koymas&#305;n; sonra y&#305;k&#305;ma u&#287;rars&#305;n."
20|17|"Sa&#287; elindeki nedir ey Musa?"
20|18|Dedi ki: "O, benim asamd&#305;r; ona dayanmakta, onunla davarlar&#305;m için a&#287;açlardan yaprak dü&#351;ürmekteyim, onda benim için daha ba&#351;ka yararlar da var."
20|19|Dedi ki: "Onu at, ey Musa."
20|20|B&ouml;ylece, onu att&#305;; (bir de ne g&ouml;rsün) o hemen h&#305;zla ko&#351;an (kocaman) bir y&#305;lan (oluvermi&#351;).
20|21|Dedi ki: "Onu al ve korkma, Biz onu ilk durumuna çevirece&#287;iz."
20|22|"Elini koltu&#287;una sok, bir hastal&#305;k olmadan, ba&#351;ka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda ç&#305;ks&#305;n."
20|23|"ضyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) g&ouml;stermi&#351; olal&#305;m."
20|24|"Firavun'a git, çünkü o azm&#305;&#351; bulunuyor."
20|25|Dedi ki: "Rabbim, benim g&ouml;&#287;sümü aç."
20|26|"Bana i&#351;imi kolayla&#351;t&#305;r."
20|27|"Dilimden dü&#287;ümü ç&ouml;z;"
20|28|"Ki s&ouml;yleyeceklerimi kavras&#305;nlar."
20|29|"Ailemden bana bir yard&#305;mc&#305; k&#305;l,"
20|30|"Karde&#351;im Harun'u"
20|31|"Onunla arkam&#305; kuvvetlendir."
20|32|"Onu i&#351;imde ortak k&#305;l,"
20|33|"B&ouml;ylece Seni çok tesbih edelim."
20|34|"Ve Seni çok zikredelim."
20|35|"&#350;üphesiz Sen bizi g&ouml;rüyorsun."
20|36|(Allah) Dedi ki: "Ey Musa istedi&#287;in sana verilmi&#351;tir."
20|37|"Andolsun, Biz sana bir defa daha lütufta bulunmu&#351;tuk."
20|38|"Hani, annene vahyolunan &#351;eyi vahyetmi&#351;tik, (&#351;&ouml;yle ki:)"
20|39|"Onu sand&#305;&#287;&#305;n içine koy, suya b&#305;rak, b&ouml;ylece su onu sahile b&#305;raks&#305;n; onu Benim de dü&#351;man&#305;m, onun da dü&#351;man&#305; olan biri alacakt&#305;r. G&ouml;zümün &ouml;nünde yeti&#351;tirilmen için, Kendim'den sana bir sevgi y&ouml;nelttim."
20|40|"Hani k&#305;z karde&#351;in gezinip; "Onu(n bak&#305;m&#305;n&#305;) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. B&ouml;ylece, seni annene geri çevirmi&#351; olduk ki, g&ouml;zü ayd&#305;n olsun ve hüzne kap&#305;lmas&#305;n. Sen bir insan &ouml;ldürmü&#351;tün de, Biz seni tasadan kurtarm&#305;&#351; ve seni 'esasl&#305; bir denemeden geçirip-denemi&#351;tik.' Medyen halk&#305; aras&#305;nda da y&#305;llarca kalm&#305;&#351;t&#305;n, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."
20|41|"Seni Kendim için seçtim."
20|42|"Sen ve karde&#351;in ayetlerimle gidin ve Beni zikretmede gev&#351;ek davranmay&#305;n.
20|43|"&#304;kiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azm&#305;&#351; bulunuyor."
20|44|"Ona yumu&#351;ak s&ouml;z s&ouml;yleyin, umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünür veya içi titrer-korkar."
20|45|Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize kar&#351;&#305; 'ta&#351;k&#305;n bir tutum tak&#305;nmas&#305;ndan' ya da 'azg&#305;n davranmas&#305;ndan' korkuyoruz."
20|46|Dedi ki: "Korkmay&#305;n, çünkü Ben sizinle birlikteyim; i&#351;itiyorum ve g&ouml;rüyorum."
20|47|"Haydi ona gidin de deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz, &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; bizimle birlikte g&ouml;nder ve onlara (art&#305;k) azap verme. Sana Rabbinden bir ayetle geldik. Selam, hidayete tabi olanlar&#305;n üzerine olsun."
20|48|"Gerçekten bize vahyolundu ki: Do&#287;rusu azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir."
20|49|(Ona gidip ayn&#305; &#351;eyleri tekrarlad&#305;klar&#305;nda, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin Rabbiniz kim ey Musa?"
20|50|Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her&#351;eye yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;n&#305; veren, sonra do&#287;ru yolunu g&ouml;sterendir."
20|51|(Firavun) Dedi ki: "&#304;lk ça&#287;lardaki nesillerin durumu nedir &ouml;yleyse?"
20|52|Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin Kat&#305;nda bir kitaptad&#305;r. Benim Rabbim &#351;a&#351;&#305;rmaz ve unutmaz."
20|53|"Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir be&#351;ik k&#305;ld&#305;, onda sizin için yollar d&ouml;&#351;edi ve g&ouml;kten su indirdi; b&ouml;ylelikle bununla her tür bitkiden çiftler ç&#305;kard&#305;k."
20|54|"Yiyin ve hayvanlar&#305;n&#305;z&#305; otlat&#305;n. &#350;üphesiz, bunda sa&#287;duyu sahipleri için elbette ayetler vard&#305;r.
20|55|Sizi ondan yaratt&#305;k, ona geri verece&#287;iz ve sizi bir kere daha ondan ç&#305;karaca&#287;&#305;z.
20|56|Andolsun, Biz ona ayetlerimizin tümünü g&ouml;sterdik; fakat o, yalanlad&#305; ve ayak diretti.
20|57|Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp ç&#305;karmaya m&#305; gelmi&#351; bulunuyorsun?"
20|58|"Madem b&ouml;yle, biz de sana buna benzer bir sihirle gelece&#287;iz; &#351;imdi sen, bir 'bulu&#351;ma zaman&#305; ve yeri' tespit et, bizim de, senin de kar&#351;&#305; olamayaca&#287;&#305;m&#305;z aç&#305;k, geni&#351; bir yer olsun" dedi.
20|59|(Musa) Dedi ki: "Bulu&#351;ma zaman&#305;m&#305;z, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanlar&#305;n toplanaca&#287;&#305; ku&#351;luk vakti (olsun)."
20|60|B&ouml;ylelikle Firavun arkas&#305;n&#305; d&ouml;nüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) biraraya getirdi, sonra geldi.
20|61|Musa onlara dedi ki: "Size yaz&#305;klar olsun, Allah'a kar&#351;&#305; yalan düzüp uydurmay&#305;n, sonra bir azap ile k&ouml;künüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmi&#351;tir."
20|62|Bunun üzerine, kendi aralar&#305;nda durumlar&#305;n&#305; tart&#305;&#351;maya ba&#351;lad&#305;lar ve gizli konu&#351;malara geçtiler.
20|63|Dediler ki: "Bunlar herhalde iki sihirbazd&#305;r, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-ç&#305;karmak ve &ouml;rnek olarak tutturdu&#287;unuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."
20|64|"Bundan &ouml;türü, tuzaklar&#305;n&#305;z&#305; biraraya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sa&#287;layan, gerçekten kurtulu&#351;u bulmu&#351;tur."
20|65|"Ey Musa" dediler. Ya sen (asan&#305;) at veya &ouml;nce biz atal&#305;m."
20|66|Dedi ki: "Hay&#305;r, siz at&#305;n." Sonra hemen (ne g&ouml;rsün), sihirlerinden dolay&#305;, onlar&#305;n ipleri ve asalar&#305; kendisine gerçekten ko&#351;uyormu&#351; gibi g&ouml;ründü.
20|67|Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya ba&#351;lad&#305;.
20|68|"Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."
20|69|"Sa&#287; elindekini at&#305;ver, onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;n&#305; yutacakt&#305;r; çünkü onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305; yaln&#305;zca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."
20|70|Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapand&#305;lar: "Harun'un ve Musa'n&#305;n Rabbine iman ettik" dediler.
20|71|(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden &ouml;nce ona inand&#305;n&#305;z &ouml;yle mi? &#350;üphesiz o, size büyüyü &ouml;&#287;reten büyü&#287;ünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklar&#305;n&#305;z&#305; çapraz olarak kesece&#287;im ve sizi hurma dallar&#305;nda salland&#305;raca&#287;&#305;m. Siz de elbette, hangimizin azab&#305; daha &#351;iddetliymi&#351; ve daha sürekliymi&#351; &ouml;&#287;renmi&#351; olacaks&#305;n&#305;z."
20|72|Dediler ki: "Bize gelen apaç&#305;k delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip-seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaks&#305;z&#305;n hükmünü yürüt; sen, yaln&#305;zca bu dünya hayat&#305;nda hükmünü yürütebilirsin."
20|73|"Gerçekten biz Rabbimiz'e iman ettik; günahlar&#305;m&#305;z&#305; ve sihir dolay&#305;s&#305;yla bizi kendisine kar&#351;&#305; zorlayarak-sürükledi&#287;in (suçumuzu) ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n. Allah, daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r ve daha süreklidir."
20|74|"Gerçek &#351;u ki, kim Rabbine suçlu-günahkar olarak gelirse, hiç &#351;üphe yok, onun için cehennem vard&#305;r. Onun içinde ise, ne &ouml;lebilir, ne dirilebilir."
20|75|"Kim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, i&#351;te onlar, onlar için de yüksek dereceler vard&#305;r."
20|76|"&#304;çlerinde ebedi kalacaklar&#305; alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan Adn cennetleri de (onlar&#305;nd&#305;r). Ve i&#351;te bu, ar&#305;nm&#305;&#351; olan&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;d&#305;r."
20|77|Andolsun, Biz Musa'ya vahyetmi&#351;tik: "Kullar&#305;m&#305; geceleyin yürüyü&#351;e geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yeti&#351;ilmekten korkmadan ve endi&#351;eye kap&#305;lmadan."
20|78|Firavun ise, ordular&#305;yla pe&#351;lerine dü&#351;tü; sulardan onlar&#305; kaplay&#305;veren kaplay&#305;verdi.
20|79|Firavun, kendi kavmini &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p sapt&#305;rd&#305; ve onlar&#305; do&#287;ruya y&ouml;neltmedi.
20|80|Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, andolsun, sizi dü&#351;manlar&#305;n&#305;zdan kurtard&#305;k. Tur'un sa&#287; yan&#305;nda sizinle vaadle&#351;tik ve üzerinize kudret helvas&#305;yla b&#305;ld&#305;rc&#305;n indirdik.
20|81|Size, r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden temiz olanlar&#305;ndan yiyin, bu konuda azg&#305;nl&#305;k yapmay&#305;n, yoksa gazab&#305;m üzerinize kaç&#305;n&#305;lmaz olarak iner: Benim gazab&#305;m, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak dü&#351;mü&#351;tür.
20|82|Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra do&#287;ru yola eri&#351;en kimseyi &#351;üphesiz ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;y&#305;m.
20|83|"Seni kavminden 'çarçabuk ayr&#305;lmaya iten' nedir ey Musa?"
20|84|Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, ho&#351;nut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim."
20|85|Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onlar&#305; &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;rd&#305;."
20|86|Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça k&#305;zg&#305;n, üzgün olarak d&ouml;ndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmad&#305; m&#305;? Size (verilen) s&ouml;z (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaç&#305;n&#305;lmaz bir gazab&#305;n inmesini mi istediniz de bana verdi&#287;iniz s&ouml;zden cayd&#305;n&#305;z?"
20|87|Dediler ki: "Biz sana verdi&#287;imiz s&ouml;zden kendili&#287;imizden d&ouml;nmedik, ancak o kavmin (M&#305;s&#305;r halk&#305;n&#305;n) süs e&#351;yalar&#305;ndan birtak&#305;m yükler yüklenmi&#351;tik, onlar&#305; (ate&#351;e) att&#305;k, b&ouml;ylece Samiri de att&#305;."
20|88|B&ouml;ylece onlara b&ouml;&#287;üren bir buza&#287;&#305; heykeli d&ouml;küp ç&#305;kard&#305;, "&#304;&#351;te, sizin de ilah&#305;n&#305;z, Musa'n&#305;n ilah&#305; budur; fakat (Musa) unuttu" dediler.
20|89|Onun kendilerine bir s&ouml;zle cevap vermedi&#287;ini ve onlara bir zarar veya fayda sa&#287;lamaya gücü olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;?
20|90|Andolsun, Harun bundan &ouml;nce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye dü&#351;ürüldünüz (denendiniz). Sizin as&#305;l Rabbiniz Rahman (olan Allah)d&#305;r; &#351;u halde bana uyun ve emrime itaat edin" demi&#351;ti.
20|91|Demi&#351;lerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buza&#287;&#305;ya) kar&#351;&#305; bel büküp &ouml;nünde e&#287;ilmekten kesinlikle ayr&#305;lmayaca&#287;&#305;z."
20|92|(Musa da gelince:) "Ey Harun" demi&#351;ti. "Onlar&#305;n sapt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rdü&#287;ün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) al&#305;koyan neydi?"
20|93|"Niye bana uymad&#305;n, emrime ba&#351; m&#305; kald&#305;rd&#305;n?"
20|94|Dedi ki: "Ey annemin o&#287;lu, sakal&#305;m&#305; ve ba&#351;&#305;m&#305; tutup-yolma. Ben, senin: "&#304;srailo&#287;ullar&#305; aras&#305;nda ayr&#305;l&#305;k ç&#305;kard&#305;n, s&ouml;zümü &ouml;nemsemedin" demenden endi&#351;e edip korktum."
20|95|(Musa) Dedi ki: "Ya senin amac&#305;n nedir ey Samiri?"
20|96|Dedi ki: "Ben onlar&#305;n g&ouml;rmediklerini g&ouml;rdüm, b&ouml;ylece elçinin izinden bir avuç al&#305;p at&#305;verdim; b&ouml;ylelikle bana bunu nefsim ho&#351;a giden (bir &#351;ey) g&ouml;sterdi."
20|97|Dedi ki: “Haydi çekip git, art&#305;k senin hayatta (haketti&#287;in ceza: "Bana dokunulmas&#305;n") deyip yerinmendir." Ve &#351;üphesiz senin için kendisinden asla kaç&#305;namayaca&#287;&#305;n (azap dolu) bir bulu&#351;ma zaman&#305; vard&#305;r. ـstüne kapan&#305;p bel bükerek &ouml;nünde e&#287;ildi&#287;in ilah&#305;na bir bak; biz onu mutlaka yakaca&#287;&#305;z, sonra darmada&#287;&#305;n edip denizde savuraca&#287;&#305;z."
20|98|"Sizin &#304;lah&#305;n&#305;z yaln&#305;zca Allah't&#305;r ki, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda &#304;lah yoktur. O, ilim bak&#305;m&#305;ndan her&#351;eyi ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r."
20|99|Sana geçmi&#351;lerin haberlerinden bir b&ouml;lümünü b&ouml;ylece aktar&#305;yoruz. Gerçekten, sana Kat&#305;m&#305;z'dan bir zikir verdik.
20|100|Kim bundan yüz çevirirse, &#351;üphesiz k&#305;yamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir.
20|101|O (yükün alt&#305;)nda ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar. Bu, k&#305;yamet günü onlar için ne k&ouml;tü bir yüktür.
20|102|Sur'a üfürülece&#287;i gün, Biz suçlu-günahkarlar&#305; o gün, (yüzleri kara, g&ouml;zleri) g&ouml;mg&ouml;k (kaskat&#305; ve k&ouml;r) olarak' toplayaca&#287;&#305;z.
20|103|(Dünyada) Yaln&#305;zca on (gün) kald&#305;n&#305;z" diye kendi aralar&#305;nda f&#305;s&#305;lda&#351;acaklar.
20|104|Onlar&#305;n s&ouml;zünü ettiklerini Biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bak&#305;m&#305;ndan onlar&#305;n daha üst olanlar&#305; ise: "Siz yaln&#305;zca bir gün kald&#305;n&#305;z" derler.
20|105|Sana da&#287;lar hakk&#305;nda soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onlar&#305; darmada&#287;&#305;n edip savuracak"
20|106|"Yerlerini bombo&#351;, ç&#305;rç&#305;plak b&#305;rakacakt&#305;r."
20|107|"Orada ne bir e&#287;rilik g&ouml;receksin, ne de bir tümsek."
20|108|O gün, kendisinden sapma imkan&#305; olamayan ça&#287;&#305;r&#305;c&#305;ya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a kar&#351;&#305; sesler k&#305;s&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r; art&#305;k bir h&#305;r&#305;lt&#305;dan ba&#351;ka bir &#351;ey i&#351;itemezsin.
20|109|O gün, Rahman (olan Allah)'&#305;n kendisine izin verdi&#287;i ve s&ouml;zünden ho&#351;nut oldu&#287;u kimseden ba&#351;kas&#305;n&#305;n &#351;efaati bir yarar sa&#287;lamaz.
20|110|O, &ouml;nlerindekini de, arkalar&#305;ndakini de bilir. Onlar ise, bilgi bak&#305;m&#305;ndan O'nu kavray&#305;p ku&#351;atamazlar.
20|111|(Art&#305;k bütün) Yüzler, diri, kaim olan&#305;n &ouml;nünde e&#287;ik durmu&#351;tur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmi&#351;tir.
20|112|Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, art&#305;k o, ne zulümden korksun, ne hakk&#305;n&#305;n eksik tutulmas&#305;ndan.
20|113|B&ouml;ylece Biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak &#351;eyleri türlü &#351;ekillerde aç&#305;klad&#305;k; umulur ki korkup-sak&#305;n&#305;rlar ya da onlar için dü&#351;ünme (yetene&#287;ini) olu&#351;turur.
20|114|Hak olan, biricik hükümdar olan Allah Yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur'an'&#305; (okumada) acele etme ve de ki: "Rabbim, ilmimi artt&#305;r."
20|115|Andolsun, Biz bundan &ouml;nce Adem'e ahid vermi&#351;tik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararl&#305;l&#305;k bulmad&#305;k.
20|116|Hani Biz meleklere: "Adem'e secde edin" demi&#351;tik, &#304;blis'in d&#305;&#351;&#305;nda (di&#287;erleri) secde etmi&#351;lerdi, o, ayak diremi&#351;ti.
20|117|Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu gerçekten sana ve e&#351;ine dü&#351;mand&#305;r; sak&#305;n sizi cennetten sürüp ç&#305;karmas&#305;n, sonra mutsuz olursun."
20|118|&#350;üphesiz ki, senin ac&#305;kmaman ve ç&#305;plak kalmaman orda (cennette kalmana ba&#287;l&#305;)d&#305;r."
20|119|Ve gerçekten sen burada susamayacaks&#305;n ve güne&#351; alt&#305;nda yanmayacaks&#305;n da."
20|120|Sonunda &#351;eytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk a&#287;ac&#305;n&#305; ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?"
20|121|B&ouml;ylece ikisi ondan yediler, hemen ard&#305;ndan ay&#305;p yerleri kendilerine aç&#305;l&#305;verdi, üzerlerini cennet yapraklar&#305;ndan yamay&#305;p-&ouml;rtmeye ba&#351;lad&#305;lar. Adem, Rabbine kar&#351;&#305; gelmi&#351; oldu da &#351;a&#351;&#305;r&#305;p-kald&#305;.
20|122|Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve do&#287;ru yola iletti.
20|123|Dedi ki: "Kiminiz kiminize dü&#351;man olarak, hepiniz ordan inin. Art&#305;k size Benden bir yol g&ouml;sterici gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa art&#305;k o &#351;a&#351;&#305;r&#305;p sapmaz ve mutsuz olmaz."
20|124|"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, art&#305;k onun için s&#305;k&#305;nt&#305;l&#305; bir geçim vard&#305;r ve Biz onu k&#305;yamet günü k&ouml;r olarak ha&#351;redece&#287;iz."
20|125|"O da (&#351;&ouml;yle) demi&#351; olur: -Ben g&ouml;rmekte olan biriyken, beni niye k&ouml;r olarak ha&#351;rettin Rabbim?"
20|126|(Allah da) Der ki: "&#304;&#351;te b&ouml;yle, sana ayetlerimiz gelmi&#351;ti, fakat sen onlar&#305; unuttun, bugün de sen i&#351;te b&ouml;yle unutulmaktas&#305;n."
20|127|&#304;&#351;te Biz &ouml;lçüsüzce davrananlar&#305; ve Rabbinin ayetlerine inanmayanlar&#305; b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z; ahiretin azab&#305; ise gerçekten daha &#351;iddetli ve daha süreklidir.
20|128|Kendilerinden &ouml;nceki nesillerden nicelerini y&#305;k&#305;ma u&#287;ratmam&#305;z, onlar&#305; do&#287;ruya y&ouml;neltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onlar&#305;n kald&#305;klar&#305; yerlerde (tarihi kal&#305;nt&#305;lar&#305; üzerinde) gezinip duruyorlar. &#350;üphesiz bunda sa&#287;duyu sahipleri için ayetler vard&#305;r.
20|129|E&#287;er Rabbinden geçmi&#351; bir s&ouml;z ve ad&#305; konulmu&#351; (belirlenmi&#351;) bir süre (ecel) olmasayd&#305; muhakkak (y&#305;k&#305;m azab&#305;) kaç&#305;n&#305;lmaz olurdu.
20|130|&#350;u halde onlar&#305;n s&ouml;ylediklerine kar&#351;&#305; sab&#305;rl&#305; ol, güne&#351;in do&#287;u&#351;undan ve bat&#305;&#351;&#305;ndan &ouml;nce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir b&ouml;lümünde ve gündüzün uçlar&#305;nda da tesbihte bulun ki ho&#351;nut olabilesin.
20|131|Onlardan baz&#305; gruplara, kendilerini denemek için yararland&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z dünya hayat&#305;n&#305;n süsüne g&ouml;zünü dikme. Senin Rabbinin r&#305;zk&#305; daha hay&#305;rl&#305; ve daha süreklidir.
20|132|Ehline (ümmetine) namaz&#305; emret ve onda kararl&#305; davran. Biz senden r&#305;z&#305;k istemiyoruz, Biz sana r&#305;z&#305;k veriyoruz. Sonuç da takvan&#305;nd&#305;r.
20|133|Dediler ki: "Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" Onlara &ouml;nceki kitaplarda aç&#305;k belgeler gelmedi mi?
20|134|E&#287;er Biz onlar&#305; bundan &ouml;nceki bir azap ile y&#305;k&#305;ma u&#287;ratm&#305;&#351; olsayd&#305;k, &#351;üphesiz diyeceklerdi ki: "Rabbimiz, bize bir elçi g&ouml;nderseydin de, küçülmeden ve a&#351;a&#287;&#305;lanmadan &ouml;nce Senin ayetlerine tabi olsayd&#305;k."
20|135|De ki: "Herkes g&ouml;zetlemektedir; siz de g&ouml;zleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdo&#287;ru) yolun sahipleri kimlermi&#351; ve do&#287;ru yola ula&#351;an kimlermi&#351;, pek yak&#305;nda &ouml;&#287;reneceksiniz."
21|1|&#304;nsanlar&#305; sorgulama (zaman&#305;) yakla&#351;t&#305;, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar.
21|2|Rablerinden kendilerine yeni bir hat&#305;rlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.
21|3|Onlar&#305;n kalpleri tutkuyla oyalanmadad&#305;r. Zulmedenler, gizlice f&#305;s&#305;lda&#351;t&#305;lar: "Bu sizin benzeriniz olan bir be&#351;er de&#287;il mi? ضyleyse, g&ouml;z g&ouml;re g&ouml;re büyüye mi geleceksiniz?"
21|4|Dedi ki: "Benim Rabbim, g&ouml;kte ve yerde s&ouml;ylenen-s&ouml;zü bilir; O, i&#351;itendir, bilendir."
21|5|"Hay&#305;r" dediler. (Bunlar) Karmakar&#305;&#351;&#305;k dü&#351;lerdir; hay&#305;r, onu kendisi uydurmu&#351;tur; hay&#305;r o bir &#351;airdir. B&ouml;yle de&#287;ilse, &ouml;ncekilere g&ouml;nderildi&#287;i gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin."
21|6|Kendilerinden evvel y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z hiçbir ülke (halk&#305;) iman etmemi&#351;ti; &#351;imdi bunlar m&#305; iman edecek?
21|7|Biz senden &ouml;nce de kendilerine vahyetti&#287;imiz erkekler d&#305;&#351;&#305;nda elçi g&ouml;ndermedik. E&#287;er bilmiyorsan&#305;z, o halde zikir ehline sorun.
21|8|Biz onlar&#305;, yemek yemez cesetler k&#305;lmad&#305;k ve onlar &ouml;lümsüz de&#287;illerdi.
21|9|Sonra onlara verdi&#287;imiz s&ouml;ze sad&#305;k kald&#305;k, b&ouml;ylece onlar&#305; ve dilediklerimizi kurtard&#305;k da &ouml;lçüsüz davrananlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k.
21|10|Andolsun, size (bütün durumlar&#305;n&#305;z&#305; kapsayan) zikrinizin içinde bulundu&#287;u bir kitap indirdik. Yine de ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
21|11|Biz, zulmeden ülkelerden nicesini k&#305;r&#305;p geçirdik ve bunun ard&#305;ndan bir ba&#351;ka kavmi meydana getirdik.
21|12|Bizim zorlu-azab&#305;m&#305;z&#305; hissettikleri zaman, oradan büyük bir h&#305;zla uzakla&#351;&#305;p kaç&#305;yorlard&#305;.
21|13|"Uzakla&#351;&#305;p-kaçmay&#305;n, içinde &#351;&#305;mar&#305;p azd&#305;&#287;&#305;n&#305;z refaha ve yurtlar&#305;n&#305;za d&ouml;nün; çünkü sorguya çekileceksiniz."
21|14|"Yaz&#305;klar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmi&#351;iz."
21|15|Onlar&#305;n bu yak&#305;nmalar&#305;, Biz onlar&#305; biçilmi&#351; ekin, s&ouml;nmü&#351; ocak durumuna getirinceye kadar son bulmad&#305;.
21|16|Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye g&ouml;&#287;ü, yeri ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305; yaratmad&#305;k.
21|17|E&#287;er bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, Kendi Kat&#305;m&#305;z'dan edinirdik. Yapacak olsayd&#305;k, b&ouml;yle yapard&#305;k.
21|18|Hay&#305;r, Biz hakk&#305; bat&#305;l&#305;n üstüne f&#305;rlat&#305;r&#305;z, o da onun beynini darmada&#287;&#305;n eder. Bir de bakars&#305;n ki, o, yok olup gitmi&#351;tir. (Allah'a kar&#351;&#305;) Nitelendiregeldiklerinizden dolay&#305; eyvahlar size.
21|19|G&ouml;klerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yan&#305;nda olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklü&#287;e kap&#305;lmazlar ve yorgunluk duymazlar.
21|20|Gece ve gündüz, hiç durmaks&#305;z&#305;n tesbih ederler.
21|21|Yoksa onlar, yerden birtak&#305;m ilahlar edindiler de, onlar m&#305; (&ouml;lüleri) diriltecekler?
21|22|E&#287;er her ikisinde (g&ouml;kte ve yerde) Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ilahlar olsayd&#305;, elbette, ikisi de bozulup gitmi&#351;ti. Ar&#351;&#305;n Rabbi olan Allah onlar&#305;n nitelendiregeldikleri &#351;eylerden Yücedir.
21|23|O, yapt&#305;klar&#305;ndan sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
21|24|Yoksa O'ndan ba&#351;ka ilahlar m&#305; edindiler? De ki: "Kesin-kan&#305;t (burhan)&#305;n&#305;z&#305; getirin. &#304;&#351;te benimle birlikte olanlar&#305;n zikri (kitab&#305;) ve benden &ouml;ncekilerin de zikri." Hay&#305;r, onlar&#305;n ço&#287;u hakk&#305; bilmiyorlar, bundan dolay&#305; yüz çeviriyorlar.
21|25|Senden &ouml;nce hiçbir elçi g&ouml;ndermedik ki, ona &#351;unu vahyetmi&#351; olmayal&#305;m: "Benden ba&#351;ka &#304;lah yoktur, &ouml;yleyse Bana ibadet edin."
21|26|"Rahman (olan Allah) çocuk edindi" dediler. O, (bu yak&#305;&#351;t&#305;rmadan) Yücedir. Hay&#305;r, onlar (melekler) ikrama lay&#305;k g&ouml;rülmü&#351; kullard&#305;r.
21|27|Onlar s&ouml;zle (bile olsa) O'nun &ouml;nüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle yap&#305;p-etmektedirler.
21|28|O, &ouml;nlerindekini ve arkalar&#305;ndakini bilir; onlar &#351;efaat etmezler (kendisinden) ho&#351;nut olunandan ba&#351;ka. Ve onlar, O'nun ha&#351;metinden içleri titremekte olanlard&#305;r.
21|29|Onlardan her kim: "Gerçekten ben, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda bir ilah&#305;m" diyecek olsa, bu durumda Biz onu cehennemle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z. Zalimleri Biz b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
21|30|O inkar edenler g&ouml;rmüyorlar m&#305; ki, (ba&#351;lang&#305;çta) g&ouml;klerle yer, birbiriyle biti&#351;ik iken, Biz onlar&#305; ay&#305;rd&#305;k ve her canl&#305; &#351;eyi sudan yaratt&#305;k. Yine de onlar inanmayacaklar m&#305;?
21|31|Yeryüzünde, onlar&#305; sarsmas&#305;n diye, sabit da&#287;lar yaratt&#305;k ve do&#287;ru gidebilsinler diye geni&#351; yollar açt&#305;k.
21|32|G&ouml;kyüzünü korunmu&#351; bir tavan k&#305;ld&#305;k; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.
21|33|Geceyi, gündüzü, güne&#351;i ve ay&#305; yaratan O'dur; her biri bir y&ouml;rüngede yüzüp gidiyor.
21|34|Senden &ouml;nce hiçbir be&#351;ere &ouml;lümsüzlü&#287;ü vermedik; &#351;imdi sen &ouml;lürsen onlar &ouml;lümsüz mü kalacaklar?
21|35|Her nefis &ouml;lümü tad&#305;c&#305;d&#305;r. Biz sizi, &#351;erle de, hay&#305;rla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize d&ouml;ndürüleceksiniz.
21|36|&#304;nkar edenler seni g&ouml;rdüklerinde, seni yaln&#305;zca alay-konusu ediyorlar (ve:) "Sizin ilahlar&#305;n&#305;z&#305; diline dolayan bu mu?" (derler.) Oysa Rahman (olan Allah)&#305;n s&ouml;zünü (kitab&#305;n&#305;) inkar edenler kendileridir.
21|37|&#304;nsan aceleden (aceleci olarak) yarat&#305;ld&#305;. Size ayetlerimi yak&#305;nda g&ouml;sterece&#287;im. &#350;imdi hemen acele etmeyin.
21|38|"E&#287;er do&#287;ruyu s&ouml;ylüyor iseniz, bu vaid (edilen günün sorgu ve azab&#305;) ne zamand&#305;r?" derler.
21|39|O inkar edenler, yüzlerinden ve s&#305;rtlar&#305;ndan ate&#351;i püskürtemeyecekleri ve hiç yard&#305;m alamayacaklar&#305; zaman&#305; bir bilselerdi.
21|40|Hay&#305;r, onlara apans&#305;z gelecek de, b&ouml;ylece onlar&#305; &#351;a&#351;k&#305;na çevirecek; art&#305;k ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tan&#305;nacak.
21|41|Andolsun, senden &ouml;nceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük dü&#351;ürenleri, o alaya ald&#305;klar&#305; (azap) sar&#305;p-ku&#351;at&#305;verdi.
21|42|De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman (olan Allah)tan kim koruyabilir?" Hay&#305;r, onlar Rablerini zikirden yüz çevirenlerdir.
21|43|Yoksa Bize kar&#351;&#305; kendilerini, engelleyerek koruyabilecek ilahlar&#305; m&#305; var? Onlar&#305;n kendi nefislerine bile yard&#305;ma güçleri yetmez ve onlar Bizden yak&#305;nl&#305;k bulamazlar.
21|44|Evet, Biz onlar&#305; ve atalar&#305;n&#305; yararland&#305;rd&#305;k; &ouml;yle ki, &ouml;mür onlara (hiç bitmeyecekmi&#351; gibi) uzun geldi. Fakat &#351;imdi, Bizim gerçekten yere gelip onu etraf&#305;ndan eksiltmekte oldu&#287;umuzu g&ouml;rmüyorlar m&#305;? &#350;u halde, üstün gelenler onlar m&#305;?
21|45|De ki: "Ben sizi yaln&#305;zca vahy ile uyar&#305;p-korkutuyorum. Ancak sa&#287;&#305;r olanlar, uyar&#305;ld&#305;klar&#305;nda ça&#287;r&#305;y&#305; i&#351;itmezler."
21|46|Andolsun, onlara Rabbinin azab&#305;ndan 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarm&#305;&#351;&#305;z" diyecekler.
21|47|Biz ise, k&#305;yamet gününe ait duyarl&#305; teraziler koyar&#305;z da art&#305;k, hiçbir nefis hiçbir &#351;eyle haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;ramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap g&ouml;rücüler olarak Biz yeteriz.
21|48|Andolsun, Biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir ayd&#305;nl&#305;k ve bir &ouml;&#287;üt (zikir) olarak, hak ile bat&#305;l&#305; birbirinden ay&#305;ran (furkan)&#305; verdik.
21|49|Onlar, Rablerine kar&#351;&#305; gayb ile (O'nu g&ouml;rmedikleri halde) bir ha&#351;yet içindedirler ve onlar, k&#305;yamet saatinden 'içleri titremekte olanlard&#305;r.'
21|50|Bu, Bizim ona indirdi&#287;imiz mübarek bir zikirdir. &#350;u halde onu inkar edecek olanlar siz misiniz?
21|51|Andolsun, bundan &ouml;nce &#304;brahim'e rü&#351;dünü vermi&#351;tik ve Biz onu (do&#287;ruyu seçme yetene&#287;inde oldu&#287;unu) bilenlerdik.
21|52|Hani babas&#305;na ve kavmine demi&#351;ti ki: "Sizin, kar&#351;&#305;lar&#305;nda bel büküp e&#287;ilmekte oldu&#287;unuz bu temsili heykeller nedir?
21|53|"Biz atalar&#305;m&#305;z&#305; bunlara tap&#305;yor bulduk" dediler.
21|54|Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalar&#305;n&#305;z apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindesiniz."
21|55|'Sen bize gerçe&#287;i mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan m&#305;s&#305;n?"
21|56|"Hay&#305;r" dedi. "Sizin Rabbiniz g&ouml;klerin ve yerin Rabbidir, onlar&#305; Kendisi yaratm&#305;&#351;t&#305;r ve ben de buna &#351;ehadet edenlerdenim."
21|57|"Andolsun Allah'a, sizler arkan&#305;z&#305; d&ouml;nüp gittikten sonra, ben sizin putlar&#305;n&#305;za muhakkak bir tuzak kuraca&#287;&#305;m."
21|58|B&ouml;ylece o, yaln&#305;zca büyükleri hariç olmak üzere onlar&#305; paramparça etti; belki ona ba&#351;vururlar diye.
21|59|"Bizim ilahlar&#305;m&#305;za bunu kim yapt&#305;? &#350;üphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.
21|60|"Kendisine &#304;brahim denilen bir gencin bunlar&#305; diline dolad&#305;&#287;&#305;n&#305; i&#351;ittik" dediler.
21|61|Dediler ki: "ضyleyse, onu insanlar&#305;n g&ouml;zü &ouml;nüne getirin ki ona (nas&#305;l bir ceza verece&#287;imize) &#351;ahid olsunlar."
21|62|Dediler ki: "Ey &#304;brahim, bunu ilahlar&#305;m&#305;za sen mi yapt&#305;n?"
21|63|"Hay&#305;r" dedi. "Bu yapm&#305;&#351;t&#305;r, bu onlar&#305;n büyükleridir; e&#287;er konu&#351;abiliyorsa, siz onlara soruverin."
21|64|Bunun üzerine kendi vicdanlar&#305;na ba&#351;vurdular da; "Gerçek &#351;u ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.
21|65|Sonra, yine tepeleri üstüne ters d&ouml;ndüler: "Andolsun, bunlar&#305;n konu&#351;amayacaklar&#305;n&#305; sen de bilmektesin."
21|66|Dedi ki: "O halde, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p da sizlere yarar&#305; olmayan ve zarar&#305; dokunmayan &#351;eylere mi tap&#305;yorsunuz?"
21|67|"Yuh size ve Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;za. Siz yine de ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
21|68|Dediler ki: "E&#287;er (bir &#351;ey) yapacaksan&#305;z, onu yak&#305;n ve ilahlar&#305;n&#305;za yard&#305;mda bulunun."
21|69|Biz de dedik ki: "Ey ate&#351;, &#304;brahim'e kar&#351;&#305; so&#287;uk ve esenlik ol."
21|70|Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onlar&#305; daha çok hüsrana u&#287;rayanlar k&#305;ld&#305;k.
21|71|Onu ve Lut'u kurtar&#305;p içinde, alemler (insanl&#305;k) için bereketler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z yere (ülkeye) ç&#305;kard&#305;k.
21|72|Ona &#304;shak'&#305; arma&#287;an ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler k&#305;ld&#305;k.
21|73|Ve onlar&#305;, Kendi emrimizle hidayete y&ouml;nelten &ouml;nderler k&#305;ld&#305;k ve onlara hayr&#305; kapsayan-fiilleri, namaz k&#305;lmay&#305; ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.
21|74|Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin i&#351;ler yapmakta olan &#351;ehirden kurtard&#305;k. &#350;üphesiz onlar, bozulmaya u&#287;rayan k&ouml;tü bir kavimdi.
21|75|Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi.
21|76|Nuh da; daha &ouml;nce ça&#287;r&#305;da bulundu&#287;u zaman, Biz onun ça&#287;r&#305;s&#305;na cevap verdik, onu ve ailesini büyük bir üzüntüden kurtard&#305;k.
21|77|Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yard&#305;m edip-&ouml;cünü ald&#305;k'. &#350;üphesiz onlar, k&ouml;tü bir kavimdi, Biz de onlar&#305;n tümünü suya bat&#305;r&#305;p bo&#287;duk.
21|78|Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlar&#305;n&#305;n içine girip yay&#305;ld&#305;&#287;&#305; ekin-tarlalar&#305; konusunda hüküm yürütüyorlard&#305;. Biz onlar&#305;n hükmüne &#351;ahid idik.
21|79|Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavratt&#305;k, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, da&#287;lara ve ku&#351;lara boyun e&#287;dirdik. (Bunlar&#305;) Yapanlar Biz idik.
21|80|Ve sizin için ona, zorlu-sava&#351;&#305;n&#305;zda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanat&#305;n&#305;' &ouml;&#287;rettik. Buna ra&#287;men siz &#351;ükredenler misiniz?
21|81|Süleyman için de, f&#305;rt&#305;na biçiminde esen rüzgara (boyun e&#287;dirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z yere ak&#305;p giderdi. Biz her&#351;eyi bilenleriz.
21|82|Onun için denizde dalg&#305;çl&#305;k yapan ve bundan ba&#351;ka i&#351;(ler) de g&ouml;ren &#351;eytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onlar&#305;n koruyucular&#305; idik.
21|83|Eyüp de; hani o Rabbine ça&#287;r&#305;da bulunmu&#351;tu: "&#350;üphesiz bu dert (ve hastal&#305;k) beni sar&#305;verdi. Sen merhametlilerin en merhametli olan&#305;s&#305;n."
21|84|B&ouml;ylece onun duas&#305;na icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona Kat&#305;m&#305;z'dan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir kat&#305;n&#305; daha verdik.
21|85|&#304;smail, &#304;dris ve Zü'l-Kifl, hepsi sabredenlerdendi.
21|86|Onlar&#305; rahmetimize soktuk, &#351;üphesiz onlar salih kimselerdi.
21|87|Bal&#305;k sahibi (Yunus'u da); hani o, k&#305;zm&#305;&#351; vaziyette gitmi&#351;ti ki; bundan dolay&#305; kendisini s&#305;k&#305;nt&#305;ya dü&#351;ürmeyece&#287;imizi sanm&#305;&#351;t&#305;. (Bal&#305;&#287;&#305;n karn&#305;ndaki) Karanl&#305;klar içinde: "Senden ba&#351;ka &#304;lah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye ça&#287;r&#305;da bulunmu&#351;tu.
21|88|Bunun üzerine duas&#305;na icabet ettik ve onu üzüntüden kurtard&#305;k. &#304;&#351;te Biz, iman edenleri b&ouml;yle kurtar&#305;r&#305;z.
21|89|Zekeriya da; hani Rabbine ça&#287;r&#305;da bulunmu&#351;tu: "Rabbim, beni yaln&#305;z ba&#351;&#305;ma b&#305;rakma, sen mirasç&#305;lar&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n."
21|90|Onun duas&#305;na icabet ettik, kendisine Yahya'y&#305; arma&#287;an ettik, e&#351;ini de do&#287;urmaya elveri&#351;li k&#305;ld&#305;k. Gerçekten onlar hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;&#305;rlard&#305;, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi. Bize derin sayg&#305; g&ouml;sterirlerdi.
21|91|Irz&#305;n&#305; koruyan (Meryem); Biz ona Kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocu&#287;unu insanl&#305;&#287;a bir ayet k&#305;ld&#305;k.
21|92|Gerçekten, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, &ouml;yleyse Bana ibadet ediniz.
21|93|Onlar, i&#351;lerini kendi aralar&#305;nda parça parça da&#287;&#305;tt&#305;lar (dinlerinde b&ouml;lünmeler yapt&#305;lar); hepsi Bize d&ouml;neceklerdir.
21|94|Art&#305;k kim, bir mü'min olarak salih amellerde bulunursa, onun çabas&#305; için (kar&#351;&#305;l&#305;k olarak) küfran (nank&ouml;rlük) yoktur. &#350;üphesiz Biz, onun yaz&#305;c&#305;lar&#305;y&#305;z.
21|95|Y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z bir ülkeye (tekrar dünya hayat&#305;) imkans&#305;z (haram)d&#305;r; hiç &#351;üphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri d&ouml;nmeyecekler.
21|96|Yecuc ve Mecuc (un sedleri) aç&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, onlar her bir tepeden ak&#305;n ederler;
21|97|Gerçek olan va'd yakla&#351;m&#305;&#351;t&#305;r, i&#351;te o zaman, inkar edenlerin g&ouml;zleri yuvalar&#305;ndan f&#305;rlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hay&#305;r, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).
21|98|Gerçekten siz de, Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;klar&#305;n&#305;z da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaks&#305;n&#305;z.
21|99|E&#287;er onlar (gerçek) ilahlar olsalard&#305;, ona girmeyeceklerdi. Oysa onlar&#305;n tümü içinde temelli kal&#305;c&#305;d&#305;rlar.
21|100|Orda kendileri için, 'kemikleri çat&#305;rdatan inlemeler' vard&#305;r. Onlar orda i&#351;itmezler de.
21|101|Ama Bizden kendilerine güzellik geçmi&#351; bulunanlar; i&#351;te, onlar, ondan uzakla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351;lard&#305;r.
21|102|Onun u&#287;ultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzulad&#305;&#287;&#305; (say&#305;s&#305;z nimet) içinde ebedi kal&#305;c&#305;d&#305;rlar.
21|103|Onlar&#305;, o en büyük korku hüzne kapt&#305;rmaz ve: "&#304;&#351;te bu sizin gününüzdür, size va'dedilmi&#351;ti" diye melekler onlar&#305; kar&#351;&#305;layacaklard&#305;r.
21|104|Bizim, g&ouml;&#287;ü kitab&#305;n sahifelerini katlar gibi katlayaca&#287;&#305;m&#305;z gün, ilk yaratmaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;m&#305;z gibi, yine onu (eski durumuna) iade edece&#287;iz. Bu, Bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, Biz yap&#305;c&#305;lar&#305;z.
21|105|Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "&#350;üphesiz Arz'a salih kullar&#305;m varisçi olacakt&#305;r" diye yazd&#305;k.
21|106|Gerçek &#351;u ki kulluk eden bir topluluk için bunda (Kur'an'da) 'aç&#305;k bir mesaj' (veya gerçek bir ç&#305;k&#305;&#351; yolu) vard&#305;r.
21|107|Biz seni alemler için yaln&#305;zca bir rahmet olarak g&ouml;nderdik.
21|108|De ki: "Gerçekten bana: -Sizin &#304;lah&#305;n&#305;z yaln&#305;zca bir tek &#304;lah't&#305;r" diye vahyolunuyor; art&#305;k siz Müslüman olacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
21|109|Buna ra&#287;men yüz çevirecek olurlarsa, de ki: "Size e&#351;itlik üzere aç&#305;klamada bulundum. Tehdit edildi&#287;iniz (sorgu ve azap günü) yak&#305;n m&#305;, uzak m&#305;, bilemem."
21|110|"&#350;üphesiz O, s&ouml;zün aç&#305;kta s&ouml;ylenenini de bilmekte, saklamakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; da bilmektedir."
21|111|"Bilemem; belki bu (sürenin aç&#305;klanmamas&#305;), sizin için bir (fitne) denemedir, (belki de) belli bir vakte kadar yararlanma (meta)d&#305;r."
21|112|(Resulullah) Dedi ki: "Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz, sizin her türlü nitelendirmelerinize kar&#351;&#305; yard&#305;m&#305;na s&#305;&#287;&#305;n&#305;lan Rahman (olan Allah)d&#305;r."
22|1|Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sak&#305;n&#305;n, çünkü k&#305;yamet saatinin sars&#305;nt&#305;s&#305; büyük bir &#351;eydir.
22|2|Onu g&ouml;rdü&#287;ünüz gün, her emzikli kendi emzirdi&#287;ini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü dü&#351;ürecektir. &#304;nsanlar&#305; da sarho&#351; olmu&#351; g&ouml;rürsün, oysa onlar sarho&#351; de&#287;illerdir. Ancak Allah'&#305;n azab&#305; pek &#351;iddetlidir.
22|3|&#304;nsanlardan kimi, Allah hakk&#305;nda bilgisi olmaks&#305;z&#305;n tart&#305;&#351;&#305;r durur ve her azg&#305;n-kaypak &#351;eytan&#305;n pe&#351;ine dü&#351;er.
22|4|Ona yaz&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r: "Kim onu veli edinirse, &#351;üphesiz o (&#351;eytan) onu &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r ve onu ç&#305;lg&#305;n ate&#351;in azab&#305;na y&ouml;neltir."
22|5|Ey insanlar, e&#287;er dirili&#351;ten yana bir ku&#351;ku içindeyseniz, gerçek &#351;u ki, Biz sizi topraktan yaratt&#305;k, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yarat&#305;l&#305;&#351; biçimi belli belirsiz bir çi&#287;nem et parças&#305;ndan; size (kudretimizi) aç&#305;kça g&ouml;stermek için. Diledi&#287;imizi, ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak ç&#305;kar&#305;yoruz, sonra da erginlik ça&#287;&#305;na eri&#351;meniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayat&#305;na son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir &#351;ey bilmeme durumuna gelmesi için &ouml;mrün en a&#351;a&#287;&#305; ucuna (ya&#351;l&#305;l&#305;&#287;a) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru &ouml;lü gibi g&ouml;rürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdi&#287;imiz zaman titre&#351;ir, kabar&#305;r ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
22|6|&#304;&#351;te b&ouml;yle; &#351;üphesiz Allah, hakk&#305;n Kendisi'dir ve &#351;üphesiz &ouml;lüleri diriltir ve gerçekten her&#351;eye güç yetirendir.
22|7|Gerçek &#351;u ki, k&#305;yamet-saati yakla&#351;arak gelmektedir, onda &#351;üphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanlar&#305; diriltecektir.
22|8|&#304;nsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol g&ouml;stericisi ve ayd&#305;nlat&#305;c&#305; kitab&#305; olmaks&#305;z&#305;n Allah hakk&#305;nda tart&#305;&#351;&#305;r-durur.
22|9|Allah'&#305;n yolundan sapt&#305;rmak amac&#305;yla 'gururla sal&#305;n&#305;p-kas&#305;larak' (bunu yapar); dünyada onun için a&#351;a&#287;&#305;lanma vard&#305;r, k&#305;yamet günü de yak&#305;c&#305; azab&#305; ona tadd&#305;raca&#287;&#305;z.
22|10|(Ey insan) Bu, senin ellerinin &ouml;nden takdim ettikleridir. &#350;üphesiz Allah, kullar için zulmedici de&#287;ildir.
22|11|&#304;nsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, e&#287;er kendisine bir hay&#305;r dokunursa, bununla tatmin bulur ve e&#287;er kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü d&ouml;nüverir. O, dünyay&#305; kaybetmi&#351;tir, ahireti de. &#304;&#351;te bu, apaç&#305;k bir kay&#305;pt&#305;r.
22|12|Allah'tan ba&#351;ka, kendisine ne zarar&#305; dokunan, ne yarar&#305; olan &#351;eylere yakar&#305;r. &#304;&#351;te bu, en uzak bir sap&#305;kl&#305;kt&#305;r.
22|13|(Ya da) Zarar&#305;, yarar&#305;ndan daha yak&#305;n olana tapar; ne k&ouml;tü yard&#305;mc&#305; ve ne k&ouml;tü yolda&#351;t&#305;r.
22|14|&#350;üphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanlar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. Gerçekten Allah, her istedi&#287;ini yapar.
22|15|Kim, Allah'&#305;n ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yard&#305;m etmeyece&#287;ini san&#305;yorsa, g&ouml;&#287;e bir araç uzats&#305;n sonra kesiversin de bir bak&#305;versin, kurdu&#287;u düzen, onun &ouml;fkesini giderebilecek mi?
22|16|&#304;&#351;te Biz onu (Kur'an'&#305;) apaç&#305;k ayetler olarak indirdik; &#351;üphesiz Allah, diledi&#287;ini hidayete y&ouml;neltir.
22|17|Gerçekten iman edenler, Yahudiler, y&#305;ld&#305;za tapanlar (Sabii) H&#305;ristiyanlar, ate&#351;e tapanlar (Mecusi) ve &#351;irk ko&#351;anlar; &#351;üphesiz Allah, k&#305;yamet günü aralar&#305;n&#305; ay&#305;racakt&#305;r. Do&#287;rusu Allah, her&#351;eyin üzerinde &#351;ahid oland&#305;r.
22|18|G&ouml;rmedin mi ki, gerçekten, g&ouml;klerde ve yerde olanlar, güne&#351;, ay, y&#305;ld&#305;zlar, da&#287;lar, a&#287;açlar, hayvanlar ve insanlardan birço&#287;u Allah'a secde etmektedirler. Birço&#287;u üzerine azap hak olmu&#351;tur. Allah kimi a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;larsa, art&#305;k onun için bir yüceltici yoktur. &#350;üphesiz Allah, diledi&#287;ini yapar.
22|19|&#304;&#351;te bunlar çeki&#351;en iki gruptur, Rableri konusunda çeki&#351;tiler. &#304;&#351;te o inkar edenler, onlar için ate&#351;ten elbiseler biçilmi&#351;tir; ba&#351;lar&#305; üstünden de kaynar su d&ouml;külür.
22|20|Bununla kar&#305;nlar&#305; içinde olanlar ve derileri eritilmi&#351; olur.
22|21|Onlar için demirden kamç&#305;lar vard&#305;r.
22|22|Ne zaman ordan, sars&#305;c&#305;-üzüntüden ç&#305;kmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yak&#305;c&#305; azab&#305; tad&#305;n" (denir).
22|23|Hiç &#351;üphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanlar&#305; alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar, orada alt&#305;ndan bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)tir.
22|24|Onlar, s&ouml;zün en güzeline iletilmi&#351;lerdir ve &ouml;vülen do&#287;ru yola iletilmi&#351;lerdir.
22|25|Gerçek &#351;u ki, inkar edip Allah yolundan ve yerlilerle d&#305;&#351;ar&#305;dan gelenler için e&#351;it olarak (haram ve k&#305;ble) k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z Mescid-i Haram'dan al&#305;koyanlara, orada zulmederek adaletten ayr&#305;lanlara ac&#305; bir azap tadd&#305;r&#305;r&#305;z.
22|26|Hani Biz &#304;brahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip haz&#305;rlad&#305;&#287;&#305;m&#305;z zaman (&#351;&ouml;yle emretmi&#351;tik:) "Bana hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;ma, tavaf edenler, k&#305;yam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut."
22|27|"&#304;nsanlar içinde hacc&#305; duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun dü&#351;mü&#351; develer üstünde sana gelsinler."
22|28|Kendileri için birtak&#305;m yararlara &#351;ahid olsunlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdi&#287;i (kurbanl&#305;k) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; ans&#305;nlar. Art&#305;k bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.
22|29|Sonra kirlerini gidersinler, adaklar&#305;n&#305; yerine getirsinler. Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.
22|30|&#304;&#351;te b&ouml;yle; kim Allah'&#305;n haram k&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; (g&ouml;zetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin Kat&#305;nda kendisi için hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Size (haklar&#305;nda yasaklar) okunanlar d&#305;&#351;&#305;ndaki hayvanlar helal k&#305;l&#305;nd&#305;. ضyleyse i&#287;renç bir pislik olan putlardan kaç&#305;n&#305;n, yalan s&ouml;z s&ouml;ylemekten de kaç&#305;n&#305;n.
22|31|Allah'&#305; birleyen (Hanif)ler olarak, O'na (hiçbir) ortak ko&#351;maks&#305;z&#305;n. Kim Allah'a ortak ko&#351;arsa, sanki o g&ouml;kten dü&#351;mü&#351; de onu bir ku&#351; kap&#305;vermi&#351; veya rüzgar onu &#305;ss&#305;z bir yere sürükleyip atm&#305;&#351; gibidir.
22|32|&#304;&#351;te b&ouml;yle; kim Allah'&#305;n &#351;iarlar&#305;n&#305; yüceltirse, &#351;üphesiz bu, kalplerin takvas&#305;ndand&#305;r.
22|33|Onlarda sizin için ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar yararlar vard&#305;r. Sonra onlar&#305;n yerleri Beyt-i Atik'tir.
22|34|Biz her ümmet için bir "Mensek" k&#305;ld&#305;k, O'nun kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdi&#287;i (kurbanl&#305;k) hayvanlar üzerine Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; ans&#305;nlar diye. &#304;&#351;te sizin &#304;lah&#305;n&#305;z bir tek &#304;lah't&#305;r, art&#305;k yaln&#305;zca O'na teslim olun. Sen alçak g&ouml;nüllü olanlara müjde ver.
22|35|Onlar ki, Allah an&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar ve r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
22|36|&#304;ri cüsseli develeri size Allah'&#305;n i&#351;aretlerinden k&#305;ld&#305;k, sizler için onlarda bir hay&#305;r vard&#305;r. ضyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmu&#351;cas&#305;na ayakta durup) bo&#287;azlan&#305;rken Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; an&#305;n; yanlar&#305; üzerine yatt&#305;klar&#305; zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. &#304;&#351;te b&ouml;yle, onlara sizin için boyun e&#287;dirdik, umulur ki &#351;ükredersiniz.
22|37|Onlar&#305;n etleri ve kanlar&#305; kesin olarak Allah'a ula&#351;maz, ancak O'na sizden takva ula&#351;&#305;r. &#304;&#351;te b&ouml;yle, onlara sizin için boyun e&#287;dirmi&#351;tir; O'nun size hidayet vermesine kar&#351;&#305;l&#305;k Allah'&#305; tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver.
22|38|&#350;üphesiz Allah, (mü&#351;riklerin sald&#305;r&#305; ve sinsi tuzaklar&#305;n&#305;) iman edenlerden uzakla&#351;t&#305;rmaktad&#305;r. Gerçekten Allah, hain ve nank&ouml;r olan kimseyi sevmez.
22|39|Kendilerine zulmedilmesi dolay&#305;s&#305;yla, onlara kar&#351;&#305; sava&#351; aç&#305;lana (mü'minlere, sava&#351;ma) izni verildi. &#350;üphesiz Allah, onlara yard&#305;m etmeye güç yetirendir.
22|40|Onlar, yaln&#305;zca; "Rabbimiz Allah't&#305;r" demelerinden dolay&#305;, haks&#305;z yere yurtlar&#305;ndan sürgün edilip ç&#305;kar&#305;ld&#305;lar. E&#287;er Allah'&#305;n, insanlar&#305;n kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye u&#287;ratmas&#305;) olmasayd&#305;, manast&#305;rlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'&#305;n isminin çokça an&#305;ld&#305;&#287;&#305; mescidler, muhakkak y&#305;k&#305;l&#305;r giderdi. Allah Kendi (dini)ne yard&#305;m edenlere kesin olarak yard&#305;m eder. &#350;üphesiz Allah, güçlü oland&#305;r, Aziz oland&#305;r.
22|41|Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerle&#351;tirir, iktidar sahibi k&#305;larsak, dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;larlar, zekat&#305; verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sak&#305;nd&#305;r&#305;rlar. Bütün i&#351;lerin sonu Allah'a aittir.
22|42|E&#287;er seni yalanl&#305;yorlarsa, onlardan &ouml;nce Nuh, Ad, Semud kavmi de yalanlam&#305;&#351;t&#305;.
22|43|&#304;brahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de:
22|44|Medyen halk&#305; da (peygamberlerini yalanlam&#305;&#351;t&#305;). Musa da yalanlanm&#305;&#351;t&#305;. B&ouml;ylelikle Ben, o inkar edenlere bir süre tan&#305;d&#305;m, sonra onlar&#305; yakalay&#305;verdim. Nas&#305;lm&#305;&#351; Benim (her&#351;eyi alt üst edip k&ouml;kten de&#287;i&#351;tiren) ink&#305;lab&#305;m (veya inkar&#305;m).
22|45|(Halk&#305;) Zulmediyorken y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z nice ülkeler vard&#305;r ki, &#351;imdi onlar&#305;n altlar&#305; üstlerine gelmi&#351; &#305;p&#305;ss&#305;z durmakta, kullan&#305;lamaz durumdaki kuyular&#305; (terk edilmi&#351; bulunmakta), yüksek saraylar&#305; (ç&#305;n ç&#305;n &ouml;tmektedir).
22|46|Yeryüzünde gezip dola&#351;m&#305;yorlar m&#305;, b&ouml;ylece onlar&#305;n kendisiyle akledebilecek kalpleri ve i&#351;itebilecek kulaklar&#305; oluversin? اünkü do&#287;rusu, g&ouml;zler k&ouml;r olmaz, ancak sinelerdeki kalpler k&ouml;relir.
22|47|Onlar senden, azab&#305;n çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin Kat&#305;nda bir gün, sizin saymakta olduklar&#305;n&#305;zdan bin y&#305;l gibidir.
22|48|Nice ülkeler vard&#305;r ki, (halk&#305;) zulmediyorken Ben ona bir süre tan&#305;d&#305;m, sonra yakalay&#305;verdim; d&ouml;nü&#351; yaln&#305;zca Banad&#305;r.
22|49|De ki: "Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yaln&#305;zca bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
22|50|Buna g&ouml;re, iman edip salih amellerde bulunanlar, onlar için bir ba&#287;&#305;&#351;lanma (ma&#287;firet) ve üstün bir r&#305;z&#305;k vard&#305;r.
22|51|Ayetlerimiz konusunda acze dü&#351;ürücü çabalar harcayanlar, alevli ate&#351;in halk&#305;d&#305;r.
22|52|Biz senden &ouml;nce hiçbir Resul ve Nebi g&ouml;ndermi&#351; olmayal&#305;m ki, o bir dilekte bulundu&#287;u zaman, &#351;eytan, onun diledi&#287;ine (bir ku&#351;ku veya sapma unsuru) kat&#305;p b&#305;rakm&#305;&#351; olmas&#305;n. Ama Allah, &#351;eytan&#305;n kat&#305;p-b&#305;rakmalar&#305;n&#305; giderir, sonra Kendi ayetlerini sa&#287;lamla&#351;t&#305;r&#305;p-peki&#351;tirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
22|53|&#350;eytan&#305;n (bu tür) kat&#305;p b&#305;rakmalar&#305;, kalplerinde hastal&#305;k olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarl&#305;l&#305;ktan yoksun bulunanlara (Allah'&#305;n) bir deneme k&#305;lmas&#305; içindir. &#350;üphesiz zalimler, (gerçe&#287;in kendisinden) uzak bir ayr&#305;l&#305;k içindedirler.
22|54|(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'&#305;n) hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z Rablerinden olan bir gerçek oldu&#287;unu bilmeleri için; b&ouml;ylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmu&#351; olarak ba&#287;lans&#305;n. &#350;üphesiz Allah, iman edenleri dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltir.
22|55|&#304;nkar edenler ise, k&#305;yamet-saati onlara apans&#305;z gelinceye veya kesintiye u&#287;ram&#305;&#351; (akim, verimsiz) bir günün azab&#305; onlara yeti&#351;inceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana &#351;üphe içinde sür-git kalacaklard&#305;r.
22|56|Mülk, o gün yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r. O, aralar&#305;nda hükmedecektir. Art&#305;k iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; cennetler içindedirler.
22|57|&#304;nkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar; art&#305;k onlar için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
22|58|Allah yolunda hicret edip &ouml;ldürülen veya &ouml;lenlere gelince muhakkak Allah, onlar&#305; güzel bir r&#305;z&#305;kla r&#305;z&#305;kland&#305;racakt&#305;r. &#350;üphesiz Allah, r&#305;z&#305;k verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
22|59|Onlar&#305;, kendisinden gerçekten ho&#351;nut kalacaklar&#305; bir yere sokacakt&#305;r. &#350;üphesiz Allah, bilendir, halimdir.
22|60|&#304;&#351;te b&ouml;yle; her kim kendisine yap&#305;lan haks&#305;zl&#305;&#287;&#305;n benzeriyle kar&#351;&#305;l&#305;k verir, sonra aleyhine 'azg&#305;nl&#305;k ve sald&#305;r&#305;da' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yard&#305;m eder. &#350;üphesiz Allah, affedicidir, ba&#287;&#305;&#351;lay&#305;c&#305;d&#305;r.
22|61|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü Allah, geceyi gündüze ba&#287;lay&#305;p katar ve gündüzü geceye ba&#287;lay&#305;p-katar. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
22|62|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü Allah, hakk&#305;n ta Kendisi'dir. O'nun d&#305;&#351;&#305;nda, onlar&#305;n tapt&#305;klar&#305; ise, &#351;üphesiz bat&#305;l&#305;n ta kendisidir. Gerçekten Allah, Yücedir, büyüktür.
22|63|G&ouml;rmedin mi, Allah, g&ouml;kten su indirdi, b&ouml;ylece yeryüzü yemye&#351;il donat&#305;ld&#305;. &#350;üphesiz Allah, lütfedicidir, her&#351;eyden haberdard&#305;r.
22|64|G&ouml;klerde ve yerde her ne varsa O'nundur. &#350;üphesiz Allah, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan (Gani)d&#305;r, &ouml;vülmeye lay&#305;k oland&#305;r.
22|65|G&ouml;rmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle ak&#305;p giden gemileri, sizin yarar&#305;n&#305;za verdi. Ve izni olmad&#305;kça, g&ouml;&#287;ü yerin üstüne dü&#351;mekten al&#305;koyar. &#350;üphesiz Allah, insanlara kar&#351;&#305; &#351;efkatlidir, çok merhametlidir.
22|66|Sizi diri tutan, sonra &ouml;ldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan pek nank&ouml;rdür.
22|67|Biz her ümmete bir ibadet tarz&#305; (Mensek) k&#305;ld&#305;k, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. ضyleyse, (din) i&#351;(in)de seninle çeki&#351;mesinler. Sen, Rabbine ça&#287;&#305;r. &#350;üphesiz sen dosdo&#287;ru bir hidayet üzerindesin.
22|68|E&#287;er seninle mücadeleye giri&#351;irlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; daha iyi bilir."
22|69|"Allah, k&#305;yamet günü, kendisinde ihtilafa dü&#351;tü&#287;ünüz &#351;ey hakk&#305;nda aran&#305;zda hükmedecektir."
22|70|Allah'&#305;n, g&ouml;kte ve yerde olanlar&#305;n hepsini bilmekte oldu&#287;unu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptad&#305;r. Hiç &#351;üphesiz bunlar(&#305; bilmek), Allah için pek kolayd&#305;r.
22|71|Onlar, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p da (Allah'&#305;n) kendisine bir delil indirmedi&#287;i ve haklar&#305;nda (hiçbir) bilgileri olmayan &#351;eylere tap&#305;yorlar. Zulmedenler için hiçbir yard&#305;mc&#305; yoktur.
22|72|Onlara kar&#351;&#305; apaç&#305;k olan ayetlerimiz okundu&#287;u zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkar&#305;' tan&#305;yabilirsin. Neredeyse, kendilerine kar&#351;&#305; ayetlerimizi okuyan&#305;n üzerine çullan&#305;verecekler. De ki: "Size, bundan daha k&ouml;tü olan&#305;n&#305; haber vereyim mi? Ate&#351;... Allah, onu inkar edenlere va'detmi&#351; bulunmaktad&#305;r; ne k&ouml;tü bir durakt&#305;r."
22|73|Ey insanlar, (size) bir &ouml;rnek verildi; &#351;imdi onu dinleyin. Sizin, Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda tapmakta olduklar&#305;n&#305;z -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. E&#287;er sinek onlardan bir &#351;ey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. &#304;steyen de güçsüz, istenen de.
22|74|Onlar, Allah'&#305;n kadrini hakk&#305;yla takdir edemediler. &#350;üphesiz Allah, güç sahibidir, Azizdir.
22|75|Allah, meleklerden elçiler seçer ve insanlardan da. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
22|76|O, &ouml;nlerindekini ve arkalar&#305;ndakini bilir. Bütün i&#351;ler Allah'a d&ouml;ndürülür.
22|77|Ey iman edenler, rüku edin, secdeye var&#305;n, Rabbinize ibadet edin ve hay&#305;r i&#351;leyin, umulur ki kurtulu&#351; bulursunuz.
22|78|Allah ad&#305;na gerekti&#287;i gibi mücadele edin. O, sizleri seçmi&#351; ve din konusunda size bir güçlük yüklememi&#351;tir, atan&#305;z &#304;brahim'in dini(nde oldu&#287;u gibi). O (Allah) bundan daha &ouml;nce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize &#351;ahid olsun, siz de insanlar üzerine &#351;ahidler olas&#305;n&#305;z diye. Art&#305;k dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin ve Allah'a sar&#305;l&#305;n, sizin Mevlan&#305;z O'dur. &#304;&#351;te, ne güzel mevla ve ne güzel yard&#305;mc&#305;.
23|1|Mü'minler gerçekten felah bulmu&#351;tur;
23|2|Onlar namazlar&#305;nda hû&#351;û içinde olanlard&#305;r;
23|3|Onlar, 'tümüyle bo&#351;' &#351;eylerden yüz çevirenlerdir;
23|4|Onlar, zekata ili&#351;kin (s&ouml;z ve g&ouml;revlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;
23|5|Ve onlar &#305;rzlar&#305;n&#305; koruyanlard&#305;r;
23|6|Ancak e&#351;leri ya da sa&#287; ellerinin sahip olduklar&#305;na kar&#351;&#305; (tutumlar&#305;) hariç; bu konuda k&#305;nanm&#305;&#351; de&#287;illerdir.
23|7|Fakat kim bundan &ouml;tesini ararsa, art&#305;k onlar s&#305;n&#305;r&#305; çi&#287;neyenlerdir.
23|8|(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
23|9|Onlar, namazlar&#305;n&#305; da (titizlikle) koruyanlard&#305;r.
23|10|&#304;&#351;te (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlard&#305;r.
23|11|Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklard&#305;r; içinde de ebedi olarak kalacaklard&#305;r.
23|12|Andolsun, Biz insan&#305;, süzme bir çamurdan yaratt&#305;k.
23|13|Sonra onu bir su damlas&#305; olarak, savunmas&#305; sa&#287;lam bir karar yerine yerle&#351;tirdik.
23|14|Sonra o su damlas&#305;n&#305; bir alak (embriyo) olarak yaratt&#305;k; ard&#305;ndan o alak'&#305; (hücre toplulu&#287;u) bir çi&#287;nem et parças&#305; olarak yaratt&#305;k; daha sonra o çi&#287;nem et parças&#305;n&#305; kemik olarak yaratt&#305;k; b&ouml;ylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir ba&#351;ka yarat&#305;&#351;la onu in&#351;a ettik. Yarat&#305;c&#305;lar&#305;n en güzeli olan Allah, ne Yücedir.
23|15|Sonra bunun ard&#305;ndan siz gerçekten &ouml;lecek olanlars&#305;n&#305;z.
23|16|Sonra siz gerçekten k&#305;yamet günü diriltileceksiniz.
23|17|Andolsun, Biz sizin üstünüzde yedi yol yaratt&#305;k; Biz yaratmada gafiller de&#287;iliz.
23|18|Biz g&ouml;kten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerle&#351;tirdik; &#351;üphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
23|19|B&ouml;ylelikle, bununla size hurmal&#305;klardan, üzümlüklerden bahçeler-ba&#287;lar geli&#351;tirdik, içlerinde çok say&#305;da yemi&#351;ler vard&#305;r; sizler onlardan yemektesiniz.
23|20|Ve (daha çok) Tur-i Sina'da ç&#305;kan bir a&#287;aç (türü de yaratt&#305;k); o ya&#287;l&#305; ve yiyenlere bir kat&#305;k olarak bitmekte (ürün vermekte)dir.
23|21|Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vard&#305;r; kar&#305;nlar&#305;n&#305;n içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz.
23|22|Onlar&#305;n üzerinde ve gemilerde ta&#351;&#305;nmaktas&#305;n&#305;z.
23|23|Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) g&ouml;nderdik. B&ouml;ylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. O'nun d&#305;&#351;&#305;nda sizin ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur, yine de sak&#305;nmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
23|24|Bunun üzerine, kavminden inkara sapm&#305;&#351; &ouml;nde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Size kar&#351;&#305; üstünlük elde etmek istiyor. E&#287;er Allah (&ouml;ne sürdüklerini) dilemi&#351; olsayd&#305;, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmi&#351; atalar&#305;m&#305;zdan da bunu i&#351;itmi&#351; de&#287;iliz."
23|25|"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir, onu belli bir süre g&ouml;zetleyin."
23|26|"Rabbim" dedi (Nuh). "Beni yalanlamalar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k, bana yard&#305;m et."
23|27|B&ouml;ylelikle Biz ona: "G&ouml;zetimimiz alt&#305;nda ve vahyimizle gemi yap. Nitekim Bizim emrimiz gelip de tand&#305;r k&#305;z&#305;&#351;&#305;nca, onun içine her (tür hayvandan) iki&#351;er çift ile, içlerinden aleyhlerine s&ouml;z geçmi&#351; (azap gerekmi&#351;) olanlar d&#305;&#351;&#305;nda olan aileni de al&#305;p koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar bo&#287;ulacaklard&#305;r" diye vahyettik.
23|28|"B&ouml;ylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindi&#287;inde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun."
23|29|Ve de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, Sen konuklayanlar&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n."
23|30|Hiç &#351;üphesiz bunda ayetler vard&#305;r ve Biz gerçekten denemeden geçiririz.
23|31|Sonra onlar&#305;n ard&#305;ndan bir ba&#351;ka insan-nesli yarat&#305;p-in&#351;a ettik.
23|32|Onlara da kendi içlerinden: "Allah'a ibadet edin. O'nun d&#305;&#351;&#305;nda sizin ba&#351;ka &#304;lah&#305;n&#305;z yoktur, yine de sak&#305;nmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?" (desin) diye içlerinden bir elçi g&ouml;nderdik.
23|33|Kendi kavminden, inkar edip ahirete kavu&#351;may&#305; yalanlayan ve kendilerine, dünya hayat&#305;nda refah verdi&#287;imiz &ouml;nde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir."
23|34|"E&#287;er sizin benzeriniz olan bir be&#351;ere boyun e&#287;ecek olursan&#305;z, andolsun, siz gerçekten hüsrana u&#287;rayanlar olursunuz."
23|35|"O, &ouml;ldü&#287;ünüz, toprak ve kemik haline geldi&#287;iniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) ç&#305;kar&#305;laca&#287;&#305;n&#305;z&#305; m&#305; va'dediyor?"
23|36|"Heyhat, size va'dedilen &#351;eye heyhat..."
23|37|"O (bütün gerçek), yaln&#305;zca bizim (ya&#351;amakta oldu&#287;umuz bu) dünya hayat&#305;m&#305;zdan ibarettir; &ouml;lürüz ve ya&#351;ar&#305;z, biz diriltilecekler de&#287;iliz."
23|38|"O ise, yaln&#305;zca bir adam (insan)d&#305;r, Allah'a kar&#351;&#305; yalan uydurmaktad&#305;r, bizler de ona inanacak de&#287;iliz."
23|39|(Peygamber) Dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalar&#305;na kar&#351;&#305; bana yard&#305;m et."
23|40|(Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pi&#351;man olacaklar."
23|41|Derken, hak (ettikleri cezaya kar&#351;&#305;l&#305;k) olmak üzere, o korkunç ç&#305;&#287;l&#305;k onlar&#305; yakalay&#305;verdi. B&ouml;ylece onlar&#305; bir süprüntü k&#305;l&#305;verdik. Zulmeden kavim için y&#305;k&#305;m olsun.
23|42|Sonra onlar&#305;n ard&#305;ndan ba&#351;ka nesiller yarat&#305;p-in&#351;a ettik.
23|43|ـmmetlerden hiçbiri, kendisine tespit edilmi&#351; eceli ne &ouml;ne alabilir, ne erteleyebilir.
23|44|Sonra birbiri pe&#351;i s&#305;ra elçilerimizi g&ouml;nderdik; her ümmete kendi elçisi geldi&#287;inde, onu yalanlad&#305;lar. B&ouml;ylece Biz de onlar&#305; (y&#305;k&#305;ma u&#287;rat&#305;p yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onlar&#305; (tarihin anlat&#305;p aktard&#305;&#287;&#305;) bir olay k&#305;ld&#305;k. &#304;man etmeyen kavim için y&#305;k&#305;m olsun.
23|45|Sonra Musa ve karde&#351;i Harun'u ayetlerimizle ve apaç&#305;k bir delille g&ouml;nderdik.
23|46|Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu.
23|47|Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki be&#351;ere mi inanacak m&#305;&#351;&#305;z? Kald&#305; ki, onlar&#305;n kavimleri bize kullukta (k&ouml;lelikte) bulunmaktad&#305;rlar."
23|48|B&ouml;ylece onlar&#305; yalanlad&#305;lar ve y&#305;k&#305;ma u&#287;rayanlardan oldular.
23|49|Andolsun, Biz Musa’ya kitab&#305; verdik, belki onlar hidayete erer diye.
23|50|Biz, Meryem'in o&#287;lunu ve annesini bir ayet k&#305;ld&#305;k ve ikisini bar&#305;nmaya elveri&#351;li ve akar suyu olan bir tepede yerle&#351;tirdik.
23|51|Ey elçiler, güzel ve temiz olan &#351;eylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; çünkü gerçekten ben yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; biliyorum.
23|52|&#304;&#351;te sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; &ouml;yleyse Benden korkup-sak&#305;n&#305;n.
23|53|Ancak onlar, i&#351;lerini kendi aralar&#305;nda (farkl&#305;) kitaplar halinde b&ouml;ldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
23|54|Art&#305;k sen onlar&#305;, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde b&#305;rak.
23|55|Onlar san&#305;yorlar m&#305; ki, kendilerine verdi&#287;imiz mal ve çocuklarla
23|56|Biz onlar&#305;n hay&#305;rlar&#305;na ko&#351;uyoruz (veya yard&#305;m ediyoruz)? Hay&#305;r, onlar &#351;uurunda de&#287;iller.
23|57|Gerçekten, Rablerine olan ha&#351;yetlerinden dolay&#305; sayg&#305;yla korkanlar,
23|58|Rablerinin ayetlerine iman edenler,
23|59|Rablerine ortak ko&#351;mayanlar,
23|60|Ve gerçekten Rablerine d&ouml;necekler diye, vermekte olduklar&#305;n&#305; kalpleri ürpererek verenler;
23|61|&#304;&#351;te onlar, hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;maktad&#305;rlar ve onlar bundan dolay&#305; &ouml;ne geçmektedirler.
23|62|Hiç kimseye güç yetirece&#287;inden fazlas&#305;n&#305; yüklemeyiz; elimizde hakk&#305; s&ouml;ylemekte olan bir kitap vard&#305;r ve onlar hiçbir haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
23|63|Hay&#305;r, onlar&#305;n kalpleri bundan dolay&#305; bir gaflet içindedir. ـstelik onlar&#305;n, bunun d&#305;&#351;&#305;nda yapmakta olduklar&#305; (birtak&#305;m &#351;eyler) vard&#305;r; onlar bunun için çal&#305;&#351;maktad&#305;rlar.
23|64|Nihayet, onlar&#305;n refahtan &#351;&#305;maran &ouml;nde gelenlerini azap ile yakalay&#305;verdi&#287;imiz zaman, onlar hemen feryad&#305; basacaklar.
23|65|Bugün feryad etmeyin, çünkü Bizden yard&#305;m g&ouml;remezsiniz.
23|66|Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklar&#305;n&#305;z üzerinde geri d&ouml;nüyordunuz;
23|67|Buna (ayetlerime) kar&#351;&#305; büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.
23|68|Onlar, yine de o s&ouml;zü (Kur'an'&#305;) gere&#287;i gibi dü&#351;ünmediler mi, yoksa onlara, geçmi&#351;teki atalar&#305;na gelmeyen bir &#351;ey mi geldi?
23|69|Ya da kendi elçilerini tan&#305;mad&#305;lar m&#305; ki, &#351;imdi onu inkar ediyorlar?
23|70|Yahut: "Onda bir delilik var" m&#305; diyorlar? Hay&#305;r, o, onlara hak ile gelmi&#351; bulunmaktad&#305;r ve onlar&#305;n ço&#287;u hakk&#305; çirkin kar&#351;&#305;l&#305;yorlar.
23|71|E&#287;er hak, onlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyacak olsayd&#305; hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z, g&ouml;kler, yer ve bunlar&#305;n içinde olan herkes (ve her&#351;ey) bozulmaya u&#287;rard&#305;. Hay&#305;r, Biz onlara kendi &#351;an ve &#351;eref (zikir)lerini getirmi&#351; bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
23|72|Yoksa sen onlardan haraç m&#305; istiyorsun? &#304;&#351;te Rabbinin harac&#305; (dünya ve ahiret arma&#287;an&#305;) daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. O, r&#305;z&#305;k verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r.
23|73|Gerçekten sen onlar&#305; dosdo&#287;ru olan bir yola ça&#287;&#305;r&#305;yorsun.
23|74|Ancak ahirete inanmayanlar, &#351;üphesiz yoldan sapanlard&#305;r.
23|75|E&#287;er onlara merhamet eder ve onlara dokunan zarar&#305; gideriverirsek, ta&#351;k&#305;nl&#305;klar&#305; içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;malar&#305;n&#305; sürdürecekler.
23|76|Andolsun, Biz onlar&#305; azapla yakalay&#305;verdik, fakat yine de Rablerine boyun e&#287;mediler ve yakar&#305;p-yalvarmad&#305;lar.
23|77|Sonunda, üzerlerine azab&#305; &#351;iddetli olan bir kap&#305; açt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda, onlar bunun içinde &#351;a&#351;k&#305;na d&ouml;nüp umutlar&#305;n&#305; kaybettiler.
23|78|O, sizin için kulaklar&#305;, g&ouml;zleri ve g&ouml;nülleri in&#351;a edendir; ne az &#351;ükrediyorsunuz.
23|79|O, sizi yeryüzünde yarat&#305;p-türetendir ve hepiniz yaln&#305;zca O'na (d&ouml;ndürülüp) toplanacaks&#305;n&#305;z.
23|80|O, ya&#351;atan ve &ouml;ldürendir; gece ile gündüzün ayk&#305;r&#305;l&#305;&#287;&#305; (veya ardarda geli&#351;i) da O'nun (kanunu)dur. Yine de akl&#305;n&#305;z&#305; kullanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
23|81|Hay&#305;r; onlar, geçmi&#351;tekilerin s&ouml;ylediklerinin benzerini s&ouml;ylediler.
23|82|Dediler ki: "ضldü&#287;ümüz, bir toprak ve bir kemik oldu&#287;umuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mi&#351;iz?"
23|83|"Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden &ouml;nceki atalar&#305;m&#305;za yap&#305;lm&#305;&#351;t&#305;; bu, geçmi&#351;lerin uydurma masallar&#305;ndan ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir."
23|84|De ki: "E&#287;er biliyorsan&#305;z (s&ouml;yleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"
23|85|"Allah'&#305;nd&#305;r" diyecekler. De ki: "Yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeyecek misiniz?"
23|86|De ki: "Yedi g&ouml;&#287;ün Rabbi ve büyük Ar&#351;'&#305;n Rabbi kimdir?"
23|87|"Allah'&#305;nd&#305;r" diyecekler. De ki: "Yine de sak&#305;nmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
23|88|De ki: "E&#287;er biliyorsan&#305;z (s&ouml;yleyin:) Her&#351;eyin melekutu (mülk ve y&ouml;netimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken Kendisi korunmuyor."
23|89|"Allah'&#305;nd&#305;r" diyecekler. De ki: "ضyleyse nas&#305;l oluyor da b&ouml;yle büyüleniyorsunuz?"
23|90|Hay&#305;r, Biz onlara hakk&#305; getirdik, ancak onlar gerçekten yalanc&#305;d&#305;rlar.
23|91|Allah, hiçbir çocuk edinmemi&#351;tir ve O'nunla birlikte hiçbir &#304;lah yoktur; e&#287;er olsayd&#305;, her bir ilah elbette kendi yaratt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;türüverirdi ve (ilahlar&#305;n) bir k&#305;sm&#305;na kar&#351;&#305; üstünlük sa&#287;lard&#305;. Allah, onlar&#305;n nitelendiregeldiklerinden Yücedir.
23|92|Gayb&#305; ve mü&#351;ahede edilebileni bilendir; onlar&#305;n ortak ko&#351;tuklar&#305;ndan Yücedir.
23|93|De ki: "Rabbim, e&#287;er onlara va'dolunan (azab)&#305; mutlaka bana g&ouml;stereceksen,"
23|94|"Rabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde b&#305;rakma."
23|95|Gerçek &#351;u ki Biz, onlar&#305; tehdit etti&#287;imiz &#351;eyi &#351;üphesiz sana g&ouml;sterme gücüne sahibiz.
23|96|K&ouml;tülü&#287;ü en güzel olanla uzakla&#351;t&#305;r; Biz, onlar&#305;n nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
23|97|Ve de ki: "Rabbim, &#351;eytan&#305;n k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;ndan Sana s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m."
23|98|"Ve onlar&#305;n benim yan&#305;mda bulunmalar&#305;ndan da Sana s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m Rabbim."
23|99|Sonunda, onlardan birine &ouml;lüm geldi&#287;i zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin."
23|100|"Ki, geride b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;m (dünya)da salih amellerde bulunay&#305;m." Asla, gerçekten bu, yaln&#305;zca bir s&ouml;zdür, bunu da kendisi s&ouml;ylemektedir. Onlar&#305;n &ouml;nlerinde, diriltilip kald&#305;r&#305;lacaklar&#305; güne kadar bir engel (berzah) vard&#305;r.
23|101|B&ouml;ylece Sur'a üfürüldü&#287;ü zaman art&#305;k o gün aralar&#305;nda soylar (veya soyba&#287;lar&#305;) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soylulu&#287;u veya birbirlerine durumlar&#305;n&#305;) soru&#351;turmazlar da.
23|102|Art&#305;k kimin tart&#305;s&#305; a&#287;&#305;r basarsa, i&#351;te onlar, kurtulu&#351;a erenlerin ta kendileridir.
23|103|Kimin tart&#305;s&#305; hafif gelirse, i&#351;te onlar da kendi nefislerini hüsrana u&#287;ratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlard&#305;r.
23|104|Ate&#351;, onlar&#305;n yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri s&#305;yr&#305;lm&#305;&#351; olarak s&#305;r&#305;tan) di&#351;leriyle kal&#305;verirler.
23|105|Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler de&#287;il miydiniz?
23|106|Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzlu&#287;umuz bize kar&#351;&#305; üstün geldi, biz sapan bir topluluk imi&#351;iz."
23|107|"Rabbimiz, bizi (ate&#351;in) içinden ç&#305;kar, e&#287;er yine (inkara) d&ouml;nersek, art&#305;k gerçekten zalim kimseler oluruz."
23|108|Der ki: "Onun içine sinin ve Benimle s&ouml;yle&#351;meyin."
23|109|"اünkü gerçekten Benim kullar&#305;mdan bir grup: “Rabbimiz, iman ettik, Sen art&#305;k bizi ba&#287;&#305;&#351;la ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n, derlerdi de,"
23|110|"Siz onlar&#305; alay konusu edinmi&#351;tiniz; &ouml;yle ki, size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz."
23|111|"Bugün Ben, gerçekten onlar&#305;n sabretmelerinin kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; verdim. &#350;üphesiz onlar, 'kurtulu&#351;a ve mutlulu&#287;a' erenlerdir."
23|112|Dedi ki: "Y&#305;l say&#305;s&#305; olarak yeryüzünde ne kadar kald&#305;n&#305;z?"
23|113|Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün biraz&#305; kadar kald&#305;k, sayanlara sor."
23|114|Dedi ki: "Yaln&#305;zca az (bir zaman) kald&#305;n&#305;z, gerçekten bir bilseydiniz,"
23|115|"Bizim, sizi bo&#351; bir amaç u&#287;runa yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; ve gerçekten Bize d&ouml;ndürülüp getirilmeyece&#287;inizi mi sanm&#305;&#351;t&#305;n&#305;z?"
23|116|Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur; Kerim olan Ar&#351;'&#305;n Rabbidir.
23|117|Kim Allah ile beraber ona ili&#351;kin geçerli kesin bir kan&#305;t (burhan)&#305; olmaks&#305;z&#305;n ba&#351;ka bir &#304;lah'a taparsa, art&#305;k onun hesab&#305; Rabbinin Kat&#305;ndad&#305;r. &#350;üphesiz inkar edenler kurtulu&#351;a eremezler.
23|118|Ve de ki: "Rabbim, ba&#287;&#305;&#351;la ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;s&#305;n."
24|1|(Bu,) &#304;ndirdi&#287;imiz ve (hükümlerini) farz k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z bir sûredir. &#304;çinde, umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünürsünüz diye apaç&#305;k ayetler indirdik.
24|2|Zina eden kad&#305;n ve zina eden erke&#287;in her birine yüzer de&#287;nek (celde) vurun. E&#287;er Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsan&#305;z, onlara Allah'&#305;n dini(ni uygulama) konusunda sizi bir ac&#305;ma tutmas&#305;n; onlara uygulanan cezaya mü'minlerden bir grup da &#351;ahit bulunsun.
24|3|Zina eden erkek, zina eden ya da mü&#351;rik olan bir kad&#305;ndan ba&#351;kas&#305;n&#305; nikahlayamaz; zina eden kad&#305;n&#305; da zina eden ya da mü&#351;rik olan bir erkekten ba&#351;kas&#305; nikahlayamaz. Bu, mü'minlere haram k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r.
24|4|Korunan (iffetli) kad&#305;nlara (zina suçu) atan, sonra d&ouml;rt &#351;ahid getirmeyenlere de seksen de&#287;nek vurun ve onlar&#305;n &#351;ahidliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Onlar fas&#305;k olanlard&#305;r.
24|5|Ancak bundan sonra tevbe eden ve salihçe davrananlar hariç. اünkü gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
24|6|Kendi e&#351;lerine (zina suçu) atan ve kendileri d&#305;&#351;&#305;nda &#351;ahidleri bulunmayanlar ise, onlardan da her birinin &#351;ahidli&#287;i, Allah ad&#305;na d&ouml;rt (kere yemin) ile kendisinin hiç &#351;üphesiz do&#287;ru s&ouml;yleyenlerden oldu&#287;una &#351;ahidlik etmektir.
24|7|Be&#351;inci (yemini) ise, e&#287;er yalan s&ouml;yleyenlerdense, Allah'&#305;n lanetinin muhakkak kendi üzerinde olmas&#305;(n&#305; kabul etmesi)dir.
24|8|Onun (kad&#305;n&#305;n) da d&ouml;rt kere Allah ad&#305;na (yeminle) onun (kocas&#305;n&#305;n) hiç &#351;üphesiz yalan s&ouml;yleyenlerden oldu&#287;una &#351;ahidlik etmesi kendisinden cezay&#305; uzakla&#351;t&#305;r&#305;r.
24|9|Be&#351;inci (yemini) ise, e&#287;er o (kocas&#305;) do&#287;ru s&ouml;ylüyor ise, Allah'&#305;n gazab&#305;n&#305;n muhakkak kendi üzerinde olmas&#305;(n&#305; kabul etmesi)d&#305;r.
24|10|E&#287;er Allah'&#305;n sizin üzerinizde fazl&#305; ve rahmeti olmasayd&#305; ve Allah gerçekten tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasayd&#305; (ne yapard&#305;n&#305;z)?
24|11|Do&#287;rusu, uydurulmu&#351; bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir &#351;er saymay&#305;n, aksine o sizin için bir hay&#305;rd&#305;r. Onlardan her bir ki&#351;iye kazand&#305;&#287;&#305; günahtan (bir ceza) vard&#305;r. Onlardan (iftiran&#305;n) büyü&#287;ünü yüklenene ise büyük bir azap vard&#305;r.
24|12|Onu i&#351;itti&#287;iniz zaman, erkek mü'minler ile kad&#305;n mü’minlerin kendi nefisleri ad&#305;na hay&#305;rl&#305; bir zanda bulunup: "Bu, aç&#305;kça uydurulmu&#351; iftira bir s&ouml;zdür" demeleri gerekmez miydi?
24|13|Ona kar&#351;&#305; d&ouml;rt &#351;ahitle gelmeleri gerekmez miydi? &#350;ahitleri getirmediklerine g&ouml;re, art&#305;k onlar Allah Kat&#305;nda yalanc&#305;lar&#305;n ta kendileridir.
24|14|E&#287;er Allah'&#305;n dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazl&#305; ve rahmeti olmasayd&#305;, içine dald&#305;&#287;&#305;n&#305;z dedikodudan dolay&#305; size büyük bir azap dokunurdu.
24|15|O durumda siz onu (iftiray&#305;) dillerinizle aktard&#305;n&#305;z ve hakk&#305;nda bilginiz olmayan &#351;eyi a&#287;&#305;zlar&#305;n&#305;zla s&ouml;ylediniz ve bunu kolay sand&#305;n&#305;z; oysa o Allah Kat&#305;nda çok büyük (bir suç)tür.
24|16|Onu i&#351;itti&#287;iniz zaman: "Bu konuda s&ouml;z s&ouml;ylemek bize yak&#305;&#351;maz. (Allah'&#305;m) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftirad&#305;r" demeniz gerekmez miydi?
24|17|E&#287;er iman edenlerden iseniz, bunun gibisine bir daha d&ouml;nmemeniz için Allah size &ouml;&#287;üt vermektedir.
24|18|Allah size ayetleri aç&#305;kl&#305;yor; Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24|19|اirkin utanmazl&#305;klar&#305;n (fuh&#351;un) iman edenler içinde yayg&#305;nla&#351;mas&#305;ndan ho&#351;lananlara, dünyada ve ahirette ac&#305;kl&#305; bir azap vard&#305;r. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.
24|20|E&#287;er Allah'&#305;n sizin üzerinizde fazl&#305; ve rahmeti olmasayd&#305; ve Allah gerçekten Rauf (&#351;efkat eden ve) Rahim olmasayd&#305; (ne yapard&#305;n&#305;z)?
24|21|Ey iman edenler, &#351;eytan&#305;n ad&#305;mlar&#305;na uymay&#305;n. Kim &#351;eytan&#305;n ad&#305;mlar&#305;na uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (&#351;eytan) çirkin utanmazl&#305;klar&#305; ve k&ouml;tülü&#287;ü emreder. E&#287;er Allah'&#305;n üzerinizde fazl&#305; ve rahmeti olmasayd&#305;, sizden hiçbiri ebedi olarak temize ç&#305;kamazd&#305;. Ancak Allah, diledi&#287;ini temize ç&#305;kar&#305;r. Allah, i&#351;itendir, bilendir.
24|22|Sizden, faziletli ve varl&#305;kl&#305; olanlar, yak&#305;nlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmas&#305;nlar, affetsinler ve ho&#351;g&ouml;rsünler. Allah'&#305;n sizi ba&#287;&#305;&#351;lamas&#305;n&#305; sevmez misiniz? Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
24|23|Namus sahibi, bir &#351;eyden habersiz, mü'min kad&#305;nlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmi&#351;lerdir. Ve onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
24|24|O gün, kendi dilleri, elleri ve ayaklar&#305; aleyhlerinde yapt&#305;klar&#305;na dair &#351;ahitlikte bulunacaklard&#305;r.
24|25|O gün, Allah hak ettikleri cezay&#305; eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'&#305;n hiç &#351;üphesiz hak oldu&#287;unu bileceklerdir.
24|26|K&ouml;tü kad&#305;nlar, k&ouml;tü erkeklere; k&ouml;tü erkekler, k&ouml;tü kad&#305;nlara; iyi ve temiz erkekler, iyi ve temiz kad&#305;nlara (yara&#351;&#305;r). Bunlar, onlar&#305;n demekte olduklar&#305;ndan uzakt&#305;rlar. Bunlar için bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve kerim (üstün) bir r&#305;z&#305;k vard&#305;r.
24|27|Ey iman edenler, evlerinizden ba&#351;ka evlere, yak&#305;nl&#305;k kurup (izin almadan) ve (ev halk&#305;na) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; umulur ki &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünürsünüz.
24|28|E&#287;er orada kimseyi bulamazsan&#305;z, size izin verilinceye kadar art&#305;k oraya girmeyin; ve e&#287;er "D&ouml;nün" denirse, siz de d&ouml;nün, bu sizin için daha temizdir. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; bilendir.
24|29|&#304;çinde oturulmayan ve sizin için bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde bir sak&#305;nca yoktur. Allah, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; da, saklad&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; da bilir.
24|30|Mü'minlere s&ouml;yle: "G&ouml;zlerini (harama çevirmekten) kaç&#305;nd&#305;rs&#305;nlar ve &#305;rzlar&#305;n&#305; korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Gerçekten Allah, yapt&#305;klar&#305;ndan haberdard&#305;r.
24|31|Mü'min kad&#305;nlara da s&ouml;yle: "G&ouml;zlerini (harama çevirmekten) kaç&#305;nd&#305;rs&#305;nlar ve &#305;rzlar&#305;n&#305; korusunlar; süslerini aç&#305;&#287;a vurmas&#305;nlar, ancak kendili&#287;inden g&ouml;rüneni hariç. Ba&#351; &ouml;rtülerini, yakalar&#305;n&#305;n üstünü (kapatacak &#351;ekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalar&#305;ndan ya da babalar&#305;ndan ya da o&#287;ullar&#305;ndan ya da kocalar&#305;n&#305;n o&#287;ullar&#305;ndan ya da kendi karde&#351;lerinden ya da karde&#351;lerinin o&#287;ullar&#305;ndan ya da k&#305;z karde&#351;lerinin o&#287;ullar&#305;ndan ya da kendi kad&#305;nlar&#305;ndan ya da sa&#287; ellerinin alt&#305;nda bulunanlardan ya da kad&#305;na ihtiyac&#305; olmayan (arzusuz veya iktidars&#305;z) hizmetçilerden ya da kad&#305;nlar&#305;n henüz mahrem yerlerini tan&#305;mayan çocuklardan ba&#351;kas&#305;na g&ouml;stermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklar&#305;n&#305; yere vurmas&#305;nlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."
24|32|&#304;çinizde evli olmayanlar&#305;, k&ouml;lelerinizden ve cariyelerinizden salih olanlar&#305; evlendirin. E&#287;er fakir iseler Allah, Kendi fazl&#305;ndan onlar&#305; zengin eder. Allah geni&#351; (nimet sahibi)dir, bilendir.
24|33|Nikah (imkan&#305;) bulamayanlar, Allah onlar&#305; Kendi fazl&#305;ndan zenginle&#351;tirinceye kadar iffetli davrans&#305;nlar. Sa&#287; ellerinizin malik oldu&#287;u (k&ouml;le ve cariyelerden) mükatebe isteyenlere -e&#287;er onlarda bir hay&#305;r g&ouml;rüyorsan&#305;z- mükatebe yap&#305;n. Ve Allah'&#305;n size verdi&#287;i mal&#305;ndan onlara verin. Dünya hayat&#305;n&#305;n geçici meta&#305;n&#305; elde etmek için -&#305;rzlar&#305;n&#305; korumak istiyorlarsa- cariyelerinizi fuh&#351;a zorlamay&#305;n. Kim onlar&#305; (fuh&#351;a) zorlarsa, &#351;üphesiz, onlar&#305;n (fuh&#351;a) zorlanmalar&#305;ndan sonra Allah (onlar&#305;) ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
24|34|Andolsun, size aç&#305;klay&#305;c&#305; ayetler, sizden &ouml;nce gelip geçenlerden bir &ouml;rnek ve takva sahipleri için bir &ouml;&#287;üt indirdik.
24|35|Allah, g&ouml;klerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çera&#287; bulunan bir kandil gibidir; çera&#287; bir s&#305;rça içerisindedir; s&#305;rça, sanki incimsi bir y&#305;ld&#305;zd&#305;r ki, do&#287;uya da, bat&#305;ya da ait olmayan kutlu bir zeytin a&#287;ac&#305;ndan yak&#305;l&#305;r; (bu &ouml;yle bir a&#287;aç ki) neredeyse ate&#351; ona dokunmasa da ya&#287;&#305; &#305;&#351;&#305;k verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna y&ouml;neltip-iletir. Allah insanlar için &ouml;rnekler verir. Allah, her&#351;eyi bilendir.
24|36|(Bu nur,) Allah'&#305;n, onlar&#305;n yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdi&#287;i evlerdedir; onlar&#305;n içinde sabah ak&#351;am O'nu tesbih ederler.
24|37|(ضyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne al&#305;&#351;-veri&#351; onlar&#305; Allah'&#305; zikretmekten, dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;lmaktan ve zekat&#305; vermekten 'tutkuya kapt&#305;r&#305;p al&#305;koymaz'; onlar, kalplerin ve g&ouml;zlerin ink&#305;laba u&#287;rayaca&#287;&#305; (deh&#351;etten allak bullak olaca&#287;&#305;) günden korkarlar.
24|38|اünkü Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzeliyle kar&#351;&#305;l&#305;k verecek ve onlara Kendi fazl&#305;ndan artt&#305;racakt&#305;r. Allah, diledi&#287;ini hesaps&#305;z r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;r.
24|39|&#304;nkar edenler ise; onlar&#305;n amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su san&#305;r. Nihayet ona ula&#351;t&#305;&#287;&#305;nda bir &#351;ey bulamaz ve yan&#305;nda Allah'&#305; bulur. (Allah da) Onun hesab&#305;n&#305; tam olarak verir. Allah, hesab&#305; çok seri g&ouml;rendir.
24|40|Ya da (inkar edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanl&#305;klara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vard&#305;r. Bir k&#305;sm&#305; bir k&#305;sm&#305; üzerinde olan karanl&#305;klar; elini ç&#305;kard&#305;&#287;&#305;nda onu bile neredeyse g&ouml;remeyecek. Allah kime nur vermemi&#351;se, art&#305;k onun için nur yoktur.
24|41|G&ouml;rmedin mi ki, g&ouml;klerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan ku&#351;lar, gerçekten Allah'&#305; tesbih etmektedir. Her biri, kendi duas&#305;n&#305; ve tesbihini &#351;üphesiz bilmi&#351;tir. Allah, onlar&#305;n i&#351;lediklerini bilendir.
24|42|G&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r ve d&ouml;nü&#351; yaln&#305;zca O'nad&#305;r.
24|43|G&ouml;rmedin mi ki, Allah bulutlar&#305; sürmekte, sonra aralar&#305;n&#305; birle&#351;tirmekte, sonra da onlar&#305; üst üste y&#305;&#287;maktad&#305;r; b&ouml;ylece, ya&#287;murun bunlar&#305;n aras&#305;ndan ak&#305;p-ç&#305;kt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. G&ouml;kten içinde dolu bulunan da&#287;lar (gibi bulutlar) indiriverir, onu diledi&#287;ine isabet ettirir de, diledi&#287;inden onu çevirir; &#351;im&#351;e&#287;inin par&#305;lt&#305;s&#305; neredeyse g&ouml;zleri kama&#351;t&#305;r&#305;p g&ouml;türüverecektir.
24|44|Allah, gece ile gündüzü evirip çevirir. Gerçekten bunda basiret sahipleri için birer ibret vard&#305;r.
24|45|Allah, her canl&#305;y&#305; sudan yaratt&#305;. &#304;&#351;te bunlardan kimi karn&#305; üzerinde yürümekte, kimi iki aya&#287;&#305; üzerinde yürümekte, kimi de d&ouml;rt (aya&#287;&#305;) üzerinde yürümektedir. Allah, diledi&#287;ini yarat&#305;r. Hiç &#351;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
24|46|Andolsun Biz, aç&#305;klay&#305;c&#305; ayetler indirdik. Allah, diledi&#287;ini do&#287;ru yola y&ouml;neltip-iletir.
24|47|Onlar derler ki: "Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik" sonra bunun ard&#305;ndan onlardan bir grup s&#305;rt çevirir. Bunlar iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
24|48|Aralar&#305;nda hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne ça&#287;r&#305;ld&#305;klar&#305; zaman, onlardan bir grup yüz çevirir.
24|49|E&#287;er hak lehlerinde ise, ona boyun e&#287;erek gelirler.
24|50|Bunlar&#305;n kalplerinde hastal&#305;k m&#305; var? Yoksa ku&#351;kuya m&#305; kap&#305;ld&#305;lar? Yoksa Allah'&#305;n ve elçisinin kendilerine kar&#351;&#305; haks&#305;zl&#305;k yapaca&#287;&#305;ndan m&#305; korkuyorlar? Hay&#305;r, onlar zalim kimselerdir.
24|51|Aralar&#305;nda hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine ça&#287;r&#305;ld&#305;klar&#305; zaman mü'min olanlar&#305;n s&ouml;zü: "&#304;&#351;ittik ve itaat ettik" demeleridir. &#304;&#351;te felaha kavu&#351;anlar bunlard&#305;r.
24|52|Kim Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sak&#305;n&#305;rsa, i&#351;te 'kurtulu&#351;a ve mutlulu&#287;a' erenler bunlard&#305;r.
24|53|Yeminlerinin olanca gücüyle Allah'a and içtiler; e&#287;er sen onlara emredersen (sava&#351;a) ç&#305;kacaklar diye. De ki: "And içmeyin, bu bilinen (&ouml;rf üzere) bir itaatt&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r."
24|54|De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl’e itaat edin. E&#287;er yine yüz çevirirseniz, art&#305;k Onun (peygamberin) sorumlulu&#287;u kendisine yüklenen, sizin sorumlulu&#287;unuz da size yüklenendir. E&#287;er Ona itaat ederseniz, hidayet bulmu&#351; olursunuz. Elçiye dü&#351;en, apaç&#305;k bir tebli&#287;den ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
24|55|Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmi&#351;tir: Hiç &#351;üphesiz onlardan &ouml;ncekileri nas&#305;l 'güç ve iktidar sahibi' k&#305;ld&#305;ysa, onlar&#305; da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' k&#305;lacak, kendileri için seçip be&#287;endi&#287;i dinlerini kendilerine yerle&#351;ik k&#305;l&#305;p sa&#287;lamla&#351;t&#305;racak ve onlar&#305; korkular&#305;ndan sonra güvenli&#287;e çevirecektir. Onlar, yaln&#305;zca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;mazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, i&#351;te onlar fas&#305;kt&#305;r.
24|56|Dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavu&#351;turulmu&#351; olursunuz.
24|57|&#304;nkara sapanlar&#305;n, yeryüzünde (Allah'&#305;) aciz b&#305;rakacaklar&#305;n&#305; sanma. Onlar&#305;n son bar&#305;nma yerleri ate&#351;tir. Ne k&ouml;tü bir d&ouml;nü&#351;tür o.
24|58|Ey iman edenler, sa&#287; ellerinizin malik oldu&#287;u ile sizden olup da henüz erginlik ça&#287;&#305;na ermemi&#351; olan (çocuk)lar, (odalar&#305;n&#305;za girmek için &#351;u) üç vakitte izin istesinler: Sabah namaz&#305;ndan &ouml;nce, &ouml;&#287;leyin üstünüzü ç&#305;kard&#305;&#287;&#305;n&#305;z vakit ve yats&#305; namaz&#305;ndan sonra. (Bu) ـçü sizin için mahrem (vakitleri)dir. Bunlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda size de, onlara da bir sak&#305;nca yoktur; onlar yan&#305;n&#305;zda dola&#351;abilirler, birbirinizin yan&#305;nda olabilirsiniz. &#304;&#351;te Allah, size ayetleri b&ouml;yle aç&#305;klamaktad&#305;r. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24|59|Sizden olan çocuklar, erginlik ça&#287;&#305;na erdikleri zaman, kendilerinden &ouml;ncekilerin izin istedi&#287;i gibi, bundan b&ouml;yle izin istesinler. &#304;&#351;te Allah, ayetlerini size b&ouml;yle aç&#305;klar. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
24|60|Kad&#305;nlardan evlili&#287;i ummay&#305;p da oturmakta olanlar, süslerini aç&#305;&#287;a vurmaks&#305;z&#305;n (d&#305;&#351;) elbiselerini ç&#305;karmalar&#305;nda kendileri için bir sak&#305;nca yoktur. Yine de iffetli davranmalar&#305; kendileri için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Allah, i&#351;itendir, bilendir.
24|61|K&ouml;r olana güçlük yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur; sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalar&#305;n&#305;z&#305;n evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek karde&#351;lerinizin evlerinden, k&#305;z karde&#351;lerinizin evlerinden, amcalar&#305;n&#305;z&#305;n evlerinden, halalar&#305;n&#305;z&#305;n evlerinden, day&#305;lar&#305;n&#305;z&#305;n evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtar&#305;na malik oldu&#287;unuz (yerlerden) ya da dostlar&#305;n&#305;z&#305;n (evlerin)den yemenizde bir güçlük yoktur. Hep birarada veya ayr&#305; ayr&#305; yemenizde de bir günah yoktur. Evlere girdi&#287;iniz vakit, Allah taraf&#305;ndan kutlu, güzel bir ya&#351;ama dile&#287;i olarak birbirinize selam verin. &#304;&#351;te Allah, size ayetleri b&ouml;yle aç&#305;klar, umulur ki akl&#305;n&#305;z&#305; kullan&#305;rs&#305;n&#305;z.
24|62|Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir i&#351; üzerinde iken, dndan izin al&#305;ncaya kadar b&#305;rak&#305;p-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, i&#351;te onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. B&ouml;ylelikle, senden kendi baz&#305; i&#351;leri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lanma dile. &#350;üphesiz Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
24|63|Elçinin ça&#287;&#305;rmas&#305;n&#305;, kendi aran&#305;zda kiminizin kimini ça&#287;&#305;rmas&#305; gibi saymay&#305;n. Allah, sizden bir di&#287;erinizi siper ederek kaçanlar&#305; gerçekten bilir. B&ouml;ylece onun emrine ayk&#305;r&#305; davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara ac&#305; bir azab&#305;n çarpmas&#305;ndan sak&#305;ns&#305;nlar.
24|64|Dikkatli olun; g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n hepsi Allah'&#305;nd&#305;r. O, üzerinde bulundu&#287;unuz &#351;eyi elbette bilir. Ve O'na d&ouml;ndürülecekleri gün, yapt&#305;klar&#305;n&#305; kendilerine haber verecektir. Allah, her&#351;eyi bilendir.
25|1|Alemlere uyar&#305;c&#305; olsun diye, kuluna Furkan'&#305; indiren (Allah) ne Yücedir.
25|2|G&ouml;klerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemi&#351;tir. O'na mülkünde ortak yoktur, her&#351;eyi yaratm&#305;&#351;, ona bir düzen vermi&#351;, belli bir &ouml;lçüyle takdir etmi&#351;tir.
25|3|O'nun d&#305;&#351;&#305;nda, hiçbir &#351;eyi yaratmayan, üstelik kendileri yarat&#305;lm&#305;&#351; olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sa&#287;layamayan, &ouml;ldürmeye, ya&#351;atmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtak&#305;m ilahlar edindiler.
25|4|&#304;nkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak Onun uydurdu&#287;u bir yaland&#305;r, kendisi düzüp uydurmu&#351; ve Ona bir ba&#351;ka topluluk da yard&#305;mda bulunmu&#351;tur." B&ouml;ylelikle onlar, hiç &#351;üphesiz haks&#305;zl&#305;k ve iftira ile geldiler.
25|5|Ve dediler ki: "Bu, geçmi&#351;lerin uydurdu&#287;u masallard&#305;r, bir ba&#351;kas&#305;na yazd&#305;rm&#305;&#351; olup kendisine sabah ak&#351;am okunmaktad&#305;r."
25|6|De ki: "Onu, g&ouml;klerde ve yerde gizli olan&#305; bilen (Allah) indirmi&#351;tir. Do&#287;rusu O, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir."
25|7|Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dola&#351;maktad&#305;r? Ona, kendisiyle birlikte uyar&#305;c&#305; olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?"
25|8|"Ya da kendisine bir hazinenin b&#305;rak&#305;lmas&#305; veya (ürünlerinden) yemekte oldu&#287;u bir bahçesi olmas&#305; (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmi&#351; bir adama uyuyorsunuz."
25|9|Bir bak; senin için nas&#305;l &ouml;rnekler verdiler de b&ouml;ylece sapt&#305;lar. Art&#305;k onlar hiçbir yol bulamazlar.
25|10|Diledi&#287;i takdirde, sana bundan daha hay&#305;rl&#305;s&#305; olarak alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler veren ve senin için k&ouml;&#351;kler k&#305;lan (Allah) ne Yücedir.
25|11|Hay&#305;r, onlar k&#305;yamet-saatini yalanlad&#305;lar; Biz k&#305;yamet saatini yalan sayanlara ç&#305;lg&#305;nca yanan bir ate&#351; haz&#305;rlad&#305;k.
25|12|(Ate&#351;,) Onlar&#305; uzak bir yerden g&ouml;rdü&#287;ünde, onlar bunun gazabl&#305; &ouml;fkesini ve u&#287;ultusunu i&#351;itirler.
25|13|Elleri boyunlar&#305;na ba&#287;l&#305; olarak, s&#305;k&#305;&#351;&#305;k bir yerine at&#305;ld&#305;klar&#305; zaman, orada yok olu&#351;u isteyip-ça&#287;&#305;r&#305;rlar.
25|14|Bugün bir yok olu&#351;u ça&#287;&#305;rmay&#305;n, birçok (kere) yok olu&#351;u isteyip-ça&#287;&#305;r&#305;n.
25|15|De ki: "Bu mu daha hay&#305;rl&#305;, yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son durakt&#305;r."
25|16|"&#304;çinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak, orada her istedikleri onlar&#305;nd&#305;r; bu, Rabbinin üzerine ald&#305;&#287;&#305;, istenen bir vaaddir."
25|17|Onlar&#305; ve Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305; biraraya getirip toplayaca&#287;&#305; ve: "&#350;u kullar&#305;m&#305; siz mi sapt&#305;rd&#305;n&#305;z, yoksa kendileri mi yoldan sapt&#305;lar?” diyece&#287;i gün;
25|18|Derler ki: "Sen Yücesin; Senin d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;ka veliler edinmemiz bize yak&#305;&#351;maz, ancak onlar&#305; ve atalar&#305;n&#305; Sen meta verip yararland&#305;rd&#305;n, &ouml;yle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve b&ouml;ylece y&#305;k&#305;ma u&#287;rayan bir kavim oldular."
25|19|"&#304;&#351;te (ilahlar&#305;n&#305;z) sizin s&ouml;ylediklerinizi yalanlad&#305;lar; bundan b&ouml;yle (azab&#305;) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yard&#305;ma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tadd&#305;r&#305;r&#305;z."
25|20|Senden &ouml;nce g&ouml;nderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden ba&#351;kas&#305;n&#305; g&ouml;ndermi&#351; de&#287;iliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yapt&#305;k. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin g&ouml;rendir.
25|21|Bize kavu&#351;may&#305; ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz'i g&ouml;rmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklü&#287;e kap&#305;ld&#305;lar ve büyük bir azg&#305;nl&#305;kla ba&#351; kald&#305;rd&#305;lar.
25|22|Melekleri g&ouml;recekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasakt&#305;r, yasak."
25|23|Onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305; her i&#351;in &ouml;nüne geçtik, b&ouml;ylece onu savurulmu&#351; toz zerreleri k&#305;l&#305;verdik.
25|24|O gün, cennet halk&#305;n&#305;n kalacaklar&#305; yer daha hay&#305;rl&#305;, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.
25|25|G&ouml;&#287;ün bulutlarla parçalanaca&#287;&#305; ve meleklerin bir indirilme ile indirilece&#287;i gün;
25|26|&#304;&#351;te o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)&#305;nd&#305;r. &#304;nkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.
25|27|O gün, zulmeden, ellerini (h&#305;nçla) &#305;s&#305;rarak (&#351;&ouml;yle) der: "Ah ke&#351;ke, elçiyle birlikte bir yol edinmi&#351; olsayd&#305;m,"
25|28|"Vah yaz&#305;klar bana, ne olurdu da filan&#305; dost edinmeseydim."
25|29|"اünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) sapt&#305;rm&#305;&#351; oldu. &#350;eytan da insan&#305; 'yapayaln&#305;z ve yard&#305;ms&#305;z" b&#305;rakand&#305;r."
25|30|Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'&#305; terk edilmi&#351; (bir Kitap) olarak b&#305;rakt&#305;lar."
25|31|&#304;&#351;te b&ouml;yle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir dü&#351;man k&#305;ld&#305;k. Yol g&ouml;sterici ve yard&#305;mc&#305; olarak Rabbin yeter.
25|32|&#304;nkar edenler dediler ki: "Kur'an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli de&#287;il miydi?" Biz onunla kalbini sa&#287;lamla&#351;t&#305;r&#305;p-peki&#351;tirmek için b&ouml;ylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.
25|33|Onlar&#305;n sana getirdikleri hiçbir &ouml;rnek yoktur ki, Biz (ona kar&#351;&#305;) sana hakk&#305; ve en güzel aç&#305;klama tarz&#305;n&#305; getirmi&#351; olmayal&#305;m.
25|34|O yüzükoyun cehenneme do&#287;ru sürülüp-toplanacak olanlar; i&#351;te onlar, yer bak&#305;m&#305;ndan çok k&ouml;tü, yol bak&#305;m&#305;ndan sapm&#305;&#351; olanlard&#305;r.
25|35|Andolsun, Biz Musa'ya kitab&#305; verdik ve onunla birlikte karde&#351;i Harun'u yard&#305;mc&#305; k&#305;ld&#305;k.
25|36|B&ouml;ylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onlar&#305; (Firavun ve çevresini) k&ouml;künden darmada&#287;&#305;n ettik.
25|37|Nuh'un kavmi de, elçileri yalanland&#305;klar&#305;nda onlar&#305; suda bo&#287;duk ve insanlar için bir ayet k&#305;ld&#305;k. Biz zulmedenlere ac&#305;kl&#305; bir azap haz&#305;rlad&#305;k.
25|38|Ad'&#305;, Semud'u, Ress halk&#305;n&#305; ve bunlar aras&#305;nda birçok nesilleri (yok ettik).
25|39|Biz (onlardan) her birine &ouml;rnekler verdik ve her birini darmada&#287;&#305;n edip mahvettik.
25|40|Andolsun, onlar, üstüne felaket ya&#287;muru ya&#287;d&#305;r&#305;lm&#305;&#351; bulunan o ülkeye u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r; yine de onu g&ouml;rmüyorlar m&#305;yd&#305;? Hay&#305;r, onlar dirilmeyi ummuyorlard&#305;.
25|41|Seni g&ouml;rdükleri zaman, seni yaln&#305;zca alay konusu edinmektedirler: "Allah'&#305;n, elçi olarak g&ouml;nderdi&#287;i bu mu?"
25|42|"E&#287;er onlara kar&#351;&#305; kararl&#305;l&#305;k g&ouml;stermeseydik, neredeyse bizi ilahlar&#305;m&#305;zdan sapt&#305;racakt&#305;." Azab&#305; g&ouml;recekleri zaman, kim yol bak&#305;m&#305;ndan daha sap&#305;km&#305;&#351;, &ouml;&#287;reneceklerdir.
25|43|Kendi istek ve tutkular&#305;n&#305; (hevas&#305;n&#305;) ilah edineni g&ouml;rdün mü? &#350;imdi ona kar&#351;&#305; sen mi vekil olacaks&#305;n?
25|44|Yoksa sen, onlar&#305;n ço&#287;unu (s&ouml;z) i&#351;itir ya da akl&#305;n&#305; kullan&#305;r m&#305; say&#305;yorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hay&#305;r, onlar yol bak&#305;m&#305;ndan daha &#351;a&#351;k&#305;n (ve a&#351;a&#287;&#305;) d&#305;rlar.
25|45|Rabbini g&ouml;rmedin mi, g&ouml;lgeyi nas&#305;l uzat&#305;vermi&#351;tir? E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305; onu durgun k&#305;lard&#305;. Sonra Biz Güne&#351;'i ona bir delil k&#305;lm&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
25|46|Sonra da onu tutup Kendimize a&#287;&#305;r a&#287;&#305;r çekmi&#351;izdir.
25|47|O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yay&#305;l&#305;p-çal&#305;&#351;ma (zaman&#305;) k&#305;land&#305;r.
25|48|Ve Kendi rahmetinin &ouml;nünde rüzgarlar&#305; müjdeciler olarak g&ouml;nderen O'dur. Biz, g&ouml;kten tertemiz su indirdik;
25|49|Onunla &ouml;lü bir beldeyi (topra&#287;&#305;) canland&#305;rmak ve yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z hayvanlardan ve insanlardan birço&#287;unu onunla sulamak için.
25|50|Andolsun bunu, onlar&#305;n aras&#305;nda &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünsünler diye çe&#351;itli biçimlerde aç&#305;klad&#305;k. Ama insanlar&#305;n ço&#287;u nank&ouml;rlük edip ayak direttiler.
25|51|E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305;k, her kasabaya bir uyar&#305;c&#305; g&ouml;nderirdik.
25|52|ضyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir mücadele ver.
25|53|&#304;ki denizi (birbirine) sal&#305;p katan O'dur; bu, tatl&#305;, susuzlu&#287;u giderici, bu da tuzlu ve ac&#305;d&#305;r. &#304;kisinin aras&#305;nda (birbirlerine kar&#305;&#351;malar&#305;n&#305; &ouml;nleyen) bir engel (berzah) ve a&#351;&#305;lmayan bir s&#305;n&#305;r koymu&#351;tur.
25|54|Ve insan&#305; bir sudan yarat&#305;p onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) k&#305;lan O'dur. Senin Rabbin güç yetirendir.
25|55|Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p kendilerine yarar ve zarar sa&#287;layamayacak &#351;eylere ibadet ediyorlar. Kafir, (as&#305;l) kendi Rabbine kar&#351;&#305; (&#351;eytana) arka ç&#305;kand&#305;r.
25|56|Biz seni yaln&#305;zca bir müjde verici ve uyar&#305;p-korkutucu olarak g&ouml;nderdik.
25|57|De ki: "Ben buna kar&#351;&#305;l&#305;k, Rabbine do&#287;ru bir yol tutmay&#305; dileyen (insanlar olman&#305;z) d&#305;&#351;&#305;nda sizden bir ücret istemiyorum."
25|58|Sen, asla &ouml;lmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullar&#305;n&#305;n günahlar&#305;ndan O'nun haberdar olmas&#305; yeter.
25|59|O, g&ouml;kleri ve yeri ve ikisinin aras&#305;ndakileri alt&#305; günde yaratan ve sonra ar&#351;a istiva edendir. Rahman (olan Allah)d&#305;r. Bunu (bundan) haberi olana sor.
25|60|Onlara: "Rahman (olan Allah)a secde edin" denildi&#287;i zaman, "Rahman da neymi&#351;? Biz senin bize emretti&#287;ine mi secde edecek mi&#351;iz?" derler ve (bu,) onlar&#305;n nefretini artt&#305;r&#305;r.
25|61|G&ouml;kte burçlar k&#305;lan, onlar&#305;n içinde bir ayd&#305;nl&#305;k ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.
25|62|O, gece ile gündüzü birbiri ard&#305;nca k&#305;land&#305;r; &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmek isteyenler ya da &#351;ükretmek isteyenler için.
25|63|O Rahman (olan Allah)&#305;n kullar&#305;, yeryüzü üzerinde alçak g&ouml;nüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap olduklar&#305; zaman "Selam" derler.
25|64|Onlar, Rablerine secde ederek ve k&#305;yama durarak gecelerler.
25|65|Onlar: "Rabbimiz, cehennem azab&#305;n&#305; bizden geri çevir; gerçekten, onun azab&#305; &ouml;denmesi kaç&#305;n&#305;lmaz bir borç (veya sürekli bir ac&#305;d&#305;r) derler.
25|66|"&#350;üphesiz o, ne k&ouml;tü bir karargah ve ne k&ouml;tü bir konaklama yeridir."
25|67|Onlar, harcad&#305;klar&#305; zaman, ne israf ederler, ne k&#305;sarlar; (harcamalar&#305;,) ikisi aras&#305;nda orta bir yoldur.
25|68|Ve onlar, Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah'a tapmazlar. Allah'&#305;n haram k&#305;ld&#305;&#287;&#305; can&#305; haks&#305;z yere &ouml;ldürmezler ve zina etmezler. Kim bunlar&#305; yaparsa 'a&#287;&#305;r bir ceza ile' kar&#351;&#305;la&#351;&#305;r.
25|69|K&#305;yamet günü, azap ona kat kat art&#305;r&#305;l&#305;r ve içinde a&#351;a&#287;&#305;lanm&#305;&#351; olarak temelli kal&#305;r.
25|70|Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan ba&#351;ka; i&#351;te onlar&#305;n günahlar&#305;n&#305; Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
25|71|Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmi&#351; olarak Allah'a d&ouml;ner.
25|72|Ki onlar, yalan &#351;ahidlikte bulunmayanlar, bo&#351; ve yarars&#305;z s&ouml;zle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;klar&#305; zaman onurlu olarak geçenlerdir.
25|73|Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hat&#305;rlat&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, onun üstünde sa&#287;&#305;r ve k&ouml;rler olarak kapan&#305;p kalmayanlard&#305;r.
25|74|Ve onlar: "Rabbimiz, bize e&#351;lerimizden ve soyumuzdan, g&ouml;zün ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305; olacak (çocuklar) arma&#287;an et ve bizi takva sahiplerine &ouml;nder k&#305;l," diyenlerdir.
25|75|&#304;&#351;te onlar, sabretmelerine kar&#351;&#305;l&#305;k (cennetin en g&ouml;zde yerinde) odalarla &ouml;düllendirilirler ve orda esenlik dile&#287;i ve selamla kar&#351;&#305;lan&#305;rlar.
25|76|Orda ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
25|77|De ki: "Sizin duan&#305;z olmasayd&#305; Rabbim size de&#287;er verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanlad&#305;n&#305;z; art&#305;k (bunun azab&#305; da) kaç&#305;n&#305;lmaz olacakt&#305;r."
26|1|Ta, Sin, Mim.
26|2|Bunlar, apaç&#305;k olan Kitab'&#305;n ayetleridir.
26|3|Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (&ouml;yle mi?)
26|4|Dilersek, onlar&#305;n üzerine g&ouml;kten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunlar&#305; e&#287;ilmi&#351; kal&#305;verir.
26|5|Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyar&#305; gelmeyiversin, hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z ondan yüz çevirirler.
26|6|Gerçekten yalanlad&#305;lar; fakat, alay konusu yapt&#305;klar&#305; &#351;eyin haberi kendilerine pek yak&#305;nda gelecektir.
26|7|Yeryüzünde bir bakmad&#305;lar m&#305; ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.
26|8|&#350;üphesiz, bunda bir ayet vard&#305;r; ancak onlar&#305;n ço&#287;u mü'min de&#287;ildirler.
26|9|&#350;üphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir.
26|10|Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmi&#351;ti: "Zulmetmekte olan kavme git;"
26|11|Firavun'un kavmine, hala sak&#305;nm&#305;yorlar m&#305;?"
26|12|Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onlar&#305;n beni yalanlamalar&#305;ndan korkuyorum."
26|13|"G&ouml;&#287;süm s&#305;k&#305;&#351;&#305;yor, dilim d&ouml;nmüyor; bundan dolay&#305; Harun'a da (elçilik g&ouml;revini bildirmesi için Cibril'i) g&ouml;nder."
26|14|"ـstelik, onlar&#305;n bana kar&#351;&#305; (davas&#305;n&#305; savunacaklar&#305; bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolay&#305; beni &ouml;ldürmelerinden korkuyorum."
26|15|(Allah:) "Hay&#305;r," dedi. "&#304;kiniz de ayetlerimle gidin, &#351;üphesiz sizinle birlikteyiz (ve) i&#351;itmekteyiz."
26|16|"Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz,"
26|17|"&#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; bizimle birlikte g&ouml;ndermen için (sana geldik)."
26|18|(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yeti&#351;tirip büyütmedik mi? Sen &ouml;mrünün nice y&#305;llar&#305;n&#305; aram&#305;zda geçirmedin mi?"
26|19|"Ve sen, yapaca&#287;&#305;n i&#351;i (cinayeti) de i&#351;ledin; sen nank&ouml;rlerdensin."
26|20|(Musa) Dedi ki: "Ben onu yapt&#305;&#287;&#305;m zaman &#351;a&#351;k&#305;nlardand&#305;m."
26|21|"Sizden korkunca da hemen aran&#305;zdan kaçt&#305;m; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni g&ouml;nderilen (elçilerden) k&#305;ld&#305;."
26|22|"Bana kar&#351;&#305; lütuf-dedi&#287;in nimet de, &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; k&ouml;le k&#305;lmandan dolay&#305;d&#305;r."
26|23|Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir?"
26|24|Dedi ki: "G&ouml;klerin, yerin ve bu ikisi aras&#305;nda olan her&#351;eyin Rabbidir. E&#287;er 'kesin bilgiyle inan&#305;yorsan&#305;z' (b&ouml;yledir)."
26|25|اevresindekilere dedi ki: "&#304;&#351;itiyor musunuz?"
26|26|(Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmi&#351;teki atalar&#305;n&#305;z&#305;n da Rabbidir."
26|27|(Firavun) Dedi ki: "&#350;üphesiz size g&ouml;nderilmi&#351; bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir."
26|28|"E&#287;er akl&#305;n&#305;z&#305; kullanabiliyorsan&#305;z, O, do&#287;unun da, bat&#305;n&#305;n da ve bunlar aras&#305;nda olan her&#351;eyin de Rabbidir" dedi (Musa).
26|29|(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim d&#305;&#351;&#305;mda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse ataca&#287;&#305;m."
26|30|(Musa) Dedi ki: "Sana apaç&#305;k bir &#351;ey getirmi&#351; olsam da m&#305;?"
26|31|(Firavun) Dedi ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü isen, onu getir."
26|32|Bunun üzerine asas&#305;n&#305; b&#305;rak&#305;verdi, bir de (ne g&ouml;rsünler) o, aç&#305;kça bir ejderha oluverdi.
26|33|Elini de çekip ç&#305;kard&#305;, bir de (ne g&ouml;rsün) o, bakanlar için 'parlay&#305;p ayd&#305;nlan&#305;vermi&#351;'.
26|34|(Firavun,) اevresindeki &ouml;nde gelenlere: "Bu” dedi, "Do&#287;rusu bilgin bir büyücüdür."
26|35|"Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp ç&#305;karmak istiyor; ne buyurursunuz?"
26|36|Dediler ki: "Bunu ve karde&#351;ini oyala, &#351;ehirlere de toplay&#305;c&#305;lar g&ouml;nder,"
26|37|"Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler."
26|38|B&ouml;ylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi.
26|39|Ve insanlara da: "Siz de toplan&#305;yor musunuz? dendi."
26|40|"Umar&#305;z ki, e&#287;er galip gelirse biz de büyücülere uyar&#305;z."
26|41|Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "&#350;ayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, de&#287;il mi?" dediler.
26|42|"Evet" dedi. "ـstelik &#351;üphesiz siz en yak&#305;n(lar&#305;m) k&#305;l&#305;nanlardan olacaks&#305;n&#305;z."
26|43|Musa onlara dedi ki: "Ataca&#287;&#305;n&#305;z&#305; at&#305;n."
26|44|Onlar da, iplerini ve asalar&#305;n&#305; at&#305;verdiler ve: "Firavun'un üstünlü&#287;ü ad&#305;na, hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.
26|45|B&ouml;ylelikle Musa da asas&#305;n&#305; b&#305;rak&#305;verdi, bir de (ne g&ouml;rsünler) o, uydurmakta olduklar&#305;n&#305; yutuveriyor.
26|46|An&#305;nda büyücüler secdeye kapand&#305;lar.
26|47|(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
26|48|"Musa'n&#305;n ve Harun'un Rabbine."
26|49|(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden &ouml;nce mi inand&#305;n&#305;z? &#350;üphesiz, o, size büyüyü &ouml;&#287;reten büyü&#287;ünüzdür; &ouml;yleyse yak&#305;nda bileceksiniz. &#350;üphesiz ellerinizi ve ayaklar&#305;n&#305;z&#305; çaprazlama kestirece&#287;im ve sizin hepinizi gerçekten as&#305;p-salland&#305;raca&#287;&#305;m."
26|50|"Hiç zarar&#305; yok" dediler. "اünkü biz gerçekten Rabbimiz'e d&ouml;nücüleriz."
26|51|"Do&#287;rusu biz, iman edenlerin ilki oldu&#287;umuzdan dolay&#305; Rabbimiz'in bizim hatalar&#305;m&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;layaca&#287;&#305;n&#305; umuyoruz."
26|52|Musa'ya: "Kullar&#305;m&#305; gece yürüyü&#351;e geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik.
26|53|Bunun üzerine Firavun &#351;ehirlere (asker) toplay&#305;c&#305;lar g&ouml;nderdi.
26|54|"Gerçek &#351;u ki bunlar az&#305;nl&#305;k olan bir topluluktur;"
26|55|"Ve elbette bize kar&#351;&#305; da büyük bir &ouml;fke beslemektedirler."
26|56|'Biz ise uyan&#305;k bir toplumuz" (dedi).
26|57|B&ouml;ylelikle Biz onlar&#305; (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve p&#305;narlardan sürüp ç&#305;kard&#305;k;
26|58|Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.
26|59|&#304;&#351;te b&ouml;yle; bunlara &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; mirasç&#305; k&#305;ld&#305;k.
26|60|B&ouml;ylece (Firavun ve ordusu) güne&#351;in do&#287;u&#351; vakti onlar&#305; izlemeye koyuldular.
26|61|&#304;ki topluluk birbirini g&ouml;rdükleri zaman Musa'n&#305;n adamlar&#305;: "Gerçekten yakaland&#305;k" dediler.
26|62|(Musa:) "Hay&#305;r" dedi. "&#350;üphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol g&ouml;sterecektir."
26|63|Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yar&#305;l&#305;verdi de her parças&#305; kocaman bir da&#287; gibi oldu.
26|64|ضtekileri de buraya yakla&#351;t&#305;rd&#305;k.
26|65|Musa'y&#305; ve onunla birlikte olanlar&#305;n hepsini kurtarm&#305;&#351; olduk.
26|66|Sonra &ouml;tekileri suda bo&#287;duk.
26|67|&#350;üphesiz, bunda bir ayet vard&#305;r. Ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|68|Ve hiç &#351;üphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|69|Onlara &#304;brahim'in haberini de aktar-oku:
26|70|Hani, babas&#305;na ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demi&#351;ti.
26|71|Demi&#351;lerdi ki: "Putlara tap&#305;yoruz, bunun için sürekli onlar&#305;n &ouml;nünde bel büküp e&#287;iliyoruz."
26|72|Dedi ki: "Peki, dua etti&#287;iniz zaman onlar sizi i&#351;itiyorlar m&#305;?"
26|73|"Ya da size bir yararlar&#305; veya zararlar&#305; dokunuyor mu?"
26|74|"Hay&#305;r" dediler. "Biz atalar&#305;m&#305;z&#305; b&ouml;yle yaparlarken bulduk."
26|75|(&#304;brahim) Dedi ki: "&#350;imdi, neye tapmakta oldu&#287;unuzu g&ouml;rdünüz mü?"
26|76|"Hem siz, hem de eski atalar&#305;n&#305;z?"
26|77|"&#304;&#351;te bunlar, gerçekten benim dü&#351;man&#305;md&#305;r; yaln&#305;zca alemlerin Rabbi hariç"
26|78|"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;"
26|79|"Bana yediren ve içiren O'dur;"
26|80|"Hastaland&#305;&#287;&#305;m zaman bana &#351;ifa veren O'dur;"
26|81|"Beni &ouml;ldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"
26|82|"Din (ceza) günü hatalar&#305;m&#305; ba&#287;&#305;&#351;layaca&#287;&#305;n&#305; umdu&#287;um da O'dur;"
26|83|"Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) ba&#287;&#305;&#351;la ve beni salih olanlara kat;"
26|84|"Sonra gelecekler aras&#305;nda bana bir do&#287;ruluk dili (lisan-&#305; s&#305;dk) ver."
26|85|"Beni nimetlerle-donat&#305;lm&#305;&#351; cennetin mirasç&#305;lar&#305;ndan k&#305;l,"
26|86|"Babam&#305; da ba&#287;&#305;&#351;la, çünkü o &#351;a&#351;&#305;r&#305;p sapanlardand&#305;r."
26|87|"Ve beni (insanlar&#305;n) diriltilecekleri gün küçük dü&#351;ürme,"
26|88|'Mal&#305;n da, çocuklar&#305;n da bir yarar sa&#287;layamad&#305;&#287;&#305; günde."
26|89|"Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler ba&#351;ka."
26|90|(O gün) Cennet takva sahiplerine yakla&#351;t&#305;r&#305;l&#305;r.
26|91|Cehennem de azg&#305;nlar için sergilenir.
26|92|Ve onlara: "Tapmakta olduklar&#305;n&#305;z nerede?" denilir;
26|93|"Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda olan (ilah)lar; size yard&#305;mlar&#305; dokunuyor mu, veya kendilerine yard&#305;mlar&#305; oluyor mu?
26|94|Art&#305;k onlar ve azg&#305;nlar onun içine d&ouml;külüverilmi&#351;tir.
26|95|Ve &#304;blis'in bütün ordular&#305; da.
26|96|Orada birbirleriyle çeki&#351;ip tart&#305;&#351;arak derler ki:
26|97|"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindeymi&#351;iz,"
26|98|"اünkü sizi (yalanc&#305; olanlar&#305;) alemlerin Rabbiyle e&#351;it tutuyorduk.
26|99|"Bizi suçlu-günahkarlardan ba&#351;ka sapt&#305;ran olmad&#305;."
26|100|"Art&#305;k bizim için ne bir &#351;efaatçi var,"
26|101|"Ne de candan-yak&#305;n bir dost."
26|102|"Bizim bir kere daha (dünyaya d&ouml;nü&#351;ümüz mümkün) olsayd&#305; da iman edenlerden olabilseydik."
26|103|Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|104|Ve &#351;üphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|105|Nuh kavmi de g&ouml;nderilen (peygamber)leri yalanlad&#305;.
26|106|Hani onlara karde&#351;leri Nuh: "Sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z?" demi&#351;ti.
26|107|"Gerçek &#351;u ki, ben size g&ouml;nderilmi&#351; güvenilir bir elçiyim."
26|108|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|109|"Buna kar&#351;&#305;l&#305;k ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yaln&#305;zca alemlerin Rabbine aittir."
26|110|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin.
26|111|Dediler ki: "Sana, s&#305;radan a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k insanlar uymu&#351;ken inan&#305;r m&#305;y&#305;z?"
26|112|Dedi ki: "Onlar&#305;n yapmakta olduklar&#305; hakk&#305;nda benim bilgim yoktur."
26|113|"Onlar&#305;n hesab&#305; yaln&#305;zca Rabbime aittir, e&#287;er &#351;uurundaysan&#305;z (anlars&#305;n&#305;z.)"
26|114|"Ve ben mü'min olanlar&#305; kovacak de&#287;ilim."
26|115|"Ben, yaln&#305;zca apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
26|116|Dediler ki: "E&#287;er (bu s&ouml;ylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten ta&#351;a tutulup kovulacaks&#305;n."
26|117|Dedi ki: "Rabbim, &#351;üphesiz kavmim beni yalanlad&#305;."
26|118|"Bundan b&ouml;yle, benimle onlar&#305;n aras&#305;n&#305; aç&#305;k bir hükümle ay&#305;r ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."
26|119|Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanlar&#305; (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtard&#305;k.
26|120|Sonra bunun ard&#305;ndan geride kalanlar&#305; da suda-bo&#287;duk.
26|121|Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|122|Ve &#351;üphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|123|Ad (kavmi) de g&ouml;nderilen (elçi)leri yalanlad&#305;.
26|124|Hani onlara karde&#351;leri Hud: "Sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z?" demi&#351;ti.
26|125|"Gerçek &#351;u ki, ben size g&ouml;nderilmi&#351; güvenilir bir elçiyim."
26|126|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|127|"Buna kar&#351;&#305;l&#305;k ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yaln&#305;zca alemlerin Rabbine aittir."
26|128|"Siz, her yüksekçe yere bir an&#305;t in&#351;a edip (yarars&#305;z bir &#351;eyle) oyalan&#305;p e&#287;leniyor musunuz?"
26|129|"ضlümsüz k&#305;l&#305;nmak umuduyla sanat yap&#305;lar&#305; m&#305; ediniyorsunuz?"
26|130|"Tutup yakalad&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman da zorbalar gibi mi yakal&#305;yorsunuz?"
26|131|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|132|"Bildi&#287;iniz &#351;eylerle size yard&#305;m edenden korkup-sak&#305;n&#305;n."
26|133|"Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yard&#305;m etti."
26|134|"Bahçeler ve p&#305;narlar da."
26|135|"Do&#287;rusu, ben sizin için büyük bir günün azab&#305;ndan korkuyorum."
26|136|Dediler ki: "Bizim için fark etmez; &ouml;&#287;üt versen de, &ouml;&#287;üt verenlerden olmasan da."
26|137|"Bu, geçmi&#351;tekilerin 'geleneksel tutumundan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
26|138|"Ve biz azap g&ouml;recek de de&#287;iliz."
26|139|B&ouml;ylelikle onu yalanlad&#305;lar, Biz de onlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|140|Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|141|Semud (kavmi) de, g&ouml;nderilen (elçi)leri yalanlad&#305;.
26|142|Hani onlara karde&#351;leri Salih: "Sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z? demi&#351;ti.
26|143|"Gerçek &#351;u ki, ben size g&ouml;nderilmi&#351; güvenilir bir elçiyim."
26|144|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|145|"Buna kar&#351;&#305;l&#305;k ben sizden bir ücret istemiyorum;
26|146|"Siz burada güvenlik içinde mi b&#305;rak&#305;lacaks&#305;n&#305;z?"
26|147|"Bahçelerin, p&#305;narlar&#305;n içinde,"
26|148|"Ekinler ve yumu&#351;ak tomurcuklu g&ouml;z al&#305;c&#305; hurmal&#305;klar aras&#305;nda?"
26|149|"Da&#287;lardan ustal&#305;kla zevkli evler yontuyorsunuz."
26|150|"Art&#305;k Allah'tan sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|151|"Ve &ouml;lçüsüzce davrananlar&#305;n emrine itaat etmeyin."
26|152|"Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;kar&#305;yor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (&#305;slah etmiyorlar)."
26|153|Dediler ki: "Sen ancak büyülenmi&#351;lerdensin."
26|154|"Sen yaln&#305;zca bizim benzerimiz olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsin; e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-g&ouml;relim."
26|155|Dedi ki: "&#304;&#351;te, bu bir di&#351;i devedir; su içme hakk&#305; (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakk&#305; da sizindir."
26|156|"Ona bir k&ouml;tülükle dokunmay&#305;n, sonra büyük bir günün azab&#305; sizi yakalar.
26|157|"Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pi&#351;man oldular."
26|158|B&ouml;ylece azap onlar&#305; yakalad&#305;. Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|159|Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|160|Lut (kavmi) de, g&ouml;nderilen (elçi)leri yalanlad&#305;.
26|161|Hani onlara karde&#351;leri Lut: "Sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z?" demi&#351;ti.
26|162|"Gerçek &#351;u ki, ben size g&ouml;nderilmi&#351; güvenilir bir elçiyim."
26|163|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|164|"Buna kar&#351;&#305;l&#305;k ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yaln&#305;zca alemlerin Rabbine aittir."
26|165|"Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?
26|166|"Rabbinizin sizler için yaratm&#305;&#351; bulundu&#287;u e&#351;lerinizi b&#305;rak&#305;yorsunuz. Hay&#305;r, siz s&#305;n&#305;r&#305; çi&#287;neyen bir kavimsiniz."
26|167|Dediler ki: "Ey Lut, e&#287;er (bu s&ouml;ylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp ç&#305;kar&#305;lanlardan olacaks&#305;n."
26|168|Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;za &ouml;fke ile kar&#351;&#305; olanlardan&#305;m."
26|169|"Rabbim, beni ve ailemi bunlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;ndan kurtar."
26|170|Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtard&#305;k.
26|171|Yaln&#305;zca geri kalanlar içinde bir kocakar&#305; hariç.
26|172|Sonra geride kalanlar&#305; yerle bir ettik.
26|173|Ve üzerlerine bir ya&#287;mur ya&#287;d&#305;rd&#305;k; uyar&#305;l&#305;p-korkutulanlar&#305;n ya&#287;muru ne k&ouml;tü.
26|174|Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|175|Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r esirgeyendir.
26|176|Eyke halk&#305; da, g&ouml;nderilen (peygamber)leri yalanlad&#305;.
26|177|Hani onlara &#350;uayb: "Sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z?" demi&#351;ti.
26|178|"Gerçek &#351;u ki, ben size g&ouml;nderilmi&#351; güvenilir bir elçiyim."
26|179|"Art&#305;k Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
26|180|"Buna kar&#351;&#305;l&#305;k ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yaln&#305;zca alemlerin Rabbine aittir."
26|181|"ضlçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmay&#305;n."
26|182|"Dosdo&#287;ru olan terazi ile tart&#305;n."
26|183|"&#304;nsanlar&#305;n e&#351;yas&#305;n&#305; de&#287;erden dü&#351;ürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmay&#305;n."
26|184|"Sizi ve &ouml;nceki yarat&#305;lm&#305;&#351;lar&#305; yaratandan sak&#305;n&#305;n”.
26|185|Dediler ki: "Sen ancak büyülenmi&#351;lerdensin”.
26|186|"Sen, yaln&#305;zca benzerimiz olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsin ve biz senin gerçekte yalanc&#305;lardan oldu&#287;unu san&#305;yoruz."
26|187|"E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü isen, bu durumda g&ouml;kten üstümüze bir parça dü&#351;ürüver."
26|188|Dedi ki: "Rabbim, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; daha iyi bilir.
26|189|Sonunda onu yalanlad&#305;lar, b&ouml;ylece onlar&#305; o g&ouml;lgelik-gününün azab&#305; yakalad&#305;. Gerçekten o, büyük bir günün azab&#305;yd&#305;.
26|190|Gerçekten, bunda bir ayet vard&#305;r, ama onlar&#305;n ço&#287;u iman etmi&#351; de&#287;ildirler.
26|191|Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
26|192|Gerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir.
26|193|Onu Ruhu'l-emin indirdi.
26|194|Uyar&#305;c&#305;lardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmi&#351;tir).
26|195|Apaç&#305;k Arapça bir dille.
26|196|Ve hiç &#351;üphesiz, o (Kur'an), geçmi&#351;lerin kitaplar&#305;nda da vard&#305;r.
26|197|&#304;srailo&#287;ullar&#305; bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) de&#287;il mi?
26|198|Onu Arapça bilmeyen birine indirmi&#351; olsayd&#305;k.
26|199|B&ouml;ylece onlara okusayd&#305;, yine ona iman edecek de&#287;illerdi.
26|200|Biz onu, suçlu-günahkarlar&#305;n kalbine i&#351;te b&ouml;yle i&#351;lettik.
26|201|Onlar, o pek ac&#305; azab&#305; g&ouml;rünceye kadar ona inanmazlar.
26|202|Art&#305;k o (azap), kendileri &#351;uurunda olmadan onlara apans&#305;z gelecektir.
26|203|Derler ki: "Bize bir süre tan&#305;n&#305;r m&#305;?"
26|204|Onlar yine de azab&#305;m&#305;z&#305; çabukla&#351;t&#305;rmak m&#305; istiyorlar?
26|205|G&ouml;rdün mü; Biz onlar&#305; y&#305;llarca yararland&#305;rsak,
26|206|Sonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse,
26|207|Onlar&#305;n 'meta ile yararland&#305;klar&#305;' &#351;ey, kendilerini (g&ouml;recekleri azaptan) ba&#287;&#305;ms&#305;z k&#305;lamaz.
26|208|Kendisi için bir uyar&#305;c&#305; olmaks&#305;z&#305;n, Biz hiçbir ülkeyi y&#305;k&#305;ma u&#287;ratm&#305;&#351; de&#287;iliz.
26|209|(Onlara) Hat&#305;rlatma (yap&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r); Biz zulmedici de&#287;iliz.
26|210|Onu (Kur'an'&#305;) &#351;eytanlar indirmemi&#351;tir.
26|211|Bu, onlara yara&#351;maz ve güç de yetiremezler.
26|212|اünkü onlar, (vahyedileni) i&#351;itmekten kesin olarak uzak tutulmu&#351;lard&#305;r.
26|213|Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah'a yalvar&#305;p-yakarma, sonra azaba u&#287;rat&#305;lanlardan olursun.
26|214|(ضncelikle) En yak&#305;n h&#305;s&#305;mlar&#305;n&#305; (a&#351;iretini) uyar.
26|215|Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlar&#305;n&#305; ger.
26|216|E&#287;er sana isyan edecek olurlarsa, art&#305;k de ki: "Gerçekten ben, sizin yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
26|217|Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et.
26|218|O, k&#305;yam etti&#287;in zaman seni g&ouml;rüyor.
26|219|Secde edenler aras&#305;nda d&ouml;nüp dola&#351;man&#305; da.
26|220|Hiç &#351;üphesiz, O, i&#351;itendir, bilendir.
26|221|&#350;eytanlar&#305;n kimlere inmekte olduklar&#305;n&#305; size haber vereyim mi?
26|222|Onlar, 'gerçe&#287;i ters yüz eden,' günaha dü&#351;kün olan her yalanc&#305;ya inerler.
26|223|Bunlar (&#351;eytanlara) kulak verirler ve ço&#287;u yalan s&ouml;ylemektedirler.
26|224|&#350;airler ise; gerçekten onlara azg&#305;n-sap&#305;klar uyar.
26|225|G&ouml;rmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,
26|226|Ve gerçekten onlar, yapmayacaklar&#305; &#351;eyleri s&ouml;ylüyorlar.
26|227|Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'&#305; çokça zikredenler ile zulme u&#287;rat&#305;ld&#305;ktan sonra zafer kazananlar (veya &ouml;clerini alanlar) ba&#351;ka. Zulmetmekte olanlar, nas&#305;l bir ink&#305;laba u&#287;ray&#305;p devrileceklerini pek yak&#305;nda bileceklerdir.
27|1|Ta, sin. Bunlar Kur'an'&#305;n ve apaç&#305;k olan Kitab'&#305;n ayetleridir.
27|2|Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.
27|3|Ki onlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar, zekat&#305; verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
27|4|Ahirete inanmayanlara gelince; Biz onlara kendi yapt&#305;klar&#305;n&#305; süslemi&#351;iz, b&ouml;ylece onlar, 'k&ouml;rlük içinde &#351;a&#351;k&#305;nca dola&#351;&#305;rlar'.
27|5|&#304;&#351;te onlar; en k&ouml;tü azap onlar&#305;nd&#305;r ve ahirette de en büyük kayba u&#287;rayanlard&#305;r.
27|6|Hiç &#351;üphesiz, bu Kur'an, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her&#351;eyi gerçe&#287;iyle) bilen (Allah'&#305;n) Kat&#305;ndan ilka edilmektedir.
27|7|Hani Musa ailesine: "&#350;üphesiz ben bir ate&#351; g&ouml;rdüm" demi&#351;ti. "Size ondan ya bir haber veya &#305;s&#305;nman&#305;z için bir kor ate&#351; getirece&#287;im."
27|8|Oraya gitti&#287;inde, kendisine seslenildi: "Ate&#351; (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. Alemlerin Rabbi olan Allah Yücedir.
27|9|"Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'&#305;m."
27|10|"Asan&#305; b&#305;rak;" (B&#305;rakt&#305; ve) onun çevik bir y&#305;lan gibi hareket ettti&#287;ini g&ouml;rünce, geriye do&#287;ru kaçt&#305; ve arkas&#305;na bakmad&#305;. “Ey Musa, korkma; &#351;üphesiz Ben(im); Benim yan&#305;mda g&ouml;nderilen (elçiler) korkmaz."
27|11|"Ancak zulmeden ba&#351;ka; sonra k&ouml;tülü&#287;ün ard&#305;ndan iyili&#287;e çevirirse, art&#305;k &#351;üphesiz Ben, ba&#287;&#305;&#351;layan&#305;m, esirgeyenim."
27|12|"Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz ç&#305;k&#305;versin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fas&#305;k olan bir kavimdir."
27|13|Ayetlerimiz onlara, g&ouml;zler &ouml;nünde sergilenmi&#351; olarak gelince dediler ki: "Bu, apaç&#305;k olan bir büyüdür."
27|14|Vicdanlar&#305; kabul etti&#287;i halde, zulüm ve büyüklenme dolay&#305;s&#305;yla bunlar&#305; inkar ettiler. Art&#305;k sen, bozguncular&#305;n nas&#305;l bir sona u&#287;rat&#305;ld&#305;klar&#305;na bir bak.
27|15|Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanm&#305;&#351; kullar&#305;ndan birço&#287;una g&ouml;re üstün k&#305;lan Allah'a hamd olsun." dediler.
27|16|Süleyman, Davud'a mirasç&#305; oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize ku&#351;lar&#305;n konu&#351;ma-dili &ouml;&#287;retildi ve bize her&#351;eyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaç&#305;k bir üstünlüktür."
27|17|Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve ku&#351;lardan ordular&#305; topland&#305; ve bunlar b&ouml;lükler halinde da&#287;&#305;t&#305;ld&#305;.
27|18|Nihayet kar&#305;nca vadisine geldiklerinde, bir di&#351;i kar&#305;nca dedi ki: "Ey kar&#305;nca toplulu&#287;u, kendi yuvalar&#305;n&#305;za girin, Süleyman ve ordular&#305;, fark&#305;nda olmaks&#305;z&#305;n sizi k&#305;r&#305;p-geçmesin."
27|19|(Süleyman) Bu s&ouml;zü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdi&#287;in nimete &#351;ükretmemi ve ho&#351;nut olaca&#287;&#305;n salih bir amelde bulunmam&#305; ilham et ve beni rahmetinle salih kullar&#305;n aras&#305;na kat."
27|20|Ku&#351;lar&#305; denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden g&ouml;remiyorum, yoksa kaybolanlardan m&#305; oldu?"
27|21|"Onu gerçekten &#351;iddetli bir azapla azapland&#305;raca&#287;&#305;m, ya da onu bo&#287;azlayaca&#287;&#305;m veya o, bana apaç&#305;k olan bir delil getirmelidir."
27|22|Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin ku&#351;atamad&#305;&#287;&#305;n (&ouml;&#287;renemedi&#287;in) &#351;eyi, ben ku&#351;att&#305;m ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim."
27|23|"Gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kad&#305;n buldum ki, ona her&#351;eyden (bolca) verilmi&#351;tir ve büyük bir taht&#305; var."
27|24|"Onu ve kavmini, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p da güne&#351;e secde etmektelerken buldum, &#351;eytan onlara yapt&#305;klar&#305;n&#305; süslemi&#351;tir, b&ouml;ylece onlar&#305; (do&#287;ru) yoldan al&#305;koymu&#351;tur; bundan dolay&#305; onlar hidayet bulmuyorlar."
27|25|"Ki onlar, g&ouml;klerde ve yerde sakl&#305; olan&#305; ortaya ç&#305;karan ve sizin gizlediklerinizi ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktad&#305;rlar)."
27|26|"O Allah, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur, büyük Ar&#351;'&#305;n Rabbidir."
27|27|(Süleyman:) "Durup bekleyece&#287;iz, do&#287;ruyu mu s&ouml;yledin, yoksa yalanc&#305;lardan m&#305; oldun?" dedi.
27|28|"Bu mektubumla git, onu kendilerine b&#305;rak sonra onlardan (biraz) uzakla&#351;, b&ouml;ylelikle bir bak&#305;ver, neye ba&#351;vuracaklar?"
27|29|(Hüdhüd'ün mektubu g&ouml;türüp b&#305;rakmas&#305;ndan sonra Saba melikesi Belk&#305;s:) Dedi ki: "Ey &ouml;nde gelenler gerçekten bana oldukça &ouml;nemli bir mektup b&#305;rak&#305;ld&#305;."
27|30|"Gerçek &#351;u ki, bu, Süleyman'dand&#305;r ve '&#350;üphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah'&#305;n Ad&#305;yla' (ba&#351;lamakta)d&#305;r."
27|31|(&#304;çinde de:) "Bana kar&#351;&#305; büyüklük g&ouml;stermeyin ve bana Müslüman olarak gelin" diye (yaz&#305;lmaktad&#305;r).
27|32|Dedi ki: "Ey &ouml;nde gelenler, bu i&#351;imde bana g&ouml;rü&#351; belirtin, siz (her&#351;eye) &#351;ahidlik etmedikçe ben hiçbir i&#351;te kesin (karar veren biri) de&#287;ilim."
27|33|Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu sava&#351;ç&#305;lar&#305;z. &#304;&#351; konusunda karar senindir, art&#305;k sen bak, neyi emredersen (biz uygular&#305;z).
27|34|Dedi ki: "Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, oras&#305;n&#305; bozguna u&#287;rat&#305;rlar ve halk&#305;ndan onur sahibi olanlar&#305; hor ve a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;larlar; i&#351;te onlar, b&ouml;yle yaparlar."
27|35|"Ben onlara bir hediye g&ouml;ndereyim de, bir bakay&#305;m elçiler neyle d&ouml;nerler."
27|36|(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldi&#287;i zaman: "Sizler bana mal ile yard&#305;mda m&#305; bulunmak istiyorsunuz? Allah'&#305;n bana verdi&#287;i, size verdi&#287;inden daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; hay&#305;r, siz, hediyenizle sevinip &ouml;&#287;ünebilirsiniz" dedi.
27|37|"Sen onlara d&ouml;n, Biz onlara &ouml;yle ordularla geliriz ki, onlar&#305;n kar&#351;&#305; koymalar&#305; mümkün de&#287;il ve Biz onlar&#305; ordan horlanm&#305;&#351;-a&#351;a&#287;&#305;lanm&#305;&#351; ve küçük dü&#351;ürülmü&#351;ler olarak sürüp ç&#305;kar&#305;r&#305;z."
27|38|(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) "Ey &ouml;nde gelenler, onlar bana teslim olmu&#351; (Müslüman)lar olarak gelmeden &ouml;nce, sizden kim onun taht&#305;n&#305; bana getirebilir?" dedi.
27|39|Cinlerden ifrit: "Sen daha makam&#305;ndan kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna kar&#351;&#305; kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi.
27|40|Kendi yan&#305;nda kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (g&ouml;zünü aç&#305;p kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yan&#305;nda durur vaziyette g&ouml;rünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazl&#305;ndand&#305;r, O'na &#351;ükredecek miyim, yoksa nank&ouml;rlük edecek miyim diye beni denemekte oldu&#287;u için (bu ola&#287;anüstü olay gerçekle&#351;ti). Kim &#351;ükrederse, art&#305;k o kendisi için &#351;ükretmi&#351;tir, kim nank&ouml;rlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir &#351;eye ve kimseye ihtiyac&#305; olmayan)d&#305;r, Kerim oland&#305;r.
27|41|Dedi ki: "Onun taht&#305;n&#305; de&#287;i&#351;ikli&#287;e u&#287;rat&#305;n, bir bakal&#305;m do&#287;ru olan&#305; bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan m&#305; olacak?
27|42|B&ouml;ylece (Belk&#305;s) geldi&#287;i zaman ona: "Senin taht&#305;n b&ouml;yle mi?" denildi. Dedi ki: "T&#305;pk&#305; kendisi. Bize ondan &ouml;nce ilim verilmi&#351;ti ve biz Müslüman olmu&#351;tuk."
27|43|Allah'tan ba&#351;ka tapmakta oldu&#287;u &#351;eyler onu (Müslüman olmaktan) al&#305;koymu&#351;tu. Gerçekte o, inkar eden bir kavimdendi.
27|44|Ona: "K&ouml;&#351;ke gir" denildi. Onu g&ouml;rünce derin bir su sand&#305; ve (ete&#287;ini çekerek) ayaklar&#305;n&#305; açt&#305;. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmi&#351; bir k&ouml;&#351;k-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (art&#305;k) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."
27|45|Andolsun, Biz Semud (kavmine de) karde&#351;leri Salih'i: "Yaln&#305;zca Allah'a kulluk edin" diye (demek üzere) g&ouml;nderdik. Bir de ne g&ouml;rsün, onlar birbirlerine dü&#351;man kesilmi&#351; iki gruptur.
27|46|Dedi ki: "Ey kavmim, neden iyilikten &ouml;nce k&ouml;tülük konusunda acele davran&#305;yorsunuz? Allah'tan ba&#287;&#305;&#351;lanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz."
27|47|Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden u&#287;ursuzlu&#287;a u&#287;rad&#305;k." Dedi ki: "Sizin u&#287;ursuzlu&#287;unuz (ba&#351;&#305;n&#305;za gelenler) Allah Kat&#305;nda (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r. Hay&#305;r, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."
27|48|&#350;ehirde dokuzlu bir çete vard&#305;, yeryüzünde bozgun ç&#305;kar&#305;yorlar ve dirlik-düzenlik b&#305;rakm&#305;yorlard&#305;.
27|49|Kendi aralar&#305;nda Allah ad&#305;na and içerek, dediler ki: "Gece mutlaka ona ve ailesine bir bask&#305;n düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok olu&#351;una biz &#351;ahid olmad&#305;k ve gerçekten bizler do&#287;ruyu s&ouml;yleyenleriz, diyelim."
27|50|Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onlar&#305;n hilesine kar&#351;&#305;) onlar&#305;n fark&#305;nda olmad&#305;&#287;&#305; bir düzen kurduk.
27|51|Art&#305;k sen, onlar&#305;n kurduklar&#305; hileli-düzenin u&#287;rad&#305;&#287;&#305; sona bir bak; Biz, onlar&#305; ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.
27|52|&#304;&#351;te, zulmetmeleri dolay&#305;s&#305;yla enkaza d&ouml;nü&#351;mü&#351; &#305;p&#305;ss&#305;z evleri. &#350;üphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vard&#305;r.
27|53|&#304;man edenleri ve sak&#305;nanlar&#305; da kurtard&#305;k.
27|54|Lut da; hani kavmine demi&#351;ti ki: "Siz, aç&#305;kça g&ouml;rdü&#287;ünüz halde, yine de o çirkin utanmazl&#305;&#287;&#305; yapacak m&#305;s&#305;n&#305;z?"
27|55|"Siz gerçekten, kad&#305;nlar&#305; b&#305;rak&#305;p &#351;ehvetle erkeklere mi yakla&#351;&#305;yorsunuz? Hay&#305;r, siz (yapt&#305;&#287;&#305; &#351;eyi) bilmeyen bir kavimsiniz."
27|56|Kavminin cevab&#305;: "Lut ailesini &#351;ehrinizden sürüp ç&#305;kar&#305;n. Temiz kalmak isteyen insanlarm&#305;&#351;" demekten ba&#351;ka olmad&#305;.
27|57|Biz de, onu ve ailesini kurtard&#305;k, yaln&#305;zca kar&#305;s&#305; hariç; onu geride (azap içinde kalanlar aras&#305;nda) takdir ettik.
27|58|Ve üzerlerine bir ya&#287;mur ya&#287;d&#305;rd&#305;k. Uyar&#305;lanlar&#305;n ya&#287;muru ne k&ouml;tüdür.
27|59|Dedi ki: "Hamd Allah'&#305;nd&#305;r ve selam O'nun seçti&#287;i kullar&#305;n&#305;n üzerinedir. Allah m&#305; daha hay&#305;rl&#305; yoksa onlar&#305;n ortak ko&#351;tuklar&#305; m&#305;?"
27|60|(Onlar m&#305;) Yoksa, g&ouml;kleri ve yeri yaratan ve size g&ouml;kten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) g&ouml;nül al&#305;c&#305; bahçeler bitirdik, sizin içinse bir a&#287;ac&#305;n&#305; bitirmek (bile) mümkün de&#287;ildir. Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305;? Hay&#305;r, onlar sap&#305;kl&#305;kta devam eden bir kavimdir.
27|61|Ya da yeryüzünü bir karar yeri k&#305;lan, onun aras&#305;nda &#305;rmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sars&#305;lmaz da&#287;lar yaratan ve iki deniz aras&#305;nda bir ara-engel (haciz) koyan m&#305;? Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305;? Hay&#305;r onlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar.
27|62|Ya da s&#305;k&#305;nt&#305; ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua etti&#287;i zaman icabet eden, k&ouml;tülü&#287;ü aç&#305;p gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri k&#305;lan m&#305;? Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305;? Ne az &ouml;&#287;üt-al&#305;p dü&#351;ünüyorsunuz.
27|63|Ya da karan&#305;n ve denizin karanl&#305;klar&#305; içinde size yol g&ouml;steren ve rahmetinin &ouml;nünde rüzgarlar&#305; müjde vericiler olarak g&ouml;nderen mi? Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305;? Allah, onlar&#305;n &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan Yücedir.
27|64|Ya da halk&#305; sürekli yaratmakta olan, sonra onu iade edecek olan ve sizi g&ouml;kten ve yerden r&#305;z&#305;kland&#305;ran m&#305;? Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah m&#305;? De ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyor iseniz, kesin-kan&#305;t (burhan)&#305;n&#305;z&#305; getiriniz."
27|65|De ki: "G&ouml;klerde ve yerde gayb&#305; Allah'tan ba&#351;ka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin &#351;uuruna varm&#305;yorlar."
27|66|Hay&#305;r, onlar&#305;n ahiret konusundaki bilgileri 'ard arda toplan&#305;p peki&#351;tirildi,’ hay&#305;r, onlar bundan bir ku&#351;ku içindedirler; hay&#305;r, onlar bundan yana k&ouml;rdürler.
27|67|&#304;nkar edenler dedi ki: "Biz ve atalar&#305;m&#305;z toprak olduktan sonra m&#305;, gerçekten biz mi dirilip-ç&#305;kart&#305;lacakm&#305;&#351;&#305;z?"
27|68|"Andolsun, bu (azap ve dirilme tehdidi), bize ve daha &ouml;nce atalar&#305;m&#305;za va'dolunmu&#351;tur. Bu, olsa olsa geçmi&#351;lerin uydurma masallar&#305;ndan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
27|69|De ki: "Yeryüzünde gezip dola&#351;&#305;n da, suçlu-günahkarlar&#305;n nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rün"
27|70|Sen, onlara kar&#351;&#305; hüzne kap&#305;lma ve kurduklar&#305; tuzaklardan dolay&#305; s&#305;k&#305;nt&#305; içinde olma.
27|71|Derler ki: "E&#287;er do&#287;ruyu s&ouml;ylüyor iseniz, bu va'dolunan (azap) ne zaman?"
27|72|De ki: "Belki de acele etmekte oldu&#287;unuzun (azab&#305;n) bir k&#305;sm&#305; size yeti&#351;mi&#351;tir bile."
27|73|&#350;üphesiz, senin Rabbin, insanlara kar&#351;&#305; büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanlar&#305;n ço&#287;u &#351;ükretmiyorlar.
27|74|Ve &#351;üphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklar&#305;n&#305; ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; kesin olarak bilmektedir.
27|75|G&ouml;kte ve yerde gizli olan hiçbir &#351;ey yoktur ki, apaç&#305;k olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmas&#305;n.
27|76|Gerçek &#351;u ki, bu Kur'an, &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na hakk&#305;nda ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;eylerin bir ço&#287;unu aktar&#305;p anlat&#305;yor.
27|77|Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
27|78|&#350;üphesiz senin Rabbin, onlar&#305;n aras&#305;nda Kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün oland&#305;r, bilendir.
27|79|Sen, art&#305;k Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaç&#305;k olan hak üzerindesin.
27|80|اünkü gerçekten sen, &ouml;lülere (s&ouml;z) dinletemezsin ve arkas&#305;n&#305; d&ouml;nüp kaçan sa&#287;&#305;rlara da ça&#287;r&#305;y&#305; i&#351;ittiremezsin.
27|81|Ve sen k&ouml;rleri dü&#351;tükleri sap&#305;kl&#305;ktan çekip hidayete erdirici de&#287;ilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (s&ouml;z) dinletebilirsin, i&#351;te Müslüman olanlar bunlard&#305;r.
27|82|O s&ouml;z, ba&#351;lar&#305;na geldi&#287;i zaman, onlara yerden bir Dabbe ç&#305;kar&#305;r&#305;z; o da, insanlar&#305;n Bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmad&#305;klar&#305;n&#305; onlara s&ouml;yler.
27|83|Ve her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan bir grubu toplayaca&#287;&#305;m&#305;z gün, art&#305;k onlar 'tutuklan&#305;p (azap yerine) da&#287;&#305;t&#305;l&#305;rlar.'
27|84|Nihayet geldikleri zaman, (Allah) der ki: "Siz Benim ayetlerimi, bilgi bak&#305;m&#305;ndan kavramad&#305;&#287;&#305;n&#305;z halde yalanlad&#305;n&#305;z m&#305;? Yoksa ne yap&#305;yordunuz?"
27|85|Zulmetmelerine kar&#351;&#305;l&#305;k, s&ouml;z, kendi aleyhlerine gelmi&#351; bulunmaktad&#305;r, art&#305;k konu&#351;mazlar.
27|86|G&ouml;rmediler mi, Biz geceyi onda sükun bulmalar&#305; için, gündüzü de ayd&#305;nl&#305;k(la g&ouml;rsünler) diye yaratt&#305;k. &#350;üphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vard&#305;r.
27|87|Sur'a üfürülece&#287;i gün, Allah'&#305;n diledi&#287;i kimseler d&#305;&#351;&#305;nda, g&ouml;klerde ve yerde olan herkes art&#305;k korkuya kap&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r ve her biri 'boyun bükmü&#351;' olarak O'na gelmi&#351;lerdir.
27|88|Da&#287;lar&#305; g&ouml;rürsün de, donmu&#351; san&#305;rs&#305;n; oysa onlar bulutlar&#305;n sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her&#351;eyi 'sapasa&#287;lam ve yerli yerinde yapan' Allah'&#305;n sanat&#305; (yap&#305;s&#305;)d&#305;r (bu). &#350;üphesiz O, i&#351;lediklerinizden haberdard&#305;r.
27|89|Kim bir iyilikle gelirse, art&#305;k kendisine daha hay&#305;rl&#305;s&#305; vard&#305;r ve onlar, o günün korkusuna kar&#351;&#305; güvenlik içindedirler.
27|90|Kim bir k&ouml;tülükle gelirse, art&#305;k onlar da ate&#351;e yüzükoyun at&#305;l&#305;r (ve onlara:) "Yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan ba&#351;kas&#305;yla m&#305; cezaland&#305;r&#305;l&#305;yorsunuz?" (denir).
27|91|(De ki:) "Ben, ancak bu &#351;ehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, buras&#305;n&#305; kutlu ve sayg&#305;de&#287;er k&#305;ld&#305;. Her&#351;ey O'nundur. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum."
27|92|"Ve Kur'an'&#305; okumakla da (emrolundum). Art&#305;k kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmi&#351;tir; kim sapacak olursa, de ki: "Ben yaln&#305;zca uyar&#305;c&#305;lardan&#305;m."
27|93|Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size ayetlerini g&ouml;sterecektir, siz de onlar&#305; bilip tan&#305;yacaks&#305;n&#305;z." Senin Rabbin, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gafil de&#287;ildir.
28|1|Ta, Sin, Mim.
28|2|Bunlar, apaç&#305;k Kitab'&#305;n ayetleridir.
28|3|Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir b&ouml;lümünü) sana okuyaca&#287;&#305;z.
28|4|Gerçek &#351;u ki, Firavun yeryüzünde (M&#305;s&#305;r'da) büyüklenmi&#351; ve oran&#305;n halk&#305;n&#305; birtak&#305;m f&#305;rkalara ay&#305;r&#305;p b&ouml;lmü&#351;tü; onlardan bir b&ouml;lümünü güçten dü&#351;ürüyor, erkek çocuklar&#305;n&#305; bo&#287;azlay&#305;p kad&#305;nlar&#305;n&#305; diri b&#305;rak&#305;yordu. اünkü o, bozgunculardand&#305;.
28|5|Biz ise, yeryüzünde güçten dü&#351;ürülenlere lütufta bulunmak, onlar&#305; &ouml;nderler yapmak ve mirasç&#305;lar k&#305;lmak istiyoruz.
28|6|Ve (istiyoruz ki) onlar&#305; yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerle&#351;ik k&#305;lal&#305;m', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sak&#305;nd&#305;klar&#305; &#351;eyi g&ouml;sterelim.
28|7|Musa'n&#305;n annesine: "Onu emzir, &#351;ayet onun için korkacak olursan, onu suya b&#305;rak, korkma ve üzülme; çünkü onu Biz sana tekrar geri verece&#287;iz ve onu g&ouml;nderilen (elçilerden) k&#305;laca&#287;&#305;z" diye vahyettik (bildirdik).
28|8|Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir dü&#351;man ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz g&ouml;rüp ald&#305;lar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yan&#305;lg&#305; içindeydi.
28|9|Firavun'un kar&#305;s&#305; dedi ki: "Benim için de, senin için de bir g&ouml;z bebe&#287;i; onu &ouml;ldürmeyin; umulur ki bize yarar&#305; dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (ba&#351;lar&#305;na geleceklerin) &#351;uurunda de&#287;illerdi.
28|10|Musa'n&#305;n annesi ise, yüre&#287;i bo&#351;luk içinde sabahlad&#305;. E&#287;er mü'minlerden olmas&#305; için kalbi üzerinde (sabr&#305; ve dayan&#305;kl&#305;l&#305;&#287;&#305;) peki&#351;tirmemi&#351; olsayd&#305;k, neredeyse onu(n durumunu) aç&#305;&#287;a vuracakt&#305;.
28|11|Ve onun k&#305;z karde&#351;ine: "Onu izle," dedi. B&ouml;ylece o da, kendileri fark&#305;nda de&#287;ilken onu uzaktan g&ouml;zetledi.
28|12|Biz, daha &ouml;nce ona süt analar&#305;n&#305; haram etmi&#351;tik. (K&#305;z karde&#351;i:) "Ben, sizin ad&#305;n&#305;za onun bak&#305;m&#305;n&#305; üstlenecek ve ona &ouml;&#287;üt verecek (veya e&#287;itecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.
28|13|B&ouml;ylelikle, g&ouml;zünün ayd&#305;n olmas&#305;, üzülmemesi ve gerçekten Allah'&#305;n va'dinin hak oldu&#287;unu bilmesi için, onu annesine geri vermi&#351; olduk. Ancak onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
28|14|O, erginlik ça&#287;&#305;na ula&#351;&#305;p olgunla&#351;&#305;nca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanlar&#305; i&#351;te b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
28|15|(Musa) Halk&#305;n&#305;n haberi olmad&#305;&#287;&#305; bir zamanda &#351;ehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlar&#305;ndan, &#351;u da dü&#351;manlar&#305;ndan. Derken taraftarlar&#305;ndan olan, dü&#351;manlar&#305;ndan olana kar&#351;&#305; ondan yard&#305;m istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk att&#305; ve i&#351;ini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu &#351;eytan&#305;n i&#351;indendir; o, gerçekten aç&#305;kça sapt&#305;r&#305;c&#305; bir dü&#351;mand&#305;r" dedi.
28|16|Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, art&#305;k beni ba&#287;&#305;&#351;la." B&ouml;ylece (Allah) onu ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;. &#350;üphesiz. O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
28|17|Dedi ki: "Rabbim, bana verdi&#287;in nimetler ad&#305;na, art&#305;k suçlu günahkarlara destekçi olmayaca&#287;&#305;m."
28|18|B&ouml;ylece &#351;ehirde korku içinde (çevreyi) g&ouml;zetleyerek sabahlad&#305;. Derken, bir de bakt&#305; ki, dün kendisinden yard&#305;m isteyen (ki&#351;i, bugün de) kendisine yard&#305;m için ba&#287;&#305;r&#305;yor. Musa, ona dedi ki: "Sen aç&#305;kça bir azg&#305;ns&#305;n."
28|19|Sonunda ikisinin de dü&#351;man&#305; olan (adam)&#305; yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini &ouml;ldürdü&#287;ün gibi, bugün de beni mi &ouml;ldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yaln&#305;zca bir zorba olmak istiyorsun, &#305;slah edicilerden olmak istemiyorsun."
28|20|&#350;ehrin &ouml;bür yakas&#305;ndan bir adam ko&#351;arak gelip dedi ki: "Ey Musa, &ouml;nde gelenler, seni &ouml;ldürmek konusunda aralar&#305;nda g&ouml;rü&#351;mektedirler, art&#305;k sen ç&#305;k git; gerçekten ben sana &ouml;&#287;üt verenlerdenim."
28|21|B&ouml;ylece oradan korku içinde (çevreyi) g&ouml;zetleyerek ç&#305;k&#305;p gitti: "Rabbim, zalimler toplulu&#287;undan beni kurtar" dedi.
28|22|Medyen'e do&#287;ru y&ouml;neldi&#287;inde de: "Umar&#305;m Rabbim, beni do&#287;ru bir yola y&ouml;neltip iletir" dedi.
28|23|Medyen suyuna vard&#305;&#287;&#305; zaman, su almakta olan bir insan toplulu&#287;u buldu. Onlar&#305;n gerisinde de (hayvanlar&#305; su ba&#351;&#305;na g&ouml;türmekten çekinen) iki kad&#305;n buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "اobanlar sürülerini sulamad&#305;kça, biz sürülerimizi sulayamay&#305;z; babam&#305;z, ya&#351;&#305; ilerlemi&#351; bir ihtiyard&#305;r." dediler.
28|24|Hemencecik onlar&#305;n sürülerini sulad&#305;, sonra yine g&ouml;lgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, do&#287;rusu bana indirdi&#287;in her hayra muhtac&#305;m."
28|25|اok geçmeden, o iki (kad&#305;n)dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi. "Babam, bizim için sürüleri sulamana kar&#351;&#305;l&#305;k sana mükafaat vermek üzere seni davet etmektedir." dedi. Bunun üzerine ona gelip de olup bitenleri anlat&#305;nca o: "Korkma" dedi. "Zalimler toplulu&#287;undan kurtulmu&#351; oldun."
28|26|O (kad&#305;n)lardan biri dedi ki: "Ey babac&#305;&#287;&#305;m, onu ücretli olarak tut; çünkü ücretle tuttuklar&#305;n&#305;n en hay&#305;rl&#305;s&#305; gerçekten o kuvvetli, güvenilir (biri)dir."
28|27|(Babalar&#305;) Dedi ki: "Do&#287;rusu ben, sekiz y&#305;l bana hizmet etmene kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere, &#351;u iki k&#305;z&#305;mdan birini sana nikahlamak istiyorum; &#351;ayet on (y&#305;l)a tamamlayacak olursan, art&#305;k o da senden. Ben sana zorluk ç&#305;karmak istemem; beni de in&#351;aAllah salih olanlardan bulacaks&#305;n."
28|28|(Musa) Dedi ki: "Bu, benimle senin aranda olan (bir antla&#351;ma)d&#305;r. Bu durumda iki süreden hangisini yerine getirirsem, art&#305;k bana kar&#351;&#305; bir haks&#305;zl&#305;k s&ouml;z konusu olamaz. Allah, s&ouml;ylediklerimize vekildir."
28|29|B&ouml;ylelikle Musa, süreyi tamamlay&#305;p ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur taraf&#305;nda bir ate&#351; g&ouml;rdü. Ailesine: "Siz durun, gerçekten bir ate&#351; g&ouml;rdüm; umar&#305;m ondan ya bir haber, ya da &#305;s&#305;nman&#305;z için bir kor parças&#305; getiririm" dedi.
28|30|Derken oraya geldi&#287;inde, o kutlu yerdeki vadinin sa&#287; yan&#305;nda olan bir a&#287;açtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah Benim;" diye seslenildi.
28|31|"Asan&#305; b&#305;rak." (Att&#305;ktan hemen sonra) onun &#351;imdi bir y&#305;lan gibi hareket etti&#287;ini g&ouml;rünce, arkas&#305;na d&ouml;nüp bakmaks&#305;z&#305;n kaçmaya ba&#351;lad&#305;. "Ey Musa, d&ouml;n ve korkuya kap&#305;lma. &#350;üphesiz güvendesin."
28|32|"Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz ç&#305;ks&#305;n. Ve (her türlü) deh&#351;etten yana kanatlar&#305;n&#305; kendine do&#287;ru çek. &#304;&#351;te bunlar, senin Rabbinden Firavun ve &ouml;nde gelen adamlar&#305;na iki kesin-kan&#305;t (mucize)d&#305;r. Gerçekten onlar, fas&#305;k bir topluluktur."
28|33|Dedi ki: "Rabbim, gerçekten onlardan bir ki&#351;i &ouml;ldürdüm, beni &ouml;ldürmelerinden korkuyorum."
28|34|"Ve karde&#351;im Harun; dil bak&#305;m&#305;ndan o benden daha düzgün konu&#351;maktad&#305;r, onu da benimle birlikte bir yard&#305;mc&#305; olarak g&ouml;nder, beni do&#287;rulas&#305;n. اünkü onlar&#305;n beni yalanlamalar&#305;ndan korkuyorum."
28|35|(Allah) Dedi ki: "Pazunu karde&#351;inle peki&#351;tirip güçlendirece&#287;iz; sizin ikinize de &ouml;yle bir 'güç ve yetki' verece&#287;iz ki, ayetlerimiz sayesinde size eri&#351;emeyecekler. Siz ve size uyanlar galip olanlars&#305;n&#305;z."
28|36|Musa, onlara apaç&#305;k olan ayetlerimizle geldi&#287;i zaman: "Bu, düzüp uydurulmu&#351; bir büyüden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Biz geçmi&#351; atalar&#305;m&#305;zdan bunu i&#351;itmedik" dediler.
28|37|Musa dedi ki: "Rabbim, kimin Kendisi'nden bir hidayetle geldi&#287;ini ve bu (dünya) yurdun(un) sonucunun kime ait olaca&#287;&#305;n&#305; daha iyi bilir. Gerçekten, zulmedenler, felah bulmazlar."
28|38|Firavun dedi ki: "Ey &ouml;nde gelenler, sizin için benden ba&#351;ka ilah oldu&#287;unu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ate&#351; yak da, bana yüksekçe bir kule in&#351;a et, belki Musa'n&#305;n ilah&#305;na ç&#305;kar&#305;m çünkü gerçekten ben onu yalanc&#305;lardan (biri) san&#305;yorum."
28|39|O ve askerleri, yeryüzünde haks&#305;z yere büyüklendiler ve gerçekten Bize d&ouml;ndürülmeyeceklerini sand&#305;lar.
28|40|Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya att&#305;k. B&ouml;ylelikle zulmedenlerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;na bir bak.
28|41|Biz, onlar&#305; ate&#351;e ça&#287;&#305;ran &ouml;nderler k&#305;ld&#305;k; k&#305;yamet günü yard&#305;m g&ouml;rmezler.
28|42|Bu dünya hayat&#305;nda onlar&#305;n arkas&#305;na lanet dü&#351;ürdük; k&#305;yamet gününde ise, onlar çirkinle&#351;tirilmi&#351; olanlard&#305;r.
28|43|Andolsun, ilk nesilleri y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;ktan sonra, Musa'ya, insanlar için (g&ouml;zleri hikmetle aç&#305;p ayd&#305;nlatacak) basiretler, hidayet ve rahmet olmak üzere kitap verdik. Umulur ki, &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler diye.
28|44|Musa'ya o i&#351;i (ilahi vahyi verip) gerçekle&#351;tirdi&#287;imiz zaman, sen (Tur'un) bat&#305; yan&#305;nda de&#287;ildin ve (buna) &#351;ahid olanlardan da de&#287;ildin.
28|45|Ancak Biz birçok nesiller in&#351;a ettik de onlar&#305;n üzerinde (nice) &ouml;mür(ler) uzay&#305;p geçti. Ve sen Medyen halk&#305; içinde ya&#351;ay&#305;p da ayetlerimizi onlardan okuyarak &ouml;&#287;renmi&#351; de&#287;ilsin. Ancak (bu bilgileri sana) g&ouml;nderen Biziz.
28|46|(Musa'ya) Seslendi&#287;imiz zaman da, sen Tur'un yan&#305;nda de&#287;ildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden &ouml;nce kendilerine bir uyar&#305;c&#305; gelmemi&#351; olan bir kavmi uyarman için (g&ouml;nderildin). Umulur ki, &ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünürler diye.
28|47|Kendi ellerinin &ouml;ne sürdükleri dolay&#305;s&#305;yla, onlara bir musibet isabet etti&#287;inde: "Rabbimiz, bize de bir elçi g&ouml;nderseydin de b&ouml;ylece Senin ayetlerine uysayd&#305;k ve mü'minlerden olsayd&#305;k" diyecek olmasalard&#305; (seni g&ouml;ndermezdik).
28|48|Fakat onlara Kendi Kat&#305;m&#305;z'dan hak geldi&#287;i zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli de&#287;il miydi?" dediler. Onlar, daha &ouml;nce Musa'ya verilenleri inkar etmemi&#351;ler miydi? "&#304;ki büyü birbirine arka ç&#305;kt&#305;" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler.
28|49|De ki: "E&#287;er do&#287;ruysan&#305;z, bu durumda Allah Kat&#305;ndan bu ikisinden (Musa'ya indirilen Tevrat ve bana indirilen Kur'an'dan) daha do&#287;ru olan bir kitap getirin de, ona uymu&#351; olay&#305;m."
28|50|Buna ra&#287;men sana icabet etmeyecek olurlarsa, art&#305;k bil ki, onlar, gerçekten kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;na uymaktad&#305;rlar. Oysa Allah'tan bir k&#305;lavuz (do&#287;ru yol g&ouml;sterici) olmaks&#305;z&#305;n, kendi istek ve tutkular&#305;na (hevas&#305;na) uyandan daha sap&#305;k kimdir? &#350;üphesiz Allah, zulmeden bir kavme hidayet vermez.
28|51|Andolsun, Biz &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünsünler diye, s&ouml;zü birbiri ard&#305;nca dizip-indirdik.
28|52|Bu (Kur'an)dan &ouml;nce, kitap verdiklerimiz buna inanmaktad&#305;rlar.
28|53|Onlara okundu&#287;u zaman: "Biz ona inand&#305;k, gerçekten o, Rabbimiz'den olan bir hakt&#305;r, &#351;üphesiz biz bundan &ouml;nce de Müslümanlar idik" derler.
28|54|&#304;&#351;te onlar; sabretmeleri dolay&#305;s&#305;yla ecirleri iki defa verilir ve onlar k&ouml;tülü&#287;ü iyilikle uzakla&#351;t&#305;r&#305;p kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak ederler.
28|55|'Bo&#351; ve yarars&#305;z olan s&ouml;zü' i&#351;ittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: "Bizim yap&#305;p-ettiklerimiz bizim, sizin yap&#305;p-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler.
28|56|Gerçek &#351;u ki, sen, sevdi&#287;ini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, diledi&#287;ini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanlar&#305; daha iyi bilendir.
28|57|Dediler ki: "E&#287;er seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip-kopart&#305;l&#305;r&#305;z." Oysa Biz onlar&#305;, Kendi Kat&#305;m&#305;z'dan bir r&#305;z&#305;k olarak her&#351;eyin ürününün aktar&#305;l&#305;p topland&#305;&#287;&#305;, güvenli bir haremde yerle&#351;ik k&#305;lmad&#305;k m&#305;? Fakat onlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar.
28|58|Biz, ya&#351;ama biçimleriyle 'refah içinde &#351;&#305;mar&#305;p azm&#305;&#351;' nice &#351;ehri y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. &#304;&#351;te meskenleri; çok az (bir zaman) d&#305;&#351;&#305;nda (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmi&#351; de&#287;ildir. (Onlara) Varis olanlar Biziz.
28|59|Senin Rabbin, 'ana yerle&#351;im merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi g&ouml;ndermedikçe &#351;ehirleri y&#305;k&#305;ma u&#287;rat&#305;c&#305; de&#287;ildir. Ve Biz, halk&#305; zulmeden &#351;ehirlerden ba&#351;kas&#305;n&#305; da y&#305;k&#305;ma u&#287;rat&#305;c&#305; de&#287;iliz.
28|60|Size verilen her&#351;ey, yaln&#305;zca dünya hayat&#305;n&#305;n meta&#305; ve süsüdür. Allah Kat&#305;nda olan ise, daha hay&#305;rl&#305; ve daha süreklidir. Yine de, ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
28|61|&#350;imdi, kendisine güzel bir vaadde bulundu&#287;umuz, dolay&#305;s&#305;yla ona kavu&#351;an ki&#351;i, dünya hayat&#305;n&#305;n meta&#305; ile metaland&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z sonra k&#305;yamet günü (azaba u&#287;ramak için) haz&#305;r bulundurulan ki&#351;i gibi midir?
28|62|O gün (Allah) onlara seslenerek: "Bana ortak olarak &ouml;ne sürdükleriniz nerede?" der.
28|63|ـzerlerine (azap) s&ouml;zü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, i&#351;te bizim azd&#305;r&#305;p-sapt&#305;rd&#305;klar&#305;m&#305;z bunlar; kendimiz az&#305;p sapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z gibi, onlar&#305; da azd&#305;r&#305;p sapt&#305;rd&#305;k. (&#350;imdiyse) Sana (gelip onlardan) uzakla&#351;m&#305;&#351; bulunmaktay&#305;z. Onlar bize tap&#305;yor da de&#287;illerdi.
28|64|Denir ki: "Ortaklar&#305;n&#305;z&#305; ça&#287;&#305;r&#305;n." B&ouml;ylelikle ça&#287;&#305;r&#305;rlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azab&#305; g&ouml;rürler. Hidayet bulmu&#351; olsalard&#305; ne olurdu.
28|65|O gün (Allah) onlara seslenerek: "G&ouml;nderilen (elçilere) ne cevab verdiniz?" der.
28|66|Art&#305;k o gün, haberler onlar için k&ouml;relmi&#351;tir; birbirlerine de soramazlar.
28|67|Ancak kim tevbe edip iman eder ve salih amellerde bulunursa art&#305;k kurtulu&#351;a erenlerden olmay&#305; umabilir.
28|68|Rabbin, diledi&#287;ini yarat&#305;r ve seçer; seçim onlara ait de&#287;ildir. Allah, onlar&#305;n ortak ko&#351;tuklar&#305;ndan münezzehtir, Yücedir.
28|69|Rabbin onlar&#305;n g&ouml;&#287;üslerinin saklad&#305;klar&#305;n&#305; ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; bilir.
28|70|O, Allah't&#305;r, Kendisi'nden ba&#351;ka &#304;lah yoktur. &#304;lkte de, sonda da hamd O'nundur. Hüküm O'nundur ve O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
28|71|De ki: "G&ouml;rdünüz mü s&ouml;yleyin; Allah, k&#305;yamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda size ayd&#305;nl&#305;k verecek &#304;lah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?"
28|72|De ki: "G&ouml;rdünüz mü s&ouml;yleyin, Allah k&#305;yamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda size içinde dinlenece&#287;iniz geceyi getirecek &#304;lah kimdir? Yine de g&ouml;rmeyecek misiniz?
28|73|Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O'nun fazl&#305;ndan (geçiminizi) araman&#305;z için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki &#351;ükredersiniz.
28|74|O gün (Allah) onlara seslenerek: "Bana ortak olarak &ouml;ne sürdükleriniz nerede" der.
28|75|Her ümmetten bir &#351;ahid ay&#305;r&#305;p ç&#305;kard&#305;k da: "Kesin-kan&#305;t (burhan)&#305;n&#305;z&#305; getirin" dedik. Art&#305;k &ouml;&#287;renmi&#351; oldular ki, hak, gerçekten Allah'&#305;nd&#305;r ve düzüp uydurduklar&#305; kendilerinden uzakla&#351;&#305;p-kaybolmu&#351;lard&#305;r.
28|76|Gerçek &#351;u ki, Karun, Musa'n&#305;n kavmindendi, ancak onlara kar&#351;&#305; azg&#305;nla&#351;t&#305;. Biz, ona &ouml;yle hazineler vermi&#351;tik ki, anahtarlar&#305;, birlikte (ta&#351;&#305;maya) davranan güçlü bir toplulu&#287;a a&#287;&#305;r geliyordu. Hani kavmi ona demi&#351;ti ki: "&#350;&#305;mararak sevinme, çünkü Allah, &#351;&#305;mararak sevince kap&#305;lanlar&#305; sevmez."
28|77|"Allah'&#305;n sana verdi&#287;iyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi pay&#305;n&#305; (nasibini) unutma. Allah'&#305;n sana ihsan etti&#287;i gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. اünkü Allah, bozgunculuk yapanlar&#305; sevmez."
28|78|Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolay&#305;s&#305;yla bana verilmi&#351;tir." Bilmez mi, ki gerçekten Allah, kendisinden &ouml;nceki nesillerden kuvvet bak&#305;m&#305;ndan kendisinden daha güçlü ve insan-say&#305;s&#305; bak&#305;m&#305;ndan daha çok olan kimseleri y&#305;k&#305;ma u&#287;ratm&#305;&#351;t&#305;r. Suçlu-günahkarlardan kendi günahlar&#305; sorulmaz.
28|79|B&ouml;ylelikle kendi ihti&#351;aml&#305;-süsü içinde kavminin kar&#351;&#305;s&#305;na ç&#305;kt&#305;. Dünya hayat&#305;n&#305; istemekte olanlar: "Ah ke&#351;ke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de olsayd&#305;. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir" dediler.
28|80|Kendilerine ilim verilenler ise: "Yaz&#305;klar olsun size, Allah'&#305;n sevab&#305;, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; buna da sabredenlerden ba&#351;kas&#305; kavu&#351;turulmaz" dediler.
28|81|Sonunda onu da, kona&#287;&#305;n&#305; da yerin dibine geçirdik. B&ouml;ylece Allah'a kar&#351;&#305; ona yard&#305;m edecek bir toplulu&#287;u olmad&#305;. Ve o, kendi kendine yard&#305;m edebileceklerden de de&#287;ildi.
28|82|Dün, onun yerinde olmay&#305; dileyenler, sabahlad&#305;klar&#305;nda: "Vay, demek ki Allah, kullar&#305;ndan diledi&#287;inin r&#305;zk&#305;n&#305; geni&#351;letip-yaymakta ve k&#305;s&#305;p-daraltmaktad&#305;r. E&#287;er Allah, bize lütfetmi&#351; olmasayd&#305;, bizi de &#351;üphesiz bat&#305;r&#305;rd&#305;. Vay, demek gerçekten inkar edenler felah bulamaz" demeye ba&#351;lad&#305;lar.
28|83|&#304;&#351;te ahiret yurdu; Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (arma&#287;an) k&#305;lar&#305;z. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir.
28|84|Kim bir iyilikle gelirse, art&#305;k onun için daha hay&#305;rl&#305;s&#305; vard&#305;r; kim bir k&ouml;tülükle gelirse, art&#305;k k&ouml;tülükleri yapanlar, yaln&#305;zca yapt&#305;klar&#305;yla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;rürler.
28|85|&#350;üphesiz, sana Kur'an'&#305; farz k&#305;lan, seni d&ouml;nülecek yere elbette d&ouml;ndürecektir. De ki: "Rabbim, hidayetle geleni de, aç&#305;kça bir sap&#305;kl&#305;k içinde olan&#305; da daha iyi bilmektedir."
28|86|Kitab'&#305;n sana (kalbine vahy ile) b&#305;rak&#305;laca&#287;&#305;n&#305; umud etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir. ضyleyse sak&#305;n kafirlere arka olma.
28|87|Sana indirildikten sonra, sak&#305;n seni Allah'&#305;n ayetlerinden al&#305;koymas&#305;nlar. Sen Rabbine ça&#287;&#305;r ve sak&#305;n mü&#351;riklerden olma.
28|88|Ve Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah'a tapma. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. O'nun yüzünden (zat&#305;ndan) ba&#351;ka her&#351;ey helak olucudur. Hüküm O'nundur ve siz O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
29|1|Elif, Lam, Mim.
29|2|&#304;nsanlar, (sadece) "&#304;man ettik" diyerek, s&#305;nanmadan b&#305;rak&#305;lacaklar&#305;n&#305; m&#305; sand&#305;lar?
29|3|Andolsun, onlardan &ouml;ncekileri s&#305;nad&#305;k; Allah, gerçekten do&#287;rular&#305; da bilmekte ve gerçekten yalanc&#305;lar&#305; da bilmektedir.
29|4|Yoksa k&ouml;tülükleri yapanlar, Bizi (a&#351;&#305;p) geçeceklerini mi sand&#305;lar? Ne k&ouml;tü hükmediyorlar?
29|5|Kim Allah'a kavu&#351;may&#305; umuyorsa hiç &#351;üphesiz Allah'&#305;n (tespit etti&#287;i) süresi yakla&#351;arak-gelmektedir. O, i&#351;itendir, bilendir.
29|6|Kim cihad ederse, yaln&#305;zca kendi nefsi için cihad etmi&#351; olur. &#350;üphesiz Allah, alemlerden müsta&#287;nidir.
29|7|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz &#351;üphesiz onlar&#305;n k&ouml;tülüklerini &ouml;rtece&#287;iz ve &#351;üphesiz yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzeliyle kar&#351;&#305;l&#305;k verece&#287;iz.
29|8|Biz insana, anne ve babas&#305;na (kar&#351;&#305;) güzelli&#287;i (ilke edinmesini) tavsiye ettik. E&#287;er onlar, hakk&#305;nda bilgin olmayan &#351;eyle Bana ortak ko&#351;man için sana kar&#351;&#305; çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. D&ouml;nü&#351;ünüz Banad&#305;r. Art&#305;k yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; size haber verece&#287;im.
29|9|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise; elbette onlar&#305; salihlerin aras&#305;na kataca&#287;&#305;z.
29|10|&#304;nsanlardan &ouml;ylesi vard&#305;r ki, "Allah'a iman ettik" der; fakat Allah u&#287;runa eziyet g&ouml;rdü&#287;ü zaman, insanlar&#305;n (kendisine y&ouml;nelttikleri i&#351;kence ve) fitnesini Allah'&#305;n azab&#305;ym&#305;&#351; gibi sayar; ama Rabbinden 'bir yard&#305;m ve zafer' gelirse, andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik” demektedirler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olan&#305; daha iyi bilen de&#287;il midir?
29|11|Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münaf&#305;klar&#305; da bilmektedir.
29|12|&#304;nkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalar&#305;n&#305;z&#305; biz yüklenelim.” Oysa kendileri, onlar&#305;n hatalar&#305;ndan hiçbir &#351;eyi yüklenecek de&#287;ildir. Gerçekten onlar, elbette yalanc&#305;d&#305;rlar.
29|13|&#350;üphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte ba&#351;ka yükleri de yüklenecekler ve k&#305;yamet günü, düzüp uydurduklar&#305;na kar&#351;&#305; sorguya çekileceklerdir.
29|14|Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) g&ouml;nderdik, içlerinde elli y&#305;l&#305; eksik olmak üzere bin sene ya&#351;ad&#305;. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalay&#305;verdi.
29|15|B&ouml;ylece Biz onu ve gemi halk&#305;n&#305; kurtard&#305;k ve bunu alemlere bir ayet (kendisinden ders ç&#305;kar&#305;lacak bir olay) k&#305;lm&#305;&#351; olduk.
29|16|&#304;brahim de; hani kavmine demi&#351;ti ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan sak&#305;n&#305;n, e&#287;er bilirseniz bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r."
29|17|"Siz yaln&#305;zca Allah'tan ba&#351;ka birtak&#305;m putlara tap&#305;yor ve birtak&#305;m yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek &#351;u ki, sizin Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z, size r&#305;z&#305;k vermeye güç yetiremezler; &ouml;yleyse r&#305;zk&#305; Allah'&#305;n Kat&#305;nda aray&#305;n, O'na kulluk edin ve O'na &#351;ükredin. Siz O'na d&ouml;ndürüleceksiniz."
29|18|"E&#287;er yalanlarsan&#305;z, sizden &ouml;nceki ümmetler de (elçilerin ça&#287;r&#305;s&#305;n&#305;) yalanlam&#305;&#351;lard&#305;r. Elçiye dü&#351;en ise, yaln&#305;zca aç&#305;k bir tebli&#287;dir."
29|19|Onlar g&ouml;rmediler mi ki, Allah yaratmaya nas&#305;l ba&#351;l&#305;yor, sonra onu iade ediyor? &#350;üphesiz, bu Allah'a g&ouml;re kolayd&#305;r.
29|20|De ki: "Yeryüzünde gezip dola&#351;&#305;n da, b&ouml;ylelikle yaratmaya nas&#305;l ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;na bir bak&#305;n, sonra Allah ahiret yaratmas&#305;n&#305; (veya son yaratmay&#305;) da in&#351;a edip yaratacakt&#305;r. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
29|21|Diledi&#287;ini azapland&#305;r&#305;r, diledi&#287;ine merhamet eder. O'na çevrilip-g&ouml;türüleceksiniz.
29|22|Siz yerde ve g&ouml;kte (Allah'&#305;) aciz b&#305;rakamazs&#305;n&#305;z. Sizin Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda veliniz yoktur, yard&#305;m edeniniz de yoktur.
29|23|Allah'&#305;n ayetlerini ve O'na kavu&#351;may&#305; 'yok say&#305;p inkar edenler'; i&#351;te onlar, Benim rahmetimden umut kesmi&#351;lerdir; ve i&#351;te onlar, ac&#305; azap onlar&#305;nd&#305;r.
29|24|Bunun üzerine kavminin (&#304;brahim'e) cevab&#305; yaln&#305;zca: "Onu &ouml;ldürün ya da yak&#305;n" demek oldu. B&ouml;ylece Allah onu ate&#351;ten kurtard&#305;. &#350;üphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vard&#305;r.
29|25|(&#304;brahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p dünya hayat&#305;nda aran&#305;zda bir sevgi-ba&#287;&#305; olarak putlar&#305; (ilahlar) edindiniz. Sonra k&#305;yamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tan&#305;mayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin bar&#305;nma yeriniz ate&#351;tir ve hiçbir yard&#305;mc&#305;n&#305;z yoktur."
29|26|Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edece&#287;im. اünkü &#351;üphesiz O, güçlü ve üstün oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir."
29|27|Biz ona &#304;shak'&#305; ve Yakub'u arma&#287;an ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberli&#287;i ve kitab&#305; (vahy ihsan&#305;) k&#305;ld&#305;k, ecrini de dünyada verdik. &#350;üphesiz o, ahirette salih olanlardand&#305;r.
29|28|Lut da; hani kavmine demi&#351;ti: "Siz gerçekten, sizden &ouml;nce alemlerden hiç kimsenin yapmad&#305;&#287;&#305; 'çirkin bir utanmazl&#305;&#287;&#305;' yap&#305;yorsunuz."
29|29|"Siz, (yine de) erkeklere yakla&#351;acak, yol kesecek ve biraraya geli&#351;lerinizde çirkinlikler yapacak m&#305;s&#305;n&#305;z?" Bunun üzerine kavminin cevab&#305; yaln&#305;zca: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyor isen, bize Allah'&#305;n azab&#305;n&#305; getir" demek oldu.
29|30|Dedi ki: "Rabbim, fesat ç&#305;karan (bu) kavme kar&#351;&#305; bana yard&#305;m et."
29|31|Bizim elçilerimiz &#304;brahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek &#351;u ki, biz bu ülkenin halk&#305;n&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;rataca&#287;&#305;z. اünkü onun halk&#305; zalim oldular.”
29|32|Dedi ki: "Onun içinde Lut da vard&#305;r." Dediler ki: "Onun içinde kimin oldu&#287;unu Biz daha iyi biliriz. Kendi kar&#305;s&#305; d&#305;&#351;&#305;nda, onu ve ailesini muhakkak kurtaraca&#287;&#305;z. O (kar&#305;s&#305;) arkada kalacak olanlardand&#305;r."
29|33|Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolay&#305;s&#305;yla k&ouml;tüle&#351;ti ve içi darald&#305;. Dediler ki: "Korkuya dü&#351;me ve hüzne kap&#305;lma. Kar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda, seni ve aileni muhakak kurtaraca&#287;&#305;z. O ise, arkada kalacakt&#305;r."
29|34|"&#350;üphesiz Biz, fas&#305;kl&#305;k yapmalar&#305;ndan dolay&#305;, bu ülke halk&#305;n&#305;n üstüne g&ouml;kten i&#287;renç bir azap indirece&#287;iz."
29|35|Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaç&#305;k bir ayet b&#305;rakm&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
29|36|Medyen'e de karde&#351;leri &#350;uayb'&#305; (g&ouml;nderdik) B&ouml;ylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin ve ahiret gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmay&#305;n."
29|37|Ancak onu yalanlad&#305;lar; bunun üzerine onlar&#305; amans&#305;z bir sars&#305;nt&#305; yakalay&#305;verdi, b&ouml;ylelikle kendi yurtlar&#305;nda diz üstü ç&ouml;kmü&#351; olarak sabahlad&#305;lar.
29|38|Ad'&#305; ve Semud'u da (y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k). Gerçek &#351;u ki, kendi oturduklar&#305; yerlerden size (durumlar&#305;) belli olmaktad&#305;r. Kendi yapt&#305;klar&#305;n&#305; &#351;eytan süsleyip-çekici k&#305;ld&#305;, b&ouml;ylece onlar&#305; yoldan al&#305;koydu. Oysa onlar g&ouml;rebilen kimselerdi.
29|39|Karun'u, Firavun'u ve Haman'&#305; da (y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k). Andolsun, Musa onlara apaç&#305;k delillerle gelmi&#351;ti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azaptan kurtulup) geçecek de&#287;illerdi.
29|40|&#304;&#351;te Biz, onlar&#305;n her birini kendi günah&#305;yla yakalay&#305;verdik. B&ouml;ylece onlardan kiminin üstüne ta&#351; f&#305;rt&#305;nas&#305; g&ouml;nderdik, kimini &#351;iddetli bir ç&#305;&#287;l&#305;k sar&#305;verdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda bo&#287;duk. Allah onlara zulmedici de&#287;ildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
29|41|Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;ka veliler edinenlerin &ouml;rne&#287;i, kendine ev edinen &ouml;rümcek &ouml;rne&#287;ine benzer. Gerçek &#351;u ki, evlerin en dayan&#305;ks&#305;z olan&#305; &ouml;rümcek evidir; bir bilselerdi.
29|42|Allah, Kendi d&#305;&#351;&#305;nda hangi &#351;eye tapt&#305;klar&#305;n&#305; &#351;üphesiz bilir. O, güçlü ve üstün oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
29|43|&#304;&#351;te bu &ouml;rnekler; Biz bunlar&#305; insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden ba&#351;kas&#305; bunlara ak&#305;l erdirmez.
29|44|Allah g&ouml;kleri ve yeri hak olarak yaratt&#305;. &#350;üphesiz, bunda iman edenler için bir ayet vard&#305;r.
29|45|Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l. Gerçekten namaz, çirkin utanmazl&#305;klar (fah&#351;a)dan ve k&ouml;tülüklerden al&#305;koyar. Allah'&#305; zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; bilir.
29|46|&#304;çlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarz&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim &#304;lah&#305;m&#305;z da, sizin &#304;lah&#305;n&#305;z da birdir ve biz O'na teslim olmu&#351;uz."
29|47|&#304;&#351;te Biz sana b&ouml;yle bir Kitap indirdik. Bundan dolay&#305; kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatap&#305;c&#305;lar)dan da ona iman edecek olanlar vard&#305;r. &#304;nkarc&#305;lardan ba&#351;kas&#305; Bizim ayetlerimizi inkar etmez.
29|48|Bundan &ouml;nce sen hiç kitap okuyan de&#287;ildin ve onu sa&#287; elinle de yazm&#305;yordun. B&ouml;yle olsayd&#305;, bat&#305;lda olanlar ku&#351;kuya kap&#305;l&#305;rlard&#305;.
29|49|Hay&#305;r, o, kendilerine ilim verilenlerin g&ouml;&#287;üslerinde apaç&#305;k olan ayetlerdir. Zulmedenlerden ba&#351;kas&#305;, Bizim ayetlerimizi inkar etmez.
29|50|Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler (birtak&#305;m mucizeler) indirilmeli de&#287;il miydi?" De ki: "Ayetler yaln&#305;zca Allah'&#305;n Kat&#305;ndad&#305;r. Ben ise, ancak apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
29|51|Kendilerine okunmakta olan Kitab'&#305; sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? &#350;üphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir &ouml;&#287;üt (zikir) vard&#305;r.
29|52|De ki: "Benimle sizin aran&#305;zda &#351;ahid olarak Allah yeter. O, g&ouml;klerde ve yerde olan&#305; bilir. Bat&#305;la inanan ve Allah'&#305; inkar edenler ise, i&#351;te onlar hüsrana u&#287;rayanlard&#305;r."
29|53|Azap konusunda senden acele (davranman&#305;) istiyorlar. E&#287;er ad&#305; konulmu&#351; bir ecel (tayin edilmi&#351; bir vakit) olmasayd&#305;, herhalde onlara azap gelmi&#351; olurdu. Fakat kendileri &#351;uurunda olmadan, onlara ku&#351;kusuz apans&#305;z geliverecektir.
29|54|Azap konusunda senden acele (davranman&#305;) istiyorlar. Oysa cehennem, o inkar edenleri gerçekten ku&#351;at&#305;p-durmaktad&#305;r.
29|55|Azab&#305;n onlar&#305; üstlerinden ve ayaklar&#305;n&#305;n alt&#305;ndan kaplayaca&#287;&#305; gün (Allah): "Yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; tad&#305;n" der.
29|56|Ey iman eden kullar&#305;m, &#351;üphesiz Benim arz&#305;m geni&#351;tir; art&#305;k yaln&#305;zca Bana ibadet edin.
29|57|Her nefis &ouml;lümü tad&#305;c&#305;d&#305;r; sonra Bize d&ouml;ndürüleceksiniz.
29|58|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar; onlar&#305;, içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetin yüksek k&ouml;&#351;klerine muhakkak yerle&#351;tirece&#287;iz. (Salih) Amellerde bulunanlar&#305;n ecri ne güzeldir.
29|59|Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
29|60|Kendi r&#305;zk&#305;n&#305; ta&#351;&#305;yamayan nice canl&#305; vard&#305;r ki onu ve sizi Allah r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;r. O, i&#351;itendir, bilendir.
29|61|Andolsun, onlara: "G&ouml;kleri ve yeri kim yaratt&#305;, güne&#351;i ve ay&#305; kim emre amade k&#305;ld&#305;?" diye soracak olursan, &#351;üphesiz: "Allah" diyecekler. &#350;u halde nas&#305;l oluyor da çevriliyorlar?
29|62|Allah, kullar&#305;ndan diledi&#287;ine r&#305;zk&#305; yay&#305;p-geni&#351;letir, (ve) k&#305;sar da. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eyi bilendir.
29|63|Andolsun onlara: "G&ouml;kten su indirip de &ouml;lümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, &#351;üphesiz: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'&#305;nd&#305;r." Hay&#305;r, onlar&#305;n ço&#287;u akletmiyorlar.
29|64|Bu dünya hayat&#305;, yaln&#305;zca bir oyun ve '(e&#287;lence türünden) tutkulu bir oyalanmad&#305;r'. Gerçekten ahiret yurdu ise, as&#305;l hayat odur. Bir bilselerdi.
29|65|Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yaln&#305;zca O'na 'halis k&#305;lan g&ouml;nülden ba&#287;l&#305;lar' olarak, Allah'a yalvar&#305;p yakar&#305;rlar. Ama onlar&#305; karaya ç&#305;kar&#305;p kurtar&#305;nca, hemen &#351;irk ko&#351;arlar.
29|66|Kendilerine verdi&#287;imiz (nimetler)e nank&ouml;rlük etsinler ve yararlan&#305;p-metalans&#305;nlar diye. Ancak onlar yak&#305;nda bileceklerdir.
29|67|G&ouml;rmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kap&#305;l&#305;p-ya&#287;ma edilirken, Biz Harem (Mekke)yi güvenilir (ve dokunulmaz) k&#305;ld&#305;k? Yine de onlar, bat&#305;la inan&#305;p Allah'&#305;n nimetlerine nank&ouml;rlük mü ediyorlar?
29|68|Allah hakk&#305;nda yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldi&#287;i zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? &#304;nkar edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?
29|69|Bizim u&#287;rumuzda cihad edenlere, &#351;üphesiz yollar&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;steririz. Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.
30|1|Elif, Lam, Mim.
30|2|Rum (ordular&#305;) yenilgiye u&#287;rad&#305;.
30|3|Yak&#305;n bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
30|4|Birkaç y&#305;l içinde. Bundan &ouml;nce de, sonra da emir Allah'&#305;nd&#305;r. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.
30|5|Allah'&#305;n yard&#305;m&#305;yla. O, diledi&#287;ine yard&#305;m eder. O, güçlü ve üstün oland&#305;r, esirgeyendir.
30|6|(Bu,) Allah'&#305;n va’didir; Allah, vadinden geri d&ouml;nmez. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
30|7|Onlar, dünya hayat&#305;ndan (yaln&#305;zca) d&#305;&#351;ta olan&#305; bilirler. Ahiretten ise gafil olanlard&#305;r.
30|8|Kendi nefisleri konusunda dü&#351;ünmüyorlar m&#305;? Allah, g&ouml;kleri, yeri ve bu ikisi aras&#305;nda olanlar&#305; ancak hak ile ve belirlenmi&#351; bir süre (ecel) olarak yaratm&#305;&#351;t&#305;r. Gerçekten, insanlardan ço&#287;u Rablerine kavu&#351;may&#305; inkar ediyorlar.
30|9|Yeryüzünde gezip dola&#351;m&#305;yorlar m&#305;? B&ouml;ylece kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rsünler. Onlar, güç bak&#305;m&#305;ndan kendilerinden daha üstün idiler, topra&#287;&#305; alt-üst etmi&#351;ler (ekmi&#351;ler, madenler, sular aray&#305;p ç&#305;karm&#305;&#351;lar) ve onu, kendilerinin imar etti&#287;inden daha çok imar etmi&#351;lerdi. Elçileri de, onlara aç&#305;k delillerle gelmi&#351;ti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlard&#305;.
30|10|Sonra k&ouml;tülük yapanlar&#305;n u&#287;rad&#305;klar&#305; son, Allah'&#305;n ayetlerini yalanlamalar&#305; ve alay konusu edinmeleri dolay&#305;s&#305;yla çok k&ouml;tü oldu.
30|11|Allah, yaratmay&#305; ba&#351;lat&#305;r, sonra onu iade eder, sonra da siz O'na d&ouml;ndürülürsünüz.
30|12|K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305; gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca y&#305;k&#305;l&#305;rlar.
30|13|(Allah'a e&#351; ko&#351;tuklar&#305;) Ortaklar&#305;ndan kendilerine &#351;efaatçi olan yoktur; onlar, ortaklar&#305;n&#305; inkar ediyorlar.
30|14|K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305; gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayr&#305;l&#305;rlar.
30|15|B&ouml;ylece iman edip salih amellerde bulunanlar; art&#305;k onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde a&#287;&#305;rlan&#305;rlar'.
30|16|Ancak inkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavu&#351;may&#305; yalanlayanlar ise; art&#305;k onlar da azap için haz&#305;r bulundurulurlar.
30|17|ضyleyse ak&#351;ama girdi&#287;iniz vakit de, sabaha erdi&#287;iniz vakit de Allah'&#305; tesbih edip (yüceltin).
30|18|Hamd O'nundur; g&ouml;klerde ve yerde, günün sonunda ve &ouml;&#287;leye erdi&#287;iniz vakit de.
30|19|O &ouml;lüden diriyi ç&#305;kar&#305;r ve diriden &ouml;lüyü ç&#305;kar&#305;r, &ouml;lümünden sonra da yeri diriltir. &#304;&#351;te siz de b&ouml;yle ç&#305;kar&#305;lacaks&#305;n&#305;z.
30|20|Sizi topraktan yaratm&#305;&#351; bulunmas&#305;, O'nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yan&#305;na) yay&#305;lmakta olan bir be&#351;er (türü) oldunuz.
30|21|Onda 'sükun bulup durulman&#305;z' için, size kendi nefislerinizden e&#351;ler yaratmas&#305; ve aran&#305;zda bir sevgi ve merhamet k&#305;lmas&#305; da, O'nun ayetlerindendir. &#350;üphesiz bunda, dü&#351;ünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
30|22|G&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;lmas&#305; ile dillerinizin ve renklerinizin ayr&#305; olmas&#305;, O'nun ayetlerindendir. &#350;üphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vard&#305;r.
30|23|Geceleyin ve gündüzün uyuman&#305;z ile O'nun fazl&#305;ndan (geçiminizi temin için r&#305;zk&#305;n&#305;z&#305;) araman&#305;z, O'nun ayetlerindendir. &#350;üphesiz i&#351;itebilen bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
30|24|Size bir korku ve umut (unsuru) olarak &#351;im&#351;e&#287;i g&ouml;stermesi ile g&ouml;kten su indirmek suretiyle &ouml;lümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O'nun ayetlerindendir. &#350;üphesiz bunda, akl&#305;n&#305; kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
30|25|G&ouml;&#287;ün ve yerin O'nun emriyle (hareketten kesilip oldu&#287;u yerde veya bu düzen içinde) durmas&#305; da, O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden (topra&#287;&#305;n alt&#305;ndan) bir (kere) ça&#287;&#305;rma ile ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305; zaman, hemencecik siz (bir de bakars&#305;n&#305;z ki) ç&#305;kar&#305;lm&#305;&#351;s&#305;n&#305;z.
30|26|G&ouml;klerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'g&ouml;nülden boyun e&#287;mi&#351;' bulunuyorlar.
30|27|Yaratmay&#305; ba&#351;latan, sonra onu iade edecek olan O'dur; bu O'na g&ouml;re pek kolayd&#305;r. G&ouml;klerde ve yerde en Yüce misal O'nundur. O, güçlü ve üstün oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
30|28|Size kendi nefislerinizden bir &ouml;rnek verdi: "Size r&#305;z&#305;k olarak verdi&#287;imiz &#351;eylerde, sa&#287; ellerinizin malik olduklar&#305;n&#305;zdan, sizinle e&#351;it olup kendi kendinizden korktu&#287;unuz gibi kendilerinden de korktu&#287;unuz (veya çekinip sayg&#305; duydu&#287;unuz) ortaklar var m&#305;d&#305;r? “&#304;&#351;te Biz, akl&#305;n&#305; kullanabilen bir kavim için ayetleri b&ouml;yle birer birer aç&#305;klar&#305;z.
30|29|Hay&#305;r, zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaks&#305;z&#305;n kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;na uymu&#351;lard&#305;r. Allah'&#305;n sapt&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; kim hidayete erdirebilir? Onlar&#305;n hiçbir yard&#305;mc&#305;lar&#305; yoktur.
30|30|ضyleyse sen yüzünü Allah'&#305; birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'&#305;n o f&#305;trat&#305;na çevir; ki insanlar&#305; bunun üzerine yaratm&#305;&#351;t&#305;r. Allah'&#305;n yarat&#305;&#351;&#305; için hiçbir de&#287;i&#351;tirme yoktur. &#304;&#351;te dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
30|31|'G&ouml;nülden kat&#305;ks&#305;z ba&#287;l&#305;lar' olarak, O'na y&ouml;nelin ve O'ndan korkup-sak&#305;n&#305;n, dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;l&#305;n ve mü&#351;riklerden olmay&#305;n.
30|32|(O mü&#351;rikler ki,) Kendi dinlerini f&#305;rkalara ay&#305;rm&#305;&#351; ve kendileri de parça parça olmu&#351;lard&#305;r; ki her grup kendi elindekiyle &ouml;vünüp sevinç duymaktad&#305;r.
30|33|&#304;nsanlara bir zarar dokundu&#287;u zaman, 'g&ouml;nülden kat&#305;ks&#305;z ba&#287;l&#305;lar' olarak, Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet tadd&#305;r&#305;nca hemencecik bir grup Rablerine &#351;irk ko&#351;arlar.
30|34|Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nank&ouml;rlük etsinler diye. ضyleyse metalan&#305;p-yararlan&#305;n, art&#305;k yak&#305;nda bileceksiniz.
30|35|Yoksa Biz, onlara ispatl&#305; bir delil indirdik de, o mu O'na ortak ko&#351;malar&#305;n&#305; s&ouml;ylüyor?
30|36|Biz insanlara bir rahmet tadd&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim etti&#287;i dolay&#305;s&#305;yla onlara bir k&ouml;tülük isabet etti&#287;inde, hemen umutsuzlu&#287;a kap&#305;l&#305;rlar.
30|37|G&ouml;rmüyorlar m&#305; ki, Allah, diledi&#287;ine r&#305;zk&#305; yay&#305;p-geni&#351;letir ve k&#305;sar da. &#350;üphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
30|38|ضyleyse yak&#305;nlara hakk&#305;n&#305; ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'&#305;n yüzünü (r&#305;zas&#305;n&#305;) isteyenler için bu daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r ve felaha erenler onlard&#305;r.
30|39|&#304;nsanlar&#305;n mallar&#305;ndan arts&#305;n diye, verdi&#287;iniz faiz Allah Kat&#305;nda artmaz. Ama Allah'&#305;n yüzünü (r&#305;zas&#305;n&#305;) isteyerek verdi&#287;iniz zekat ise, i&#351;te (sevablar&#305;n&#305; ve gelirlerini) kat kat artt&#305;ranlar onlard&#305;r.
30|40|Allah; sizi yaratt&#305;, sonra size r&#305;z&#305;k verdi, sonra sizi &ouml;ldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklar&#305;n&#305;zdan bunlardan herhangi birini yapacak var m&#305;? O, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan münezzeh ve Yücedir.
30|41|&#304;nsanlar&#305;n kendi ellerinin kazand&#305;&#287;&#305; dolay&#305;s&#305;yla, karada ve denizde fesad ortaya ç&#305;kt&#305;. Umulur ki, d&ouml;nerler diye (Allah) onlara yapt&#305;klar&#305;n&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305; kendilerine tadd&#305;rmaktad&#305;r.
30|42|De ki: "Yeryüzünde gezip dola&#351;&#305;n, b&ouml;ylece daha &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rün. Onlar&#305;n ço&#287;u mü&#351;rik kimselerdi."
30|43|ضyleyse sen, Allah'tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden &ouml;nce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça b&ouml;lünecekler.
30|44|Kim inkar ederse, art&#305;k onun inkar&#305; kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, art&#305;k onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) d&ouml;&#351;eyip haz&#305;rlamaktad&#305;rlar.
30|45|(Bu, Allah'&#305;n) Kendi fazl&#305;ndan iman edip salih amellerde bulunanlar&#305; &ouml;düllendirmesi içindir. &#350;üphesiz O, kafirleri sevmez.
30|46|Size Kendi rahmetinden tadd&#305;rmas&#305;, emriyle gemileri yürütmesi ve O'nun fazl&#305;ndan (r&#305;zk&#305;n&#305;z&#305;) araman&#305;z ile umulur ki &#351;ükretmeniz için, rüzgarlar&#305; müjde vericiler olarak g&ouml;ndermesi, O'nun ayetlerindendir.
30|47|Andolsun, Biz senden &ouml;nce kendi kavimlerine elçiler g&ouml;nderdik de onlara apaç&#305;k belgeler getirdiler; b&ouml;ylece Biz de suçlu günahkarlardan intikam ald&#305;k. &#304;man edenlere yard&#305;m etmek ise, Bizim üzerimizde bir hakt&#305;r.
30|48|Allah, rüzgarlar&#305; g&ouml;nderir, b&ouml;ylece bir bulut kald&#305;r&#305;r da onu nas&#305;l dilerse g&ouml;kte yay&#305;p-da&#287;&#305;t&#305;r ve onu parça parça k&#305;lar; nihayet onun aras&#305;ndan ya&#287;murun ak&#305;p ç&#305;kt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Sonunda Kendi kullar&#305;ndan diledi&#287;ine verince, hemen sevince kap&#305;l&#305;verirler.
30|49|Oysa onlar, bundan &ouml;nce (ya&#287;murun) üzerine inmesinden evvel umutlar&#305;n&#305; kesmi&#351;lerdi.
30|50|&#350;imdi Allah'&#305;n rahmetinin eserlerine bak; &ouml;lümünden sonra yeryüzünü nas&#305;l diriltmektedir? &#350;üphesiz O, &ouml;lüleri de gerçekten diriltecektir. O, her&#351;eye güç yetirendir.
30|51|Andolsun, Biz bir rüzgar g&ouml;ndersek de onu(n ekinini) sararm&#305;&#351; g&ouml;rseler, mutlaka ard&#305;ndan nank&ouml;rlük ederler.
30|52|&#350;imdi sen, &ouml;lülere (s&ouml;z) duyuramazs&#305;n ve arkalar&#305;n&#305; d&ouml;nüp giden sa&#287;&#305;rlara da ça&#287;r&#305;y&#305; duyuramazs&#305;n.
30|53|Ve sen kendi sap&#305;kl&#305;klar&#305; içinde k&ouml;r olanlar&#305; da do&#287;ruya iletici de&#287;ilsin. Sen yaln&#305;zca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar Müslümanlard&#305;r.
30|54|Allah, sizi bir za'ftan yaratt&#305;, sonra (bu) za'f&#305;n ard&#305;ndan bir kuvvet k&#305;ld&#305;, sonra bu kuvvetin ard&#305;ndan da bir za'f ve ya&#351;l&#305;l&#305;k verdi. Diledi&#287;ini yarat&#305;r. O, bilendir, güç yetirendir.
30|55|K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305; gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin d&#305;&#351;&#305;nda (dünya hayat&#305;) ya&#351;amad&#305;klar&#305;na and içerler. &#304;&#351;te onlar b&ouml;yle çevriliyorlard&#305;.
30|56|Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'&#305;n Kitab&#305;nda (yaz&#305;l&#305; süre boyunca) dirili&#351; gününe kadar ya&#351;ad&#305;n&#305;z; i&#351;te bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."
30|57|Art&#305;k o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sa&#287;layacak, ne (Allah'tan) ho&#351;nutluk dilekleri kabul edilecektir.
30|58|Andolsun, Biz bu Kur'an'da insanlar için her &ouml;rne&#287;i g&ouml;sterdik. &#350;üphesiz, sen onlara bir ayetle geldi&#287;in zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsiniz" derler.
30|59|&#304;&#351;te Allah, bilmeyenlerin kalplerini b&ouml;yle mühürler.
30|60|ضyleyse sen sabret; &#351;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r; kesin bilgiyle inanmayanlar sak&#305;n seni tela&#351;a kapt&#305;r&#305;p-hafifli&#287;e (veya gev&#351;ekli&#287;e) sürüklemesinler.
31|1|Elif, Lam, Mim.
31|2|Bunlar hikmetli Kitab'&#305;n ayetleridir;
31|3|Muhsin olanlara bir hidayet ve bir rahmettir.
31|4|Onlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;larlar, zekat&#305; verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inan&#305;rlar.
31|5|&#304;&#351;te onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlard&#305;r.
31|6|&#304;nsanlardan &ouml;yleleri vard&#305;r ki, bilgisizce Allah'&#305;n yolundan sapt&#305;rmak ve onu bir e&#287;lence konusu edinmek için s&ouml;zün 'bo&#351; ve amaçs&#305;z olan&#305;n&#305;' sat&#305;n al&#305;rlar. &#304;&#351;te onlar için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
31|7|Ona ayetlerimiz okundu&#287;unda, sanki i&#351;itmiyormu&#351; ve kulaklar&#305;nda bir a&#287;&#305;rl&#305;k varm&#305;&#351; gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) s&#305;rt&#305;n&#305; çevirir. Art&#305;k sen ona ac&#305; bir azap ile müjde ver.
31|8|(Ancak) Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle-donat&#305;lm&#305;&#351; cennetler vard&#305;r.
31|9|Orada ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar. Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r. O, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
31|10|O, g&ouml;kleri dayanak olmaks&#305;z&#305;n yaratm&#305;&#351;t&#305;r, bunu g&ouml;rmektesiniz. Arzda da, sizi sars&#305;nt&#305;ya u&#287;rat&#305;r diye sars&#305;lmaz da&#287;lar b&#305;rakt&#305; ve orada her canl&#305;dan türetip yay&#305;verdi. Biz g&ouml;kten su indirdik, b&ouml;ylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.
31|11|Bu, Allah'&#305;n yaratmas&#305;d&#305;r. &#350;u halde, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda olanlar&#305;n yaratt&#305;klar&#305;n&#305; Bana g&ouml;sterin. Hay&#305;r, zulmedenler, aç&#305;kça bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
31|12|Andolsun, Lukman'a "Allah'a &#351;ükret" diye hikmet verdik. Kim &#351;ükrederse, art&#305;k o, kendi lehine &#351;ükreder. Kim inkar ederse, art&#305;k &#351;üphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiçbir &#351;eye muhtaç olmayan)d&#305;r, Hamiddir (hamd yaln&#305;zca O'na aittir).
31|13|Hani Lukman o&#287;luna -&ouml;&#287;üt vererek- demi&#351;ti ki; "Ey o&#287;lum, Allah'a &#351;irk ko&#351;ma. &#350;üphesiz &#351;irk, gerçekten büyük bir zulümdür."
31|14|Biz insana anne ve babas&#305;n&#305; (onlara iyilikle davranmay&#305;) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karn&#305;nda) ta&#351;&#305;m&#305;&#351;t&#305;r. Onun (sütten) ayr&#305;lmas&#305;, iki y&#305;l içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana &#351;ükret, d&ouml;nü&#351; yaln&#305;z Banad&#305;r."
31|15|Bununla birlikte, onlar&#305;n ikisi (annen ve baban) hakk&#305;nda bir bilgin olmayan &#351;eyi Bana &#351;irk ko&#351;man için, sana kar&#351;&#305; çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayat&#305;n) da onlara iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve Bana 'g&ouml;nülden-kat&#305;ks&#305;z olarak y&ouml;nelenin' yoluna tabi ol. Sonra d&ouml;nü&#351;ünüz yaln&#305;zca Banad&#305;r, b&ouml;ylece Ben de size yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber verece&#287;im.
31|16|"Ey o&#287;lum, (yapt&#305;&#287;&#305;n i&#351;) gerçekten bir hardal tanesi a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nda olsa da, (bu,) ister bir kaya parças&#305;ndan ya da g&ouml;klerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (aç&#305;&#287;a ç&#305;kar&#305;r). &#350;üphesiz Allah, latif oland&#305;r, (her&#351;eyden) haberdard&#305;r."
31|17|"Ey o&#287;lum, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l, ma'rufu emret, münkerden sak&#305;nd&#305;r ve sana isabet eden (musibetler)e kar&#351;&#305; sabret. اünkü bunlar, azmedilmesi gereken i&#351;lerdendir.
31|18|"&#304;nsanlara yana&#287;&#305;n&#305; çevirip (büyüklenme) ve b&ouml;bürlenmi&#351; olarak yeryüzünde yürüme. اünkü Allah, büyüklük taslay&#305;p b&ouml;bürleneni sevmez."
31|19|"Yürüyü&#351;ünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. اünkü, seslerin en çirkin olan&#305; gerçekten e&#351;eklerin sesidir."
31|20|G&ouml;rmüyor musunuz ki, &#351;üphesiz Allah, g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305; emrinize amade k&#305;lm&#305;&#351;, aç&#305;k ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini geni&#351;letip-tamamlam&#305;&#351;t&#305;r. (Buna ra&#287;men) &#304;nsanlardan &ouml;yleleri vard&#305;r ki, hiçbir ilme dayanmadan, bir yol g&ouml;sterici ve ayd&#305;nlat&#305;c&#305; bir kitap olmadan Allah hakk&#305;nda mücadele edip durur.
31|21|Onlara; "Allah'&#305;n indirdiklerine uyun" denildi&#287;inde, derler ki; "Hay&#305;r, biz atalar&#305;m&#305;z&#305; üzerinde buldu&#287;umuz &#351;eye uyar&#305;z." &#350;ayet &#351;eytan, onlar&#305; ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in azab&#305;na ça&#287;&#305;rm&#305;&#351;sa da m&#305; (buna uyacaklar)?
31|22|Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, art&#305;k gerçekten o kopmayan bir kulpa yap&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;r. Bütün i&#351;lerin sonu Allah'a var&#305;r.
31|23|Kim de inkar ederse, art&#305;k onun inkar&#305; seni hüzne kapt&#305;rmas&#305;n. Onlar&#305;n d&ouml;nü&#351;ü Bizedir, art&#305;k Biz de onlara yapt&#305;klar&#305;n&#305; haber verece&#287;iz. &#350;üphesiz Allah, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; olan&#305; bilendir.
31|24|Biz onlar&#305; az (bir &#351;ey ve zaman) olarak metaland&#305;r&#305;p yararland&#305;r&#305;r&#305;z, sonra onlar&#305; a&#287;&#305;r bir azaba katland&#305;r&#305;r&#305;z.
31|25|Andolsun onlara; "G&ouml;kleri ve yeri kim yaratt&#305;?" diye soracak olsan, tart&#305;&#351;mas&#305;z; "Allah" diyecekler. De ki; "Hamd Allah'&#305;nd&#305;r." Hay&#305;r, onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
31|26|G&ouml;klerde ve yerde olanlar Allah'&#305;nd&#305;r. &#350;üphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiçbir &#351;eye muhtaç olmayan)d&#305;r, Hamid (hamd da yaln&#305;zca O'na ait)tir.
31|27|E&#287;er yeryüzündeki a&#287;açlar&#305;n tümü kalem ve deniz de -onun ard&#305;ndan yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'&#305;n kelimeleri (yazmakla) tükenmez. &#350;üphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
31|28|Sizin yarat&#305;lman&#305;z ve diriltilmeniz yaln&#305;zca tek bir ki&#351;i(yi yarat&#305;p sonra diriltmek) gibidir. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
31|29|G&ouml;rmüyor musun ki, gerçekten Allah, geceyi gündüze ba&#287;lay&#305;p-katar, gündüzü de geceye ba&#287;lay&#305;p-katar. Güne&#351; ile ay&#305; emre amade k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Her biri, ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar ak&#305;p gider. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
31|30|&#304;&#351;te-b&ouml;yle; &#351;üphesiz Allah, O, Hak oland&#305;r ve &#351;üphesiz O'nun d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;klar&#305; (tanr&#305;lar) ise, bat&#305;ld&#305;r. &#350;üphesiz Allah, Yücedir, büyüktür.
31|31|G&ouml;rmüyor musun ki, size ayetlerinden (baz&#305;lar&#305;n&#305;) g&ouml;stermesi için, gemiler Allah'&#305;n nimetiyle denizde ak&#305;p gitmektedir! Hiç &#351;üphesiz bunda, çok sabreden, çok &#351;ükreden için gerçekten ayetler vard&#305;r.
31|32|Onlar&#305; kara g&ouml;lgeler gibi dalgalar sar&#305;verdi&#287;i zaman, dini yaln&#305;zca O'na 'halis k&#305;lan g&ouml;nülden ba&#287;l&#305;lar' olarak Allah'a yalvar&#305;p yakar&#305;rlar (dua ederler). B&ouml;ylece onlar&#305; karaya ç&#305;kar&#305;p-kurtar&#305;nca, art&#305;k onlardan bir k&#305;sm&#305; orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nank&ouml;r olandan ba&#351;kas&#305; inkar etmez.
31|33|Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sak&#305;n&#305;n ve &ouml;yle bir günün azab&#305;ndan çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocu&#287;u için bir kar&#351;&#305;l&#305;k veremez ve (hiç)bir çocuk da babas&#305; için bir &#351;eyi verebilecek (durumda) de&#287;ildir. &#350;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r. Art&#305;k dünya hayat&#305; sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldat&#305;c&#305;(lar) da sizi Allah ile aldatmas&#305;n.
31|34|K&#305;yamet saatinin bilgisi, &#351;üphesiz Allah'&#305;n Kat&#305;ndad&#305;r. Ya&#287;muru ya&#287;d&#305;r&#305;r; rahimlerde olan&#305; bilir. Hiç kimse, yar&#305;n ne kazanaca&#287;&#305;n&#305; bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde &ouml;lece&#287;ini bilmez. Hiç &#351;üphesiz Allah bilendir, haberdard&#305;r.
32|1|Elif-Lam Mim.
32|2|Kendisinde &#351;üphe olmayan bu Kitab'&#305;n indirili&#351;i alemlerin Rabbi taraf&#305;ndand&#305;r.
32|3|Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hay&#305;r; o, Rabbinden olan bir hakt&#305;r; senden &ouml;nce kendilerine bir uyar&#305;c&#305; gelmemi&#351; bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar.
32|4|Allah; g&ouml;kleri, yeri ve ikisi aras&#305;nda olanlar&#305; alt&#305; günde yaratt&#305;, sonra ar&#351;a istiva etti. Sizin O'nun d&#305;&#351;&#305;nda bir yard&#305;mc&#305;n&#305;z ve &#351;efaatçiniz yoktur. Yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeyecek misiniz?
32|5|G&ouml;kten yere her i&#351;i O evirip düzene koyar. Sonra (i&#351;ler,) sizin saymakta oldu&#287;unuz bin y&#305;l süreli bir günde yine O'na yükselir.
32|6|&#304;&#351;te gayb&#305; da, mü&#351;ahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur.
32|7|Ki O, yaratt&#305;&#287;&#305; her&#351;eyi en güzel yapan ve insan&#305; yaratmaya bir çamurdan ba&#351;layand&#305;r.
32|8|Sonra onun soyunu bir &ouml;zden (sülale'den), basbaya&#287;&#305; bir sudan yapm&#305;&#351;t&#305;r.
32|9|Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, g&ouml;zler ve g&ouml;nüller var etti. Ne az &#351;ükrediyorsunuz?
32|10|Dediler ki: "Biz yer (topra&#287;&#305;n için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yarat&#305;lm&#305;&#351; olaca&#287;&#305;z?" Hay&#305;r, onlar Rablerine kavu&#351;may&#305; inkar edenlerdir.
32|11|De ki: "Size vekil k&#305;l&#305;nan &ouml;lüm mele&#287;i, hayat&#305;n&#305;za son verecek, sonra Rabbinize d&ouml;ndürülmü&#351; olacaks&#305;n&#305;z."
32|12|Suçlu-günahkarlar&#305;, Rableri huzurunda ba&#351;lar&#305; &ouml;ne e&#287;ilmi&#351; olarak: "Rabbimiz, g&ouml;rdük ve i&#351;ittik; &#351;imdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunal&#305;m, art&#305;k biz gerçekten kesin bilgiyle inananlar&#305;z" (diye yalvaracaklar&#305; zaman&#305;) bir g&ouml;rsen.
32|13|E&#287;er Biz dilemi&#351; olsayd&#305;k, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden ç&#305;kan &#351;u s&ouml;z gerçekle&#351;ecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (&#304;nkar edenlerle) tamam&#305;yla dolduraca&#287;&#305;m."
32|14|ضyleyse bu (azap) gününüzle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; unutman&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k azab&#305; tad&#305;n. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yapt&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k ebedi azab&#305; tad&#305;n.
32|15|Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hat&#305;rlat&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
32|16|Onlar&#305;n yanlar&#305; (gece namaz&#305;na kalkmak için) yataklar&#305;ndan uzakla&#351;&#305;r. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak ederler.
32|17|Art&#305;k hiçbir nefis, yapt&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere kendileri için g&ouml;zler ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305; olarak nelerin (say&#305;s&#305;z nimetlerin) sakland&#305;&#287;&#305;n&#305; bilmez.
32|18|ضyleyse, iman eden kimse, fas&#305;k olan gibi olur mu? Bunlar e&#351;it olmazlar.
32|19|&#304;man eden ve salih amellerde bulunanlar ise, art&#305;k onlar için, yapt&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere, bir a&#287;&#305;rlanma kona&#287;&#305; olarak bar&#305;nma cennetleri vard&#305;r.
32|20|Fas&#305;k olanlar içinse, art&#305;k onlar&#305;n da bar&#305;nma yeri ate&#351;tir. Oradan her ç&#305;kmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z ate&#351; azab&#305;n&#305; tad&#305;n" denir.
32|21|Andolsun, Biz onlara belki (inkarc&#305;l&#305;ktan) d&ouml;nerler diye o büyük (uhrevi) azapdan &ouml;nce, yak&#305;n (dünyevi) azaptan da tadd&#305;raca&#287;&#305;z.
32|22|Kendisine Rabbinin ayetleri hat&#305;rlat&#305;ld&#305;ktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten Biz, suçlu-günahkarlardan intikam al&#305;c&#305;lar&#305;z.
32|23|Andolsun, Biz Musa’ya kitab&#305; vermi&#351;tik; b&ouml;ylece sen ona kavu&#351;maktan ku&#351;ku içinde olma. Biz onu &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na bir yol g&ouml;sterici k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;k.
32|24|Ve onlar&#305;n içinden, sabrettikleri zaman emrimizle do&#287;ru yola iletip-y&ouml;nelten &ouml;nderler k&#305;ld&#305;k; onlar Bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inan&#305;yorlard&#305;.
32|25|&#350;üphesiz, senin Rabbin, ihtilafa dü&#351;tükleri &#351;eyler konusunda k&#305;yamet günü aralar&#305;nda 'hükmünü verip ay&#305;racakt&#305;r'.
32|26|Yurtlar&#305;nda gezip dola&#351;t&#305;klar&#305; nice nesilleri kendilerinden evvel y&#305;k&#305;ma u&#287;ratm&#305;&#351; olmam&#305;z, hala onlar&#305; do&#287;ru yola iletip y&ouml;neltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vard&#305;r; yine de i&#351;itmiyorlar m&#305;?
32|27|G&ouml;rmüyorlar m&#305;; Biz, suyu çorak topra&#287;a sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanlar&#305;, kendileri yemektedir. Yine de g&ouml;rmüyorlar m&#305;?
32|28|Derler ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyor iseniz, &#351;u fetih ne zamanm&#305;&#351;?"
32|29|De ki: "Fetih günü, inkar edenlere (o gün) inanmalar&#305; bir yarar sa&#287;lamaz ve onlara bir süre tan&#305;nmaz."
32|30|ضyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
33|1|Ey Peygamber, Allah'tan sak&#305;n, kafirlere ve münaf&#305;klara itaat etme. &#350;üphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
33|2|Sana Rabbinden vahyedilene uy. &#350;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
33|3|Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.
33|4|Allah, bir adam&#305;n kendi (g&ouml;&#287;üs) bo&#351;lu&#287;u içinde iki kalp k&#305;lmad&#305; ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z (z&#305;harda bulundu&#287;unuz) e&#351;lerinizi sizin anneleriniz yapmad&#305;, evlatl&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; da sizin (&ouml;z) çocuklar&#305;n&#305;z saymad&#305;. Bu, sizin (yaln&#305;zca) a&#287;z&#305;n&#305;zla s&ouml;ylemenizdir. Allah ise, hakk&#305; s&ouml;yler ve (do&#287;ru olan) yola y&ouml;neltip-iletir.
33|5|Onlar&#305; (evlat edindiklerinizi) babalar&#305;na nisbet ederek ça&#287;&#305;r&#305;n; bu, Allah Kat&#305;nda daha adildir. E&#287;er babalar&#305;n&#305; bilmiyorsan&#305;z art&#305;k onlar, dinde sizin karde&#351;leriniz ve dostlar&#305;n&#305;zd&#305;r. Hata olarak yapt&#305;klar&#305;n&#305;zda ise, sizin için bir sak&#305;nca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kas&#305;t g&ouml;zeterek (taammüden) yapt&#305;klar&#305;n&#305;zda vard&#305;r. Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
33|6|Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evlad&#305;r ve onun zevceleri de onlar&#305;n anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'&#305;n Kitab'&#305;nda birbirlerine &ouml;teki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yak&#305;nd&#305;r. Ancak dostlar&#305;n&#305;za maruf üzere yapacaklar&#305;n&#305;z ba&#351;ka; bunlar Kitap'ta yaz&#305;lm&#305;&#351; bulunmaktad&#305;r.
33|7|Hani Biz peygamberlerden kesin s&ouml;zlerini alm&#305;&#351;t&#305;k; senden, Nuh'tan, &#304;brahim'den, Musa'dan ve Meryem o&#287;lu &#304;sa'dan. Biz onlardan sapasa&#287;lam bir s&ouml;z alm&#305;&#351;t&#305;k.
33|8|Do&#287;ru olanlara do&#287;ruluk (ve ba&#287;l&#305;l&#305;k)lar&#305;n&#305; (Allah'&#305;n) sormas&#305; için. Kafirlere ise ac&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
33|9|Ey iman edenler, Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini hat&#305;rlay&#305;n. Hani size ordular gelmi&#351;ti; b&ouml;ylece Biz de onlar&#305;n üzerine, bir rüzgar ve sizin g&ouml;rmedi&#287;iniz ordular g&ouml;ndermi&#351;tik. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
33|10|Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt taraf&#305;n&#305;zdan gelmi&#351;lerdi; g&ouml;zler kaym&#305;&#351;, yürekler hançereye gelip dayanm&#305;&#351;t&#305; ve siz Allah hakk&#305;nda (birtak&#305;m) zanlarda bulunuyordunuz.
33|11|&#304;&#351;te orada, iman edenler, s&#305;nanm&#305;&#351; ve &#351;iddetli bir sars&#305;nt&#305;yla sars&#305;nt&#305;ya u&#287;rat&#305;lm&#305;&#351;lard&#305;.
33|12|Hani, münaf&#305;k olanlar ve kalplerinde hastal&#305;k bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize bo&#351; bir aldan&#305;&#351;tan ba&#351;ka bir &#351;ey vadetmedi" diyorlard&#305;.
33|13|Onlardan bir grup da hani &#351;&ouml;yle demi&#351;ti: "Ey Yesrib (Medine) halk&#305;, art&#305;k sizin için (burada) kalacak yer yok, &#351;u halde d&ouml;nün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz aç&#305;kt&#305;r" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(&#305;n evleri) aç&#305;k de&#287;ildi. Onlar yaln&#305;zca kaçmak istiyorlard&#305;.
33|14|E&#287;er onlara (&#351;ehrin her) yan&#305;ndan girilseydi sonra da kendilerinden fitne (kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;k ç&#305;karmalar&#305;) istenmi&#351; olsayd&#305;, hiç &#351;üphesiz buna yana&#351;&#305;r ve bunda pek az (zaman) d&#305;&#351;&#305;nda (karars&#305;z) kalmazlard&#305;.
33|15|Oysa andolsun, daha &ouml;nce 'arkalar&#305;n&#305; d&ouml;nüp kaçmayacaklar&#305;na' dair Allah'a s&ouml;z vermi&#351;lerdi; Allah'a verilen s&ouml;z (ahid) ise, (a&#287;&#305;r bir) sorumluluktur.
33|16|De ki: "E&#287;er &ouml;lümden veya &ouml;ldürülmekten kaç&#305;yorsan&#305;z, kaç&#305;&#351; size kesin olarak bir yarar sa&#287;lamaz; b&ouml;yle olsa bile, pek az (bir zaman) d&#305;&#351;&#305;nda metalan&#305;p-yararland&#305;r&#305;lmazs&#305;n&#305;z."
33|17|De ki: "Size bir k&ouml;tülük isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak, veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ne bir veli, ne bir yard&#305;mc&#305; bulamazlar.
33|18|Gerçekten Allah, içinizden al&#305;koyanlar&#305; ve karde&#351;lerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek az&#305; d&#305;&#351;&#305;nda zorlu-sava&#351;lara gelmezler.
33|19|(Geldiklerinde de) Size kar&#351;&#305; 'cimri ve bencildirler.' &#350;ayet korku gelecek olsa, &ouml;lümden dolay&#305; üstüne bayg&#305;nl&#305;k ç&ouml;kmü&#351; kimseler gibi g&ouml;zleri d&ouml;nerek sana bakmakta olduklar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün. Korku gidince, hayra kar&#351;&#305; oldukça dü&#351;künlük g&ouml;stererek sizi keskin dilleriyle (ele&#351;tirip inciterek) kar&#351;&#305;larlar. &#304;&#351;te onlar iman etmemi&#351;lerdir; b&ouml;ylece Allah onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305;n&#305; bo&#351;a ç&#305;karm&#305;&#351;t&#305;r. Bu Allah'a g&ouml;re pek kolayd&#305;r.
33|20|Onlar (münaf&#305;klar, dü&#351;man) birliklerinin gitmediklerini san&#305;yorlard&#305;. E&#287;er (askeri) birlikler gelecek olsa, ç&ouml;lde bedevi-Araplar aras&#305;nda olup sizin haberlerinizi (ordan) sormay&#305; cidden arzu ediyorlard&#305;. Fakat içinizde olsalard&#305; ancak pek az sava&#351;&#305;rlard&#305;.
33|21|Andolsun, sizin için, Allah'&#305; ve ahiret gününü umanlar ve Allah'&#305; çokça zikredenler için Allah'&#305;n Resûlü’nde güzel bir &ouml;rnek vard&#305;r.
33|22|Mü'minler (dü&#351;man) birliklerini g&ouml;rdükleri zaman ise (korkuya kap&#305;lmadan) dediler ki: "Bu, Allah'&#305;n ve Resûlü’nün bize vadetti&#287;i &#351;eydir; Allah ve Resûlü do&#287;ru s&ouml;ylemi&#351;tir." Ve (bu,) yaln&#305;zca onlar&#305;n imanlar&#305;n&#305; ve teslimiyetlerini artt&#305;rd&#305;.
33|23|Mü'minlerden &ouml;yle erkek-adamlar vard&#305;r ki- Allah ile yapt&#305;klar&#305; ahide sadakat g&ouml;sterdiler; b&ouml;ylece onlardan kimi ada&#287;&#305;n&#305; gerçekle&#351;tirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir de&#287;i&#351;tirme ile (s&ouml;zlerini) de&#287;i&#351;tirmediler.
33|24|اünkü Allah, (s&ouml;züne ba&#287;l&#305; kal&#305;p do&#287;ru olan) sad&#305;klar&#305; sadakatlerinden dolay&#305; mükafaatland&#305;racak, münaf&#305;klar&#305; da dilerse azapland&#305;racak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. &#350;üphesiz Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
33|25|Allah, inkar edenleri kin ve &ouml;fkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamad&#305;lar. Sava&#351;ta Allah (yard&#305;mc&#305; ve zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib oland&#305;r.
33|26|Kitap Ehlinden onlara arka ç&#305;kanlar&#305; da kalelerinden indirdi ve onlar&#305;n kalplerine korku dü&#351;ürdü. Siz (onlardan) bir k&#305;sm&#305;n&#305; &ouml;ldürüyordunuz, bir k&#305;sm&#305;n&#305; ise esir al&#305;yordunuz.
33|27|Ve sizi onlar&#305;n topraklar&#305;na, yurtlar&#305;na, mallar&#305;na ve daha ayak basmad&#305;&#287;&#305;n&#305;z bir yere mirasç&#305; k&#305;ld&#305;. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
33|28|Ey peygamber, e&#351;lerine s&ouml;yle: "E&#287;er siz dünya hayat&#305;n&#305; ve onun süslü-çekicili&#287;ini istiyorsan&#305;z, gelin sizi yararland&#305;ray&#305;m ve güzel bir salma tarz&#305;yla sizi sal&#305;vereyim."
33|29|"E&#287;er siz Allah'&#305;, Resûlü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsan&#305;z art&#305;k hiç &#351;üphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r."
33|30|Ey peygamberin kad&#305;nlar&#305;, sizden kim aç&#305;k bir çirkin-utanmazl&#305;kta bulunursa, onun azab&#305; iki kat olarak art&#305;r&#305;l&#305;r. Bu da Allah'a g&ouml;re pek kolayd&#305;r.
33|31|Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü’ne g&ouml;nülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir r&#305;z&#305;k da haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
33|32|Ey peygamberin kad&#305;nlar&#305;, siz kad&#305;nlardan herhangi biri (gibi) de&#287;ilsiniz; e&#287;er sak&#305;n&#305;yorsan&#305;z, art&#305;k s&ouml;zü çekicilikle s&ouml;ylemeyin ki, sonra kalbinde hastal&#305;k bulunan kimse tamah eder. S&ouml;zü maruf bir tarzda s&ouml;yleyin.
33|33|Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kad&#305;nlar&#305;)n&#305;n süslerini aç&#305;&#287;a vurmas&#305; gibi, siz de süslerinizi aç&#305;&#287;a vurmay&#305;n; namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinli&#287;i) gidermek ve sizi tertemiz k&#305;lmak ister.
33|34|Evlerinizde okunmakta olan Allah'&#305;n ayetlerini ve hikmeti hat&#305;rlay&#305;n. &#350;üphesiz Allah, latiftir, haberdar oland&#305;r.
33|35|&#350;üphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kad&#305;nlar, mü'min erkekler ve mü'min kad&#305;nlar, g&ouml;nülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve g&ouml;nülden (Allah'a) itaat eden kad&#305;nlar, sad&#305;k olan erkekler ve sad&#305;k olan kad&#305;nlar, sabreden erkekler ve sabreden kad&#305;nlar, sayg&#305;yla (Allah'tan) korkan erkekler ve sayg&#305;yla (Allah'tan) korkan kad&#305;nlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kad&#305;nlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kad&#305;nlar, &#305;rzlar&#305;n&#305; koruyan erkekler ve (&#305;rzlar&#305;n&#305;) koruyan kad&#305;nlar, Allah'&#305; çokça zikreden erkekler ve (Allah'&#305; çokça) zikreden kad&#305;nlar; (i&#351;te) bunlar için Allah bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve büyük bir ecir haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
33|36|Allah ve Resûlü, bir i&#351;e hükmetti&#287;i zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kad&#305;n için o i&#351;te kendi isteklerine g&ouml;re seçme hakk&#305; yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, art&#305;k gerçekten o, apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;kla sapm&#305;&#351;t&#305;r.
33|37|Hani sen, Allah'&#305;n kendisine nimet verdi&#287;i ve senin de kendisine nimet verdi&#287;in ki&#351;iye: "E&#351;ini yan&#305;nda tut ve Allah'tan sak&#305;n" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'&#305;n aç&#305;&#287;a vuraca&#287;&#305; &#351;eyi kendi nefsinde sakl&#305; tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha lay&#305;kt&#305;. Art&#305;k Zeyd, ondan ili&#351;kisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki b&ouml;ylelikle evlatl&#305;klar&#305;n&#305;n kendilerinden ili&#351;kilerini kestikleri (kad&#305;nlar&#305; bo&#351;ad&#305;klar&#305;) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmas&#305;n. Allah'&#305;n emri yerine getirilmi&#351;tir.
33|38|Allah'&#305;n kendisine farz k&#305;ld&#305;&#287;&#305; bir &#351;ey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) Daha &ouml;nce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'&#305;n bir sünnetidir. Allah'&#305;n emri, takdir edilmi&#351; bir kaderdir.
33|39|Ki onlar (o peygamberler) Allah'&#305;n risaletini tebli&#287; edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda hiç kimseden korkmayanlard&#305;r. Hesap g&ouml;rücü olarak Allah yeter.
33|40|Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babas&#305; de&#287;ildir; ancak O, Allah'&#305;n Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her&#351;eyi bilendir.
33|41|Ey iman edenler, Allah'&#305; çokça zikredin.
33|42|Ve O'nu sabah ve ak&#351;am tesbih edin.
33|43|O'dur ki, sizi karanl&#305;klardan nura ç&#305;karmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyicidir.
33|44|O'na kavu&#351;acaklar&#305; gün, onlar&#305;n dirlik temennileri: "Selam"d&#305;r. Ve O, onlara üstün bir ecir haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
33|45|Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir &#351;ahid, bir müjde verici ve bir uyar&#305;c&#305; olarak g&ouml;nderdik.
33|46|Ve Kendi izniyle Allah'a ça&#287;&#305;ran ve nur saçan bir çera&#287; olarak (g&ouml;nderdik).
33|47|Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vard&#305;r.
33|48|Kafirlere ve münaf&#305;klara itaat etme, eziyetlerine ald&#305;rma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
33|49|Ey iman edenler, mü’min kad&#305;nlar&#305; nikahlay&#305;p sonra onlara dokunmadan bo&#351;arsan&#305;z, bu durumda sizin için üzerlerine sayaca&#287;&#305;n&#305;z bir iddet yoktur. Art&#305;k (hemen) onlar&#305; yararland&#305;r&#305;n (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarz&#305;yla onlar&#305; sal&#305;verin.
33|50|Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdi&#287;in e&#351;lerini ve Allah'&#305;n sana ganimet olarak verdikleri (sava&#351; esirleri)nden sa&#287; elinin malik oldu&#287;u (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcan&#305;n k&#305;zlar&#305;n&#305;, halan&#305;n k&#305;zlar&#305;n&#305;, day&#305;n&#305;n k&#305;zlar&#305;n&#305; ve teyzenin k&#305;zlar&#305;n&#305; helal k&#305;ld&#305;k; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istedi&#287;i mü'min bir kad&#305;n&#305; da, -mü'minler için olmaks&#305;z&#305;n yaln&#305;zca sana has olmak üzere- (senin için helal k&#305;ld&#305;k). Biz, kendi e&#351;leri ve sa&#287; ellerinin malik oldu&#287;u (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; bildik (size bildirdik). B&ouml;ylelikle senin için hiçbir güçlük olmas&#305;n. Allah çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
33|51|Onlardan diledi&#287;ini geri b&#305;rak&#305;r, diledi&#287;ini de yan&#305;na al&#305;p-bar&#305;nd&#305;rabilirsin; ayr&#305;ld&#305;klar&#305;ndan, istek duyduklar&#305;na (d&ouml;nmende) senin için bir sak&#305;nca yoktur. Onlar&#305;n g&ouml;zlerinin ayd&#305;nlan&#305;p hüzne kap&#305;lmamalar&#305;na ve kendilerine verdi&#287;inle hepsinin ho&#351;nut olmalar&#305;na en yak&#305;n (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olan&#305; bilir. Allah bilendir, halimdir.
33|52|Bundan sonra (ba&#351;ka) kad&#305;nlar ve bunlar&#305; ba&#351;ka e&#351;lerle de&#287;i&#351;tirmek -güzellikleri senin ho&#351;una gitse bile- sana helal olmaz; ancak sa&#287; elinin malik oldu&#287;u (cariyeler) ba&#351;ka. Allah her&#351;eyi g&ouml;zetleyip denetleyendir.
33|53|Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir ba&#351;ka i&#351; için girmi&#351;seniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yeme&#287;e) ça&#287;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman girin, yeme&#287;i yiyince da&#287;&#305;l&#305;n ve (uzun) s&ouml;ze dalmay&#305;n. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktad&#305;r; oysa Allah, hak (k&#305; aç&#305;klamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin e&#351;lerinden) bir &#351;ey isteyece&#287;iniz zaman, perde arkas&#305;ndan isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onlar&#305;n kalpleri için de daha temizdir. Allah'&#305;n Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra e&#351;lerini nikahlaman&#305;z size ebedi olarak (helal) olmaz. اünkü b&ouml;yle yapman&#305;z, Allah Kat&#305;nda çok büyük (bir günah)t&#305;r.
33|54|Bir &#351;eyi aç&#305;&#287;a vursan&#305;z da, sakl&#305; tutsan&#305;z da; &#351;üphesiz Allah, her&#351;eyi bilici oland&#305;r.
33|55|Onlar için babalar&#305;, o&#287;ullar&#305;, karde&#351;leri, erkek karde&#351;lerinin o&#287;ullar&#305;, k&#305;z karde&#351;lerinin o&#287;ullar&#305;, kad&#305;nlar&#305; ve sa&#287; ellerinin malik oldu&#287;u (cariyeleri) hakk&#305;nda bir sak&#305;nca yoktur. (Ey Müslüman kad&#305;nlar) Allah'tan sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye &#351;ahid oland&#305;r.
33|56|&#350;üphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salat edin ve tam bir teslimiyetle O'na selam verin.
33|57|Gerçek &#351;u ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmi&#351; ve onlar için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap haz&#305;rlanm&#305;&#351;t&#305;r.
33|58|Mü'min erkeklere ve mü'min kad&#305;nlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve aç&#305;k bir günah yüklenmi&#351;lerdir.
33|59|Ey Peygamber, e&#351;lerine, k&#305;zlar&#305;na ve mü'minlerin kad&#305;nlar&#305;na d&#305;&#351; elbiselerinden (cilbablar&#305;ndan) üstlerine giymelerini s&ouml;yle; onlar&#305;n (&ouml;zgür ve iffetli) tan&#305;nmas&#305; ve eziyet g&ouml;rmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
33|60|Andolsun, e&#287;er münaf&#305;klar, kalplerinde hastal&#305;k bulunanlar ve &#351;ehirde k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;l&#305;k yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlar&#305;na) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara sald&#305;rt&#305;r&#305;z, sonra orada seninle pek az (bir süre) kom&#351;u kalabilirler.
33|61|Lanete u&#287;rat&#305;lm&#305;&#351;lar olarak; nerede ele geçirilseler yakalan&#305;rlar ve &ouml;ldürüldükçe (sürekli) &ouml;ldürülürler.
33|62|(Bu,) Daha &ouml;nceden gelip-geçenler hakk&#305;nda (uygulanan) Allah'&#305;n sünnetidir. Allah'&#305;n sünnetinde kesin olarak bir de&#287;i&#351;iklik bulamazs&#305;n.
33|63|&#304;nsanlar, sana k&#305;yamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yaln&#305;zca Allah'&#305;n Kat&#305;ndad&#305;r." Ne bilirsin; belki k&#305;yamet-saati pek yak&#305;n da olabilir.
33|64|Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemi&#351; ve onlar için 'ç&#305;lg&#305;n bir ate&#351;' haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
33|65|Orda ebedi olarak kal&#305;c&#305;d&#305;rlar. Onlar ne bir veli, ne bir yard&#305;mc&#305; bulamayacaklard&#305;r.
33|66|Yüzlerinin ate&#351;te evrilip çevrilece&#287;i gün, derler ki: "Eyvahlar bize, ke&#351;ke Allah'a itaat etseydik ve Resûl’e itaat etseydik."
33|67|Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, b&ouml;ylece onlar bizi yoldan sapt&#305;rm&#305;&#351; oldular."
33|68|"Rabbimiz, onlara azaptan iki kat&#305;n&#305; ver ve büyük bir lanet ile lanet et."
33|69|Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmay&#305;n; ki sonunda Allah onu, demekte olduklar&#305;ndan temize ç&#305;kard&#305;. O, Allah Kat&#305;nda vecihti.
33|70|Ey iman edenler, Allah'tan sak&#305;n&#305;n ve s&ouml;zü do&#287;ru s&ouml;yleyin.
33|71|Ki O ( Allah), amellerinizi &#305;slah etsin ve günahlar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, art&#305;k o en büyük kurtulu&#351;la kurtulmu&#351;tur.
33|72|Gerçek &#351;u ki, Biz emanetleri g&ouml;klere, yere ve da&#287;lara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaç&#305;nd&#305;lar ve ondan korkuya kap&#305;ld&#305;lar; onu insan yüklendi. اünkü o, çok zalim, çok cahildir.
33|73|&#350;undan ki: Allah, münaf&#305;k erkekleri ve münaf&#305;k kad&#305;nlar&#305;, mü&#351;rik erkekleri ve mü&#351;rik kad&#305;nlar&#305; azapland&#305;racak; mü'min erkeklerin ve mü'min kad&#305;nlar&#305;n tevbesini kabul edecektir. Allah çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
34|1|Hamd, g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Kendisi'ne ait olan Allah'&#305;nd&#305;r; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber aland&#305;r.
34|2|Yerin içine gireni, ondan ç&#305;kan&#305;; g&ouml;kten ineni ve oraya ç&#305;kan&#305; bilir. O, esirgeyendir, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
34|3|&#304;nkar edenler, dediler ki: "K&#305;yamet-saati bize gelmez." De ki: "Hay&#305;r, gayb&#305; bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. G&ouml;klerde ve yerde zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nca hiçbir &#351;ey O'ndan uzak (sakl&#305;) kalmaz. Bundan daha küçük olan&#305; da, daha büyük olan&#305; da, istisnas&#305;z, mutlaka apaç&#305;k bir kitapta (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r."
34|4|(اünkü O) &#304;man edip salih amellerde bulunanlar&#305; &ouml;düllendirecek. &#304;&#351;te ma&#287;firet ve üstün r&#305;z&#305;k onlar&#305;nd&#305;r.
34|5|(S&ouml;zde) Aciz b&#305;rakmak için ayetlerimiz hakk&#305;nda çaba harcam&#305;&#351; olanlar, i&#351;te onlar; onlar için de (en) i&#287;renç olan&#305;ndan ac&#305; bir azap vard&#305;r.
34|6|Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin hakk&#305;n ta kendisi oldu&#287;unu ve üstün, güçlü, &ouml;vülmeye lay&#305;k olan (Allah)&#305;n yoluna y&ouml;neltip- iletti&#287;ini g&ouml;rüyorlar.
34|7|&#304;nkar edenler dediler ki: "Siz darmada&#287;&#305;n olup da&#287;&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;zda, gerçekten sizin yeni bir yarat&#305;l&#305;&#351;ta bulunaca&#287;&#305;n&#305;z&#305; size haber veren bir adam&#305; g&ouml;sterelim mi size?"
34|8|"Allah'a kar&#351;&#305; yalan m&#305; düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hay&#305;r, ahirete inanmayanlar, azapta ve uzak bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
34|9|Onlar, g&ouml;kten ve yerden &ouml;nlerinde ve arkalar&#305;nda olan&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;? E&#287;er Biz dilersek, onlar&#305; yerin-dibine geçirir ya da g&ouml;kten üzerlerine parçalar dü&#351;ürürüz. Hiç &#351;üphesiz, bunda 'g&ouml;nülden (Allah'a) y&ouml;nelen' her kul için bir ayet vard&#305;r.
34|10|Andolsun, Biz Davud'a taraf&#305;m&#305;zdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey da&#287;lar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yank&#305;yla ses verin" (dedik) ve ku&#351;lara da (ayn&#305;s&#305;n&#305; emrettik). Ve ona demiri yumu&#351;att&#305;k.
34|11|"Geni&#351; z&#305;rhlar yap, (onlar&#305;) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yap&#305;n. Gerçekten ben, sizin yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;renim" (diye vahyettik).
34|12|Süleyman için de, sabah gidi&#351;i bir ay, ak&#351;am d&ouml;nü&#351;ü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun e&#287;dirdik); erimi&#351; bak&#305;r madenini ona sel gibi ak&#305;tt&#305;k. Onun eli alt&#305;nda Rabbinin izniyle i&#351; g&ouml;ren bir k&#305;s&#305;m cinler vard&#305;. Onlardan kim Bizim emrimizden ç&#305;k&#305;p-sapacak olsa, ona ç&#305;lg&#305;n ate&#351;in azab&#305;ndan tadd&#305;r&#305;rd&#305;k.
34|13|Ona diledi&#287;i &#351;ekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklü&#287;ünde çanaklar ve yerinden s&ouml;külmeyen kazanlar yaparlard&#305;. "Ey Davud ailesi, &#351;ükrederek çal&#305;&#351;&#305;n." Kullar&#305;mdan &#351;ükredenler azd&#305;r.
34|14|B&ouml;ylece onun (Süleyman&#305;n) &ouml;lümüne karar verdi&#287;imiz zaman, &ouml;lümünü, onlara, asas&#305;n&#305; yemekte olan bir a&#287;aç kurdundan ba&#351;kas&#305; haber vermedi. Art&#305;k o, yere y&#305;k&#305;l&#305;p-dü&#351;ünce, aç&#305;kça ortaya ç&#305;kt&#305; ki, &#351;ayet cinler gayb&#305; bilmi&#351; olsalard&#305; b&ouml;ylesine a&#351;a&#287;&#305;lan&#305;c&#305; bir azap içinde kal&#305;p-ya&#351;amazlard&#305;.
34|15|Andolsun, Sebe' (halk&#305;)n&#305;n oturdu&#287;u yerlerde de bir ayet vard&#305;r. (Evleri) Sa&#287;dan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demi&#351;tik ki:) "Rabbinizin r&#305;zk&#305;ndan yiyin ve O'na &#351;ükredin. Güzel bir &#351;ehir ve ba&#287;&#305;&#351;layan bir Rabb(iniz var)."
34|16|Ancak onlar yüz çevirdiler, b&ouml;ylece Biz de onlara Arim selini g&ouml;nderdik. Ve onlar&#305;n iki bahçesini, buruk yemi&#351;li, ac&#305; &#305;lg&#305;nl&#305; ve içinde az bir &#351;ey de sedir a&#287;ac&#305; olan iki bahçeye d&ouml;nü&#351;türdük.
34|17|B&ouml;ylelikle nank&ouml;rlük etmeleri dolay&#305;s&#305;yla onlar&#305; cezaland&#305;rd&#305;k. Biz (nimete) nank&ouml;rlük edenden ba&#351;kas&#305;n&#305; cezaland&#305;r&#305;r m&#305;y&#305;z?
34|18|Kendileriyle, içlerinde bereketler k&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z memleketler aras&#305;nda (biri di&#287;erinden) g&ouml;rünebilen &#351;ehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlar&#305;n&#305;) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dola&#351;&#305;n" (dedik).
34|19|Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin aras&#305;n&#305; aç (&#351;ehirlerimiz birbirine çok yak&#305;nd&#305;r) dediler ve kendi nefislerine zulmetmi&#351; oldular. B&ouml;ylece Biz de onlar&#305; efsaneler(e konu olan bir halk) k&#305;ld&#305;k ve onlar&#305; darmada&#287;&#305;n edip da&#287;&#305;tt&#305;k. &#350;üphesiz bunda, çok sabreden ve çok &#351;ükreden herkes için gerçekten ayetler vard&#305;r.
34|20|Andolsun, &#304;blis, kendileri hakk&#305;nda zann&#305;n&#305; do&#287;rulam&#305;&#351; oldu, b&ouml;ylelikle iman eden bir grup d&#305;&#351;&#305;nda, ona uymu&#351; oldular.
34|21|Oysa onun, kendilerine kar&#351;&#305; hiçbir zorlay&#305;c&#305;-gücü yoktu; ancak Biz ahirete iman edeni, ondan ku&#351;ku içinde olandan ay&#305;rdetmek için (ona bu imkan&#305; verdik). Senin Rabbin, her&#351;eyin üzerinde g&ouml;zetici-koruyucudur.
34|22|De ki: "Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda (tanr&#305; diye) &ouml;ne sürdüklerinizi ça&#287;&#305;r&#305;n. Onlar&#305;n g&ouml;klerde ve yerde bir zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nca bile (hiçbir &#351;eye) güçleri yetmez; onlar&#305;n bu ikisinde hiçbir ortakl&#305;&#287;&#305; olmad&#305;&#287;&#305; gibi, O'nun bunlardan hiçbir destekçi olan&#305; da yoktur.
34|23|O'nun Kat&#305;nda izin verdi&#287;inin d&#305;&#351;&#305;nda (hiç kimsenin) &#351;efaati yarar sa&#287;lamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) "Rabbiniz ne buyurdu?" derler, "Hak olan&#305;" derler. O, çok Yücedir, çok büyüktür.
34|24|De ki: "Sizi g&ouml;klerden ve yerden r&#305;z&#305;kland&#305;ran kim?" De ki: " Allah, gerçekten ya biz, ya da siz herhalde bir hidayet üzerindeyiz veya apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;kta."
34|25|De ki: "Siz, bizim i&#351;lemi&#351; bulundu&#287;umuz suçtan sorulacak de&#287;ilsiniz ve biz de sizin yapmakta olduklar&#305;n&#305;zdan sorulacak de&#287;iliz."
34|26|De ki: "Rabbimiz (k&#305;yamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aram&#305;z&#305; ay&#305;racakt&#305;r. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile bat&#305;l&#305;n aras&#305;n&#305;) açand&#305;r, (her&#351;eyi hakk&#305;yla) bilendir."
34|27|De ki: "O'na (kulluk etmede) eklemekte oldu&#287;unuz ortaklar&#305; bana g&ouml;sterin. Asla (onlar ona gerçek ortak olamazlar); hay&#305;r, O, güçlü ve üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah't&#305;r."
34|28|Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyar&#305;c&#305; olarak g&ouml;nderdik. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar.
34|29|Onlar: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü iseniz, bu va'd(etti&#287;iniz azap) ne zamanm&#305;&#351;?" derler.
34|30|De ki: "Sizin için belirlenmi&#351; bir gün vard&#305;r ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) &ouml;ne al&#305;nabilirsiniz.
34|31|&#304;nkar edenler dedi ki: "Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inan&#305;r&#305;z, ne ondan &ouml;nceki (indirile)ne." Sen o zulmedenleri, Rableri huzurunda tutuklanm&#305;&#351; olarak g&ouml;rsen; s&ouml;zü (suçlamalar&#305;) birbirlerine kar&#351;&#305; evirip-çevirir (birbirlerine y&ouml;neltirler). Za'fa u&#287;rat&#305;lan (müstaz'af)lar, büyüklük taslayanlara derler ki: "E&#287;er sizler olmasayd&#305;n&#305;z, gerçekten bizler mü'min (kimse)ler olurduk."
34|32|Büyüklük taslayanlar, za'fa u&#287;rat&#305;lan (müstaz'af)lara dediler ki: "Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan al&#305;koyduk? Hay&#305;r, siz (zaten) suçlu-günahkarlard&#305;n&#305;z."
34|33|Za'fa u&#287;rat&#305;lanlar da büyüklük taslayanlara: "Hay&#305;r, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'&#305; inkar etmemizi ve O'na e&#351;ler ko&#351;mam&#305;z&#305; bize emrediyordunuz" dediler. Azab&#305; g&ouml;rdüklerinde pi&#351;manl&#305;klar&#305;n&#305; saklarlar; Biz de inkar edenlerin boyunlar&#305;na halkalar geçirdik. Onlar, yapt&#305;klar&#305;ndan ba&#351;kas&#305;yla m&#305; cezaland&#305;r&#305;lacaklard&#305;?
34|34|Biz hangi ülkeye bir uyar&#305;c&#305; g&ouml;nderdikse, mutlaka oran&#305;n 'refah içinde &#351;&#305;maran &ouml;nde gelenleri': "Gerçekten biz, sizin kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;iniz &#351;eyi tan&#305;m&#305;yoruz" demi&#351;lerdir.
34|35|Ve: “Biz mallar ve evlatlar bak&#305;m&#305;ndan daha ço&#287;unluktay&#305;z ve bir azaba u&#287;rat&#305;lacak da de&#287;iliz” de demi&#351;lerdir.
34|36|De ki: "&#350;üphesiz benim Rabbim r&#305;zk&#305; diledi&#287;ine geni&#351;letir-yayar ve k&#305;sar da. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar."
34|37|Bizim Kat&#305;m&#305;z'da sizi (bize) yakla&#351;t&#305;racak olan ne mallar&#305;n&#305;z, ne de evlatlar&#305;n&#305;zd&#305;r; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar ba&#351;ka. &#304;&#351;te onlar; onlar için yapt&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere kat kat mükafaat vard&#305;r ve onlar yüksek k&ouml;&#351;klerinde güven içindedirler.
34|38|Ayetlerimizi etkisiz b&#305;rakmak için çaba harcayanlar; i&#351;te onlar da azab&#305;n içine getirilmi&#351;lerdir.
34|39|De ki: "&#350;üphesiz benim Rabbim, kullar&#305;ndan r&#305;zk&#305; diledi&#287;ine geni&#351;letip-yayar ve ona k&#305;sar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir ba&#351;kas&#305;n&#305; verir; O, r&#305;z&#305;k verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r."
34|40|O gün, onlar&#305;n hepsini birarada toplayacak (ha&#351;redecek), sonra meleklere diyecek ki: "Size tapanlar bunlar m&#305;yd&#305;?"
34|41|(Melekler) Derler ki: "Sen Yücesin, bizim velimiz Sensin, onlar de&#287;il. Hay&#305;r, onlar cinlere tap&#305;yordu ve ço&#287;u onlara iman etmi&#351;lerdi."
34|42|Art&#305;k bugün, bir k&#305;sm&#305;n&#305;z&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305;za yarar ve zarar sa&#287;lamaya gücü yetmez. Biz de o zulmedenlere deriz ki: "Yalanlamakta oldu&#287;unuz ate&#351;in azab&#305;n&#305; tad&#305;n."
34|43|Onlara, apaç&#305;k olan ayetlerimiz okundu&#287;unda: "Bu, sizi babalar&#305;n&#305;z&#305;n tapt&#305;klar&#305;n(ilahlar)dan al&#305;koymak isteyen bir adamdan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu, düzülüp uydurulmu&#351; bir yalan (iftira)dan ba&#351;ka bir &#351;ey de de&#287;ildir." &#304;nkar edenler de, kendilerine geldi&#287;i zaman hak için: "Bu, apaç&#305;k bir büyüden ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir" dediler.
34|44|Oysa Biz onlara ders alacaklar&#305; kitaplar vermemi&#351;tik ve kendilerine senden &ouml;nce bir uyar&#305;c&#305; da g&ouml;ndermemi&#351;tik.
34|45|Kendilerinden &ouml;ncekiler de yalanlad&#305;. Oysa bunlar, &ouml;bürlerine verdiklerimizin onda birine bile ula&#351;amam&#305;&#351;lard&#305;. Buna ra&#287;men (&#351;&#305;mararak) elçilerimi yalanlad&#305;lar; ancak Benim de (onlar&#305;) inkar&#305;m (y&#305;k&#305;ma u&#287;ratmam) nas&#305;l oldu?
34|46|De ki: "Size bir tek &ouml;&#287;üt veriyorum: “Allah için iki&#351;er iki&#351;er ve teker teker k&#305;yam etmeniz, sonra dü&#351;ünmeniz. Sizin sahibiniz (veya arkada&#351;&#305;n&#305;z olan Peygamber)de hiçbir delilik yoktur. O, yaln&#305;zca sizi, &#351;iddetli bir azab&#305;n &ouml;ncesinde uyarand&#305;r."
34|47|De ki: "Ben sizden bir ücret istemi&#351;sem, art&#305;k o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yaln&#305;zca Allah'a aittir. O, her&#351;eye &#351;ahid oland&#305;r."
34|48|De ki: "&#350;üphesiz Rabbim hakk&#305; (bat&#305;l&#305;n yerine veya diledi&#287;i kimsenin kalbine) koyar. O, gaybleri bilendir.
34|49|De ki: "Hak geldi; bat&#305;l ise ne (bir &#351;ey) ortaya ç&#305;karabilir, ne geri getirebilir.”
34|50|De ki: "E&#287;er ben sapacak olsam, art&#305;k kendi nefsim aleyhine sapm&#305;&#351; olurum; e&#287;er hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte oldu&#287;u (Kur'an) sayesindedir. &#350;üphesiz O, i&#351;itendir, yak&#305;n oland&#305;r.”
34|51|Sen onlar&#305; korkuya kap&#305;ld&#305;klar&#305;nda bir g&ouml;rsen. Art&#305;k hiçbir kaç&#305;&#351; yoktur ve yak&#305;n bir yerden yakalan&#305;vermi&#351;lerdir.
34|52|"Biz ona iman ettik" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?
34|53|Oysa daha &ouml;nce onu inkar etmi&#351;lerdi; onlar uzak bir yerden gayba at&#305;p tutuyorlard&#305; (dil uzat&#305;yorlard&#305;).
34|54|(&#350;imdi) Kendileriyle istek duyduklar&#305; &#351;eyler aras&#305;nda perde çekilmi&#351;tir; daha &ouml;nce benzerlerine yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; gibi. اünkü onlar, ku&#351;ku verici bir tereddüt içinde idiler.
35|1|Hamd, g&ouml;kleri ve yeri yaratan, iki&#351;er, üçer ve d&ouml;rder kanatl&#305; melekleri elçiler k&#305;lan Allah'&#305;nd&#305;r; O, yaratmada diledi&#287;ini artt&#305;r&#305;r. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
35|2|Allah, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, art&#305;k onu k&#305;s&#305;p-tutacak yoktur; her neyi k&#305;sar-tutarsa, art&#305;k onu da ondan sonra sal&#305;verecek yoktur. O, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
35|3|Ey insanlar, Allah'&#305;n üzerinizdeki nimetini an&#305;n. G&ouml;kten ve yerden sizi r&#305;z&#305;kland&#305;ran Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda bir ba&#351;ka Yarat&#305;c&#305; var m&#305;? O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. ضyleyse nas&#305;l olur da çevriliyorsunuz?
35|4|E&#287;er seni yalanl&#305;yorlarsa, senden &ouml;nceki elçiler de yalanland&#305;. (En sonunda bütün) &#304;&#351;ler Allah'a d&ouml;ndürülür.
35|5|Ey insanlar, hiç &#351;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r; &ouml;yleyse dünya hayat&#305; sizi aldatmas&#305;n ve aldat&#305;c&#305;(lar) da, sizi Allah ile (Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; kullanarak) aldatmas&#305;n.
35|6|Gerçek &#351;u ki, &#351;eytan sizin dü&#351;man&#305;n&#305;zd&#305;r, &ouml;yleyse siz de onu dü&#351;man edinin. O, kendi grubunu, ancak ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in halk&#305;ndan olma&#287;a ça&#287;&#305;r&#305;r.
35|7|O inkar edenler; onlar için &#351;iddetli bir azap vard&#305;r. &#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve büyük bir ecir vard&#305;r.
35|8|K&ouml;tü olarak i&#351;ledikleri kendisine çekici-süslü k&#305;l&#305;n&#305;p da onu güzel g&ouml;ren mi (Allah Kat&#305;nda kabul g&ouml;recek)? Art&#305;k &#351;üphesiz Allah, diledi&#287;ini sapt&#305;r&#305;r, diledi&#287;ini hidayete eri&#351;tirir. ضyleyse, onlara kar&#351;&#305; nefsin hasretlere kap&#305;l&#305;p gitmesin. Gerçekten Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305; bilendir.
35|9|Allah, rüzgarlar&#305; g&ouml;nderir, onlar da bulutu kald&#305;r&#305;r, b&ouml;ylece Biz onu &ouml;lü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri &ouml;lümünden sonra diriltiriz. &#304;&#351;te (&ouml;lümden sonra) dirilip- yay&#305;lma da b&ouml;yledir.
35|10|Kim izzeti istiyorsa, art&#305;k bütün izzet Allah'&#305;nd&#305;r. Güzel s&ouml;z O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. K&ouml;tülükleri tasarlay&#305;p düzenleyenler ise; onlar için &#351;iddetli bir azap vard&#305;r. Onlar&#305;n tasarlad&#305;klar&#305; 'bo&#351;a ç&#305;k&#305;p bozulur'.
35|11|Allah sizi topraktan yaratt&#305;, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift k&#305;ld&#305;. O'nun bilgisi olmaks&#305;z&#305;n, hiçbir di&#351;i gebe kalmaz ve do&#287;urmaz da. ضmür sürene, &ouml;mür verilmesi ve onun &ouml;mründen k&#305;salt&#305;lmas&#305; da mutlaka bir kitapta (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r. Gerçekten bu, Allah'a g&ouml;re kolayd&#305;r.
35|12|&#304;ki deniz bir de&#287;ildir. &#350;u, tatl&#305;, susuzlu&#287;u keser ve içimi kolay; &#351;u da, tuzlu ve ac&#305;d&#305;r. Ancak her birinden taze et yersiniz ve tak&#305;nmakta oldu&#287;unuz süs e&#351;yalar&#305;n&#305; ç&#305;kar&#305;rs&#305;n&#305;z. O'nun fazl&#305;ndan araman&#305;z ve umulur ki &#351;ükretmeniz için gemilerin onda (denizde) sular&#305; yara yara ak&#305;p gitti&#287;ini g&ouml;rürsün.
35|13|(Allah) Geceyi gündüze ba&#287;lay&#305;p-katar, gündüzü de geceye ba&#287;lay&#305;p-katar; güne&#351;i ve ay&#305; emre amade k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r, her biri ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar ak&#305;p gitmektedir. &#304;&#351;te bunlar&#305; (yarat&#305;p düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z ise, 'bir çekirde&#287;in incecik zar&#305;na' bile malik olamazlar.
35|14|E&#287;er onlara dua ederseniz, duan&#305;z&#305; i&#351;itmezler, i&#351;itseler bile size cevap veremezler. K&#305;yamet gününde ise, sizin &#351;irk ko&#351;man&#305;z&#305; tan&#305;mayacaklard&#305;r. (Bunu her&#351;eyden) Haberi olan Allah gibi sana (hiç kimse) haber vermez.
35|15|Ey insanlar, siz Allah'a (kar&#351;&#305; fakir olan) muhtaçlars&#305;n&#305;z; Allah ise, ذaniy (hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan)d&#305;r, Hamid (&ouml;vülmeye lay&#305;k)t&#305;r.
35|16|Dileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir.
35|17|Bu, Allah'a g&ouml;re güç de&#287;ildir.
35|18|Hiçbir günahkar bir ba&#351;ka günahkar&#305;n günah&#305;n&#305; yüklenemez. E&#287;er yükü a&#287;&#305;r olan kimse (bir ba&#351;kas&#305;n&#305;) onu ta&#351;&#305;maya ça&#287;&#305;rsa, -bu, yak&#305;n-akrabas&#305; da olsa- kendisine ondan hiçbir &#351;ey yükletilmez. Sen, yaln&#305;zca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanlar&#305; ve dosdo&#287;ru namaz&#305; k&#305;lanlar&#305; uyar&#305;rs&#305;n. Kim temizlenip-ar&#305;n&#305;rsa, art&#305;k o, kendi nefsi için temizlenip-ar&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. Sonunda d&ouml;nü&#351; Allah'ad&#305;r.
35|19|K&ouml;r olanla (basiretle) g&ouml;ren bir de&#287;ildir;
35|20|Karanl&#305;klarla ayd&#305;nl&#305;k,
35|21|G&ouml;lge ile s&#305;cakl&#305;k da.
35|22|Diri olanlarla &ouml;lüler de bir de&#287;ildir. Gerçekten Allah, diledi&#287;ine i&#351;ittirir; sen ise kabirlerde olanlara i&#351;ittirecek de&#287;ilsin.
35|23|Sen, yaln&#305;zca bir uyar&#305;c&#305;s&#305;n.
35|24|&#350;üphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyar&#305;c&#305; olarak g&ouml;nderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyar&#305;c&#305; gelip-geçmi&#351; olmas&#305;n.
35|25|E&#287;er seni yalanl&#305;yorlarsa, senden &ouml;ncekiler de yalanland&#305;; elçileri ise; kendilerine apaç&#305;k ayetler, sahifeler ve ayd&#305;nlat&#305;c&#305; kitaplar getirmi&#351;lerdi.
35|26|Sonra Ben de o inkar edenleri yakalay&#305;verdim. Beni inkarlar&#305; nas&#305;l oldu (onlar g&ouml;rdüler)?
35|27|Allah'&#305;n g&ouml;kyüzünden su indirdi&#287;ini g&ouml;rmedin mi? B&ouml;ylece Biz onunla, renkleri de&#287;i&#351;ik olan meyveler ç&#305;kard&#305;k. Da&#287;lardan da beyaz, k&#305;rm&#305;z&#305; renkleri de&#287;i&#351;ik ve siyah yollar (k&#305;ld&#305;k).
35|28|&#304;nsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri b&ouml;yle de&#287;i&#351;ik olanlar vard&#305;r. Kullar&#305; içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. &#350;üphesiz Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
35|29|Gerçekten Allah'&#305;n Kitab'&#305;n&#305; okuyanlar, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden gizli ve aç&#305;k infak edenler; kesin olarak zarara u&#287;ramayacak bir ticareti umabilirler.
35|30|اünkü (Allah,) ecirlerini noksans&#305;z olarak &ouml;der ve Kendi fazl&#305;ndan onlara art&#305;r&#305;r. &#350;üphesiz O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, &#351;ükrü kabul edendir.
35|31|Kendinden &ouml;ncekini do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak sana Kitap'tan vahyetti&#287;imiz gerçe&#287;in ta kendisidir. &#350;üphesiz Allah, elbette haber aland&#305;r, g&ouml;rendir.
35|32|Sonra Kitab'&#305; kullar&#305;m&#305;zdan seçtiklerimize miras k&#305;ld&#305;k. Art&#305;k onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldad&#305;r, kimi de Allah'&#305;n izniyle hay&#305;rlarda yar&#305;&#351;&#305;r &ouml;ne geçer. &#304;&#351;te bu, büyük fazl&#305;n kendisidir.
35|33|Adn cennetleri (onlar&#305;nd&#305;r); oraya girerler, orada alt&#305;ndan bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onlar&#305;n elbiseleri ipek(ten)dir.
35|34|Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamd olsun; &#351;üphesiz Rabbimiz, gerçekten ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, &#351;ükrü kabul edendir."
35|35|"Ki O, bizi Kendi fazl&#305;ndan (ebedi olarak) kal&#305;nacak bir yurda yerle&#351;tirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir b&#305;kk&#305;nl&#305;k da dokunmaz."
35|36|&#304;nkar edenlere gelince, onlar için de cehennem ate&#351;i vard&#305;r. Onlar için ne, karar verilir, ki b&ouml;ylece &ouml;lüversinler, ne de kendilerine onun azab&#305;ndan (bir &#351;ey) hafifletilir. &#304;&#351;te Biz, her nank&ouml;r olan&#305; b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
35|37|&#304;çinde onlar (&#351;&ouml;yle) ç&#305;&#287;l&#305;k atarlar: "Rabbimiz, bizi ç&#305;kar, yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;zdan ba&#351;ka salih bir amelde bulunal&#305;m." Size orda (dünyada), &ouml;&#287;üt alabilecek olan&#305;n &ouml;&#287;üt alabilece&#287;i kadar &ouml;mür vermedik mi? Size uyaran da gelmi&#351;ti. ضyleyse (azab&#305;) tad&#305;n; art&#305;k zalimler için bir yard&#305;mc&#305; yoktur.
35|38|&#350;üphesiz Allah, g&ouml;klerin ve yerin gayb&#305;n&#305; bilendir. Gerçek &#351;u ki O, sinelerin &ouml;zünde (sakl&#305;) olan&#305; bilir.
35|39|Yeryüzünde sizi halifeler k&#305;lan O'dur. ضyleyse kim inkar ederse, art&#305;k inkar&#305; kendi aleyhinedir. Rableri Kat&#305;nda kafir olanlara kendi inkarlar&#305; gazabtan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rmaz ve kafir olanlara kendi inkarlar&#305; kay&#305;ptan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rmaz.
35|40|De ki: "Siz, Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z ortaklar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rdünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratm&#305;&#351;lard&#305;r? Ya da onlar&#305;n g&ouml;klerde bir ortakl&#305;&#287;&#305; m&#305; var? Yoksa Biz onlara bir kitap vermi&#351;iz de onlar bundan (dolay&#305;) apaç&#305;k bir belge üzerinde midirler? Hay&#305;r, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan ba&#351;kas&#305;n&#305; vadetmiyorlar.
35|41|&#350;üphesiz Allah, g&ouml;kleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti alt&#305;nda) tutuyor. Andolsun, e&#287;er zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra art&#305;k kimse onlar&#305; tutamaz. Do&#287;rusu O, Halim’dir, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
35|42|Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyar&#305;c&#305;-korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha do&#287;ru olacaklar&#305;na dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyar&#305;c&#305;-korkutucu geldi&#287;inde (bu,) nefretlerinden ba&#351;kas&#305;n&#305; art&#305;rmad&#305;.
35|43|(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve k&ouml;tülü&#287;ü tasarlay&#305;p düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden ba&#351;kas&#305;n&#305; sar&#305;p-ku&#351;atmaz. Art&#305;k onlar &ouml;ncekilerin sünnetinden ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; g&ouml;zlemektedirler? Sen, Allah'&#305;n sünnetinde kesinlikle bir de&#287;i&#351;iklik bulamazs&#305;n ve sen, Allah'&#305;n sünnetinde kesinlikle bir d&ouml;nü&#351;üm de bulamazs&#305;n.
35|44|Yeryüzünde gezip dola&#351;m&#305;yorlar m&#305; ki, kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rsünler; üstelik onlar kuvvet bak&#305;m&#305;ndan kendilerinden daha güçlüydüler. G&ouml;klerde ve yerde Allah'&#305; aciz b&#305;rakacak hiçbir &#351;ey yoktur. &#350;üphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
35|45|E&#287;er Allah, kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla insanlar&#305; (azap ile) yakalay&#305;verecek olsayd&#305;, (yerin) s&#305;rt&#305; üzerinde hiçbir canl&#305;y&#305; b&#305;rakmazd&#305;, ancak onlar&#305;, ad&#305; konulmu&#351; bir süreye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldi&#287;i zaman, art&#305;k &#351;üphesiz Allah Kendi kullar&#305;n&#305; g&ouml;rendir.
36|1|Yasîn.
36|2|Andolsun hikmetli Kur'an'a,
36|3|Gerçekten sen, g&ouml;nderilen (elçi)lerdensin.
36|4|Dosdo&#287;ru bir yol üzerinde(sin).
36|5|(Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')&#305;n indirmesidir.
36|6|Babalar&#305; uyar&#305;lmam&#305;&#351;, b&ouml;ylece kendileri de gafil kalm&#305;&#351; bir kavmi uyarman için (g&ouml;nderildin).
36|7|Andolsun, onlar&#305;n ço&#287;u üzerine o s&ouml;z hak olmu&#351;tur; art&#305;k inanmazlar.
36|8|Gerçekten Biz onlar&#305;n boyunlar&#305;na, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden ba&#351;lar&#305; yukar&#305; kalk&#305;kt&#305;r.
36|9|Biz &ouml;nlerinde bir sed, arkalar&#305;nda bir sed çektik. B&ouml;ylelikle onlar&#305; &ouml;rtüverdik, art&#305;k g&ouml;rmezler.
36|10|Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
36|11|Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (kar&#351;&#305;) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyar&#305;rs&#305;n. &#304;&#351;te b&ouml;ylesini, bir ba&#287;&#305;&#351;lanma ve üstün bir ecirle müjdele.
36|12|&#350;üphesiz Biz, &ouml;lüleri Biz diriltiriz; onlar&#305;n &ouml;nden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazar&#305;z. Biz her&#351;eyi, apaç&#305;k bir kitapta tespit edip korumu&#351;uz.
36|13|Sen onlara, o &#351;ehir halk&#305;n&#305;n &ouml;rne&#287;ini ver; hani oraya elçiler gelmi&#351;ti.
36|14|Hani onlara iki (elçi) g&ouml;ndermi&#351;tik, fakat ikisini yalanlam&#305;&#351;lard&#305;. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; b&ouml;ylece dediler ki: "&#350;üphesiz biz, size, g&ouml;nderilmi&#351; elçileriz."
36|15|Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir be&#351;erden ba&#351;kas&#305; de&#287;ilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir &#351;ey indirmi&#351; de&#287;ildir. Siz, yaln&#305;zca yalan s&ouml;ylüyorsunuz."
36|16|Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size g&ouml;nderilmi&#351; elçiler oldu&#287;umuzu bilir."
36|17|"Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve g&ouml;rev olarak) apaç&#305;k bir tebli&#287;den ba&#351;kas&#305; yoktur."
36|18|Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolay&#305; u&#287;ursuzlu&#287;a u&#287;rad&#305;k. E&#287;er (bu s&ouml;ylediklerinize) bir son vermeyecek olursan&#305;z, andolsun, sizi ta&#351;a tutaca&#287;&#305;z ve mutlaka bizden yana size ac&#305; bir azap dokunacakt&#305;r."
36|19|Dediler ki: "U&#287;ursuzlu&#287;unuz, sizinledir. Size &ouml;&#287;üt verildi diye mi (u&#287;ursuzlu&#287;a u&#287;rad&#305;n&#305;z)? Hay&#305;r, siz &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran bir kavimsiniz."
36|20|&#350;ehrin en uzak yerinden bir adam ko&#351;arak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.
36|21|"Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmu&#351; kimselerdir."
36|22|"Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmi&#351;im? Siz O'na d&ouml;ndürüleceksiniz."
36|23|"Ben, O'ndan ba&#351;ka &#304;lahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onlar&#305;n &#351;efaati bana bir &#351;eyle yarar sa&#287;lar, ne de onlar beni kurtarabilirler."
36|24|"O durumda ise, gerçekten ben apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içinde olmu&#351; olurum."
36|25|"&#350;üphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; i&#351;te beni i&#351;itin."
36|26|Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Ke&#351;ke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.
36|27|"Rabbimin beni ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; ve a&#287;&#305;rlananlardan k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;."
36|28|Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine g&ouml;kten bir ordu indirmedik; indirecek de de&#287;ildik.
36|29|(Ancak onlara) Yaln&#305;zca bir tek ç&#305;&#287;l&#305;k (yetti); an&#305;nda s&ouml;nüverdiler.
36|30|Yaz&#305;klar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyeg&ouml;rsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
36|31|G&ouml;rmüyorlar m&#305;, kendilerinden &ouml;nce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine d&ouml;nmemektedirler.
36|32|Ancak onlar&#305;n hepsi, toplanm&#305;&#351; olarak Huzurumuz'a getirilmi&#351;lerdir.
36|33|ضlü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler ç&#305;kartt&#305;k, b&ouml;ylelikle ondan yemektedirler.
36|34|Biz, orada hurmal&#305;klardan ve üzüm-ba&#287;lar&#305;ndan bahçeler k&#305;ld&#305;k ve içlerinde p&#305;narlar f&#305;&#351;k&#305;rtt&#305;k:
36|35|Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yapt&#305;klar&#305;ndan yemeleri için. Yine de &#351;ükretmiyorlar m&#305;?
36|36|Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice &#351;eylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir.
36|37|Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan s&#305;y&#305;r&#305;p yüzeriz, hemen art&#305;k karanl&#305;kta kal&#305;vermi&#351;lerdir.
36|38|Güne&#351; de, kendisi için (tespit edilmi&#351;) olan bir müstakarra do&#287;ru ak&#305;p gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)&#305;n takdiridir.
36|39|Ay'a gelince, Biz onun için de birtak&#305;m u&#287;rak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dal&#305; gibi d&ouml;ndü (d&ouml;ner).
36|40|Ne Güne&#351;'in Ay'a eri&#351;ip-yeti&#351;mesi gerekir, ne de gecenin gündüzün &ouml;nüne geçmesi. Her biri bir y&ouml;rüngede yüzüp gitmektedirler.
36|41|Onlar&#305;n soylar&#305;n&#305; dolu gemilerde ta&#351;&#305;mam&#305;z da kendileri için bir ayettir.
36|42|Ve onlar için binmekte olduklar&#305; bunun benzeri (nice) &#351;eyleri yaratmam&#305;z da.
36|43|E&#287;er dilersek onlar&#305; bat&#305;r&#305;r-bo&#287;ar&#305;z; bu durumda ne onlar&#305;n imdad&#305;na yeti&#351;en olur, ne de kurtulabilirler.
36|44|Ancak Bizden bir rahmet olmas&#305; ve (onlar&#305;) belirli bir zamana kadar yararland&#305;rmam&#305;z ba&#351;ka.
36|45|Onlara: "ضnünüzde ve arkan&#305;zda olandan sak&#305;n&#305;n, belki esirgenirsiniz" denildi&#287;inde, (dinlemeyip inkara devam edenler).
36|46|Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi g&ouml;rsün, mutlaka ondan yüz çevirirler.
36|47|Ve onlara: "Size Allah'&#305;n r&#305;z&#305;k olarak verdiklerinden infak edin" denildi&#287;i zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki: "Allah'&#305;n, e&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305; yedirece&#287;i kimseyi biz mi yedirecek mi&#351;iz? Gerçekten siz, apaç&#305;k bir &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;k içindesiniz."
36|48|Ve derler ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan&#305;z bu tehdit (etmekte oldu&#287;unuz y&#305;k&#305;m ve azap) ne zamanm&#305;&#351;?"
36|49|Onlar, yaln&#305;zca tek bir ç&#305;&#287;l&#305;ktan ba&#351;kas&#305;n&#305; g&ouml;zetmezler, onlar birbirleriyle çeki&#351;ip-dururken o kendilerini yakalay&#305;verir.
36|50|Art&#305;k ne bir tavsiyede bulunma&#287;a güç yetirebilirler, ne ailelerine d&ouml;nebilirler.
36|51|Sur'a üfürülmü&#351;tür; b&ouml;ylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine do&#287;ru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.
36|52|Demi&#351;lerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-b&#305;rak&#305;ld&#305;&#287;&#305;m&#305;z yerden bizi kim diriltip-kald&#305;rd&#305;? Bu, Rahman (olan Allah)&#305;n va'detti&#287;idir, (demek ki) g&ouml;nderilen (elçi)ler do&#287;ru s&ouml;ylemi&#351;".
36|53|O, yaln&#305;zca bir tek ç&#305;&#287;l&#305;ktan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir; art&#305;k onlar&#305;n hepsi toplanm&#305;&#351; olarak Huzurumuz'a getirilmi&#351;lerdir.
36|54|&#304;&#351;te bugün hiç kimseye (hiç)bir &#351;eyle zulmedilmez ve siz de yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan ba&#351;kas&#305;yla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;rmezsiniz.
36|55|Gerçek &#351;u ki, bugün cennet halk&#305;, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir me&#351;guliyet içindedirler.
36|56|Kendileri ve e&#351;leri, g&ouml;lgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanm&#305;&#351;lard&#305;r.
36|57|Orada taptaze-meyveler onlar&#305;n ve istek duyduklar&#305; her&#351;ey onlar&#305;nd&#305;r.
36|58|اok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de s&ouml;zlü "Selam" (vard&#305;r).
36|59|"Ey suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin."
36|60|"Ey Ademo&#287;ullar&#305;, ben size and vermedim mi ki: &#350;eytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaç&#305;k bir dü&#351;mand&#305;r;"
36|61|"Bana kulluk edin, do&#287;ru yol budur."
36|62|Andolsun o, sizden birçok insan-neslini sapt&#305;rm&#305;&#351;t&#305;. Yine de akl&#305;n&#305;z&#305; kullanm&#305;yor muydunuz?
36|63|&#304;&#351;te bu, size vadedilmi&#351; cehennemdir.
36|64|&#304;nkar etmenize kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere bugün oraya girin.
36|65|Bugün Biz onlar&#305;n a&#287;&#305;zlar&#305;n&#305; mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazand&#305;klar&#305;n&#305;, elleri Bize s&ouml;ylemekte, ayaklar&#305; (aleyhlerinde) &#351;ahitlik etmektedir.
36|66|E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305;k, g&ouml;zlerinin üstüne bast&#305;r&#305;r-k&ouml;r ederdik, b&ouml;ylece yola d&ouml;külüp-ko&#351;u&#351;urlard&#305;. Fakat nas&#305;l g&ouml;receklerdi ki?
36|67|E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305;k, olduklar&#305; yerde (en g&ouml;rkemli ça&#287;lar&#305;nda) onlar&#305; bir ba&#351;ka kal&#305;ba sokard&#305;k; b&ouml;ylece ne ileri gitmeye, ne geri d&ouml;nmeye güç yetirebilirlerdi.
36|68|Kime uzun &ouml;mür verirsek, yarat&#305;l&#305;&#351;ta onu tersine çeviririz. Yine de ak&#305;llar&#305;n&#305; kullanmayacaklar m&#305;?
36|69|Biz ona (Peygambere) &#351;iir &ouml;&#287;retmedik; (bu,) ona yak&#305;&#351;maz da. O (kendisine indirilen Kitap), yaln&#305;zca bir &ouml;&#287;üt ve apaç&#305;k bir Kur'an'd&#305;r.
36|70|(Kur'an,) Diri olanlar&#305; uyar&#305;p korkutmak ve kafirlerin üzerine s&ouml;zün hak olmas&#305; için (indirilmi&#351;tir).
36|71|Ellerimizin yapt&#305;klar&#305;ndan kendileri için nice hayvanlar&#305; yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;? B&ouml;ylece bunlara malik oluyorlar.
36|72|Biz onlara kendileri için boyun e&#287;dirdik; i&#351;te bir k&#305;sm&#305; binekleridir, bir k&#305;sm&#305;n&#305;(n da etini) yiyorlar.
36|73|Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vard&#305;r. Yine de &#351;ükretmeyecekler mi?
36|74|Yard&#305;m g&ouml;rürler umuduyla, Allah'tan ba&#351;ka &#304;lahlar edindiler.
36|75|Onlar&#305;n (o &#304;lahlar&#305;n) kendilerine yard&#305;m etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için haz&#305;r bulundurulmu&#351; askerlerdir.
36|76|ضyleyse onlar&#305;n s&ouml;zleri seni hüzne kapt&#305;rmas&#305;n. Gerçekten Biz, saklad&#305;klar&#305;n&#305; da, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305; da biliyoruz.
36|77|&#304;nsan, Bizim kendisini bir damla sudan yaratt&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;rmüyor mu? &#350;imdi o, apaç&#305;k bir dü&#351;man kesilmi&#351;tir.
36|78|Kendi yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;n&#305; unutarak Bize bir &ouml;rnek verdi; dedi ki: "اürümü&#351;-bozulmu&#351;ken, bu kemikleri kim diriltecekmi&#351;?"
36|79|De ki: "Onlar&#305;, ilk defa yarat&#305;p-in&#351;a eden diriltecek. O, her yaratmay&#305; bilir."
36|80|Ki O, size ye&#351;il a&#287;açtan bir ate&#351; k&#305;land&#305;r; siz de ondan yak&#305;yorsunuz.
36|81|G&ouml;kleri ve yeri yaratan, onlar&#305;n bir benzerini yaratma&#287;a kadir de&#287;il mi? Elbette (&ouml;yledir); O, yaratand&#305;r, bilendir.
36|82|Bir &#351;eyi diledi&#287;i zaman, O'nun emri yaln&#305;zca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.
36|83|Her&#351;eyin melekutu (hükümranl&#305;k ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
37|1|Saflar halinde dizilenlere andolsun,
37|2|Hayk&#305;r&#305;p sürükleyenlere,
37|3|Zikir okuyanlara,
37|4|Tart&#305;&#351;mas&#305;z, sizin &#304;lah&#305;n&#305;z gerçekten birdir.
37|5|G&ouml;klerin, yerin ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n Rabbidir, do&#287;ular&#305;n da Rabbidir.
37|6|&#350;üphesiz Biz dünya g&ouml;&#287;ünü 'çekici bir süsle', y&#305;ld&#305;zlarla süsleyip-donatt&#305;k.
37|7|Ve itaatten ç&#305;km&#305;&#351; her azg&#305;n &#351;eytandan koruduk;
37|8|Ki onlar, Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup at&#305;l&#305;rlar;
37|9|Uzakla&#351;t&#305;r&#305;l&#305;rlar. Onlara kesintisiz bir azap vard&#305;r.
37|10|Ancak (s&ouml;zü h&#305;rs&#305;zlama) çal&#305;p-kapan olursa, art&#305;k onu da delip geçen 'yak&#305;c&#305; bir alev' izler (ve yok eder).
37|11|&#350;imdi onlara sor: Yarat&#305;l&#305;&#351; bak&#305;m&#305;ndan onlar m&#305; daha zorlu, yoksa Bizim yaratt&#305;klar&#305;m&#305;z m&#305;? Do&#287;rusu Biz onlar&#305;, c&#305;v&#305;k-yap&#305;&#351;kan bir çamurdan yaratt&#305;k.
37|12|Hay&#305;r, sen (bu muhte&#351;em yarat&#305;&#351;a ve onlar&#305;n inkar&#305;na) &#351;a&#351;&#305;rd&#305;n kald&#305;n; onlar ise alay edip duruyorlar.
37|13|Kendilerine &ouml;&#287;üt verildi&#287;inde, &ouml;&#287;üt alm&#305;yorlar.
37|14|Bir ayet (mucize) g&ouml;rdüklerinde de, alay konusu edinip e&#287;leniyorlar.
37|15|"Bu, aç&#305;kça bir büyüden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir" dediler.
37|16|"Biz &ouml;ldü&#287;ümüz, toprak ve kemik oldu&#287;umuzda m&#305;, gerçekten biz mi diriltilecekmi&#351;iz?"
37|17|"Veya &ouml;nceki atalar&#305;m&#305;z da m&#305;?"
37|18|De ki: "Evet, üstelik boyun bükmü&#351; kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
37|19|&#304;&#351;te o, yaln&#305;zca bir tek ç&#305;&#287;l&#305;ktan ibarettir; art&#305;k kendileri (diriltilmi&#351; olarak) bak&#305;p duruyorlar.
37|20|Derler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür."
37|21|"Bu, sizin yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z (mü'mini kafirden, hakl&#305;y&#305; haks&#305;zdan) ay&#305;rma günüdür."
37|22|"Zulmedenleri, e&#351;lerini ve tapt&#305;klar&#305;n&#305; biraraya getirip toplay&#305;n."
37|23|"Allah'tan ba&#351;ka (tapt&#305;klar&#305;n&#305;); art&#305;k onlar&#305; cehennemin yoluna y&ouml;neltip g&ouml;türün."
37|24|"Ve onlar&#305; durdurup-tutuklay&#305;n, çünkü sorguya çekileceklerdir."
37|25|(Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada oldu&#287;u gibi) yard&#305;mla&#351;m&#305;yorsunuz?"
37|26|Hay&#305;r, bugün onlar teslim olmu&#351;lard&#305;r.
37|27|Kimi kimine y&ouml;nelmi&#351; olarak birbirlerine soruyorlar:
37|28|"Gerçekten sizler bize sa&#287;dan (sa&#287; duyudan ve haktan) yana gelip yana&#351;&#305;yordunuz." derler.
37|29|(Di&#287;erleri de:) "Hay&#305;r" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler de&#287;ildiniz."
37|30|"Bizim üzerinizde zorlay&#305;c&#305; hiçbir gücümüz yoktu; hay&#305;r siz (kendiniz) azg&#305;n bir kavimdiniz."
37|31|"B&ouml;ylece Rabbimiz'in s&ouml;zü (y&#305;k&#305;m ve azap va'di) üzerimize hak oldu. &#350;üphesiz, (azab&#305;) tad&#305;c&#305;lar&#305;z."
37|32|"Evet, sizi azd&#305;rd&#305;k, çünkü biz de azg&#305;n kimselerdik."
37|33|Art&#305;k o gün onlar azapta ortakt&#305;rlar.
37|34|Do&#287;rusu Biz, suçlu-günahkarlara b&ouml;yle yapar&#305;z.
37|35|اünkü onlara: "Allah'tan ba&#351;ka &#304;lah yoktur" denildi&#287;i zaman, büyüklük taslarlard&#305;.
37|36|Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmi&#351; bir &#351;air için ilahlar&#305;m&#305;z&#305; terk mi edece&#287;iz?"
37|37|Hay&#305;r, o, hakk&#305; getirmi&#351; ve g&ouml;nderilen (elçi)leri de do&#287;rulam&#305;&#351;t&#305;.
37|38|&#350;üphesiz, siz, ac&#305; azab&#305; tad&#305;c&#305;lars&#305;n&#305;z."
37|39|Yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan ba&#351;kas&#305;yla cezaland&#305;r&#305;lmayacaks&#305;n&#305;z.
37|40|Ancak muhlis olan kullar ba&#351;ka.
37|41|&#304;&#351;te onlar; onlar için bilinen bir r&#305;z&#305;k vard&#305;r.
37|42|اe&#351;itli-meyveler. Onlar ikram g&ouml;renlerdir.
37|43|Nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; (naim) cennetlerde.
37|44|Birbirlerine kar&#351;&#305;, tahtlar üzerinde (otururlar).
37|45|Kaynaktan (doldurulmu&#351;) kadehlerle çevrelerinde dola&#351;&#305;l&#305;r.
37|46|Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki).
37|47|Onda ne bir gaile vard&#305;r, ne de kendilerinden geçip, ak&#305;llar&#305; çelinir.
37|48|Ve yanlar&#305;nda bak&#305;&#351;lar&#305;n&#305; yaln&#305;zca e&#351;lerine çevirmi&#351; iri g&ouml;zlü kad&#305;nlar vard&#305;r.
37|49|Sanki onlar, sakl&#305; bir yumurta gibi (çarp&#305;c&#305; ve pürüzsüz).
37|50|B&ouml;yleyken, kimi kimine y&ouml;nelmi&#351; olarak, birbirlerine soruyorlar:
37|51|Bir s&ouml;zcü der ki: "Benim bir yak&#305;n&#305;m vard&#305;."
37|52|"Derdi ki: Sen de gerçekten (dirili&#351;i) do&#287;rulayanlardan m&#305;s&#305;n?"
37|53|"Bizler &ouml;ldü&#287;ümüz, toprak ve kemikler oldu&#287;umuzda m&#305;, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmi&#351;iz?"
37|54|(Konu&#351;an yan&#305;ndakilere) Der ki: "Sizler (onun &#351;imdi ne durumda oldu&#287;unu) biliyor musunuz?"
37|55|Derken, bak&#305;verdi, onu 'ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in' tam ortas&#305;nda g&ouml;rdü.
37|56|Dedi ki: "Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (&#351;u bulundu&#287;un yere) dü&#351;ürecektin."
37|57|"E&#287;er Rabbimin nimeti olmasayd&#305;, muhakkak ben de (azap yerine getirilip) haz&#305;r bulundurulanlardan olacakt&#305;m.
37|58|"Nas&#305;l, biz &ouml;lecek olanlar de&#287;il miymi&#351;iz?"
37|59|"Yaln&#305;zca birinci &ouml;lümümüzden ba&#351;ka (&ouml;yle mi)? Ve biz azaba u&#287;rat&#305;lacak olanlar de&#287;il miymi&#351;iz?"
37|60|&#350;üphesiz, bu, as&#305;l büyük 'kurtulu&#351; ve mutlulu&#287;un' ta kendisidir.
37|61|B&ouml;ylece çal&#305;&#351;anlar da bunun bir benzeri için çal&#305;&#351;mal&#305;d&#305;r.
37|62|Nas&#305;l, b&ouml;yle bir konaklanma m&#305; daha hay&#305;rl&#305; yoksa zakkum a&#287;ac&#305; m&#305;?
37|63|Do&#287;rusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) k&#305;ld&#305;k.
37|64|&#350;üphesiz o, ‘ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in’ dibinde bitip ç&#305;kar.
37|65|Onun tomurcuklar&#305;, &#351;eytanlar&#305;n ba&#351;lar&#305; gibidir.
37|66|Art&#305;k gerçekten, ondan yiyecekler b&ouml;ylelikle kar&#305;nlar&#305;n&#305; ondan dolduracaklar.
37|67|Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su kar&#305;&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; bir içkileri de vard&#305;r.
37|68|Sonra onlar&#305;n d&ouml;necekleri yer, elbette (yine) ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;tir.
37|69|اünkü onlar, atalar&#305;n&#305; sap&#305;k kimseler olarak bulmu&#351;lard&#305;.
37|70|Kendileri de onlar&#305; izleri üzerinde ko&#351;turup-duruyorlard&#305;.
37|71|Andolsun, onlardan &ouml;nce, evvelkilerin ço&#287;u da sapm&#305;&#351;t&#305;.
37|72|Andolsun, Biz onlara uyar&#305;c&#305;lar g&ouml;ndermi&#351;tik.
37|73|Uyar&#305;lanlar&#305;n nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;na bir bak.
37|74|Ancak muhlis olan kullar ba&#351;ka.
37|75|Andolsun, Nuh Bize (dua edip) seslenmi&#351;ti de, ne güzel icabet etmi&#351;tik.
37|76|Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarm&#305;&#351;t&#305;k.
37|77|Ve onun soyunu, (dünyada) onlar&#305; da baki k&#305;ld&#305;k.
37|78|Sonra gelenler aras&#305;nda ona (hay&#305;rl&#305; ve &#351;erefli bir isim) b&#305;rakt&#305;k.
37|79|Alemler içinde selam olsun Nuh’a.
37|80|Gerçekten Biz, ihsanda bulunanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
37|81|&#350;üphesiz o, Bizim mü’min olan kullar&#305;m&#305;zdand&#305;.
37|82|Sonra di&#287;erlerini suda bo&#287;duk.
37|83|Do&#287;rusu &#304;brahim de onun (soyunun) bir kolundand&#305;r.
37|84|Hani o, Rabbine ar&#305;nm&#305;&#351; (selim) bir kalp ile gelmi&#351;ti.
37|85|Hani babas&#305;na ve kavmine demi&#351;ti ki: “Sizler neye tap&#305;yorsunuz?”
37|86|“Birtak&#305;m uydurma yalanlar için mi Allah’tan ba&#351;ka ilahlar istiyorsunuz?”
37|87|“Alemlerin Rabbi hakk&#305;ndaki zann&#305;n&#305;z nedir?”
37|88|Sonra y&#305;ld&#305;zlara bir g&ouml;z att&#305;.
37|89|“Ben, do&#287;rusu hastay&#305;m” dedi.
37|90|B&ouml;ylelikle arkalar&#305;n&#305; çevirip ondan kaçmaya ba&#351;lad&#305;lar.
37|91|Bunun üzerine onlar&#305;n ilahlar&#305;na sokulup: “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
37|92|“Size ne oluyor ki konu&#351;muyorsunuz?”
37|93|Derken onlar&#305;n üstüne yürüyüp sa&#287; eliyle bir darbe indirdi.
37|94|اok geçmeden (halk&#305;) birbirine girmi&#351; durumda kendisine y&ouml;nelip geldiler.
37|95|Dedi ki: “Yontmakta oldu&#287;unuz &#351;eylere mi tap&#305;yorsunuz?”
37|96|“Oysa sizi de, yapmakta olduklar&#305;n&#305;z&#305; da Allah yaratm&#305;&#351;t&#305;r.”
37|97|Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina in&#351;a edin de onu ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in içine at&#305;n.”
37|98|B&ouml;ylelikle ona bir tuzak haz&#305;rlamak istediler. Oysa Biz, onlar&#305; alçalt&#305;lm&#305;&#351;lar k&#305;ld&#305;k.
37|99|(&#304;brahim) Dedi ki: “&#350;üphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.”
37|100|“Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) arma&#287;an et.”
37|101|Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
37|102|B&ouml;ylece (çocuk) onun yan&#305;nda ko&#351;abilecek ça&#287;a eri&#351;ince (&#304;brahim ona): “O&#287;lum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda bo&#287;azl&#305;yorken g&ouml;rdüm. Bir bak, sen ne dü&#351;ünüyorsun.” (O&#287;lu &#304;smail) Dedi ki: “Babac&#305;&#287;&#305;m, emrolundu&#287;un &#351;eyi yap. &#304;n&#351;aAllah, beni sabredenlerden bulacaks&#305;n.”
37|103|Sonunda ikisi de (Allah’&#305;n emrine ve takdirine) teslim olup (babas&#305;, &#304;smail’i kurban etmek için) onu aln&#305; üzerine yat&#305;rd&#305;.
37|104|Biz ona: “Ey &#304;brahim” diye seslendik.
37|105|“Gerçekten sen, rüyay&#305; do&#287;rulad&#305;n. &#350;üphesiz Biz, ihsanda bulunanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.”
37|106|Do&#287;rusu bu, apaç&#305;k bir imtihand&#305;.
37|107|Ve ona büyük bir kurban&#305; fidye olarak verdik.
37|108|Sonra gelenler aras&#305;nda ona (hay&#305;rl&#305; ve &#351;erefli bir isim) b&#305;rakt&#305;k.
37|109|&#304;brahim’e selam olsun.
37|110|Biz, ihsanda bulunanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
37|111|&#350;üphesiz o, Bizim mü’min olan kullar&#305;m&#305;zdand&#305;r.
37|112|Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak &#304;shak’&#305; da müjdeledik.
37|113|Ona ve &#304;shak’a bereketler verdik. &#304;kisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, aç&#305;kça kendi nefsine zulmeden de.
37|114|Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk.
37|115|Onlar&#305; ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtard&#305;k.
37|116|Onlara yard&#305;m ettik, b&ouml;ylece üstün gelenler oldular.
37|117|Ve ikisine anlat&#305;m&#305;-aç&#305;k kitab&#305; verdik.
37|118|Onlar&#305; dosdo&#287;ru yola y&ouml;neltip-ilettik.
37|119|Sonra gelenler aras&#305;nda da ikisine (hay&#305;rl&#305; ve &#351;erefli bir isim) b&#305;rakt&#305;k.
37|120|Musa’ya ve Harun’a selam olsun.
37|121|&#350;üphesiz Biz, ihsanda bulunanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
37|122|&#350;üphesiz ikisi, Bizim mü’min olan kullar&#305;m&#305;zdand&#305;lar.
37|123|Gerçekten &#304;lyas da, g&ouml;nderilmi&#351; (peygamber)lerdendi.
37|124|Hani kendi kavmine demi&#351;ti ki: “Siz korkup sak&#305;nmaz m&#305;s&#305;n&#305;z?”
37|125|“Siz Ba’le tap&#305;p da Yarat&#305;c&#305;lar&#305;n en güzeli (olan Allah’&#305;) m&#305; b&#305;rak&#305;yorsunuz?”
37|126|“Allah ki, sizin de Rabbiniz, &ouml;nceki atalar&#305;n&#305;z&#305;n da Rabbidir.”
37|127|Fakat onu yalanlad&#305;lar; bundan dolay&#305; gerçekten onlar, (azap için getirilip) haz&#305;r bulundurulacak olanlard&#305;r.
37|128|Ancak, muhlis olan kullar ba&#351;ka.
37|129|Sonra gelenler aras&#305;nda ona (hay&#305;rl&#305; ve &#351;erefli bir isim) b&#305;rakt&#305;k.
37|130|&#304;lyas’a selam olsun.
37|131|&#350;üphesiz Biz, ihsanda bulunanlar&#305; b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
37|132|&#350;üphesiz o, Bizim mü’min olan kullar&#305;m&#305;zdand&#305;.
37|133|Gerçekten Lût da g&ouml;nderilmi&#351; (elçi)lerdendi.
37|134|Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarm&#305;&#351;t&#305;k.
37|135|Geride b&#305;rak&#305;lanlar aras&#305;nda bir ya&#351;l&#305; kad&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda.
37|136|Sonra geride kalanlar&#305; yerle bir ettik.
37|137|Siz onlar&#305;n üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti.
37|138|Ve geceleyin. Yine de ak&#305;llanmayacak m&#305;s&#305;n&#305;z?
37|139|&#350;üphesiz Yunus da g&ouml;nderilmi&#351; (elçi)lerdendi.
37|140|Hani o, dolu bir gemiye kaçm&#305;&#351;t&#305;.
37|141|B&ouml;ylece kur’aya kat&#305;lm&#305;&#351;t&#305; da, kaybedenlerden olmu&#351;tu.
37|142|Derken onu bal&#305;k yutmu&#351;tu, oysa o k&#305;nanm&#305;&#351;t&#305;.
37|143|E&#287;er (Allah’&#305; çokça) tesbih edenlerden olmasayd&#305;,
37|144|Onun karn&#305;nda (insanlar&#305;n) dirilip-kald&#305;r&#305;lacaklar&#305; güne kadar kalakalm&#305;&#351;t&#305;.
37|145|Sonunda o hasta bir durumdayken ç&#305;plak bir yere (sahile) att&#305;k.
37|146|Ve üzerine, s&#305;k-geni&#351; yaprakla (kaba&#287;a benzer) türden bir a&#287;aç bitirdik.
37|147|Onu yüzbin veya (say&#305;s&#305;) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) g&ouml;nderdik.
37|148|Sonunda ona iman ettiler, Biz de onlar&#305; bir süreye kadar yararland&#305;rd&#305;k.
37|149|&#350;imdi sen onlara sor: -K&#305;zlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onlar&#305;n m&#305;?
37|150|Yoksa onlar, &#351;ahidlik etmekteyken Biz melekleri di&#351;iler olarak m&#305; yaratt&#305;k?
37|151|Dikkat edin; gerçekten onlar, düzdükleri yalanlardan dolay&#305; derler ki:
37|152|“Allah do&#287;urdu.” Onlar, hiç &#351;üphesiz, muhakkak yalan s&ouml;yleyenlerdir.
37|153|(Allah,) K&#305;zlar&#305;, erkek çocuklara tercih mi etmi&#351;?
37|154|Size ne oluyor, nas&#305;l hüküm veriyorsunuz?
37|155|Hiç mi &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmüyorsunuz?
37|156|Yoksa sizin apaç&#305;k olan bir deliliniz mi var?
37|157|E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan&#305;z, &ouml;yleyse getirin kitab&#305;n&#305;z&#305;.
37|158|Onlar, Kendisi'yle (Allah ile) cinler aras&#305;nda bir soy-ba&#287;&#305; kurdular. Oysa andolsun, cinler de onlar&#305;n gerçekten (azap için getirilip) haz&#305;r bulundurulacaklar&#305;n&#305; bilmi&#351;lerdir.
37|159|Onlar&#305;n nitelendirdiklerinden Allah Yücedir.
37|160|Ancak muhlis olan kullar ba&#351;ka.
37|161|Art&#305;k siz de, tapmakta olduklar&#305;n&#305;z da.
37|162|O’na kar&#351;&#305; kimseyi fitneye sürükleyecek de&#287;ilsiniz.
37|163|Ancak kendisi ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;e girecek olan ba&#351;ka (onu sürüklersiniz).
37|164|(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vard&#305;r.”
37|165|“Biziz, o saflar halinde dizilmi&#351; olanlar, gerçekten biziz.”
37|166|“Biziz, o tesbih edenler de, gerçekten biziz.”
37|167|Onlar (putatap&#305;c&#305;lar), her ne kadar &#351;&ouml;yle diyor idiyseler de:
37|168|”E&#287;er yan&#305;m&#305;zda &ouml;ncekilerden bir zikir (kitap) bulunmu&#351; olsayd&#305;.”
37|169|“Gerçekten bizler de, Allah’&#305;n muhlis olan kullar&#305;ndan olurduk.”
37|170|Fakat (kitap gelince) onu tan&#305;may&#305;p-küfrettiler; yak&#305;nda bileceklerdir.
37|171|Andolsun, (peygamber olarak) g&ouml;nderilen kullar&#305;m&#305;za (&#351;u) s&ouml;zümüz geçmi&#351;tir:
37|172|Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yard&#305;m ve zafer) bulacaklard&#305;r.
37|173|Ve hiç &#351;üphesiz; Bizim ordular&#305;m&#305;z, üstün gelecek olanlar onlard&#305;r.
37|174|ضyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
37|175|Ve onlar&#305; seyret; (azab&#305;) yak&#305;nda g&ouml;receklerdir.
37|176|&#350;imdi onlar, Bizim azab&#305;m&#305;z&#305; m&#305; acele istiyorlar?
37|177|Fakat (azap) onlar&#305;n sahas&#305;na indi&#287;i zaman uyar&#305;l&#305;p-korkutulanlar&#305;n sabah&#305; ne k&ouml;tü olur.
37|178|Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
37|179|Ve seyret; (azab&#305;) yak&#305;nda g&ouml;receklerdir.
37|180|ـstünlük ve güç (izzet) sahibi olan senin Rabbin, onlar&#305;n nitelendirdiklerinden Yücedir.
37|181|G&ouml;nderilmi&#351; (peygamber)lere selam olsun.
37|182|Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
38|1|Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;
38|2|Hay&#305;r; o inkar edenler (bo&#351;) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
38|3|Biz kendilerinden &ouml;nce, nice ku&#351;aklar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k da onlar feryad ettiler; ancak (art&#305;k) kurtulma zaman&#305; de&#287;ildi.
38|4|&#304;çlerinden kendilerine bir uyar&#305;c&#305;n&#305;n gelmesine &#351;a&#351;t&#305;lar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan s&ouml;yleyen bir büyücüdür."
38|5|"&#304;lahlar&#305; bir tek ilah m&#305; yapt&#305;? Do&#287;rusu bu, &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; bir &#351;ey."
38|6|Onlardan &ouml;nde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305; (ba&#287;l&#305;l&#305;kta) kararl&#305; olun; çünkü as&#305;l istenen budur" diye çekip gitti.
38|7|"Biz bunu, di&#287;er dinde i&#351;itmedik, bu, içi bo&#351; bir uydurmadan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
38|8|"Zikir (Kur'an), içimizden ona m&#305; indirildi?" Hay&#305;r, onlar Benim zikrimden bir ku&#351;ku içindedirler. Hay&#305;r, onlar henüz Benim azab&#305;m&#305; tatmam&#305;&#351;lard&#305;r.
38|9|Yoksa, güçlü ve üstün olan, kar&#351;&#305;l&#305;ks&#305;z ba&#287;&#305;&#351;layan Rabbinin hazineleri onlar&#305;n yan&#305;nda m&#305;d&#305;r?
38|10|Yoksa g&ouml;klerin, yerin ve bu ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n mülkü onlar&#305;n m&#305;? ضyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak g&ouml;&#287;e) yükselsinler.
38|11|Onlar, burada (çe&#351;itli) f&#305;rkalardan olma bozguna u&#287;rat&#305;lm&#305;&#351; bir ordu(durlar).
38|12|Onlardan &ouml;nce Nuh kavmi, Ad ve kaz&#305;klar sahibi Firavun da yalanlam&#305;&#351;t&#305;.
38|13|Semud, Lut kavmi ile Eyke halk&#305; da. &#304;&#351;te onlar (Allah'a kar&#351;&#305; isyanda birle&#351;en ve güç toplayan) f&#305;rkalar(d&#305;).
38|14|Hepsi de elçileri yalanlad&#305;lar, b&ouml;ylece azapla-sonuçland&#305;rmam (onlara) hak oldu.
38|15|Bunlar da, (geldi&#287;inde) bir anl&#305;k gecikmesi bile olmayan bir tek ç&#305;&#287;l&#305;ktan ba&#351;kas&#305;n&#305; g&ouml;zetlemiyorlar.
38|16|(Alayl&#305; alayl&#305;) Dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden &ouml;nce (azaptan bize vadetti&#287;in) pay&#305;m&#305;z&#305; çabukla&#351;t&#305;r&#305;ver."
38|17|Sen onlar&#305;n s&ouml;ylediklerine kar&#351;&#305; sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hat&#305;rla; çünkü o, (her tutum ve davran&#305;&#351;&#305;nda Allah'a) y&ouml;nelen biriydi.
38|18|Do&#287;rusu Biz da&#287;lara boyun e&#287;dirdik, ak&#351;am ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'&#305;) tesbih ederlerdi.
38|19|Ve toplan&#305;p gelen ku&#351;lar&#305; da. Hepsi onunla (Allah'&#305; tesbih etmede uyum içinde) y&ouml;nelip-d&ouml;nmekte olanlar idi.
38|20|Onun mülkünü güçlendirmi&#351;tik. Ona hikmet ve anlat&#305;m çarp&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; vermi&#351;tik.
38|21|Sana o davac&#305;lar&#305;n haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulundu&#287;u yere girmek için) yüksek duvardan t&#305;rmanm&#305;&#351;lard&#305;.
38|22|Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmü&#351;tü; dediler ki: "Korkma, iki davac&#305;y&#305;z, birimiz di&#287;erimize haks&#305;zl&#305;kta bulundu. &#350;imdi sen aram&#305;zda hak ile hükmet, karar&#305;nda zulme sapma ve bizi do&#287;ru yolun ortas&#305;na y&ouml;neltip-ilet."
38|23|"Bu benim karde&#351;imdir, doksan dokuz koyunu vard&#305;r, benimse bir tek koyunum var. Buna ra&#287;men "Onu da benim pay&#305;ma (koyunlar&#305;ma) kat" dedi ve bana, konu&#351;mada üstün geldi."
38|24|(Davud) Dedi ki: "Andolsun senin koyununu, kendi koyunlar&#305;na (katmak) istemekle sana zulmetmi&#351;tir. Do&#287;rusu, (emek ve mali güçlerini) birle&#351;tirip katan (ortak)lardan ço&#287;u, birbirlerine kar&#351;&#305; tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar ba&#351;ka. Onlar da ne kadar azd&#305;r." Davud, gerçekten Bizim onu imtihan etti&#287;imizi sand&#305;, b&ouml;ylece Rabbinden ba&#287;&#305;&#351;lanma diledi ve rüku ederek yere kapand&#305; ve (Bize g&ouml;nülden) y&ouml;nelip-d&ouml;ndü.
38|25|B&ouml;ylece onu ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;k. &#350;üphesiz onun Bizim Kat&#305;m&#305;z'da gerçekten bir yak&#305;nl&#305;&#287;&#305; ve var&#305;lacak güzel bir yeri vard&#305;r.
38|26|"Ey Davud, gerçek &#351;u ki, Biz seni yeryüzünde bir halife k&#305;ld&#305;k. ضyleyse insanlar aras&#305;nda hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'&#305;n yolundan sapt&#305;r&#305;r. &#350;üphesiz Allah’&#305;n yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalar&#305;ndan dolay&#305; &#351;iddetli bir azap vard&#305;r."
38|27|Biz g&ouml;kyüzünü, yeryüzünü ve ikisi aras&#305;nda bulunan &#351;eyleri bat&#305;l olarak yaratmad&#305;k. Bu, inkar edenlerin zann&#305;d&#305;r. Ate&#351;ten (g&ouml;recekleri azaptan) dolay&#305; vay o inkar edenlere.
38|28|Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanlar&#305; yeryüzünde bozgunculuk ç&#305;karanlar gibi (bir) mi tutaca&#287;&#305;z? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutaca&#287;&#305;z?
38|29|(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye dü&#351;ünsünler ve temiz ak&#305;l sahipleri &ouml;&#287;üt als&#305;nlar diye sana indirdi&#287;imiz mübarek bir Kitap't&#305;r.
38|30|Biz Davud'a Süleyman'&#305; arma&#287;an ettik. O, ne güzel kuldu. اünkü o, (daima Allah'a) y&ouml;nelip-d&ouml;nen biriydi.
38|31|Hani ona ak&#351;ama yak&#305;n, bir aya&#287;&#305;n&#305; t&#305;rna&#287;&#305; üstüne diken, &ouml;bür üç aya&#287;&#305;yla topra&#287;&#305; kaz&#305;yan, ya&#287;&#305;z atlar sunulmu&#351;tu.
38|32|O da demi&#351;ti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolay&#305; tercih ettim." Sonunda bu atlar (ko&#351;tular ve toz) perdesinin arkas&#305;na sakland&#305;lar.
38|33|"Onlar&#305; bana geri getirin" (dedi). Sonra (onlar&#305;n) bacaklar&#305;n&#305; ve boyunlar&#305;n&#305; ok&#351;amaya ba&#351;lad&#305;.
38|34|Andolsun, Biz Süleyman'&#305; imtihan ettik, taht&#305;n&#305;n üstünde bir ceset b&#305;rakt&#305;k. Sonra (eski durumuna) d&ouml;ndü.
38|35|"Rabbim, beni ba&#287;&#305;&#351;la ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana arma&#287;an et. &#350;üphesiz Sen, kar&#351;&#305;l&#305;ks&#305;z arma&#287;an edensin."
38|36|B&ouml;ylece rüzgar&#305; onun buyru&#287;u alt&#305;na verdik. Onun emriyle diledi&#287;i y&ouml;ne yumu&#351;akça eserdi.
38|37|&#350;eytanlar&#305; da; her bina ustas&#305;n&#305; ve dalg&#305;ç olan&#305;.
38|38|Ve (k&ouml;tülük yapmamalar&#305; için) sa&#287;lam kementlerle birbirine ba&#287;lanm&#305;&#351; di&#287;erlerini.
38|39|"&#304;&#351;te bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Art&#305;k sen de hesaba vurmaks&#305;z&#305;n, ver ya da tut."
38|40|&#350;üphesiz, onun Bizim Kat&#305;m&#305;z'da gerçekten bir yak&#305;nl&#305;&#287;&#305; ve var&#305;lacak güzel bir yeri vard&#305;r.
38|41|Kulumuz Eyyub'u da hat&#305;rla. Hani o: "Herhalde &#351;eytan, bana kahredici bir ac&#305; ve azap dokundurdu" diye Rabbine seslenmi&#351;ti.
38|42|"Aya&#287;&#305;n&#305; depret. &#304;&#351;te y&#305;kanacak ve içecek so&#287;uk (su, diye vahyettik.).
38|43|Kat&#305;m&#305;z'dan ona bir rahmet ve temiz ak&#305;l sahiplerine bir &ouml;&#287;üt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de ba&#287;&#305;&#351;lad&#305;k.
38|44|"Ve eline bir deste (sap) al, b&ouml;ylece onunla vur ve and&#305;n&#305; bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. اünkü o, (daima Allah'a) y&ouml;nelip-d&ouml;nen biriydi.
38|45|Güç ve basiret sahibi olan kullar&#305;m&#305;z &#304;brahim'i, &#304;shak'&#305; ve Yakub'u da hat&#305;rla.
38|46|Gerçekten Biz onlar&#305;, kat&#305;ks&#305;zca (ahiretteki as&#305;l) yurdu dü&#351;ünüp-anan ihlas sahipleri k&#305;ld&#305;k.
38|47|Ve gerçekten onlar, Bizim Kat&#305;m&#305;z'da seçkinlerden ve hay&#305;rl&#305; olanlardand&#305;r.
38|48|&#304;smail'i, Elyesa'&#305; ve Zülkifl'i de hat&#305;rla. Hepsi de hay&#305;rl&#305; olanlardand&#305;r.
38|49|Bu, bir zikirdir. &#350;üphesiz muttakiler için, elbette var&#305;lacak güzel bir yer vard&#305;r.
38|50|Adn cennetleri; kap&#305;lar onlara aç&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
38|51|&#304;çinde yaslan&#305;p-dayanm&#305;&#351;lard&#305;r; orda birçok meyve ve &#351;arap istemektedirler.
38|52|Ve yanlar&#305;nda bak&#305;&#351;lar&#305;n&#305; yaln&#305;zca e&#351;lerine çevirmi&#351; ya&#351;&#305;t kad&#305;nlar vard&#305;r.
38|53|&#304;&#351;te hesap günü size va'dedilen budur.
38|54|&#350;üphesiz bu, Bizim r&#305;zk&#305;m&#305;zd&#305;r, bitip tükenmesi de yok.
38|55|Bu (b&ouml;yle i&#351;te); gerçekten azg&#305;nlar için de muhakkak var&#305;lacak k&ouml;tü bir yer vard&#305;r.
38|56|Cehennem; onlar oraya girerler; ne k&ouml;tü bir yatakt&#305;r o.
38|57|&#304;&#351;te bu; tats&#305;nlar onu: Kaynar su ve irin.
38|58|Ve onun &#351;eklinden ba&#351;ka, çift çift (olan daha beter azaplar) vard&#305;r.
38|59|(Mü&#351;rik olan hakim güçlere:) "&#304;&#351;te bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) g&ouml;&#287;üs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. اünkü onlar ate&#351;e gireceklerdir." (denilir).
38|60|(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hay&#305;r, sizler; as&#305;l size bir merhaba yok. Bunu (azab&#305;) siz bizim &ouml;nümüze sürdünüz. Ne k&ouml;tü bir durak."
38|61|Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim &ouml;nümüze sürdüyse, ate&#351;teki azab&#305;n&#305; kat kat artt&#305;r."
38|62|Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini &#351;erir (k&ouml;tü)lerden sayd&#305;&#287;&#305;m&#305;z adamlar&#305; g&ouml;remiyoruz."
38|63|Biz onlar&#305; bir alay konusu edinmi&#351;tik; yoksa g&ouml;zler mi onlardan kayd&#305;?"
38|64|Bu, cehennem halk&#305;n&#305;n birbiriyle çeki&#351;mesi kesin bir gerçektir.
38|65|De ki: "Ben, yaln&#305;zca bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m. Bir olan, kahreden Allah'tan ba&#351;ka bir &#304;lah yoktur."
38|66|"G&ouml;klerin, yerin ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n Rabbidir, üstün ve güçlü olan, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r."
38|67|De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
38|68|Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
38|69|"Mele-i Ala (yüce topluluk) tart&#305;&#351;&#305;p dururken, benim hiçbir bilgim yoktur."
38|70|"Bana ancak, yaln&#305;zca apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305; oldu&#287;um vahyolunmaktad&#305;r."
38|71|Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir be&#351;er yarataca&#287;&#305;m" demi&#351;ti.
38|72|"Onu bir biçime sokup, ona Ruhum'dan üfledi&#287;im zaman siz onun için hemen secdeye kapan&#305;n."
38|73|Meleklerin hepsi topluca secde etti;
38|74|Yaln&#305;z &#304;blis hariç. O büyüklük taslad&#305; ve kafirlerden oldu.
38|75|(Allah) Dedi ki: "Ey &#304;blis, iki elimle yaratt&#305;&#287;&#305;ma seni secde etmekten al&#305;koyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan m&#305; oldun?"
38|76|Dedi ki: "Ben ondan daha hay&#305;rl&#305;y&#305;m; sen beni ate&#351;ten yaratt&#305;n, onu ise çamurdan yaratt&#305;n."
38|77|(Allah) Dedi ki: "ضyleyse ordan (cennetten) ç&#305;k, art&#305;k sen kovulmu&#351; bulunmaktas&#305;n."
38|78|"Ve &#351;üphesiz, din (k&#305;yametteki hesap) gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir."
38|79|Dedi ki: "Rabbim, &ouml;yleyse onlar&#305;n dirilecekleri güne kadar bana süre tan&#305;."
38|80|Dedi ki: "O halde, süre tan&#305;nanlardans&#305;n."
38|81|"Bilinen vaktin gününe kadar."
38|82|Dedi ki: "Senin izzetin ad&#305;na andolsun, ben, onlar&#305;n tümünü mutlaka azd&#305;r&#305;p-k&#305;&#351;k&#305;rtaca&#287;&#305;m."
38|83|"Ancak onlardan, muhlis olan kullar&#305;n hariç."
38|84|(Allah) "&#304;&#351;te bu hakt&#305;r ve Ben hakk&#305; s&ouml;ylerim" dedi.
38|85|"Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduraca&#287;&#305;m."
38|86|(Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna kar&#351;&#305; sizden bir ücret istemiyorum ve (kendili&#287;inden) bir yükümlülük getirenlerden de de&#287;ilim."
38|87|"O (Kur'an), alemler için yaln&#305;zca bir zikir (&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatma)dir."
38|88|"Gerçekten onun haberini bir zaman sonra &ouml;&#287;reneceksiniz."
39|1|(Bu) Kitab'&#305;n indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah (kat&#305;n)dand&#305;r.
39|2|&#350;üphesiz, sana bu Kitab'&#305; hak ile indirdik; &ouml;yleyse sen de dini yaln&#305;zca O'na halis k&#305;larak Allah'a ibadet et.
39|3|Haberin olsun; halis (kat&#305;ks&#305;z) olan din yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r. O'ndan ba&#351;ka veliler edinenler (&#351;&ouml;yle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yakla&#351;t&#305;rs&#305;nlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralar&#305;nda hakk&#305;nda ihtilaf ettikleri &#351;eylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalanc&#305;, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.
39|4|E&#287;er Allah, çocuk edinmek isteseydi, yaratt&#305;klar&#305;ndan diledi&#287;ini elbette seçerdi. O, Yücedir; O, bir olan, kahredici olan Allah't&#305;r.
39|5|G&ouml;kleri ve yeri hak olarak yaratt&#305;. Geceyi gündüzün üstüne sar&#305;p-&ouml;rtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sar&#305;p-&ouml;rtüyor. Güne&#351;e ve aya boyun e&#287;dirdi. Her biri ad&#305; konulmu&#351; bir ecele (süreye) kadar ak&#305;p gitmektedir. Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, ba&#287;&#305;&#351;layan O'dur.
39|6|Sizi tek bir nefisten yaratt&#305;, sonra ondan kendi e&#351;ini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin kar&#305;nlar&#305;nda, üç karanl&#305;k içinde, bir yarat&#305;l&#305;&#351;tan sonra (bir ba&#351;ka) yarat&#305;l&#305;&#351;a (d&ouml;nü&#351;türüp) yaratmaktad&#305;r. &#304;&#351;te Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Buna ra&#287;men nas&#305;l çevriliyorsunuz?
39|7|E&#287;er inkar edecek olursan&#305;z, art&#305;k &#351;üphesiz Allah size kar&#351;&#305; hiçbir ihtiyac&#305; olmayand&#305;r ve O, kullar&#305; için inkara r&#305;za g&ouml;stermez. Ve e&#287;er &#351;ükrederseniz, sizin (yarar&#305;n&#305;z) için ondan raz&#305; olur. Hiçbir günahkar, bir ba&#351;kas&#305;n&#305;n günah yükünü yüklenmez. Sonra Rabbinize d&ouml;ndürüleceksiniz, b&ouml;ylece yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; size haber verecektir. &#350;üphesiz O, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; olan&#305; bilendir.
39|8|&#304;nsana bir zarar dokundu&#287;u zaman, g&ouml;nülden kat&#305;ks&#305;zca y&ouml;nelmi&#351; olarak Rabbine dua eder. Sonra ona Kendinden bir nimet verdi&#287;i zaman, daha &ouml;nce O'na dua etti&#287;ini unutur ve O'nun yolundan sapt&#305;rmak amac&#305;yla Allah'a e&#351;ler ko&#351;maya ba&#351;lar. De ki: "&#304;nkar&#305;nla biraz (dünya zevklerinden) yararlan; çünkü sen, ate&#351;in halk&#305;ndans&#305;n."
39|9|Yoksa o, gece saatinde kalk&#305;p da secde ederek ve k&#305;yama durarak g&ouml;nülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sak&#305;nan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? &#350;üphesiz, temiz ak&#305;l sahipleri &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler."
39|10|De ki: "Ey iman eden kullar&#305;m, Rabbinizden sak&#305;n&#305;n. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vard&#305;r. Allah'&#305;n arz'&#305; geni&#351;tir. Ancak sabredenlere ecirleri hesaps&#305;zca &ouml;denir."
39|11|De ki: "Ben, dini yaln&#305;zca O'na halis k&#305;larak Allah'a ibadet etmekle emrolundum."
39|12|"Ve ben, Müslümanlar&#305;n ilki olmakla da emrolundum."
39|13|De ki: "Ben, Rabbime isyan etti&#287;im takdirde, büyük bir günün azab&#305;ndan korkar&#305;m."
39|14|De ki: "Ben dinimi yaln&#305;zca O'na halis k&#305;larak Allah'a ibadet ederim."
39|15|"Siz, O'nun d&#305;&#351;&#305;nda dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana u&#287;rayanlar, k&#305;yamet günü hem kendilerini, hem yak&#305;nlar&#305;n&#305; hüsrana u&#287;ratanlard&#305;r. Haberiniz olsun; bu apaç&#305;k olan hüsran&#305;n kendisidir."
39|16|Onlar&#305;n üstlerinde ate&#351;ten tabakalar, altlar&#305;nda da tabakalar vard&#305;r. &#304;&#351;te Allah, Kendi kullar&#305;n&#305; bununla tehdit edip-korkutuyor. Ey kullar&#305;m &ouml;yleyse Benden sak&#305;n&#305;n.
39|17|Ta&#287;ut'a kulluk etmekten kaç&#305;nan ve Allah'a içten y&ouml;nelenler ise; onlar için bir müjde vard&#305;r, &ouml;yleyse kullar&#305;ma müjde ver.
39|18|Ki onlar, s&ouml;zü i&#351;itirler ve en güzeline uyarlar. &#304;&#351;te onlar, Allah'&#305;n kendilerini hidayete erdirdi&#287;i kimselerdir ve onlar, temiz ak&#305;l sahipleridir.
39|19|Azap s&ouml;zü kendisi üzerinde hak olmu&#351; kimse mi (onlarla bir tutulur)? Ate&#351;te olan&#305; art&#305;k sen mi kurtaracaks&#305;n?
39|20|Ancak Rablerinden korkup-sak&#305;nanlar ise; onlara yüksek k&ouml;&#351;kler vard&#305;r, onlar&#305;n üstünde de yüksek k&ouml;&#351;kler bina edilmi&#351;tir. Onlar&#305;n alt&#305;nda &#305;rmaklar akmaktad&#305;r. (Bu,) Allah'&#305;n va'didir. Allah, va'dinden d&ouml;nmez.
39|21|G&ouml;rmüyor musun; gerçekten Allah, g&ouml;kyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çe&#351;itli renklerde ekinler ç&#305;kar&#305;yor. Sonra kurumaya ba&#351;lar, b&ouml;ylece onu sararm&#305;&#351; g&ouml;rürsün. Sonra da onu kurumu&#351; k&#305;r&#305;nt&#305;lar k&#305;l&#305;yor. &#350;üphesiz bunda, temiz ak&#305;l sahipleri için gerçekten &ouml;&#287;üt al&#305;nacak bir ders (zikr) vard&#305;r.
39|22|Allah, kimin g&ouml;&#287;sünü &#304;slam'a açm&#305;&#351;sa, art&#305;k o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (&ouml;yle) de&#287;il mi? Fakat Allah'&#305;n zikrinden (yana) kalpleri kat&#305;la&#351;m&#305;&#351; olanlar&#305;n vay haline. &#304;&#351;te onlar, apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
39|23|Allah, müte&#351;abih (benze&#351;meli), iki&#351;erli bir Kitap olarak s&ouml;zün en güzelini indirdi. Rablerine kar&#351;&#305; içleri titreyerek-korkanlar&#305;n O’ndan derileri ürperir. Sonra onlar&#305;n derileri ve kalpleri Allah'&#305;n zikrine (kar&#351;&#305;) yumu&#351;ar-yat&#305;&#351;&#305;r. &#304;&#351;te bu, Allah'&#305;n yol g&ouml;stermesidir, onunla diledi&#287;ini hidayete erdirir. Allah, kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k onun için de bir yol g&ouml;sterici yoktur.
39|24|K&#305;yamet günü o k&ouml;tü azaptan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "Kazand&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; tad&#305;n" denmi&#351;tir.
39|25|Onlardan &ouml;ncekiler de yalanlad&#305;; b&ouml;ylece azap onlara hiç &#351;uurunda olmad&#305;klar&#305; bir yerden gelip-çatt&#305;.
39|26|Art&#305;k Allah, onlara dünya hayat&#305;nda 'horlu&#287;u ve a&#351;a&#287;&#305;lanmay&#305;' tadd&#305;rd&#305;. E&#287;er bilmi&#351; olsalard&#305;, ahiretin azab&#305; gerçekten daha büyüktür.
39|27|Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler diye, insanlar için her bir &ouml;rnekten verdik.
39|28|اarp&#305;kl&#305;&#287;&#305; olmayan Arapça bir Kur'an'd&#305;r (bu). Umulur ki sak&#305;n&#305;rlar.
39|29|Allah (ortak ko&#351;anlar için) bir &ouml;rnek verdi: Kendisi hakk&#305;nda uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortakl&#305; olan (k&ouml;le) bir adam ile yaln&#305;zca bir ki&#351;iye teslim olmu&#351; bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'&#305;nd&#305;r. Hay&#305;r onlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar.
39|30|Gerçek &#351;u ki, sen de &ouml;leceksin, onlar da &ouml;leceklerdir.
39|31|Sonra &#351;üphesiz sizler, k&#305;yamet günü Rabbinizin huzurunda davala&#351;acaks&#305;n&#305;z.
39|32|Allah'a kar&#351;&#305; yalan s&ouml;yleyenden ve kendisine geldi&#287;inde do&#287;ruyu (Kur'an'&#305;) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?
39|33|Do&#287;ruyu getiren ve do&#287;rulayanlara gelince; i&#351;te onlar muttaki (takva sahibi) olanlard&#305;r.
39|34|Rableri Kat&#305;nda dileyecekleri her&#351;ey onlar&#305;nd&#305;r. &#304;&#351;te bu, ihsanda bulunanlar&#305;n &ouml;dülüdür.
39|35|اünkü Allah, onlar&#305;n (dünyada) yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en k&ouml;tüsünü temizleyip-giderecek ve yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzeliyle ecirlerini verecektir.
39|36|Allah, kuluna yeterli de&#287;il mi? Seni O'ndan ba&#351;kalar&#305;yla korkutuyorlar. Allah, kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k onun için bir yol g&ouml;sterici yoktur.
39|37|Allah, kimi hidayete erdirirse, onun için bir sapt&#305;r&#305;c&#305; yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan de&#287;il midir?
39|38|Andolsun, onlara: "G&ouml;kleri ve yeri kim yaratt&#305;?" diye soracak olsan, elbette "Allah" diyecekler. De ki: "G&ouml;rdünüz mü-haber verin; Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z, e&#287;er Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zarar&#305;n&#305; kald&#305;rabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup-&ouml;nleyebilecekler mi" De ki: "Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler."
39|39|De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulundu&#287;unuz duruma g&ouml;re yap&#305;n-edin; elbette ben de yap&#305;p-ederim. Art&#305;k yak&#305;nda &ouml;&#287;reneceksiniz."
39|40|Kendisini a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k k&#305;lan azap kime geliyor ve kesintisiz azap kimin üzerine ç&ouml;küp-kaç&#305;n&#305;lmaz oluyor?
39|41|&#350;üphesiz, sana Biz Kitab'&#305; insanlar için hak olmak üzere indirdik. Art&#305;k kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapm&#305;&#351; olur. Sen onlar&#305;n üzerinde vekil de&#287;ilsin.
39|42|Allah, &ouml;lecekleri zaman canlar&#305;n&#305; al&#305;r; &ouml;lmeyeni de uykusunda (bir tür &ouml;lüme sokar). B&ouml;ylece, kendisi hakk&#305;nda &ouml;lüm karar&#305; verilmi&#351; olan&#305;(n ruhunu) tutar, &ouml;bürüsünü ise ad&#305; konulmu&#351; bir ecele kadar sal&#305;verir. &#350;üphesiz bunda, dü&#351;ünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
39|43|Yoksa Allah'tan ba&#351;ka &#351;efaat ediciler mi edindiler? De ki: "Ya onlar, hiçbir &#351;eye malik de&#287;illerse ve ak&#305;l da erdiremiyorlarsa?"
39|44|De ki: "&#350;efaatin tümü Allah'&#305;nd&#305;r. G&ouml;klerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na d&ouml;ndürüleceksiniz."
39|45|Sadece Allah an&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, ahirete inanmayanlar&#305;n kalbi &ouml;fkeyle kabar&#305;r. Oysa O'ndan ba&#351;kalar&#305; an&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda hemen sevince kap&#305;l&#305;rlar.
39|46|De ki: "Ey g&ouml;kleri ve yeri yaratan, gayb&#305; ve mü&#351;ahede edilebileni bilen Allah'&#305;m. Anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;tükleri &#351;eylerde, kullar&#305;n&#305;n aras&#305;nda sen hüküm vereceksin."
39|47|E&#287;er yeryüzünde olanlar&#305;n tümü ve bununla birlikte bir kat&#305; daha zalimlerin olmu&#351; olsayd&#305;, k&#305;yamet günü o k&ouml;tü azaptan (kurtulmak amac&#305;yla) gerçekten bunlar&#305; fidye olarak verirlerdi. Oysa, onlar&#305;n hiç hesaba katmad&#305;klar&#305; &#351;eyler, Allah'tan kendileri için aç&#305;&#287;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r.
39|48|Kazand&#305;klar&#305; k&ouml;tülükler, kendileri için aç&#305;&#287;a ç&#305;km&#305;&#351;t&#305;r ve alay konusu edindikleri &#351;ey de kendilerini çepeçevre ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r.
39|49|&#304;nsana bir zarar dokundu&#287;u zaman, Bize dua eder; sonra taraf&#305;m&#305;zdan ona bir nimet ihsan etti&#287;imizde, der ki: "Bu, bana ancak bir bilgi(m) dolay&#305;s&#305;yla verildi." Hay&#305;r; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak ço&#287;u bilmiyorlar.
39|50|Bunu kendilerinden &ouml;ncekiler de s&ouml;ylemi&#351;ti; ama kazand&#305;klar&#305; &#351;eyler onlara hiçbir yarar sa&#287;lamad&#305;.
39|51|B&ouml;ylece, kazand&#305;klar&#305; k&ouml;tülükler(in ac&#305; sonucu) onlara isabet etti. Bunlardan zulmetmi&#351; olanlara da, kazand&#305;klar&#305; k&ouml;tülükler isabet edecektir. Ve onlar (bunu kendilerine uygulamaktan Allah'&#305;) aciz b&#305;rakabilecekler de&#287;ildirler.
39|52|Onlar bilmiyorlar m&#305; ki, gerçekten Allah, diledi&#287;ine r&#305;zk&#305; geni&#351;letip-yayar ve (diledi&#287;ine) k&#305;sar da. &#350;üphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
39|53|(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran kullar&#305;m. Allah'&#305;n rahmetinden umut kesmeyin. &#350;üphesiz Allah, bütün günahlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;lar. اünkü O, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir."
39|54|Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbinize y&ouml;nelip-d&ouml;nün ve O'na teslim olun. Sonra size yard&#305;m edilmez.
39|55|Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç &#351;uurunda de&#287;ilken, azap apans&#305;z size gelip çatmadan evvel.
39|56|Ki&#351;inin (yana yak&#305;la) &#351;&ouml;yle diyece&#287;i (gün): "Allah yan&#305;nda (kullukta) yapt&#305;&#287;&#305;m kusurlardan dolay&#305; yaz&#305;klar olsun (bana) do&#287;rusu ben, (Allah'&#305;n diniyle) alay edenlerdendim."
39|57|Veya: "Gerçekten Allah bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum" diyece&#287;i,
39|58|Ya da azab&#305; g&ouml;rdü&#287;ü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya d&ouml;nme f&#305;rsat&#305;) olsayd&#305; da, ihsan edenlerden olsayd&#305;m" (diyece&#287;i günden sak&#305;n&#305;n).
39|59|"Hay&#305;r, Benim ayetlerim sana gelmi&#351;ti, fakat sen onlar&#305; yalanlad&#305;n, büyüklü&#287;e kap&#305;ld&#305;n ve kafirlerden oldun."
39|60|K&#305;yamet günü, Allah'a kar&#351;&#305; yalan s&ouml;yleyenlerin yüzlerinin kapkara oldu&#287;unu g&ouml;rürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?
39|61|Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlar&#305;n&#305; uygulayarak) zafere ula&#351;malar&#305; dolay&#305;s&#305;yla kurtar&#305;r. Onlara k&ouml;tülük dokunmaz ve onlar hüzne kap&#305;lmayacaklard&#305;r.
39|62|Allah, her&#351;eyin Yarat&#305;c&#305;s&#305;'d&#305;r. O, her&#351;ey üzerinde vekildir.
39|63|G&ouml;klerin ve yerin anahtarlar&#305; O'nundur. Allah'&#305;n ayetlerine (kar&#351;&#305;) inkar edenler ise; i&#351;te onlar, hüsrana u&#287;rayanlard&#305;r.
39|64|De ki: "Ey cahiller, bana Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda bir ba&#351;kas&#305;na m&#305; kulluk etmemi emrediyorsunuz?"
39|65|Andolsun, sana ve senden &ouml;ncekilere vahyolundu (ki): "E&#287;er &#351;irk ko&#351;acak olursan, &#351;üphesiz amellerin bo&#351;a ç&#305;kacak ve elbette sen, hüsrana u&#287;rayanlardan olacaks&#305;n.
39|66|"Hay&#305;r, art&#305;k (yaln&#305;zca) Allah'a kulluk et ve &#351;ükredenlerden ol."
39|67|Onlar, Allah'&#305;n kadrini hakk&#305;yla takdir edemediler. Oysa k&#305;yamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzas&#305;)ndad&#305;r; g&ouml;kler de sa&#287; eliyle dürülüp-bükülmü&#351;tür. O, &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan münezzeh ve Yücedir.
39|68|Sur'a üfürüldü; b&ouml;ylece Allah'&#305;n diledikleri d&#305;&#351;&#305;nda, g&ouml;klerde ve yerde olanlar çarp&#305;l&#305;p-y&#305;k&#305;l&#305;verdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, art&#305;k onlar aya&#287;a kalkm&#305;&#351; durumda g&ouml;zetliyorlar.
39|69|Yer, Rabbinin nuruyla par&#305;ldad&#305;; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve &#351;ahidler getirildi ve aralar&#305;nda hak ile hüküm verildi, onlar haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rat&#305;lmazlar.
39|70|Her bir nefse yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;n tam kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; verildi. O, onlar&#305;n i&#351;lediklerini daha iyi bilendir.
39|71|&#304;nkar edenler, cehenneme b&ouml;lük b&ouml;lük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kap&#305;lar&#305; aç&#305;ld&#305; ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: "Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle kar&#351;&#305;la&#351;aca&#287;&#305;n&#305;z&#305; (s&ouml;yleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar: "Evet." dediler. Ancak azap kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu.
39|72|Dediler ki: "&#304;çinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak cehennemin kap&#305;lar&#305;ndan (içeri) girin. Büyüklü&#287;e kap&#305;lanlar&#305;n konaklama yeri ne k&ouml;tüdür."
39|73|Rablerinden korkup-sak&#305;nanlar da, cennete b&ouml;lük b&ouml;lük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kap&#305;lar&#305; aç&#305;ld&#305; ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: "Selam üzerinizde olsun, ho&#351; ve temiz geldiniz. Ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak ona girin."
39|74|(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va’dinde sad&#305;k kalan ve bizi bu yere mirasç&#305; k&#305;lan Allah'a hamd olsun ki, cennetten diledi&#287;imiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanlar&#305;n ecri ne güzeldir.
39|75|Melekleri de ar&#351;&#305;n etraf&#305;n&#305; çevirmi&#351;ler olarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini g&ouml;rürsün. Aralar&#305;nda hak ile hüküm verilmi&#351;tir ve: "Alemlerin Rabbine hamd olsun" denilmi&#351;tir.
40|1|Ha, Mîm.
40|2|Bu Kitab'&#305;n indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah'tand&#305;r;
40|3|Günah&#305; ba&#287;&#305;&#351;layan, tevbeyi kabul eden, cezas&#305; pek &#351;iddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. D&ouml;nü&#351; O'nad&#305;r.
40|4|Allah'&#305;n ayetleri konusunda inkar edenlerden ba&#351;kas&#305; mücadele etmez. ضyleyse onlar&#305;n &#351;ehirlerde d&ouml;nüp dola&#351;mas&#305; seni aldatmas&#305;n.
40|5|Kendilerinden &ouml;nce Nuh kavmi de yalanlad&#305; ve kendilerinden sonra (say&#305;s&#305; çok) f&#305;rkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini (susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakk&#305;, onunla yürürlükten kald&#305;rmak için, 'bat&#305;la-dayanarak' mücadeleye giri&#351;tiler. Ben de onlar&#305; yakalay&#305;verdim. Art&#305;k Benim cezaland&#305;rmam nas&#305;lm&#305;&#351;?
40|6|Senin Rabbinin kafirler üzerindeki: "Gerçekten onlar ate&#351;in halk&#305;d&#305;r" s&ouml;zü b&ouml;ylece hak oldu.
40|7|Ar&#351;'&#305; yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere ma&#287;firet dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bak&#305;m&#305;ndan her&#351;eyi ku&#351;at&#305;p-sard&#305;n, tevbe edenler ve Senin yoluna tabi olanlara ma&#287;firet et ve onlar&#305; cehennem azab&#305;ndan koru."
40|8|"Rabbimiz, onlar&#305; Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va'dettin; babalar&#305;ndan, e&#351;lerinden ve soylar&#305;ndan salih olanlar&#305; da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olans&#305;n, hüküm ve hikmet sahibisin."
40|9|"Ve onlar&#305; k&ouml;tülüklerden koru. O gün Sen, kimi k&ouml;tülüklerden korumu&#351;san, gerçekten ona rahmet etmi&#351;sin. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
40|10|&#350;üphesiz küfredenlere de (&#351;&ouml;yle) seslenilir: "Allah'&#305;n gazablanmas&#305;, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanman&#305;zdan daha büyüktür. اünkü siz, imana ça&#287;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman inkar ediyordunuz.
40|11|Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere &ouml;ldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlar&#305;m&#305;z&#305; itiraf ettik. &#350;imdi ç&#305;k&#305;&#351; için bir yol var m&#305;?"
40|12|"Sizin (durumunuz) b&ouml;yledir. اünkü bir olan Allah'a ça&#287;&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman inkar ettiniz. O'na ortak ko&#351;uldu&#287;unda inan&#305;p-onaylad&#305;n&#305;z. Art&#305;k hüküm, Yüce, büyük olan Allah'&#305;nd&#305;r."
40|13|O, size ayetlerini g&ouml;steriyor ve sizin için g&ouml;kten r&#305;z&#305;k indiriyor. &#304;çten (Allah'a) y&ouml;nelenden ba&#351;kas&#305; &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmez.
40|14|ضyleyse, dini yaln&#305;zca O'na halis k&#305;lanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler ho&#351; g&ouml;rmese de.
40|15|Dereceleri yükselten Ar&#351;'&#305;n sahibi (Allah), 'toplanma ve bulu&#351;ma' günü ile uyar&#305;p-korkutmak için, Kendi emrinden olan ruhu kullar&#305;ndan diledi&#287;ine indirir.
40|16|O gün, orta yere ç&#305;karlar. Onlardan hiçbir &#351;ey Allah'a kar&#351;&#305; gizli kalmaz. (Allah sorar:) "Bugün mülk kimindir? Bir olan, Kahhar olan Allah'&#305;nd&#305;r."
40|17|Bugün her bir nefis, kendi kazand&#305;&#287;&#305;yla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;rür. Bugün zulüm yoktur. &#350;üphesiz Allah, hesab&#305; seri g&ouml;rendir.
40|18|Onlar&#305;, yakla&#351;makta olan güne kar&#351;&#305; uyar; o zaman yürekler g&#305;rtlaklara dayan&#305;r, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne s&ouml;zü yerine getirebilir bir &#351;efaatçi yoktur.
40|19|(Allah,) G&ouml;zlerin hainliklerini ve g&ouml;&#287;üslerin saklad&#305;klar&#305;n&#305; bilir.
40|20|Allah hak ile hükmeder. Oysa O'nu b&#305;rak&#305;p tapt&#305;klar&#305; hiçbir &#351;eye hükmedemezler. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
40|21|Onlar, yeryüzünde gezip-dola&#351;m&#305;yorlar m&#305; ki, b&ouml;ylece kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; bir g&ouml;rsünler. Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bak&#305;m&#305;ndan kendilerinden daha üstün idiler. Fakat Allah, onlar&#305; günahlar&#305; dolay&#305;s&#305;yla (azapla) yakalay&#305;verdi. Onlar&#305; Allah'tan koruyacak kimse olmad&#305;.
40|22|اünkü gerçekten onlar, Resulleri kendilerine apaç&#305;k belgeler getirirdi; fakat onlar inkar ederlerdi. Bu yüzden Allah, onlar&#305; (azapla) yakalay&#305;verdi. &#350;üphesiz O, kuvvetli oland&#305;r, cezaland&#305;rmas&#305; &#351;iddetlidir.
40|23|Andolsun, Biz Musa'y&#305; ayetlerimizle ve apaç&#305;k bir delille g&ouml;nderdik;
40|24|Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu,) Yalan s&ouml;yleyen bir büyücüdür" dediler.
40|25|B&ouml;ylece, o, Kat&#305;m&#305;z'dan kendilerine bir hak ile geldi&#287;i zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklar&#305;n&#305; &ouml;ldürün; kad&#305;nlar&#305;n&#305; ise sa&#287; b&#305;rak&#305;n." Ancak kafirlerin hileli-düzeni bo&#351;a ç&#305;kmakta olandan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
40|26|Firavun dedi ki: "B&#305;rak&#305;n beni, Musa'y&#305; &ouml;ldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvar&#305;p-yakars&#305;n. اünkü ben, sizin dininizi de&#287;i&#351;tirmesinden ya da yeryüzünde fesat ç&#305;karmas&#305;ndan korkuyorum."
40|27|Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m."
40|28|Firavun ailesinden iman&#305;n&#305; gizlemekte olan mü'min bir adam dedi ki: "Siz, benim Rabbim Allah't&#305;r diyen bir adam&#305; &ouml;ldürüyor musunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaç&#305;k belgelerle gelmi&#351; bulunuyor. Buna ra&#287;men o e&#287;er bir yalanc&#305; ise yalan&#305; kendi aleyhinedir; ve e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü ise, (o zaman da) size va'dettiklerinin bir k&#305;sm&#305; size isabet eder. &#350;üphesiz Allah, &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran, çok yalan s&ouml;yleyen kimseyi hidayete erdirmez."
40|29|"Ey Kavmim, bugün mülk sizindir, yeryüzünde hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah’tan dayan&#305;lmaz bir azap gelecek olursa bize kim yard&#305;mc&#305; olabilecek?" Firavun dedi ki: "Ben, size yaln&#305;zca g&ouml;rdü&#287;ümü (kendi g&ouml;rü&#351;ümü) g&ouml;steriyorum ve ben sizi do&#287;ru yoldan da ba&#351;kas&#305;na y&ouml;neltmiyorum."
40|30|&#304;man eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, ben o f&#305;rkalar&#305;n gününe benzer (bir günün felaketine u&#287;rars&#305;n&#305;z) diye korkuyorum."
40|31|"Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez."
40|32|"Ve ey kavmim, do&#287;rusu ben sizin için o feryat (edece&#287;iniz k&#305;yamet) gününden korkuyorum."
40|33|"Arkan&#305;z&#305; d&ouml;nüp kaçaca&#287;&#305;n&#305;z gün; sizi Allah'tan koruyacak yoktur. Allah, kimi sapt&#305;r&#305;rsa art&#305;k onu do&#287;ruya y&ouml;neltecek bulunmaz."
40|34|"Andolsun, daha &ouml;nce Yusuf da size apaç&#305;k belgeler getirmi&#351;ti. O zaman size getirdikleri hakk&#305;nda ku&#351;kuya kap&#305;l&#305;p durmu&#351;tunuz. Sonunda o, vefat edince, demi&#351;tiniz ki; "Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi g&ouml;ndermez." &#304;&#351;te Allah, &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran, &#351;üpheci kimseyi b&ouml;yle sapt&#305;r&#305;r."
40|35|"Ki onlar, Allah'&#305;n ayetleri konusunda kendilerine gelmi&#351; bir delil bulunmaks&#305;z&#305;n mücadele edip dururlar. (Bu,) Allah Kat&#305;nda da, iman edenler kat&#305;nda da büyük bir &ouml;fke (sebebi)dir. &#304;&#351;te Allah, her mütekebbir zorban&#305;n kalbini b&ouml;yle mühürler."
40|36|Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et; belki o yollara ula&#351;abilirim,"
40|37|"G&ouml;klerin yollar&#305;na. B&ouml;ylelikle Musa'n&#305;n ilah&#305;na ç&#305;kabilirim. اünkü ben, onun yalanc&#305; oldu&#287;unu san&#305;yorum." &#304;&#351;te Firavun'a, k&ouml;tü ameli b&ouml;yle çekici k&#305;l&#305;nd&#305; ve yoldan al&#305;konuldu. Firavun'un hileli-düzeni, 'y&#305;k&#305;m ve kay&#305;pta' olmaktan ba&#351;ka (bir &#351;ey) olmad&#305;.
40|38|&#304;man eden (adam) dedi ki: "Ey Kavmim, siz bana tabi olun, ben sizi do&#287;ru yola iletip-y&ouml;nelteyim."
40|39|"Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayat&#305;, yaln&#305;zca bir meta (k&#305;sa süreli bir yararlanma)d&#305;r. &#350;üphesiz ahiret, (as&#305;l) karar k&#305;l&#305;nan yurt odur."
40|40|"Kim bir k&ouml;tülük i&#351;lerse, kendi mislinden ba&#351;kas&#305;yla ceza g&ouml;rmez; kim de -erkek olsun, di&#351;i olsun- bir mü'min olarak salih bir amelde bulunursa, i&#351;te onlar, içinde hesaps&#305;z olarak r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;lmak üzere cennete girerler."
40|41|"Ey kavmim, ne oluyor ki ben sizi kurtulu&#351;a ça&#287;&#305;r&#305;yorken, siz beni ate&#351;e ça&#287;&#305;r&#305;yorsunuz."
40|42|"Siz beni Allah'a (kar&#351;&#305;) inkar etmeye ve hakk&#305;nda bilgim olmayan &#351;eyleri O'na &#351;irk ko&#351;maya ça&#287;&#305;r&#305;yorsunuz. Ben ise sizi, üstün ve güçlü olan, ba&#287;&#305;&#351;layan (Allah')a ça&#287;&#305;r&#305;yorum.
40|43|"&#304;mkan&#305; yok; gerçekten sizin beni kendisine ça&#287;&#305;rmakta oldu&#287;unuz &#351;eyin, dünyada da, ahirette de ça&#287;r&#305;da bulunma (yetkisi, gücü, de&#287;eri ve ba&#287;&#305;&#351;lama)s&#305; yoktur. &#350;üphesiz, bizim d&ouml;nü&#351;ümüz Allah'ad&#305;r. ضlçüyü ta&#351;&#305;ranlar, onlar ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar."
40|44|"&#304;&#351;te size s&ouml;ylediklerimi yak&#305;nda hat&#305;rlayacaks&#305;n&#305;z. Ben de i&#351;imi Allah'a b&#305;rak&#305;yorum. &#350;üphesiz Allah, kullar&#305; pek iyi g&ouml;rendir."
40|45|Sonunda Allah, onlar&#305;n kurduklar&#305; hileli-düzenlerinin k&ouml;tülüklerinden onu korudu ve Firavun'un çevresini de azab&#305;n en k&ouml;tüsü ku&#351;at&#305;verdi.
40|46|Ate&#351;; sabah ak&#351;am, ona sunulurlar. K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305; gün: "Firavun çevresini, azab&#305;n en &#351;iddetli olan&#305;na sokun" (denecek).
40|47|Ate&#351;in içinde, iddialar &ouml;ne sürüp kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; tart&#305;&#351;&#305;rlarken zay&#305;f olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymu&#351; (teb'an&#305;z) olan kimselerdik. &#350;imdi siz, ate&#351;ten bir parças&#305;n&#305; olsun, bizden uzakla&#351;t&#305;rabilir misiniz?
40|48|Büyüklenen (müstekbir)ler derler ki: "Biz hepimiz (ate&#351;in) içindeyiz; gerçekten Allah, kullar aras&#305;nda hüküm verdi (art&#305;k)."
40|49|Ate&#351;in içinde olanlar, cehennem bekçilerine dediler ki: "Rabbinize dua edin; azaptan bir günü (olsun) bize hafifletsin."
40|50|(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz aç&#305;k belgelerle gelmez miydi?" dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "&#350;u halde siz dua edin" dediler. Oysa kafirlerin duas&#305;, ç&#305;kmazda olmaktan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
40|51|&#350;üphesiz Biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayat&#305;nda ve &#351;ahidlerin (&#351;ahidlik için) duracaklar&#305; gün elbette yard&#305;m edece&#287;iz.
40|52|Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sa&#287;lamayaca&#287;&#305; gün; lanet de onlar&#305;nd&#305;r, yurdun en k&ouml;tüsü de.
40|53|Andolsun Biz Musa'ya hidayeti verdik ve &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na kitab&#305; miras b&#305;rakt&#305;k.
40|54|(Ki o,) Temiz ak&#305;l sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir.
40|55|&#350;u halde sen sabret. Gerçekten Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r. Günah&#305;n için ma&#287;firet dile; ak&#351;am ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.
40|56|&#350;üphesiz, kendilerine gelmi&#351; bulunan hiçbir delil olmaks&#305;z&#305;n, Allah'&#305;n ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onlar&#305;n g&ouml;&#287;üslerinde kendisine ula&#351;amayacaklar&#305; bir büyüklük (iste&#287;in)den ba&#351;kas&#305; yoktur. Art&#305;k sen Allah'a s&#305;&#287;&#305;n. &#350;üphesiz O hakk&#305;yla i&#351;iten, hakk&#305;yla g&ouml;rendir.
40|57|Elbette g&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;lmas&#305;, insanlar&#305;n yarat&#305;lmas&#305;ndan daha büyüktür. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
40|58|K&ouml;r olanla (basiretle) g&ouml;ren bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla k&ouml;tülük yapan da. Ne az &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünüyorsunuz.
40|59|&#350;üphesiz k&#305;yamet-saati, yakla&#351;arak gelmektedir; bunda hiçbir ku&#351;ku yok. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u iman etmiyorlar.
40|60|Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Do&#287;rusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmü&#351; kimseler olarak gireceklerdir.
40|61|Allah, kendisinde sükun bulman&#305;z için geceyi, ayd&#305;nl&#305;k olarak da gündüzü sizin için var etti. &#350;üphesiz Allah, insanlara kar&#351;&#305; (s&#305;n&#305;rs&#305;z) bir fazl sahibidir. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u &#351;ükretmiyorlar.
40|62|&#304;&#351;te bu, sizin Rabbiniz Allah't&#305;r; her&#351;eyin Yarat&#305;c&#305;s&#305;'d&#305;r; O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. ضyleyse nas&#305;l olur da çevriliyorsunuz?
40|63|&#304;&#351;te, Allah'&#305;n ayetlerini inkar edenler b&ouml;yle çevriliyorlar.
40|64|Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, g&ouml;kyüzünü bir bina k&#305;ld&#305;; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) k&#305;ld&#305; ve size güzel-temiz &#351;eylerden r&#305;z&#305;k verdi. &#304;&#351;te sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne Yücedir.
40|65|O, Hayy (diri) oland&#305;r. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur; &ouml;yleyse dini yaln&#305;zca Kendisi'ne halis k&#305;lanlar olarak O'na dua edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun.
40|66|De ki: "Bana apaç&#305;k belgeler gelince, sizin Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;za kulluk etmekten kesin olarak menedildim ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."
40|67|O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yaratt&#305;; sonra sizi bir bebek olarak ç&#305;karmakta, sonra güçlü (erginlik) ça&#287;&#305;n&#305;za eri&#351;meniz, sonra da ya&#351;lanman&#305;z için size (belli bir &ouml;mür vermektedir). Sizden kiminin daha &ouml;nce hayat&#305;na son verilmektedir; ad&#305; konulmu&#351; bir ecele eri&#351;meniz ve belki akl&#305;n&#305;z&#305; kullanman&#305;z için (Allah sizi b&ouml;yle ya&#351;at&#305;r).
40|68|Dirilten ve &ouml;ldüren O'dur. Bir i&#351;in olmas&#305;na hükmetti mi, ona yaln&#305;zca: "Ol" der, o da hemen oluverir.
40|69|Allah'&#305;n ayetleri hakk&#305;nda mücadele edenleri g&ouml;rmüyor musun; nas&#305;l da d&ouml;ndürülüyorlar?
40|70|Ki onlar, Kitab'&#305; ve elçilerimizle g&ouml;nderdi&#287;imiz &#351;eyleri yalanlad&#305;lar. Art&#305;k yak&#305;nda bileceklerdir.
40|71|Boyunlar&#305;nda demir-halkalar ve (ayaklar&#305;nda) zincirler oldu&#287;u halde sürüklenecekler;
40|72|Kaynar suyun içinde; sonra ate&#351;te tutu&#351;turulacaklar.
40|73|Sonra onlara denilecek: "Sizin &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;n&#305;z nerede?"
40|74|"Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda (tapt&#305;klar&#305;n&#305;z)." Dediler ki: "Bizi b&#305;rak&#305;p-kayboluverdiler. Hay&#305;r, biz &ouml;nceleri (me&#287;er) hiçbir &#351;eye tapar de&#287;ilmi&#351;iz." &#304;&#351;te Allah, kafirleri b&ouml;yle &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r.
40|75|&#304;&#351;te bu, sizin yeryüzünde haks&#305;z yere &#351;&#305;mar&#305;p-azman&#305;z ve azg&#305;nca &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;rman&#305;z dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r.
40|76|&#304;çinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olarak cehennemin kap&#305;lar&#305;ndan girin. Art&#305;k mütekebbirlerin konaklama yeri ne k&ouml;tüdür.
40|77|&#350;u halde sen sabret, hiç &#351;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r. Sonunda ya onlara va'detti&#287;imiz (azab)in bir k&#305;sm&#305;n&#305; sana g&ouml;sterece&#287;iz ya da senin hayat&#305;na son verece&#287;iz. Nihayet onlar Bize d&ouml;ndürülecekler.
40|78|Andolsun, Biz senden &ouml;nce elçiler g&ouml;nderdik; onlardan kimini sana aktar&#305;p-anlatt&#305;k ve kimini anlatmad&#305;k. Herhangi bir elçiye, Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n bir ayeti getirmek olacak &#351;ey de&#287;ildir. Allah'&#305;n emri geldi&#287;i zaman hak ile hüküm verilir ve i&#351;te burada (hakk&#305;) iptal etmekte (istekli) olanlar hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r.
40|79|Allah O'dur ki, kimine binmeniz, kiminden yemeniz için size (bir yarar olmak üzere) davarlar&#305; var etti.
40|80|Onlarda sizin için yararlar vard&#305;r. Onlar&#305;n üstünde g&ouml;&#287;üslerinizde olan bir hacete (ihtiyaca ve arzuya) ula&#351;&#305;rs&#305;n&#305;z; onlar&#305;n ve gemilerin üstünde ta&#351;&#305;n&#305;rs&#305;n&#305;z.
40|81|Size Kendi ayetlerini g&ouml;steriyor; art&#305;k Allah'&#305;n ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz?
40|82|Yeryüzünde gezip dola&#351;m&#305;yorlar m&#305; ki, kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; bir g&ouml;rsünler. Onlar, kendilerinden (say&#305;ca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bak&#305;m&#305;ndan daha üstündüler. Fakat kazand&#305;klar&#305; &#351;eyler, (azaba kar&#351;&#305;) onlara hiçbir &#351;ey sa&#287;layamad&#305;.
40|83|Resulleri kendilerine apaç&#305;k belgeler getirdi&#287;i zaman, onlar, yanlar&#305;nda olan ilimden dolay&#305; sevinip-b&ouml;bürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri &#351;ey, onlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;at&#305;verdi.
40|84|Bizim dayan&#305;lmaz-azab&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;rdükleri zaman, dediler ki: "Bir olan Allah'a iman ettik ve O'na &#351;irk ko&#351;tu&#287;umuz &#351;eyleri de inkar ettik."
40|85|Ama Bizim dayan&#305;lmaz-azab&#305;m&#305;z&#305; g&ouml;rdükleri zaman, imanlar&#305; kendilerine hiçbir yarar sa&#287;lamad&#305;. (Bu,) Allah'&#305;n kullar&#305; aras&#305;nda sürüp-giden sünnetidir. &#304;&#351;te kafirler burada hüsrana u&#287;ram&#305;&#351;lard&#305;r.
41|1|Ha, Mim.
41|2|(Bu Kur'an,) Rahman ve Rahim'den indirilmi&#351;tir.
41|3|Bilen bir kavim için, ayetleri (çe&#351;itli biçimlerde, birer birer) 'fas&#305;llar halinde aç&#305;klanm&#305;&#351;' Arapça Kur'an (veya okunan) Kitap't&#305;r;
41|4|Bir müjde verici ve bir uyar&#305;c&#305; olarak. Ama ço&#287;u yüz çevirdiler. Art&#305;k onlar dinlemezler.
41|5|Dediler ki: "Bizi kendisine ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n &#351;eye kar&#351;&#305; kalplerimiz bir &ouml;rtü içindedir, kulaklar&#305;m&#305;zda bir a&#287;&#305;rl&#305;k, bizimle senin aranda bir perde vard&#305;r. Art&#305;k sen, (yapabilece&#287;ini) yap, biz de gerçekten yap&#305;yoruz."
41|6|De ki: "Ben ancak sizin benzeriniz olan bir be&#351;erim. Bana yaln&#305;zca, sizin &#304;lah&#305;n&#305;z&#305;n bir tek &#304;lah oldu&#287;u vahyolunur. ضyleyse O'na y&ouml;nelin ve O'ndan ma&#287;firet dileyin. Vay haline o mü&#351;riklerin."
41|7|Ki onlar, zekat&#305; vermeyenler ve ahireti inkar edenlerdir.
41|8|&#350;üphesiz, iman edip salih amellerde bulunanlar; onlar için kesintisiz bir ecir vard&#305;r.
41|9|De ki: "Gerçekten siz mi yeri iki günde yaratan&#305; inkar ediyor ve O'na birtak&#305;m e&#351;ler k&#305;l&#305;yorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."
41|10|Orda (yerde) onun üstünde sars&#305;lmaz da&#287;lar var etti, onda bereketler yaratt&#305; ve isteyip-arayanlar için e&#351;it olmak üzere ordaki r&#305;z&#305;klar&#305; d&ouml;rt günde takdir etti.
41|11|Sonra, duman halinde olan g&ouml;&#287;e y&ouml;neldi; b&ouml;ylece ona ve yere dedi ki: "&#304;steyerek veya istemeyerek gelin." &#304;kisi de: "&#304;steyerek (&#304;taat ederek) geldik" dediler.
41|12|B&ouml;ylece onlar&#305; iki gün içinde yedi g&ouml;k olarak tamamlad&#305; ve her bir g&ouml;&#287;e emrini vahyetti. Biz dünya g&ouml;&#287;ünü de kandillerle süsleyip-donatt&#305;k ve bir koruma (alt&#305;na ald&#305;k). &#304;&#351;te bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)'&#305;n takdiridir.
41|13|Bu durumda e&#287;er onlar yüz çevirirlerse, art&#305;k de ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) y&#305;ld&#305;r&#305;m&#305;na benzer bir y&#305;ld&#305;r&#305;mla uyard&#305;m."
41|14|Onlara "Yaln&#305;zca Allah'a kulluk edin" diye &ouml;nlerinden ve arkalar&#305;ndan elçiler gelince, dediler ki: "E&#287;er dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolay&#305; biz, sizin kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;iniz &#351;eyi inkar edicileriz.”
41|15|Ad (kavmin)e gelince; onlar yeryüzünde haks&#305;z yere büyüklendiler ve dediler ki: "Kuvvet bak&#305;m&#305;ndan bizden daha üstünü kimmi&#351;?" Onlar, gerçekten kendilerini yaratan Allah'&#305; g&ouml;rmediler mi? O, kuvvet bak&#305;m&#305;ndan kendilerinden daha üstündür. Oysa onlar, Bizim ayetlerimizi (bilerek) inkar ediyorlard&#305;.
41|16|B&ouml;ylece Biz de onlara dünya hayat&#305;nda a&#351;a&#287;&#305;lanma azab&#305;n&#305; tadd&#305;rmak için, o u&#287;ursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulaklar&#305; patlatan bir kas&#305;rga' g&ouml;nderdik. Ahiret azab&#305; ise daha (büyük) bir a&#351;a&#287;&#305;lanmad&#305;r. Ve onlara yard&#305;m edilmeyecektir.
41|17|Semud'a gelince; Biz onlara do&#287;ru yolu g&ouml;sterdik, fakat onlar k&ouml;rlü&#287;ü hidayete tercih ettiler. B&ouml;ylece kazand&#305;klar&#305; &#351;eyler yüzünden onlar&#305; alçalt&#305;c&#305; azab&#305;n y&#305;ld&#305;r&#305;m&#305; yakalay&#305;verdi.
41|18|&#304;man edenleri ve sak&#305;nanlar&#305; ise kurtard&#305;k.
41|19|Allah'&#305;n dü&#351;manlar&#305;n&#305;n biraraya getirilip-toplanacaklar&#305; gün i&#351;te onlar, ate&#351;e b&ouml;lükler halinde da&#287;&#305;t&#305;l&#305;rlar."
41|20|Sonunda oraya geldikleri zaman, i&#351;itme, g&ouml;rme (duyular&#305;) ve derileri kendi aleyhlerine &#351;ahitlik edecektir.
41|21|Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde &#351;ahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Her&#351;eye nutku verip-konu&#351;turan Allah, bizi konu&#351;turdu. Sizi ilk defa O yaratt&#305; ve O'na d&ouml;ndürülüyorsunuz."
41|22|"Siz, i&#351;itme, g&ouml;rme (duyular&#305;n&#305;z) ve derileriniz aleyhinize &#351;ahitlik eder diye sak&#305;nm&#305;yordunuz. Aksine, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305;n birço&#287;unu Allah'&#305;n bilmeyece&#287;ini san&#305;yordunuz."
41|23|"&#304;&#351;te bu sizin zann&#305;n&#305;z; Rabbiniz hakk&#305;nda besledi&#287;iniz-zann&#305;n&#305;z, sizi bir y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;, b&ouml;ylelikle hüsrana u&#287;rayan kimseler olarak sabahlad&#305;n&#305;z."
41|24|&#350;imdi e&#287;er sabredebilirlerse, art&#305;k onlar için konaklama yeri ate&#351;tir. Ve e&#287;er onlar ho&#351;nut olma (dünya)ya d&ouml;nmek isterlerse, art&#305;k ho&#351;nut olacaklardan de&#287;ildirler.
41|25|Biz onlara birtak&#305;m yak&#305;n-kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplatt&#305;k,' onlar da, &ouml;nlerinde ve arkalar&#305;nda olanlar&#305; kendilerine süslü g&ouml;sterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden &ouml;nce gelip-geçmi&#351; ümmetlerde (yürürlükte tutulan azap) s&ouml;zü onlar&#305;n üzerine hak oldu. اünkü onlar, hüsrana u&#287;rayan kimselerdi.
41|26|&#304;nkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'&#305; dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar kopar&#305;n. Belki üstün gelirsiniz."
41|27|Art&#305;k gerçekten o inkar edenlere &#351;iddetli bir azap tadd&#305;raca&#287;&#305;z ve yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en k&ouml;tüsüyle cezaland&#305;raca&#287;&#305;z.
41|28|Bu, Allah'&#305;n dü&#351;manlar&#305;n&#305;n cezas&#305; olan ate&#351;tir. Bizim ayetlerimizi inkar etmeleri dolay&#305;s&#305;yla bir ceza olarak, orada onlar için ebedilik yurdu vard&#305;r.
41|29|&#304;nkar edenler dediler ki: "Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi sapt&#305;rm&#305;&#351; olanlar&#305; bize g&ouml;ster, ayaklar&#305;m&#305;z&#305;n alt&#305;na alal&#305;m, en a&#351;a&#287;&#305;larda bulunanlardan olsunlar."
41|30|&#350;üphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah't&#305;r" deyip sonra dosdo&#287;ru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onlar&#305;n üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmay&#305;n ve hüzne kap&#305;lmay&#305;n, size vadolunan cennetle sevinin."
41|31|"Biz, dünya hayat&#305;nda da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzulad&#305;&#287;&#305; her&#351;ey sizindir ve istedi&#287;iniz her&#351;ey de sizindir."
41|32|"اok ba&#287;&#305;&#351;layan, çok esirgeyen (Allah)tan bir a&#287;&#305;rlanma olarak."
41|33|Allah'a ça&#287;&#305;ran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben Müslümanlardan&#305;m" diyenden daha güzel s&ouml;zlü kimdir?
41|34|&#304;yilikle k&ouml;tülük e&#351;it olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (k&ouml;tülü&#287;ü) uzakla&#351;t&#305;r; o zaman, (g&ouml;rürsün ki) seninle onun aras&#305;nda dü&#351;manl&#305;k bulunan kimse, sanki s&#305;cak bir dost(un) oluvermi&#351;tir.
41|35|Buna da, sabredenlerden ba&#351;kas&#305; kavu&#351;turulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan ba&#351;kas&#305; da kavu&#351;turulamaz.
41|36|&#350;ayet sana &#351;eytandan bir k&#305;&#351;k&#305;rtma gelecek olursa, hemen Allah'a s&#305;&#287;&#305;n. اünkü O, i&#351;itendir, bilendir.
41|37|Gece, gündüz, güne&#351; ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güne&#351;e de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunlar&#305; Kendisi yaratm&#305;&#351;t&#305;r. E&#287;er O'na ibadet edecekseniz.
41|38|&#350;ayet onlar büyüklenecek olurlarsa, Rabbinin Kat&#305;nda bulunanlar, O'nu gece ve gündüz tesbih ederler ve (bundan) b&#305;kk&#305;nl&#305;k duymazlar.
41|39|O'nun ayetlerinden biri de, senin gerçekten yeryüzünü hu&#351;u içinde (solmu&#351;, boynu bükülmü&#351; ve kupkuru) g&ouml;rmendir. Ama Biz onun üzerine suyu indirdi&#287;imiz zaman, deprenir ve kabar&#305;r. &#350;üphesiz onu dirilten, &ouml;lüleri de elbette dirilticidir. اünkü O, her&#351;eye güç yetirendir.
41|40|Bizim ayetlerimiz konusunda çarp&#305;tma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. ضyleyse ate&#351;in içine b&#305;rak&#305;lan m&#305; daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r yoksa k&#305;yamet günü güvenle gelen mi? Siz diledi&#287;inizi yap&#305;n. اünkü O yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; gerçekten g&ouml;rendir.
41|41|&#350;üphesiz, kendilerine zikir gelince onu inkar edenler (ate&#351;in içine b&#305;rak&#305;l&#305;rlar); oysa o, aziz (&#351;erefi yüksek, üstün) bir Kitap't&#305;r.
41|42|Bat&#305;l, ona &ouml;nünden de, ard&#305;ndan da gelemez. (اünkü Kur'an,) Hüküm ve hikmet sahibi, çok &ouml;vülen (Allah)tan indirilmedir.
41|43|Sana s&ouml;ylenen &#351;eyler, senden &ouml;nceki elçilere s&ouml;ylenenden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. &#350;üphesiz, Rabbin, hem elbette ma&#287;firet sahibidir, hem de ac&#305; bir azap sahibidir.
41|44|E&#287;er Biz onu A'cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an k&#305;lsayd&#305;k, herhalde derlerdi ki: "Onun ayetleri aç&#305;klanmal&#305; de&#287;il miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir &#351;ifad&#305;r. &#304;man etmeyenlerin ise kulaklar&#305;nda bir a&#287;&#305;rl&#305;k vard&#305;r ve o (Kur'an), onlara kar&#351;&#305; bir k&ouml;rlüktür. &#304;&#351;te onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."
41|45|Andolsun, Musa'ya kitab&#305; verdik, fakat onda anla&#351;mazl&#305;&#287;a dü&#351;üldü. E&#287;er Rabbinden (daha &ouml;nce) bir s&ouml;z geçmi&#351; (verilmi&#351;) olmasayd&#305;, mutlaka aralar&#305;nda hüküm verilmi&#351; (i&#351; bitirilmi&#351;)ti. Gerçekten onlar, bundan yana ku&#351;ku verici bir tereddüt içindedirler.
41|46|Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de k&ouml;tülük ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici de&#287;ildir.
41|47|K&#305;yamet-saatinin ilmi O'na d&ouml;ndürülür. O'nun ilmi olmaks&#305;z&#305;n, hiçbir meyve tomurcu&#287;undan ç&#305;kmaz, hiçbir di&#351;i gebe kalmaz ve do&#287;urmaz da. Onlara: "Benim ortaklar&#305;m nerede" diye seslenece&#287;i gün, dediler ki: "Sana arzettik ki, bizden hiçbir &#351;ahid yok."
41|48|ضnceden kendilerine tapt&#305;klar&#305; (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlam&#305;&#351;lard&#305;r.
41|49|&#304;nsan, hay&#305;r istemekten b&#305;kk&#305;nl&#305;k duymaz; fakat ona bir &#351;er dokundu mu, art&#305;k o, ye'se dü&#351;en bir umutsuzdur.
41|50|Oysa ona dokunan bir zarardan sonra taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmet tadd&#305;rsak, mutlaka: "Bu benim (hakk&#305;m)d&#305;r. Ve ben k&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305;n&#305; da sanm&#305;yorum; e&#287;er Rabbime d&ouml;ndürülsem bile, muhakkak O'nun Kat&#305;nda benim için daha güzel olan&#305; vard&#305;r." der. Ama andolsun Biz, o kafirlere yapt&#305;klar&#305;n&#305; haber verece&#287;iz ve andolsun onlara, en kaba bir azaptan tadd&#305;raca&#287;&#305;z.
41|51|&#304;nsana nimet verdi&#287;imiz zaman, yüz çevirir ve yan çizer; ona bir &#351;er dokundu&#287;u zaman ise, art&#305;k o, geni&#351; (kapsaml&#305; ve derinlemesine) bir dua sahibidir.
41|52|De ki: "G&ouml;rdünüz mü haber verin; e&#287;er o (Kur'an) Allah Kat&#305;ndan ise, sonra siz onu inkar etmi&#351;seniz (bu durumda) uzak bir ayr&#305;l&#305;k içinde olandan daha sap&#305;k kimdir?"
41|53|Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara g&ouml;sterece&#287;iz; &ouml;yle ki, &#351;üphesiz onun hak oldu&#287;u kendilerine aç&#305;kça belli olsun. Her&#351;eyin üzerinde Rabbinin &#351;ahid olmas&#305; yetmez mi?
41|54|Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavu&#351;maktan yana derin bir ku&#351;ku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, her&#351;eyi sar&#305;p-ku&#351;atand&#305;r.
42|1|Ha, Mim.
42|2|Ayn, Sin Kaf.
42|3|O, Aziz ve Hakim olan Allah, sana ve senden &ouml;ncekilere b&ouml;yle vahyetmektedir.
42|4|G&ouml;klerde ve yerde olanlar O'nundur. O, Yücedir, büyüktür.
42|5|G&ouml;kler, neredeyse üstlerinden çatlay&#305;p-parçalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara ma&#287;firet dilerler. Haberiniz olsun; gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layan ve esirgeyen O'dur.
42|6|Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda birtak&#305;m veliler edinenler ise; Allah, onlar&#305;n üzerinde g&ouml;zetleyicidir. Sen onlar&#305;n üzerinde bir vekil de&#287;ilsin.
42|7|&#304;&#351;te Biz sana, b&ouml;yle Arapça bir Kur'an vahyettik; &#351;ehirlerin anas&#305; (olan Mekke halk&#305;)n&#305; ve çevresinde olanlar&#305; uyarman için ve kendisinde &#351;üphe olmayan toplanma gününü (haber verip onlar&#305;) uyarman için de. (O gün onlar&#305;n) Bir b&ouml;lümü cennette, bir b&ouml;lümü ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in içerisindedirler.
42|8|E&#287;er Allah dileseydi, onlar&#305; herhalde tek bir ümmet k&#305;lard&#305;. Ancak O, diledi&#287;ini Kendi rahmetine sokar. Zalimlere gelince; onlar için ne bir veli vard&#305;r, ne bir yard&#305;mc&#305; (bulursun).
42|9|Yoksa O'nun d&#305;&#351;&#305;nda birtak&#305;m veliler mi edindiler? &#304;&#351;te Allah; veli O'dur, &ouml;lüleri dirilten O'dur. O, her&#351;eye güç yetirendir.
42|10|Hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tü&#287;ünüz herhangi bir &#351;ey; art&#305;k O'nun hükmü Allah'&#305;nd&#305;r. &#304;&#351;te Rabbim olan Allah. Ben O'na tevekkül ettim ve yaln&#305;zca O'na d&ouml;nüp-y&ouml;nelirim.
42|11|O, g&ouml;klerin ve yerin Yarat&#305;c&#305;s&#305;'d&#305;r. Size kendi nefislerinizden e&#351;ler, davarlardan da çiftler var etti. Sizleri bu tarzda türetip-yay&#305;yor. O'nun benzeri gibi olan hiçbir &#351;ey yoktur. O, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
42|12|G&ouml;klerin ve yerin anahtarlar&#305; O'nundur. O, diledi&#287;ine r&#305;zk&#305; geni&#351;letip-yayar ve k&#305;sar da. اünkü O, her&#351;eyi bilendir.
42|13|O: "Dini dosdo&#287;ru ayakta tutun ve onda ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;meyin" diye dinden Nuh'a vasiyet etti&#287;ini ve sana vahyetti&#287;imizi, &#304;brahim'e, Musa'ya ve &#304;sa'ya vasiyet etti&#287;imizi sizin için de te&#351;ri' etti (bir &#351;eriat k&#305;ld&#305;). Senin kendilerini ça&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n &#351;ey, mü&#351;riklere a&#287;&#305;r geldi. Allah, diledi&#287;ini buna seçer ve içten Kendisi'ne y&ouml;neleni hidayete erdirir.
42|14|Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yaln&#305;zca aralar&#305;ndaki 'tecavüz ve haks&#305;zl&#305;k' dolay&#305;s&#305;yla ayr&#305;l&#305;&#287;a dü&#351;tüler. E&#287;er Rabbinden, ad&#305; konulmu&#351; bir ecele kadar geçmi&#351; (verilmi&#351;) bir s&ouml;z olmasayd&#305;, muhakkak aralar&#305;nda hüküm verilmi&#351; (i&#351; bitirilmi&#351;)ti. &#350;üphesiz onlar&#305;n ard&#305;ndan kitaba mirasç&#305; olanlar ise, herhalde ona kar&#351;&#305; ku&#351;ku verici bir tereddüt içindedirler.
42|15|&#350;u halde, sen bundan dolay&#305; davet et ve emrolundu&#287;un gibi do&#287;ru bir istikamet tuttur. Onlar&#305;n heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyma. Ve de ki: Allah'&#305;n indirdi&#287;i her kitaba inand&#305;m. Aran&#305;zda adaletli davranmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle aran&#305;zda ‘deliller getirerek tart&#305;&#351;ma (ya, huccete gerek)’ yoktur. Allah bizi biraraya getirip-toplayacakt&#305;r. D&ouml;nü&#351; O'nad&#305;r."
42|16|O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakk&#305;nda (s&ouml;zde) 'deliller &ouml;ne sürüp tart&#305;&#351;anlar&#305;n' delilleri, Rableri Kat&#305;nda geçersizdir. Onlar&#305;n üzerinde bir gazab vard&#305;r ve &#351;iddetli azap onlarad&#305;r.
42|17|Ki Allah, hak olmak üzere kitab&#305; ve mizan&#305; indirdi. Ne bilirsin; belki k&#305;yamet-saati pek yak&#305;nd&#305;r.
42|18|Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlard&#305;r. &#304;man edenler ise, ona kar&#351;&#305; bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak oldu&#287;unu bilirler. Haberiniz olsun; k&#305;yamet-saati konusunda tart&#305;&#351;anlar, gerçekte uzak bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler.
42|19|Allah, kullar&#305;na kar&#351;&#305; lütuf sahibidir; diledi&#287;ini r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;r. O, kuvvetlidir, Azizdir.
42|20|Kim ahiret ekinini isterse, Biz ona kendi ekininde art&#305;rmalar yapar&#305;z. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan veririz; ancak onun ahirette bir nasibi yoktur.
42|21|Yoksa onlar&#305;n birtak&#305;m ortaklar&#305; m&#305; var ki, Allah'&#305;n izin vermedi&#287;i &#351;eyleri, dinden kendilerine te&#351;ri' ettiler (bir &#351;eriat k&#305;ld&#305;lar)? E&#287;er o fas&#305;l kelimesi olmasayd&#305;, elbette aralar&#305;nda hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için ac&#305; bir azap vard&#305;r.
42|22|(O gün) Zalimleri kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla korkuyla titrerlerken g&ouml;rürsün; o (yapt&#305;klar&#305;) da üstlerine ç&ouml;küvermi&#351;tir. &#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri Kat&#305;nda her diledikleri onlar&#305;nd&#305;r. &#304;&#351;te büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.
42|23|&#304;&#351;te Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullar&#305;na b&ouml;yle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna kar&#351;&#305; yak&#305;nl&#305;kta sevgi d&#305;&#351;&#305;nda sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazan&#305;rsa, Biz ondaki iyili&#287;i art&#305;r&#305;r&#305;z. Gerçekten Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, &#351;ükredene kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; verendir.
42|24|Yoksa onlar: "Allah'a kar&#351;&#305; yalan düzüp-uydurdu"mu diyorlar? Oysa e&#287;er Allah dilerse senin de kalbini mühürler. Allah, bat&#305;l&#305; yok edip-ortadan kald&#305;r&#305;r ve Kendi kelimeleriyle hakk&#305; hak olarak peki&#351;tirir (gerçekle&#351;tirir). اünkü O, sinelerin &ouml;zünde olan&#305; bilendir.
42|25|Kullar&#305;ndan tevbeyi kabul eden, k&ouml;tülükleri affeden ve i&#351;lediklerinizi bilen O'dur.
42|26|O, iman edip salih amellerde bulunanlara icabet eder ve onlara Kendi fazl&#305;ndan artt&#305;r&#305;r. Kafirlere gelince; onlara &#351;iddetli bir azap vard&#305;r.
42|27|E&#287;er Allah, kullar&#305; için r&#305;zk&#305; (s&#305;n&#305;rs&#305;zca) geni&#351; tutup-yaysayd&#305;, gerçekten yeryüzünde azarlard&#305;. Ancak O, diledi&#287;i miktar ile indirir. اünkü O, kullar&#305;ndan haberi oland&#305;r, g&ouml;rendir.
42|28|O'dur ki, onlar umutlar&#305;n&#305; kestikten sonra ya&#287;muru indirir ve rahmetini serip-yayar. O, Veli'dir, Hamid'dir.
42|29|G&ouml;klerin ve yerin yarat&#305;lmas&#305; ile onlarda her canl&#305;dan türetip-yaymas&#305; O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyece&#287;i zaman onlar&#305;n hepsini toplamaya güç yetirendir.
42|30|Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazand&#305;&#287;&#305; dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r. (Allah,) اo&#287;unu da affeder.
42|31|Siz yeryüzünde (O'nu) aciz b&#305;rakacak de&#287;ilsiniz. Ve sizin Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ne bir veliniz vard&#305;r, ne bir yard&#305;mc&#305;n&#305;z.
42|32|Denizde yüksek da&#287;lar gibi seyreden gemiler O'nun ayetlerindendir.
42|33|E&#287;er dileyecek olsa, rüzgar&#305; durdurur, b&ouml;ylece onun üstünde kalakal&#305;rlar. &#350;üphesiz, bunda çokça sabreden, çokça &#351;ükreden kimse için gerçekten ayetler vard&#305;r.
42|34|Ya da kazand&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla onlar&#305; yok eder, bir ço&#287;unu da affeder.
42|35|(ضyle ki) Ayetlerimiz hakk&#305;nda mücadele edenler, kendileri için hiçbir kaçacak yer olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; bilip-&ouml;&#287;rensinler.
42|36|Size verilen herhangi bir &#351;ey, dünya hayat&#305;n&#305;n meta&#305; (k&#305;sa süreli faydalanmas&#305;)d&#305;r. Allah Kat&#305;nda olan ise, daha hay&#305;rl&#305; ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir;
42|37|(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazl&#305;klardan kaç&#305;nanlar ve gazabland&#305;klar&#305; zaman ba&#287;&#305;&#351;layanlar,
42|38|Rablerine icabet edenler, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lanlar, i&#351;leri kendi aralar&#305;nda &#351;ura ile olanlar ve kendilerine r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak edenler,
42|39|Ve haklar&#305;na tecavüz edildi&#287;i zaman, birlik olup kar&#351;&#305; koyanlard&#305;r.
42|40|K&ouml;tülü&#287;ün kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;, onun misli (benzeri) olan k&ouml;tülüktür. Ama kim affeder ve &#305;slah ederse (dirli&#287;i kurup-sa&#287;larsa) art&#305;k onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.
42|41|Kim zulme u&#287;rad&#305;ktan sonra nusret bulur (hakk&#305;n&#305; al&#305;r)sa, art&#305;k onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.
42|42|Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haks&#305;z yere 'tecavüz ve haks&#305;zl&#305;kta bulunanlar&#305;n' aleyhinedir. &#304;&#351;te bunlara ac&#305;kl&#305; bir azap vard&#305;r.
42|43|Kim sabreder ve ba&#287;&#305;&#351;larsa, &#351;üphesiz bu, azme de&#287;er i&#351;lerdendir.
42|44|Allah, kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azab&#305; g&ouml;rdükleri zaman, o zalimleri bir g&ouml;rsen; "Geri d&ouml;nmeye bir yol var m&#305;?" derler.
42|45|Onlar&#305; g&ouml;rürsün; zilletten ba&#351;lar&#305; &ouml;nlerine dü&#351;mü&#351; bir halde, ona (ate&#351;e) sunulurlarken g&ouml;z ucuyla sezdirmeden bakarlar. &#304;man edenler de: "Gerçekten hüsrana u&#287;rayanlar, k&#305;yamet günü hem kendi nefislerini, hem yak&#305;n akraba (veya yanda&#351;)lar&#305;n&#305; da hüsrana u&#287;ratm&#305;&#351;lard&#305;r" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kal&#305;c&#305; bir azap içindedirler.
42|46|Onlar&#305;n Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda kendilerine yard&#305;m edecek velileri yoktur. Allah kimi sapt&#305;r&#305;rsa, art&#305;k onun için hiçbir (ç&#305;k&#305;&#351;) yolu yoktur.
42|47|Allah'tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden evvel, Rabbinize icabet edin. O gün, sizin için ne s&#305;&#287;&#305;n&#305;lacak bir yer var, ne sizin için inkar (etmeye bir imkan).
42|48|&#350;ayet onlar, s&#305;rt çevirecek olurlarsa, art&#305;k Biz seni onlar&#305;n üzerine bir g&ouml;zetleyici olarak g&ouml;ndermi&#351; de&#287;iliz. Sana dü&#351;en, yaln&#305;zca tebli&#287;dir. Gerçek &#351;u ki, Biz insana taraf&#305;m&#305;zdan bir rahmet tadd&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z zaman, ona sevinir. E&#287;er onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolay&#305;s&#305;yla bir k&ouml;tülük isabet ederse, bu durumda insan bir nank&ouml;r kesiliverir.
42|49|G&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. Diledi&#287;ini yarat&#305;r. Diledi&#287;ine di&#351;iler arma&#287;an eder, diledi&#287;ine de erkek arma&#287;an eder.
42|50|Veya erkekler ve di&#351;iler olarak çift (ikiz) verir. Diledi&#287;ini k&#305;s&#305;r b&#305;rak&#305;r. Gerçekten O, bilendir, güç yetirendir.
42|51|Kendisiyle Allah'&#305;n konu&#351;mas&#305;, bir be&#351;er için olacak (&#351;ey) de&#287;ildir; ancak bir vahy ile ya da perde arkas&#305;ndan veya bir elçi g&ouml;nderip Kendi izniyle diledi&#287;ine vahyetmesi (durumu) ba&#351;ka. Gerçekten O, Yüce oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
42|52|B&ouml;ylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur k&#305;ld&#305;k; onunla kullar&#305;m&#305;zdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. &#350;üphesiz sen, dosdo&#287;ru olan bir yola y&ouml;neltip-iletiyorsun.
42|53|G&ouml;klerde ve yerde bulunanlar&#305;n tümü Kendisi'ne ait olan Allah'&#305;n yoluna. Haberiniz olsun; i&#351;ler Allah'a d&ouml;ner.
43|1|Ha, Mim.
43|2|Apaç&#305;k Kitab’a andolsun;
43|3|Gerçekten Biz onu, belki akl&#305;n&#305;z&#305; kullan&#305;rs&#305;n&#305;z diye Arapça bir Kur'an k&#305;ld&#305;k.
43|4|&#350;üphesiz o, Bizim Kat&#305;m&#305;z'da olan Ana kitaptad&#305;r; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.
43|5|Siz &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran bir kavimsiniz diye, &#351;imdi o zikri (&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatma dolu Kur'an'&#305;) sizden (uzakla&#351;t&#305;r&#305;p) bir yana m&#305; b&#305;rakal&#305;m?
43|6|Oysa Biz, &ouml;ncekiler içinde nice peygamber(ler) g&ouml;nderdik.
43|7|Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.
43|8|Biz de, kuvvet bak&#305;m&#305;ndan onlardan daha üstün olan (toplum)lar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. ضncekilerin &ouml;rne&#287;i geçti.
43|9|Andolsun, onlara: "G&ouml;kleri ve yeri kim yaratt&#305;?" diye soracak olsan, tart&#305;&#351;mas&#305;z: "Onlar&#305; üstün ve güçlü (Aziz) olan, bilen (Allah) yaratt&#305;" diyecekler.
43|10|Ki O, yeri sizin için bir be&#351;ik k&#305;ld&#305; ve do&#287;ru yolu bulursunuz diye onda size (birtak&#305;m) yollar var etti.
43|11|Ki O, belli bir miktar ile g&ouml;kten su indirdi de, onunla &ouml;lü bir memleketi ‘dirilttik (ve her yan&#305;na yeniden hayat) yayd&#305;k'; siz de b&ouml;yle (kabirlerinizden diriltilip) ç&#305;kar&#305;lacaks&#305;n&#305;z.
43|12|Ki O, bütün çiftleri yaratt&#305; ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan binece&#287;iniz &#351;eyleri var etti.
43|13|Onlar&#305;n s&#305;rtlar&#305;na binip-do&#287;rulman&#305;z, sonra do&#287;ruldu&#287;unuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun e&#287;diren (Allah) ne Yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yana&#351;t&#305;ramazd&#305;k" demeniz için.
43|14|Ve biz elbette, Rabbimiz'e çevrilip-d&ouml;nece&#287;iz."
43|15|(Buna ra&#287;men) Kendi kullar&#305;ndan O'na bir parça k&#305;l&#305;p-yak&#305;&#351;t&#305;rd&#305;lar. Do&#287;rusu insan, aç&#305;kça bir nank&ouml;rdür.
43|16|Yoksa O, yaratt&#305;klar&#305;ndan k&#305;zlar&#305; (kendine) edindi ve erkekleri size mi ay&#305;rd&#305;?
43|17|Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) için verdi&#287;i &ouml;rnek ile (k&#305;z çocu&#287;unun do&#287;umuyla) müjdelendi&#287;i zaman, yüzü simsiyah kesilmi&#351; olarak kahr&#305;ndan yutkundukça yutkunur.
43|18|Onlar, süs içinde büyütülüp de mücadelede aç&#305;k olmayan (k&#305;zlar)&#305; m&#305; (Allah'a yak&#305;&#351;t&#305;r&#305;yorlar)?
43|19|Onlar, ki Rahman&#305;n kullar&#305; olan melekleri di&#351;iler k&#305;ld&#305;lar. Kendileri yarat&#305;l&#305;&#351;lar&#305;na &#351;ahit mi oldular? Onlar&#305;n &#351;ahitlikleri yaz&#305;lacak ve (bundan dolay&#305;) sorumlu tutulacaklar.
43|20|Dediler ki: "E&#287;er Rahman dilemi&#351; olsayd&#305;, biz onlara ibadet etmezdik." Onlar&#305;n bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yaln&#305;zca 'zan ve tahminle yalan s&ouml;ylüyorlar.'
43|21|Yoksa Biz, bundan &ouml;nce kendilerine bir kitap verdik de &#351;imdi ona m&#305; tutunuyorlar?
43|22|Hay&#305;r; dediler ki: "Gerçekten atalar&#305;m&#305;z&#305; bir ümmet üzerinde bulduk ve do&#287;rusu biz onlar&#305;n izleri (eserleri) üstünde do&#287;ru olana (hidayete) y&ouml;nelmi&#351; (kimse)leriz."
43|23|&#304;&#351;te b&ouml;yle, senden &ouml;nce de (herhangi) bir memlekete bir elçi g&ouml;ndermi&#351; olmayal&#305;m, mutlaka onun 'refah içinde &#351;&#305;mar&#305;p azan &ouml;nde gelenleri' (&#351;&ouml;yle) demi&#351;lerdir: "Gerçekten biz, atalar&#305;m&#305;z&#305; bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve do&#287;rusu biz, onlar&#305;n izlerine (eserlerine) uymu&#351; kimseleriz."
43|24|(O peygamberlerden her biri de &#351;&ouml;yle) Demi&#351;tir: "Ben size atalar&#305;n&#305;z&#305; üstünde buldu&#287;unuz &#351;eyden daha do&#287;ru olan&#305;n&#305; getirmi&#351; olsam da m&#305;?" Onlar da demi&#351;lerdi ki: "Do&#287;rusu biz, kendisiyle g&ouml;nderildi&#287;iniz &#351;eye kafir olanlar&#305;z."
43|25|B&ouml;ylece onlardan intikam ald&#305;k. ضyleyse, bir bak; yalan sayanlar&#305;n sonu nas&#305;l oldu?
43|26|Hani &#304;brahim babas&#305;na ve kendi kavmine demi&#351;ti ki: "&#350;üphesiz ben, sizin tapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan uza&#287;&#305;m."
43|27|"(Ancak) Beni yaratan ba&#351;ka. &#304;&#351;te O beni hidayete y&ouml;neltip-iletecektir."
43|28|Ve bunu (bu tevhid inanc&#305;n&#305;) belki (insanlar Allah'a) d&ouml;nerler diye ard&#305;nda (kendi soyunda) kal&#305;c&#305; bir kelime olarak k&#305;ld&#305;-b&#305;rakt&#305;.
43|29|Hay&#305;r; Ben onlar&#305; ve atalar&#305;n&#305;, kendilerine hak ve aç&#305;klayan bir elçi gelinceye kadar metaland&#305;rd&#305;m-ya&#351;att&#305;m.
43|30|Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, do&#287;rusu biz ona (kar&#351;&#305;) kafir olanlar&#305;z."
43|31|Ve dediler ki: "Bu Kur'an, iki &#351;ehirden birinin büyük bir adam&#305;na indirilmeli de&#287;il miydi?"
43|32|Senin Rabbinin rahmetini onlar m&#305; payla&#351;t&#305;r&#305;yorlar? Dünya hayat&#305;nda mai&#351;etlerini aralar&#305;nda Biz payla&#351;t&#305;rd&#305;k ve onlardan bir b&ouml;lümü (di&#287;er) bir b&ouml;lümünü 'teshir etmesi için, bir b&ouml;lümünü bir b&ouml;lümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplay&#305;p-y&#305;&#287;d&#305;klar&#305;ndan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
43|33|E&#287;er insanlar (Allah'a kar&#351;&#305; isyanda birle&#351;ip) tek bir ümmet olacak olmasayd&#305;, Rahman’&#305; (Allah'&#305;) inkar edenlerin evlerine gümü&#351;ten tavanlar ve üzerinde ç&#305;k&#305;p-yükselecekleri merdivenler yapard&#305;k.
43|34|Evlerine kap&#305;lar ve üzerinde yaslan&#305;p-dayanacaklar&#305; koltuklar,
43|35|Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yaln&#305;zca dünya hayat&#305;n&#305;n meta&#305;d&#305;r. Ahiret ise, Rabbinin Kat&#305;nda muttakiler içindir.
43|36|Kim Rahman (olan Allah)&#305;n zikrini g&ouml;rmezlikten gelirse, Biz bir &#351;eytana onun 'üzerini kabukla ba&#287;latt&#305;r&#305;r&#305;z'; art&#305;k bu, onun bir yak&#305;n dostudur.
43|37|Gerçekten bunlar (bu &#351;eytanlar), onlar&#305; yoldan al&#305;koyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklar&#305;n&#305; san&#305;rlar.
43|38|Sonunda Bize geldi&#287;i zaman, der ki: "Ke&#351;ke benimle senin aranda iki do&#287;u (do&#287;u ile bat&#305;) uzakl&#305;&#287;&#305; olsayd&#305;. Me&#287;er ne k&ouml;tü yak&#305;n-dost(mu&#351;sun sen)."
43|39|(Bu s&ouml;ylenmeleriniz,) Bugün size kesin olarak bir yarar sa&#287;lamaz. اünkü zulmettiniz. &#350;üphesiz azapta da ortaks&#305;n&#305;z.
43|40|ضyleyse sa&#287;&#305;r olanlara sen mi dinleteceksin veya k&ouml;r olan ve aç&#305;kça bir sap&#305;kl&#305;k içinde bulunan&#305; hidayete erdireceksin?
43|41|&#350;u halde Biz seni al&#305;p-g&ouml;türürsek, elbette onlardan intikam alaca&#287;&#305;z.
43|42|Ya da kendilerine va'detti&#287;imiz &#351;eyi onlara g&ouml;steririz ki, Biz gerçekten onlar&#305;n üstünde güç yetirenleriz.
43|43|&#350;u halde, sana vahyedilene s&#305;ms&#305;k&#305;-tutun; çünkü sen dosdo&#287;ru bir yol üzerindesin.
43|44|Ve &#351;üphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaks&#305;n&#305;z.
43|45|Senden &ouml;nce g&ouml;nderdi&#287;imiz elçilerimizden sor: Biz, Rahman (olan Allah)&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda tap&#305;lacak birtak&#305;m ilahlar k&#305;ld&#305;k m&#305; (hiç)?
43|46|Andolsun, Biz Musa'y&#305;, Firavun'a ve onun '&ouml;nde gelen çevresine' ayetlerimizle g&ouml;nderdik. O da, dedi ki: "Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim."
43|47|Fakat onlara ayetlerimizle geldi&#287;i zaman, bir de ne g&ouml;rsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
43|48|Biz onlara biri &ouml;tekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet g&ouml;stermedik. Belki d&ouml;nerler diye, onlar&#305; azapla yakalay&#305;verdik.
43|49|Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdi&#287;i s&ouml;zü) ad&#305;na bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmi&#351; olaca&#287;&#305;z."
43|50|Fakat onlardan azab&#305; çekip-giderince, bir de g&ouml;rürsün ki onlar andlar&#305;n&#305; bozuyorlar.
43|51|Firavun, kendi kavmi içinde ba&#287;&#305;rd&#305;; dedi ki: "Ey kavmim, M&#305;s&#305;r'&#305;n mülkü ve &#351;u alt&#305;mda akmakta olan nehirler benim de&#287;il mi? Yine de g&ouml;rmeyecek misiniz?"
43|52|"Yoksa ben, &#351;undan daha hay&#305;rl&#305; de&#287;il miyim ki o, a&#351;a&#287;&#305; (s&#305;n&#305;ftan) bir zavall&#305; ve neredeyse (s&ouml;zü) aç&#305;klamadan yoksun olan (biri)dir."
43|53|"Bu durumda (e&#287;er do&#287;ruysa), üzerine alt&#305;ndan bilezikler at&#305;lmal&#305; ya da yak&#305;n&#305;nda yer alm&#305;&#351; vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli de&#287;il miydi?"
43|54|B&ouml;ylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun e&#287;diler. Gerçekten onlar, fas&#305;k olan bir kavimdi.
43|55|Sonunda Bizi &ouml;fkelendirince, Biz de onlardan intikam ald&#305;k, b&ouml;ylece onlar&#305; toplu olarak suda bo&#287;duk.
43|56|Bu suretle onlar&#305;, sonradan gelecekler için bir selef ve bir &ouml;rnek k&#305;ld&#305;k.
43|57|Meryem o&#287;lu (&#304;sa) bir &ouml;rnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle s&ouml;z edip) kahkahalarla gülüyorlar.
43|58|Dediler ki: "Bizim ilahlar&#305;m&#305;z m&#305; daha hay&#305;rl&#305;, yoksa o mu?" Onu yaln&#305;zca bir tart&#305;&#351;ma-konusu olsun diye (&ouml;rnek) verdiler. Hay&#305;r, onlar 'tart&#305;&#351;mac&#305; ve dü&#351;man' bir kavimdir.
43|59|O, yaln&#305;zca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na bir &ouml;rnek k&#305;ld&#305;k.
43|60|E&#287;er Biz dilemi&#351; olsayd&#305;k, elbette sizden melekler k&#305;lard&#305;k; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlard&#305;.
43|61|&#350;üphesiz o, k&#305;yamet-saati için bir ilimdir. ضyleyse ondan (k&#305;yametten) yana hiçbir ku&#351;kuya kap&#305;lmay&#305;n ve Bana uyun. Dosdo&#287;ru yol budur.
43|62|&#350;eytan sak&#305;n sizi (Allah'&#305;n yolundan) al&#305;koymas&#305;n. Gerçekten o, sizin için aç&#305;kça bir dü&#351;mand&#305;r.
43|63|&#304;sa, aç&#305;k belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tüklerinizin bir k&#305;sm&#305;n&#305; size aç&#305;klamak için de. ضyleyse Allah'tan sak&#305;n&#305;n ve bana itaat edin."
43|64|"&#350;üphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; &#351;u halde O'na kulluk edin. Dosdo&#287;ru yol budur."
43|65|Sonra, içlerinden birtak&#305;m f&#305;rkalar ihtilafa dü&#351;tü. Art&#305;k, ac&#305; bir günün azab&#305;ndan vay o zulmetmi&#351; olanlara.
43|66|Onlar, hiç &#351;uurunda de&#287;ilken kendilerine apans&#305;z geliverecek olan k&#305;yamet-saatinden ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; g&ouml;zlüyorlar?
43|67|Muttakiler hariç olmak üzere, o gün, dostlar&#305;n kimi kimine dü&#351;mand&#305;r.
43|68|"Ey kullar&#305;m, bugün sizin için korku yoktur ve siz mahzun olmayacaks&#305;n&#305;z."
43|69|"Ki onlar, Benim ayetlerime iman edenler ve Müslüman olanlard&#305;r."
43|70|"Siz ve e&#351;leriniz cennete girin; 'sevinç içinde a&#287;&#305;rlanacaks&#305;n&#305;z."
43|71|"Onlar&#305;n etraf&#305;nda alt&#305;n tepsiler ve testilerle dola&#351;&#305;l&#305;r; orada nefislerin arzu etti&#287;i ve g&ouml;zlerin lezzet (zevk) ald&#305;&#287;&#305; her&#351;ey var. Ve siz orada süresiz kalacaks&#305;n&#305;z."
43|72|"&#304;&#351;te, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z dolay&#305;s&#305;yla mirasç&#305; k&#305;l&#305;nd&#305;&#287;&#305;n&#305;z cennet budur."
43|73|"Orda sizin için birçok meyveler vard&#305;r; onlardan yiyeceksiniz."
43|74|&#350;üphesiz suçlu-günahkarlar, cehennem azab&#305; içinde süresiz kalacaklard&#305;r.
43|75|Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orda onlar umutlar&#305;n&#305; kaybetmi&#351; kimselerdir.
43|76|Biz onlara zulmetmedik; ancak onlar&#305;n kendileri zalimlerdir.
43|77|(Cehennem bekçisine:) "Ey Malik (bekçi), Rabbin bizim i&#351;imizi bitirsin" diye hayk&#305;rd&#305;lar. O: "Gerçek &#351;u ki siz, (burda) kalacak kimselersiniz" dedi.
43|78|"Andolsun, size hakk&#305; getirdik, fakat sizin bir ço&#287;unuz hakk&#305; çirkin g&ouml;rüp-tiksinenlerdiniz."
43|79|Yoksa onlar, i&#351;i s&#305;k&#305; m&#305; tuttular? &#304;&#351;te &#351;üphesiz Biz de i&#351;i s&#305;k&#305; tutanlar&#305;z.
43|80|Yoksa onlar; gerçekten Bizim, s&#305;r tuttuklar&#305;n&#305; ve aralar&#305;ndaki f&#305;s&#305;lda&#351;malar&#305;n&#305; i&#351;itmedi&#287;imizi mi san&#305;yorlar? Hay&#305;r, (i&#351;itiyoruz) ve onlar&#305;n yanlar&#305;ndaki elçilerimiz de (her&#351;eyi) yaz&#305;yorlar.
43|81|De ki: "E&#287;er Rahman (olan Allah)'&#305;n çocu&#287;u olsayd&#305;, ona tapanlar&#305;n ilki ben olurdum."
43|82|G&ouml;klerin ve yerin Rabbi, Ar&#351;'&#305;n Rabbi (olan Allah), onlar&#305;n nitelendirdiklerinden Yücedir.
43|83|Art&#305;k onlar&#305; b&#305;rak; onlara vadedilen günlerine kadar, dals&#305;nlar ve oynaya dursunlar.
43|84|G&ouml;klerde &#304;lah ve yerde &#304;lah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
43|85|G&ouml;klerin, yerin ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n mülkü Kendisi'nin olan (Allah) ne Yücedir. K&#305;yamet-saatinin ilmi O'nun Kat&#305;ndad&#305;r ve O'na d&ouml;ndürüleceksiniz.
43|86|O'nun d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;klar&#305; &#351;efaatte bulunmaya malik de&#287;ildirler; ancak kendileri bilerek hakka &#351;ahidlik edenler ba&#351;ka.
43|87|Andolsun, onlara: "Kendilerini kim yaratt&#305;?" diye soracak olsan, elbette: "Allah" diyecekler. ضyleyse nas&#305;l olur da çevriliyorlar?
43|88|Onun: "Ya Rab" demesi hakk&#305; için &#351;üphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler.
43|89|&#350;imdi sen, 'ald&#305;r&#305;&#351; etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de. Art&#305;k onlar bileceklerdir.
44|1|Ha, Mim.
44|2|Apaç&#305;k Kitab'a andolsun;
44|3|Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlar&#305;z.
44|4|Ki onda (o gecede) her hikmetli i&#351; ayr&#305;l&#305;r.
44|5|Kat&#305;m&#305;z'dan bir emir ile; do&#287;rusu Biz, (insanlara elçi) g&ouml;nderenleriz.
44|6|Rabbinden bir rahmet olarak. &#350;üphesiz O, i&#351;itendir, bilendir.
44|7|E&#287;er kesin bir bilgiyle inan&#305;yorsan&#305;z (Allah), g&ouml;klerin, yerin ve bu ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n Rabbidir.
44|8|O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur; diriltir ve &ouml;ldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmi&#351; atalar&#305;n&#305;z&#305;n da Rabbidir.
44|9|Hay&#305;r, onlar &#351;üphe içindedirler; oynay&#305;p-oyalan&#305;yorlar.
44|10|ضyleyse sen, g&ouml;&#287;ün aç&#305;kça bir duman getirece&#287;i günü g&ouml;zle;
44|11|(Bu duman) insanlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;at&#305;verir. &#304;&#351;te bu, ac&#305; bir azapt&#305;r.
44|12|"Rabbimiz, azab&#305; üstümüzden aç&#305;p-gider; çünkü biz (art&#305;k) iman edicileriz."
44|13|Onlar için &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmek nerede? Onlara, aç&#305;klayan bir elçi gelmi&#351;ti.
44|14|Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) ض&#287;retilmi&#351;tir, bir delidir."
44|15|Biz sizden bu azab&#305; biraz aç&#305;p-giderece&#287;iz; (ama yine) d&ouml;necek olanlars&#305;n&#305;z siz.
44|16|Büyük bir &#351;iddetle yakalayaca&#287;&#305;m&#305;z gün, elbette Biz intikam alaca&#287;&#305;z.
44|17|Andolsun, Biz kendilerinden &ouml;nce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmi&#351;ti;
44|18|"Allah'&#305;n kullar&#305;n&#305; bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demi&#351;ti).
44|19|"Allah'a kar&#351;&#305; büyüklenmeyin; &#351;üphesiz size apaç&#305;k, bir delil getiriyorum."
44|20|"Ve do&#287;rusu ben, sizin ta&#351;a tutman&#305;zdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a s&#305;&#287;&#305;nd&#305;m."
44|21|"E&#287;er bana inanm&#305;yorsan&#305;z, bu durumda benden kopup-ayr&#305;l&#305;n."
44|22|Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti.
44|23|(Allah da:) "ضyleyse, kullar&#305;m&#305; geceleyin yürüyü&#351;e geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duas&#305;n&#305; kabul edip cevap verdi).
44|24|"Denizi durgun ve aç&#305;k b&#305;rak. اünkü suda bo&#287;ulacak bir ordudur."
44|25|Onlar nice bahçeler ve p&#305;narlar terk etmi&#351;lerdi;
44|26|(Nice) Ekinler, güzel konaklar,
44|27|Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' ya&#351;ad&#305;klar&#305; nimetler,
44|28|&#304;&#351;te b&ouml;yle; Biz bunlar&#305; ba&#351;ka bir kavme miras olarak verdik.
44|29|Onlar için ne g&ouml;k, ne yer a&#287;lamad&#305; ve onlar (&#305;n azab&#305;) ertelenmedi.
44|30|Andolsun, Biz &#304;srailo&#287;ullar&#305;'n&#305; o alçalt&#305;c&#305; azaptan kurtard&#305;k.
44|31|Firavun'dan. اünkü, o, &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ran bir mütekebbirdi.
44|32|Andolsun, Biz onlar&#305; bir ilim üzere alemlere üstün k&#305;ld&#305;k.
44|33|Ve onlara, her birinde aç&#305;k birer imtihan bulunan ayetler verdik.
44|34|Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:
44|35|"(Bütün her&#351;ey) Bizim yaln&#305;zca ilk &ouml;lümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kald&#305;r&#305;lacak de&#287;iliz."
44|36|"E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüyseniz, &#351;u halde atalar&#305;m&#305;z&#305; getirin bakal&#305;m."
44|37|Onlar m&#305; hay&#305;rl&#305;, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan &ouml;ncekiler mi? Biz onlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. اünkü onlar, suçlu-günahkard&#305;.
44|38|Biz, g&ouml;kleri, yeri ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305; bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmad&#305;k.
44|39|Biz onlar&#305; yaln&#305;zca hak ile yaratt&#305;k. Ancak onlar&#305;n ço&#287;u bilmezler.
44|40|&#350;üphesiz o (hakk&#305; bat&#305;ldan, hakl&#305;y&#305; haks&#305;zdan) ay&#305;rma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.
44|41|O gün, bir dost dosttan herhangi bir &#351;eyle yarar sa&#287;layamaz. Ve onlara yard&#305;m edilmez.
44|42|Ancak Allah'&#305;n rahmet etti&#287;i ba&#351;ka. &#350;üphesiz O, üstün ve güçlü oland&#305;r, esirgeyendir.
44|43|Do&#287;rusu, o zakkum a&#287;ac&#305;;
44|44|Günahkar olan&#305;n yeme&#287;idir.
44|45|Pota gibi; kar&#305;nlarda kaynar-durur;
44|46|Kaynar-suyun kaynamas&#305; gibi.
44|47|"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin."
44|48|"Sonra kaynar suyun azab&#305;ndan ba&#351;&#305;n&#305;n üstüne d&ouml;kün;"
44|49|"(Azab&#305;) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun."
44|50|"Gerçekten bu, sizin ku&#351;kuya kap&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305;z &#351;eydir."
44|51|Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdad&#305;rlar.
44|52|Cennetlerde ve p&#305;narlarda,
44|53|Hafif ipekten ve a&#287;&#305;r i&#351;lenmi&#351; atlastan (elbiseler) giyinirler, kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; (otururlar).
44|54|&#304;&#351;te b&ouml;yle; ve Biz onlar&#305; iri g&ouml;zlü hurilerle evlendirmi&#351;izdir.
44|55|Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;
44|56|Orda, ilk &ouml;lümün d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;ka &ouml;lüm tadmazlar. Ve (Allah da) onlar&#305; cehennem azab&#305;ndan korumu&#351;tur.
44|57|Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. &#304;&#351;te büyük 'mutluluk ve kurtulu&#351;' budur.
44|58|Belki onlar &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürler diye, Biz onu (Kur'an'&#305;), senin dilinle kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k.
44|59|ضyleyse sen g&ouml;zleyip-bekle; elbette onlar da g&ouml;zleyip-bekliyorlar.
45|1|Ha, Mim.
45|2|Kitab'&#305;n indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tand&#305;r.
45|3|&#350;üphesiz, mü'minler için g&ouml;klerde ve yerde ayetler vard&#305;r.
45|4|Sizin yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;n&#305;zda ve türetip-yayd&#305;&#287;&#305; canl&#305;larda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vard&#305;r.
45|5|Gece ile gündüzün ardarda geli&#351;inde (veya ayk&#305;r&#305;l&#305;&#287;&#305;nda), Allah'&#305;n g&ouml;kten r&#305;z&#305;k indirip &ouml;lümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarlar&#305; (belli bir düzen içinde) y&ouml;netmesinde akl&#305;n&#305; kullanan bir kavim için ayetler vard&#305;r.
45|6|&#304;&#351;te bunlar, Allah'&#305;n ayetleridir; sana bunlar&#305; hak olmak üzere okuyoruz. ضyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi s&ouml;ze iman edecekler?
45|7|Gerçe&#287;i sürekli ters yüz eden, günaha dü&#351;kün olan herkesin vay haline.
45|8|Kendisine Allah'&#305;n ayetleri okunurken i&#351;itir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki i&#351;itmemi&#351; gibi &#305;srar eder. Art&#305;k sen onu ac&#305; bir azapla müjdele.
45|9|Ayetlerimizden bir &#351;ey &ouml;&#287;rendi&#287;i zaman, alay konusu edinir. &#304;&#351;te onlar için a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
45|10|Arkalar&#305;ndan cehennem (onlar&#305; izlemektedir). Kazand&#305;klar&#305; &#351;eyler, onlara hiçbir yarar sa&#287;lamaz. Allah'tan ba&#351;ka edindikleri veliler de. Onlar için büyük bir azap vard&#305;r.
45|11|&#304;&#351;te bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) i&#287;renç olan&#305;ndan ac&#305; bir azap vard&#305;r.
45|12|Allah; Kendi emriyle gemiler ak&#305;p gitsin ve O'nun fazl&#305;ndan arars&#305;n&#305;z diye, sizin için denize boyun e&#287;dirdi. Umulur ki &#351;ükredersiniz.
45|13|Kendinden (bir nimet olarak) g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümüne sizin için boyun e&#287;dirdi. &#350;üphesiz bunda, dü&#351;ünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vard&#305;r.
45|14|&#304;man edenlere de ki: "(Allah'&#305;n) Onlar&#305; kazand&#305;klar&#305;yla cezaland&#305;rmas&#305; için, Allah'&#305;n günlerini ummayanlar&#305; (&#351;imdilik) ba&#287;&#305;&#351;las&#305;nlar."
45|15|Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim k&ouml;tülük yaparsa, art&#305;k o da kendi aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize d&ouml;ndürüleceksiniz.
45|16|Andolsun, Biz &#304;srailo&#287;ullar&#305;'na kitap, hüküm ve peygamberlik verdik, onlar&#305; temiz ve güzel &#351;eylerle r&#305;z&#305;kland&#305;rd&#305;k ve onlar&#305; alemlere üstün k&#305;ld&#305;k.
45|17|Ve onlara bu emirden aç&#305;k belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yaln&#305;zca aralar&#305;ndaki 'hakka tecavüz ve azg&#305;nl&#305;ktan' dolay&#305; ihtilafa dü&#351;tüler. &#350;üphesiz Rabbin, hakk&#305;nda ihtilafa dü&#351;tükleri &#351;eyde k&#305;yamet günü aralar&#305;nda hüküm verecektir.
45|18|Sonra seni de bu emirden bir &#351;eriat üzerine k&#305;ld&#305;k; &ouml;yleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyma.
45|19|اünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir &#351;eyi senden savamazlar. &#350;üphesiz zalimler, birbirlerinin velisidirler. Allah ise, muttakilerin velisidir.
45|20|Bu (Kur'an), insanlar için basiret (nuruyla Allah'a y&ouml;nelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir.
45|21|Yoksa k&ouml;tülüklere bat&#305;p-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi k&#305;laca&#287;&#305;m&#305;z&#305; m&#305; sand&#305;lar? Hayatlar&#305; ve &ouml;lümleri bir mi (olacak)? Ne k&ouml;tü hüküm veriyorlar.
45|22|Allah, g&ouml;kleri ve yeri hak olarak yaratt&#305;; &ouml;yle ki, her nefis kazand&#305;klar&#305;yla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;rsün. Onlara zulmedilmez.
45|23|&#350;imdi sen, kendi hevas&#305;n&#305; ilah edinen ve Allah'&#305;n bir ilim üzere kendisini sapt&#305;rd&#305;&#287;&#305;, kula&#287;&#305;n&#305; ve kalbini mühürledi&#287;i ve g&ouml;zü üstüne bir perde çekti&#287;i kimseyi g&ouml;rdün mü? Art&#305;k Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmüyor musunuz?
45|24|Dediler ki: "(Bütün olup biten,) Bu dünya hayat&#305;m&#305;zdan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir, &ouml;lürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman' (dehrin ak&#305;&#351;&#305;n)dan ba&#351;kas&#305; y&#305;k&#305;ma (helake) u&#287;ratm&#305;yor." Oysa onlar&#305;n bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yaln&#305;zca zannediyorlar.
45|25|Onlara aç&#305;k belgeler olarak ayetlerimiz okundu&#287;u zaman, onlar&#305;n (s&ouml;zde) delilleri: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz, atalar&#305;m&#305;z&#305; (diriltip) getirin" demekten ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir.
45|26|De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi &ouml;ldürüyor, sonra kendisinde hiçbir ku&#351;ku olmayan k&#305;yamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacakt&#305;r. Ancak insanlar&#305;n ço&#287;u bilmezler."
45|27|G&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r. K&#305;yamet-saatinin kopaca&#287;&#305; gün, (i&#351;te) o gün, bat&#305;lda olanlar hüsrana u&#287;rayacaklard&#305;r.
45|28|O gün sen, her ümmeti diz üstü ç&ouml;kmü&#351; (veya toplanm&#305;&#351;) olarak g&ouml;rürsün. Her ümmet, kendi kitab&#305;na ça&#287;r&#305;l&#305;r. "Bugün yapt&#305;klar&#305;n&#305;zla kar&#351;&#305;l&#305;k g&ouml;receksiniz."
45|29|"Bu Bizim kitab&#305;m&#305;zd&#305;r; sizin aleyhinizde hak ile konu&#351;uyor. Gerçekten Biz, sizin yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; yaz&#305;yorduk."
45|30|Art&#305;k iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onlar&#305; Kendi rahmetine sokar. &#304;&#351;te apaç&#305;k olan 'büyük mutluluk ve kurtulu&#351;' budur.
45|31|&#304;nkar edenlere gelince; "Size kar&#351;&#305; ayetlerim okundu&#287;unda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler de&#287;il miydiniz?"
45|32|"Gerçekten Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r, k&#305;yamet-saatinde hiçbir ku&#351;ku yoktur" denildi&#287;i zaman, siz: "K&#305;yamet-saati de neymi&#351;, biz bilmiyoruz; biz yaln&#305;zca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar de&#287;iliz" demi&#351;tiniz.
45|33|Onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305; &#351;eylerin k&ouml;tülü&#287;ü kendileri için aç&#305;&#287;a ç&#305;kt&#305; ve alay konusu edindikleri de onlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;att&#305;.
45|34|Denildi ki: "Bugününüzle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; unuttu&#287;unuz gibi, Biz de sizi bugün unutuyoruz. Bar&#305;nma yeriniz ate&#351;tir. Ve sizin için hiçbir yard&#305;mc&#305; yoktur."
45|35|"Bunun nedeni &#351;udur: اünkü siz Allah'&#305;n ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayat&#305; da sizi aldatt&#305;." B&ouml;ylece ne ordan (ate&#351;ten) ç&#305;kar&#305;l&#305;rlar, ne (Allah'tan) ho&#351;nutluk dilekleri kabul edilir.
45|36|&#350;u halde hamd, g&ouml;klerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'&#305;nd&#305;r.
45|37|G&ouml;klerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
46|1|Ha, Mim.
46|2|Kitab'&#305;n indirilmesi, üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tand&#305;r.
46|3|Biz g&ouml;kleri, yeri ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305; ancak hak ve ad&#305; konulmu&#351; bir ecel (belli bir süre) olarak yaratt&#305;k. &#304;nkar edenler ise, uyar&#305;ld&#305;klar&#305; &#351;eyden yüz çeviren(kimseler)dir.
46|4|De ki: "G&ouml;rdünüz mü haber verin; Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;n&#305;z, yerden neyi yaratm&#305;&#351;lar, bana g&ouml;sterin? Yoksa onlar&#305;n g&ouml;klerde bir ortakl&#305;&#287;&#305; m&#305; var? E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz, bundan &ouml;nce bir kitap ya da bir ilim kal&#305;nt&#305;s&#305; (veya bir eser) varsa, bana getirin."
46|5|Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p k&#305;yamet gününe kadar kendisine icabet etmeyecek &#351;eylere tapandan daha sapm&#305;&#351; kimdir? Oysa onlar, bunlar&#305;n tapmalar&#305;ndan habersizdirler.
46|6|&#304;nsanlar ha&#351;rolundu&#287;u (biraraya getirildi&#287;i) zaman, (Allah'tan ba&#351;ka tapt&#305;klar&#305;) onlara dü&#351;man kesilirler ve (kendilerine) ibadet etmelerini de tan&#305;mazlar.
46|7|Onlara aç&#305;k belgeler olarak ayetlerimiz okundu&#287;u zaman, o inkar edenler kendilerine gelmi&#351; olan hak için dediler ki: "Bu, apaç&#305;k bir büyüdür."
46|8|Yoksa: "Kendisi onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "E&#287;er ben uydurdumsa, bu durumda siz, Allah'tan bana (gelecek) hiçbir &#351;eye malik (engel) olamazs&#305;n&#305;z. Sizin kendisi (Kur'an) hakk&#305;nda, ne ta&#351;k&#305;nl&#305;klar yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; O daha iyi bilendir. Benimle sizin aran&#305;zda &#351;ahid olarak O yeter. O, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir."
46|9|De ki: "Ben elçilerden bir türedi de&#287;ilim, bana ve size ne yap&#305;laca&#287;&#305;n&#305; da bilemiyorum. Ben, yaln&#305;zca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;dan ba&#351;kas&#305; de&#287;ilim."
46|10|De ki: "G&ouml;rdünüz mü-haber verin; e&#287;er (bu Kur'an,) Allah Kat&#305;ndan ise, siz de onu inkar etmi&#351;seniz ve &#304;srailo&#287;ullar&#305;'ndan bir &#351;ahid bunun bir benzerine &#351;ahidlik edip iman etmi&#351;se ve siz de büyüklük taslam&#305;&#351;san&#305;z (bunun sonucu ne olacak)? &#350;üphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.
46|11|&#304;nkar edenler, iman edenler için dediler ki: "E&#287;er O (Kur'an veya iman) hay&#305;rl&#305; bir &#351;ey olsayd&#305;, ona bizden &ouml;nce ko&#351;up-yeti&#351;emezlerdi." Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yaland&#305;r" diyecekler.
46|12|Bundan &ouml;nce de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa'n&#305;n kitab&#305; var. Bu da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden &ouml;nceki kitaplar&#305;) do&#287;rulay&#305;c&#305; ve Arapça bir dil ile olan bir Kitap't&#305;r.
46|13|&#350;üphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah't&#305;r" deyip sonra do&#287;ru bir istikamet tutturanlar (yok mu); art&#305;k onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard&#305;r.
46|14|&#304;&#351;te onlar, cennet halk&#305;d&#305;r; yapt&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere, içinde ebedi olarak kalacaklard&#305;r.
46|15|Biz insana, 'anne ve babas&#305;na' iyilikle davranmas&#305;n&#305; tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle ta&#351;&#305;d&#305; ve onu güçlükle do&#287;urdu. Onun (hamilelikte) ta&#351;&#305;nmas&#305; ve sütten kesilmesi, otuz ayd&#305;r. Nihayet güçlü (erginlik) ça&#287;&#305;na erip k&#305;rk y&#305;l (ya&#351;&#305;n)a ula&#351;&#305;nca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdi&#287;in nimete &#351;ükretmemi ve Senin raz&#305; olaca&#287;&#305;n salih bir amelde bulunmam&#305; bana ilham et; benim için soyumda salah&#305; ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana y&ouml;neldim ve gerçekten ben Müslümanlardan&#305;m."
46|16|&#304;&#351;te bunlar; yapt&#305;klar&#305;n&#305;n en güzelini kabul ederiz ve k&ouml;tülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halk&#305; içindedirler. (&#304;&#351;te bu,) Onlara va'dolunan do&#287;ru bir vaaddir.
46|17|O kimse ki, anne ve babas&#305;na: "ضf size, benden &ouml;nce nice nesiller gelip geçmi&#351;ken, beni (diriltilip) ç&#305;kar&#305;laca&#287;&#305;mla m&#305; tehdit ediyorsunuz?" dedi. O ikisi (anne ve babas&#305;) ise Allah'a yakararak: "Yaz&#305;klar sana, iman et, &#351;üphesiz Allah'&#305;n va'di hakt&#305;r." (derler; fakat) O: "Bu, geçmi&#351;lerin masallar&#305;ndan ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir" der.
46|18|&#304;&#351;te bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip-geçmi&#351; ümmetler içinde (azap) s&ouml;zü üzerlerine hak olmu&#351; kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana u&#287;rayanlard&#305;r.
46|19|Her biri için yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan dolay&#305; dereceler vard&#305;r; &ouml;yle ki amelleri kendilerine eksiksizce &ouml;densin ve onlar zulme de u&#287;rat&#305;lmazlar.
46|20|&#304;nkar edenler ate&#351;e sunulacaklar&#305; gün, (onlara &#351;&ouml;yle denir:) "Siz dünya hayat&#305;n&#305;zda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz, onlarla ya&#351;ay&#305;p-zevk sürdünüz. &#304;&#351;te yeryüzünde haks&#305;z yere büyüklenmeniz (istikbar&#305;n&#305;z) ve fas&#305;kl&#305;kta bulunman&#305;zdan dolay&#305;, bugün alçalt&#305;c&#305; bir azap ile cezaland&#305;r&#305;lacaks&#305;n&#305;z."
46|21|Ad'&#305;n karde&#351;ini hat&#305;rla; onun &ouml;nünden ve ard&#305;ndan nice uyar&#305;c&#305;lar gelip geçmi&#351;ti; hani o, Ahkaf'taki kavmini: "Allah'tan ba&#351;kas&#305;na kulluk etmeyin, gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azab&#305;ndan korkar&#305;m" diye uyarm&#305;&#351;t&#305;.
46|22|Dediler ki: "Sen, bizi ilahlar&#305;m&#305;zdan çevirmek için mi bize geldin? &#350;u halde e&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan, tehdit etti&#287;in &#351;eyi, bize getir."
46|23|Dedi ki: "&#304;lim ancak Allah Kat&#305;ndad&#305;r. Ben size g&ouml;nderildi&#287;im &#351;eyi tebli&#287; ediyorum; ancak sizi cahillik eden bir kavim olarak g&ouml;rüyorum."
46|24|Derken, onu (azab&#305;) vadilerine do&#287;ru y&ouml;nelerek gelen bir bulut &#351;eklinde g&ouml;rdükleri zaman, "Bu bize ya&#287;mur ya&#287;d&#305;racak bir buluttur" dediler. Hay&#305;r, o, kendisi için acele etti&#287;iniz &#351;eydir. Bir rüzgar; onda ac&#305; bir azap vard&#305;r.
46|25|Rabbinin emriyle her&#351;eyi yerle bir eder. B&ouml;ylece meskenlerinden ba&#351;ka, hiçbir &#351;ey(leri) g&ouml;rünemez duruma dü&#351;tüler. &#304;&#351;te Biz, suçlu-günahkar bir kavmi b&ouml;yle cezaland&#305;r&#305;r&#305;z.
46|26|Andolsun, Biz onlar&#305;, sizleri kendisinde yerle&#351;ik k&#305;lmad&#305;&#287;&#305;m&#305;z yerlerde (size vermedi&#287;imiz güç ve iktidar imkanlar&#305;yla) yerle&#351;ik k&#305;ld&#305;k ve onlara i&#351;itme, g&ouml;rme (duygular&#305;n&#305;) ve g&ouml;nüller verdik. Ancak ne i&#351;itme, ne g&ouml;rme (duyular&#305;) ve ne g&ouml;nülleri kendilerine herhangi bir &#351;ey sa&#287;lamad&#305;. اünkü onlar, Allah'&#305;n ayetlerini inkar ediyorlard&#305;. Alay konusu edindikleri &#351;ey, onlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;att&#305;.
46|27|Andolsun, Biz çevrenizde bulunan &#351;ehirlerden (birço&#287;unu) y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k ve belki d&ouml;nerler diye ayetleri çe&#351;itli &#351;ekillerde aç&#305;klad&#305;k.
46|28|Bu durumda, Allah'&#305; b&#305;rak&#305;p yak&#305;nl&#305;k (sa&#287;lamak) için edindikleri ilahlar, onlara yard&#305;m etselerdi ya. Hay&#305;r, onlar, kendilerinden kaybolup gittiler. Bu (yalanc&#305; ilahlar ve onlara yükledikleri), onlar&#305;n yalanlar&#305; ve uydurduklar&#305;d&#305;r.
46|29|Hani cinlerden birkaç&#305;n&#305;, Kur'an dinlemek üzere sana y&ouml;neltmi&#351;tik. B&ouml;ylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyar&#305;c&#305;lar olarak d&ouml;ndüler.
46|30|Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden &ouml;ncekileri do&#287;rulayan bir Kitap dinledik; hakka ve do&#287;ru olan yola y&ouml;neltip-iletmektedir."
46|31|"Ey kavmimiz, Allah'a davet edene icabet edin ve O’na iman edin; günahlar&#305;n&#305;zdan bir k&#305;sm&#305;n&#305; ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n ve sizi ac&#305; bir azaptan korusun."
46|32|"Kim Allah'a davet edene icabet etmezse, art&#305;k o, yeryüzünde (Allah'&#305; aciz b&#305;rakacak de&#287;ildir ve onun O'ndan ba&#351;ka) velileri yoktur. &#304;&#351;te onlar, apaç&#305;k bir sap&#305;kl&#305;k içindedirler."
46|33|Onlar g&ouml;rmüyorlar m&#305; ki, g&ouml;kleri ve yeri yaratan ve onlar&#305; yaratmaktan yorulmayan (Allah), &ouml;lüleri de diriltmeye güç yetirir. Hay&#305;r; gerçekten O, her&#351;eye güç yetirendir.
46|34|&#304;nkar edenler ate&#351;e sunulacaklar&#305; gün, (onlara &#351;&ouml;yle denir:) "Bu gerçek de&#287;il miymi&#351;?" Onlar: "Rabbimiz'e andolsun, evet (&ouml;yledir)" derler. (Allah da:) "ضyleyse inkar ettiklerinizden dolay&#305; azab&#305; tad&#305;n" dedi.
46|35|Art&#305;k sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri &#351;eyi (azab&#305;) g&ouml;rdükleri gün, sanki gündüzün yaln&#305;zca bir saati kadar ya&#351;am&#305;&#351;(olacak)lard&#305;r. (Bu,) Bir tebli&#287;dir. Art&#305;k fas&#305;k olan bir kavimden ba&#351;kas&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;rat&#305;l&#305;r m&#305;?
47|1|Onlar ki inkar ettiler ve Allah'&#305;n yolundan al&#305;koydular, (i&#351;te Allah da) onlar&#305;n amellerini giderip-bo&#351;a ç&#305;karm&#305;&#351;t&#305;r.
47|2|&#304;man edip salih amellerde bulunan ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a -ki o Rablerinden bir hakt&#305;r- iman edenlerin (Allah), k&ouml;tülüklerini &ouml;rtüp-ba&#287;&#305;&#351;lam&#305;&#351;, durumlar&#305;n&#305; düzeltip-&#305;slah etmi&#351;tir.
47|3|&#304;&#351;te b&ouml;yle; hiç &#351;üphesiz, inkar edenler bat&#305;l olana uymu&#351;lar; ve hiç &#351;üphesiz, iman edenler Rablerinden olan hakka uymu&#351;lard&#305;r. &#304;&#351;te Allah, insanlara kendi &ouml;rneklerini b&ouml;yle vererek g&ouml;steriyor.
47|4|ضyleyse, inkar edenlerle (sava&#351; s&#305;ras&#305;nda) kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya geldi&#287;iniz zaman, hemen boyunlar&#305;n&#305; vurun; sonunda onlar&#305; 'iyice bozguna u&#287;rat&#305;p zafer kazan&#305;nca da' art&#305;k (esirler için) ba&#287;&#305; s&#305;ms&#305;k&#305; tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onlar&#305; b&#305;rak&#305;n) veya bir fidye (kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; sal&#305;verin). ضyle ki sava&#351; a&#287;&#305;rl&#305;klar&#305;n&#305; b&#305;raks&#305;n (sona ersin). &#304;&#351;te b&ouml;yle; e&#287;er Allah dilemi&#351; olsayd&#305;, elbette onlardan intikam al&#305;rd&#305;. Ancak (sava&#351;,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda &ouml;ldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-bo&#351;a ç&#305;karmaz.
47|5|Onlar&#305; hidayete erdirecek ve durumlar&#305;n&#305; düzeltip-&#305;slah edecektir.
47|6|Ve onlar&#305;, kendilerine tarif edip-tan&#305;tt&#305;&#287;&#305; cennete sokacakt&#305;r.
47|7|Ey iman edenler, e&#287;er siz Allah'a (Allah ad&#305;na &#304;slama ve Müslümanlara) yard&#305;m ederseniz, O da size yard&#305;m eder ve sizin ayaklar&#305;n&#305;z&#305; sa&#287;lamla&#351;t&#305;r&#305;r.
47|8|&#304;nkar edenler ise, yüzükoyun-dü&#351;ü&#351;, onlara olsun; (Allah,) amellerini giderip-bo&#351;a ç&#305;karm&#305;&#351;t&#305;r.
47|9|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü onlar, Allah'&#305;n indirdi&#287;ini çirkin (kerih) g&ouml;rdüler, bundan dolay&#305;, O da, onlar&#305;n amellerini bo&#351;a ç&#305;kard&#305;.
47|10|Onlar, yeryüzünde gezip dola&#351;m&#305;yorlar m&#305; ki, kendilerinden &ouml;ncekilerin nas&#305;l bir sona u&#287;rad&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rsünler. Allah, onlar&#305; yerle bir etti. O kafirler için de bunun bir benzeri vard&#305;r.
47|11|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur.
47|12|&#350;üphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanlar&#305;, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. &#304;nkar edenler ise, metalan&#305;rlar ve hayvanlar&#305;n yemesi gibi yerler; ate&#351;, onlar için bir konaklama yeridir.
47|13|Seni sürüp-ç&#305;karan memleketinden kuvvet bak&#305;m&#305;ndan daha üstün nice memleketler vard&#305; ki, Biz onlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k da kendileri için hiçbir yard&#305;mc&#305; yoktu.
47|14|&#350;imdi Rabbinden apaç&#305;k bir belge üzerinde bulunan kimse, k&ouml;tü ameli kendisine 'süslü ve çekici g&ouml;sterilmi&#351;' ve kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;na uyan kimseler gibi midir?
47|15|Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (&#351;udur): &#304;çinde bozulmayan sudan &#305;rmaklar, tad&#305; de&#287;i&#351;meyen sütten &#305;rmaklar, içenler için lezzet veren &#351;araptan &#305;rmaklar ve süzme baldan &#305;rmaklar vard&#305;r ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir ma&#287;firet vard&#305;r. Hiç (b&ouml;yle mükafaatlanan bir ki&#351;i), ate&#351;in içinde ebedi olarak kalan ve ba&#287;&#305;rsaklar&#305;n&#305; 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?
47|16|Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yan&#305;ndan ç&#305;k&#305;p-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: "O biraz &ouml;nce ne s&ouml;yledi?" &#304;&#351;te onlar; Allah, onlar&#305;n kalplerini mühürlemi&#351;tir ve onlar kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;na uymu&#351;lard&#305;r.
47|17|Hidayeti bulmu&#351; olanlara gelince; (Allah,) hidayetlerini art&#305;rm&#305;&#351; ve takvalar&#305;n&#305; vermi&#351;tir.
47|18|Art&#305;k onlar, k&#305;yamet-saatinin kendilerine apans&#305;z gelmesinden ba&#351;kas&#305;n&#305; m&#305; g&ouml;zlüyorlar? &#304;&#351;te onun i&#351;aretleri gelmi&#351;tir. Fakat kendilerine geldikten sonra &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeleri onlara neyi sa&#287;lar?
47|19|&#350;u halde bil; gerçekten, Allah'tan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Hem kendi günah&#305;n, hem mü'min erkekler ve mü'min kad&#305;nlar için ma&#287;firet dile. Allah, sizin d&ouml;nüp-dola&#351;aca&#287;&#305;n&#305;z yeri bilir, konaklama yerinizi de.
47|20|&#304;man edenler, derler ki: "(Sava&#351; izni için) Bir sûre indirilmeli de&#287;il miydi?" Fakat, içinde sava&#351; (k&#305;tal) zikri geçen muhkem bir sure indirildi&#287;i zaman, kalplerinde hastal&#305;k olanlar&#305;n, üzerine &ouml;lüm bayg&#305;nl&#305;&#287;&#305; ç&ouml;kmü&#351; olanlar&#305;n bak&#305;&#351;&#305; gibi sana bakt&#305;klar&#305;n&#305; g&ouml;rdün. Oysa onlara evla (olan):
47|21|&#304;taat ve maruf (güzel) s&ouml;zdü. Fakat i&#351;, kesinlik ve kararl&#305;l&#305;k gerektirdi&#287;i zaman, &#351;ayet Allah'a sadakat g&ouml;sterselerdi, &#351;üphesiz onlar için daha hay&#305;rl&#305; olurdu.
47|22|Demek, 'i&#351; ba&#351;&#305;na gelip y&ouml;netimi ele al&#305;rsan&#305;z' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) ç&#305;karacak ve akrabal&#305;k ba&#287;lar&#305;n&#305;z&#305; kopar&#305;p parçalayacaks&#305;n&#305;z, &ouml;yle mi?
47|23|&#304;&#351;te bunlar; Allah onlar&#305; lanetlemi&#351;, b&ouml;ylece (kulaklar&#305;n&#305;) sa&#287;&#305;rla&#351;t&#305;rm&#305;&#351; ve basiret (g&ouml;z)lerini de k&ouml;r etmi&#351;tir.
47|24|ضyle olmasa, Kur'an'&#305; iyiden iyiye dü&#351;ünmezler miydi? Yoksa birtak&#305;m kalpler üzerinde kilitler mi vurulmu&#351;?
47|25|&#350;üphesiz, kendilerine hidayet aç&#305;kça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) d&ouml;nenleri, &#351;eytan k&#305;&#351;k&#305;rtm&#305;&#351; ve uzun emellere kapt&#305;rm&#305;&#351;t&#305;r.
47|26|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü gerçekten onlar, Allah'&#305;n indirdi&#287;ini çirkin kar&#351;&#305;layanlara dediler ki: "Size baz&#305; i&#351;lerde itaat edece&#287;iz." Oysa Allah, saklad&#305;klar&#305; &#351;eyleri (s&#305;r olarak konu&#351;tuklar&#305;n&#305;) biliyor.
47|27|ضyleyse melekler, yüzlerine ve arkalar&#305;na vura vura canlar&#305;n&#305; ald&#305;klar&#305; zaman nas&#305;l olacak?
47|28|&#304;&#351;te b&ouml;yle; çünkü gerçekten onlar, Allah'&#305; gazabland&#305;ran &#351;eye uydular ve O'nu raz&#305; edecek &#351;eyleri çirkin kar&#351;&#305;lad&#305;lar; bundan dolay&#305; (Allah,) amellerini bo&#351;a ç&#305;kard&#305;.
47|29|Yoksa kalplerinde hastal&#305;k bulunanlar, Allah'&#305;n kinlerini hiç (ortaya) ç&#305;karmayaca&#287;&#305;n&#305; m&#305; sand&#305;lar?
47|30|E&#287;er Biz dilersek, sana onlar&#305; elbette g&ouml;steririz, b&ouml;ylelikle onlar&#305; simalar&#305;ndan tan&#305;rs&#305;n. Andolsun, sen onlar&#305;, s&ouml;zlerin s&ouml;yleni&#351; tarz&#305;ndan da tan&#305;rs&#305;n. Allah, amellerinizi bilir.
47|31|Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya ç&#305;kar&#305;ncaya) kadar, deneyece&#287;iz ve haberlerinizi s&#305;nayaca&#287;&#305;z (aç&#305;klayaca&#287;&#305;z).
47|32|&#350;üphesiz inkar edenler, Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyanlar ve kendilerine hidayet aç&#305;kça belli olduktan sonra 'elçiye kar&#351;&#305; gelip zorluk ç&#305;karanlar', kesin olarak Allah'a hiçbir &#351;eyle zarar veremezler. (Allah,) Onlar&#305;n amellerini bo&#351;a ç&#305;karacakt&#305;r.
47|33|Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz k&#305;lmay&#305;n.
47|34|&#350;üphesiz, inkar edenler, Allah'&#305;n yolundan al&#305;koyanlar, sonra &ouml;lenler; i&#351;te Allah, onlara kesinlikle ma&#287;firet etmeyecektir.
47|35|ضyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, bar&#305;&#351;a ça&#287;&#305;rmak suretiyle gev&#351;ekli&#287;e dü&#351;meyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez.
47|36|Gerçekten dünya hayat&#305;, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmad&#305;r. E&#287;er iman ederseniz ve sak&#305;n&#305;rsan&#305;z, O, size ecirlerinizi verir ve mallar&#305;n&#305;z&#305; da istemez.
47|37|E&#287;er sizden onlar&#305;(n tümünü) isteyip sizi ç&#305;plak b&#305;rakacak olursa, cimrilik edersiniz ve sizin kinlerinizi de ortaya ç&#305;karm&#305;&#351; olur.
47|38|&#304;&#351;te sizler b&ouml;ylesiniz; Allah yolunda infak etmeye ça&#287;r&#305;l&#305;yorsunuz; buna ra&#287;men baz&#305;lar&#305;n&#305;z cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, art&#305;k o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, ذaniy (hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan)d&#305;r; fakir olan sizlersiniz. E&#287;er siz yüz çevirecek olursan&#305;z, sizden ba&#351;ka bir kavmi getirip-de&#287;i&#351;tirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar.
48|1|&#350;üphesiz, Biz sana apaç&#305;k bir fetih verdik.
48|2|ضyle ki Allah, senin geçmi&#351; ve gelecek (her) günah&#305;n&#305; ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n, üzerindeki nimetini tamamlas&#305;n ve seni dosdo&#287;ru bir yola y&ouml;neltsin.
48|3|Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yard&#305;m etsin.
48|4|Mü'minlerin kalplerine, imanlar&#305;na iman kat&#305;p-artt&#305;rs&#305;nlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur. G&ouml;klerin ve yerin ordular&#305; Allah'&#305;nd&#305;r: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
48|5|(Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kad&#305;nlar&#305;, içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olmak üzere, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokmas&#305; ve k&ouml;tülüklerini &ouml;rtüp-ba&#287;&#305;&#351;lamas&#305; içindir. &#304;&#351;te bu, Allah Kat&#305;nda 'büyük kurtulu&#351; ve mutluluk’tur.
48|6|Bir de; k&ouml;tü bir zan ile zanda bulunan münaf&#305;k erkeklerle münaf&#305;k kad&#305;nlar&#305; ve mü&#351;rik erkeklerle mü&#351;rik kad&#305;nlar&#305; azapland&#305;rmas&#305; için. O k&ouml;tülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara kar&#351;&#305; gazablanm&#305;&#351;, onlar&#305; lanetlemi&#351; ve onlara cehennemi haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r. Varacaklar&#305; yer ne k&ouml;tüdür.
48|7|G&ouml;klerin ve yerin ordular&#305; Allah'&#305;nd&#305;r. Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
48|8|&#350;üphesiz, Biz seni bir &#351;ahid, bir müjde verici ve bir uyar&#305;c&#305; olarak g&ouml;nderdik.
48|9|Ki Allah'a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir sayg&#305;yla-yüceltmeniz ve sabah ak&#351;am O'nu (Allah'&#305;) tesbih etmeniz için.
48|10|&#350;üphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmi&#351;lerdir. Allah'&#305;n eli, onlar&#305;n ellerinin üzerindedir. &#350;u halde, kim ahdini bozarsa, art&#305;k o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmu&#351; olur. Kim de Allah'a verdi&#287;i ahdine vefa g&ouml;sterirse, art&#305;k O da, ona büyük bir ecir verecektir.
48|11|Bedevilerden geride b&#305;rak&#305;lanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallar&#305;m&#305;z ve ailelerimiz me&#351;gul etti. Bundan dolay&#305; bizim için ma&#287;firet dile." Onlar, kalplerinde olmayan &#351;eyi dilleriyle s&ouml;ylüyorlar. De ki: "&#350;imdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a kar&#351;&#305; kim herhangi bir &#351;eyle güç yetirebilir? Hay&#305;r, Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber aland&#305;r."
48|12|Hay&#305;r, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha d&ouml;nmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici k&#305;l&#305;nd&#305; ve k&ouml;tü bir zan ile zanda bulundunuz da, y&#305;k&#305;ma u&#287;ram&#305;&#351; bir topluluk oldunuz.
48|13|Kim Allah'a ve Resûlü’ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için ç&#305;lg&#305;nca yanan bir ate&#351; haz&#305;rlam&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
48|14|G&ouml;klerin ve yerin mülkü Allah'&#305;nd&#305;r; diledi&#287;ine ma&#287;firet eder, diledi&#287;ini azapland&#305;r&#305;r. Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layan, çok esirgeyendir.
48|15|(Sava&#351;tan) Geride b&#305;rak&#305;lanlar, siz ganimetleri almaya gitti&#287;iniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi b&#305;rak&#305;n da sizi izleyelim." Onlar, Allah'&#305;n kelam&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirmek istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel b&ouml;yle buyurdu." Bunun üzerine: "Hay&#305;r, bizi k&#305;skan&#305;yorsunuz" diyecekler. Hay&#305;r, onlar pek az anlayan kimselerdir.
48|16|Bedevilerden geride b&#305;rak&#305;lanlara de ki: "Siz yak&#305;nda zorlu sava&#351;ç&#305; olan bir kavme ça&#287;r&#305;lacaks&#305;n&#305;z; onlarla (ya) sava&#351;&#305;rs&#305;n&#305;z ya da (onlar) Müslüman olurlar. Bu durumda e&#287;er itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; e&#287;er bundan &ouml;nce s&#305;rt çevirdi&#287;iniz gibi (yine) s&#305;rt çevirirseniz, sizi ac&#305; bir azap ile azapland&#305;r&#305;r."
48|17|K&ouml;r olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederse, (Allah) onu, alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. Kim de s&#305;rt çevirirse, onu ac&#305; bir azap ile azapland&#305;r&#305;r.
48|18|Andolsun, Allah, sana o a&#287;ac&#305;n alt&#305;nda biat ederlerken mü'minlerden raz&#305; olmu&#351;tur, kalplerinde olan&#305; bilmi&#351; ve b&ouml;ylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmi&#351;tir ve onlara yak&#305;n bir fethi sevap (kar&#351;&#305;l&#305;k) olarak vermi&#351;tir.
48|19|Ve alacaklar&#305; birçok ganimetleri de. Allah, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
48|20|Allah, alaca&#287;&#305;n&#305;z daha birçok ganimetleri size va'detti, bunu size hemencecik verdi ve insanlar&#305;n ellerini sizden çekti ki, (bu,) mü'minler için bir ayet olsun ve sizi dosdo&#287;ru bir yola y&ouml;neltsin.
48|21|Ve (daha) ba&#351;ka (nice nimetler de, ki,) siz henüz onlara güç yetirmi&#351; de&#287;ilsiniz; (ama) gerçekten Allah, onlar&#305; ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
48|22|Kafir olanlar, sizinle sava&#351;m&#305;&#351; olsalard&#305;, arkalar&#305;n&#305; d&ouml;nüp kaçarlard&#305;; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yard&#305;mc&#305; bulamazlard&#305;.
48|23|(Bu,) Allah'&#305;n &ouml;teden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah'&#305;n sünnetinde kesinlikle bir de&#287;i&#351;iklik bulamazs&#305;n.
48|24|Onlara kar&#351;&#305; size zafer verdikten sonra, Mekke'nin g&ouml;be&#287;inde ellerini sizden ve sizin de ellerinizi onlardan çeken O'dur. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; hakk&#305;yla g&ouml;rendir.
48|25|Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram'dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanlar&#305;), yerlerine varmaktan al&#305;koydular. E&#287;er kendilerini bilmedi&#287;iniz mü'min erkekler ve mü'min kad&#305;nlar&#305;, bilgisizlik dolay&#305;s&#305;yla darmada&#287;&#305;n edip de bu yüzden size 'dayan&#305;lmaz bir s&#305;k&#305;nt&#305;' dokunmayacak olsayd&#305; (o zaman durum farkl&#305; olurdu. Durumunun b&ouml;yle olmas&#305;,) Allah'&#305;n diledi&#287;ini rahmetine sokmas&#305; içindir. E&#287;er (kar&#305;&#351;&#305;k ya&#351;ayan mü'minler), seçilip ayr&#305;lm&#305;&#351; olsalard&#305;, muhakkak içlerinden inkar edenleri ac&#305; bir azap ile azapland&#305;r&#305;rd&#305;k.
48|26|Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, '&ouml;fkeli soy koruyuculu&#287;u'nu (hamiyeti), cahiliyenin '&ouml;fkeli soy koruyuculu&#287;unu' k&#305;l&#305;p-k&#305;&#351;k&#305;rtt&#305;klar&#305; zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yat&#305;&#351;ma duygusunu' indirdi ve onlar&#305; "takva s&ouml;zü" üzerinde 'kararl&#305;l&#305;kla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna lay&#305;k ve ehil idiler. Allah, her&#351;eyi hakk&#305;yla bilendir.
48|27|Andolsun Allah, elçisinin g&ouml;rdü&#287;ü rüyan&#305;n hak oldu&#287;unu do&#287;rulad&#305;. E&#287;er Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlar&#305;n&#305;z&#305; t&#305;ra&#351; etmi&#351;, (kiminiz de) k&#305;saltm&#305;&#351; olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmedi&#287;inizi bildi, b&ouml;ylece bundan &ouml;nce size yak&#305;n bir fetih (nasib) k&#305;ld&#305;.
48|28|Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, di&#287;er bütün dinlere kar&#351;&#305; üstün k&#305;lmak için g&ouml;nderdi. &#350;ahid olarak Allah yeter.
48|29|Muhammed, Allah'&#305;n elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere kar&#351;&#305; zorlu, kendi aralar&#305;nda ise merhametlidirler. Onlar&#305;, rüku edenler, secde edenler olarak g&ouml;rürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve ho&#351;nutluk aray&#305;p-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. &#304;&#351;te onlar&#305;n Tevrat'taki vas&#305;flar&#305; budur: &#304;ncil'deki vas&#305;flar&#305; ise: Sanki bir ekin; filizini ç&#305;karm&#305;&#351;, derken onu kuvvetlendirmi&#351;, derken kal&#305;nla&#351;m&#305;&#351;, sonra saplar&#305; üzerinde do&#287;rulup-boy atm&#305;&#351; (ki bu,) ekicilerin ho&#351;una gider. (Bu &ouml;rnek,) Onunla kafirleri &ouml;fkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir ma&#287;firet ve büyük bir ecir va'detmi&#351;tir.
49|1|Ey iman edenler, Allah'&#305;n Resûlü’nün huzurunda &ouml;ne geçmeyin ve Allah'tan sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, bilendir.
49|2|Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesi üstünde yükseltmeyin ve birbirinize ba&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;z gibi, ona s&ouml;zle ba&#287;&#305;r&#305;p-s&ouml;ylemeyin; yoksa siz &#351;uurunda de&#287;ilken, amelleriniz bo&#351;a gider.
49|3|&#350;üphesiz, Allah’&#305;n Resûlü’nün yan&#305;nda seslerini alçak tutanlar; i&#351;te onlar, Allah kalplerini takva için imtihan etmi&#351;tir. Onlar için bir ma&#287;firet ve büyük bir ecir vard&#305;r.
49|4|&#350;üphesiz, hücrelerin ard&#305;ndan sana seslenenler de, onlar&#305;n ço&#287;u akl&#305;n&#305; kullanm&#305;yor.
49|5|E&#287;er gerçekten, yanlar&#305;na ç&#305;k&#305;ncaya kadar sabretmi&#351; olsalard&#305;, herhalde (bu,) kendileri için daha hay&#305;rl&#305; olurdu. Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
49|6|Ey iman edenler, e&#287;er bir fas&#305;k, size bir haber getirirse, onu 'etrafl&#305;ca ara&#351;t&#305;r&#305;n'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme k&ouml;tülükte bulunursunuz da, sonra i&#351;lediklerinize pi&#351;man olursunuz.
49|7|Ve bilin ki Allah'&#305;n Resûlü içinizdedir. E&#287;er o, size birçok i&#351;lerde uysayd&#305;, elbette s&#305;k&#305;nt&#305;ya dü&#351;erdiniz. Ancak Allah size iman&#305; sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici k&#305;ld&#305; ve size inkar&#305;, f&#305;sk&#305; ve isyan&#305; çirkin g&ouml;sterdi. &#304;&#351;te onlar, do&#287;ru yolu bulmu&#351; (ir&#351;ad) olanlard&#305;r.
49|8|Allah'tan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Allah, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.
49|9|Mü'minlerden iki topluluk çarp&#305;&#351;acak olursa, aralar&#305;n&#305; bulup-düzeltin. &#350;ayet biri di&#287;erine tecavüzde bulunacak olursa, art&#305;k tecavüzde bulunanla, Allah'&#305;n emrine d&ouml;nünceye kadar sava&#351;&#305;n; e&#287;er sonunda (Allah'&#305;n emrini kabul edip) d&ouml;nerse, bu durumda adaletle aralar&#305;n&#305; bulun ve (her konuda) adil davran&#305;n. &#350;üphesiz Allah, adil olanlar&#305; sever.
49|10|Mü'minler ancak karde&#351;tirler. ضyleyse karde&#351;lerinizin aras&#305;n&#305; bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n; umulur ki esirgenirsiniz.
49|11|Ey iman edenler, bir kavim (bir ba&#351;ka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hay&#305;rl&#305;d&#305;rlar; kad&#305;nlar da kad&#305;nlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hay&#305;rl&#305;d&#305;rlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yad&#305;rgay&#305;p-küçük dü&#351;ürmeyin ve birbirinizi 'olmad&#305;k-k&ouml;tü lakablarla' ça&#287;&#305;rmay&#305;n. &#304;mandan sonra fas&#305;kl&#305;k ne k&ouml;tü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, i&#351;te onlar, zalim olanlar&#305;n ta kendileridir.
49|12|Ey iman edenler, zandan çok kaç&#305;n&#305;n; çünkü zann&#305;n bir k&#305;sm&#305; günaht&#305;r. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli y&ouml;nlerini ara&#351;t&#305;rmay&#305;n). Kiminiz kiminizin g&#305;ybetini yapmas&#305;n (arkas&#305;ndan çeki&#351;tirmesin.) Sizden biriniz, &ouml;lü karde&#351;inin etini yemeyi sever mi? &#304;&#351;te, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n. &#350;üphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
49|13|Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir di&#351;iden yaratt&#305;k ve birbirinizle tan&#305;&#351;man&#305;z için sizi halklar ve kabileler (&#351;eklinde) k&#305;ld&#305;k. &#350;üphesiz, Allah Kat&#305;nda sizin en üstün (kerim) olan&#305;n&#305;z, (&#305;rk ya da soyca de&#287;il) takvaca en ileride olan&#305;n&#305;zd&#305;r. &#350;üphesiz Allah, bilendir, haber aland&#305;r.
49|14|Bedeviler, dedi ki: "&#304;man ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "&#304;slam (Müslüman veya teslim) olduk deyin. &#304;man henüz kalplerinize girmi&#351; de&#287;ildir. E&#287;er Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir &#351;eyi eksiltmez. &#350;üphesiz Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir."
49|15|Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü’ne iman ettiler, sonra hiçbir ku&#351;kuya kap&#305;lmadan Allah yolunda mallar&#305;yla ve canlar&#305;yla mücadele ettiler. &#304;&#351;te onlar, sad&#305;k (do&#287;ru) olanlar&#305;n ta kendileridir.
49|16|De ki: "Siz Allah'a dininizi mi &ouml;&#287;reteceksiniz? Oysa Allah, g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305; bilir. Allah, her&#351;eyi bilendir."
49|17|Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanl&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; bana kar&#351;&#305; minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana y&ouml;neltti&#287;i için Allah size minnet etmektedir. E&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseniz (bunu b&ouml;yle kabullenmeniz gerekir.)"
49|18|&#350;üphesiz Allah, g&ouml;klerin ve yerin gayb&#305;n&#305; bilir. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
50|1|Kaf. '&#350;erefli üstün' Kur'an'a andolsun.
50|2|Hay&#305;r, onlara kendilerinden bir uyar&#305;c&#305; gelmesine &#351;a&#351;t&#305;lar da, o kafirler: "Bu &#351;a&#351;&#305;lacak bir &#351;ey" dediler.
50|3|"Biz &ouml;ldü&#287;ümüz ve toprak oldu&#287;umuz zaman m&#305; (yeniden diriltilecek mi&#351;iz)? Bu uzak bir d&ouml;nü&#351; (iddias&#305;d&#305;r)."
50|4|Do&#287;rusu Biz, yerin onlardan ne eksiltti&#287;ini bilmi&#351;izdir. Kat&#305;m&#305;z'da (bütün bunlar&#305;) saklay&#305;p-koruyan bir kitap vard&#305;r.
50|5|Hay&#305;r, hak kendilerine gelince yalanlad&#305;lar. &#350;imdi onlar, derin bir sars&#305;nt&#305; içinde bulunuyorlar.
50|6|ـzerlerindeki g&ouml;&#287;e bakm&#305;yorlar m&#305;? Biz, onu nas&#305;l bina ettik ve onu nas&#305;l süsledik? Onun hiçbir çatla&#287;&#305; yok.
50|7|Yeri de (nas&#305;l) d&ouml;&#351;eyip-yayd&#305;k? Onda sars&#305;lmaz da&#287;lar b&#305;rakt&#305;k ve onda 'g&ouml;z al&#305;c&#305; ve iç aç&#305;c&#305;' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.
50|8|(Bunlar,) '&#304;çten Allah'a y&ouml;nelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç g&ouml;z' ve bir zikirdir.
50|9|Ve g&ouml;kten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; b&ouml;ylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.
50|10|Ve birbiri üstüne dizilmi&#351; tomurcuk yüklü yüksek hurma a&#287;açlar&#305; da.
50|11|Kullara r&#305;z&#305;k olmak üzere. Ve onunla (o suyla) &ouml;lü bir &#351;ehri dirilttik. &#304;&#351;te (&ouml;lümden sonra) dirili&#351; de b&ouml;yledir.
50|12|Onlardan &ouml;nce Nuh kavmi, Ress halk&#305; ve Semud (kavmi) de yalanlad&#305;.
50|13|Ad, Firavun ve Lut'un karde&#351;leri,
50|14|Eyke halk&#305; ve Tubba' kavmi de. Hepsi elçileri yalanlad&#305;; b&ouml;ylece Benim tehdidim (onlar&#305;n üzerine) hak oldu.
50|15|Ya, Biz ilk yarat&#305;l&#305;&#351;ta güçsüz mü dü&#351;tük? Hay&#305;r, onlar 'karma&#351;&#305;k bir ku&#351;ku' içindedirler.
50|16|Andolsun, insan&#305; Biz yaratt&#305;k ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldu&#287;unu biliriz. Biz ona &#351;ahdamar&#305;ndan daha yak&#305;n&#305;z.
50|17|Onun sa&#287;&#305;nda ve solunda oturan iki yaz&#305;c&#305; kaydederlerken
50|18|O, s&ouml;z olarak (herhangi bir &#351;ey) s&ouml;ylemeyiversin, mutlaka yan&#305;nda haz&#305;r bir g&ouml;zetleyici vard&#305;r.
50|19|O, &ouml;lüm sarho&#351;lu&#287;u, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "&#304;&#351;te bu, senin yan çizip-kaçmakta oldu&#287;un &#351;eydir" (denildi&#287;i zaman da).
50|20|Sur'a da üfürülmü&#351;tür. &#304;&#351;te bu, tehdidin (gerçekle&#351;ti&#287;i) gündür.
50|21|(Art&#305;k) Her bir nefis, yan&#305;nda bir sürücü ve bir &#351;ahid ile gelmi&#351;tir.
50|22|"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; i&#351;te Biz de senin üzerindeki &ouml;rtüyü aç&#305;p-kald&#305;rd&#305;k. Art&#305;k bugün g&ouml;rü&#351;-gücün keskindir."
50|23|Onun yak&#305;n&#305; olan (ve yan&#305;ndan ayr&#305;lmayan melek) dedi ki: "&#304;&#351;te bu, yan&#305;mda haz&#305;r durumda olan &#351;ey."
50|24|Siz ikiniz (ey melekler), her inatç&#305; nank&ouml;rü at&#305;n cehennemin içine,
50|25|Hayra engel olan, sald&#305;rgan &#351;üpheciyi,
50|26|Ki o, Allah'la beraber ba&#351;ka bir &#304;lah edinmi&#351;ti. Art&#305;k ikiniz, onu en &#351;iddetli olan azab&#305;n içine at&#305;n.
50|27|Onun yak&#305;n-dostu (sapt&#305;r&#305;c&#305;) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;p-azd&#305;rd&#305;m. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sap&#305;kl&#305;k içindeydi."
50|28|(Allah buyurur:) "Benim Huzurumda çeki&#351;ip-durmay&#305;n. Ben size daha &ouml;nce 'kesin bir uyar&#305;' g&ouml;ndermi&#351;tim."
50|29|"Huzurumda s&ouml;z de&#287;i&#351;ikli&#287;e u&#287;rat&#305;lmaz ve Ben kullara zulmedici de&#287;ilim."
50|30|O gün cehenneme diyece&#287;iz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlas&#305; var m&#305;?" diyecek.
50|31|Cennet de, muttakiler için, uzakta de&#287;ildir, (o gün) yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
50|32|Bu, size vadolunand&#305;r; (g&ouml;nülden Allah'a) y&ouml;nelip-d&ouml;nen (&#304;slam'&#305;n hükümlerini) koruyan,
50|33|G&ouml;rmedi&#287;i halde Rahman'a kar&#351;&#305; 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a y&ouml;nelmi&#351;' bir kalp ile gelen içindir.
50|34|"Ona 'esenlik ve bar&#305;&#351; (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."
50|35|Orda diledikleri her&#351;ey onlar&#305;nd&#305;r; Kat&#305;m&#305;z'da daha fazlas&#305; da var.
50|36|Biz bunlardan &ouml;nce nice nesiller y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k ki onlar, zorbaca yakalamak (yak&#305;p-y&#305;kmak, bask&#305; ve &#351;iddetle y&ouml;netmek, sindirmek) bak&#305;m&#305;ndan kendilerinden daha üstündüler; &#351;ehirlerde (yerin üstünü alt&#305;na getirip, say&#305;s&#305;z kaz&#305;, in&#351;aat ve ara&#351;t&#305;rmalarla her yan&#305;) delik-de&#351;ik etmi&#351;lerdi. (Ama) kaçacak bir yer var m&#305;?
50|37|Hiç &#351;üphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir &#351;ahid olarak kulak veren kimse için elbette bir &ouml;&#287;üt (zikir) vard&#305;r.
50|38|Andolsun, Biz g&ouml;kleri, yeri ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305; alt&#305; günde yaratt&#305;k; Bize hiçbir yorgunluk dokunmad&#305;.
50|39|ضyleyse sen, onlar&#305;n dediklerine kar&#351;&#305;l&#305;k sabret ve Rabbini güne&#351;in do&#287;u&#351;undan &ouml;nce ve bat&#305;&#351;&#305;ndan &ouml;nce hamd ile tesbih et.
50|40|Gecenin bir b&ouml;lümünde ve secdelerin arkas&#305;ndan da O'nu tesbih et.
50|41|اa&#287;&#305;r&#305;c&#305;n&#305;n, yak&#305;n bir yerden ça&#287;r&#305;da bulunaca&#287;&#305; güne kulak ver;
50|42|O gün, o ç&#305;&#287;l&#305;&#287;&#305; bir gerçek (hak) olarak i&#351;itirler. &#304;&#351;te bu, (dirilip kabirlerden) ç&#305;k&#305;&#351; günüdür.
50|43|Gerçek &#351;u ki, dirilten ve &ouml;ldüren Biziz, Biz. Ve d&ouml;nü&#351; de Bizedir.
50|44|O gün yer, onlardan çatlay&#305;p-ayr&#305;l&#305;r da (onlar,) h&#305;zla ko&#351;arlar. &#304;&#351;te bu, Bize g&ouml;re oldukça-kolay olan bir ha&#351;ir (sizi birarada toplama)d&#305;r.
50|45|Biz onlar&#305;n neler s&ouml;ylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlar&#305;n üzerinde bir zorba de&#287;ilsin; &#351;u halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile &ouml;&#287;üt ver.
51|1|Tozu dumana kat&#305;p savuran (rüzgar)lara,
51|2|Derken, a&#287;&#305;r yük ta&#351;&#305;yan (bulut)lara.
51|3|Sonra kolayl&#305;kla ak&#305;p gidenlere,
51|4|Sonra i&#351;(ler)i taksim edenlere andolsun.
51|5|Size va'dedilmekte olan, hiç tart&#305;&#351;mas&#305;z do&#287;rudur.
51|6|&#350;üphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekle&#351;ecektir.
51|7|'ضzen içinde yollar ve y&ouml;rüngelerle donat&#305;lm&#305;&#351;' g&ouml;&#287;e andolsun;
51|8|Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir s&ouml;z (çeli&#351;kili ve ayk&#305;r&#305; g&ouml;rü&#351;ler) içindesiniz.
51|9|Ondan çevrilen çevrilir,
51|10|Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan s&ouml;yleyenler';
51|11|Ki onlar, 'bilgisizli&#287;in ku&#351;atmas&#305;' içinde habersizdirler.
51|12|"Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar.
51|13|O gün onlar, ate&#351;in üstünde tutulup-eritilecekler:
51|14|"Tad&#305;n fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durdu&#287;unuz &#351;eydir."
51|15|&#350;üphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve p&#305;narlardad&#305;rlar;
51|16|Rablerinin kendilerine verdi&#287;ini alanlar olarak. اünkü onlar, bundan &ouml;nce ihsanda (güzel davran&#305;&#351;ta) bulunanlard&#305;.
51|17|Gece-boyunca da pek az uyurlard&#305;.
51|18|Onlar, seher vakitlerinde isti&#287;far ederlerdi.
51|19|Onlar&#305;n mallar&#305;nda dilenip-isteyen (ve iffetinden dolay&#305; istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vard&#305;.
51|20|Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vard&#305;r.
51|21|Ve kendi nefislerinizde de. Yine de g&ouml;rmüyor musunuz?
51|22|G&ouml;kte r&#305;zk&#305;n&#305;z vard&#305;r ve size va'dolunmakta olan da.
51|23|&#304;&#351;te, g&ouml;&#287;ün ve yerin Rabbine andolsun ki, &#351;üphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aran&#305;zda) konu&#351;tuklar&#305;n&#305;z kadar, elbette kesin bir gerçektir.
51|24|Sana &#304;brahim'in a&#287;&#305;rlanan konuklar&#305;n&#305;n haberi geldi mi?
51|25|Hani, yan&#305;na girdiklerinde: "Selam" demi&#351;lerdi. O da: "Selam" demi&#351;ti. "(Haklar&#305;nda bilgim olmayan) Yabanc&#305; bir topluluk."
51|26|Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buza&#287;&#305; ile (geri) geldi.
51|27|Derken onlara yakla&#351;t&#305;r&#305;p (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
51|28|(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku dü&#351;tü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
51|29|B&ouml;ylece kar&#305;s&#305; ç&#305;&#287;l&#305;klar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: "K&#305;s&#305;r, ya&#351;l&#305; bir kad&#305;n (m&#305; do&#287;um yapacakm&#305;&#351;)? dedi.
51|30|Dediler ki: "ضyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. اünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."
51|31|(&#304;brahim) dedi ki: "&#350;u halde sizin as&#305;l iste&#287;iniz nedir, ey elçiler?"
51|32|"Do&#287;rusu biz, suçlu-günahkar bir kavme g&ouml;nderildik" dediler.
51|33|"ـzerlerine çamurdan (iyice sertle&#351;ip kaskat&#305; kesilmi&#351;) ta&#351;lar ya&#287;d&#305;rmak için."
51|34|"(Ki bu ta&#351;lar&#305;n her biri,) Rabbinin Kat&#305;nda &ouml;lçüyü ta&#351;&#305;ranlar için (herkese ayr&#305; ayr&#305;) i&#351;aretlenmi&#351;tir."
51|35|Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa ç&#305;kard&#305;k.
51|36|Ne var ki, orda Müslümanlardan olan bir evden ba&#351;kas&#305;n&#305; bulmad&#305;k.
51|37|Ve orada, ac&#305; bir azaptan korkanlar için bir ayet b&#305;rakt&#305;k.
51|38|Musa (olay&#305;n)da da (dü&#351;ündürücü ayetler vard&#305;r). Hani Biz onu aç&#305;k bir delille Firavun'a g&ouml;ndermi&#351;tik;
51|39|Fakat o, 'bütün ki&#351;isel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi.
51|40|Bunun üzerine, Biz onu ve ordular&#305;n&#305; yakalay&#305;p denize att&#305;k; (ki o,) 'k&#305;nanacak i&#351;ler yap&#305;yordu.'
51|41|Ad (kavmin)de de (ayetler vard&#305;r). Hani onlar&#305;n üzerine k&ouml;klerini kesen (akim) bir rüzgar g&ouml;nderdik.
51|42|ـzerinden geçti&#287;i hiçbir &#351;eyi b&#305;rakm&#305;yor, mutlaka çürütüp-kül gibi da&#287;&#305;t&#305;yordu.
51|43|Semud (kavmin)de de (ayetler vard&#305;r). Hani onlara: "Belli bir süreye kadar yararlan&#305;n" denmi&#351;ti.
51|44|Ancak Rablerinin emrine ba&#351; kald&#305;rd&#305;lar; b&ouml;ylece bak&#305;p-dururlarken, onlar&#305; y&#305;ld&#305;r&#305;m çarp&#305;p-yakalad&#305;.
51|45|Art&#305;k ne aya&#287;a kalkmaya güç yetirebildiler, ne yard&#305;m bulabildiler.
51|46|Bundan &ouml;nce Nuh kavmini de (y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k). اünkü onlar da fas&#305;k bir kavim idi.
51|47|Biz g&ouml;&#287;ü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve &#351;üphesiz Biz, (onu) geni&#351;leticiyiz.
51|48|Yeri de Biz d&ouml;&#351;eyip-yayd&#305;k; ne güzel d&ouml;&#351;eyici(yiz).
51|49|Ve Biz, her&#351;eyi iki çift yaratt&#305;k. Umulur ki, &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünürsünüz.
51|50|ضyleyse, Allah'a do&#287;ru (y&ouml;nelip, &#351;irkten ve bozulmalardan) kaç&#305;n. Gerçekten Ben sizi, O'ndan yana aç&#305;kça uyar&#305;yorum.
51|51|Allah ile beraber ba&#351;ka bir &#304;lah(&#305; ortak) k&#305;lmay&#305;n. Gerçekten sizi, O'ndan yana aç&#305;kça uyar&#305;yorum.
51|52|&#304;&#351;te b&ouml;yle; onlardan &ouml;ncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmi&#351;" demi&#351;lerdir.
51|53|Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hay&#305;r; onlar, 'azg&#305;n ve ta&#351;k&#305;n (ta&#287;iy)' bir kavimdirler.
51|54|ضyleyse sen, onlardan yüz çevir; art&#305;k k&#305;nanacak de&#287;ilsin.
51|55|Sen &ouml;&#287;üt verip-hat&#305;rlat; çünkü gerçekten &ouml;&#287;ütle-hat&#305;rlatma, mü'minlere yarar sa&#287;lar.
51|56|Ben, cinleri ve insanlar&#305; yaln&#305;zca Bana ibadet etsinler diye yaratt&#305;m.
51|57|Ben, onlardan bir r&#305;z&#305;k istemiyorum ve onlar&#305;n beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum.
51|58|Hiç &#351;üphesiz, r&#305;z&#305;k veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah't&#305;r.
51|59|Art&#305;k gerçekten, zulmedenler için, (geçmi&#351;teki) arkada&#351;lar&#305;n&#305;n günahlar&#305;na benzer bir günah vard&#305;r. &#350;u halde acele etmesinler.
51|60|Kendilerine va'dedilen o (azap) günlerinden dolay&#305; vay o inkar edenlere.
52|1|Tur'a andolsun.
52|2|Sat&#305;r (sat&#305;r) dizili kitaba,
52|3|Yay&#305;lm&#305;&#351; ince deri üzerine;
52|4|Ma'mur eve,
52|5|Yükseltilmi&#351; tavana,
52|6|Kabar&#305;p, tutu&#351;an denize,
52|7|&#350;üphesiz senin Rabbinin azab&#305; kesin olarak gerçekle&#351;ecektir.
52|8|Onu uzakla&#351;t&#305;r&#305;p-engel olacak yoktur.
52|9|O gün g&ouml;k, sars&#305;l&#305;p çalkalan&#305;r.
52|10|Ve da&#287;lar (yerlerinden oynatan) bir yürüyü&#351;le yürür.
52|11|&#304;&#351;te o gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline,
52|12|Ki onlar, 'dald&#305;klar&#305; saçma bir u&#287;ra&#351;&#305;' içinde oynayan-oyalananlard&#305;r.
52|13|Cehennem ate&#351;ine, 'küçültücü bir sürüklenme ile ' sürüklenecekleri gün;
52|14|(Onlara &#351;&ouml;yle denir:) "&#304;&#351;te sizin yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z ate&#351; budur."
52|15|"Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi g&ouml;rmüyorsunuz."
52|16|"Girin ona; art&#305;k ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zla cezaland&#305;r&#305;l&#305;yorsunuz."
52|17|Hiç &#351;üphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;
52|18|Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'. Rableri, kendilerini 'ç&#305;lg&#305;nca yanan cehennemin' azab&#305;ndan korumu&#351;tur.
52|19|"Yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan dolay&#305; afiyetle yiyin ve için."
52|20|ضzenle dizilmi&#351; tahtlar üzerinde yaslanm&#305;&#351;lard&#305;r. Ve Biz onlar&#305; iri-ceylan g&ouml;zlü hurilerle evlendirmi&#351;iz.
52|21|&#304;man edenler ve soylar&#305; kendilerini imanda izleyenler; Biz onlar&#305;n soylar&#305;n&#305; da kendilerine kat&#305;p-ekledik. Onlar&#305;n amellerinden hiçbir &#351;eyi eksiltmedik. Her ki&#351;i kendi kazand&#305;&#287;&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k bir rehindir.
52|22|Onlara, istek duyup-arzulad&#305;klar&#305; meyvelerden ve etten bol bol verdik.
52|23|Orada bir kadeh kap&#305;&#351;&#305;r-çeki&#351;irler ki, onda ne 'bo&#351; ve saçma bir s&ouml;z', ne günaha sokma yoktur.
52|24|Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etraf&#305;nda d&ouml;nüp dola&#351;&#305;rlar; sanki (her biri) 'sedefte sakl&#305; inci gibi tertemiz, p&#305;r&#305;l p&#305;r&#305;l.'
52|25|Kimi kimine d&ouml;nüp sorarlar;
52|26|Dediler ki: "Biz do&#287;rusu daha &ouml;nce, ailemiz (yak&#305;n akrabalar&#305;m&#305;z) içinde endi&#351;e edip-korkard&#305;k."
52|27|"&#350;imdi Allah, bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar i&#351;leyen kavurucu' azaptan korudu."
52|28|"&#350;üphesiz, biz bundan &ouml;nce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyili&#287;i bol, esirgemesi çok olan&#305;n ta Kendisi'dir."
52|29|&#350;u halde sen, &ouml;&#287;üt verip-hat&#305;rlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.
52|30|Yoksa onlar: "Bir &#351;airdir, biz ona zaman&#305;n (getirece&#287;i) felaketleri g&ouml;zlüyoruz" mu diyorlar?
52|31|De ki: "Siz g&ouml;zetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte g&ouml;zetleyenlerdenim."
52|32|Yoksa bunu kendilerine saçma-ak&#305;llar&#305; m&#305; emrediyor? Yoksa onlar azg&#305;n bir kavim midir?
52|33|Yoksa: "Onu kendisi uydurup-s&ouml;yledi" mi diyorlar? Hay&#305;r; onlar iman etmiyorlar.
52|34|&#350;u halde, e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlüler iseler, benzeri bir s&ouml;z getirsinler.
52|35|Yoksa onlar, hiçbir &#351;ey olmaks&#305;z&#305;n m&#305; yarat&#305;ld&#305;lar? Yoksa yarat&#305;c&#305;lar kendileri mi?
52|36|Yoksa g&ouml;kleri ve yeri onlar m&#305; yaratt&#305;lar? Hay&#305;r; onlar, kesin bir bilgiyle inanm&#305;yorlar.
52|37|Yoksa Rabbinin hazineleri onlar&#305;n yan&#305;nda m&#305;d&#305;r? Yoksa üstün güç (her&#351;eyin denetim ve y&ouml;netim) sahipleri kendileri midir?
52|38|Yoksa onlar&#305;n bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yükselip en yüce makamda konu&#351;ulanlar&#305;) dinliyorlar? ضyleyse, dinleyenleri aç&#305;k bir delil getirsin.
52|39|Yoksa k&#305;zlar O'nun da, erkek-çocuklar sizin mi?
52|40|Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haks&#305;z bir borçtan dolay&#305; a&#287;&#305;r bir yük alt&#305;ndalar?
52|41|Yoksa gayb (bilgisi) onlar&#305;n kat&#305;nda m&#305;d&#305;r, b&ouml;ylece yaz&#305;p-duruyorlar?
52|42|Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (as&#305;l) ‘o inkar edenler hileli-düzene dü&#351;ecek olanlard&#305;r.
52|43|Yoksa onlar&#305;n, Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;ka bir ilahlar&#305; m&#305; var? Allah, onlar&#305;n &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan Yücedir.
52|44|E&#287;er g&ouml;kten bir parçan&#305;n dü&#351;mekte oldu&#287;unu g&ouml;rseler bile: "ـst üste y&#305;&#287;&#305;lm&#305;&#351; bir buluttur." derler.
52|45|ضyleyse sen onlar&#305; (en dayan&#305;lmaz azapla) çarp&#305;lacaklar&#305; günlerine kavu&#351;uncaya kadar b&#305;rak.
52|46|O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir &#351;eyle yarar sa&#287;layacak, ne yard&#305;m g&ouml;recekler.
52|47|&#350;üphesiz zulmedenlere bundan &ouml;nce de bir azap vard&#305;r; ancak onlar&#305;n ço&#287;u bilmiyorlar.
52|48|Art&#305;k, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim g&ouml;zlerimizin &ouml;nündesin. Ve her kalk&#305;&#351;&#305;nda Rabbini hamd ile tesbih et.
52|49|Gecenin bir b&ouml;lümünde ve y&#305;ld&#305;zlar&#305;n bat&#305;&#351;&#305;n&#305;n ard&#305;nda da O'nu tesbih et.
53|1|Batt&#305;&#287;&#305; zaman y&#305;ld&#305;za andolsun;
53|2|Sahibiniz (arkada&#351;&#305;n&#305;z olan peygamber) sapmad&#305; ve azmad&#305;.
53|3|O, hevadan (kendi istek, dü&#351;ünce ve tutkular&#305;na g&ouml;re) konu&#351;maz.
53|4|O (s&ouml;yledikleri), yaln&#305;zca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
53|5|Ona (bu Kur'an'&#305;) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) &ouml;&#287;retmi&#351;tir.
53|6|(Ki O,) G&ouml;rünümüyle çarp&#305;c&#305; bir güzelli&#287;e sahiptir. Hemen do&#287;ruldu.
53|7|O, en yüksek bir ufuktayd&#305;.
53|8|Sonra yakla&#351;t&#305;, derken sark&#305;verdi.
53|9|Nitekim (ikisi aras&#305;ndaki uzakl&#305;k) iki yay kadar (oldu) veya daha yak&#305;nla&#351;t&#305;.
53|10|B&ouml;ylece O'nun kuluna vahyetti&#287;ini vahyetti.
53|11|Onun g&ouml;rdü&#287;ünü g&ouml;nül yalanlamad&#305;.
53|12|Yine de siz g&ouml;rdü&#287;ü (&#351;ey) üzerinde onunla tart&#305;&#351;acak m&#305;s&#305;n&#305;z?
53|13|Andolsun, onu bir de di&#287;er ini&#351;te g&ouml;rmü&#351;tü.
53|14|Sidretü'l-Münteha'n&#305;n yan&#305;nda.
53|15|Ki Cennetü'l-Me'va onun yan&#305;ndad&#305;r.
53|16|Sidreyi &ouml;rten &ouml;rtmekte iken,
53|17|G&ouml;z kay&#305;p-&#351;a&#351;mad&#305; ve (s&#305;n&#305;r&#305;) a&#351;mad&#305;.
53|18|Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olan&#305; g&ouml;rdü.
53|19|G&ouml;rdünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'y&#305;.
53|20|Ve üçüncü (put) olan Menat'&#305;(n herhangi bir güçleri var m&#305;)?
53|21|Erkek (evlat) sizin, di&#351;i O'nun mu?
53|22|E&#287;er b&ouml;yleyse, bu, çarp&#305;k bir payla&#351;ma.
53|23|Bu (putlar ise,) sizin ve atalar&#305;n&#305;z&#305;n (kendi istek ve &ouml;ng&ouml;rünüze g&ouml;re) isimlendirdi&#287;iniz (keyfi) isimlerden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemi&#351;tir. Onlar, yaln&#305;zca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol g&ouml;sterici gelmi&#351;tir.
53|24|Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulundu&#287;u' &#351;ey mi var?
53|25|&#304;&#351;te son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'&#305;nd&#305;r.
53|26|G&ouml;klerde nice melekler vard&#305;r ki, onlar&#305;n &#351;efaatleri hiçbir &#351;eyle yarar sa&#287;lamaz; ancak Allah'&#305;n dileyip raz&#305; oldu&#287;u kimseye izin verdikten sonra ba&#351;ka.
53|27|Gerçek &#351;u ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri di&#351;i isimlerle isimlendiriyorlar.
53|28|Oysa onlar&#305;n bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yaln&#305;zca zanna uymaktad&#305;rlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sa&#287;lamaz.
53|29|&#350;u halde sen, Bizim zikrimize s&#305;rt çeviren ve dünya hayat&#305;ndan ba&#351;kas&#305;n&#305; istemeyenden yüz çevir.
53|30|&#304;&#351;te onlar&#305;n ilimden yana ula&#351;abildikleri (son s&#305;n&#305;r) budur. &#350;üphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapan&#305; en iyi bilen O'dur ve hidayet bulan&#305; da en iyi bilen O'dur.
53|31|G&ouml;klerde ve yerde olanlar Allah'&#305;nd&#305;r; &ouml;yle ki, k&ouml;tülükte bulunanlar&#305;, yapt&#305;klar&#305; dolay&#305;s&#305;yla cezaland&#305;r&#305;r, güzel davran&#305;&#351;ta bulunanlar&#305; da daha güzeliyle &ouml;düllendirir.
53|32|Ki onlar, ufak tefek günahlar d&#305;&#351;&#305;nda, günah&#305;n büyük olan&#305;ndan ve çirkin utanmazl&#305;klardan kaç&#305;n&#305;rlar. &#350;üphesiz senin Rabbin, ma&#287;fireti geni&#351; oland&#305;r. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan in&#351;a etti&#287;i (yaratt&#305;&#287;&#305;) ve siz daha annelerinizin karn&#305;nda cenin halinde bulundu&#287;unuz zaman da. ضyleyse kendinizi temize ç&#305;kar&#305;p-durmay&#305;n. O, sak&#305;nan&#305; daha iyi bilendir.
53|33|&#350;imdi, o yüz çevireni g&ouml;rdün mü?
53|34|Az&#305;c&#305;k verdi ve gerisini kaya gibi s&#305;ms&#305;k&#305; elinde tuttu.
53|35|Gayb&#305;n ilmi onun yan&#305;nda da o mu g&ouml;rüyor?
53|36|Yoksa Musa'n&#305;n sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
53|37|Ve vefa eden &#304;brahim'in (sahifelerinde) olan...
53|38|Do&#287;rusu, hiçbir günahkar, bir ba&#351;kas&#305;n&#305;n günah yükünü yüklenmez.
53|39|&#350;üphesiz insana kendi eme&#287;inden ba&#351;kas&#305; yoktur.
53|40|&#350;üphesiz kendi eme&#287;i (veya çabas&#305;) g&ouml;rülecektir.
53|41|Sonra ona en eksiksiz kar&#351;&#305;l&#305;k verilecektir.
53|42|Elbette son var&#305;&#351; Rabbine olacakt&#305;r.
53|43|Do&#287;rusu, güldüren ve a&#287;latan O'dur.
53|44|Do&#287;rusu, &ouml;ldüren ve dirilten O'dur.
53|45|Do&#287;rusu, çiftleri; erkek ve di&#351;iyi, yaratan O'dur.
53|46|Bir damla sudan (d&ouml;l yata&#287;&#305;na) meni d&ouml;küldü&#287;ü zaman.
53|47|Gerçek &#351;u ki, di&#287;er diriltme (yeniden ne&#351;'et) de O'na aittir.
53|48|Do&#287;rusu, muhtaç olmaktan O kurtard&#305; ve sermaye verip-ho&#351;nut k&#305;ld&#305;.
53|49|Do&#287;rusu, '&#350;i'ra (y&#305;ld&#305;z&#305;)n&#305;n' Rabbi O'dur.
53|50|Do&#287;rusu, &ouml;nce gelen Ad (halk&#305;n)&#305; O y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;.
53|51|Semud'u da. B&ouml;ylelikle (o halklardan kimseyi) b&#305;rakmad&#305;.
53|52|Daha &ouml;nce Nuh kavmini de. اünkü onlar, daha zalim ve daha azg&#305;nd&#305;lar.
53|53|Alt&#305; üstüne gelen (Lut kavminin) &#351;ehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
53|54|B&ouml;ylece ona (o toplumun ba&#351;&#305;na) sard&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; sard&#305;rd&#305;.
53|55|ضyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden &#351;üphe ediyorsun?
53|56|Bu &ouml;nceki uyar&#305;c&#305;lardan bir uyar&#305;c&#305;d&#305;r.
53|57|O yakla&#351;makta olan yakla&#351;t&#305;.
53|58|Onu Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda ortaya ç&#305;karacak ba&#351;ka (hiçbir güç yoktur).
53|59|&#350;imdi siz, bu s&ouml;zden mi &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;&#287;a dü&#351;üyorsunuz?
53|60|(Alayla) Gülüyorsunuz ve a&#287;lam&#305;yorsunuz.
53|61|Ve &#351;uursuzca ba&#351; kald&#305;r&#305;yorsunuz.
53|62|Hemen, Allah'a secde edin ve (yaln&#305;zca O'na) kulluk edin.
54|1|Saat (k&#305;yamet vakti) yak&#305;nla&#351;t&#305; ve ay yar&#305;ld&#305;.
54|2|Onlar bir ayet (mucize) g&ouml;rseler, s&#305;rt çevirirler ve: "(Bu,) Süregelen bir büyüdür" derler.
54|3|Yalanlad&#305;lar ve kendi heva (istek ve tutku)lar&#305;na uydular; oysa her i&#351; 'sonunda kendi amac&#305;na var&#305;p karar k&#305;lacakt&#305;r.'
54|4|Andolsun, onlara (kendilerini &#351;irkten ve bozulmalardan) cayd&#305;r&#305;p vazgeçirtecek nice haberler geldi.
54|5|(Ki her biri) Doru&#287;unda-olgunla&#351;m&#305;&#351; hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sa&#287;lam&#305;yor.
54|6|ضyleyse sen onlardan yüz çevir. O ça&#287;&#305;r&#305;c&#305;n&#305;n 'ne tan&#305;nm&#305;&#351;, ne g&ouml;rülmü&#351;' bir &#351;eye ça&#287;&#305;raca&#287;&#305; gün...
54|7|G&ouml;zleri 'zillet ve deh&#351;etten dü&#351;mü&#351; olarak', sanki 'yay&#305;lan' çekirgeler gibi kabirlerinden ç&#305;karlar.
54|8|Boyunlar&#305;n&#305; ça&#287;&#305;rana do&#287;ru uzatm&#305;&#351; olarak ko&#351;arlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün."
54|9|Kendilerinden &ouml;nce Nuh kavmi de yalanlam&#305;&#351;t&#305;; b&ouml;ylece kulumuz (Nuh)u yalanlad&#305;lar ve: "Delidir" dediler. O 'bask&#305; alt&#305;na al&#305;n&#305;p engellenmi&#351;ti.'
54|10|Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik dü&#351;mü&#351; durumday&#305;m. Art&#305;k Sen (bu kafir toplumdan) intikam al."
54|11|Biz de 'bardaktan bo&#351;an&#305;rcas&#305;na akan' bir su ile g&ouml;&#287;ün kap&#305;lar&#305;n&#305; açt&#305;k.
54|12|Yeri de 'co&#351;kun kaynaklar' halinde f&#305;&#351;k&#305;rtt&#305;k. Derken su, takdir edilmi&#351; bir i&#351;e kar&#351;&#305; (hükmümüzü gerçekle&#351;tirmek üzere) birle&#351;ti.
54|13|Ve onu da tahtalar ve çiviler(le in&#351;a edilmi&#351; gemi) üzerinde ta&#351;&#305;d&#305;k;
54|14|G&ouml;zlerimiz &ouml;nünde ak&#305;p-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) &#304;nkar edilmi&#351;-nank&ouml;rlük edilmi&#351; olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
54|15|Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak b&#305;rakt&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|16|&#350;u halde Benim azab&#305;m ve uyar&#305;p-korkutmam nas&#305;lm&#305;&#351;?
54|17|Andolsun Biz Kur'an'&#305; zikr (&ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmek) için kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|18|Ad (kavmi) de yalanlad&#305;. &#350;u halde Benim azab&#305;m ve uyarmam nas&#305;lm&#305;&#351;?
54|19|Biz, o u&#287;ursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulaklar&#305; patlatan bir kas&#305;rga' g&ouml;nderdik.
54|20|&#304;nsanlar&#305; s&ouml;küp at&#305;yordu; sanki onlar, k&ouml;künden s&ouml;külüp-kopmu&#351; hurma kütükleriymi&#351; gibi.
54|21|&#350;u halde Benim azab&#305;m ve uyarmam nas&#305;lm&#305;&#351;?
54|22|Andolsun Biz Kur'an'&#305; zikr (&ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmek) için kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|23|Semud (kavmi) de uyar&#305;lar&#305; yalanlad&#305;.
54|24|Dediler ki: "Bizden biri olan bir be&#351;ere mi uyaca&#287;&#305;z? Bu durumda gerçekten biz bir sap&#305;kl&#305;k (delalet) ve ç&#305;lg&#305;nl&#305;k içinde kalm&#305;&#351; oluruz."
54|25|"Zikr (vahy) içimizden ona m&#305; b&#305;rak&#305;ld&#305;? Hay&#305;r, o çok yalan s&ouml;yleyen, kendini be&#287;enmi&#351; bir &#351;&#305;mar&#305;kt&#305;r."
54|26|Onlar yar&#305;n, kimin çok yalan s&ouml;yleyen, kendini be&#287;enmi&#351; bir &#351;&#305;mar&#305;k oldu&#287;unu bilip-&ouml;&#287;reneceklerdir.
54|27|Gerçek &#351;u ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o di&#351;i deveyi kendilerine g&ouml;ndereniz. &#350;u halde sen onlar&#305; g&ouml;zleyip-bekle ve sabret.
54|28|"Ve onlara, suyun aralar&#305;nda kesin olarak pay edildi&#287;ini haber ver. Su al&#305;&#351; s&#305;ras&#305; (kiminse, o) haz&#305;r bulunsun."
54|29|Derken arkada&#351;lar&#305;n&#305; ça&#287;&#305;rd&#305;lar, o da b&#305;ça&#287;&#305;n&#305; kap&#305;p 'hayvan&#305; aya&#287;&#305;ndan biçip yere devirdi.'
54|30|&#350;u halde Benim azab&#305;m ve uyarmam nas&#305;lm&#305;&#351;?
54|31|اünkü Biz onlar&#305;n üzerine bir tek ç&#305;&#287;l&#305;k g&ouml;nderdik. B&ouml;ylece onlar, a&#287;&#305;ldaki çal&#305;-ç&#305;rp&#305; olan kuru ot gibi oluverdiler.
54|32|Andolsun Biz Kur'an'&#305; zikr (&ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmek) için kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|33|Lut kavmi de uyar&#305;lar&#305; yalanlad&#305;.
54|34|Biz de onlar&#305;n üzerine ta&#351; ya&#287;d&#305;ran bir kas&#305;rga g&ouml;nderdik. Yaln&#305;z Lut ailesini (bu azaptan ayr&#305; tuttuk;) onlar&#305; seher vakti kurtard&#305;k;
54|35|Taraf&#305;m&#305;zdan bir nimet olarak. &#304;&#351;te Biz, &#351;ükredenleri b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
54|36|Oysa andolsun, zorlu yakalamam&#305;za kar&#351;&#305; onlar&#305; uyarm&#305;&#351;t&#305;. Fakat onlar, bu uyar&#305;lar&#305; ku&#351;kuyla kar&#351;&#305;lay&#305;p-yalanlamakta direttiler.
54|37|Andolsun onlar, onun konuklar&#305;ndan da murad almak için bask&#305; yapt&#305;lar. Biz de onlar&#305;n g&ouml;zlerini silip k&ouml;r ettik. "&#304;&#351;te azab&#305;m&#305; ve uyarmam&#305; tad&#305;n."
54|38|Andolsun onlar&#305; bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde karar&#305;n&#305; k&#305;lm&#305;&#351; bir azap yakalay&#305;p-bast&#305;r&#305;verdi.
54|39|&#350;imdi azab&#305;m&#305; ve uyarmam&#305; tad&#305;n.
54|40|Andolsun Biz Kur'an'&#305; zikr (&ouml;&#287;üt al&#305;p dü&#351;ünmek) için kolayla&#351;t&#305;rd&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|41|Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyar&#305;lar geldi.
54|42|Onlar Bizim ayetlerimizin tümünü yalanlad&#305;lar. Biz de onlar&#305; üstün ve güçlü, kudretli olan&#305;n yakalay&#305;&#351;&#305;yla yakalay&#305;verdik.
54|43|Sizin kafirleriniz onlardan daha hay&#305;rl&#305; m&#305;d&#305;r? Yoksa sizin için kitaplarda bir beraat mi var?
54|44|"Biz, 'birbiriyle yard&#305;mla&#351;&#305;p &ouml;cünü alan' bir toplumuz" mu diyorlar?
54|45|Yak&#305;nda o toplum bozguna u&#287;rat&#305;lacak ve arkalar&#305;n&#305; d&ouml;nüp kaçacaklard&#305;r.
54|46|Daha do&#287;rusu onlara va'dedilen (as&#305;l azap) (k&#305;yamet) saatidir. O saat, 'kurtulu&#351; olmayan daha korkunç bir bela' ve daha ac&#305;d&#305;r.
54|47|Hiç &#351;üphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapm&#305;&#351;l&#305;k (dalalet) ve ç&#305;lg&#305;nl&#305;k içindedirler.
54|48|Ate&#351;in içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunu&#351;unu tad&#305;n" (denecek)
54|49|Hiç &#351;üphesiz, Biz her&#351;eyi kader ile yaratt&#305;k.
54|50|Bizim emrimiz, bir g&ouml;z k&#305;rpma gibi yaln&#305;zca 'bir keredir.'
54|51|Andolsun Biz sizin benzerlerinizi y&#305;k&#305;ma u&#287;ratt&#305;k. Fakat &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünen var m&#305;?
54|52|Onlar&#305;n i&#351;lemi&#351; olduklar&#305; her&#351;ey kitaplarda (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r.
54|53|Küçük, büyük her&#351;ey sat&#305;r sat&#305;r (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r.
54|54|Hiç &#351;üphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehir (çevresin)dedirler.
54|55|اok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)&#305;n yan&#305;nda do&#287;ruluk makam&#305;ndad&#305;rlar.
55|1|Rahman (olan Allah)
55|2|Kur'an'&#305; &ouml;&#287;retti.
55|3|&#304;nsan&#305; yaratt&#305;.
55|4|Ona beyan&#305; &ouml;&#287;retti.
55|5|Güne&#351; ve ay (belli) bir hesap iledir.
55|6|Bitki ve a&#287;aç (O'na) secde etmektedirler.
55|7|G&ouml;kyüzü, Onu da yükseltti ve mizan&#305; koydu.
55|8|Sak&#305;n mizanda 'haks&#305;zl&#305;k ve ta&#351;k&#305;nl&#305;k yapmay&#305;n.'
55|9|Tart&#305;y&#305; adaletle tutup-do&#287;rultun ve tart&#305;y&#305; noksan tutmay&#305;n.
55|10|Yere gelince, onu da (yarat&#305;lm&#305;&#351; bütün) varl&#305;klar için alçaltt&#305;-koydu.
55|11|Onda meyveler ve salk&#305;ml&#305; hurmal&#305;klar var.
55|12|Yaprakl&#305; taneler ve güzel kokulu bitkiler.
55|13|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|14|&#304;nsan&#305;, ate&#351;te pi&#351;mi&#351; gibi kuru bir çamurdan yaratt&#305;.
55|15|Cann'&#305; (cinni) da 'yal&#305;n-dumans&#305;z bir ate&#351;ten' yaratt&#305;.
55|16|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|17|O, iki do&#287;unun da Rabbidir, iki bat&#305;n&#305;n da Rabbidir.
55|18|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|19|Birbirleriyle kavu&#351;mak üzere iki denizi sal&#305;verdi.
55|20|&#304;kisi aras&#305;nda bir engel (berzah) vard&#305;r; birbirlerinin s&#305;n&#305;r&#305;n&#305; geçmezler.
55|21|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|22|&#304;kisinden de inci ve mercan ç&#305;kar.
55|23|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|24|Denizde koca da&#287;lar gibi yükselen gemiler O'nundur.
55|25|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|26|(Yer) ـzerindeki her&#351;ey yok olucudur;
55|27|Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacakt&#305;r.
55|28|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|29|G&ouml;klerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir i&#351;tedir.
55|30|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|31|Ey (yeryüzüne yükletilmi&#351;) iki a&#287;&#305;rl&#305;k (olan ins ve cin), yak&#305;nda (ahirette hesab&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rmek üzere) sizin için de vakit bulaca&#287;&#305;z.
55|32|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|33|Ey cin ve ins topluluklar&#305;, e&#287;er g&ouml;klerin ve yerin bucaklar&#305;ndan a&#351;&#305;p-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen a&#351;&#305;n; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaks&#305;z&#305;n a&#351;amazs&#305;n&#305;z.
55|34|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|35|&#304;kinizin de üzerine ate&#351;ten yal&#305;n bir alev ve (bak&#305;r gibi erimi&#351;) k&#305;pk&#305;z&#305;l bir duman sal&#305;verilir de 'kurtulup-ba&#351;aramazs&#305;n&#305;z.'
55|36|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|37|Sonra g&ouml;k yar&#305;l&#305;p ya&#287; gibi erimi&#351; olarak k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; bir gül oldu&#287;u zaman;
55|38|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|39|&#304;&#351;te o gün, ne insana, ne cinne günah&#305;ndan sorulmaz.
55|40|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|41|(اünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalar&#305;ndan tan&#305;n&#305;r da al&#305;nlar&#305;ndan ve ayaklar&#305;ndan yakalan&#305;rlar.
55|42|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|43|&#304;&#351;te bu, suçlu-günahkarlar&#305;n kendisini yalanlad&#305;klar&#305; cehennemdir.
55|44|Onlar, kendisiyle alabildi&#287;ine kaynar hale getirilmi&#351; su aras&#305;nda d&ouml;nüp-dola&#351;&#305;rlar.
55|45|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|46|Rabbin makam&#305;ndan korkan kimse için ise iki cennet vard&#305;r.
55|47|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|48|اe&#351;it çe&#351;it 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden s&#305;k a&#287;açlara) sahiptirler.
55|49|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|50|&#304;kisinde de akmakta olan iki p&#305;nar vard&#305;r.
55|51|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|52|&#304;kisinde de her meyveden iki çift vard&#305;r.
55|53|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|54|Astarlar&#305;, a&#287;&#305;r i&#351;lenmi&#351; atlastan yataklar üzerinde yaslan&#305;rlar. &#304;ki cennetin de meyve-dev&#351;irmesi (ordakilere) yak&#305;n (kolay)d&#305;r.
55|55|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|56|Orada bak&#305;&#351;lar&#305;n&#305; yaln&#305;zca e&#351;lerine çevirmi&#351; kad&#305;nlar vard&#305;r ki, bunlardan &ouml;nce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmu&#351;tur.
55|57|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|58|Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.
55|59|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|60|&#304;hsan&#305;n kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; ihsandan ba&#351;kas&#305; m&#305;d&#305;r?
55|61|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|62|Bu-ikisinin &ouml;tesinde iki cennet daha var.
55|63|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|64|Alabildi&#287;ine yemye&#351;ildirler.
55|65|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|66|&#304;çlerinde durmaks&#305;z&#305;n f&#305;&#351;k&#305;r&#305;p-akan iki p&#305;nar vard&#305;r.
55|67|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|68|&#304;çlerinde (her türden) meyve, e&#351;siz-hurma ve e&#351;siz-nar vard&#305;r.
55|69|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|70|Orada huylar&#305; güzel, yüzleri güzel kad&#305;nlar vard&#305;r.
55|71|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|72|Ota&#287;lar içinde korunmu&#351; huri kad&#305;nlar.
55|73|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|74|Bunlardan &ouml;nce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmu&#351;tur.
55|75|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|76|Ye&#351;il yast&#305;klara ve çarp&#305;c&#305; güzellikteki d&ouml;&#351;eklere yaslan&#305;rlar.
55|77|&#350;u halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
55|78|Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin ad&#305; ne Yücedir.
56|1|Vak&#305;a (kesin bir gerçek olan k&#305;yamet) vuku buldu&#287;u zaman,
56|2|Onun vukuuna (gerçekle&#351;mesine art&#305;k) yalan diyecek yoktur.
56|3|O a&#351;a&#287;&#305;lat&#305;c&#305;, yücelticidir.
56|4|Yer, &#351;iddetli bir sars&#305;nt&#305;yla sars&#305;ld&#305;&#287;&#305;,
56|5|Ve da&#287;lar darmada&#287;&#305;n olup ufaland&#305;&#287;&#305;,
56|6|Derken toz duman halinde da&#287;&#305;l&#305;p-savruldu&#287;u,
56|7|Ve sizler de üç s&#305;n&#305;f oldu&#287;unuz zaman;
56|8|&#304;&#351;te o "Ashab-&#305; Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-&#305; Meymene".
56|9|"Ashab-&#305; Me&#351;'eme" ne (mutsuz ve u&#287;ursuzdur o) "Ashab-&#305; Me&#351;'eme".
56|10|Yar&#305;&#351;&#305;p &ouml;ne geçenler de, &ouml;ne geçmi&#351; &ouml;ncülerdir.
56|11|&#304;&#351;te onlar, yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; (mukarreb) olanlard&#305;r.
56|12|Nimetlerle-donat&#305;lm&#305;&#351; cennetler içinde;
56|13|Birço&#287;u geçmi&#351; (ümmet)lerden,
56|14|Biraz&#305; da sonrakilerden.
56|15|'ضzenle i&#351;lenmi&#351; mücevher' tahtlar üzerindedirler.
56|16|Kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; yaslanm&#305;&#351;lard&#305;r.
56|17|اevrelerinde &ouml;lümsüzlü&#287;e ula&#351;m&#305;&#351; gençler d&ouml;nüp dola&#351;&#305;r;
56|18|Kayna&#287;&#305;ndan (doldurulmu&#351;) testiler, ibrikler ve kadehler,
56|19|Ki bundan ne ba&#351;lar&#305;n&#305; bir a&#287;r&#305; tutar, ne de kendilerinden geçip ak&#305;llar&#305; çelinir.
56|20|Arzulay&#305;p-seçecekleri meyveler,
56|21|Canlar&#305;n&#305;n çekti&#287;i ku&#351; eti.
56|22|Ve iri g&ouml;zlü huriler,
56|23|Sanki sakl&#305; inciler gibi;
56|24|Yapt&#305;klar&#305;na bir kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere (onlara sunulur);
56|25|Orada, ne 'saçma ve bo&#351; bir s&ouml;z' i&#351;itirler, ne günaha sokma.
56|26|Yaln&#305;zca bir s&ouml;z (i&#351;itirler:) "Selam, selam."
56|27|"Ashab-&#305; Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-&#305; Yemin."
56|28|Yüklü dallar&#305; bükülmü&#351; kiraz (a&#287;açlar&#305;),
56|29|ـstüste dizili meyveleri sarkm&#305;&#351; muz a&#287;açlar&#305;,
56|30|Yay&#305;l&#305;p-uzanm&#305;&#351; g&ouml;lgeler,
56|31|Durmaks&#305;z&#305;n akan su(lar);
56|32|Ve (daha) birçok meyveler aras&#305;nda,
56|33|Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).
56|34|Yükseklere-kurulmu&#351; d&ouml;&#351;ekler (sedirler).
56|35|Gerçek &#351;u ki, Biz onlar&#305; yeni bir in&#351;a (yaratma) ile in&#351;a edip-yaratt&#305;k.
56|36|Onlar&#305; hep bakireler olarak k&#305;ld&#305;k,
56|37|E&#351;lerine sevgiyle tutkun (ve) hep ya&#351;&#305;t,
56|38|"Ashab-&#305; Yemin" olanlar için.
56|39|(Bunlar&#305;n) Birço&#287;u geçmi&#351; (ümmet)lerden,
56|40|Birço&#287;u da sonrakilerdendir.
56|41|"Ashab-&#305; &#350;imal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-&#305; &#350;imal."
56|42|Hücrelere i&#351;leyen kavurucu bir s&#305;cakl&#305;k ve kaynar su,
56|43|Ve kapkara dumandan bir g&ouml;lge içindedirler.
56|44|Ki o, ne serindir, ne ferahlat&#305;c&#305; (kerim).
56|45|اünkü onlar, bundan &ouml;nce varl&#305;k içinde &#351;&#305;mart&#305;lm&#305;&#351; olanlard&#305;.
56|46|Onlar, büyük günah üzerinde &#305;srarl&#305; davrananlard&#305;.
56|47|Ve derlerdi ki: "Biz &ouml;ldü&#287;ümüz, toprak ve kemik oldu&#287;umuzda m&#305;, gerçekten biz mi diriltilecekmi&#351;iz?"
56|48|"ضnceden gelip-geçmi&#351; atalar&#305;m&#305;z da m&#305;?"
56|49|De ki: "&#350;üphesiz, &ouml;ncekiler de ve sonrakiler de."
56|50|"Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklard&#305;r."
56|51|Sonra gerçekten siz, ey sap&#305;k olan yalanlay&#305;c&#305;lar,
56|52|&#350;üphesiz zakkum olan bir a&#287;açtan yiyeceksiniz.
56|53|B&ouml;ylece kar&#305;nlar&#305;(n&#305;z&#305;) ondan dolduracaks&#305;n&#305;z.
56|54|Onun üzerine de alabildi&#287;ine kaynar sudan içeceksiniz.
56|55|ـstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içi&#351;i gibi içeceksiniz.
56|56|&#304;&#351;te bu, onlar&#305;n din (hesap ve ceza) gününde &#351;&ouml;lenleridir.
56|57|Sizleri Biz yaratt&#305;k, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
56|58|&#350;imdi (rahimlere) d&ouml;kmekte oldu&#287;unuz meniyi g&ouml;rdünüz mü?
56|59|Onu sizler mi yarat&#305;yorsunuz, yoksa Yarat&#305;c&#305; Biz miyiz?
56|60|Sizin aran&#305;zda &ouml;lümü takdir eden Biziz ve Bizim &ouml;nümüze geçilmi&#351; de&#287;ildir;
56|61|(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-de&#287;i&#351;tirme ve sizi &#351;imdi bilemeyece&#287;iniz bir &#351;ekilde-in&#351;a etme konusunda.
56|62|Andolsun, ilk in&#351;a (yaratma)y&#305; bildiniz; ama &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünmeniz gerekmez mi?
56|63|&#350;imdi ekmekte oldu&#287;unuz (tohum)u g&ouml;rdünüz mü?
56|64|Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
56|65|E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305;k, gerçekten onu bir ot k&#305;r&#305;nt&#305;s&#305; k&#305;lard&#305;k; b&ouml;ylelikle &#351;a&#351;ar-kal&#305;rd&#305;n&#305;z.
56|66|(&#350;&ouml;yle de s&#305;zlan&#305;rd&#305;n&#305;z:) "Do&#287;rusu biz, a&#287;&#305;r bir borç alt&#305;na girip-zorland&#305;k."
56|67|"Hay&#305;r, biz büsbütün yoksun b&#305;rak&#305;ld&#305;k."
56|68|&#350;imdi siz, içmekte oldu&#287;unuz suyu g&ouml;rdünüz mü?
56|69|Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?
56|70|E&#287;er dilemi&#351; olsayd&#305;k onu tuzlu k&#305;lard&#305;k; &#351;ükretmeniz gerekmez mi?
56|71|&#350;imdi yakmakta oldu&#287;unuz ate&#351;i g&ouml;rdünüz mü?
56|72|Onun a&#287;ac&#305;n&#305; sizler mi in&#351;a ettiniz (yaratt&#305;n&#305;z), yoksa onu in&#351;a eden Biz miyiz?
56|73|Biz onu hem bir &ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatma (konusu), hem ihtiyac&#305; olanlara bir meta k&#305;ld&#305;k.
56|74|&#350;u halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
56|75|Hay&#305;r, y&#305;ld&#305;zlar&#305;n yer (mevki)lerine yemin ederim.
56|76|&#350;üphesiz bu, e&#287;er bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
56|77|Elbette bu, bir Kur'an-&#305; Kerim'dir.
56|78|Saklanm&#305;&#351;-korunmu&#351; bir Kitap'ta (yaz&#305;l&#305;)d&#305;r.
56|79|Ona, temizlenip-ar&#305;nm&#305;&#351; olanlardan ba&#351;kas&#305; dokunamaz.
56|80|Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
56|81|&#350;imdi siz bu s&ouml;zü mü hor g&ouml;rüp-küçümsüyorsunuz?
56|82|Ve r&#305;zk&#305;n&#305;z&#305; (Kur'an'dan yararlanma nimetini b&#305;rak&#305;p onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi k&#305;l&#305;yorsunuz?
56|83|Hele can bo&#287;aza gelip dayand&#305;&#287;&#305;nda,
56|84|Ki o s&#305;rada siz (sadece) bak&#305;p-durursunuz,
56|85|Biz ona sizden daha yak&#305;n&#305;z; ancak g&ouml;rmezsiniz.
56|86|&#304;&#351;te o vakit, e&#287;er ceza g&ouml;rmeyecek iseniz,
56|87|E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan&#305;z, onu, (ç&#305;kmakta olan can&#305;) geri çevirsenize.
56|88|E&#287;er o (&ouml;lecek ki&#351;i), yak&#305;n k&#305;l&#305;nan (mukarreb olan)lardan ise,
56|89|Bu durumda rahatl&#305;k, güzel r&#305;z&#305;k ve nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; cennet (onundur).
56|90|Ve e&#287;er "Ashab-&#305; Yemin"den ise,
56|91|Art&#305;k, "Ashab-&#305; Yemin"den selam sana.
56|92|Ve e&#287;er o, yalanlayan sap&#305;klardan ise,
56|93|Art&#305;k (onun için) alabildi&#287;ine kaynar sudan bir &#351;&ouml;len vard&#305;r.
56|94|Ve ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;e bir at&#305;lma da.
56|95|&#350;üphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
56|96|ضyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
57|1|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305; tesbih etmi&#351;tir. O, üstün ve güçlü (aziz) oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
57|2|G&ouml;klerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve &ouml;ldürür. O, her&#351;eye güç yetirendir.
57|3|O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Bat&#305;nd&#305;r. O, her&#351;eyi bilendir.
57|4|G&ouml;kleri ve yeri alt&#305; günde yaratan, sonra ar&#351;a istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan ç&#305;kan&#305;, g&ouml;kten ineni ve ona ç&#305;kan&#305; bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
57|5|G&ouml;klerin ve yerin mülkü O'nundur. (Sonunda bütün) i&#351;ler Allah'a d&ouml;ndürülür.
57|6|Geceyi gündüze ba&#287;lay&#305;p-katar, gündüzü de geceye ba&#287;lay&#305;p-katar. O, g&ouml;&#287;üslerin &ouml;zünde (sakl&#305;) olan&#305; bilendir.
57|7|Allah'a ve Resûlü’ne iman edin. "Sizi kendilerinde halifeler k&#305;l&#305;p harcama yetkisi verdi&#287;i' &#351;eylerden infak edin. Art&#305;k sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vard&#305;r.
57|8|Size ne oluyor ki, elçi sizi Rabbinize iman etmeye ça&#287;&#305;r&#305;p-dururken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir s&ouml;z alm&#305;&#351;t&#305;. E&#287;er mü'min iseniz (inan&#305;p s&ouml;zünüzü gerçekle&#351;tirin).
57|9|Sizi karanl&#305;klardan nura ç&#305;karmas&#305; için kuluna apaç&#305;k ayetler indiren O'dur. &#350;üphesiz Allah, size kar&#351;&#305; elbette &#351;efkatli oland&#305;r, esirgeyendir.
57|10|Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa g&ouml;klerin ve yerin miras&#305; Allah'&#305;nd&#305;r. &#304;çinizden, fetihten &ouml;nce infak eden ve sava&#351;anlar (ba&#351;kas&#305;yla) bir olmaz. &#304;&#351;te onlar, derece olarak sonradan infak eden ve sava&#351;anlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olan&#305; va'detmi&#351;tir. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
57|11|Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Art&#305;k Allah, bunu onun için kat kat artt&#305;r&#305;r. Onun için ‘kerim (üstün ve onurlu) bir ecir vard&#305;r.
57|12|O gün, mü'min erkekler ile mü'min kad&#305;nlar&#305;, nurlar&#305; &ouml;nlerinde ve sa&#287;lar&#305;nda ko&#351;arken g&ouml;rürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar (oldu&#287;unuz), alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlerdir." &#304;&#351;te 'büyük kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
57|13|O gün, münaf&#305;k erkekler ile münaf&#305;k kad&#305;nlar, iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bak&#305;n, sizin nurunuzdan birazc&#305;k al&#305;p-yararlanal&#305;m." Onlara: "Arkan&#305;za (dünyaya) d&ouml;nün de bir nur aray&#305;p-bulmaya çal&#305;&#351;&#305;n" denilir. Derken aralar&#305;nda kap&#305;s&#305; olan bir sur çekilmi&#351;tir; onun iç yan&#305;nda rahmet, d&#305;&#351; yan&#305;nda o y&ouml;nden azap vard&#305;r.
57|14|(Münaf&#305;klar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte de&#287;il miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye dü&#351;ürdünüz, (Müslümanlar&#305; ac&#305;lar&#305;n ve y&#305;k&#305;mlar&#305;n sarmas&#305;n&#305;) g&ouml;zetip-beklediniz, (Allah'a ve &#304;slam'a kar&#351;&#305;) ku&#351;kulara kap&#305;ld&#305;n&#305;z. Sizleri kuruntular yan&#305;lt&#305;p-aldatt&#305;. Sonunda Allah'&#305;n emri (olan &ouml;lüm) geliverdi; ve o aldalt&#305;c&#305; da sizi Allah ile (Allah'&#305;n ad&#305;n&#305; kullanarak, hatta masumca sizden g&ouml;rünerek) aldatm&#305;&#351; oldu."
57|15|Art&#305;k bugün sizden herhangi bir fidye al&#305;nmaz ve inkar edenlerden de.. Bar&#305;nma yeriniz ate&#351;tir, sizin veliniz (size yara&#351;an dost) odur; o ne k&ouml;tü bir gidi&#351; yeridir.
57|16|&#304;man edenlerin, Allah'&#305;n ve haktan inmi&#351; olan&#305;n zikri için kalplerinin 'sayg&#305; ve korku ile yumu&#351;amas&#305;' zaman&#305; gelmedi mi? Onlar, bundan &ouml;nce kendilerine kitap verilmi&#351;, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmi&#351;, b&ouml;ylece kalpleri de kat&#305;la&#351;m&#305;&#351; bulunanlar gibi olmas&#305;nlar. Onlardan ço&#287;u fas&#305;k olanlard&#305;.
57|17|Bilin ki gerçekten Allah, &ouml;lümünden sonra yeryüzüne hayat verir. &#350;üphesiz Biz, umulur ki akl&#305;n&#305;z&#305; kullan&#305;rs&#305;n&#305;z diye size ayetleri aç&#305;klad&#305;k.
57|18|Gerçek &#351;u ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kad&#305;nlar ve Allah'a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat artt&#305;r&#305;l&#305;r ve 'kerim (üstün ve onurlu)' olan ecir de onlar&#305;nd&#305;r.
57|19|Allah'a ve O'nun Resûlü’ne iman edenler; i&#351;te onlar Rableri Kat&#305;nda s&#305;ddîklar ve &#351;ehidler (veya &#351;ahid)lerdir. Onlar&#305;n ecirleri ve nurlar&#305; vard&#305;r. &#304;nkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; i&#351;te onlar da cehennem halk&#305;d&#305;r.
57|20|Bilin ki, dünya hayat&#305; ancak bir oyun, '(e&#287;lence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aran&#305;zda bir &ouml;vünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'ço&#287;alma-tutkusu'dur. Bir ya&#287;mur &ouml;rne&#287;i gibi; onun bitirdi&#287;i ekin ekicilerin (veya kafirlerin) ho&#351;una gitmi&#351;tir, sonra kuruyuverir, bir de bakars&#305;n ki sapsar&#305; kesilmi&#351;, sonra o, bir çer-ç&ouml;p oluvermi&#351;tir. Ahirette ise &#351;iddetli bir azap; Allah'tan bir ma&#287;firet ve bir ho&#351;nutluk (r&#305;za) vard&#305;r. Dünya hayat&#305;, aldan&#305;&#351; olan bir metadan ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir.
57|21|Rabbinizden olan bir ma&#287;firete ve cennete (kavu&#351;mak için) 'çaba g&ouml;sterip-yar&#305;&#351;&#305;n,' ki (o cennet) geni&#351;li&#287;i g&ouml;k ile yerin geni&#351;li&#287;i gibi olup Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler için haz&#305;rlanm&#305;&#351;t&#305;r. &#304;&#351;te bu, Allah'&#305;n fazl&#305;d&#305;r ki, onu diledi&#287;ine verir. Allah büyük fazl sahibidir.
57|22|Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan &ouml;nce, bir kitapta (yaz&#305;l&#305;) olmas&#305;n. &#350;üphesiz bu, Allah'a g&ouml;re pek kolayd&#305;r.
57|23|ضyle ki, elinizden ç&#305;kana kar&#351;&#305; üzüntü duymayas&#305;n&#305;z ve size (Allah'&#305;n) verdikleri dolay&#305;s&#305;yla sevinip-&#351;&#305;marmayas&#305;n&#305;z. Allah, büyüklük taslay&#305;p b&ouml;bürleneni sevmez.
57|24|Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara cimrili&#287;i emr (tavsiye) ederler. Her kim yüz çevirirse, art&#305;k &#351;üphesiz Allah, ذaniy (hiçbir &#351;eye muhtaç olmayan), Hamid (&ouml;vülmeye lay&#305;k olan) O'dur.
57|25|Andolsun, Biz elçilerimizi apaç&#305;k belgelerle g&ouml;nderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitab&#305; ve mizan&#305; indirdik. Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çe&#351;itli) yararlar bulunan demiri de indirdik; &ouml;yle ki Allah, Kendisi'ne ve elçilerine gayb ile (g&ouml;rmedikleri halde) kimlerin yard&#305;m edece&#287;ini bilsin (ortaya ç&#305;kars&#305;n). &#350;üphesiz Allah, büyük kuvvet sahibidir, üstün oland&#305;r.
57|26|Andolsun, Biz Nuh'u ve &#304;brahim'i (elçi olarak) g&ouml;nderdik, peygamberli&#287;i ve kitab&#305; onlar&#305;n soylar&#305;nda k&#305;ld&#305;k. ضyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vard&#305;r, onlardan birço&#287;u da fas&#305;k olanlard&#305;r.
57|27|Sonra onlar&#305;n izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ard&#305;nca g&ouml;nderdik. Meryem o&#287;lu &#304;sa'y&#305; da arkalar&#305;ndan g&ouml;nderdik; ona &#304;ncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir &#351;efkat ve merhamet k&#305;ld&#305;k. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanl&#305;&#287;&#305; ise, Biz onlara yazmad&#305;k (emretmedik). Ancak Allah'&#305;n r&#305;zas&#305;n&#305; aramak için (türettiler) ama buna da gerekti&#287;i gibi uymad&#305;lar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birço&#287;u da fas&#305;k olanlard&#305;r.
57|28|Ey iman edenler, Allah'tan sak&#305;n&#305;p-korkun ve O'nun elçisine iman edin, size Kendi rahmetinden iki kat (güzel kar&#351;&#305;l&#305;k) versin. Size kendisiyle yürüyece&#287;iniz bir nur k&#305;ls&#305;n ve size ma&#287;firet etsin. Allah çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
57|29|ضyle ki, Kitap Ehli (Yahudi ve H&#305;ristiyanlar) Allah'&#305;n fazl&#305;ndan hiçbir &#351;eye 'güç yetirip-sahip olmad&#305;klar&#305;n&#305;' ve fazl&#305;n muhakkak Allah'&#305;n elinde oldu&#287;unu, onu diledi&#287;ine verdi&#287;ini bilip-&ouml;&#287;rensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir.
58|1|Gerçekten Allah, e&#351;i konusunda seninle tart&#305;&#351;an ve Allah'a &#351;ikayette bulunan (kad&#305;n)&#305;n s&ouml;zünü i&#351;itti. Allah, aran&#305;zda geçen konu&#351;malar&#305; i&#351;itiyordu. &#350;üphesiz Allah, i&#351;itendir, g&ouml;rendir.
58|2|Sizden kad&#305;nlar&#305;na "z&#305;har"da bulunanlar (bilsinler ki, kad&#305;nlar&#305;) onlar&#305;n anneleri de&#287;ildir. Anneleri, yaln&#305;zca kendilerini do&#287;uranlard&#305;r. &#350;üphesiz onlar, çirkin ve yalan s&ouml;ylemektedirler. Gerçekten Allah, çok affeden, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
58|3|Kad&#305;nlar&#305;na "z&#305;har"da bulunanlar, sonra s&ouml;ylediklerinden geri d&ouml;nenlerin, birbirleriyle temas etmeden &ouml;nce bir k&ouml;leyi &ouml;zgürlü&#287;üne kavu&#351;turmalar&#305; gerekir. &#304;&#351;te size bununla &ouml;&#287;üt verilmektedir. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber aland&#305;r.
58|4|Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden &ouml;nce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmi&#351;tir); buna güç yetiremeyenler altm&#305;&#351; yoksulu doyursun. Bu (kolayl&#305;k), Allah'a ve O'nun Resûlü’ne iman etmeniz dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r. Bunlar, Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r. Kafirler içinse ac&#305; bir azap vard&#305;r.
58|5|Gerçekten Allah'a ve Resûlü’ne kar&#351;&#305; (onlar&#305;n koyduklar&#305; s&#305;n&#305;rlar&#305; tan&#305;may&#305;p kendileri s&#305;n&#305;r koymaya kalk&#305;&#351;makla) ba&#351;kald&#305;ranlar, kendilerinden &ouml;ncekilerin alçalt&#305;lmas&#305; gibi alçalt&#305;lm&#305;&#351;lard&#305;r. Oysa Biz apaç&#305;k ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vard&#305;r.
58|6|Allah, hepsini diriltece&#287;i gün, onlara neler yapt&#305;klar&#305;n&#305; haber verecektir. Allah, onlar&#305; (yapt&#305;klar&#305;yla bir bir) saym&#305;&#351;t&#305;r; onlar ise onu unutmu&#351;lard&#305;r. Allah, her&#351;eye &#351;ahid oland&#305;r.
58|7|Allah'&#305;n g&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümünü gerçekten bilmekte oldu&#287;unu g&ouml;rmüyor musun? (Kendi aralar&#305;nda gizli toplant&#305;lar düzenleyip) F&#305;s&#305;lda&#351;makta olan üç ki&#351;iden d&ouml;rdüncüleri mutlaka O'dur; be&#351;in alt&#305;nc&#305;s&#305; da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yapt&#305;klar&#305;n&#305; k&#305;yamet günü kendilerine haber verecektir. &#350;üphesiz Allah, her&#351;eyi bilendir.
58|8|'Gizli toplant&#305;lar&#305;n f&#305;s&#305;lda&#351;malar&#305;ndan’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri &#351;eye d&ouml;nenleri; günah, dü&#351;manl&#305;k ve Peygamber’e isyan&#305; (aralar&#305;nda) f&#305;s&#305;lda&#351;anlar&#305; g&ouml;rmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'&#305;n selamlad&#305;&#287;&#305; biçimde selaml&#305;yorlar. Ve kendi kendilerine: "S&ouml;ylediklerimiz dolay&#305;s&#305;yla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Art&#305;k o, ne k&ouml;tü bir gidi&#351; yeridir.
58|9|Ey iman edenler, kendi aran&#305;zda gizli konu&#351;malarda bulunaca&#287;&#305;n&#305;z zaman, bundan b&ouml;yle günah, dü&#351;manl&#305;k ve Peygamber’e isyan&#305; f&#305;s&#305;lda&#351;&#305;p-konu&#351;may&#305;n; birri (iyili&#287;i) ve takvay&#305; konu&#351;un ve huzurunda toplanaca&#287;&#305;n&#305;z Allah'tan sak&#305;n&#305;n.
58|10|&#350;üphesiz 'gizli toplant&#305;lar&#305;n f&#305;s&#305;lda&#351;malar&#305;' (kulis), iman edenleri üzüntüye dü&#351;ürmek için ancak &#351;eytan (ürünü olan i&#351;ler)dand&#305;r. Oysa Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n o, onlara hiçbir &#351;eyle zarar verecek de&#287;ildir. &#350;u halde mü'minler, yaln&#305;zca Allah'a tevekkül etsinler.
58|11|Ey iman edenler, size meclislerde "Yer aç&#305;n" dendi&#287;i zaman, yer aç&#305;n; Allah size geni&#351;lik versin. Size: "Kalk&#305;n" denildi&#287;i zaman da kalk&#305;n. Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
58|12|Ey iman edenler, Peygambere gizli bir &#351;ey arzedece&#287;iniz zaman, gizli konu&#351;man&#305;zdan &ouml;nce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hay&#305;rl&#305; ve daha temizdir. &#350;ayet (buna imkan) bulamazsan&#305;z, art&#305;k &#351;üphesiz Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
58|13|Gizli konu&#351;man&#305;zdan &ouml;nce sadaka vermekten ürktünüz mü? اünkü yapmad&#305;n&#305;z, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. &#350;u halde namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü’ne itaat edin. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
58|14|Allah'&#305;n kendilerine kar&#351;&#305; gazabland&#305;&#287;&#305; bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri g&ouml;rmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (aç&#305;kça gerçe&#287;i) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
58|15|Allah, onlara &#351;iddetli bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r. Do&#287;rusu onlar&#305;n yapt&#305;klar&#305; ne k&ouml;tüdür.
58|16|Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, b&ouml;ylece Allah'&#305;n yolundan al&#305;koydular. Art&#305;k onlar için alçalt&#305;c&#305; bir azap vard&#305;r.
58|17|Ne mallar&#305;, ne çocuklar&#305; onlara Allah'a kar&#351;&#305; hiçbir &#351;eyle yarar sa&#287;lamaz. Onlar, ate&#351;in halk&#305;d&#305;r, içinde süresiz kalacaklard&#305;r.
58|18|Onlar&#305;n tümünü Allah'&#305;n diriltece&#287;i gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir &#351;ey üzerine olduklar&#305;n&#305; sanacaklard&#305;r. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan s&ouml;yleyenlerin ta kendileridir.
58|19|&#350;eytan onlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r; b&ouml;ylelikle onlara Allah'&#305;n zikrini unutturmu&#351;tur. &#304;&#351;te onlar, &#351;eytan&#305;n f&#305;rkas&#305;d&#305;r. Dikkat edin; &#351;üphesiz &#351;eytan&#305;n f&#305;rkas&#305;, hüsrana u&#287;rayanlar&#305;n ta kendileridir.
58|20|Hiç &#351;üphesiz Allah'a ve Resûlü’ne kar&#351;&#305; (onlar&#305;n koyduklar&#305; s&#305;n&#305;rlar&#305; tan&#305;may&#305;p kendileri s&#305;n&#305;r koymaya kalk&#305;&#351;makla) ba&#351;kald&#305;ranlar; i&#351;te onlar, en çok zillete dü&#351;enler aras&#305;nda olanlard&#305;r.
58|21|Allah, yazm&#305;&#351;t&#305;r: "Andolsun, ben galip gelece&#287;im ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün oland&#305;r.
58|22|Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazs&#305;n ki, Allah'a ve elçisine ba&#351;kald&#305;ran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) ba&#287;&#305; kurmu&#351; olsunlar; bunlar, ister babalar&#305;, ister çocuklar&#305;, ister karde&#351;leri, isterse kendi a&#351;iretleri (soylar&#305;) olsun. Onlar, &ouml;yle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine iman&#305; yazm&#305;&#351; ve onlar&#305; Kendinden bir ruh ile desteklemi&#351;tir. Onlar&#305;, altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokacakt&#305;r; orda süresiz olarak kalacaklard&#305;r. Allah, onlardan raz&#305; olmu&#351;, onlar da O'ndan raz&#305; olmu&#351;lard&#305;r. &#304;&#351;te onlar, Allah'&#305;n f&#305;rkas&#305;d&#305;r. Dikkat edin; &#351;üphesiz Allah'&#305;n f&#305;rkas&#305; olanlar, felah (umutlar&#305;n&#305; gerçekle&#351;tirip kurtulu&#351;) bulanlar&#305;n ta kendileridir.
59|1|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305; tesbih etmi&#351;tir. O, üstün ve güçlü oland&#305;r, hüküm ve hikmet sahibidir.
59|2|Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlar&#305;ndan ç&#305;karan O'dur. Onlar&#305;n ç&#305;kacaklar&#305;n&#305; siz sanmam&#305;&#351;t&#305;n&#305;z, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyaca&#287;&#305;n&#305; sanm&#305;&#351;lard&#305;. B&ouml;ylece Allah(&#305;n azab&#305;) da, onlara hesaba katmad&#305;klar&#305; bir y&ouml;nden geldi, yüreklerine korku sald&#305;; &ouml;yle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlard&#305;. Art&#305;k ey basiret sahipleri ibret al&#305;n.
59|3|E&#287;er Allah, onlara sürgünü yazmam&#305;&#351; olsayd&#305;, muhakkak onlar&#305; (yine) dünyada azapland&#305;r&#305;rd&#305;. Ahirette ise onlar için ate&#351; azab&#305; vard&#305;r.
59|4|Bu, onlar&#305;n Allah'a ve O'nun Resûlü’ne 'ba&#351;kald&#305;r&#305;p ayr&#305;l&#305;k ç&#305;karmalar&#305;' dolay&#305;s&#305;ylad&#305;r. Kim Allah'a ba&#351;kald&#305;r&#305;p-ayr&#305;l&#305;k ç&#305;kar&#305;rsa, muhakkak Allah, cezas&#305; (ikab&#305;) pek &#351;iddetli oland&#305;r.
59|5|Hurma a&#287;açlar&#305;ndan her neyi kesmi&#351;seniz veya k&ouml;kleri üzerinde dimdik b&#305;rakm&#305;&#351;san&#305;z, (bu) Allah'&#305;n izniyledir ve fas&#305;k olanlar&#305; alçaltmas&#305; içindir.
59|6|Onlardan Allah'&#305;n elçisine verdi&#287;i "fey'e" gelince, ki siz buna kar&#351;&#305; (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat k&#305;lar. Allah, her&#351;eye güç yetirendir.
59|7|Allah'&#305;n o (fethedilen) &#351;ehir halk&#305;ndan Resûlü’ne verdi&#287;i fey, Allah'a, Resûl’e, (ve Resûl’e) yak&#305;n akrabal&#305;&#287;&#305; olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalm&#305;&#351;lara aittir. ضyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar aras&#305;nda d&ouml;nüp-dola&#351;an bir devlet olmas&#305;n. Resûl size ne verirse art&#305;k onu al&#305;n, sizi neden sak&#305;nd&#305;r&#305;rsa art&#305;k ondan sak&#305;n&#305;n ve Allah'tan korkun. &#350;üphesiz Allah, cezas&#305; (ikab&#305;) pek &#351;iddetli oland&#305;r.
59|8|(Bundan ba&#351;ka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) aray&#305;p, Allah'a ve O'nun Resûlü’ne yard&#305;m ederlerken yurtlar&#305;ndan ve mallar&#305;ndan sürülüp-ç&#305;kar&#305;lm&#305;&#351;lard&#305;r. &#304;&#351;te bunlar, sad&#305;k olanlar bunlard&#305;r.
59|9|Kendilerinden &ouml;nce o yurdu (Medine'yi) haz&#305;rlay&#305;p iman&#305; (g&ouml;nüllerine) yerle&#351;tirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen &#351;eylerden dolay&#305; içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir aç&#305;kl&#305;k (ihtiyaç) olsa bile (karde&#351;lerini) &ouml;z nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkular&#305;ndan' korunmu&#351;sa, i&#351;te onlar, felah (kurtulu&#351;) bulanlard&#305;r.
59|10|Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden &ouml;nce iman etmi&#351; olan karde&#351;lerimizi ba&#287;&#305;&#351;la ve kalplerimizde iman edenlere kar&#351;&#305; bir kin b&#305;rakma. Rabbimiz, gerçekten Sen, çok &#351;efkatlisin, çok esirgeyicisin."
59|11|Münaf&#305;kl&#305;k edenleri g&ouml;rmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden karde&#351;lerine derler ki: "Andolsun, e&#287;er siz (yurtlar&#305;n&#305;zdan) ç&#305;kar&#305;lacak olursan&#305;z, mutlaka biz de sizinle birlikte ç&#305;kar&#305;z ve size kar&#351;&#305; olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. "E&#287;er size kar&#351;&#305; sava&#351;&#305;l&#305;rsa elbette size yard&#305;m ederiz." Oysa Allah, &#351;ahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalanc&#305;d&#305;rlar.
59|12|Andolsun, (yurtlar&#305;ndan) ç&#305;kar&#305;lacak olurlarsa onlarla birlikte ç&#305;kmazlar. Onlara kar&#351;&#305; sava&#351;&#305;l&#305;rsa da, kendilerine yard&#305;mda bulunmazlar; yard&#305;m etseler bile (arkalar&#305;na) d&ouml;nüp-kaçarlar. Sonra kendilerine yard&#305;m edilmez.
59|13|Herhalde içlerinde 'deh&#351;et ve y&#305;lg&#305;nl&#305;k uyand&#305;rma bak&#305;m&#305;ndan' siz, Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, &#351;üphesiz onlar&#305;n 'derin bir kavray&#305;&#351;a sahip olmamalar&#305;' dolay&#305;s&#305;yla b&ouml;yledir.
59|14|Onlar, iyice korunmu&#351; &#351;ehirlerde veya duvar arkas&#305;nda olmaks&#305;z&#305;n sizinle toplu bir halde sava&#351;mazlar. Kendi aralar&#305;ndaki çarp&#305;&#351;malar&#305; ise pek &#351;iddetlidir. Sen onlar&#305; birlik san&#305;rs&#305;n, oysa kalpleri paramparçad&#305;r. Bu, &#351;üphesiz onlar&#305;n akletmeyen bir kavim olmalar&#305; dolay&#305;s&#305;yla b&ouml;yledir.
59|15|Kendilerinden &ouml;nce yak&#305;n geçmi&#351;te olanlar&#305;n durumu gibi; onlar, yapt&#305;klar&#305;n&#305;n sonucunu tadm&#305;&#351;lard&#305;r. Onlara ac&#305; bir azap vard&#305;r.
59|16|&#350;eytan&#305;n durumu gibi; çünkü insana "&#304;nkar et" dedi, inkar edince de: "Gerçek &#351;u ki, ben senden uza&#287;&#305;m. Do&#287;rusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkar&#305;m" dedi.
59|17|Sonunda onlar&#305;n akibetleri, &#351;üphesiz ate&#351;in içinde ikisinin de süresiz olarak kal&#305;c&#305; olmalar&#305;d&#305;r. &#304;&#351;te zalim olanlar&#305;n cezas&#305; budur.
59|18|Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yar&#305;n için neyi takdim etti&#287;ine baks&#305;n. Allah'tan korkun. Hiç &#351;üphesiz Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
59|19|Kendileri Allah'&#305; unutmu&#351;, b&ouml;ylece O da onlara kendi nefislerini unutturmu&#351; olanlar gibi olmay&#305;n. &#304;&#351;te onlar, fas&#305;k olanlar&#305;n ta kendileridir.
59|20|Ate&#351; halk&#305; ile cennet halk&#305; bir olmaz. Cennet halk&#305; 'umduklar&#305;na kavu&#351;up mutluluk içinde olanlard&#305;r.'
59|21|&#350;ayet Biz bu Kur'an'&#305; bir da&#287;&#305;n üzerine indirmi&#351; olsayd&#305;k, andolsun onu Allah korkusundan sayg&#305; ile ba&#351; e&#287;mi&#351;, parça parça olmu&#351; g&ouml;rürdün. &#304;&#351;te Biz, belki dü&#351;ünürler diye, insanlara b&ouml;yle &ouml;rnekler veririz.
59|22|O Allah ki, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Gayb&#305; da, mü&#351;ahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur.
59|23|O Allah ki, O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'&#305;r; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbard&#305;r; Mütekebbirdir. Allah, (mü&#351;riklerin) &#351;irk ko&#351;tuklar&#305;ndan çok Yücedir.
59|24|O Allah ki, Yaratan'd&#305;r, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, '&#351;ekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.
60|1|Ey iman edenler, Benim de dü&#351;man&#305;m, sizin de dü&#351;man&#305;n&#305;z olanlar&#305; veliler edinmeyin. Siz onlara kar&#351;&#305; sevgi y&ouml;neltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmi&#351;ler, Rabbiniz olan Allah'a inanman&#305;zdan dolay&#305; elçiyi de, sizi de (yurtlar&#305;n&#305;zdan) sürüp-ç&#305;karm&#305;&#351;lard&#305;r. E&#287;er siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim r&#305;zam&#305; aramak amac&#305;yla ç&#305;km&#305;&#351;san&#305;z (nas&#305;l) onlara kar&#351;&#305; hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, art&#305;k o, elbette yolun ortas&#305;ndan &#351;a&#351;&#305;r&#305;p-sapm&#305;&#351; olur.
60|2|E&#287;er sizi ele geçirecek olurlarsa, size dü&#351;man kesilirler, ellerini ve dillerini k&ouml;tülükle size uzat&#305;rlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmi&#351;lerdir.
60|3|Ne yak&#305;n akrabalar&#305;n&#305;z, ne çocuklar&#305;n&#305;z k&#305;yamet günü size bir yarar sa&#287;layamaz. (Allah) Sizin aran&#305;z&#305; ay&#305;racakt&#305;r. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
60|4|&#304;brahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir &ouml;rnek vard&#305;r. Hani kendi kavimlerine demi&#351;lerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda tapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan gerçekten uza&#287;&#305;z. Sizi (art&#305;k) tan&#305;may&#305;p-inkar ettik. Sizinle aram&#305;zda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir dü&#351;manl&#305;k ve bir kin ba&#351; g&ouml;stermi&#351;tir." Ancak &#304;brahim'in babas&#305;na: "Sana ba&#287;&#305;&#351;lanma dileyece&#287;im, ama Allah'tan gelecek herhangi bir &#351;eye kar&#351;&#305; senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana y&ouml;neldik.' D&ouml;nü&#351; Sanad&#305;r."
60|5|"Rabbimiz, bizi inkar edenler için fitne (deneme konusu) k&#305;lma ve bizi ba&#287;&#305;&#351;la Rabbimiz. &#350;üphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin."
60|6|Andolsun, onlarda sizlere, Allah'&#305; ve ahiret gününü umud edenlere güzel bir &ouml;rnek vard&#305;r. Kim yüz çevirecek olursa, art&#305;k &#351;üphesiz Allah, ذaniy (hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayan), Hamid (&ouml;vülmeye lay&#305;k olan)d&#305;r.
60|7|Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine kar&#351;&#305; dü&#351;manl&#305;k besledikleriniz aras&#305;nda bir sevgi-ba&#287;&#305; k&#305;lar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
60|8|Allah, sizinle din konusunda sava&#351;mayan, sizi yurtlar&#305;n&#305;zdan sürüp-ç&#305;karmayanlara iyilik yapman&#305;zdan ve onlara adaletli davranman&#305;zdan sizi sak&#305;nd&#305;rmaz. اünkü Allah, adalet yapanlar&#305; sever.
60|9|Allah, ancak din konusunda sizinle sava&#351;anlar&#305;, sizi yurtlar&#305;n&#305;zdan sürüp-ç&#305;karanlar&#305; ve sürülüp-ç&#305;kar&#305;lman&#305;z için arka ç&#305;kanlar&#305; dost edinmenizden sak&#305;nd&#305;r&#305;r. Kim onlar&#305; dost edinirse, art&#305;k onlar zalimlerin ta kendileridir.
60|10|Ey iman edenler, mü'min kad&#305;nlar hicret ederek size geldikleri zaman, onlar&#305; imtihan edin. Allah, onlar&#305;n imanlar&#305;n&#305; daha iyi bilendir. &#350;ayet (gerçekten) mü'min kad&#305;nlar olduklar&#305;n&#305; bilip-&ouml;&#287;renirseniz, art&#305;k sak&#305;n onlar&#305; kafirlere geri çevirmeyin. (اünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalar&#305;na kendileri için) harcad&#305;klar&#305;n&#305; verin. Onlara (hicret eden mü'min kad&#305;nlara) ücretlerini (mehirlerini) verdi&#287;iniz takdirde onlar&#305; nikahlaman&#305;zda size bir güçlük yoktur. Kafir (kad&#305;n)lar&#305;n ismetlerini (nikahlar&#305;n&#305;) tutmay&#305;n ve (onlar için) harcad&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; isteyin. Onlar da (mü'min kad&#305;nlara) harcad&#305;klar&#305;n&#305; istesinler. Bu, Allah'&#305;n hükmüdür; sizin aran&#305;zda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
60|11|Ve e&#287;er e&#351;lerinizden (kafirlere kaçmalar&#305;ndan dolay&#305;) herhangi bir &#351;ey kafirlere geçer, b&ouml;ylece siz de (sava&#351;ta onlar&#305; yenip) ganimete kavu&#351;ursan&#305;z, e&#351;leri (kaç&#305;p) gidenlere (mehir olarak) harcama yapt&#305;klar&#305;n&#305;n bir mislini verin. Kendisi'ne iman etti&#287;iniz Allah'tan sak&#305;n&#305;n.
60|12|Ey Peygamber, mü'min kad&#305;nlar, Allah'a hiçbir &#351;eyi ortak ko&#351;mamak, h&#305;rs&#305;zl&#305;k yapmamak, zina etmemek, çocuklar&#305;n&#305; &ouml;ldürmemek, elleri ve ayaklar&#305; aras&#305;nda bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri me&#351;ru olan bir çocu&#287;u kocalar&#305;na dayand&#305;rmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararl&#305; bir i&#351;) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amac&#305;yla geldikleri zaman, onlar&#305;n biatlar&#305;n&#305; kabul et ve onlar için Allah'tan ma&#287;firet iste. &#350;üphesiz Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
60|13|Ey iman edenler, Allah'&#305;n kendilerine kar&#351;&#305; gazabland&#305;&#287;&#305; bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halk&#305;ndan umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmi&#351;lerdir.
61|1|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305; tesbih etmi&#351;tir. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
61|2|Ey iman edenler, yapmayaca&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyi neden s&ouml;ylersiniz?
61|3|Yapmayaca&#287;&#305;n&#305;z &#351;eyi s&ouml;ylemeniz, Allah Kat&#305;nda bir gazab (konusu olmas&#305;) bak&#305;m&#305;ndan büyüdü (büyük bir suç te&#351;kil etti).
61|4|&#350;üphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmi&#351; bir bina gibi saf ba&#287;layarak çarp&#305;&#351;anlar&#305; sever.
61|5|Hani Musa, kavmine demi&#351;ti ki: "Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah'tan g&ouml;nderilmi&#351; bir elçi oldu&#287;umu bildi&#287;iniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" &#304;&#351;te onlar e&#287;rilip-sap&#305;nca Allah da onlar&#305;n kalplerini e&#287;riltip sapt&#305;rm&#305;&#351; oldu. Allah, fas&#305;k bir kavmi hidayete erdirmez.
61|6|Hani Meryem o&#287;lu &#304;sa da: "Ey &#304;srailo&#287;ullar&#305;, gerçekten ben, sizin için Allah'tan g&ouml;nderilmi&#351; bir elçiyim. Benden &ouml;nceki Tevrat'&#305; do&#287;rulay&#305;c&#305; ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demi&#351;ti. Fakat o, onlara apaç&#305;k belgelerle gelince: "Bu, aç&#305;kça bir büyüdür" dediler.
61|7|&#304;slam'a ça&#287;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; halde, Allah'a kar&#351;&#305; yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.
61|8|Onlar, Allah'&#305;n nurunu a&#287;&#305;zlar&#305;yla s&ouml;ndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlay&#305;c&#305;d&#305;r; kafirler ho&#351; g&ouml;rmese bile.
61|9|Elçilerini hidayet ve hak din üzere g&ouml;nderen O'dur. ضyle ki onu (hak din olan &#304;slam'&#305;) bütün dinlere kar&#351;&#305; üstün k&#305;lacakt&#305;r; mü&#351;rikler ho&#351; g&ouml;rmese bile.
61|10|Ey iman edenler, sizi ac&#305; bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?
61|11|Allah'a ve O'nun Resulü’ne iman edersiniz, mallar&#305;n&#305;zla ve canlar&#305;n&#305;zla Allah yolunda mücadele edersiniz. Bu, sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r; e&#287;er bilirseniz.
61|12|O da sizin günahlar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;lar, sizi altlar&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerle&#351;tirir. &#304;&#351;te 'büyük mutluluk ve kurtulu&#351;' budur.
61|13|Ve sevece&#287;iniz bir ba&#351;ka (nimet) daha var: Allah'tan 'yard&#305;m ve zafer (nusret)' ve yak&#305;n bir fetih. Mü'minleri müjdele.
61|14|Ey iman edenler, Allah'&#305;n yard&#305;mc&#305;lar&#305; olun: Meryem o&#287;lu &#304;sa'n&#305;n havarilere: "Allah'a (y&ouml;nelirken) benim yard&#305;mc&#305;lar&#305;m kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demi&#351;lerdi ki: "Allah'&#305;n yard&#305;mc&#305;lar&#305; bizleriz." B&ouml;ylece &#304;srailo&#287;ullar&#305;'ndan bir topluluk iman etmi&#351;, bir topluluk da inkar etmi&#351;ti. Sonunda Biz iman edenleri dü&#351;manlar&#305;na kar&#351;&#305; destekledik, onlar da üstün geldiler.
62|1|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü, Melik; Kuddüs; Aziz; Hakim olan Allah'&#305; tesbih eder.
62|2|O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onlar&#305; ar&#305;nd&#305;r&#305;p-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti &ouml;&#287;reten bir elçi g&ouml;nderendir. Oysa onlar, bundan &ouml;nce gerçekten aç&#305;kça bir sap&#305;kl&#305;k içinde idiler.
62|3|Ve henüz kendilerine ula&#351;&#305;p-kat&#305;lmam&#305;&#351; olan di&#287;erlerine de (peygamber g&ouml;nderilmi&#351;tir); O (Allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
62|4|Bu, Allah'&#305;n diledi&#287;ine verdi&#287;i fazl (lütuf ve ihsan)&#305;d&#305;r. Allah, büyük fazl sahibidir.
62|5|Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamlar&#305;, hikmet ve hükümleriyle gere&#287;i gibi) yüklenmemi&#351; olanlar&#305;n durumu, koskoca kitap yükü ta&#351;&#305;yan e&#351;e&#287;in durumu gibidir. Allah'&#305;n ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne k&ouml;tüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.
62|6|De ki: "Ey Yahudi olanlar, e&#287;er siz, (bütün) insanlardan ayr&#305; olarak yaln&#305;zca sizlerin gerçekten Allah'&#305;n velileri (dost ve sevgili kullar&#305;) oldu&#287;unuzu &ouml;ne sürüyorsan&#305;z, &#351;u halde &ouml;lümü temenni edin; e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü iseniz (bunu çekinmeden yap&#305;n)."
62|7|Oysa onlar, ellerinin &ouml;ne takdim ettikleri dolay&#305;s&#305;yla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.
62|8|De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçt&#305;&#287;&#305;n&#305;z &ouml;lüm, &#351;üphesiz sizinle kar&#351;&#305;la&#351;&#305;p-bulu&#351;acakt&#305;r. Sonra gayb&#305; da, mü&#351;ahede edilebileni de bilen (Allah)a d&ouml;ndürüleceksiniz; O da size yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; haber verecektir."
62|9|Ey iman edenler, cuma günü namaz için ça&#287;r&#305; yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman, hemen Allah'&#305; zikretmeye ko&#351;un ve al&#305;&#351;-veri&#351;i b&#305;rak&#305;n. E&#287;er bilirseniz, bu sizin için daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
62|10|Art&#305;k namaz&#305; k&#305;l&#305;nca, yeryüzünde da&#287;&#305;l&#305;n. Allah'&#305;n fazl&#305;n&#305; isteyip-aray&#305;n ve Allah'&#305; çokça zikredin; umulur ki felaha (kurtulu&#351;a ve umduklar&#305;n&#305;za) kavu&#351;mu&#351; olursunuz.
62|11|Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve &#304;slam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir e&#287;lence g&ouml;rdükleri zaman, (hemen) ona s&ouml;kün ettiler ve seni ayakta b&#305;rakt&#305;lar. De ki: "Allah'&#305;n Kat&#305;nda bulunan, e&#287;lenceden ve ticaretten daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r. Allah, r&#305;z&#305;k verenlerin en hay&#305;rl&#305;s&#305;d&#305;r."
63|1|Münaf&#305;klar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten &#351;ehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'&#305;n elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, &#351;üphesiz münaf&#305;klar&#305;n yalan s&ouml;ylediklerine &#351;ahidlik eder.
63|2|Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'&#305;n yolundan al&#305;koydular. Do&#287;rusu ne k&ouml;tü &#351;ey yap&#305;yorlar.
63|3|Bu, onlar&#305;n iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolay&#305;s&#305;yla b&ouml;yledir. B&ouml;ylece kalplerinin üzerini mühürlemi&#351;tir, art&#305;k onlar kavrayamazlar.
63|4|Sen onlar&#305; g&ouml;rdü&#287;ün zaman cüsseli yap&#305;lar&#305; be&#287;enini kazanmaktad&#305;r. Konu&#351;tuklar&#305; zaman da onlar&#305; dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayand&#305;r&#305;lm&#305;&#351; ah&#351;ap-kütük gibidirler. (Bu dayan&#305;ks&#305;zl&#305;klar&#305;ndan dolay&#305; da) Her ça&#287;r&#305;y&#305; kendileri aleyhinde san&#305;rlar. Onlar dü&#351;mand&#305;rlar, bu yüzden onlardan kaç&#305;n&#305;p-sak&#305;n&#305;n. Allah onlar&#305; kahretsin; nas&#305;l da çevriliyorlar.
63|5|Onlara: "Gelin Allah'&#305;n Resûlü sizin için ma&#287;firet (ba&#287;&#305;&#351;lanma) dilesin," denildi&#287;i zaman ba&#351;lar&#305;n&#305; yana çevirdiler. Sen, onlar&#305;n büyüklük taslam&#305;&#351;lar olarak yüz çevirmekte olduklar&#305;n&#305; g&ouml;rürsün.
63|6|Senin onlar ad&#305;na ma&#287;firet dilemen ile ma&#287;firet dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak ma&#287;firet etmeyecektir. &#350;üphesiz Allah, fas&#305;k bir kavme hidayet vermez.
63|7|Onlar ki: "Allah'&#305;n Resûlü yan&#305;nda bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmay&#305;n, sonunda da&#287;&#305;l&#305;p gitsinler," derler. Oysa g&ouml;klerin ve yerin hazineleri Allah'&#305;nd&#305;r. Ancak münaf&#305;klar kavram&#305;yorlar.
63|8|Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir d&ouml;necek olursak, gücü ve onuru çok olan, dü&#351;kün ve zay&#305;f olan&#305; elbette oradan sürüp-ç&#305;karacakt&#305;r." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'&#305;n, O'nun Resûlü’nün ve mü'minlerindir. Ancak münaf&#305;klar bilmiyorlar.
63|9|Ey iman edenler, ne mallar&#305;n&#305;z, ne çocuklar&#305;n&#305;z sizi Allah'&#305; zikretmekten 'tutkuya kapt&#305;rarak-al&#305;koymas&#305;n'; kim b&ouml;yle yaparsa, art&#305;k onlar hüsrana u&#287;rayanlar&#305;n ta kendileridir.
63|10|Sizden birinize &ouml;lüm gelip de: "Rabbim, beni yak&#305;n bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de b&ouml;ylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden &ouml;nce, size r&#305;z&#305;k olarak verdiklerimizden infak edin.
63|11|Oysa Allah, kendi eceli gelmi&#351; bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r.
64|1|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümü Allah'&#305; tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (&ouml;vgü) de O'nundur. O, her&#351;eye güç yetirendir.
64|2|Sizi yaratan O'dur; buna ra&#287;men sizden kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min, Allah, yapt&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; g&ouml;rendir.
64|3|G&ouml;kleri ve yeri hak olmak üzere yaratt&#305; ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yapt&#305;. D&ouml;nü&#351; O'nad&#305;r.
64|4|G&ouml;klerde ve yerde olanlar&#305;n tümünü bilir; sizin sakl&#305; tuttuklar&#305;n&#305;z&#305; da, aç&#305;&#287;a vurduklar&#305;n&#305;z&#305; da bilir. Allah, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
64|5|Bundan &ouml;nce inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? &#304;&#351;te onlar, i&#351;lerinin vebalini tadd&#305;lar. Onlara ac&#305; bir azap vard&#305;r.
64|6|Bu, kendilerine apaç&#305;k belgelerle elçiler geldi&#287;i halde "bizi bir be&#351;er mi hidayete ula&#351;t&#305;racak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara kar&#351;&#305;) müsta&#287;ni oldu&#287;unu (hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;) g&ouml;sterdi. Allah ذani'dir, Hamid'dir.
64|7|&#304;nkar edenler kesin olarak diriltilmeyeceklerini &ouml;ne sürdüler. De ki: "Hay&#305;r, Rabbim ad&#305;na andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yapt&#305;klar&#305;n&#305;z size haber verilecektir. Bu da Allah'a g&ouml;re oldukça kolayd&#305;r."
64|8|"&#350;u halde Allah'a, O'nun Resûlü’ne ve indirdi&#287;imiz nur (Kur'an)a iman edin. Allah yapt&#305;klar&#305;n&#305;zdan haberdard&#305;r."
64|9|Sizi toplanma günü için birarada toplayaca&#287;&#305; gün; i&#351;te bu aldanma (te&#287;abün) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun k&ouml;tülüklerini &ouml;rter ve içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olmak üzere alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. &#304;&#351;te büyük 'mutluluk ve kurtulu&#351; (fevz)' budur.
64|10|&#304;nkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da içinde sürekli kal&#305;c&#305;lar olmak üzere, ate&#351;in halk&#305;d&#305;rlar. Ne k&ouml;tü bir d&ouml;nü&#351; yeridir O.
64|11|Allah'&#305;n izni olmaks&#305;z&#305;n hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete y&ouml;neltir. Allah, her&#351;eyi bilendir.
64|12|Allah'a itaat edin ve Resûle de itaat edin. &#350;ayet yüz çevirecek olursan&#305;z, art&#305;k elçimiz üzerine dü&#351;en (yaln&#305;zca) apaç&#305;k bir tebli&#287; (gerçe&#287;i en yal&#305;n biçimde size iletme)dir.
64|13|Allah; O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. ضyleyse mü'minler (yaln&#305;zca) Allah'a tevekkül etsinler.
64|14|Ey iman edenler, gerçek &#351;u ki, sizin e&#351;lerinizden ve çocuklar&#305;n&#305;zdan bir k&#305;sm&#305; sizler için (birer) dü&#351;mand&#305;rlar. &#350;u halde onlardan sak&#305;n&#305;n. Yine de affeder, ho&#351; g&ouml;rür (kusurlar&#305;n&#305; yüzlerine vurmaz) ve ba&#287;&#305;&#351;larsan&#305;z, art&#305;k elbette Allah, ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, esirgeyendir.
64|15|Mallar&#305;n&#305;z ve çocuklar&#305;n&#305;z sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel kar&#351;&#305;l&#305;k) O'nun Kat&#305;nda oland&#305;r.
64|16|ضyleyse güç yetirebildi&#287;iniz kadar Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;n, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hay&#305;r (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkular&#305;ndan (ya da cimri tutumundan) korunursa; i&#351;te onlar, felah (kurtulu&#351;) bulanlard&#305;r.
64|17|E&#287;er Allah'a güzel bir borç verecek olursan&#305;z, onu sizin için kat kat artt&#305;r&#305;r ve sizi ba&#287;&#305;&#351;lar. Allah &#350;ekûr'dur (&#351;ükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezay&#305; vermekte acele etmeyendir).
64|18|Gayb&#305; da, mü&#351;ahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir.
65|1|Ey Peygamber, kad&#305;nlar&#305; bo&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305;z zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) bo&#351;ay&#305;n ve iddeti say&#305;n. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onlar&#305; evlerinden ç&#305;karmay&#305;n, onlar da ç&#305;kmas&#305;nlar; ancak aç&#305;k 'çirkin bir hayas&#305;zl&#305;k' g&ouml;stermeleri durumu ba&#351;ka. Bunlar Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;d&#305;r. Kim Allah'&#305;n s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; çi&#287;nerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmi&#351; olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkas&#305;ndan bir i&#351; (durum) olu&#351;turur.
65|2|Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine ula&#351;t&#305;klar&#305; zaman, art&#305;k onlar&#305; maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayr&#305;l&#305;n. &#304;çinizden adalet sahibi iki ki&#351;iyi de &#351;ahid tutun. &#350;ahidli&#287;i Allah için dosdo&#287;ru yerine getirin. &#304;&#351;te bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere &ouml;&#287;üt verilir. Kim Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;rsa, (Allah) ona bir ç&#305;k&#305;&#351; yolu g&ouml;sterir;
65|3|Ve onu hesaba katmad&#305;&#287;&#305; bir y&ouml;nden r&#305;z&#305;kland&#305;r&#305;r. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçekle&#351;tirendir. Allah, her&#351;ey için bir &ouml;lçü k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r.
65|4|Kad&#305;nlar&#305;n&#305;zdan art&#305;k adetten kesilmi&#351; olanlarla henüz adet g&ouml;rmemi&#351; bulunanlar&#305;n iddet (bekleme süre)leri, -e&#287;er &#351;üpheye dü&#351;ecek olursan&#305;z (bilin ki)- üç ayd&#305;r. Hamile kad&#305;nlar&#305;n bekleme-süresi ise, yüklerini b&#305;rakmalar&#305; (ile biter). Kim Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;rsa (Allah) ona i&#351;inde bir kolayl&#305;k g&ouml;sterir.
65|5|Bu, Allah'&#305;n size indirdi&#287;i emridir. Kim Allah'tan korkup-sak&#305;n&#305;rsa, Allah, k&ouml;tülüklerini &ouml;rter ve onun ecrini büyütür.
65|6|(Bo&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305;z) Kad&#305;nlar&#305;, gücünüz oran&#305;nda oturmakta oldu&#287;unuz yerin bir yan&#305;nda oturtun, onlara 'darl&#305;k ve s&#305;k&#305;nt&#305;ya dü&#351;ürmek amac&#305;yla' zarar vermeyin. E&#287;er onlar hamile iseler, yüklerini b&#305;rak&#305;ncaya (do&#287;umlar&#305;n&#305; yap&#305;ncaya) kadar onlara nafaka verin. &#350;ayet sizler için (çocu&#287;u) emzirirlerse, onlara ücretlerini &ouml;deyin. (Durum ve ili&#351;kilerinizi) Kendi aran&#305;zda maruf (güzellikle ve &#304;slam'a uygun bir tarz) üzere g&ouml;rü&#351;üp-konu&#351;un. E&#287;er güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocu&#287;u) onun (babas&#305;) için bir ba&#351;kas&#305; emzirebilir.
65|7|Geni&#351;-imkanlar&#305; olan, nafakay&#305; geni&#351; imkanlar&#305;na g&ouml;re versin. R&#305;zk&#305; k&#305;s&#305;tl&#305; tutulan da, art&#305;k Allah'&#305;n kendisine verdi&#287;i kadar&#305;yla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdi&#287;inden ba&#351;kas&#305;yla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlü&#287;ün ard&#305;ndan bir kolayl&#305;&#287;&#305; k&#305;l&#305;p-verecektir.
65|8|ـlkelerden niceleri vard&#305;r ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine kar&#351;&#305; gelip azm&#305;&#351;lar, b&ouml;ylece Biz de onlar&#305; çetin bir hesaba çekmi&#351;iz ve onlar&#305; benzeri g&ouml;rülmedik bir azapla azapland&#305;rm&#305;&#351;&#305;z.
65|9|Art&#305;k o (ülkelerin halk&#305;), yapt&#305;&#287;&#305; k&ouml;tülü&#287;ü tadd&#305; ve i&#351;inin sonucu bir hüsran oldu.
65|10|Allah, onlar için &#351;iddetli bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r; &ouml;yleyse ey iman eden temiz ak&#305;l sahipleri, Allah'tan korkun. Do&#287;rusu Allah, size bir zikir (uyaran, hat&#305;rlatan ve &ouml;&#287;üt veren Kur'an) indirmi&#351;tir.
65|11|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar&#305; karanl&#305;klardan nura ç&#305;karmas&#305; için Allah'&#305;n apaç&#305;k ayetlerini size okuyan bir elçi de (g&ouml;nderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kal&#305;c&#305;lar olmak üzere alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir r&#305;z&#305;k vermi&#351;tir.
65|12|Allah, yedi g&ouml;&#287;ü ve yerden de onlar&#305;n benzerini yaratt&#305;. Emir, bunlar&#305;n aras&#305;nda durmadan iner; sizin gerçekten Allah'&#305;n her&#351;eye güç yetirdi&#287;ini ve gerçekten Allah'&#305;n ilmiyle her&#351;eyi ku&#351;att&#305;&#287;&#305;n&#305; bilmeniz, &ouml;&#287;renmeniz için.
66|1|Ey Peygamber, e&#351;lerinin ho&#351;nutlu&#287;unu isteyerek, Allah'&#305;n sana helal k&#305;ld&#305;klar&#305;n&#305; niçin haram k&#305;l&#305;yorsun? Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
66|2|Allah, yeminlerinizin (keffaretle) ç&ouml;zülmesini size farz (veya me&#351;ru) k&#305;ld&#305;. Allah, sizin mevlan&#305;z (sahibiniz, yard&#305;mc&#305;n&#305;z)d&#305;r. O, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
66|3|Hani Peygamber, e&#351;lerinden baz&#305;lar&#305;na gizli bir s&ouml;z s&ouml;ylemi&#351;ti. Derken o (e&#351;lerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu aç&#305;&#287;a vurunca, O da (Peygamber) bir k&#305;sm&#305;n&#305; aç&#305;klam&#305;&#351; bir k&#305;sm&#305;n&#305; (s&ouml;ylemekten) vazgeçmi&#351;ti. Sonunda haberi verince (e&#351;i) demi&#351;ti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (her&#351;eyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demi&#351;ti.
66|4|E&#287;er sizler (Peygamberin iki e&#351;i) Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalpleriniz e&#287;rilik g&ouml;sterdi. Yok e&#287;er ona kar&#351;&#305; birbirinize destekçi olmaya kalk&#305;&#351;&#305;rsan&#305;z, art&#305;k Allah, onun mevlas&#305;d&#305;r; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)&#305; da. Bunlar&#305;n arkas&#305;ndan melekler de onun destekçisidirler.
66|5|Belki onun Rabbi, -e&#287;er o sizi bo&#351;ayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hay&#305;rl&#305; Müslüman, mü'min, g&ouml;nülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire e&#351;ler' verir.
66|6|Ey iman edenler, kendinizi ve yak&#305;nlar&#305;n&#305;z&#305; ate&#351;ten koruyun ki onun yak&#305;t&#305; insanlar ve ta&#351;lard&#305;r; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vard&#305;r. Allah kendilerine neyi emretmi&#351;se ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.
66|7|Ey inkar edenler, bugün &ouml;zür beyan etmeyin. Siz ancak yapt&#305;klar&#305;n&#305;zla cezaland&#305;r&#305;l&#305;yorsunuz.
66|8|Ey iman edenler, Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin k&ouml;tülüklerinizi &ouml;rter ve alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük dü&#351;ürmeyecektir. Nurlar&#305;, &ouml;nlerinde ve sa&#287; yanlar&#305;nda ko&#351;ar-par&#305;ldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi ba&#287;&#305;&#351;la. &#350;üphesiz Sen, her&#351;eye güç yetirensin."
66|9|Ey Peygamber, kafirlere ve münaf&#305;klara kar&#351;&#305; cihad et ve onlara kar&#351;&#305; 'sert ve cayd&#305;r&#305;c&#305;' davran. Onlar&#305;n bar&#305;nma yeri cehennemdir. Ne k&ouml;tü bir d&ouml;nü&#351; yeridir o.
66|10|Allah, inkar edenlere, Nuh'un e&#351;ini ve Lut'un e&#351;ini &ouml;rnek verdi. &#304;kisi de, kullar&#305;m&#305;zdan salih olan iki kulumuzun nikahlar&#305; alt&#305;ndayd&#305;; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolay&#305;, (kocalar&#305;) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir &#351;eyle yarar sa&#287;lamad&#305;lar. &#304;kisine de: "Ate&#351;e di&#287;er girenlerle birlikte girin" denildi.
66|11|Allah, iman edenlere de Firavun'un kar&#305;s&#305;n&#305; &ouml;rnek verdi. Hani demi&#351;ti ki: "Rabbim bana Kendi Kat&#305;nda, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yapt&#305;klar&#305;ndan kurtar ve beni o zalimler toplulu&#287;undan da kurtar."
66|12|&#304;mran'&#305;n k&#305;z&#305; Meryem'i de. Ki o kendi &#305;rz&#305;n&#305; korumu&#351;tu. B&ouml;ylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplar&#305;n&#305; tasdik etti. O, (Rabbine) g&ouml;nülden ba&#287;l&#305; olanlardand&#305;.
67|1|Mülk elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. O, her&#351;eye güç yetirendir.
67|2|O, amel (davran&#305;&#351; ve eylem) bak&#305;m&#305;ndan hanginizin daha iyi (ve güzel) olaca&#287;&#305;n&#305; denemek için &ouml;lümü ve hayat&#305; yaratt&#305;. O, üstün ve güçlü oland&#305;r, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
67|3|O, biri di&#287;eriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi g&ouml;k yaratm&#305;&#351; oland&#305;r. Rahman (olan Allah)&#305;n yaratmas&#305;nda hiçbir 'çeli&#351;ki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) g&ouml;remezsin. &#304;&#351;te g&ouml;zü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlakl&#305;k (bozukluk ve çarp&#305;kl&#305;k) g&ouml;rüyor musun?
67|4|Sonra g&ouml;zünü iki kere daha çevirip-gezdir; o g&ouml;z (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmi&#351; bir halde bitkin olarak sana d&ouml;necektir.
67|5|Andolsun, Biz en yak&#305;n olan g&ouml;&#287;ü (dünya g&ouml;&#287;ünü) kandillerle süsleyip-donatt&#305;k ve bunlar&#305;, &#351;eytanlar için ta&#351;lama-birimleri (rücum) k&#305;ld&#305;k. Onlar için ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in azab&#305;n&#305; haz&#305;rlad&#305;k.
67|6|Rablerini inkar edenler için cehennem azab&#305; vard&#305;r. Ne k&ouml;tü d&ouml;nü&#351; yeridir o.
67|7|&#304;çine at&#305;ld&#305;klar&#305; zaman, kaynay&#305;p-feveran ederken onun korkunç homurtusunu i&#351;itirler.
67|8|ضfkesinin-&#351;iddetinden neredeyse patlay&#305;p parçalanacak. Her bir grup içine at&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyar&#305;c&#305; gelmedi mi?"
67|9|Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyar&#305;c&#305; geldi. Fakat biz yalanlad&#305;k ve: “Allah hiçbir &#351;ey indirmedi, siz yaln&#305;zca büyük bir sapm&#305;&#351;l&#305;k içindesiniz, dedik."
67|10|Ve derler ki: "E&#287;er dinlemi&#351; olsayd&#305;k ya da ak&#305;l etmi&#351; olsayd&#305;k, &#351;u ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in halk&#305; aras&#305;nda olmayacakt&#305;k."
67|11|B&ouml;ylece kendi günahlar&#305;n&#305; itiraf ettiler. ا&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in halk&#305;na (Allah'&#305;n rahmetinden) uzakl&#305;k olsun.
67|12|Gerçek &#351;u ki, Rablerinden gayb ile (O'nu g&ouml;rmedikleri halde) içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için bir ma&#287;firet (ba&#287;&#305;&#351;lanma) ve büyük bir ecir vard&#305;r.
67|13|S&ouml;zünüzü ister gizleyin, ister aç&#305;&#287;a vurun. &#350;üphesiz O, sinelerin &ouml;zünde sakl&#305; duran&#305; bilendir.
67|14|O, yaratt&#305;&#287;&#305;n&#305; bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.
67|15|Sizin için, yeryüzüne boyun e&#287;diren O'dur. &#350;u halde onun omuzlar&#305;nda yürüyün ve O'nun r&#305;zk&#305;ndan yiyin. Sonunda gidi&#351; O'nad&#305;r.
67|16|G&ouml;kte olan&#305;n sizi yere geçirmeyece&#287;inden emin misiniz? Bir bakm&#305;&#351;s&#305;n&#305;z ki, o (yeryüzü) sallan&#305;p-çalkalanmaktad&#305;r.
67|17|Yoksa g&ouml;kte olan&#305;n üzerinize 'ta&#351; ya&#287;d&#305;ran (f&#305;rt&#305;nal&#305;) bir rüzgar' g&ouml;ndermeyece&#287;inden emin misiniz? Siz o takdirde Benim uyarmam nas&#305;lm&#305;&#351; bilip-&ouml;&#287;reneceksiniz.
67|18|Andolsun, kendilerinden &ouml;ncekiler de yalanlad&#305;. Fakat Beni inkar (etmelerine kar&#351;&#305;l&#305;k verdi&#287;im azap) nas&#305;lm&#305;&#351;?
67|19|Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat aç&#305;p kapayarak uçan ku&#351;lar&#305; g&ouml;rmüyorlar m&#305;? Onlar&#305; Rahman (olan Allah')tan ba&#351;kas&#305; (bo&#351;lukta) tutmuyor. &#350;üphesiz O, her&#351;eyi hakk&#305;yla g&ouml;rendir.
67|20|Rahmana kar&#351;&#305; size yard&#305;m edecek olan kimmi&#351;? &#350;u sizin ordunuz mu? Kafirler yaln&#305;zca bir gurur (kesin bir aldan&#305;&#351;) içindedirler.
67|21|E&#287;er O, r&#305;zk&#305;n&#305; tutsa (vermese), r&#305;zk&#305;n&#305;z&#305; verecek olan kimmi&#351;? Hay&#305;r; onlar, bir azg&#305;nl&#305;k ve nefret içinde inatla direniyorlar.
67|22|&#350;u halde yüzükoyun sürünerek yürüyen mi daha çok hidayete erer, yoksa dosdo&#287;ru yol üzerinde dümdüz yürümekte olan m&#305;?
67|23|De ki: "Sizi in&#351;a eden (yaratan), size kulak, g&ouml;zler ve g&ouml;nüller veren O'dur. Ne az &#351;ükrediyorsunuz?"
67|24|De ki: "Sizi yeryüzünde üretip-türeten O'dur. Siz O'na toplan&#305;p g&ouml;türüleceksiniz."
67|25|Derler ki: "E&#287;er do&#287;ru s&ouml;ylüyorsan&#305;z, &#351;u tehdit (etti&#287;iniz azap) ne zamanm&#305;&#351;?"
67|26|De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'&#305;n Kat&#305;ndad&#305;r. Ben ancak apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
67|27|Nihayet onu pek yak&#305;nda g&ouml;rdüklerinde, o inkar edenlerin yüzleri k&ouml;tüle&#351;ip-karard&#305;. Ve: "&#304;&#351;te bu, sizin (gerçekle&#351;meyecek diye) &ouml;ne sürüp durdu&#287;unuz &#351;eydir" denildi.
67|28|De ki: "Haber verir misiniz; e&#287;er Allah, beni ve benimle birlikte olanlar&#305; y&#305;k&#305;ma u&#287;rat&#305;r ya da bizi esirgerse, (peki) bu durumda kafirleri ac&#305; bir azaptan kurtaracak olan kimdir?"
67|29|De ki: "O (Allah) Rahman olan (esirgeyen koruyan)d&#305;r; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Art&#305;k siz kimin aç&#305;k bir sapm&#305;&#351;l&#305;k içinde oldu&#287;unu pek yak&#305;nda bileceksiniz."
67|30|De ki: "Haber verin; e&#287;er suyunuz yerin dibine g&ouml;çüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kayna&#287;&#305; getirebilir?
68|1|Nun. Kaleme ve sat&#305;r sat&#305;r yazd&#305;klar&#305;na andolsun.
68|2|Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun de&#287;ilsin.
68|3|Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vard&#305;r.
68|4|Ve &#351;üphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.
68|5|Art&#305;k yak&#305;nda g&ouml;receksin ve onlar da g&ouml;recekler.
68|6|Sizden, hanginizin 'fitneye tutulup-ç&#305;ld&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;.'
68|7|Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan &#351;a&#351;&#305;r&#305;p-sapt&#305;&#287;&#305;n&#305; daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdi&#287;ini de daha iyi bilendir.
68|8|&#350;u halde yalanlayanlara itaat etme.
68|9|Onlar, senin kendilerine yaranman&#305; (uzla&#351;man&#305;) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaran&#305;p-uzla&#351;acaklard&#305;.
68|10|&#350;unlar&#305;n hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k,
68|11|Alabildi&#287;ine ay&#305;play&#305;p k&ouml;tüleyen, s&ouml;z getirip g&ouml;türen (gizlilik içinde s&ouml;z ve haber ta&#351;&#305;yan),
68|12|Hayr&#305; engelleyip sürdüren, sald&#305;rgan, olabildi&#287;ince günahkar,
68|13|Zorba-sayg&#305;s&#305;z, sonra da kula&#287;&#305; kesik;
68|14|Mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye,
68|15|Kendisine ayetlerimiz okundu&#287;u zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallar&#305;d&#305;r" diyen.
68|16|Yak&#305;nda Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuraca&#287;&#305;z.
68|17|Gerçek &#351;u ki, Biz o bahçe sahiplerine bela verdi&#287;imiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka dev&#351;ireceklerine dair and içmi&#351;lerdi.
68|18|(Bu konuda) Hiçbir istisna yapm&#305;yorlard&#305;.
68|19|Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin taraf&#305;ndan dola&#351;&#305;p-gelen bir bela' onun üstünü sar&#305;p-ku&#351;at&#305;verdi.
68|20|Sonunda (bahçe) k&ouml;künden kuruyup-kapkara kesildi.
68|21|Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
68|22|"E&#287;er ürününüzü dev&#351;irecekseniz erkence kalk&#305;p-ç&#305;k&#305;n."
68|23|Derken, aralar&#305;nda f&#305;s&#305;lda&#351;arak ç&#305;k&#305;p-gittiler:
68|24|"Bugün sak&#305;n oraya hiçbir yoksul girip de kar&#351;&#305;n&#305;za ç&#305;kmas&#305;n."
68|25|(Yoksullar&#305;) Engellemeye güçleri yetebilirmi&#351; gibi erkenden gittiler.
68|26|Ama onu g&ouml;rünce: "Muhakkak biz (gidece&#287;imiz yeri) &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;&#305;z" dediler.
68|27|"Hay&#305;r, biz (her&#351;eyden ve bütün servetimizden) yoksun b&#305;rak&#305;ld&#305;k."
68|28|(&#304;çlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememi&#351; miydim? (Allah'&#305;) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
68|29|Dediler ki: "Rabbimiz Seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imi&#351;iz."
68|30|&#350;imdi birbirlerine kar&#351;&#305; kendilerini k&#305;namaya ba&#351;lad&#305;lar.
68|31|"Yaz&#305;klar bize, gerçekten bizler azg&#305;nm&#305;&#351;&#305;z" dediler.
68|32|"Belki Rabbimiz, onun yerine daha hay&#305;rl&#305;s&#305;n&#305; verir; &#351;üphesiz biz, yaln&#305;zca Rabbimiz'e ra&#287;bet eden kimseleriz."
68|33|&#304;&#351;te azap b&ouml;yledir. Ahiret azab&#305; ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
68|34|Do&#287;rusu, muttaki olanlar için Rableri Kat&#305;nda nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; cennetler vard&#305;r.
68|35|ضyleyse, Müslümanlar&#305; suçlu-günahkar olanlar gibi (e&#351;it) k&#305;lar m&#305;y&#305;z?
68|36|Size ne oluyor? Nas&#305;l hüküm veriyorsunuz?
68|37|Yoksa (elinizde) ders okumakta oldu&#287;unuz bir kitap m&#305; var?
68|38|&#304;çinde, neyi seçip-be&#287;enirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
68|39|Yoksa sizin için üzerimizde k&#305;yamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
68|40|Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculu&#287;unu yapacak?
68|41|Yoksa onlar&#305;n ortaklar&#305; m&#305; var? &#350;u halde e&#287;er do&#287;ru s&ouml;zlü kimselerse, ortaklar&#305;n&#305; getirsinler.
68|42|Aya&#287;&#305;n üstünden (&ouml;rtünün) aç&#305;laca&#287;&#305; ve onlar&#305;n secdeye ça&#287;r&#305;lacaklar&#305; gün, art&#305;k güç yetiremezler.
68|43|G&ouml;zleri 'korkudan ve deh&#351;etten dü&#351;ük', kendilerini de zillet sar&#305;p-ku&#351;atm&#305;&#351;. Oysa onlar, (daha &ouml;nce) sapasa&#287;lam iken secdeye davet edilirlerdi.
68|44|Art&#305;k bu s&ouml;zü yalan sayan&#305; sen Bana b&#305;rak. Biz onlar&#305;, bilmeyecekleri bir y&ouml;nden derece derece (azaba) yakla&#351;t&#305;raca&#287;&#305;z.
68|45|Ben, onlara süre tan&#305;yorum. Elbette Benim düzenim (cezaland&#305;rmam) sapasa&#287;lamd&#305;r.
68|46|Sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar, haks&#305;z bir borçtan dolay&#305; a&#287;&#305;r bir yük alt&#305;nda kalm&#305;&#351;lar?
68|47|Yoksa gayb (g&ouml;rünmeyenin bilgisi) onlar&#305;n yan&#305;nda m&#305;d&#305;r ki, kendileri yaz&#305;p duruyorlar?
68|48|&#350;imdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve bal&#305;k sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kah&#305;r dolu olarak (Rabbine) ça&#287;r&#305;da bulunmu&#351;tu.
68|49|E&#287;er Rabbinden bir nimet ona ula&#351;masayd&#305;, mutlaka yerilmi&#351; ve ç&#305;plak bir durumda (karaya) at&#305;lm&#305;&#351; olacakt&#305;.
68|50|Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan k&#305;ld&#305;.
68|51|O inkar edenler, zikri (Kur'an'&#305;) i&#351;ittikleri zaman, seni neredeyse g&ouml;zleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.
68|52|Oysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (&ouml;&#287;üt, hat&#305;rlatma, hüküm ve üstün bir &#351;eref)den ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir.
69|1|'Elbette gerçekle&#351;ecek olan' (k&#305;yamet).
69|2|Nedir o 'muhakkak gerçekle&#351;ecek olan?'
69|3|O gerçekle&#351;ecek olan&#305; (k&#305;yameti) sana bildiren nedir?
69|4|Semud ve Ad (toplumlar&#305;), karia’y&#305; yalan sayd&#305;lar.
69|5|Bu nedenle Semud (halk&#305;), korkunç bir sesle helak edildi.
69|6|Ad (halk&#305;n)a gelince; onlar da, u&#287;ultu yüklü, azg&#305;n bir kas&#305;rga ile helak edildiler.
69|7|(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aral&#305;k vermeksizin üzerlerine musallat etti. ضyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymi&#351; gibi çarp&#305;l&#305;p yere y&#305;k&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rürsün.
69|8|&#350;imdi onlardan hiç arta kalan (bir &#351;ey) g&ouml;rüyor musun?
69|9|Firavun (kavmi), ondan &ouml;ncekiler ve yerle bir olan &#351;ehirler (halk&#305; da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.
69|10|B&ouml;ylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onlar&#305;, &#351;iddeti gittikçe artan bir yakalay&#305;&#351;la yakalad&#305;.
69|11|Gerçek &#351;u ki, su ta&#351;t&#305;&#287;&#305; zaman, o gemide Biz sizi ta&#351;&#305;d&#305;k;
69|12|ضyle ki, onu sizlere bir ibret (hat&#305;rlatma ve &ouml;&#287;üt) k&#305;lal&#305;m. 'Gerçe&#287;i belleyip kavrayabilen' kullar da onu belleyip-kavras&#305;n.'
69|13|Art&#305;k sur'a tek bir üfürülü&#351;le üfürülece&#287;i.
69|14|Yeryüzü ve da&#287;lar yerlerinden oynat&#305;l&#305;p kald&#305;r&#305;laca&#287;&#305;, ard&#305;ndan tek bir çarpma ile birbirlerine çarp&#305;l&#305;p parça parça olaca&#287;&#305; zaman.
69|15|&#304;&#351;te o gün, vak&#305;a (bir gerçek olan k&#305;yamet) art&#305;k vukubulmu&#351; (gerçekle&#351;mi&#351;)tur.
69|16|G&ouml;k yar&#305;l&#305;p-çatlam&#305;&#351;t&#305;r; art&#305;k o gün, 'sarkm&#305;&#351;-za'fa u&#287;ram&#305;&#351;t&#305;r.'
69|17|Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin ar&#351;&#305;n&#305; onlar&#305;n da üstünde sekiz (melek) ta&#351;&#305;r.
69|18|Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (&#351;ey), gizli kalmaz.
69|19|Art&#305;k kitab&#305; sa&#287;-eline verilen ki&#351;i, der ki: "Al&#305;n, kitab&#305;m&#305; okuyun."
69|20|"اünkü ben, gerçekten hesab&#305;ma kavu&#351;aca&#287;&#305;m&#305; sanm&#305;&#351; (anlam&#305;&#351;)t&#305;m."
69|21|Art&#305;k o, ho&#351;nut bir ya&#351;ama içindedir.
69|22|Yüksek bir cennette.
69|23|Dev&#351;irilecek (meyve ve e&#351;siz ürün)leri pek yak&#305;nd&#305;r.
69|24|"Geride kalan günlerde, 'pe&#351;in olarak sunduklar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için."
69|25|Kitab&#305; sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana ke&#351;ke kitab&#305;m verilmeseydi."
69|26|"Hesab&#305;m&#305; hiç bilmeseydim."
69|27|"Ke&#351;ke o (&ouml;lüm her&#351;eyi) kesip bitirseydi.
69|28|"Mal&#305;m bana hiçbir yarar sa&#287;layamad&#305;."
69|29|"Güç ve kudretim yok olup gitti."
69|30|(Allah buyruk verir:) "Onu tutuklay&#305;n, hemen ba&#287;lay&#305;n."
69|31|"Sonra ç&#305;lg&#305;n alevlerin içine at&#305;n."
69|32|"Daha sonra onu, uzunlu&#287;u yetmi&#351; ar&#351;&#305;n olan bir zincire vurup g&ouml;nderin."
69|33|"اünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu."
69|34|"Yoksula yemek vermeye destekçi olmazd&#305;."
69|35|"Bundan dolay&#305; bugün, kendisine hiçbir s&#305;cak dost yoktur."
69|36|"&#304;rin ve kan kar&#305;&#351;&#305;m&#305;ndan ba&#351;ka bir yemek yoktur."
69|37|"Bunu da, hata edenlerden ba&#351;kas&#305; yemez."
69|38|Hay&#305;r; g&ouml;rdüklerinize yemin ederim,
69|39|G&ouml;rmediklerinize de.
69|40|Hiç &#351;üphesiz o (Kur'an), &#351;erefli bir elçinin kesin s&ouml;züdür.
69|41|O, bir &#351;airin s&ouml;zü de&#287;ildir. Ne az inan&#305;yorsunuz?
69|42|Bir kahinin de s&ouml;zü de&#287;ildir. Ne az &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünüyorsunuz?
69|43|Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir.
69|44|E&#287;er o, Bize kar&#351;&#305; baz&#305; s&ouml;zleri uydurup-s&ouml;ylemi&#351; olsayd&#305;.
69|45|Muhakkak onun sa&#287;-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-al&#305;verirdik.
69|46|Sonra onun can damar&#305;n&#305; elbette keserdik.
69|47|O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzakla&#351;t&#305;ramazd&#305;.
69|48|اünkü o (Kur'an, Allah'tan sak&#305;nan) muttakiler için bir &ouml;&#287;üttür.
69|49|Elbette Biz, içinizde yalanlayanlar&#305;n bulundu&#287;unu biliyoruz.
69|50|Gerçekten o (Kur'an), kafirler için bir hasrettir.
69|51|Ve &#351;üphesiz o, kesin bir gerçektir (hakku'l-yakîn).
69|52|ضyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
70|1|&#304;stekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekle&#351;ecek olan bir azab&#305; istedi.
70|2|Kafirler için olan bu (azab&#305;) geri çevirecek yoktur.
70|3|(Bu azap) Yüce makamlar sahibi olan Allah'tand&#305;r.
70|4|Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin y&#305;l olan bir günde ç&#305;kabilmektedir.
70|5|&#350;u halde, güzel bir sab&#305;r (g&ouml;stererek) sabret.
70|6|اünkü, gerçekten onlar, bunu uzak g&ouml;rüyorlar.
70|7|Biz ise, onu pek yak&#305;n g&ouml;rüyoruz.
70|8|G&ouml;kyüzünün erimi&#351; maden gibi olaca&#287;&#305; gün;
70|9|Da&#287;lar da (etrafa uçu&#351;mu&#351;) rengarenk yün gibi olacak.
70|10|(B&ouml;yle bir günde) Hiçbir yak&#305;n dost bir yak&#305;n dostu sormaz.
70|11|Onlar birbirlerine g&ouml;sterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azab&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere, o&#287;ullar&#305;n&#305; fidye olarak vermek ister;
70|12|Kendi e&#351;ini ve karde&#351;ini,
70|13|Ve onu bar&#305;nd&#305;ran a&#351;iretini de;
70|14|Yeryüzünde bulunanlar&#305;n tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
70|15|Hay&#305;r; (hiçbiri kabul edilmez). Do&#287;rusu o (cehennem), cay&#305;r cay&#305;r yanmakta olan ate&#351;tir:
70|16|Ba&#351;&#305;n derisini kavurup-soyar.
70|17|Yüz çevirip arkas&#305;n&#305; d&ouml;neni ça&#287;&#305;r&#305;r-durur.
70|18|(Durmaks&#305;z&#305;n mal ve servet) Toplay&#305;p bir yerde (üstüste) y&#305;&#287;makta olan&#305;.
70|19|Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yarat&#305;ld&#305;.
70|20|Kendisine bir &#351;er (k&ouml;tülük) dokundu&#287;u zaman feryad&#305; basar.
70|21|Ona bir hay&#305;r dokundu&#287;unda engelleyici olur (veya cimrilik eder).
70|22|Ancak namaz k&#305;lanlar hariç;
70|23|Ki onlar, namazlar&#305;nda süreklidirler.
70|24|Ve onlar&#305;n mallar&#305;nda belirli bir hak vard&#305;r:
70|25|Yoksul ve yoksun olan(lar)için.
70|26|Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.
70|27|Rablerinin azab&#305;na kar&#351;&#305; (daimi) bir korku duymaktad&#305;rlar.
70|28|&#350;üphesiz Rablerinin azab&#305;ndan emin olunamaz.
70|29|Ve onlar, &#305;rzlar&#305;n&#305; (ferç) korurlar;
70|30|Ancak kendi e&#351;leri ya da sa&#287; ellerinin malik oldu&#287;u ba&#351;ka; çünkü onlar (bunlardan dolay&#305;) k&#305;nanmazlar.
70|31|Fakat bunun &ouml;tesini arayanlar, art&#305;k onlar s&#305;n&#305;r&#305; çi&#287;neyenlerdir.
70|32|(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
70|33|&#350;ahidliklerinde dosdo&#287;ru davrananlard&#305;r.
70|34|Namazlar&#305;n&#305; (titizlikle) koruyanlard&#305;r.
70|35|&#304;&#351;te onlar, cennetler içinde a&#287;&#305;rlananlard&#305;r.
70|36|&#350;imdi inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlar&#305;n&#305; sana uzat&#305;p ko&#351;uyorlar.
70|37|Sa&#287; yandan ve sol yandan b&ouml;lükler halinde.
70|38|Onlardan her biri, nimetlerle donat&#305;lm&#305;&#351; cennete girece&#287;ini mi umuyor (tamah ediyor)?
70|39|Hay&#305;r; do&#287;rusu Biz onlar&#305; bildikleri &#351;eyden yaratt&#305;k.
70|40|Art&#305;k, do&#287;ular&#305;n ve bat&#305;lar&#305;n Rabbine yemin ederim; Biz gerçekten güç yetireniz;
70|41|Onlar&#305;n yerine kendilerinden daha hay&#305;rl&#305;lar&#305;na getirip-de&#287;i&#351;tirmeye. ـstelik Bizim &ouml;nümüze geçilemez.
70|42|&#350;u halde sen, kendilerine vadedilen (azap) günlerine kavu&#351;uncaya kadar onlar&#305; b&#305;rak; dal&#305;p-oynas&#305;nlar, oyalans&#305;nlar.
70|43|Kabirlerinden ko&#351;arcas&#305;na ç&#305;kar&#305;lacaklar&#305; gün, sanki onlar dikili bir&#351;eye y&ouml;nelmi&#351; gibidirler.
70|44|G&ouml;zleri 'korkudan ve deh&#351;etten dü&#351;ük' yüzlerini de bir zillet kaplam&#305;&#351;; i&#351;te bu, kendilerine vadedilmekte olan (k&#305;yamet ve azap) günüdür.
71|1|&#350;üphesiz, Biz Nuh'u; "Kavmini, onlara ac&#305; bir azap gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) g&ouml;nderdik.
71|2|O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek &#351;u ki, ben size (g&ouml;nderilmi&#351;) apaç&#305;k bir uyar&#305;c&#305;y&#305;m."
71|3|"Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin."
71|4|"Ki günahlar&#305;n&#305;z&#305; ba&#287;&#305;&#351;las&#305;n ve sizi ad&#305; konulmu&#351; bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'&#305;n eceli geldi&#287;i zaman, o ertelenmez. Bir bilmi&#351; olsayd&#305;n&#305;z."
71|5|Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum."
71|6|"Fakat davet etmem, bir kaç&#305;&#351;tan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rmad&#305;."
71|7|"Do&#287;rusu ben, onlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;laman için her davet edi&#351;imde, onlar parmaklar&#305;n&#305; kulaklar&#305;na t&#305;kad&#305;lar, &ouml;rtülerini ba&#351;lar&#305;na çektiler ve büyüklük taslad&#305;kça büyüklük g&ouml;sterip-direttiler.'
71|8|"Sonra onlar&#305; aç&#305;ktan aç&#305;&#287;a davet ettim."
71|9|"Daha sonra (davam&#305;) onlara aç&#305;kça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yana&#351;mak istedim."
71|10|"Bundan b&ouml;yle" dedim. "Rabbinizden ma&#287;firet isteyin; çünkü gerçekten O, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r.
71|11|"(ضyle yap&#305;n ki,) ـzerinize g&ouml;kten sa&#287;anak (bol miktarda ya&#287;mur) ya&#287;d&#305;rs&#305;n."
71|12|"Size mallar ve çocuklarla yard&#305;mda bulunsun. Size (ürün yüklü) ba&#287;lar-bahçeler versin, &#305;rmaklar da versin."
71|13|"Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakar&#305; ummuyorsunuz?"
71|14|"Oysa O, sizi gerçekten tav&#305;r tav&#305;r yaratm&#305;&#351;t&#305;r."
71|15|"G&ouml;rmüyor musunuz; Allah, yedi g&ouml;&#287;ü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratm&#305;&#351;t&#305;r?"
71|16|"Ve ay&#305; bunlar içinde bir nur k&#305;lm&#305;&#351;, güne&#351;i de (ayd&#305;nlat&#305;c&#305; ve yak&#305;c&#305;) bir kandil yapm&#305;&#351;t&#305;r."
71|17|"Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."
71|18|"Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir ç&#305;kar&#305;&#351;la diriltip-ç&#305;karacakt&#305;r."
71|19|"Allah, yeri sizin için bir yayg&#305; k&#305;ld&#305;."
71|20|"ضyle ki, onun içinde geni&#351; yollar&#305;nda gezip-dola&#351;&#305;rs&#305;n&#305;z, diye."
71|21|Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocuklar&#305; kendisine ziyandan ba&#351;ka bir &#351;eyi art&#305;rmayan kimselere uydular."
71|22|"Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular."
71|23|"Ve dediler ki: Kendi ilahlar&#305;n&#305;z&#305; b&#305;rakmay&#305;n; b&#305;rakmay&#305;n ne Vedd'i, ne Suva'&#305;, ne Ye&#287;us'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i."
71|24|"B&ouml;ylece onlar, ço&#287;u kimseyi &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;rd&#305;lar. Sen de o zalimlere sap&#305;kl&#305;ktan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rma."
71|25|Bunlar, hatalar&#305; dolay&#305;s&#305;yla suda bo&#287;uldular, sonra ate&#351;e sokuldular. O zaman da Allah'&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda hiçbir yard&#305;mc&#305; bulamad&#305;lar.
71|26|Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi b&#305;rakma." dedi.
71|27|"اünkü Sen onlar&#305; b&#305;rakacak olursan, Senin kullar&#305;n&#305; &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;rlar ve onlar, k&ouml;tülükten s&#305;n&#305;r&#305; a&#351;an (facir'den) kafirden ba&#351;kas&#305;n&#305; do&#287;urmazlar."
71|28|"Rabbim, beni, annemi, babam&#305;, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kad&#305;nlar&#305; ba&#287;&#305;&#351;la. Zalimlere y&#305;k&#305;mdan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rma."
72|1|De ki: "Bana gerçekten &#351;u vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de &#351;&ouml;yle demi&#351;ler: -Do&#287;rusu biz, (büyük) hayranl&#305;k uyand&#305;ran bir Kur'an dinledik"
72|2|"O (Kur'an), 'gerçe&#287;e ve do&#287;ruya' y&ouml;neltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan b&ouml;yle Rabbimiz'e hiç kimseyi ortak ko&#351;mayaca&#287;&#305;z."
72|3|Elbette, Rabbimiz'in &#351;an&#305; Yücedir. O, ne bir e&#351; edinmi&#351;tir, ne de bir çocuk."
72|4|"Do&#287;rusu &#351;u: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a kar&#351;&#305; 'bir sürü saçma &#351;eyler' s&ouml;ylemi&#351;ler."
72|5|"Oysa biz, insanlar&#305;n ve cinlerin Allah'a kar&#351;&#305; asla yalan s&ouml;ylemeyeceklerini sanm&#305;&#351;t&#305;k."
72|6|"Bir de &#351;u gerçek var: &#304;nsanlardan baz&#305; adamlar, cinlerden baz&#305; adamlara s&#305;&#287;&#305;n&#305;rlard&#305;. ضyle ki, onlar&#305;n azg&#305;nl&#305;klar&#305;n&#305; artt&#305;r&#305;rlard&#305;."
72|7|"Ve onlar, sizin de sand&#305;&#287;&#305;n&#305;z gibi Allah'&#305;n hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyece&#287;ini sanm&#305;&#351;lard&#305;."
72|8|"Do&#287;rusu biz g&ouml;&#287;ü yoklad&#305;k; fakat onu güçlü koruyucular ve &#351;ihablarla kapl&#305; (doldurulmu&#351;) bulduk."
72|9|"Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama &#351;imdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir &#351;ihab bulur."
72|10|"Do&#287;rusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir k&ouml;tülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (do&#287;ruya iletici) bir hay&#305;r m&#305; diledi?"
72|11|"Gerçek &#351;u ki, bizden salih olanlar vard&#305;r ve bunun d&#305;&#351;&#305;nda (ya da a&#351;a&#287;&#305;s&#305;nda) olanlar da. Biz türlü türlü yollar&#305;n f&#305;rkalar&#305; olmu&#351;uz."
72|12|"Biz &#351;üphesiz, Allah'&#305; yeryüzünde asla aciz b&#305;rakam&#305;yaca&#287;&#305;m&#305;z&#305;, kaçmak suretiyle de O’nu hiçbir &#351;ekilde aciz b&#305;rakam&#305;yaca&#287;&#305;m&#305;z&#305; anlad&#305;k."
72|13|"Elbette biz, o yol g&ouml;sterici (Kur'an'&#305;) i&#351;itince, ona iman ettik. Art&#305;k kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksilece&#287;inden korkar ve ne de haks&#305;zl&#305;&#287;a u&#287;rayaca&#287;&#305;ndan."
72|14|"Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. &#304;&#351;te (Allah'a) teslim olanlar, art&#305;k onlar 'gerçe&#287;i ve do&#287;ruyu' ara&#351;t&#305;r&#305;p-bulanlard&#305;r."
72|15|Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmu&#351;lard&#305;r.
72|16|E&#287;er onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde 'dosdo&#287;ru bir istikamet tuttursalard&#305;', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir r&#305;z&#305;k ve nimet verir)dik.
72|17|Ki, kendilerini bununla denemek için. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah), onu 'gittikçe &#351;iddeti artan' bir azaba sürükler.
72|18|&#350;üphesiz mescidler, (yaln&#305;zca) Allah'a aittir. ضyleyse, Allah ile beraber ba&#351;ka hiçbir &#351;eye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, tapmay&#305;n).
72|19|&#350;u bir gerçek ki, Allah'&#305;n kulu (olan Muhammed,) O'na dua (ibadet ve kulluk) için kalkt&#305;&#287;&#305;nda, onlar (mü&#351;rikler,) neredeyse çevresinde keçele&#351;eceklerdi.
72|20|De ki: "Ben gerçekten, yaln&#305;zca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir &#351;eyi) ortak ko&#351;muyorum."
72|21|De ki: "Do&#287;rusu ben, sizin için ne bir zarar, ne de bir yarar (ir&#351;ad) sa&#287;layabilirim."
72|22|De ki: "Muhakkak beni Allah'tan (gelebilecek bir azaba kar&#351;&#305;) hiç kimse asla kurtaramaz ve O'nun d&#305;&#351;&#305;nda asla bir s&#305;&#287;&#305;nak da bulamam."
72|23|"(Benim g&ouml;revim,) Yaln&#305;zca Allah'tan olan&#305; ve O'nun g&ouml;nderdiklerini tebli&#287; etmektir. Kim Allah'a ve O'nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olmak üzere onun için cehennem ate&#351;i vard&#305;r."
72|24|Sonunda onlar, kendilerine vadedileni g&ouml;rdükleri zaman, yard&#305;mc&#305; olmak bak&#305;m&#305;ndan kim daha zay&#305;fm&#305;&#351; ve say&#305; bak&#305;m&#305;ndan kim daha azm&#305;&#351; art&#305;k &ouml;&#287;renmi&#351; olacaklard&#305;r."
72|25|De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (k&#305;yamet ve azap) yak&#305;n m&#305;, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymu&#351;tur?"
72|26|O, gayb&#305; bilendir. Kendi gayb&#305;n&#305; (g&ouml;rülmez bilgi hazinesini) kimseye aç&#305;k tutmaz (ona muttali k&#305;lmaz.)
72|27|Ancak elçileri (peygamberleri) içinde raz&#305; oldu&#287;u (seçtikleri kimseler) ba&#351;ka. اünkü O, bunun &ouml;nüne ve arkas&#305;na izleyici (g&ouml;zetleyici)ler dizer.
72|28|ضyle ki onlar&#305;n, Rablerinden gelen risaleti (insanlara g&ouml;nderilenleri) tebli&#287; ettiklerini bilsin. (Allah,) onlar&#305;n nezdinde olanlar&#305; sar&#305;p-ku&#351;atm&#305;&#351; ve her&#351;eyi say&#305; olarak da say&#305;p-tespit etmi&#351;tir.
73|1|Ey &ouml;rtüsüne bürünen,
73|2|Az bir k&#305;sm&#305; hariç olmak üzere, geceleyin kalk:
73|3|(Gecenin) Yar&#305;s&#305; kadar. Ya da ondan biraz eksilt.
73|4|Veya üzerine ilave et. Ve Kur'an'&#305; belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
73|5|Gerçek &#351;u ki, biz senin üzerine 'oldukça a&#287;&#305;r' bir s&ouml;z (vahy) b&#305;rakaca&#287;&#305;z.
73|6|Do&#287;rusu gece ne&#351;esi (gece ibadeti, insan&#305;n iç dünyas&#305;nda uyand&#305;rd&#305;&#287;&#305;) etki bak&#305;m&#305;ndan daha kuvvetli, okumak bak&#305;m&#305;ndan daha sa&#287;lamd&#305;r.
73|7|اünkü gündüz, senin için uzun u&#287;ra&#351;&#305;lar vard&#305;r.
73|8|Rabbinin ismini zikret ve her&#351;eyden kendini çekerek yaln&#305;zca O'na y&ouml;nel.
73|9|(Allah,) Do&#287;unun ve bat&#305;n&#305;n Rabbidir. O'ndan ba&#351;ka &#304;lah yoktur. &#350;u halde (yaln&#305;zca) O'nu vekil tut.
73|10|Onlar&#305;n demelerine kar&#351;&#305; sen sabret ve onlardan güzel bir ayr&#305;lma tarz&#305;yla (dü&#351;ünce ve eylem bak&#305;m&#305;ndan k&ouml;klü bir tutum) ile kopup-ayr&#305;l.
73|11|Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen Bana b&#305;rak ve onlara az bir süre tan&#305;.
73|12|اünkü Bizim yan&#305;m&#305;zda buka&#287;&#305;lar ve cay&#305;r cay&#305;r yanan bir ate&#351; vard&#305;r:
73|13|Bo&#287;az&#305; t&#305;kay&#305;p kalan bir yemek ve ac&#305; bir azap vard&#305;r.
73|14|(ضyle) Bir gün ki, yeryüzü ve da&#287;lar titremeye-tutulur ve da&#287;lar g&ouml;çüveren bir kum y&#305;&#287;&#305;n&#305; olur.
73|15|&#350;üphesiz size, üzerinize &#351;ahid olacak bir elçi g&ouml;nderdik; Firavun'a bir elçi g&ouml;nderdi&#287;imiz gibi.
73|16|Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azapla) yakalay&#305;verdik.
73|17|E&#287;er inkar edecek olursan&#305;z, çocuklar&#305;n saçlar&#305;n&#305; a&#287;artan bir günde kendinizi nas&#305;l koruyacaks&#305;n&#305;z?
73|18|Bu nedenle g&ouml;k bile yar&#305;l&#305;p-çatlam&#305;&#351;t&#305;r; (art&#305;k) O'nun va'di gerçekle&#351;tirilip-yerine getirilmi&#351;tir.
73|19|&#350;üphesiz, bu bir &ouml;&#287;üttür. Art&#305;k dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
73|20|Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksi&#287;inde, yar&#305;s&#305;nda ve üçte birinde (namaz için) kalkt&#305;&#287;&#305;n&#305; bilir; seninle birlikte olanlardan bir toplulu&#287;un da (b&ouml;yle yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayam&#305;yaca&#287;&#305;n&#305;z&#305; bildi, b&ouml;ylece tevbenizi (O'na d&ouml;nü&#351;ünüzü) kabul etti. &#350;u halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar oldu&#287;unu, ba&#351;kalar&#305;n&#305;n Allah'&#305;n fazl&#305;ndan aramak için yeryüzünde gezip-dola&#351;acaklar&#305;n&#305; ve di&#287;erlerinin Allah yolunda çarp&#305;&#351;acaklar&#305;n&#305; bilmi&#351;tir. ضyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;l&#305;n, zekat&#305; verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hay&#305;r olarak kendi nefisleriniz için &ouml;nceden takdim etti&#287;iniz &#351;eyleri daha hay&#305;rl&#305; ve daha büyük bir ecir (kar&#351;&#305;l&#305;k) olarak Allah Kat&#305;nda bulursunuz. Allah'tan ma&#287;firet dileyin. &#350;üphesiz Allah, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok esirgeyendir.
74|1|Ey bürünüp &ouml;rtünen,
74|2|Kalk (ve) bundan b&ouml;yle uyar.
74|3|Rabbini tekbir et (yücelt)
74|4|Elbiseni temizle.
74|5|Pislikten kaç&#305;n&#305;p-uzakla&#351;.
74|6|Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.
74|7|Rabbin için sabret.
74|8|اünkü o boruya (sur'a) üfürüldü&#287;ü zaman,
74|9|&#304;&#351;te o gün, zorlu bir gündür;
74|10|Kafirler içinse hiç kolay de&#287;ildir.
74|11|Kendisini tek olarak (ve yapayaln&#305;z) yaratt&#305;&#287;&#305;m (&#351;u adam)&#305; Bana b&#305;rak;
74|12|Ki Ben ona, 'alabildi&#287;ine geni&#351; kapsaml&#305; bir mal’ (servet) verdim.
74|13|G&ouml;z &ouml;nünde-haz&#305;r çocuklar (verdim).
74|14|Ve say&#305;s&#305;z imkan ve f&#305;rsatlar&#305; &ouml;nüne serdim.
74|15|Sonra, daha artt&#305;rmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
74|16|Hay&#305;r; çünkü o, Bizim ayetlerimize kar&#351;&#305; 'kesin bir inatç&#305;d&#305;r."
74|17|Onu alabildi&#287;ine sarp bir yoku&#351;a sürece&#287;im.
74|18|اünkü o, dü&#351;ündü ve bir &ouml;lçü tespit etti.
74|19|Kahrolas&#305;, nas&#305;l bir &ouml;lçü koydu?
74|20|Yine kahrolas&#305;, nas&#305;l bir &ouml;lçü koydu?
74|21|Sonra bir bakt&#305;.
74|22|Sonra ka&#351;lar&#305;n&#305; çatt&#305; ve yüzünü ek&#351;itti.
74|23|Sonra da s&#305;rt çevirdi ve büyüklük taslad&#305; (istikbar).
74|24|B&ouml;ylece: "Bu, yaln&#305;zca 'aktar&#305;larak &ouml;&#287;renilen' bir büyüdür" dedi.
74|25|"Bu, bir be&#351;er s&ouml;zünden ba&#351;kas&#305; de&#287;ildir."
74|26|Onu Ben, cehenneme sürükleyip-ataca&#287;&#305;m.
74|27|Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
74|28|Ne al&#305;koyar, ne b&#305;rak&#305;r.
74|29|Be&#351;ere delicesine susam&#305;&#351;t&#305;r.
74|30|Onun üzerinde ondokuz vard&#305;r.
74|31|Biz o ate&#351;in koruyucular&#305;n&#305; meleklerden ba&#351;kas&#305;n&#305; k&#305;lmad&#305;k. Ve onlar&#305;n say&#305;s&#305;n&#305; inkar edenler için yaln&#305;zca bir fitne (konusu) yapt&#305;k ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inans&#305;n, iman edenlerin de imanlar&#305; arts&#305;n; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (b&ouml;ylece) ku&#351;kuya kap&#305;lmas&#305;n. Kalplerinde bir hastal&#305;k olanlar ile kafirler de &#351;&ouml;yle desin: "Allah, bu &ouml;rnekle neyi anlatmak istedi?" &#304;&#351;te Allah, diledi&#287;ini b&ouml;yle &#351;a&#351;&#305;rt&#305;p-sapt&#305;r&#305;r, diledi&#287;ini b&ouml;yle hidayete erdirir. Rabbinin ordular&#305;n&#305; Kendisi'nden ba&#351;ka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, be&#351;er (insan) için yaln&#305;zca bir &ouml;&#287;üttür.
74|32|Hay&#305;r; Ay'a andolsun,
74|33|D&ouml;nüp gitti&#287;i zaman geceye,
74|34|A&#287;ard&#305;&#287;&#305; zaman sabaha,
74|35|Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.
74|36|Be&#351;er (insan) için bir uyar&#305;d&#305;r.
74|37|Sizlerden &ouml;ne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
74|38|Her nefis, kazand&#305;klar&#305;na kar&#351;&#305;l&#305;k bir rehinedir.
74|39|Ancak Ashab-&#305; Yemin (sa&#287; ehli) hariç.
74|40|Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
74|41|Suçlu-günahkarlar&#305;;
74|42|"Sizi &#351;u cehenneme sürükleyip-iten nedir?"
74|43|Onlar: "Biz namaz k&#305;lanlardan de&#287;ildik" dediler.
74|44|"Yoksula yedirmezdik."
74|45|"(Bat&#305;la ve tutkulara) Dal&#305;p gidenlerle biz de dalar giderdik."
74|46|"Din (hesap ve ceza) gününü yalan say&#305;yorduk."
74|47|"Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan &ouml;lüm) gelip bize çatt&#305;."
74|48|Art&#305;k, &#351;efaat edenlerin &#351;efaati onlara bir yarar sa&#287;lamaz.
74|49|Buna ra&#287;men, bunlara ne oluyor ki &ouml;&#287;ütten yüz çevirip duruyorlar?
74|50|Sanki onlar, ürkmü&#351; yaban e&#351;ekleri gibidirler;
74|51|Arslandan korkup-kaçm&#305;&#351;lar.
74|52|Hay&#305;r; her biri, kendisine aç&#305;lm&#305;&#351; sahifelerin verilmesini ister.
74|53|Hay&#305;r; onlar &#351;üphesiz ahiretten korkmuyorlar.
74|54|Gerçek (&#351;u ki), o (Kur'an,) elbette bir &ouml;&#287;üttür.
74|55|Art&#305;k kim dilerse, &ouml;&#287;üt al&#305;p-dü&#351;ünür.
74|56|Allah dilemedikçe onlar &ouml;&#287;üt almazlar; takvan&#305;n sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, ma&#287;firetin sahibi (ba&#287;&#305;&#351;lamaya ehil olan da) O'dur.
75|1|Hay&#305;r, kalk&#305;&#351; (k&#305;yamet) gününe and ederim.
75|2|Ve yine hay&#305;r; kendini k&#305;nay&#305;p duran nefse de and ederim.
75|3|&#304;nsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak biraraya getirmeyece&#287;imizi mi san&#305;yor?
75|4|Evet; onun parmak uçlar&#305;n&#305; dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.
75|5|Ancak insan, &ouml;nündeki (sonsuz gelece&#287;i)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'
75|6|"K&#305;yamet günü ne zamanm&#305;&#351;" diye sorar.
75|7|Ama g&ouml;z 'kama&#351;&#305;p da kayd&#305;&#287;&#305;,'
75|8|Ay karard&#305;&#287;&#305;,
75|9|Güne&#351; ve ay birle&#351;tirildi&#287;i zaman;
75|10|&#304;nsan o gün: "Kaç&#305;&#351; nereye?" der.
75|11|Hay&#305;r, s&#305;&#287;&#305;nacak herhangi bir yer yok.
75|12|O gün, 'sonunda var&#305;l&#305;p karar k&#305;l&#305;nacak yer (müstakar)' yaln&#305;zca Rabbinin kat&#305;d&#305;r.
75|13|&#304;nsana o gün, &ouml;nceden takdim ettikleri ve erteledikleri &#351;eylerle haber verilir.
75|14|Hay&#305;r; insan, kendi nefsine kar&#351;&#305; bir basirettir.
75|15|Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
75|16|Onu (Kur'an'&#305;, kavray&#305;p belletmek için) aceleye kap&#305;l&#305;p dilini onunla hareket ettirip-durma.
75|17|&#350;üphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir i&#351;)tir.
75|18|&#350;u halde, Biz onu okudu&#287;umuz zaman, sen de onun okunu&#351;unu izle.
75|19|Sonra muhakkak onu aç&#305;klamak Bize ait (bir i&#351;)tir.
75|20|Hay&#305;r; siz çarçabuk geçmekte olan&#305; (dünyay&#305;) seviyorsunuz.
75|21|Ve ahireti terk edip-b&#305;rak&#305;yorsunuz.
75|22|O gün yüzler &#305;&#351;&#305;l &#305;&#351;&#305;l parlar.
75|23|Rablerine bak&#305;p-durur.
75|24|O gün, &ouml;yle yüzler vard&#305;r ki kararm&#305;&#351;-ek&#351;imi&#351;tir.
75|25|Kendisine, beli büken i&#351;lerin yap&#305;laca&#287;&#305;n&#305; anlamaktad&#305;r.
75|26|Hay&#305;r; can, k&ouml;prücük kemi&#287;ine gelip dayand&#305;&#287;&#305; zaman,
75|27|"Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
75|28|Art&#305;k gerçekten, kendisi de bir ayr&#305;l&#305;k oldu&#287;unu anlam&#305;&#351;t&#305;r.
75|29|(ضlüm korkusundan) Ayaklar birbirine dola&#351;t&#305;&#287;&#305;nda;
75|30|O gün sevk, yaln&#305;zca Rabbinedir.
75|31|Fakat o, ne do&#287;rulam&#305;&#351; ne de namaz k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;.
75|32|Ancak o, yalanlam&#305;&#351; ve yüz çevirmi&#351;ti.
75|33|Sonra çal&#305;m satarak yak&#305;nlar&#305;na gitmi&#351;ti.
75|34|Sen buna müstahaks&#305;n, dahas&#305;na müstahaks&#305;n.
75|35|Yine müstahaks&#305;n, dahas&#305;na da müstahaks&#305;n.
75|36|&#304;nsan, 'kendi ba&#351;&#305;na ve sorumsuz' b&#305;rak&#305;laca&#287;&#305;n&#305; m&#305; san&#305;yor?
75|37|Kendisi, ak&#305;t&#305;lan meniden bir damla su de&#287;il miydi?
75|38|Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yaratt&#305; ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
75|39|B&ouml;ylece ondan, erkek ve di&#351;i olmak üzere çift k&#305;ld&#305;.
75|40|(ضyleyse Allah,) ضlüleri diriltmeye güç yetiren de&#287;il midir?
76|1|Gerçek &#351;u ki, insan&#305;n üzerinden, daha kendisi an&#305;lmaya de&#287;er bir &#351;ey de&#287;ilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti.
76|2|&#350;üphesiz Biz insan&#305;, karma&#351;&#305;k olan bir damla sudan yaratt&#305;k. Onu deniyoruz. Bundan dolay&#305; onu i&#351;iten ve g&ouml;ren yapt&#305;k.
76|3|Biz ona yolu g&ouml;sterdik; (art&#305;k o,) ya &#351;ükredici olur ya da nank&ouml;r.
76|4|Do&#287;rusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve ç&#305;lg&#305;nca yanan bir ate&#351; haz&#305;rlad&#305;k.
76|5|&#350;üphesiz ki iyiler (ebrar), kar&#305;&#351;&#305;m&#305; kafur olan bir kadehten içerler.
76|6|Allah'&#305;n kullar&#305;n&#305;n kendisinden içtikleri bir kaynak; onu f&#305;&#351;k&#305;rtt&#305;kça f&#305;&#351;k&#305;rt&#305;p ak&#305;t&#305;rlar.
76|7|Adaklar&#305;n&#305; yerine getirirler ve &#351;erri (k&ouml;tülü&#287;ü) yayg&#305;n olan bir günden korkarlar.
76|8|Kendileri, ona duyduklar&#305; sevgiye ra&#287;men yeme&#287;i, yoksula, yetime ve esire yedirirler.
76|9|"Biz size, ancak Allah'&#305;n yüzü (r&#305;zas&#305;) için yediriyoruz; sizden ne bir kar&#351;&#305;l&#305;k istiyoruz, ne bir te&#351;ekkür."
76|10|"اünkü biz, as&#305;k suratl&#305;, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz."
76|11|Art&#305;k Allah, onlar&#305; b&ouml;yle bir günün &#351;errinden korumu&#351; ve onlara par&#305;lt&#305;l&#305; bir ayd&#305;nl&#305;k ve bir sevinç vermi&#351;tir.
76|12|Ve sabretmeleri dolay&#305;s&#305;yla cennetle ve ipekle &ouml;düllendirmi&#351;tir.
76|13|Orada tahtlar üzerinde yaslan&#305;p-dayanm&#305;&#351;lard&#305;r. Orada ne (yak&#305;c&#305;) bir güne&#351; ve ne de dondurucu bir so&#287;uk g&ouml;rürler.
76|14|(Meyvelerin) G&ouml;lgeleri onlara pek yak&#305;n ve dev&#351;irilmeleri kolayla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;kça kolayla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351;.
76|15|اevrelerinde gümü&#351;ten billur kablar, kupalar dola&#351;t&#305;r&#305;l&#305;r.
76|16|Gümü&#351;ten billur kaplar ki, onlar&#305; belli bir &ouml;lçüyle tespit etmi&#351;lerdir.
76|17|Orada onlara bir kadeh içirilir ki, kar&#305;&#351;&#305;m&#305; zencefildir.
76|18|Bir p&#305;nar ki orada "selsebil" olarak adland&#305;r&#305;l&#305;r.
76|19|اevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi k&#305;l&#305;nm&#305;&#351; civanlar dola&#351;&#305;r-durur; sen onlar&#305; g&ouml;rdü&#287;ün zaman saç&#305;lm&#305;&#351; birer inci san&#305;rs&#305;n.
76|20|Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk g&ouml;rürsün.
76|21|Onlar&#305;n üzerinde hafif ipek ve a&#287;&#305;r i&#351;lenmi&#351; atlastan ye&#351;il elbiseler vard&#305;r. Gümü&#351;ten bileziklerle bezenmi&#351;lerdir. Rableri onlara tertemiz bir &#351;arab içirmi&#351;tir.
76|22|&#350;üphesiz, bu, sizin için bir mükafaatt&#305;r. Sizin çaba-harcaman&#305;z &#351;ükre de&#287;er (me&#351;kur:makbul) g&ouml;rülmü&#351;tür.
76|23|Gerçek &#351;u ki, Kur'an'&#305; senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarz&#305;yla (tenzil)’ indiren Biziz, Biz.
76|24|ضyleyse, Rabbinin hükmüne sab&#305;r g&ouml;ster. Onlardan günahkar veya nank&ouml;r olana itaat etme.
76|25|Ve sabah, ak&#351;am Rabbinin ad&#305;n&#305; zikret.
76|26|Gecenin bir b&ouml;lümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzad&#305;ya O'nu tesbih et.
76|27|Gerçek &#351;u ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)&#305; seviyorlar. ضnlerinde bulunan a&#287;&#305;r bir günü b&#305;rak&#305;yorlar.
76|28|Onlar&#305; Biz yaratt&#305;k ve ba&#287;lar&#305;n&#305; s&#305;ms&#305;k&#305; ba&#287;lad&#305;k. Diledi&#287;imiz zaman da onlar&#305; benzerleriyle de&#287;i&#351;tiririz.
76|29|&#350;üphesiz, bu bir &ouml;&#287;üttür. Art&#305;k dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
76|30|Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
76|31|Diledi&#287;ini Kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için ac&#305; bir azap haz&#305;rlam&#305;&#351;t&#305;r.
77|1|Birbiri ard&#305;nca g&ouml;nderilenlere andolsun;
77|2|Derken k&ouml;künden kopar&#305;p savuranlara.
77|3|Yayd&#305;kça yayanlara.
77|4|B&ouml;ylece ay&#305;rd&#305;kça ay&#305;ranlara,
77|5|Zikr (vahy, &ouml;&#287;üt) b&#305;rakanlara;
77|6|ضzür (suçu, eksikli&#287;i ortadan kald&#305;rmak) veya uyarmak için.
77|7|&#350;üphesiz, size vaadedilen gerçekle&#351;ecektir.
77|8|Y&#305;ld&#305;zlar '&ouml;rtülüp (&#305;&#351;&#305;klar&#305;) silindi&#287;i' zaman,
77|9|G&ouml;k yar&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman
77|10|Da&#287;lar, k&ouml;künden s&ouml;külüp savuruldu&#287;u zaman,
77|11|Ve resuller de (&#351;ahitlik için) belli bir vakitte getirildi&#287;i zaman
77|12|(Bu,) Hangi gün için ertelenmi&#351;ti?
77|13|(Mü'mini mü&#351;rikten, hakl&#305;y&#305; haks&#305;zdan) Ay&#305;rma günü için.
77|14|Bu ay&#305;rma gününü sana ne bildirdi?
77|15|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|16|Biz, &ouml;ncekileri helak etmedik mi?
77|17|Sonra arkadan gelenleri onlar&#305;n izinde yürütece&#287;iz.
77|18|&#304;&#351;te Biz, suçlu-günahkarlara b&ouml;yle yap&#305;yoruz.
77|19|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|20|Sizi basbaya&#287;&#305; bir sudan yaratmad&#305;k m&#305;?
77|21|Sonra onu savunmas&#305; sa&#287;lam bir karar yerine yerle&#351;tirdik.
77|22|Belli bir süreye kadar;
77|23|&#304;&#351;te (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.
77|24|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|25|Biz yeryüzünü bir toplanma yeri k&#305;lmad&#305;k m&#305;?
77|26|Dirilere ve &ouml;lülere.
77|27|Ve onda sabit yüksek da&#287;lar var etmedik mi? Size tatl&#305; bir su içirmedik mi?
77|28|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|29|Kendisini yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z (azab)a gidin.
77|30|ـç dala ayr&#305;lm&#305;&#351; bir g&ouml;lgeye gidin.
77|31|Ne g&ouml;lge alt&#305;nda bar&#305;nd&#305;r&#305;r, ne (yak&#305;c&#305;) alevden korur.
77|32|Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir k&#305;v&#305;lc&#305;m saçar.
77|33|Her biri, sanki sapsar&#305; erkek deve sürüleri gibidir.
77|34|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|35|Bu, onlar&#305;n konu&#351;amayacaklar&#305; bir gündür.
77|36|Ve onlara &ouml;zür beyan etmeleri için izin verilmez.
77|37|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|38|Bu, hüküm günüdür; sizi ve &ouml;ncekileri 'birarada toplad&#305;k.'
77|39|&#350;ayet kurabilece&#287;iniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaks&#305;z&#305;n bana kar&#351;&#305; kurun.
77|40|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|41|&#350;üphesiz muttaki olanlar, g&ouml;lgeliklerde ve p&#305;nar-ba&#351;lar&#305;ndad&#305;r;
77|42|Ve canlar&#305;n&#305;n çekip-arzu etti&#287;i meyveler (aras&#305;ndad&#305;rlar).
77|43|Yapt&#305;klar&#305;n&#305;za kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
77|44|Elbette Biz, 'iyi ve güzel' davrananlar&#305; i&#351;te b&ouml;yle &ouml;düllendiririz.
77|45|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|46|(Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlan&#305;n. اünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
77|47|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|48|Onlara: "Rüku edin" denildi&#287;i zaman, rüku etmezler.
77|49|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
77|50|Art&#305;k onlar, bundan sonra hangi s&ouml;ze inanacaklar?
78|1|Birbirlerine hangi &#351;eyi sorup duruyorlar?
78|2|O büyük haberi mi?
78|3|Ki kendileri hakk&#305;nda anla&#351;mazl&#305;k içindedirler.
78|4|Hay&#305;r; yak&#305;nda bileceklerdir.
78|5|Yine hay&#305;r; yak&#305;nda bileceklerdir.
78|6|Biz, yeryüzünü bir d&ouml;&#351;ek k&#305;lmad&#305;k m&#305;?
78|7|Da&#287;lar&#305; da birer kaz&#305;k?
78|8|Sizi çift çift yaratt&#305;k.
78|9|Uykunuzu bir dinlenme yapt&#305;k.
78|10|Geceyi bir &ouml;rtü yapt&#305;k.
78|11|Gündüzü bir geçim-vakti k&#305;ld&#305;k.
78|12|Sizin üstünüze sapasa&#287;lam yedi-g&ouml;k bina ettik.
78|13|Par&#305;ldad&#305;kça par&#305;ldayan bir kandil (güne&#351;) k&#305;ld&#305;k.
78|14|S&#305;k&#305;p suyu ç&#305;karan (bulut)lardan 'bardaktan bo&#351;an&#305;rcas&#305;na su' indirdik.
78|15|Bununla taneler ve bitkiler bitirip-ç&#305;karal&#305;m diye.
78|16|Ve birbirine sarma&#351;-dola&#351; bahçeleri de.
78|17|&#350;üphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmi&#351; bir vakittir.
78|18|Sur'a üfürülece&#287;i gün, art&#305;k siz dalga dalga geleceksiniz.
78|19|O s&#305;rada g&ouml;k aç&#305;lm&#305;&#351; ve kap&#305; kap&#305; olmu&#351;tur.
78|20|Da&#287;lar yürütülmü&#351;, art&#305;k bir serab oluvermi&#351;tir.
78|21|Gerçekten cehennem, bir g&ouml;zetleme yeridir.
78|22|Ta&#351;k&#305;nl&#305;k edip-azanlar için son bir var&#305;&#351; yeridir.
78|23|Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklard&#305;r.
78|24|Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.
78|25|Kaynar sudan ve irinden ba&#351;ka.
78|26|(&#304;&#351;lediklerine) Uygun olan bir ceza olarak,
78|27|Do&#287;rusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlard&#305;.
78|28|Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanl&#305;yorlard&#305;.
78|29|Oysa Biz, her&#351;eyi yaz&#305;p saym&#305;&#351;&#305;zd&#305;r.
78|30|&#350;imdi tad&#305;n. Size art&#305;k azaptan ba&#351;kas&#305;n&#305; artt&#305;rmayaca&#287;&#305;z;
78|31|Gerçek &#351;u ki, muttakiler için 'bir kurtulu&#351; ve mutluluk' vard&#305;r.
78|32|Nice bahçeler ve üzüm ba&#287;lar&#305;.
78|33|G&ouml;&#287;üsleri henüz tomurcuklanm&#305;&#351; ya&#351;&#305;t k&#305;zlar.
78|34|Dopdolu kadehler.
78|35|&#304;çinde, ne 'bo&#351; ve saçma bir s&ouml;z' i&#351;itirler, ne bir yalan.
78|36|Rabbinden bir kar&#351;&#305;l&#305;k olmak üzere yeterli bir ba&#287;&#305;&#351;(t&#305;r bu).
78|37|G&ouml;klerin, yerin ve ikisi aras&#305;nda bulunanlar&#305;n Rabbi Rahman olan (Allah); O’na hitap etmeye güç yetiremezler.
78|38|Ruh ve meleklerin saflar halinde duracaklar&#305; gün; Rahman'&#305;n kendilerine izin verdikleri d&#305;&#351;&#305;nda olanlar konu&#351;mazlar. (Konu&#351;acak olan da,) Do&#287;ruyu s&ouml;yleyecektir.
78|39|&#304;&#351;te bu, hak gündür. &#350;u halde dileyen Rabbine bir d&ouml;nü&#351;yolu edinsin.
78|40|Gerçekten Biz sizi yak&#305;n bir azab ile uyard&#305;k. Ki&#351;inin kendi ellerinin &ouml;nceden takdim ettiklerine bakaca&#287;&#305; gün, kafir olan da: "Ah, ke&#351;ke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
79|1|Ta en derinden ac&#305;yla s&ouml;kerek ç&#305;karanlara andolsun.
79|2|Yumu&#351;ac&#305;k çekip alanlara,
79|3|Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
79|4|ضncü olarak yar&#305;&#351;&#305;p geçenlere,
79|5|Derken i&#351;i bir düzen içinde evirip çevirenlere,
79|6|O sars&#305;nt&#305;n&#305;n sarsaca&#287;&#305; gün,
79|7|Arkas&#305;ndan onu di&#287;er bir sars&#305;nt&#305; izleyecek.
79|8|O gün yürekler (deh&#351;et içinde) hoplayacak.
79|9|G&ouml;zler zillet içinde dü&#351;ecek.
79|10|Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) d&ouml;ndürülece&#287;iz?"
79|11|"Biz çürüyüp da&#287;&#305;lm&#305;&#351; kemikler oldu&#287;umuz zaman m&#305;?"
79|12|Derler ki: "&#350;u durumda, zarar&#305;na bir d&ouml;nü&#351;tür bu."
79|13|Oysa bu, yaln&#305;zca tek bir hayk&#305;r&#305;&#351;t&#305;r.
79|14|Bir de bakars&#305;n ki, onlar, yerin üstündedirler.
79|15|Musa'n&#305;n haberi sana geldi mi?
79|16|Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmi&#351;ti:
79|17|"Firavun'a git; çünkü o, azd&#305;."
79|18|Ona de ki: “Temizlenmek ister misin?"
79|19|"Seni Rabbine y&ouml;nelteyim, b&ouml;ylece (O'ndan) korkmu&#351; olursun."
79|20|(Musa) Ona büyük mucizeyi g&ouml;sterdi.
79|21|Fakat o, yalanlad&#305; ve isyan etti.
79|22|Sonra (kar&#351;&#305; y&ouml;nde) çaba harcay&#305;p s&#305;rt&#305;n&#305; d&ouml;ndü.
79|23|Sonunda (yard&#305;mc&#305; güçlerini) toplad&#305;, seslendi;
79|24|Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim."
79|25|B&ouml;ylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azab&#305;yla yakalad&#305;.
79|26|Gerçekten bundan 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vard&#305;r.
79|27|Yaratmak bak&#305;m&#305;ndan siz mi daha güçsünüz yoksa g&ouml;k mü? (Allah) Onu bina etti.
79|28|Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
79|29|Gecesini karartt&#305;, ku&#351;lu&#287;unu aç&#305;&#287;a-ç&#305;kard&#305;.
79|30|Bundan sonra yeryüzünü serip d&ouml;&#351;edi.
79|31|Ondan da suyunu ve otla&#287;&#305;n&#305; ç&#305;kard&#305;.
79|32|Da&#287;lar&#305;n&#305; dikip-oturttu;
79|33|Size ve hayvanlar&#305;n&#305;za bir yarar (meta) olmak üzere.
79|34|Ancak o, 'her&#351;eyi bat&#305;r&#305;p g&ouml;men büyük-felaket’ (k&#305;yamet) geldi&#287;i zaman.
79|35|O gün, insan, neye çaba harcad&#305;&#287;&#305;n&#305; dü&#351;ünüp-anlar.
79|36|G&ouml;rebilenler için cehennem de sergilenmi&#351;tir.
79|37|Art&#305;k kim ta&#351;k&#305;nl&#305;k edip-azarsa,
79|38|Ve dünya hayat&#305;n&#305; seçerse,
79|39|&#350;üphesiz cehennem, (onun için) bir bar&#305;nma yeridir.
79|40|Kim Rabbinin makam&#305;ndan korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sak&#305;nd&#305;r&#305;rsa,
79|41|Art&#305;k &#351;üphesiz cennet, (onun için) bir bar&#305;nma yeridir.
79|42|"O ne zaman demir atacak?" diye, sana k&#305;yamet-saatini soruyorlar.
79|43|Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki…
79|44|En sonunda o (ve onunla ilgili bilgi), Rabbine aittir.
79|45|Sen, yaln&#305;zca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyar&#305;c&#305;s&#305;n.
79|46|Onu g&ouml;rdükleri gün, sanki, bir ak&#351;am veya bir ku&#351;luk-vaktinden ba&#351;kas&#305;n&#305; ya&#351;amam&#305;&#351; gibidirler.
80|1|Surat ast&#305; ve yüz çevirdi;
80|2|Kendisine o k&ouml;r geldi diye.
80|3|Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-ar&#305;nacak?
80|4|Veya &ouml;&#287;üt alacak; b&ouml;ylelikle bu &ouml;&#287;üt kendisine yarar sa&#287;layacak.
80|5|Fakat kendini müsta&#287;ni g&ouml;ren (hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; sanan) ise,
80|6|&#304;&#351;te sen, onda 'yank&#305; uyand&#305;rmaya’ çal&#305;&#351;&#305;yorsun.
80|7|Oysa, onun temizlenip-ar&#305;nmas&#305;ndan sana ne?
80|8|Ama ko&#351;arak sana gelen ise,
80|9|Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdad&#305;r;
80|10|Sen ona ald&#305;r&#305;&#351; etmeden oyalan&#305;yorsun.
80|11|Hay&#305;r; çünkü o (Kur'an), bir &ouml;&#287;üttür.
80|12|Art&#305;k dileyen, onu 'dü&#351;ünüp-&ouml;&#287;üt als&#305;n.'
80|13|O (Kur'an), '&#351;erefli-üstün' sahifelerdedir.
80|14|Yüceltilmi&#351;, tertemiz (mutahhar) k&#305;l&#305;nm&#305;&#351;.
80|15|Katiplerin ellerinde.
80|16|(Ki onlar,) ـstün de&#287;erli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü.'
80|17|Kahrolas&#305; insan, ne kadar nank&ouml;rdür.
80|18|(Allah) Onu hangi &#351;eyden yaratt&#305;?
80|19|Bir damla sudan yaratt&#305; da onu 'bir &ouml;lçüyle biçime soktu.'
80|20|Sonra ona yolu kolayla&#351;t&#305;rd&#305;.
80|21|Sonra onu &ouml;ldürdü, b&ouml;ylece kabre g&ouml;mdürdü.
80|22|Sonra diledi&#287;i zaman onu diriltir.
80|23|Hay&#305;r; ona (Allah'&#305;n) emretti&#287;ini yerine getirmedi.
80|24|Bir de insan, yedi&#287;ine bir bak&#305;versin;
80|25|Biz &#351;üphesiz, suyu ak&#305;tt&#305;kça ak&#305;tt&#305;k,
80|26|Sonra yeri yard&#305;kça yard&#305;k;
80|27|B&ouml;ylece onda taneler bitirdik,
80|28|ـzümler, yoncalar,
80|29|Zeytinler, hurmalar,
80|30|Boylar&#305; birbiriyle yar&#305;&#351;an ve içiçe girmi&#351; a&#287;açl&#305; bahçeler.
80|31|Meyveler ve otlakl&#305;klar,
80|32|Size ve hayvanlar&#305;n&#305;za bir yarar (meta) olmak üzere.
80|33|Fakat 'kulaklar&#305; patlat&#305;rcas&#305;na olan o gürleme' geldi&#287;i zaman,
80|34|Ki&#351;i o gün, kendi karde&#351;inden kaçar;
80|35|Annesinden ve babas&#305;ndan,
80|36|E&#351;inden ve çocuklar&#305;ndan,
80|37|O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir i&#351;i vard&#305;r.
80|38|O gün, &ouml;yle yüzler vard&#305;r ki apayd&#305;nl&#305;kt&#305;r;
80|39|Güler ve sevinç içindedir.
80|40|Ve o gün, &ouml;yle yüzler de vard&#305;r ki üzerini toz bürümü&#351;tür.
80|41|Bir karart&#305; sar&#305;p-kaplam&#305;&#351;t&#305;r.
80|42|&#304;&#351;te onlar da, kafir, facir olanlard&#305;r.
81|1|Güne&#351;, k&ouml;reltildi&#287;i zaman,
81|2|Y&#305;ld&#305;zlar, bulan&#305;kla&#351;&#305;p-d&ouml;küldü&#287;ü zaman,
81|3|Da&#287;lar, yürütüldü&#287;ü zaman,
81|4|Gebe develer, kendi ba&#351;&#305;na terk edildi&#287;i zaman,
81|5|Vah&#351;i-hayvanlar, topland&#305;&#287;&#305; zaman,
81|6|Denizler, tutu&#351;turuldu&#287;u zaman,
81|7|Nefisler, birle&#351;ti&#287;i zaman,
81|8|Ve 'diri diri topra&#287;a g&ouml;mülen k&#305;zca&#287;&#305;za' soruldu&#287;u zaman:
81|9|"Hangi suçtan dolay&#305; &ouml;ldürüldü?"
81|10|Sahifeler (amel defterleri) aç&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
81|11|G&ouml;k, s&#305;yr&#305;l&#305;p-yüzüldü&#287;ü zaman
81|12|Cehennem ate&#351;i ç&#305;lg&#305;nca k&#305;z&#305;&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
81|13|Cennet de yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
81|14|(Art&#305;k her) Nefis, neyi haz&#305;rlad&#305;&#287;&#305;n&#305; bilip-&ouml;&#287;renmi&#351;tir.
81|15|Art&#305;k hay&#305;r; yemin ederim (gündüz) sinip (gece) d&ouml;nen (gezegen)lere,
81|16|Bir ak&#305;&#351; içinde yerini alanlara;
81|17|Kararmaya ilk ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; zaman, geceye andolsun,
81|18|Ve nefes almaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; zaman, sabaha;
81|19|&#350;üphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdi&#287;i) s&ouml;züdür;
81|20|(Bu elçi,) Bir güç sahibidir, ar&#351;&#305;n sahibi Kat&#305;nda &#351;ereflidir.
81|21|Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir.
81|22|Sizin sahibiniz bir deli de&#287;ildir.
81|23|Andolsun o (peygamber), onu apaç&#305;k bir ufukta g&ouml;rmü&#351;tür.
81|24|O, gayb (haberlerin)e kar&#351;&#305; (s&ouml;ylediklerinden dolay&#305;) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup k&#305;skançl&#305;k yapmaz.)
81|25|O (Kur'an) da kovulmu&#351; &#351;eytan&#305;n s&ouml;zü de&#287;ildir.
81|26|&#350;u halde, siz nereye kaç&#305;p-gidiyorsunuz?
81|27|O (Kur'an), alemler için yaln&#305;zca bir zikirdir;
81|28|Sizden dosdo&#287;ru bir y&ouml;n (istikamet) tutturmak dileyenler için.
81|29|Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
82|1|G&ouml;k, çatlay&#305;p-yar&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
82|2|Y&#305;ld&#305;zlar, da&#287;&#305;l&#305;p-yay&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
82|3|Denizler, f&#305;&#351;k&#305;rt&#305;l&#305;p-ta&#351;&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman,
82|4|Ve kabirlerin içi 'de&#351;ilip d&#305;&#351;a at&#305;ld&#305;&#287;&#305;' zaman;
82|5|(Art&#305;k her) Nefis &ouml;nceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-&ouml;&#287;renmi&#351;tir.
82|6|Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine kar&#351;&#305; seni aldat&#305;p-yan&#305;ltan nedir?
82|7|Ki O, seni yaratt&#305;, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere k&#305;ld&#305;.
82|8|Diledi&#287;i bir surette seni tertib etti.
82|9|Asla, hay&#305;r; siz dini yalanl&#305;yorsunuz;
82|10|Oysa gerçekten sizin üzerinizde koruyucular var,
82|11|'&#350;erefli-üstün' yaz&#305;c&#305;lar.
82|12|Her yapmakta oldu&#287;unuzu bilirler.
82|13|&#350;üphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donat&#305;lm&#305;&#351; cennetler) içindedirler.
82|14|Ve &#351;üphesiz facir (k&ouml;tü) olanlar da, elbette ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;in içindedirler.
82|15|Onlar, din günü oraya yollan&#305;rlar.
82|16|Ve ondan ayr&#305;l&#305;p-kaybolacak de&#287;ildirler.
82|17|Din gününü sana bildiren &#351;ey nedir?
82|18|Ve yine din gününü sana bildiren &#351;ey nedir?
82|19|Hiçbir nefsin bir ba&#351;ka nefse herhangi bir &#351;eye güç yetiremeyece&#287;i gündür; o gün emir yaln&#305;zca Allah'&#305;nd&#305;r.
83|1|Eksik &ouml;lçüp tartanlar&#305;n vay haline,
83|2|Ki onlar, insanlardan &ouml;lçerek ald&#305;klar&#305;nda noksans&#305;z al&#305;rlar.
83|3|Kendileri onlara &ouml;lçtüklerinde veya tartt&#305;klar&#305;nda eksiltirler.
83|4|Yoksa onlar, diriltileceklerini sanm&#305;yor mu?
83|5|Büyük bir günde.
83|6|&#304;nsanlar&#305;n, alemlerin Rabbi için kalkaca&#287;&#305; günde.
83|7|Hay&#305;r; facir olanlar&#305;n kitab&#305; &#351;üphesiz "Siccîn" dedir.
83|8|"Siccîn"in ne oldu&#287;unu sana &ouml;&#287;reten nedir?
83|9|Yaz&#305;l&#305; bir kitapt&#305;r.
83|10|O gün, yalanlayanlar&#305;n vay haline.
83|11|Ki onlar, din gününü yalanl&#305;yorlar.
83|12|Oysa onu, 's&#305;n&#305;r tan&#305;maz, sald&#305;rgan', günahkar olandan ba&#351;kas&#305; yalanlamaz.
83|13|Ona ayetlerimiz okundu&#287;u zaman: "Geçmi&#351;lerin masallar&#305;d&#305;r" dedi.
83|14|Asla, hay&#305;r; onlar&#305;n kazand&#305;klar&#305;, kalpleri üzerinde pas tutmu&#351;tur.
83|15|Hay&#305;r; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmu&#351;lard&#305;r.
83|16|Sonra onlar, ku&#351;kusuz cehenneme yollanacaklard&#305;r.
83|17|Sonra onlara: "&#304;&#351;te sizin yalanlad&#305;&#287;&#305;n&#305;z (&#351;ey) budur" denir.
83|18|Hay&#305;r; ebrar olanlar&#305;n kitab&#305;, "&#304;lliyîn"dedir.
83|19|"&#304;lliyîn"in ne oldu&#287;unu sana &ouml;&#287;reten nedir?
83|20|Yaz&#305;l&#305; bir kitapt&#305;r.
83|21|Ona yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; (mukarreb) olanlar &#351;ahid olurlar.
83|22|Gerçek &#351;u ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.
83|23|Tahtlar üzerinde bak&#305;p-seyretmektedirler.
83|24|Nimetin par&#305;lt&#305;l&#305;-sevincini sen onlar&#305;n yüzlerinde tan&#305;rs&#305;n.
83|25|Onlara mühürlü, kat&#305;ks&#305;z bir &#351;araptan içirilir.
83|26|Ki onun sonu misktir. &#350;u halde yar&#305;&#351;mak isteyenler, bunun için yar&#305;&#351;s&#305;nlar.
83|27|Onun kar&#305;&#351;&#305;m&#305; "tesnim"dendir.
83|28|Bir kaynak ki, yak&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lm&#305;&#351; (mukarreb) olanlar ondan içer.
83|29|Do&#287;rusu, 'suç ve günah i&#351;leyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.
83|30|Yanlar&#305;na vard&#305;klar&#305; zaman, birbirlerine ka&#351;-g&ouml;z ederlerdi.
83|31|Kendi yak&#305;nlar&#305;na d&ouml;ndükleri zaman ne&#351;eyle d&ouml;nerlerdi.
83|32|Onlar&#305; g&ouml;rdükleri zaman ise: "Bunlar elbette &#351;a&#351;k&#305;n-sap&#305;klard&#305;r" derlerdi.
83|33|Oysa kendileri onlar&#305;n üzerine g&ouml;zcü olarak g&ouml;nderilmemi&#351;lerdi.
83|34|Art&#305;k bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.
83|35|Tahtlar üzerinde bak&#305;p-seyretmek suretiyle.
83|36|Nas&#305;l, kafir olanlar, i&#351;lediklerinin 'feci kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rdüler mi?'
84|1|G&ouml;k, yar&#305;l&#305;p-parçaland&#305;&#287;&#305;,
84|2|Ve 'kendi yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;na uygun' Rabbine boyun e&#287;di&#287;i zaman;
84|3|Yer, düzlendi&#287;i,
84|4|&#304;çinde olanlar&#305; d&#305;&#351;a at&#305;p bo&#351;ald&#305;&#287;&#305;,
84|5|Ve 'kendi yarat&#305;l&#305;&#351;&#305;na uygun Rabbine boyun e&#287;di&#287;i zaman.
84|6|Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaks&#305;z&#305;n Rabbine do&#287;ru bir çaba harcay&#305;p durmaktas&#305;n; sonunda O'na varacaks&#305;n.
84|7|Art&#305;k kimin kitab&#305; sa&#287; yan&#305;ndan verilirse,
84|8|O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,
84|9|Ve kendi yak&#305;nlar&#305;na sevinç içinde d&ouml;nmü&#351; olacakt&#305;r.
84|10|Kimin de kitab&#305; ard&#305;ndan verilirse,
84|11|O da, helak (yok olmay)&#305; ça&#287;&#305;racak,
84|12|ا&#305;lg&#305;n alevli ate&#351;e girecek.
84|13|اünkü o, (dünyada) kendi yak&#305;nlar&#305; aras&#305;nda sevinçliydi.
84|14|Do&#287;rusu o, (Rabbine) bir daha d&ouml;nmeyece&#287;ini sanm&#305;&#351;t&#305;.
84|15|Hay&#305;r; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi g&ouml;rendi.
84|16|Yoo, &#351;afak-vaktine yemin ederim,
84|17|Geceye ve toplay&#305;p-ta&#351;&#305;d&#305;&#287;&#305; &#351;eylere,
84|18|Ond&ouml;rdüne girdi&#287;i zaman aya;
84|19|Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.
84|20|&#350;u halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?
84|21|Kendilerine Kur'an okundu&#287;unda secde etmiyorlar.
84|22|Tersine, o nank&ouml;rler, yalanl&#305;yorlar.
84|23|Oysa Allah, onlar&#305;n içlerinde saklad&#305;klar&#305;n&#305; daha iyi bilendir.
84|24|Bu durumda sen, onlara ac&#305; bir azap ile müjde ver.
84|25|Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar ba&#351;ka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vard&#305;r.
85|1|Burçlar&#305; olan g&ouml;&#287;e andolsun,
85|2|O vadedilen güne,
85|3|&#350;ahid olana (g&ouml;rene) ve &#351;ahit olunana (g&ouml;rülene).
85|4|Kahrolsun Ashab-&#305; Uhdud
85|5|'Tutu&#351;turucu-yak&#305;t dolu o ate&#351;,'
85|6|Hani kendileri (ate&#351; hende&#287;inin) çevresinde oturmu&#351;lard&#305;.
85|7|Ve mü'minlere yapt&#305;klar&#305;n&#305; seyrediyorlard&#305;.
85|8|Onlardan, yaln&#305;zca 'üstün ve güçlü olan,' &ouml;&#287;ülen Allah'a iman ettiklerinden dolay&#305; intikam al&#305;yorlard&#305;.
85|9|Ki O (Allah), g&ouml;klerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, her&#351;eyin üzerinde &#351;ahid oland&#305;r.
85|10|Gerçek &#351;u ki, mü'min erkeklerle mü'min kad&#305;nlara i&#351;kence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; i&#351;te onlar için, cehennem azab&#305; vard&#305;r ve yak&#305;c&#305; azap onlarad&#305;r.
85|11|&#350;üphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan cennetler vard&#305;r. &#304;&#351;te büyük 'kurtulu&#351; ve mutluluk' budur.
85|12|Do&#287;rusu, Rabbinin 'zorlu yakalay&#305;&#351;&#305;' &#351;iddetlidir.
85|13|اünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) d&ouml;ndürecek oland&#305;r.
85|14|O, çok ba&#287;&#305;&#351;layand&#305;r, çok sevendir.
85|15|Ar&#351;&#305;n sahibidir; Mecid (pek Yüce)dir.
85|16|Her diledi&#287;ini yap&#305;p-gerçekle&#351;tirendir.
85|17|Ordular&#305;n haberi sana geldi mi?
85|18|Firavun ve Semud (ordular&#305;n&#305;n)?
85|19|Hay&#305;r; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.
85|20|Allah ise, onlar&#305; arkalar&#305;ndan sar&#305;p-ku&#351;atm&#305;&#351;t&#305;r.
85|21|Hay&#305;r; o (Kitap), '&#351;erefli-üstün' olan bir Kur'an'd&#305;r;
85|22|Levh-i Mahfuz'dad&#305;r.
86|1|G&ouml;&#287;e ve Tar&#305;k'a andolsun,
86|2|Tar&#305;k'&#305;n ne oldu&#287;unu sana bildiren nedir?
86|3|(Karanl&#305;&#287;&#305;) Delen y&#305;ld&#305;zd&#305;r.
86|4|ـzerinde g&ouml;zetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur.
86|5|&#304;nsan bir baks&#305;n, hangi &#351;eyden yarat&#305;ld&#305;?
86|6|D&ouml;külüp at&#305;lan bir sudan yarat&#305;ld&#305;.
86|7|(Bu su,) Bel kemi&#287;i ile kaburgalar aras&#305;nda(ki organlar)dan ç&#305;kar.
86|8|&#350;üphesiz (Allah), onu yeniden-d&ouml;ndürmeye güç yetirendir.
86|9|S&#305;rlar&#305;n orta yere ç&#305;kar&#305;laca&#287;&#305; gün;
86|10|Art&#305;k onun ne gücü vard&#305;r, ne yard&#305;mc&#305;s&#305;.
86|11|D&ouml;nü&#351;lü olan g&ouml;&#287;e andolsun.
86|12|Yar&#305;lan yere de.
86|13|&#350;üphesiz o (Kur'an), ay&#305;rdeden bir s&ouml;zdür.
86|14|O, bir &#351;aka de&#287;ildir.
86|15|Do&#287;rusu onlar, hileli bir düzen planlay&#305;p kuruyorlar;
86|16|Ben de bir düzen kurup haz&#305;rl&#305;yorum.
86|17|Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tan&#305;.
87|1|Rabbinin Yüce ismini tesbih et,
87|2|Ki O, yaratt&#305;, 'bir düzen içinde biçim verdi',
87|3|Takdir etti, b&ouml;ylece yol g&ouml;sterdi,
87|4|'Yemye&#351;il-otla&#287;&#305;' ç&#305;kard&#305;.
87|5|Ard&#305;ndan onu kuru, kara bir duruma soktu.
87|6|Sana okutaca&#287;&#305;z, sen de unutmayacaks&#305;n.
87|7|Ancak Allah'&#305;n diledi&#287;i ba&#351;ka. اünkü O, aç&#305;kta olan&#305; da bilir, sakl&#305; duran&#305; da.
87|8|Ve seni kolay olan için ba&#351;ar&#305;l&#305; k&#305;laca&#287;&#305;z.
87|9|&#350;u halde, e&#287;er '&ouml;&#287;üt ve hat&#305;rlatma' bir yarar sa&#287;layacaksa, '&ouml;&#287;üt verip hat&#305;rlat.'
87|10|Allah'tan ‘&#304;çi titreyerek korkan’ &ouml;&#287;üt al&#305;r-dü&#351;ünür.
87|11|'Mutsuz-bedbaht' olan ondan kaç&#305;n&#305;r.
87|12|Ki o, en büyük ate&#351;e yollanacakt&#305;r.
87|13|Sonra onun içinde o, ne &ouml;lür, ne ya&#351;ar.
87|14|Do&#287;rusu, temizlenip ar&#305;nan felah bulmu&#351;tur;
87|15|Ve Rabbinin ismini zikredip namaz k&#305;lan.
87|16|Hay&#305;r siz, dünya hayat&#305;n&#305; seçip üstün tutuyorsunuz.
87|17|Ahiret ise daha hay&#305;rl&#305; ve daha süreklidir.
87|18|&#350;üphesiz bu, &ouml;nceki sahifelerde vard&#305;r;
87|19|&#304;brahim'in ve Musa'n&#305;n sahifelerinde.
88|1|(Her yan&#305; yayg&#305;n olarak ku&#351;atacak olan) K&#305;yametin haberi sana geldi mi?
88|2|O gün, &ouml;yle yüzler vard&#305;r ki, 'zillet içinde a&#351;a&#287;&#305;lanm&#305;&#351;t&#305;r.'
88|3|اal&#305;&#351;m&#305;&#351;, bo&#351;una yorulmu&#351;tur.
88|4|K&#305;zg&#305;n bir ate&#351;e yollan&#305;rlar.
88|5|Kaynar bir kaynaktan içirilirler.
88|6|Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden ba&#351;ka bir yiyecek yoktur.
88|7|Ne doyurup-semirtir, ne açl&#305;ktan korur.
88|8|O gün, &ouml;yle yüzler de vard&#305;r ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler.
88|9|Harcad&#305;&#287;&#305;-çabadan dolay&#305; ho&#351;nuttur.
88|10|Yüksek bir cennettedir.
88|11|Orda anlams&#305;z bir s&ouml;z i&#351;itmez.
88|12|Orda 'durmaks&#305;z&#305;n akan' bir kaynak vard&#305;r.
88|13|Orda 'yükseklerde kurulmu&#351;, tahtlar da vard&#305;r;
88|14|Konulmu&#351; (içecek dolu) kaplar,
88|15|Dizi dizi yast&#305;klar,
88|16|Ve serilmi&#351; yayg&#305;lar.
88|17|Bakm&#305;yorlar m&#305; o deveye; nas&#305;l yarat&#305;ld&#305;?
88|18|G&ouml;&#287;e, nas&#305;l yükseltildi?
88|19|Da&#287;lara; nas&#305;l oturtulup-kuruldu?
88|20|Yere; nas&#305;l yay&#305;l&#305;p-d&ouml;&#351;endi?
88|21|Art&#305;k sen, &ouml;&#287;üt verip-hat&#305;rlat. Sen, yaln&#305;zca bir &ouml;&#287;üt verici-bir hat&#305;rlat&#305;c&#305;s&#305;n.
88|22|Onlara 'zor ve bask&#305;' kullanacak de&#287;ilsin.
88|23|Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse
88|24|Allah, onu en büyük azap ile azapland&#305;r&#305;r.
88|25|&#350;üphesiz onlar&#305;n d&ouml;nü&#351;leri Bizedir.
88|26|Sonra onlar&#305; hesaba çekmek de elbette Bize aittir.
89|1|Fecre andolsun,
89|2|On geceye,
89|3|اifte ve tek'e,
89|4|Ak&#305;p-gitti&#287;i zaman geceye,
89|5|Bunlarda, ak&#305;l sahibi olan için bir yemin var, de&#287;il mi?
89|6|Rabbinin Ad (kavmin)e ne yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rmedin mi?
89|7|'Yüksek sütunlar' sahibi &#304;rem'e?
89|8|Ki &#351;ehirler içinde onun bir benzeri yarat&#305;lm&#305;&#351; de&#287;ildi.
89|9|Ve vadilerde kayalar&#305; oyup biçen Semud'a?
89|10|Ve kaz&#305;klar (ehramlar) sahibi Firavun'a?
89|11|Ki onlar, &#351;ehirlerde azg&#305;nla&#351;m&#305;&#351;lard&#305;.
89|12|B&ouml;ylece oralarda fesad&#305; yayg&#305;nla&#351;t&#305;rm&#305;&#351;-artt&#305;rm&#305;&#351;lard&#305;.'
89|13|Bundan dolay&#305;, Rabbin, onlar&#305;n üzerine bir azap kamç&#305;s&#305; çarp&#305;verdi.
89|14|اünkü senin Rabbin, gerçekten g&ouml;zetleme yerindedir.
89|15|Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der.
89|16|Ama ne zaman onu deneyerek, r&#305;zk&#305;n&#305; k&#305;ssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der.
89|17|Hay&#305;r; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
89|18|Yoksula yedirmek için birbirinizi te&#351;vik etmiyorsunuz.
89|19|Miras&#305;, s&#305;n&#305;r tan&#305;maz (helal, haram ald&#305;rmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
89|20|Mal&#305; 'bir y&#305;&#287;ma tutkusu ve h&#305;rs&#305;yla' seviyorsunuz.
89|21|Hay&#305;r; yer, parça parça y&#305;k&#305;l&#305;p darmada&#287;&#305;n oldu&#287;u,
89|22|Rabbin(in buyru&#287;u) geldi&#287;i ve melekler dizi dizi durdu&#287;u zaman;
89|23|O gün, cehennem de getirilmi&#351;tir. &#304;nsan o gün dü&#351;ünüp-hat&#305;rlar, ancak (bu) hat&#305;rlamadan ona ne fayda?
89|24|Der ki: "Ke&#351;ke hayat&#305;m için, (&ouml;nceden bir &#351;eyler) takdim edebilseydim."
89|25|Art&#305;k o gün hiç kimse (Allah'&#305;n) verece&#287;i azap gibi azapland&#305;ramaz.
89|26|Onun vuraca&#287;&#305; ba&#287;&#305; hiç kimse vuramaz.
89|27|Ey mutmain (tatmin bulmu&#351;) nefis,
89|28|Rabbine, ho&#351;nut edici ve ho&#351;nut edilmi&#351; olarak d&ouml;n.
89|29|Art&#305;k kullar&#305;m&#305;n aras&#305;na gir.
89|30|Cennetime gir.
90|1|Hay&#305;r; bu &#351;ehre yemin ederim,
90|2|Ki sen, bu &#351;ehirde oturmakta iken,
90|3|Babaya ve do&#287;an-çocu&#287;a da.
90|4|Andolsun, Biz insan&#305; bir zorluk içinde yaratt&#305;k.
90|5|O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyece&#287;ini mi san&#305;yor?
90|6|O: "Y&#305;&#287;&#305;nla mal tüketip-yok ettim" diyor.
90|7|Kendisini hiç kimsenin g&ouml;rmedi&#287;ini mi san&#305;yor?
90|8|Biz ona iki g&ouml;z vermedik mi?
90|9|Bir dil ve iki dudak?
90|10|Biz ona 'iki yol-iki amaç' g&ouml;sterdik.
90|11|Ancak o, sarp yoku&#351;a g&ouml;&#287;üs germedi.
90|12|Sarp yoku&#351;un ne oldu&#287;unu sana &ouml;&#287;reten nedir?
90|13|Bir boynu ç&ouml;zmek (bir k&ouml;leye &ouml;zgürlük vermek)tir;
90|14|Ya da açl&#305;k gününde doyurmakt&#305;r,
90|15|Yak&#305;n olan bir yetimi,
90|16|Veya sürünen bir yoksulu.
90|17|Sonra iman edenlerden, sabr&#305; birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.
90|18|&#304;&#351;te bunlar, sa&#287; yan&#305;n adamlar&#305;d&#305;r (Ashab-&#305; Meymene).
90|19|Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yan&#305;n adamlar&#305;d&#305;r (Ashab-&#305; Me&#351;'eme).
90|20|"Kap&#305;lar&#305; kilitlenmi&#351;" bir ate&#351; onlar&#305;n üzerinedir.
91|1|Güne&#351;'e ve onun par&#305;lt&#305;s&#305;na andolsun,
91|2|Onu izledi&#287;i zaman Ay'a,
91|3|Onu (Güne&#351;) par&#305;ldatt&#305;&#287;&#305; zaman gündüze,
91|4|Onu sar&#305;p-&ouml;rttü&#287;ü zaman geceye,
91|5|G&ouml;&#287;e ve onu bina edene,
91|6|Yere ve onu yay&#305;p d&ouml;&#351;eyene,
91|7|Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
91|8|Sonra ona fücurunu (s&#305;n&#305;r tan&#305;maz günah ve k&ouml;tülü&#287;ünü) ve ondan sak&#305;nmay&#305; ilham edene (andolsun).
91|9|Onu ar&#305;nd&#305;r&#305;p-temizleyen gerçekten felah bulmu&#351;tur.
91|10|Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) &ouml;rtüp-saran da elbette y&#305;k&#305;ma u&#287;ram&#305;&#351;t&#305;r.
91|11|Semud (halk&#305;) azg&#305;nl&#305;&#287;&#305; dolay&#305;s&#305;yla yalanlad&#305;;
91|12|En 'zorlu bedbahtlar&#305;' ayakland&#305;&#287;&#305;nda,
91|13|Allah'&#305;n elçisi onlara dedi ki: "Allah'&#305;n (deneme için size g&ouml;nderdi&#287;i) devesine ve onun su içme-s&#305;ras&#305;na dikkat edin."
91|14|Fakat, onu yalanlad&#305;lar, deveyi yere y&#305;k&#305;p &ouml;ldürdüler. Rableri de günahlar&#305; dolay&#305;s&#305;yla 'onlar&#305; yerle bir etti, k&#305;r&#305;p geçirdi'; oras&#305;n&#305; da dümdüz etti.
91|15|(Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz.
92|1|Sar&#305;p-&ouml;rttü&#287;ü zaman geceye andolsun,
92|2|Par&#305;lday&#305;p-ayd&#305;nland&#305;&#287;&#305; zaman gündüze,
92|3|Erke&#287;i ve di&#351;iyi yaratana;
92|4|Gerçekten sizin çabalar&#305;n&#305;z (çeli&#351;kili, parça parça) darmada&#287;&#305;n&#305;kt&#305;r.
92|5|Fakat kim verir ve korkup-sak&#305;n&#305;rsa,
92|6|Ve en güzel olan&#305; do&#287;rularsa,
92|7|Biz de onu kolay olan için ba&#351;ar&#305;l&#305; k&#305;laca&#287;&#305;z.
92|8|Kim de cimrilik eder, kendini müsta&#287;ni g&ouml;rürse,
92|9|Ve en güzel olan&#305; yalan sayarsa,
92|10|Biz de ona en zorlu olan&#305; (azaba u&#287;ramas&#305;n&#305;) kolayla&#351;t&#305;raca&#287;&#305;z.
92|11|Tereddi edece&#287;i (ba&#351;a&#351;a&#287;&#305; dü&#351;ü&#351;e u&#287;rayaca&#287;&#305;) zaman, mal&#305; ona hiç yarar sa&#287;lamaz.
92|12|&#350;üphesiz, Bize ait olan, yol g&ouml;stermektir.
92|13|Gerçekten, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Bizimdir.
92|14|Art&#305;k sizi, 'alevleri kabard&#305;kça kabaran' bir ate&#351;le uyard&#305;m.
92|15|Ona, ancak en bedbaht olandan ba&#351;kas&#305; yollanmaz;
92|16|Ki o, yalanlam&#305;&#351; ve yüz çevirmi&#351;ti.
92|17|Sak&#305;nan ise, ondan uzak tutulacakt&#305;r.
92|18|Ki o, mal&#305;n&#305; vererek temizlenip-ar&#305;n&#305;r.
92|19|Onun yan&#305;nda hiç kimsenin kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305; verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.
92|20|Ancak Yüce Rabbinin r&#305;zas&#305;n&#305; aramak için (verir).
92|21|Muhakkak kendisi de ileride raz&#305; olacakt&#305;r.
93|1|Ku&#351;luk vaktine andolsun,
93|2|'Karanl&#305;&#287;&#305; iyice ç&ouml;ktü&#287;ü' zaman geceye,
93|3|Rabbin seni terk etmedi ve dar&#305;lmad&#305;.
93|4|&#350;üphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
93|5|Elbette Rabbin sana verecek, b&ouml;ylece sen ho&#351;nut kalacaks&#305;n.
93|6|Bir yetim iken, seni bulup da bar&#305;nd&#305;rmad&#305; m&#305;?
93|7|Ve seni yol bilmez iken, 'do&#287;ru yola y&ouml;neltip iletmedi mi?
93|8|Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?
93|9|ضyleyse, sak&#305;n yetimi üzüp-kahretme.
93|10|&#304;steyip-dileneni azarlay&#305;p-ç&#305;k&#305;&#351;ma.
93|11|Rabbinin nimetini durmaks&#305;z&#305;n anlat.
94|1|Biz, senin g&ouml;&#287;sünü yar&#305;p-geni&#351;letmedik mi?
94|2|Ve yükünü indirip-atmad&#305;k m&#305;?
94|3|Ki o, senin belini bükmü&#351;tü;
94|4|Senin zikrini (&#351;an&#305;n&#305;) yüceltmedik mi?
94|5|Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolayl&#305;k vard&#305;r.
94|6|Gerçekten güçlükle beraber kolayl&#305;k vard&#305;r.
94|7|&#350;u halde bo&#351; kald&#305;&#287;&#305;n zaman, durmaks&#305;z&#305;n (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
94|8|Ve yaln&#305;zca Rabbine ra&#287;bet et.
95|1|&#304;ncire ve zeytine andolsun,
95|2|Sina da&#287;&#305;na,
95|3|Ve &#351;u emin beldeye (güvenilir &#351;ehre).
95|4|Do&#287;rusu, Biz insan&#305; en güzel bir biçimde yaratt&#305;k.
95|5|Sonra a&#351;a&#287;&#305;lar&#305;n a&#351;a&#287;&#305;s&#305;na çevirdik.
95|6|Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar ba&#351;ka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir vard&#305;r.
95|7|ضyleyse bundan sonra, hangi &#351;ey sana dini yalanlatabilir?
95|8|Allah hükmedenlerin hakimi de&#287;il midir?
96|1|Yaratan Rabbin ad&#305;yla oku.
96|2|O, insan&#305; bir alak'tan yaratt&#305;.
96|3|Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;
96|4|Ki O, kalemle (yazmay&#305;) &ouml;&#287;retendir.
96|5|&#304;nsana bilmedi&#287;ini &ouml;&#287;retti.
96|6|Hay&#305;r; gerçekten insan, azar.
96|7|Kendini müsta&#287;ni g&ouml;rdü&#287;ünden.
96|8|&#350;üphesiz, d&ouml;nü&#351; yaln&#305;zca Rabbinedir.
96|9|Engellemekte olan&#305; g&ouml;rdün mü?
96|10|Namaz k&#305;ld&#305;&#287;&#305; zaman bir kulu.
96|11|G&ouml;rdün mü? Ya o (kul) do&#287;ru yol üzerinde ise,
96|12|Ya da takvay&#305; emrettiyse.
96|13|G&ouml;rdün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanl&#305;yor ve yüz çeviriyor ise.
96|14|O, Allah'&#305;n g&ouml;rdü&#287;ünü bilmiyor mu?
96|15|Hay&#305;r; e&#287;er o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyece&#287;iz;
96|16|O yalanc&#305;, günahkar olan aln&#305;ndan.
96|17|O zaman da meclisini (yak&#305;n çevresini ve yanda&#351;lar&#305;n&#305;) ça&#287;&#305;rs&#305;n.
96|18|Biz de zebanileri ça&#287;&#305;raca&#287;&#305;z.
96|19|Hay&#305;r; ona boyun e&#287;me (Rabbine) Secde et ve yak&#305;nla&#351;.
97|1|Gerçek &#351;u ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.
97|2|Kadir gecesinin ne oldu&#287;unu sana bildiren nedir?
97|3|Kadir gecesi, bin aydan daha hay&#305;rl&#305;d&#305;r.
97|4|Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir i&#351; için inerler.
97|5|Fecrin ç&#305;k&#305;&#351;&#305;na kadar bir esenliktir (selamd&#305;r) o.
98|1|Kitap Ehlinden ve mü&#351;riklerden inkar edenler, kendilerine apaç&#305;k bir delil gelinceye kadar, (bulunduklar&#305; durumdan) kopup-ayr&#305;lacak de&#287;illerdi.
98|2|(O delil de) Allah'tan g&ouml;nderilmi&#351;-bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktad&#305;r;
98|3|Onlar&#305;n içinde dosdo&#287;ru 'yaz&#305;l&#305;-hükümler' vard&#305;r.
98|4|Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaç&#305;k belgeler geldikten sonra f&#305;rkalara ayr&#305;ld&#305;lar.
98|5|Oysa onlar, dini yaln&#305;zca O'na halis k&#305;lan hanifler (Allah'&#305; birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namaz&#305; dosdo&#287;ru k&#305;lmak ve zekat&#305; vermekten ba&#351;kas&#305;yla emrolunmad&#305;lar. &#304;&#351;te en do&#287;ru (dimdik ve sapasa&#287;lam) din budur.
98|6|&#350;üphesiz, Kitap Ehlinden ve mü&#351;riklerden inkar edenler, içinde sürekli kal&#305;c&#305;lar olmak üzere cehennem ate&#351;indedirler. &#304;&#351;te onlar, yarat&#305;lm&#305;&#351;lar&#305;n en k&ouml;tüleridir.
98|7|&#304;man edip salih amellerde bulunanlar ise; i&#351;te onlar da, yarat&#305;lm&#305;&#351;lar&#305;n en hay&#305;rl&#305;lar&#305;d&#305;r.
98|8|Rableri Kat&#305;nda onlar&#305;n &ouml;dülleri, içinde ebedi kal&#305;c&#305;lar olmak üzere alt&#305;ndan &#305;rmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan raz&#305; olmu&#351;tur, kendileri de O'ndan raz&#305; (ho&#351;nut, memnun) kalm&#305;&#351;lard&#305;r. &#304;&#351;te bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir.
99|1|Yer, o &#351;iddetli sars&#305;nt&#305;s&#305;yla sars&#305;ld&#305;&#287;&#305;,
99|2|Yer, a&#287;&#305;rl&#305;klar&#305;n&#305; d&#305;&#351;a at&#305;p-ç&#305;kard&#305;&#287;&#305;,
99|3|Ve insan: "Buna ne oluyor?" dedi&#287;i zaman;
99|4|O gün (yer), haberlerini anlatacakt&#305;r.
99|5|اünkü senin Rabbin, ona vahyetmi&#351;tir.
99|6|O gün insanlar, amelleri kendilerine g&ouml;sterilsin diye, b&ouml;lük b&ouml;lük f&#305;rlay&#305;p-ç&#305;karlar.
99|7|Art&#305;k kim zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nca hay&#305;r i&#351;lerse, onu g&ouml;rür.
99|8|Art&#305;k kim zerre a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;nca bir &#351;er (k&ouml;tülük) i&#351;lerse, onu g&ouml;rür.
100|1|Soluk solu&#287;a ko&#351;an (at)lara andolsun,
100|2|(T&#305;rnaklar&#305;yla) Ate&#351; saçanlara,
100|3|Sabah vakti bask&#305;n yapanlara.
100|4|Derken, orada tozu dumana katanlara,
100|5|Bununla bir (dü&#351;man) toplulu&#287;un orta yerine kadar dalanlara.
100|6|Gerçekten insan, Rabbine kar&#351;&#305; nank&ouml;rdür.
100|7|Ve gerçekten, kendisi buna &#351;ahiddir.
100|8|Muhakkak o, mal sevgisinden dolay&#305; (bencil ve cimri tutumundan) çok kat&#305;d&#305;r.
100|9|Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanlar&#305;n 'de&#351;ilip d&#305;&#351;a at&#305;ld&#305;&#287;&#305;,'
100|10|G&ouml;&#287;üslerde olanlar&#305;n derlenip-dev&#351;irildi&#287;i zaman&#305;?
100|11|&#350;üphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdard&#305;r.
101|1|Kaari’a...
101|2|Nedir kaari’a?
101|3|Sana o kaaria’y&#305; bildiren nedir?
101|4|&#304;nsanlar&#305;n, 'her yana da&#287;&#305;lm&#305;&#351;' pervaneler gibi olacaklar&#305; gün,
101|5|Ve da&#287;lar&#305;n 'etrafa saç&#305;lm&#305;&#351;' renkli yünler gibi olacaklar&#305; (gün),
101|6|&#304;&#351;te, kimin tart&#305;lar&#305; a&#287;&#305;r basarsa,
101|7|Art&#305;k o, ho&#351;nut olunan bir hayat içindedir.
101|8|Kimin tart&#305;lar&#305; hafif kal&#305;rsa,
101|9|Art&#305;k onun da anas&#305; (son dura&#287;&#305;) "haviye"dir (uçurum).
101|10|Onun ne oldu&#287;unu (mahiyetini) sana bildiren nedir?
101|11|O, k&#305;zg&#305;n bir ate&#351;tir.
102|1|(Mal, mülk ve servette) اoklukla &ouml;vünmek, sizi 'tutkuyla oyalay&#305;p, kendinizden geçirdi.'
102|2|"ضyle ki (bu,) mezar&#305; ziyaretinize (kabre gidi&#351;inize, &ouml;lümünüze) kadar sürdü."
102|3|Hay&#305;r; ileride bileceksiniz.
102|4|Yine hay&#305;r; ileride bileceksiniz.
102|5|Hay&#305;r; e&#287;er siz kesin bir bilgiyle bilmi&#351; olsayd&#305;n&#305;z,
102|6|Andolsun, o ç&#305;lg&#305;nca yanan ate&#351;i de elbette g&ouml;recektiniz.
102|7|Sonra onu, gerçekten yakîn g&ouml;züyle (Ayne'l Yakîn) g&ouml;rmü&#351; olacaks&#305;n&#305;z.
102|8|Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.
103|1|Asra andolsun;
103|2|Gerçekten insan, ziyandad&#305;r.
103|3|Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakk&#305; tavsiye edenler ve birbirlerine sabr&#305; tavsiye edenler ba&#351;ka.
104|1|Arkadan çeki&#351;tirip duran, ka&#351; g&ouml;z hareketleriyle alay eden her ki&#351;inin vay haline;
104|2|Ki o, mal y&#305;&#287;&#305;p biriktiren ve onu sayd&#305;kça sayand&#305;r.
104|3|Gerçekten mal&#305;n&#305;n kendisini ebedi k&#305;laca&#287;&#305;n&#305; san&#305;yor.
104|4|Hay&#305;r; andolsun o, 'hutame'ye at&#305;lacakt&#305;r.
104|5|"Hutame"nin ne oldu&#287;unu sana bildiren nedir?
104|6|Allah'&#305;n tutu&#351;turulmu&#351; ate&#351;idir.
104|7|Ki o, yüreklerin üstüne t&#305;rman&#305;p ç&#305;kar.
104|8|O, onlar&#305;n üzerine kilitlenecektir;
104|9|(Kendileri de) Dikilip-yükseltilmi&#351; sütunlarda (ba&#287;lanacaklard&#305;r).
105|1|Rabbinin fil sahiplerine neler yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; g&ouml;rmedin mi?
105|2|Onlar&#305;n 'tasarlad&#305;klar&#305; planlar&#305;n&#305;' bo&#351;a ç&#305;karmad&#305; m&#305;?
105|3|Onlar&#305;n üzerine ebabil (sürü sürü) ku&#351;lar&#305;n&#305; g&ouml;nderdi.
105|4|Onlara 'pi&#351;irilip-sertle&#351;tirilmi&#351; balç&#305;k ta&#351;lar&#305;' at&#305;yorlard&#305;.
105|5|Sonunda onlar&#305;, yenik ekin yapra&#287;&#305; gibi k&#305;ld&#305;.
106|1|(Hiç de&#287;ilse kendilerini) Kurey&#351;’i ‘bir araya getirip anla&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305;’
106|2|Yaz ve k&#305;&#351; yolculu&#287;unda onlar&#305; (güvenli&#287;e kavu&#351;turdu&#287;u ya da ba&#351;kalar&#305;yla) &#305;s&#305;nd&#305;r&#305;p yak&#305;nla&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; için,
106|3|&#350;u Ev (Ka’be’n)in Rabbine kulluk etsinler;
106|4|Ki O, kendilerini açl&#305;ktan (kurtar&#305;p) doyuran ve korkudan güvenli&#287;e kavu&#351;turand&#305;r.
107|1|Dini yalanlayan&#305; g&ouml;rdün mü?
107|2|&#304;&#351;te yetimi itip-kakan;
107|3|Yoksulu doyurmay&#305; te&#351;vik etmeyen odur.
107|4|&#304;&#351;te (&#351;u) namaz k&#305;lanlar&#305;n vay haline,
107|5|Ki onlar, namazlar&#305;nda yan&#305;lg&#305;dad&#305;rlar,
107|6|Onlar g&ouml;steri&#351; yapmaktad&#305;rlar
107|7|Ve ‘ufac&#305;k bir yard&#305;m&#305; (veya zekat&#305;) da engellemektedirler.
108|1|&#350;üphesiz, Biz sana Kevser'i verdik.
108|2|&#350;u halde Rabbin için namaz k&#305;l ve kurban kes.
108|3|Do&#287;rusu, as&#305;l ebter (soyu kesik) olan sana kin duyand&#305;r.
109|1|De ki: "Ey kafirler."
109|2|"Ben sizin tapt&#305;klar&#305;n&#305;za tapmam."
109|3|"Benim tapt&#305;&#287;&#305;ma siz tapacak de&#287;ilsiniz."
109|4|"Ben de sizin tapt&#305;klar&#305;n&#305;za tapacak de&#287;ilim."
109|5|"Siz de benim tapt&#305;&#287;&#305;ma tapacak de&#287;ilsiniz."
109|6|"Sizin dininiz size, benim dinim bana."
110|1|Allah'&#305;n yard&#305;m&#305; ve fetih geldi&#287;i zaman,
110|2|Ve insanlar&#305;n Allah'&#305;n dinine dalga dalga girdiklerini g&ouml;rdü&#287;ünde,
110|3|Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan ma&#287;firet dile. اünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
111|1|Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya.
111|2|Mal&#305; ve kazand&#305;klar&#305; kendisine bir yarar sa&#287;lamad&#305;.
111|3|Alevi olan bir ate&#351;e girecektir.
111|4|E&#351;i de; odun hamal&#305; (ve)
111|5|Boynuna bükülmü&#351; bir ip (ba&#287;lanm&#305;&#351;) olarak.
112|1|De ki: O Allah, birdir.
112|2|Allah, Samed'dir (her&#351;ey O'na muhtaçt&#305;r, daimdir, hiçbir &#351;eye ihtiyac&#305; olmayand&#305;r).
112|3|O, do&#287;urmam&#305;&#351;t&#305;r ve do&#287;urulmam&#305;&#351;t&#305;r.
112|4|Ve hiçbir &#351;ey O'nun dengi de&#287;ildir.
113|1|De ki: Sabah&#305;n Rabbine s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m.
113|2|Yaratt&#305;&#287;&#305; &#351;eylerin &#351;errinden,
113|3|Karanl&#305;&#287;&#305; ç&ouml;ktü&#287;ü zaman gecenin &#351;errinden,
113|4|Dü&#287;ümlere üfüren-kad&#305;nlar&#305;n &#351;errinden,
113|5|Ve hased etti&#287;i zaman, hasetçinin &#351;errinden.
114|1|De ki: &#304;nsanlar&#305;n Rabbine s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m.
114|2|&#304;nsanlar&#305;n malikine,
114|3|&#304;nsanlar&#305;n (gerçek) &#304;lah&#305;na;
114|4|'Sinsice, kalplere vesvese ve &#351;üphe dü&#351;ürüp duran' vesvesecinin &#351;errinden.
114|5|Ki o, insanlar&#305;n g&ouml;&#287;üslerine vesvese verir (içlerine ku&#351;ku, kuruntu f&#305;s&#305;ldar);
114|6|Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a s&#305;&#287;&#305;n&#305;r&#305;m).
